Orijinalini görmek için tıklayınız : Anadilde eğitim hakkı
Asi_isyankar
09-28-2010, 21:20
Aysel Tuğluk, İmralı’da Öcalan’la görüşürken başladım yazıya... İşaretler, “PKK’nın çatışmasız alanlara çekilmesini de içeren süresiz ateşkes” için İmralı’dan Kandil’e talimat gittiği yönünde. İçimizde en iyimser olanlarımız, memleketin güzergâhını “dönüşü olmayan barış” diye özetliyor. PKK’nın silah bırakmasını da içerecek bir “barışma” sürecinin muhtemel zorluklarına dikkat çekenlerimiz ise, her olumlu adımda “hadi bakalım” deyip, bir sonraki adımın aksamaması için dua ediyor. Kuşkusuz, dik ve dikenli bir yol bu. Yine de, gerilla üniformalı çocuklarla asker üniformalı çocukların birbirinin kanını akıtmayacağı, bu sayede, kalıcı barış ve tam eşitlik için yapılması gerekenler üzerinde düşünmeye zaman ve enerji bulabileceğimiz bir dönemin eşiğindeyiz bence. İnanıyorum ki, siz bu satırları okurken, Aysel Tuğluk da İmralı’dan, bu iyimserliğimi teyit eden mesajlarla dönmüş olacak.
Beklediğimiz olur ve silahlar susarsa, Kürt sorununun yeni isyanlara meydan bırakmayacak şekilde demokratik bir çözüme kavuşturulmasının yollarını daha serinkanlı bir şekilde konuşabileceğiz. Anadilde eğitim hakkının hayata geçirilmesi de bu yollardan biri bence. Başbakan Erdoğan’ın, “Kimse bizden resmî olarak anadilde eğitim beklemesin” sözüne rağmen böyle düşünüyorum. Öncelikle bu sözdeki “resmî olarak” kaydını doğru anlamalı, sonra da bu kaydın nasıl aşılabileceğini ya da bu kayda rağmen neler yapılabileceğini düşünmeliyiz.
Başbakan, “resmî olarak” kaydıyla her şeyden önce, Anayasa’daki “(Devletin) dili Türkçedir” ifadesinin değiştirilmesine karşı olduğunu anlatmak istedi. Ben, kendi payıma, “Türkiye Cumhuriyeti’nin resmî dilleri ...” diye başlayan bir anayasa maddesinin de, bu toplumu ve bu devleti herhangi bir şekilde zayıflatacağını düşünmüyorum ama iktidarıyla muhalefetiyle, böyle bir dilsel çoğulculuğu bu düzeyde resmîleştirmeye hazır olmadığımızı da görüyorum.
Başbakan, o cümleyle ayrıca, Kürtçenin “anadilde eğitim” adı altında öğretilemeyeceğine de dikkat çekti, yani “Kürtçe kurslar ya da Kürdoloji enstitüleri vesaire olsa bile, Kürtçeyi anadil olarak okutan okul açılamaz” demek istedi. Nitekim Anayasa’nın 42. maddesi de “Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına anadilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez” diyor.
Bense şuna inanıyorum; bu topraklarda kalıcı barış, ancak Kürtler, kendilerini Türklerle “eşit vatandaş” hissettikleri zaman mümkün olacak. Yoksa, daha nice ateşkesin, nice müzakerenin sonunun ölümlerle geldiğini göreceğiz, umutlarımız yeşerdiği gibi yine hızla solacak. Türkiye’nin yapacağı yeni anayasanın kalıca barışa hizmet etmesi için “eşit vatandaşlık” hakkını güvenceye alması şart. Bunun da en önemli koşullarından biri, Anayasa’nın 42. maddesindeki kategorik yasağın kaldırılması olacak.
Başbakan’ın Kürtçe eğitime itirazı da, esasen, 42. Madde’deki “anadil” uyarısından mülhem. Zira bu ülkede, Türkçeden başka birçok dil, ana müfredat dili olarak okutuluyor. Hatta çoğumuz, çocuklarımız, “anadilde eğitim görmesin” diye âdeta debeleniyoruz. Biraz parası olan herkes, çocukları anaokulundan itibaren bir ya da daha fazla yabancı dil öğrenebilecekleri, ileri sınıflarda hemen bütün derslerin yabancı dilde yapıldığı okullarda okuyabilsinler diye çırpınıyor. Tabii, İngilizce, Almanca vb. eğitim veren okulların yanı sıra, azınlıkların anadillerini okuyabildiği Rum ve Ermeni okulları da var. Batı dillerini okutan okullara bakıp “İngilizce mubah da, Kürtçe niye mubah değil” deseniz, “ama Kürtçe, bu topraklarda yaşayan milyonlarca insanın anadili” gibi müthiş paradoksal bir cevap alıyorsunuz. “Rum okulu var da, Kürt okulu olmaz mı” deseniz, “Kürtler resmen azınlık değil” diye Lozan’ı çarpıyorlar yüzünüze. Kürtlerin “ikinci sınıf” vatandaşlığa mahkûmiyetinin onaylanıp mühürlenmesi bu kadar kolay velhasıl.
Türkiye (ve eğer “barışın başbakanı” olmak istiyorsa Erdoğan) şimdi bu mührü kırmanın yolunu bulmak zorunda. 42. Madde değişirse, özel kurumların Kürtçe eğitim veren okullar açması mümkün olacaktır.
Aman efendim, Kürtçe kurslar varmış ama talep yokmuş... Bu devirde, İngilizce okumak varken Kürtçe de neymiş! Orası, Kürt anne-babaların bileceği iş; siz anadilde eğitimin önündeki engeli kaldırın, Kürtler isterlerse bu hakkı kullanmayabilirler.
Zira, gerçekten de burada bir lütuftan, bir imtiyazdan değil, bir haktan söz ediyoruz. Bu hakkın hayata nasıl geçeceği ise farklı ülkelerde, farklı uygulamalarla karşılığını buluyor. Avrupa Birliği’nde mesela, anadilde eğitim konusunda, İspanya ve Britanya gibi liberal ülkeler de var, Fransa gibi muhafazakârlar da.
İspanya’da resmî federal dil Kastilyano ama Katalanca, Baskça, Galiçya, Aranes dilleri de “resmen” tanınıyor ve bütün ilk ve ortaokullarda, bölge halkının anadili ile Kastilyano birlikte öğretilirken, iki dilli eğitim de federal bütçeden finanse ediliyor.
İngilizcenin ana yurdu Britanya’da da durum farklı değil. Mesela, Galler’de çocukların yüzde 25’i halen İngilizce yerine Galce eğitimi tercih ediyor, ayrıca bölgede İngilizce eğitim yapan bütün devlet okullarında, 16 yaşına kadar her öğrenci zorunlu ders olarak “Galce” öğreniyor.
Fransa’da durum farklı; ülkenin tek resmî dili Fransızca ve devlet, başka herhangi bir anadilde eğitim için bütçe ayırmıyor. Buna karşın, Korsikaca, Brötonca gibi diller yasal koruma altında; belediyelerin ya da özel kurumların, Fransızcanın yanı sıra bu dillerde de eğitim veren okullar açması serbest.
Türkiye, eğer silahların susmasını fırsat bilip kalıcı barış adımları atacaksa, önünde “anadilde eğitim” açısından birkaç seçenek var ve Kürtçe yasağının bugünkü gibi sürmesi bu seçeneklerden biri değil. Ya Fransa’daki gibi yapacağız; devlet Kürtçe okul açmayacak ama belediyelerin, özel kurumların bunu yapmasına engel olmayacak... Ya da devlet, Doğu ve Güneydoğu’da, resmî dil Türkçenin yanı sıra Kürtçenin (ve belki Arapçanın) öğrenilmesine imkân tanıyacak. Esasen, bu ülkenin Kürtlerine, “devlet sizi makbul sayıyor” mesajını verecek olan da bu ikinci seçenektir. İlk adım, bölgedeki bazı pilot okullarda Kürtçenin (ve belki Arapçanın) “seçmeli ders” olarak müfredata eklenmesiyle atılabilir. Kaldı ki, bu pilot uygulama için 42. Madde’nin değişmesini beklemek bile gereksiz bence.
ycongar@mac.com
http://taraf.com.tr/fotoraflar/yazarlar/yasemin-congar_5610_b.jpg (http://taraf.com.tr/yasemin-congar/)
YA DA 28.09.2010
Yasemin Çongar (http://taraf.com.tr/yasemin-congar/)
Anadilde eğitim hakkı
Fransa’da durum farklı; ülkenin tek resmî dili Fransızca ve devlet, başka herhangi bir anadilde eğitim için bütçe ayırmıyor. Buna karşın, Korsikaca, Brötonca gibi diller yasal koruma altında; belediyelerin ya da özel kurumların, Fransızcanın yanı sıra bu dillerde de eğitim veren okullar açması serbest.
Türkçe den başka bir dilin anayasa ya girmesini kabul etmiyorum. O zaman Lazca gibi anadolu da konuşulan farklı diller için yine anayasa mı değiştireceğiz. Bunun çözümünü hep İspanya da aramak yerine birde Avrupa topluluğunda söz sahibi olan Fransa ya bakmak lazım.
Özgür Çağrı
09-28-2010, 22:03
İnsanların ana dilde eğitim hakkı özlük hakkıdır hele ki ülkemizde 20 milyona yakın vatandaşın ana dilinin gaspedilmesi başlıbaşına bir olaydır.
Ben kürtçe bilmiyorum suçlu annem babam ve türkiye cumhuriyetidir.
Anayasa sadece türk tabanlı ise bu anayasaya sadece türk kökenli vatandaşlar uyar diğer etnik kökenden olan vatandaşlar bu anayasaya karşı çıkabilir.
Diğer tüm çeşitli etnik grupların ve mezheplerin özlük hakları yasal güvenceye alınmalıdır.
Türkiye Türklerindir zihniyetinden çıkmadığımız sürece bu ülkeye barış uğramaz ve dünya kamuoyunda kürt siyasi hareketleri her zaman haklı durumda kalır.
Anadilde eğitim konusunda lütfen bizi başka ülkelerle kıyaslamayın.
En az 5-6 tane dil var ki bunların ülkemizde konuşulma oranı da fazla.
Daha Türkiye'nin her yerinde Okul açamamışken ve bu mevcut okulları iyi bir düzeye getirmemişken Kürtçe dilde eğitim veren okul açmak olmaz.
