Siyaset Forum - Siyasetin Kalbi
Haberler Dünyadan ve Ülkemizden son dakika haberler burada.



Cevapla
Stil
Seçenekler
 
Alt 04-15-2010, 05:36   #1
Kullanıcı Adı
unnamed
Standart
Konu öyle bir şekil almış ki, mesele Türk'lüğe ve Kürt'lüğe dönmüş. Bir insanın ırkı değil müslüman kimliği ortaya çıkmalıdır, konuya bu şekilde bakıldığı zaman, Allah korkusu olan hiç bir insan vatanına,askerine kurşun sıkmaz. Bazı arkadaşlarım ayrımcılık yapıyor denmiş, benmi çok geri kaldım diye düşünmekten kendimi alamıyorum, çevremde çok sayıda Kürt olan arkadaşım var, hiçbirimiz böyle bir sorun yaşamıyoruz. Bu sorunu arayan kişi kesinlikle kendi sorunludur, kendisini bastırmak için başkasında sorun arar. Bu tür ucuz muhalefetlere kulak kabartılmasın.

 

  Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 04-15-2010, 07:46   #2
Kullanıcı Adı
Ukbâ
Standart
TÜRK'ÜN YÜZ İFADESİ NELER SÖYLÜYOR?

Nihal Bengisu Karaca'nın saldırının ardından büyük bir siyasi olgunluk gösteren Ahmet Türk'le ilgili olarak yaptığı tespit, kavurucu bir gerçeğe karşılık geldi:

Yarılmış alnı ve kırılmış burnu ile gösterdiği olgunluk ise Kürtlerin bu topraklarda ne çok dayak yediğini, ne çok çeliklendiklerini gösterir gibiydi. O haliyle bile, "Bu tür ırkçılar her yerde, her beldede olabilir, bunu şehirle ilgili bir genellemeye dönüştürmeyelim" diyordu. Ahmet Türk, Samsunlunun onurunu korumaya çalışırken İsmail Çelik'in çalıştığı kahvehanenin sahibi Kazım Topaloğlu, İsmail Çelik ile "gurur duyduğunu" söylüyordu.

O'NU NEDEN HEDEF TAHTASI SEÇTİLER?

DTP eski liderinin hedef tahtasına oturtulmasının manidar olduğunun altını çizen Karaca, bu tezini şöyle gerçeklelendirdi:

Ahmet Türk, DTP ya da BDP ile Türkiye'nin geri kalanı arasında kurulabilecek potansiyel ortak dilin pozitif unsurları arasında yer alabilecek az sayıda Kürt siyasetçiden biri. Başına gelenler buna rağmen geliyor; belki tam da bu nedenle geliyor Bu türden provokatif saldırılar ya da nefret suçları, makul çizgiye yakın, iletişim potansiyeli yüksek olduğu için medyada sık görünen ve ismi kitleselleşen kişilere yönelir. Daha "barışçı", daha "uzlaşmacı" olmaları nedeniyle benzerlerinden ayrılır ve öne çıkarlar; sırt popüler olmaları dolayısıyla da şiddete meyyal ırkçıların görüş alanına girerek hedef tahtası haline gelirler.

HRANT DİNK NE İSE AHMET TÜRK DE O

Nihal Bengisu Karaca, bu toplumda 'köprü kurucu' olmanın ağır bedel ödemekten geçtiğini vurgulayarak yazısını şöyle noktaladı:

Hrant Dink'e de böyle olmuştu. O da bir "köprü kurucu" idi, öne çıktı, popüler hale geldikçe "temsil" kabiliyeti kazandı, sonuç malum.
O yüzden Emniyetin ve İçişleri Bakanlığının, Türk'ün korunmasını ciddiye alması gerekiyor. Çünkü "Türkiye'nin içinde bulunduğu konjonktürün Hrant Dink'i Ahmet Türk'tür.." Yaşanan saldırının tek hayırlı yanı, birerken uyarı sistemi işlevi görmüş olmasıdır. Umarız gerekli ders alınmıştır.