Kürtçe açarsan,zazası da ister,Çerkezi de,Lazı da,arabı da boşnağı da vs. vs. gider.
Türkiye gibi dil konusunda mozaik bir yapıya sahip ve gelişmemiş ülkelerde anadilde eğitim vermek hem bütçeyi aşar hem her şeyi arap saçına çevirir.
Türkçe tüm okullarda anadildir.Seçmeli ders olarak diller verilmelidir.
Hem kürtçe eğitim almış ve türkçeyi düzgün konuşamayan biri ileride iş ve üniversite hayatında nasıl kendini ifade edecek ve hayata nasıl atılacak?
Şu anlık yapılacak en iyi uygulama seçmeli ders olarak yöresel dilleri vermektir.
Asi_isyankar
09-29-2010, 00:01
İnsanların ana dilde eğitim hakkı özlük hakkıdır hele ki ülkemizde 20 milyona yakın vatandaşın ana dilinin gaspedilmesi başlıbaşına bir olaydır.
Ben kürtçe bilmiyorum suçlu annem babam ve türkiye cumhuriyetidir.
Anayasa sadece türk tabanlı ise bu anayasaya sadece türk kökenli vatandaşlar uyar diğer etnik kökenden olan vatandaşlar bu anayasaya karşı çıkabilir.
Diğer tüm çeşitli etnik grupların ve mezheplerin özlük hakları yasal güvenceye alınmalıdır.
Türkiye Türklerindir zihniyetinden çıkmadığımız sürece bu ülkeye barış uğramaz ve dünya kamuoyunda kürt siyasi hareketleri her zaman haklı durumda kalır.
Bir Kürt olarak Kürtçeyi, ana dilini bilmemek nasıl bir duygu kardeşim?
Bir Kürt olarak Kürtçeyi, ana dilini bilmemek nasıl bir duygu kardeşim?
Bir Kürt olarak Kürtçeyi okulda mı öğreneceksiniz? Dili öğreten anne-babadır. Anadil okulda değil, evde öğrenilir. Eğer bir Kürt kökenli kardeşimiz Kürtçeyi bilmiyorsa okulda da Kürtçe öğrenemez. Özel kurslara gidip Kürtçe öğrenebilir. Bunun yolu da açıldı. Ama Kürtçe kursu verenlere rağbet olmadığı için kurslar tek tek kapandı. Peki sormak lazım; Neden kurslara rağbet yok? Çünkü amaç kurs açmak değil. Amaç devlet okullarına Kürtçe eğitimi sokup evladımıza Kürtçe öğretmek değil. Amaç tamamen siyasi. Amaç ülkeyi ayrıştırmak.
Seçmeli ders olarak okullarda Kürtçe dersi verilebilir. Aynı şekilde anadolu ve rumeli ağızları dersi de verilebilir. Ama rağbet olur mu? Kürtçe kursları gibi ona da rağbet olmaz.
Ben de bir eğitimciyim. Lütfen büyükler siyaset yapacaksa bunu okullarda yapmasın. Okulu boykot etmek, okulların dilini değiştirmek veya çocukları kullanıp askere polise taş attırmak gibi altında siyasi amaçların bulunduğu şeylerle çocuklarımızı da yıpratmayın. Yazıktır, günahtır. Yiyecekse, büyükler birbirini yesin.
20 milyon kürt var hesabına göre,diğer halkları da sayarsak harbiden -50 kişi falanız biz yav.Şaka bir yana anadili okulda öğrenim dili yaparsanız çocuk bocalamaz mı?Bu haliyle de anne babası sadece kürtçe bilenler sıkıntı çekiyor ama sonuçta resmi bir dilimiz var ve bu çocuklar össye,kpssye girecek sonuç olarak.Üniversitede ne yapacaklar,kamuya göreve geldiklerinde ne yapacaklar?Ama diyorsanız biz çocuklarımıza güveniyoruz, 2 dili de sular seller gibi aynı anda götürürler, deneyin bakalım tüm sınavlarda sonuncu olan bölgemiz güneydoğu daha beter hale geliyor mu gelmiyor mu.Kaldı ki şu an bile ordaki küçüklerimize yeterli eğitim alamıyor.
bakiniz istisnalar haricinde her ülkenin bir tane ana dili vardir ama farkli kültürel dilleri vardir..
türkiye nin ana dili türkcedir ancak kürtce yi ögretmekde devletin görevidir bu nasil mi yapilir okullarda kürtce dersi vererek, özel kürtce kurslarla, kürtce tv lerle ancak birden fazla anadilin olmasi toplumun genlerini bozar..
Hüdaverdi
09-29-2010, 00:49
Saçma sapan yazı olmuş.Bu akdar basitleştirmiş kendisini.
pkk dan kürtçeye atlamış,kürtçeden pkkya atlamış.
Sanki pkk bunun mücadelesini veriyor,bunun için ıkınıyor dağlarda domu eti yiyip kadınlarına ve erkeklerine yani birbirlerine tecavüz ediyor veya fantazi gerçekleştiriyorlar.
O zaman 'süryanice de serbest olsun'' diyen kürtler de dağa çıkar.
Benim köyüm boşnak köyü ve artk yaşlılar dışında gençlerin hi çbiri bilmiyor.Annem Türkçeden iyi boşnakça bilirken,şimdi hiç konuşamıyor.
O zaman boşnakça da ana dil kapsamına girsin,seçmeli olsun.Böyle iş mi olur ?
Kürtçe kurslar varmış ama talep yokmuş... buna değinmiş.
Acaba neden ilgi yoktu da kapandı ? Bunun cevabını verememiş ama.
Velev ki bu istek yerine geldi.Acaba bir Kürtten çok Kürtçü takılan bu hatun,o zaman terör hala devam ederse köprü altında ayaklı sermaye olmayı kabul eder mi ?
Bunun garantisini versin,'kefilim' desin madem kürtçü takılıyor.
20 milyon kürt var hesabına göre,diğer halkları da sayarsak harbiden -50 kişi falanız biz yav.Şaka bir yana anadili okulda öğrenim dili yaparsanız çocuk bocalamaz mı?Bu haliyle de anne babası sadece kürtçe bilenler sıkıntı çekiyor ama sonuçta resmi bir dilimiz var ve bu çocuklar össye,kpssye girecek sonuç olarak.Üniversitede ne yapacaklar,kamuya göreve geldiklerinde ne yapacaklar?Ama diyorsanız biz çocuklarımıza güveniyoruz, 2 dili de sular seller gibi aynı anda götürürler, deneyin bakalım tüm sınavlarda sonuncu olan bölgemiz güneydoğu daha beter hale geliyor mu gelmiyor mu.Kaldı ki şu an bile ordaki küçüklerimize yeterli eğitim alamıyor.
Çocuğa Kürtçe eğitim verip lise sonda Türkçe sınav yapamazsın zaten. Zaten bunu bdp'liler de biliyor. Ama herşey adım adım. Bugün Kürtçe eğitim. Bunu diyenlerin üniversite sınavları, kpss Türkçe olsun demesi mümkün mü? Yarın onlarda Kürtçe olsun diyecekler. Sonra üniversitede Kürtçe eğitim.
Peki böyle bir sistemle okuyup avukat olan, öğretmen olan bir kişinin, bu ülkenin batısında görev yapması mümkün mü? Kürtçe eğitim alan, Kürtçe konuşan bir öğretmen nasıl kalkıp batıda okullara, derse girsin?
Kürtçe eğitim alanlar güneydoğuda görev yapar. Türkçe eğitim alanlar batıda görev yapar. Peki sonuç?
Eğitim sistemimizi hiç beğenmiyorum. Devlet ırka soya sopa bakmadan adam gibi bu işi çözecek ne uğraşırsın lazıyla türküyle kürdüyle. Hazırlık evresinde bütün ülkedeki dilleri isteyene öğret sonrada türçke ağırlıklı eğitimden çok ver ingilizce eğitimi ve yabancı dilleri en iyi şekilde öğret. Dünyayala buluştur bu insanları. Biz hala türkçenin kürtçenin peşinden koşuyoruz. Tuturyorusunuz olmaz nasıl olmaz kardeşim. Hakkı olanada hakkı verilmelidir. İsterse tek kişi olsun devlet bu vatandaşının dil de dahil her türlü hakkını sağlamalıdır. Siz zorluğu ne biliriniz ben okuduğum da türkçe dilini bilmeden iki yıl okula gitmiştim ve bir haltta bilmiyordum o savunduğunuz sisteminiz yüzünden. Ama devlet hakkımı gözetleyip durumu eşitleyebilirdi. Bölgeselden çok tekil de davranmalı eğitim bakalığı. Yani sorunun temeline inmeli. Kişinin bir zat kendisiyle iletişim kurmalı.
Sorulması gereken soru şu neden Kürtçe 2. resmi dil olsun. Taraf gibi bir gazeteden bunu okuyunca şaşırıyorum. Nerede kaldı lazların hakları. İnsanların dağa çıkması mı gerekiyor kendilerini kabul ettirebilmeleri için. Seçmeli ders olarak öğretilmesi gerekir diye düşünüyorum. Katılım olacak mı derseniz pek sanmam. Amaç zaten katılıp kürtçe öğrenmek değil. Kürtçe yi öğrenmek isteyen zaten öğreniyor amaç Kürtçe yi anayasal güvence altına almak. Dünyada devlet dili olmayan dillerden birisidir Kürtçe
Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi dili Türkçe'dir.. Ülkemizde isteyen istediği dili konuşur çocuğuna istediği ismi verir buna kimsenin bi müdahele ettiği yok zaten.. Eğitim hakkı konusunda başbakan gerekenleri söyledi :)
Madem öyle % 99 müslüman bir ülkenin anayasada dini neden islam yazmaz bedevi kardeş? den bu kadar resmiyete takıyorusunuz türkçe resmi dil olunca ne oluyor başınız göğe mi eriyor? Kürtçe ikinci resmi dil olsa incileriniz mi dökülür, kürtlerin de başı göğe mi erer? Ne saçma şeylerle uğraşıyorsunuz yahu. Koca islamın impatartorlukların torunlarına bak kavramlar arkasından koşup duruyor..
Sorulması gereken soru şu neden Kürtçe 2. resmi dil olsun. Taraf gibi bir gazeteden bunu okuyunca şaşırıyorum. Nerede kaldı lazların hakları. İnsanların dağa çıkması mı gerekiyor kendilerini kabul ettirebilmeleri için. Seçmeli ders olarak öğretilmesi gerekir diye düşünüyorum. Katılım olacak mı derseniz pek sanmam. Amaç zaten katılıp kürtçe öğrenmek değil. Kürtçe yi öğrenmek isteyen zaten öğreniyor amaç Kürtçe yi anayasal güvence altına almak. Dünyada devlet dili olmayan dillerden birisidir Kürtçe
Kürtçe bir dil değil ki..
Kürtçe'nin cümle yapısı ingilizce'den kelimelerde arapça , farsça vb. dillerden çakmadır.. Alfabesi bile olmayan bir dil.. :evet:
Siz zorluğu ne biliriniz ben okuduğum da türkçe dilini bilmeden iki yıl okula gitmiştim ve bir haltta bilmiyordum o savunduğunuz sisteminiz yüzünden.
Peki sana eğitim Kürtçe verilseydi hayatında ne değişirdi? Nasıl bir Fırat olurdun? Eğitim hayatındaki çektiğin o iki yıllık zorluğu muhakkak çekmezdin. Ama sonra? Türkçe yapılan sınavlarda daha mı başarılı olurdun?
Birde merak ettiğim husus neden Kürtçe eğitim? Neden Kürtçe kurslar yada okullarda Kürtçe dersi değil de Kürtçe eğitim?
Madem öyle % 99 müslüman bir ülkenin anayasada dini neden islam yazmaz bedevi kardeş? den bu kadar resmiyete takıyorusunuz türkçe resmi dil olunca ne oluyor başınız göğe mi eriyor? Kürtçe ikinci resmi dil olsa incileriniz mi dökülür, kürtlerin de başı göğe mi erer? Ne saçma şeylerle uğraşıyorsunuz yahu. Koca islamın impatartorlukların torunlarına bak kavramlar arkasından koşup duruyor..
Anayasa devletin dini konusunda hiçbir hüküm içermez.
Maddesini arkadaşın mı yazdırdığını düşünüyorsun dostum :w:
Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi dili Türkçe'dir.. Ülkemizde isteyen istediği dili konuşur çocuğuna istediği ismi verir buna kimsenin bi müdahele ettiği yok zaten.. Eğitim hakkı konusunda başbakan gerekenleri söyledi :)
Kim ne derse desin türkçe bilmeyen bilmeyen bir insana damdan düşer gibi türkçe eğitim veriyorsanız adil davranmıyorsunuz demektir. Yahu geçtim ilköğretimi ingilizce eğitim veren üniversiteler var. İngilizce bilmeyene kalkıp ingilizce ders vermeyi bana açıklarmısınız bu nasıl oluyor. Yada siz tercih edermisiniz böyle birşeyi?
Hüdaverdi
09-29-2010, 01:22
Birde merak ettiğim husus neden Kürtçe eğitim? Neden Kürtçe kurslar yada okullarda Kürtçe dersi değil de Kürtçe eğitim?Bak ampül şimdi patladı bende eğitimmiş ders değil.Gözümden nasıl kaçtı.
Eğitim.Her yönüyle eğitim yani.
Yahu ünilerde yok mu kürtçenin eğitimi dersi vs. vs ?
Çok merak ettim.
Anayasa devletin dini konusunda hiçbir hüküm içermez.
Maddesini arkadaşın mı yazdırdığını düşünüyorsun dostum :w:
Ne dediğimi anlamayacak kadar özürlüsün maalesef. Demek istediğim bu kada müslüman varken dinle ilgili bölüme takılmıyorsunuz da ondan daha az türk varken ve türkçe diline kafayı takıyorsunuz o anayasanın olmazsa olmazı gibi bir hava yaratıyorsunuz.
Madem öyle % 99 müslüman bir ülkenin anayasada dini neden islam yazmaz bedevi kardeş? den bu kadar resmiyete takıyorusunuz türkçe resmi dil olunca ne oluyor başınız göğe mi eriyor? Kürtçe ikinci resmi dil olsa incileriniz mi dökülür, kürtlerin de başı göğe mi erer? Ne saçma şeylerle uğraşıyorsunuz yahu. Koca islamın impatartorlukların torunlarına bak kavramlar arkasından koşup duruyor..
Buradaki mantık, devletin dini olmaz mantığıdır. Devlet dinin kul ile Allah arasında olduğunu kabul eder. Anayasada yer almaz ama kişilerin nüfus cüzdanında din ibaresi yer alır ve oraya aksi istenmedikçe standart olarak "İslam" yazılır.
Buradaki mantık, devletin dini olmaz mantığıdır. Devlet dinin kul ile Allah arasında olduğunu kabul eder. Anayasada yer almaz ama kişilerin nüfus cüzdanında din ibaresi yer alır ve oraya aksi istenmedikçe standart olarak "İslam" yazılır.
Kıyaslamarınızdaki adilliği eğitim konusunda da görmek isteriz zira değindim eğitim konusuna, keşke ondan alıntı yapsaydınız.. Dini sadece örnek teşkil etmesi için söyledim..
Madem öyle % 99 müslüman bir ülkenin anayasada dini neden islam yazmaz bedevi kardeş? den bu kadar resmiyete takıyorusunuz türkçe resmi dil olunca ne oluyor başınız göğe mi eriyor? Kürtçe ikinci resmi dil olsa incileriniz mi dökülür, kürtlerin de başı göğe mi erer? Ne saçma şeylerle uğraşıyorsunuz yahu. Koca islamın impatartorlukların torunlarına bak kavramlar arkasından koşup duruyor..
Zaten yazmamalı yazmalı diye iddaa etmiyorum ben. Kürtçe nin neden yer almaması gerektiğine gelince. Türkiye 2 farklı milletten ibaret değil. Türkiye de çok farklı insanlar yaşıyor. Laz. Çerkez, Zaza, peki bunlar ne olacak. Devlet Kürtçe ye ve farklı dillere sahip çıkmalımıydı evet çıkmalıydı yok olmaması gerekir. Sahip çıkmalıydı ki kürtlerin gidip de Kürtçe için yabancı ülkelerde Enstitüler açmalarına gerek kalmamalıydı.
Ama bunu anayasaya sokmak sorunları çözmez sorunların artmasına sebeb olur.
Bak ampül şimdi patladı bende eğitimmiş ders değil.Gözümden nasıl kaçtı.
Eğitim.Her yönüyle eğitim yani.
Yahu ünilerde yok mu kürtçenin eğitimi dersi vs. vs ?
Çok merak ettim.
Var. Ona da izin çıkmıştı.
http://www.bugun.com.tr/haber-detay/93785-yok-ten-kurtce-ders-aciklamasi-haberi.aspx
Kıyaslamarınızdaki adilliği eğitim konusunda da görmek isteriz zira değindim eğitim konusuna, keşke ondan alıntı yapsaydınız.. Dini sadece örnek teşkil etmesi için söyledim..
Adil mi? Türkiye'de din dersi zorunlu. Peki din dersleri nasıl anlatılıyor? İslama göre. Hristiyan da olsan peygamberimizin hayatını, yaptıklarını, incilin nasıl bozulduğunu dinlemek zorundasın. Dİyanet işleri başkanı, cübbesi ve sarığıyla gezer. Verdiği fetvalar islama göredir. Diyanet sadece Kur'an basar. İncil'i sokak sokak dağıtmak bile yasaktır. Cezası vardır. Ama Kur'an dağıtırsan aferin alırsın.
Ülkemizde bayramlarımız da islam dinine göre ayarlanır. Kurban'da yeri gelir 9 gün tatil yaparız. Her mahallede camimiz vardır. Ama sen bir hristiyansan cadılar bayramında asla tatil yapamazsın. Kutsal noel tatilin de asla olmaz. Böyle bir talepte de bulunamazsın.
Şimdi gerçekten bir adillik var mı? Üstelik ülkemizde müslüman nüfusunun %99'un çok çok altında olduğu da kesindir.
Adil mi? Türkiye'de din dersi zorunlu. Peki din dersleri nasıl anlatılıyor? İslama göre. Hristiyan da olsan peygamberimizin hayatını, yaptıklarını, incilin nasıl bozulduğunu dinlemek zorundasın. Dİyanet işleri başkanı, cübbesi ve sarığıyla gezer. Verdiği fetvalar islama göredir. Diyanet sadece Kur'an basar. İncil'i sokak sokak dağıtmak bile yasaktır. Cezası vardır. Ama Kur'an dağıtırsan aferin alırsın.
Ülkemizde bayramlarımız da islam dinine göre ayarlanır. Kurban'da yeri gelir 9 gün tatil yaparız. Her mahallede camimiz vardır. Ama sen bir hristiyansan cadılar bayramında asla tatil yapamazsın. Kutsal noel tatilin de asla olmaz. Böyle bir talepte de bulunamazsın.
Şimdi gerçekten bir adillik var mı? Üstelik ülkemizde müslüman nüfusunun %99'un çok çok altında olduğu da kesindir.
Forumda olaylara sizin kadar objektif ve mantıklı bakabilen bireylerden Allah razı olsun.
Kürtçe bir dil değil ki..
Kürtçe'nin cümle yapısı ingilizce'den kelimelerde arapça , farsça vb. dillerden çakmadır.. Alfabesi bile olmayan bir dil.. :evet:
Bu durum Türkiyede yaşayan binlerce Kürdün varlığının yok sayılmasına engel mi?
Ya da o bahsedilen Kürtlerin başkalarının değil de kendi dilleri için eğitim almalarını istemeleri çok mu saçma?
Özerklik isteniyor. Türk bayrağının yanında başka bir bayrak da olsun deniliyor. Hepimiz olabildiğince yüksek sesle ''hayır mümkün değil!'' diyoruz. Ki söylememiz gereken de zaten bu, buna hiçkimsenin itirazı olamaz.
Peki ya bu konuda neden bu kadar katıyız? Bu bahsedilen şeyin özerklikle ya da ona benzer saçma bir düşünceyle bir alakası yok ki.
Belki bunu talep edenler çok iyi niyetli değiller bu maruzatlarını dillendirirken (bu yüzden hükümet tarafından devamlı olarak bu istek geri çevriliyor) ama o bazı iyi niyetli olmayan insanlar yüzünden bugün kendi dilini konuşmak ya da daha doğru bir ifadeyle kendi dilinin eğitimini tamamen iyi niyetlerle almak isteyen insanlara çok büyük bir haksızlık değil mi?
Başbakanımızın dediği şey ; Yani Kürtçe kursların varolduğu doğru. Ama kısıtlı, yeterli değil.