Nihal Bengisu Karaca
Ukbâ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-16-2010, 18:21   #3
Kullanıcı Adı
Ukbâ
Standart
Ahmet Türk'e Samsun'da atılan yumruk, dikkatlerimizi Emniyet içindeki Ergenekon yapılanmasına çevirmelidir.
Ergenekon dava sürecinde ortaya çıkan silahlar, eylem ve darbe planları ortada. Dokunulamayanlara dokunuluyor. Ama bir şey daha görüyoruz, devletin bütün kurumlarında, davanın seyrini etkilemek, bu demokrasi hamlesini boşa çıkarmak için büyük gayret ve direnç var. Sıra general ve amirallere gelince neler oldu, gördük...
Samsun'daki olaya dönelim. Cumhurbaşkanı Gül, "Samsun'da daha iyi tedbir alınması lazımdı." diyor. Başbakan Yardımcısı Arınç, "Büyük bir zafiyet var, bir ilkokul talebesi bile alınması gerekli tedbirleri bilirdi." diyor. İçişleri Bakanı Atalay, müsteşarın, Samsun Valiliği'ni ve emniyetini, üç gün önce ikaz ettiğini söylüyor. Buna rağmen, ekranlarda seyrettik, sanki polis, saldırganın yumruk atması için her türlü kolaylığı sağlamış... Bu adamlar, bu cesareti nereden alıyor? Hakkâri'deki olayı da unutmayalım. Türk'e atılan yumruğu protesto gösterisinde 5 polis, 14 yaşındaki çocuğu öldüresiye dövüyor, yerlerde sürüklüyor. O insanlık dışı sahneler, Türk-Kürt çatışması çıkarmak için değilse, ne içindir?
Ortada apaçık bir provokasyon ve buna zemin hazırlayan Emniyet mensupları var. Büyük bir tehlike ile karşı karşıyayız.
Bu durum, sadece Samsun'a ait olamaz. Bütün illerde ve ilçelerde bir anda düğmeye basılabilir. Toplumu dehşete düşürecek provokasyonlara zemin hazırlanabilir. Konu çok önemli. Hükümet, alınması gerekli en acil tedbirleri almak zorundadır.
Üst bürokraside, MİT'te ve Emniyet içinde, cuntacıların bağlantılarının, işbirlikçilerinin olmadığını kimse söyleyemez.
Önce geçmiş aylara ait kısa bir haber aktarayım: "Ergenekon operasyonu kapsamında tutuklanan, eski Özel Harekât Dairesi Başkan Vekili İbrahim Şahin ile emekli Albay Levent Göktaş'ın yollarının, Susurluk skandalında kesiştiği ortaya çıktı. Şahin ile Göktaş'ın, birlikte, İsrail'den satın alınan ve Susurluk skandalı tartışmalarının odak noktasında bulunan operasyon silahları için 1994 yılında iki kez bu ülkeye gittiği anlaşıldı." (Burada, İsrail-Türkiye ilişkilerini ve Mossad-Ergenekon irtibatlarını düşünmek gerekir. İtalya'da, Gladio yapılanmasının beyninin P-2 Mason locası olduğu gerçeğini de hatırlatayım...) İbrahim Şahin, verdiği ifadede, "Üç yüz tane etkili kişiyi (polisi) bana bulmam söylendi, ben güvenlik müsteşarı olduğumda onlarla birlikte çalışacaktım." demişti.
Yine halen Eskişehir emniyet müdürü olan Hanefi Avcı'nın, Ergenekon davasının üçüncü iddianamesinde, tanık sıfatıyla verdiği ifadede, "Emniyet, MİT ve Jandarma içinde 'PKK ile mücadele' adı altında üst düzey kamu görevlilerinin organize ettiği, kanunsuz 'mafyavari' bir yapılanma olduğunu" söylediğini hatırlayalım...
Ahmet Türk, demokratik protestoların dışına çıkılmaması tavsiyesi yaparak, sağduyu örneği verdi ve çok güzel söyledi: "Sadece Kürtler değil, Türk halkı da bu olayı yüreğinde ve beyninde mahkûm etti. Bir musibet, bazen çok daha hayırlı şeyler getiriyor." Kendisine büyük geçmiş olsun diyoruz. Bu milletin makul çoğunluğu, bütün samimiyetiyle, aramızdaki güzel kardeşliği sevgiye dönüştürecek duruşu önemsiyor. Sayın Türk'e atılan yumruk, milletimizin birlikte yaşama iradesine atılmıştır. Şimdi hepimizin uyanık, hassas ve temkinli olması gerekiyor. Ama Hürriyet gazetesinin ne yaptığını anlamakta zorlanıyoruz. Yılmaz Özdil, şunları yazabildi: "Bu ülkenin çocuklarına ateş edip öldürmek 'demokratik hak' kabul ediliyorsa, parti liderine girişmek niye 'ırkçılık' oluyor? Yumruğunu 'adaletin tokmağı' yerine koyup, Ahmet Türk'ün burnuna inen kişi, bu ülkede pek çok kişinin duygularına tercüman oldu..." Hürriyet daha önce de Ahmet Kaya'nın lincine önayak olup, "Vay şerefsiz" diye manşet atmıştı. Bu ne iş Sayın Berberoğlu?
Ukbâ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-16-2010, 19:14   #4
Kullanıcı Adı
.:Ay_Yıldız:.
Standart
Ahmet Türk'e atılan yumruğu doğru bulanlara soruyorum;