Yani bugün Türkçenin yanında ikinci bir dil olarak Kürtçe eğitimi verilirse inanın ki Türkçeye zarar gelmez. Zedelenmez. Biraz o milliyetçilik ruhunuzdan vazgeçin ve objektif bakın olaylara.
Geçen haberlerde -'meb'den yine bir ilk- başlığı altında bir haber izledim. İlkin ne olduğunu söyleyeyim mi?
Bir ermenice kitap basılmış. Ve okullarda o dilin dersi de verilecekmiş!
Şu ise bak. Ne kadar da adaletli bir tablo değil mi?!
manifesto
09-29-2010, 10:33
İnsanı dili doğuştandır.Ailesi hangi dili konuşuyorsa o dili konuşur/.Kürtçeyi bölgede ki kürtlerin öğrenebilmesi anadillerini unutmamaları sağlanmalı.Bunun formülü olmalı.Kürtçe kursları pek samimi değil ve ciddi değil,Orta yol bulunur bana göre.Almanyaya 50 yıl önce yerleşmiş Türkler Almanyada türkçe gazete kitap dergi çıkarabiliyorsa binlerce yıldır aynı topraklarda yaşayan insanların da bu hakkı olmalı.Ciddi bir denetim sorunları çözer.Ortak bir çözüm bulunabilir.Herkes kendi dediğinin olmasını beklememeli biraz taviz verecek ki orta notada buluşabilelim.
İnsanı dili doğuştandır.Ailesi hangi dili konuşuyorsa o dili konuşur/.Kürtçeyi bölgede ki kürtlerin öğrenebilmesi anadillerini unutmamaları sağlanmalı.Bunun formülü olmalı.Kürtçe kursları pek samimi değil ve ciddi değil,Orta yol bulunur bana göre.Almanyaya 50 yıl önce yerleşmiş Türkler Almanyada türkçe gazete kitap dergi çıkarabiliyorsa binlerce yıldır aynı topraklarda yaşayan insanların da bu hakkı olmalı.Ciddi bir denetim sorunları çözer.Ortak bir çözüm bulunabilir.Herkes kendi dediğinin olmasını beklememeli biraz taviz verecek ki orta notada buluşabilelim.
Bakın, böyle bir yaklaşımın amacı nedir biliyor musunuz? Amaç gerçekten anadili öğrenmek ve yaşatmaktır. Böyle taleplerin var olması, böyle taleplere karşılık verilmesi gerekir.
Herkes anadilini öğrenme ve yaşatma hakkına sahip olmalıdır. Bunun için kurslar açılabilir. Okullarda seçmeli dersler verilebilir. Televizyon kanalları açılabilir. Yine diğer dergi ve gazetelerde olduğu gibi anadilde dergi ve gazeteler çıkartılabilir. Bunlar bireylerin hakkıdır. Devletin bu taleplere karşılık vermesi de şarttır.
Ama eğitim sisteminin dilini değiştirmek ikililiğe sebep olur; Kürtçe okullar-Türkçe okullar. Bu ülkenin birlik ve beraberliğini isteyen hangi vatan evladı böyle derin ayrılıklara ülkenin sürüklenmesini isteyebilir?
Asi_isyankar
09-29-2010, 11:08
Amerika'da İspanyolca ikinci resmi dildir.
Türkiye'de niçin Kürtçe ikinci resmi dil olmasın?
Ülke mi bölünecek yoksa?
Bazı arkadaşlarımız Kürtçeyi öğrenememenin ana-babadan kaynaklı olduğunu yazmış.
Ana baba yurdundan göç etmiş o sıcak ve o tehlikeli dönemlerde.
Kendileri bile hiç Kürtçe konuşmaya cesaret edememiş
bu durumda çocuğuna nasıl öğretebilirlerdi?
Elbette çocuklarını evde öğretebilirlerdi fakat dışarıdaki tehlikelerden
ötürü çocuklarını o risklere atmaktan korkmuşlar ve öğretememişler.
Bunu ancak yaşayan anlar.
Herkes sadece kendi penceresinden olaylara bakmasın.
Bir insanın ana dilini bilmemesi vahim bir durumdur bana göre.
Bugün binlerce Kürt ana dilini bilmemektedir lanet olası eski sistem yüzünden.
Şimdi bunu tedavi etmek gerekiyor, ama ciddi bir biçimde tedavi etmek gerekior.
Fakat birileri niçin ciddi bir biçimde tedavi etmeye yanaşmıyor.
Bu tutuculuk bir son bulsun artık.
Herkes eşit haklara kavuşsun...
Ana dilde eğitime karşı sayın Başbakanımızın net cevapları olmuştu. Bazen sömürü dili olan ingilizcenin okullarda öğretilmesine gösterilen bağımlılık kendi içimizdeki bir dile karşı gösterilememesinden hep rahatsız olmuşumdur. Yalnız takip edebildiğim kadarı ile bu işin başını cekenlerin samimiyetsizliği halkta korkuya vesile oluyor.
Bu işin karmaşıklığı bütün cevrelerce dile getiriliyor. İşin boyutlarına indiğimizde bunun karşılığını oturtmak hakikaten çok zor. İlk anda sivil hareket olarak başlayacak olan organizasyonların önlerindeki yasaklar ortadan kaldırılmış şimdi ise devlet araçılığı ile bu dile sahip cıkılması isteniyor.
Bir yazarın şu sözleri bana göre meselenin zorluğunu ifade etsede sonunçta iyi şeylerin olması için gerekli duyarlılığın gösterilmesi gerekli.
Beğenilsin veya beğenilmesin, Erdoğan'ın konuya yaklaşımını açıklaması olumlu. Anadilin öğrenilmesi, geliştirilmesi ve her alanda kullanılmasına sıcak, ama fen veya matematiğin Kürtçe anlatılması anlamında anadilde eğitime soğuk. Diyarbakırlı bir CHP'li olan Değer'in bu konudaki önerisi de çok farklı değil. O, Kürtçenin ilköğretimde seçmeli ders olabileceğini ve anadilde eğitimin yükseköğrenimde yapılabileceğini söylüyor. AB'nin anadilde eğitimi nasıl düzenlediği de bize ışık tutabilir. Yer kalmadığı için Avrupa'nın bu soruna nasıl çözümler bulduğunu haftaya ele alalım. Herkes fikrini söyler, makul bir noktada çözüm bulunur. Bunun için kana ve kavgaya gerek var mı?
Abdulhamit Bilici
Başka bir yazı ile meseleye başka zaviyeden bakmaya devam edelim.. Müsadeniz ile bir paylaşım daha yapıyorum konu ile alakalı.
Kürtler ne istiyorlar? Kürtler demokrasi, adam yerine konulmak, dil ve kültürlerinin korunmasını istiyorlar. Kürtlerin tarihsel hassasiyetleri "asimile edilme" kaygısıdır. Bunun için de, devletin şiddet politikalarından daha çok devletin asimilasyon politikalarına karşıdırlar. Tarihleri boyunca şiddet bir bakıma kaderleri olmuş, şiddet altında yaşamışlar hep. Kürtçe konuşmayı yasak ederek, çocuklarına istedikleri isimleri koymalarını engelleyerek, şarkılarını söyletmeyerek, sırf Kürt oldukları için aşağılayarak binlerce insanı bunaltıp dağlara sürdürüldü. Diyarbakır başta olmak üzere Kürtçe neşriyat yapan basımevleri, matbaalar kapattırıldı, Kürt aydınları tutuklandı, pek çoğu yurtdışına kaçmak zorunda bırakıldı.
Yaşar Kemal, yıllar önce Almanya'nın 'Der Spiegel' dergisine verdiği demeçte şunları söylüyordu: "Bir milletin dilini keserseniz, onu yok edersiniz. Kürtlerin dili kesildi, kesilmek istendi. Bu ne büyük vahşettir."
Evet, Yaşar Kemal'in de vurguladığı gibi kimlik sorununun özü dildir. Dilini kaybeden bir halkın, geçmişle, gelecekle ve kimliğiyle bağı kopar.
Benim anlamakta zorlandığım, "İnsanlar önce kendi anadillerine hâkim olmalı." diyen Başbakan'ın, Almanlardan istediğini, Kürtler Türkiye'den isteyince şöyle bir üslubu tercih etmesi: "Bizden resmî olarak anadilde eğitim beklerseniz bunu bizden beklemeyin. Türkiye'nin resmî dili Türkçedir. Olayı istismar etme yoluna gitmenin ülkemizi bölmeye yönelik adımlar olduğunu da özellikle vurguluyorum."
Başbakan, Kürtçenin Türkiye'de resmî dil statüsü kazanmayacağına vurgu yapıyor. Kürtlerin de, BDP'nin de zaten bu yönde bir talebi yok. Kürtlerin, Kürtçenin devletin okullarında –Fransa'nın Bask bölgesinde olduğu gibi- çocuklarına öğretilmesi yönündeki taleplerinin temelinde, 'anadillerine hâkim olmak' isteği var. Bunun için de devletin bir şeyler yapması gerektiğine inanıyorlar.
Anadilde eğitimin bölünmenin başlangıcı olduğu yönünde katı yargılara kapılmak yerine dünyadaki çeşitli örnekleri tarafsız bir gözle incelemekte yarar var. Milli eğitim sistemi içinde Kürtçeye bir yer verilmesi, Türkiye'de birden fazla resmî dil olması anlamında olamayacağı gibi, "bölünmenin ilk adımı" anlamına da gelmez. Önemli olan, Kürtçenin eğitim sistemi içinde nasıl yer alacağıdır. Başbakan'ın "gitsinler kendileri öğrensinler", "özel kurslar açsınlar, ama bizden bir destek beklemesinler", "biz eğitim sistemi içine asla bunu sokmayız" söylemleri de sorunun çözümüne katkıda bulunmaktan uzak bir mesajdır. Kürtlerin Kürtçenin yaşayan bir dil olmasını sağlamak yönündeki istekleri son derece doğaldır. Yirmi milyon Kürt'ü yok saymaya çalışan bir "strateji" bela doğurur yalnızca. Türk'üyle, Kürt'üyle bütün bu toplum için, koynunda büyük ümitleri ve barışı saklayan bir gelecek söz konusu, eski alışkanlıklar bu ümitleri öldürürse, bundan kimin çıkarı olacak? Bundan ne Kürt halkı bir çıkar sağlar ne de Türk halkı.
İki ülke savaştığında galip bellidir, mağlup bellidir. Yenen, şartlarını diğerine dikte ettirir. İç savaşlarda genellikle bu iş o kadar kolay olmuyor. Bir kere kimin galip kimin mağlup olduğu o kadar kesin bir şekilde çıkmıyor ortaya. Bugün yaşadığımız Güneydoğu'daki iç savaşın da galibi yok. PKK'nın isteklerini silahla kabul ettirmesinin bir yolu olmadığı artık herkes tarafından anlaşıldı. Ordu da PKK'yı ne yaparsa yapsın bitiremiyor. Zaten yenebilecek olsa bu iş yirmi beş yıl sürmezdi. Bir kilitlenme hali var ortada. Hükümet de, geçen yıldan bu yana, işin farkında ve bu kilidi çözmek için uğraşıyorsa da kararlı adımlar atmakta zorlanıyor.
Benim uzaktan (Fransa'dan) görebildiğim kadarıyla "eski sistemimize" yeni eklemeler yaparak herkesi memnun edecek bir çözüm bulamayız. Yeni bir sistem bulmamız lazım. O sistem de, Avrupa Birliği'nin ölçüleri olmalı. Zira, Avrupa Birliği, ülkedeki herkesin, her ırkın, her dinin eşitliğini kabul ediyor. Herkesin eğitim, dil, iletişim, ibadet hakları korunma altına alınıyor. "Önce Türk sonra insan" olmuyoruz. "Önce Kürt sonra insan" da olmuyoruz. Hep birlikte önce "insan" oluyoruz sonra da ne istersek o oluyoruz.
Evet, benim gördüğüm bu. Yanlış olabilir. Savaşı bitirecek, herkesi memnun edecek ve hemen yapılabilecek önerileri olanlar da söyler, bütün önerileri tartışırız. En iyiyi savaşarak bulamadık, ama tartışarak bulacağız. Sıkı, sağlam, zorlu bir kavga yaşayacağız, Kürt Türk, dindar dinsiz, Sünni Alevi, solcu muhafazakâr, demokratik bir hayat isteyen herkesin hep birlikte olacağımız bir kavga bu. Sonunda da bu barış olacak.
ZAMAN (http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1033452&title=yorum-garip-turunc-eski-aliskanliklarla-sorunlari-cozemeyiz)
Sevgili Ukbâ abimiz; zaman gazetesindeki değerlendirmenin ne kadar sağlıklı olduğunu anlatabilmek için ufak bir alıntı yapmak istiyorum. Yorumu ise size bırakıyorum;
Başbakan, Kürtçenin Türkiye'de resmî dil statüsü kazanmayacağına vurgu yapıyor. Kürtlerin de, BDP'nin de zaten bu yönde bir talebi yok.
ZAMAN (http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1033452&title=yorum-garip-turunc-eski-aliskanliklarla-sorunlari-cozemeyiz)
Amerika'da İspanyolca ikinci resmi dildir.
Türkiye'de niçin Kürtçe ikinci resmi dil olmasın?
0000000000
09-29-2010, 15:50
Allah'ın izni ile bu sorunda aşılır.
ak sevda
09-29-2010, 16:50
Arkadaşlar herkes bir şeyler yazmış Allah razı olsun
Ama şunu söyleyeyim bir kürd olarak böyle bir eğitimin verilmesini hiç istemiyorum onlar anadil anadil diyorlar ama ya kürdçe bilmiyorlar yada kürdçe konuşmaktan utanıyorlar dün onlardan bir kişi evimize geldi ki köyde kürdçülerin başı sayılılar ama onun kürdçe konuşusunu görünce bir kez daha onlardan nefret ettim. çünkü kürdçeyi yeni yeni konuşmaya başlayan bebekler gibi konuşuyordu.
Allah bilir kaç kişiyi utanmadan kürd davası uğruna dağa göndermişler.
Bazı arkadaşlarda kürdçe kurs yok veya kısıtlı diyorlar evet haklılar çünkü var olanlarda kapatılıyor. Batmanda nüfusun hemen hepsinin kürd olduğu bir şehirde ve bdp nin önde olduğu bir ilde kürdçe kursu açılıyor ve çok kısa bir süre sonra kapanıyor neden biliyormusunuz.
15 TANE ÖĞRENCİ BULAMIYORLARRRRRRRRRR
sadece eğer bdp partisine mensup olan üyeler bile çocuklarını gönderseydi en az on yıl kapanmazdı.
Ama onların niyeti dil veya kürd toplumunun daha çok haklara sahip olması değil
onların niyeti dil davası adı altında dinsizliği aşılamaktan başka bir şey değildir.
bunun aksini düşünenler onların sohbetlerini azıcık dinlesinler ve yaşam tarzlarına biraz baksınlar lütfen.
onlardan duyduğumuz 2 söz ki dinsizliğin tek örneği bunun gibi daha çok var o kadar çok ki yazamıyorum
1. adama hacı diyorlar adam diyor ki asla ben hacı olmam ve paramı o pis arablara vermem diyor.
2. Yine diyorlar ki Apo da bizim adeta Peygamberimizdir.
Yine onlar diyor ki biz türk devletinin esirleriyiz bize namaz ve oruç farz değil
son bir şey diyecem tıpkı yehova şahitleri gibi diyorlar ki biz kardeşiz ve sabahtan akşama kadar içi içe olsak çarşı cinse hiç kötü niyet beslemeyiz.
O kadar çok şey varki yazmaktan utanıyorum lütfen onlara hiç inanmayın
Son sözüm şu alın bir türk öğrenciyi götürüp yunanistanda yada herhangi bir ülkede ilköğretimde kaydedin. O öğrenci sorun yaşamaz diyorsanız eyvallah der susarız. İkincisi bize öğretilen sayın eşref bey kuran elif bası tarzı eğitim yani okuma öğretildi anlam değil. Okuduğunu biliyordu da ne okuduğunu bilmiyordu insan. Ben ana dilde eğitim demiyorum çarpık bit eğitim sisteminden söz ediyorum ya ilk türkçe dilini öğretirsiniz bu insanlara yada bu insalar hep bir iki adım geriden gelecrektir. Ama siz mantıktan girip nerelerden çıkıyorsunuz. Bu iş anayasalık iş değil. Anlamamaya devam ettsin millet. Son sözlerim bunlardır konuyla ilgili. Sadece kürtler derdim değil bu konuda benim derdim bir dili bilmeden insana o dilde eğitim verilmesi bunu aklıma vicdanıma sığdıramıyorum. Temelsiz bina gibi geliyor bana. Kim ne derse desin benim vicdanım bunu bilir bunu söyler..
Son sözüm şu alın bir türk öğrenciyi götürüp yunanistanda yada herhangi bir ülkede ilköğretimde kaydedin. O öğrenci sorun yaşamaz diyorsanız eyvallah der susarız. İkincisi bize öğretilen sayın eşref bey kuran elif bası tarzı eğitim yani okuma öğretildi anlam değil. Okuduğunu biliyordu da ne okuduğunu bilmiyordu insan. Ben ana dilde eğitim demiyorum çarpık bit eğitim sisteminden söz ediyorum ya ilk türkçe dilini öğretirsiniz bu insanlara yada bu insalar hep bir iki adım geriden gelecrektir. Ama siz mantıktan girip nerelerden çıkıyorsunuz. Bu iş anayasalık iş değil. Anlamamaya devam ettsin millet. Son sözlerim bunlardır konuyla ilgili. Sadece kürtler derdim değil bu konuda benim derdim bir dili bilmeden insana o dilde eğitim verilmesi bunu aklıma vicdanıma sığdıramıyorum. Temelsiz bina gibi geliyor bana. Kim ne derse desin benim vicdanım bunu bilir bunu söyler..
Bu ülkede yaşayan kürtler sonradan mı katıldılar ülkemize biz onları kürdistan alıp türkçemi öğretiyoruz.. Dilini öğrenmek isteyen gitsin kursa öğrensin eğer sen kendini ayrı bi millet olarak görüyosan bu ülkede herkes kendi dilinde eğitim hakkı isteyecek.. Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi dili ana dili Türkçe'dir..
Ne dediğimi anlamayacak kadar özürlüsün maalesef. Demek istediğim bu kada müslüman varken dinle ilgili bölüme takılmıyorsunuz da ondan daha az türk varken ve türkçe diline kafayı takıyorsunuz o anayasanın olmazsa olmazı gibi bir hava yaratıyorsunuz.
İnsan gibi tartışacaksanız tartışalım zorunuza giden , hazmedemediğiniz bi fikir olunca hakaret etmekten vazgeçin her fikre saygı göstermek zorundasın nasıl ben senin fikrini önemseyip bişeyler yazıyorsam sende öyle olmak zorundasın yoksa sokakta ki adamdan ne farkın kaldı ?
Laz'da eğitim hakkı istesin , ermeni'de , yunan'da hepsi bu ülkenin vatandaşı değil mi ? Alınacak kararların nüfus yoğunluğuna göre alındığını bir düşün sence demokratik olur mu ? Çoğunluğu kazanıyım da azınlığa ne olursa olsun gibi..
Özgür Çağrı
09-29-2010, 22:22
O zaman devlet kürtlerin ve diğer etnik ve mezhep gruplarının haklarını anayasal güvence altına alsın. Türk'e dayalı türk tabanlı anayasaya tabii olmak zorunda değil bu insanlar. Bu anayasa devam ederse kürtler ve diğer etnik ve mezhepsel gruplar kendi topraklarında memleketlerinde anayasal bakımdan adeta mülteci gibi yaşamlarını sürdürmeye devam edecekler.
Okullarda Kürtçe eğitim verilmesi ayrı şey
Okullarda Kürtçe nin seçmeli ders olarak okutulması ayrı şey
Kürtçe nin anayasa ya 2. resmi dil olarak girmesi ayrı şeydir.
Türkiye de büyük çoğunluk artık Kürtçe nin seçmeli olarak okutulmasına karşı çıkılmıyor. Sadece Kürtçe değil Lazca da buna dahildir. Büyük olasılıkla bununla ilgili de adım atılacaktır. Ama isteklere bakıyoruz. Kürtçe eğitim olsun 2. resmi dil olsun. Kusura bakmayın ama bunu diyen arkadaşların yorumları Türkiye de yaşayan azınlıkların haklarını savunmak yerine kendi haklarını savunmaktan ibaret. Kürtçe nin anayasa ya 2. dil olarak girmesini savunan arkadaşlara soruyorum neden KÜRTÇE neden lazca değil.