Bu yumrukla ülkeyi kurtardık mı?

Aksine terörün ekmeğine yağ sürülmüştür,Otobüslere bu bahane ile molotoflarla saldırılmıştır ve sokak terörü estirilmiştir.

Şunu unutmayınız ki; Terör şiddet ve kanla beslenir.

Konu .:Ay_Yıldız:. tarafından (04-16-2010 Saat 19:17 ) değiştirilmiştir..
.:Ay_Yıldız:. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-17-2010, 13:00   #5
Kullanıcı Adı
hipermuhafazakar
Standart
Türkiye ne zaman kritik bir süreçten geçse, içinde gizli terörist oligarşiklerin iktidarı gidiyor olsa hemen terör örgütleri sokaklara iniyordu..

İşte yakın tarihten bazıları;




İşte bitti şimdi bu öcalan yalanları..Gene Türkiye tarihi bir temizliğe millet egemenliğine gidecek yeni anayasa için uğraşıyor...oturup düşündüler nasıl terörü sokaklara dökeriz, asker - polis öldürürüz..bu ahmet t. gibi 'işimizi zorlaştıracak' ılımlı görünen bir zevata saldırı yaptırtalım gerisi kolay dediler ve yaptılar..olayın özeti budur !
hipermuhafazakar isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-18-2010, 00:35   #6
Kullanıcı Adı
AK-Şemşettin
Standart
aAhmet Kürde yumruk atılması ile askerin karşısına çıkan ve teslim olmayan teröriste ateş açması arasında fark yoktur bence...Çünkü biri dağdan Türkiyeyi silah yardımıyla bölmeye çabalıyor diğeri mecliste o silahlı örgütün silahıyla savunduğu değerleri dillendirerek ve kamuoyu oluşturarak halkı zihinlerinden vurarak cümleleriyle bölmeye çalışıyor...


Ak Parti politikalarını doğu güneydoğuda daha halkı kucaklayıcı ve koruyucu yönde geliştirirse bu tip adamlar ülkede Dalai Lama veya demokrasi havarisi adamlarmış gibi görülmezler...

GERÇEK DEMOKRAT ÇETELERLE MÜCADELE EDEN AK PARTİDİR...ÇETELERE(PKK ÇETESİNE) DESTEK VEREN DTP-BDP DEĞİL...
AK-Şemşettin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-18-2010, 01:02   #7
Kullanıcı Adı
tolga_09
Standart
Atılan yumruğun hesabı adalet önünde mutlaka sorulmalıdır.
tolga_09 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı




2007-2026 © Siyaset Forum lisanslı bir markadır tüm içerik hakları saklıdır ve izinsiz kopyalanamaz, dağıtılamaz.

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.
5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi ve görüşlerinizi " iletişim " adresinden bize gönderirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır.


Bulut Sunucu Hosting ve Alan adı