Fırat kardeşim Almanya bir Avrupa ülkesi Federal bir ülke. 3 milyona yakın Türk yaşıyor büyük ihtimal ile orada akrabaların vardır sormanı tavsiye ederim. Türkçe veya Kürtçe eğitim alabiliyor musunuz. Yoksa bu diller seçmeli olarak mı öğretiliyor?.
Ben ana dilde eğitim demiyorum çarpık bit eğitim sisteminden söz ediyorum ya ilk türkçe dilini öğretirsiniz bu insanlara yada bu insalar hep bir iki adım geriden gelecrektir..
Bakın böyle bir istekte bulunmak yanlış değildir ki. Mesela Mardin'in bir köyünde çocuklarımız Türkçe bilmiyor olabilir. Orada görev yapan öğretmenimiz de Kürtçe bilmiyor olabilir. Öğrenci için de öğretmen için de zor bir durum. Devletin o öğrencileri ilkokula hazırlaması gerekir. Bunu mesela anaokulları ile yapabilir. Bölgede görev yapan öğretmenlerimizde biraz gayretle, biraz da devletin desteğiyle Kürtçe öğrenirse, bölgedeki çocuklarımız daha az zorlanır. Daha sağlıklı bir eğitim alır.
Fakat anadilde eğitim diyenlerin amacı çocuklarımızın daha iyi bir eğitim alması değil. Çocuklarımızın Kürtçe'yi öğrenmesi değil.
Okullarda Kürtçe eğitim verilmesi ayrı şey
Okullarda Kürtçe nin seçmeli ders olarak okutulması ayrı şey
Kürtçe nin anayasa ya 2. resmi dil olarak girmesi ayrı şeydir.
Türkiye de büyük çoğunluk artık Kürtçe nin seçmeli olarak okutulmasına karşı çıkılmıyor. Sadece Kürtçe değil Lazca da buna dahildir. Büyük olasılıkla bununla ilgili de adım atılacaktır. Ama isteklere bakıyoruz. Kürtçe eğitim olsun 2. resmi dil olsun. Kusura bakmayın ama bunu diyen arkadaşların yorumları Türkiye de yaşayan azınlıkların haklarını savunmak yerine kendi haklarını savunmaktan ibaret. Kürtçe nin anayasa ya 2. dil olarak girmesini savunan arkadaşlara soruyorum neden KÜRTÇE neden lazca değil.
Fırat kardeşim Almanya bir Avrupa ülkesi Federal bir ülke. 3 milyona yakın Türk yaşıyor büyük ihtimal ile orada akrabaların vardır sormanı tavsiye ederim. Türkçe veya Kürtçe eğitim alabiliyor musunuz. Yoksa bu diller seçmeli olarak mı öğretiliyor?.
bunu avrupada yasayan ve egitim camiasinin icinde olan birisi olarak cevaplayabilirim..
mesela yasadigim ülkede tek resmi dil vardir oda almanca bu resmi dil olayinda avrupada tek farklilik 3 resmi dille isvicredirki, isvicrenin demokrasisi dahil herseyi kendina hastir ayrica o 3 resmi dilde dünya dilleridir ve halkinin bölgesel dagilimindan kaynaklanan bir durumdur..
burada ilk ögretim ve lisede türkce dahil göcmenlerin dilleri secmeli dil olarak secilebiliyor, bir ögrenci isterse türkce dersinide ek ders olarak alabilyiro ama egitim temel olarak almanca üzerinden yapiliyor ayni sekilde devlet isleyiside almanca olmakla beraber göcmenlere kolaylik olsun diye mahkeme, hastane, devlet dairesi gibi kurumlarda daha kolay islem yapabilmeleri icin ücretsiz tercümanlarda bulunabiliyor..
Özgür Çağrı
09-29-2010, 23:57
Türkler almanyaya ve avrupaya sonradan gitmiş kürtler ise anadoluda binlerce yıldan beri var olan bir halk. İkisini birbirine karıştırmak abes ...
Türkler almanyaya ve avrupaya sonradan gitmiş kürtler ise anadoluda binlerce yıldan beri var olan bir halk. İkisini birbirine karıştırmak abes ...
İşte buna katılıyorum sonuçta almanyada Türk bakkal diye seslenebiliriz,ama vanlı bakkalımıza kürt bakkal ahmet amca demiyoruz di mi :)
Bunun yanında o bölgede en fazla seçmeli ders olarak koyulabilir,ana dil okulda öğretilirse zate anadil olmaktan çıkar.Aileler içinde bulunduğu ülkeye uyum sağlamaya çalışırsa kendi kötülüklerinedir bu sonuçta hepimiz aynı vatanın insanınıyız inadın gereği yok.Eğitim dilinin kürtçe olması kısa vadede onları mutlu edebilir ama 20 yıl sonra ne yapacak,ne iş bulacak o insanlar ?Devlet kendi eliyle kendine yabancı birey yetiştiremez.
Okullarda Kürtçe eğitim verilmesi ayrı şey
Okullarda Kürtçe nin seçmeli ders olarak okutulması ayrı şey
Kürtçe nin anayasa ya 2. resmi dil olarak girmesi ayrı şeydir.
Türkiye de büyük çoğunluk artık Kürtçe nin seçmeli olarak okutulmasına karşı çıkılmıyor. Sadece Kürtçe değil Lazca da buna dahildir. Büyük olasılıkla bununla ilgili de adım atılacaktır. Ama isteklere bakıyoruz. Kürtçe eğitim olsun 2. resmi dil olsun. Kusura bakmayın ama bunu diyen arkadaşların yorumları Türkiye de yaşayan azınlıkların haklarını savunmak yerine kendi haklarını savunmaktan ibaret. Kürtçe nin anayasa ya 2. dil olarak girmesini savunan arkadaşlara soruyorum neden KÜRTÇE neden lazca değil.
Fırat kardeşim Almanya bir Avrupa ülkesi Federal bir ülke. 3 milyona yakın Türk yaşıyor büyük ihtimal ile orada akrabaların vardır sormanı tavsiye ederim. Türkçe veya Kürtçe eğitim alabiliyor musunuz. Yoksa bu diller seçmeli olarak mı öğretiliyor?.
Kesinlikle katılıyorum. Birde sürekli önümüze yabancı ülke örnekleri konuyor. Kendi adıma konuşayım, o ülkelerin tarihini ve yapısını da tam bilemediğimiz için susuyoruz. Ama mesela Amerika'yı biliyoruz.
Deniyor ki Amerika'da İspanyolca ikinci anadil. İyi de zaten Amerikalı dediğimiz, İspanyol, Portekiz, İngiliz.. Böyle bir ülkede anadil ingilizce 2. anadil ispanyolca olması gayet normal. Eğer Kürtler ile Amerika örneğini karşılaştıracaksak, Anadolunun yerlisi Kürtleri Amerikanın yerlisi kızıldereliler'e benzetmek gerekir. Avrupadan gelip Amerikaya yerleşenler, Kızılderelilere hangi hakları vermiş? Bunu bize söylesinler.
Arkadaşlar herkes bir şeyler yazmış Allah razı olsun
Ama şunu söyleyeyim bir kürd olarak böyle bir eğitimin verilmesini hiç istemiyorum onlar anadil anadil diyorlar ama ya kürdçe bilmiyorlar yada kürdçe konuşmaktan utanıyorlar dün onlardan bir kişi evimize geldi ki köyde kürdçülerin başı sayılılar ama onun kürdçe konuşusunu görünce bir kez daha onlardan nefret ettim. çünkü kürdçeyi yeni yeni konuşmaya başlayan bebekler gibi konuşuyordu.
Allah bilir kaç kişiyi utanmadan kürd davası uğruna dağa göndermişler.
Bazı arkadaşlarda kürdçe kurs yok veya kısıtlı diyorlar evet haklılar çünkü var olanlarda kapatılıyor. Batmanda nüfusun hemen hepsinin kürd olduğu bir şehirde ve bdp nin önde olduğu bir ilde kürdçe kursu açılıyor ve çok kısa bir süre sonra kapanıyor neden biliyormusunuz.
15 TANE ÖĞRENCİ BULAMIYORLARRRRRRRRRR
sadece eğer bdp partisine mensup olan üyeler bile çocuklarını gönderseydi en az on yıl kapanmazdı.
Ama onların niyeti dil veya kürd toplumunun daha çok haklara sahip olması değil
onların niyeti dil davası adı altında dinsizliği aşılamaktan başka bir şey değildir.
bunun aksini düşünenler onların sohbetlerini azıcık dinlesinler ve yaşam tarzlarına biraz baksınlar lütfen.
onlardan duyduğumuz 2 söz ki dinsizliğin tek örneği bunun gibi daha çok var o kadar çok ki yazamıyorum
1. adama hacı diyorlar adam diyor ki asla ben hacı olmam ve paramı o pis arablara vermem diyor.
2. Yine diyorlar ki Apo da bizim adeta Peygamberimizdir.
Yine onlar diyor ki biz türk devletinin esirleriyiz bize namaz ve oruç farz değil
son bir şey diyecem tıpkı yehova şahitleri gibi diyorlar ki biz kardeşiz ve sabahtan akşama kadar içi içe olsak çarşı cinse hiç kötü niyet beslemeyiz.
O kadar çok şey varki yazmaktan utanıyorum lütfen onlara hiç inanmayın
İşte gerçek budur.
Kesinlikle katılıyorum. Birde sürekli önümüze yabancı ülke örnekleri konuyor. Kendi adıma konuşayım, o ülkelerin tarihini ve yapısını da tam bilemediğimiz için susuyoruz. Ama mesela Amerika'yı biliyoruz.
Deniyor ki Amerika'da İspanyolca ikinci anadil. İyi de zaten Amerikalı dediğimiz, İspanyol, Portekiz, İngiliz.. Böyle bir ülkede anadil ingilizce 2. anadil ispanyolca olması gayet normal. Eğer Kürtler ile Amerika örneğini karşılaştıracaksak, Anadolunun yerlisi Kürtleri Amerikanın yerlisi kızıldereliler'e benzetmek gerekir. Avrupadan gelip Amerikaya yerleşenler, Kızılderelilere hangi hakları vermiş? Bunu bize söylesinler.
abd deki resmin dilin oylamayla belirlendigini ve ingilizcenin az bir farkla ciktiginida hatirlatmak isterim..
bakiniz arkadaslar cok önemli noktaya deginmis ben yasadigim ülkede yabanciyim hemde burada dogmama, buranin vatandasi olmama, burada yasamama ragmen! cünkü benim kökenim Türk ve sonradan en fazla vatandas olabiliyorum ;)..
ama bir kürt ise türkiyede yabanci degildir hemde bir kürt olmasina ragmen cünkü onun dedesi, dedesinin dedesi kisacasi 7 ceddi o topraklarda dogmus, büyümüs, yasamis, savasmis, yerlesmis..
yani onlari ötekelestirme gibi bir duruma gidemeyiz yada türk-kürt kardestir söylemi üzerinden sözde bir esitlik arayinada giremeyiz..
Madem kardessek o halde bunu islevsel yapmaliyiz orayi bir sürgün bölgesi, sark görevi olarak görrmemeliyiz batiya 3 verirken oraya 1 i fazla görmemeliyiz..
Onlarin kültürel haklarina "ama vatan bölünür" gibi absürd söylemlerle karsi cikmamaliyiz bana kalsa kürtce bir zenginlikdir ve ülkenin her bölgesindeki her insan secmeli olarak almalidir..
Ancak ana dil konusunda cogunuz gibi düsünüyorum tek dil olmalidir cünkü birden fazla anadil devletin isleyisini yavaslatir ve icten icte diller arasi bir catismaya dönüsür..
Zaten kabul etmeliyiz ki kürtce yazi dili olarak asimile olmasina ragmen türkceyle bir tutulamaz ki bunda devletin uyguladigi zorlama politikasinin yani sira kürt kardeslerimizin ugradigi asimilasyonunda etkisi vardir..
Asi_isyankar
09-30-2010, 15:47
Kürtler Kürtçe eğitim veren okullar açmak istiyorlarsa gitsinler Kuzey Irak'a...
Başörtülüler Başörtüsüyle okumak istiyorlarsa gitsinler Suudi Arabistan'a...
Devletin Dini olmaz ama Dili olur çelişkiye bakın :) İkisi de olacak...
Dil,Din,Tarih yoksa o devletin devamına lüzum da yoktur... Ama düzen böyle sıkıntı ve yozlaşma da alabildiğine :)
Resmi dil Türkçe olmakla beraber okullar da Kürtçe eğitimin önü açılmalı...
Bu seçmeli olabilir isteyen alır,isteyen almaz yahut başka okul,yada kurslar açılabilir ama şunu es geçmeyelim okullar da önce Irkçılığa dayalı "Türklük" dayatmalarına son verilmeli...
İsteyen istediği dili rahatlıkla öğrenebildikten sonra hiç kimseyi resmi dilin Türkçe olması zaten ilgilendirmez...
Ama açılan kurslar,okullar vs 15 tane öğrenciyi bulamıyor kazı bakalım biraz neden bulamıyor,neden korkuyor gitmeye..?
Nerden biliyon kapıda eli sopalı bir yığın ülkücü geçinen ırkçının bulunmadığını..? Yahut gidince bulunmayacağını..
Kürtçe şarkı söyledi diye komaya sokulan kürtleri okuduk hep haberlerden sadece kurs açmakla bitmiyor bir yandan bu korkuyu bu ezilmişlik ruhunu da yok etmek gerekiyor...
Ancak diğer diller de rahatça öğretilebildikten sonra da resmi dille kafayı bozan olursa o zaman art niyet aranmalıdır..
Biz Kürtçe dil değil ki falanca şurdan çakma gibisinden aşağılık kompleksine kapılırsak bu sorun önümüzde ki bin yılda aşılamaz :)
Kürtçe ne 'seçmeli ders' olmalı Kürtlerin okuyacağı, ne de Kürtlerin 'eğitim dili'. Her ikisi de 'psikolojik' olarak önemli, ama sonuçta 'Kürt'e Kürt'ün propagandası' hüviyetinde. Kürtler zaten şöyle veya böyle Kürtçe biliyor. Tamam, eğitim onların dillerini geliştirmelerini sağlar, doğru... Ama bence asıl önemli ve acil olan, Kürtçeyi Türklerin öğrenmesi... Bu nedenle Kürtçe seçmeli falan değil 'zorunlu ders' olmalı, İngilizce, Fransızca gibi bütün Türkiye'de... Altyapı hazır değildir, öğretmen yoktur, bahane çoktur; ama başka türlü de 'Türk'ü 'Kürt'e katmak zordur. Genç Siviller'in bir kampanya sloganında dedikleri gibi, 'biraz da biz Kürt olalım', yıllardır onları Türk yapmaya çalışıyoruz. Biz Türkler, Kürtlerin Türk oldukları kadar Kürt olmazsak eşit kardeşlik iddiamız ciddiye alınmaz, birlikte yaşama irademizin varlığı anlaşılmaz.
Bu ülkede okula giden her Kürt Türkçeyi öğreniyor; okuyor, konuşuyor, şarkı söylüyor hatta şiir yazıyor Türkçe.
Peki Kürt olmayanlar, yani Türkler? 'Kardeş'lerinin dilini biliyorlar mı? Hayır. En basit, en temel üç-beş cümle bile kuramıyorlar. Dostlarının hatırını soracak, onlara 'jest' yapacak kadar bile bilmiyorlar Kürtçeyi.
Bu yüzden asıl gerekli olan, Türklerin de Kürtler kadar 'kardeşlerinin dillerini' öğrenmesi. Haziran sonu. 'Vesayet ve Demokrasi' konulu son Abant toplantısındayız. Bütün gün süren müzakerelerin ardından otelin bir köşesinde saz ve ses ustası Bayram Bilge Tokel'den nefis türküler dinliyoruz. Yirmi-otuz kişilik grup eşlik ediyoruz büyük ustanın türkülerine... Sonra sözü Diyarbakır'dan Muhammed Akar alıp Kürtçe şarkılar söylemeye başlıyor, yanık, oynak türküler... 'Bizim türkülerimiz'i bizimle birlikte söyleyen bu insanların şarkılarına biz, anadili Kürtçe olmayanlar katılmıyoruz, katılamıyoruz. En bildik, en bizden nağmelerin sözlerini bilemiyor, bin yıldır kardeş olduğumuzu iddia ettiğimiz Kürtlerin müziklerine eşlik edemiyoruz. Böyle kardeşlik olmaz; kardeş kardeşin dilinden anlar. Anadili şöyle veya böyle 'kırmızı çizgi' içine sokmak, anadil üzerinde tartışmak 'kardeşliğimizi' bozar. En önemli kırmızı çizgi, barıştır. Barışa ulaşmak ve birlikte yaşama mekanizmalarını geliştirmek için kırmızı çizgiler icat etmek ezberlere devam demektir. Önce, 'kırmızı çizgilerimiz' lafını 'icat edenleri' hatırlayın ve bunu nasıl 'takoz'a dönüştürdüklerini... Sonra, bu anlayış ve dille barışın neden mümkün olmayacağını anlayacaksınız.
Hakikaten yazarımız çok mu iyi niyetli . Bu kadar geniş anlayışıza teslim olmamız bize zarar verirmi vermez mi tam olarak idrak edemiyorum.
Kürtçeyi Türkler öğrensin diyosun vururlar valla seni hocam (:
Şimdi ülkeyi böldürmek mi istiyorsun diye tepki alırsın :)
Biz kendi dillerini öğrenmelerini savunurken tepki alıyoruz ama güzel fikir en azından ingilizceden iyidir (:
Türkiye'de 20 milyon ingiliz olsaydı durum ne olurdu hep merak etmişimdir :)
Hocam inanın ben kürt müşterilerime karşı o kadar ilgiliyim ki yaşanılan bir çok şeye anlam verebilmek için onların üstüne titriyorum. Beni de çok seviyorlar sürekli hal hatır sorarlar kürtce konuşarak takılırlar. Bu kardeşlerrime baktığım zaman onların dilini öğrenmek onlara saygı göstermek bana lezzet verir diye düşünüyorum.
Sorun bu kardeşlerimizin samimi olup olmaması değil , bu gelişmelere yeniliklere direnen arkadaşlarımızı haklı cıkaran bu işi parcalanmışlığa götürmek isteyen bu samimi kürt kardeşlerimizi kullanan ayrıcıklara prim verme korkusumudur. Belkide pkk gibi kan üzerinden hak aramaya girişen faaliyetler olmamış olsaydı bu dönüşümlere bu kadar direnilmezdi diye düşünüyorum.
Akl-ı Selim
10-01-2010, 12:55
Ukba sen laz olduğun için sonra lazca eğitim isteyecek olduğundan Kürt kardeşlerine böyle titriyor olmayasın.........hehehehehe.........KOCAMAN Bİ ŞAKAYDI
Yukarıdaki Ukbadan olan alıntı zaten referandum öncesi hatta daha öncesi S Demirtaşın bir programda yaptığı konuşma ile aynı ifadeler..............Biraz Düşünmek lazım...................sonra yazacağım bişeyler acıktım.............
Ukba sen laz olduğun için sonra lazca eğitim isteyecek olduğundan Kürt kardeşlerine böyle titriyor olmayasın.........hehehehehe.........KOCAMAN Bİ ŞAKAYDI
Yukarıdaki Ukbadan olan alıntı zaten referandum öncesi hatta daha öncesi S Demirtaşın bir programda yaptığı konuşma ile aynı ifadeler..............Biraz Düşünmek lazım...................sonra yazacağım bişeyler acıktım.............
Yok hocam ya benim böyle bir isteğim olmaz en azından lazlarında olmaz. Bu arada kürt halkının yaşadıkları ile laz halkının yaşadıkları bir olmadığını düşünüyorum. Sanki avans verme gibi sorumluluğumuz var gibi neden böyle düşünüyorum bilmiyorum ama içimde böyle duygu var.
Tabi biz birer karadenizli olarak aslında lazca için mücadele veriyoruz kızım sana söylüyorum gelinim sen anla misali (:
Roman açılımı bile var bir laz açılımı yok şu ülkede ayrıcalıklara hayırr.! (:
Şaka bir yana bütün diller öğrenilsin ama önce zulüm ve baskıya fazlasıyla maruz kalan Kürtlere ağırlık verilmeli..
Lazlardan bile çektiklerinin haddi hesabı yoktur Kürtlerin..
Afiyet olsun :)
Asi_isyankar
10-01-2010, 14:08
Hocam inanın ben kürt müşterilerime karşı o kadar ilgiliyim ki yaşanılan bir çok şeye anlam verebilmek için onların üstüne titriyorum. Beni de çok seviyorlar sürekli hal hatır sorarlar kürtce konuşarak takılırlar. Bu kardeşlerrime baktığım zaman onların dilini öğrenmek onlara saygı göstermek bana lezzet verir diye düşünüyorum.
Sorun bu kardeşlerimizin samimi olup olmaması değil , bu gelişmelere yeniliklere direnen arkadaşlarımızı haklı cıkaran bu işi parcalanmışlığa götürmek isteyen bu samimi kürt kardeşlerimizi kullanan ayrıcıklara prim verme korkusumudur. Belkide pkk gibi kan üzerinden hak aramaya girişen faaliyetler olmamış olsaydı bu dönüşümlere bu kadar direnilmezdi diye düşünüyorum.
Sizi takdir ederim...
Ahmet Kaya'nın öğrencisi, Çetin Oraner'de Türk'tür.
Ancak kendisi de Kürtleri çok sevdiği için Kürtçe'yi de öğrendi
ve Kürtçe şarkılar söyledi, söylüyor.
Cevdet Bağca ve İlkay Akkaya'da Türk'tür.
Onlarda Kürtçe şarkılar söylüyor...
Akın Birdal Türk'tür, oda Kürtçe'yi öğrenmeye çalışıyor.
Hakan Özkan
10-02-2010, 21:46
Konuştuğum birkaç kişiye, Milli Eğitim'in kontrolünde, eğitimin baştan sona Kürtçe olduğu özel okulların açılmasının dil talebini karşılayıp karşılamayacağını sordum. Bunun, çok makul, parlak bir öneri olduğunu söyleyenler olduğu gibi, bu okulları kurmaya kimin gücünün yeteceğini, hangi velinin çocuğunun böyle bir okulda okutmak isteyeceğini soranlar da oldu.
Milli Eğitim'in müfredata, belli sınıflardan sonra seçmeli Kürtçe dersleri koyması fikrine itiraz eden kimseye rastlamadım. Sadece bir vatandaşımız şöyle dedi: "Burada insanlar zaten Kürtçe biliyor. Neden böyle bir ders almaya ihtiyaç hissedilsin ki." Devlet yetkilileri arasında seçmeli Kürtçe önerisine yaklaşım sıcaktı. Ama gördüğüm kadarıyla bölgede, Kürtçe talepleri kadar, Türkçenin öğretilmesi ve Türkçe bilmeden ilkokula başlayan miniklerin akademik başarısıyla ilgili de ciddi sorunlar var. Valinin söylediğine göre, son yıllardaki bütün çabalara rağmen okulöncesi eğitim hâlâ yüzde 25 seviyesinde. Birçok öğrenci, Türkçe verilen bir eğitime bu dili bilmeden başlıyor. Ayrıca tespitlere göre 100 binin üzerinde Türkçe okuryazarlığı olmayan vatandaşımız var sadece Van'da.
İnsanlarla iç içe olduğu ve bildiği birazcık Kürtçeyle yer yer konuştuğu için sempatiyle karşılanan valinin bir hastane ziyaretinde yaşadığı tablo sıkıntının boyutunu anlatıyor: Hastaların odasına gidip hal hatır soruyor. Hiçbir tepki almayınca şaşırarak yanındakilere dönüyor. Sonra yanındakiler, valinin geçmiş olsun dileklerini ilettiğini Türkçe söyleyince, hastalar dertlerini anlatmaya başlıyor. İnsanların dile getirdiği temel sorun işsizlik ve geçim sıkıntısı. Bunu aşmanın en kestirme yolu olarak da eğitim görülüyor. Vanlılar, hemşehrileri eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in eğitim alanında yaptıklarına minnettarlar, ama hâlâ çok ihtiyaç var. Devlet ve özel kurumlar bu alanda ne kadar eğilse değer. Kolej ve dershaneler dışında eğitim gönüllüleri 30'dan fazla okuma salonuyla öğrencilere ücretsiz kurs imkânı sunuyor. Sadece bölge dışından değil, maddi imkânı olan bölge insanının da bu projeye sahip çıkması sevindirici. Son okuma salonu, işadamı da olan Ticaret Odası Başkanı Zahir Bey'in katkısıyla açılmış. Anadil konusunda, insanların ortak beklentisi aslında çok basit ve insani: Dillerine, kendilerine saygı duyulması. Yıllarca yürütülen inkâr, yok saymaya, aşağılamaya dayalı yanlış siyasetten sonra bu da en tabii hakları. Anadil konusundaki taleplerin nasıl karşılanacağı konusunda bölge insanı esnek. Makul bir çerçevede konuşarak bu sorunu aşmak mümkün görünüyor. Bu yüzden daha baştan yasakçı bir tavırla ortaya çıkmak sevimsiz ve yersiz. Maalesef, bu konudaki AB kriterleri yine sonraki yazıya kaldı
Alıntı
Hakan Özkan
10-02-2010, 21:47
Konuştuğum birkaç kişiye, Milli Eğitim'in kontrolünde, eğitimin baştan sona Kürtçe olduğu özel okulların açılmasının dil talebini karşılayıp karşılamayacağını sordum. Bunun, çok makul, parlak bir öneri olduğunu söyleyenler olduğu gibi, bu okulları kurmaya kimin gücünün yeteceğini, hangi velinin çocuğunun böyle bir okulda okutmak isteyeceğini soranlar da oldu.
Milli Eğitim'in müfredata, belli sınıflardan sonra seçmeli Kürtçe dersleri koyması fikrine itiraz eden kimseye rastlamadım. Sadece bir vatandaşımız şöyle dedi: "Burada insanlar zaten Kürtçe biliyor. Neden böyle bir ders almaya ihtiyaç hissedilsin ki." Devlet yetkilileri arasında seçmeli Kürtçe önerisine yaklaşım sıcaktı. Ama gördüğüm kadarıyla bölgede, Kürtçe talepleri kadar, Türkçenin öğretilmesi ve Türkçe bilmeden ilkokula başlayan miniklerin akademik başarısıyla ilgili de ciddi sorunlar var. Valinin söylediğine göre, son yıllardaki bütün çabalara rağmen okulöncesi eğitim hâlâ yüzde 25 seviyesinde. Birçok öğrenci, Türkçe verilen bir eğitime bu dili bilmeden başlıyor. Ayrıca tespitlere göre 100 binin üzerinde Türkçe okuryazarlığı olmayan vatandaşımız var sadece Van'da.
İnsanlarla iç içe olduğu ve bildiği birazcık Kürtçeyle yer yer konuştuğu için sempatiyle karşılanan valinin bir hastane ziyaretinde yaşadığı tablo sıkıntının boyutunu anlatıyor: Hastaların odasına gidip hal hatır soruyor. Hiçbir tepki almayınca şaşırarak yanındakilere dönüyor. Sonra yanındakiler, valinin geçmiş olsun dileklerini ilettiğini Türkçe söyleyince, hastalar dertlerini anlatmaya başlıyor. İnsanların dile getirdiği temel sorun işsizlik ve geçim sıkıntısı. Bunu aşmanın en kestirme yolu olarak da eğitim görülüyor. Vanlılar, hemşehrileri eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in eğitim alanında yaptıklarına minnettarlar, ama hâlâ çok ihtiyaç var. Devlet ve özel kurumlar bu alanda ne kadar eğilse değer. Kolej ve dershaneler dışında eğitim gönüllüleri 30'dan fazla okuma salonuyla öğrencilere ücretsiz kurs imkânı sunuyor. Sadece bölge dışından değil, maddi imkânı olan bölge insanının da bu projeye sahip çıkması sevindirici. Son okuma salonu, işadamı da olan Ticaret Odası Başkanı Zahir Bey'in katkısıyla açılmış. Anadil konusunda, insanların ortak beklentisi aslında çok basit ve insani: Dillerine, kendilerine saygı duyulması. Yıllarca yürütülen inkâr, yok saymaya, aşağılamaya dayalı yanlış siyasetten sonra bu da en tabii hakları. Anadil konusundaki taleplerin nasıl karşılanacağı konusunda bölge insanı esnek. Makul bir çerçevede konuşarak bu sorunu aşmak mümkün görünüyor. Bu yüzden daha baştan yasakçı bir tavırla ortaya çıkmak sevimsiz ve yersiz. Maalesef, bu konudaki AB kriterleri yine sonraki yazıya kaldı
Alıntı
Dil, düşüncenin evidir. Türkçe bizim evimiz, yurdumuz, onurumuz. Üstelik resmî dilimiz. Peki neden Kürtçenin özgürce öğretilmesini temel düstur edinen Özgür Gündem'in Türkçesi, Kürtçenin kullanımına karşı çıkan Yeni Çağ'ın, Orta Doğu'nun Türkçesinden daha zengin ve daha ileri? Dil, yaşayan bir organizmadır. Türkçeyi kim geliştiriyor?
Kimsenin resmî dilin yanında ikinci bir resmî dili savunduğu yok. Böyle bir talebi bugüne kadar hiç kimse dile getirmediğine göre resmî dil tartışması yapmıyoruz demektir. Türkçeyi savunalım ve geliştirelim. Bunun yolu Kürtçenin kullanımını sınırlamaktan mı geçiyor? Türkçe bu kadar savunmasız ve zavallı mı?
Kürtler kadar Türkçeye emek harcamayanların Kürtçeye karşı çıkmaları 'Küçük Türkiye milliyetçiliği' bağnazlığına saplanıp kalmaktan başka bir anlam taşımıyor.
Akşamları sürekli bu konular ile alakalı tartışmaları pür dikkat takip ediyorum ama hala kafamda canlanan bir durağanlık yok . Muhammed kardeşimizin paylaşmış olduğu Mümtezar Türköneye ait bu yazı yine kafamı karıştırdı. Bdp 'nin veya kürt halkının gerçekten resmi dilin Türkçe olmasının yanında Kürtçe dilinin ikinci resmi dil olmasını istemiyormu , bunun orta yolu nasıl bulunacak kim neyi istiyor hassasiyetlerimiz nelerdir bunları ne zaman tam anlamı ile ortaya koyacağız.
Dil, düşüncenin evidir. Türkçe bizim evimiz, yurdumuz, onurumuz. Üstelik resmî dilimiz. Peki neden Kürtçenin özgürce öğretilmesini temel düstur edinen Özgür Gündem'in Türkçesi, Kürtçenin kullanımına karşı çıkan Yeni Çağ'ın, Orta Doğu'nun Türkçesinden daha zengin ve daha ileri? Dil, yaşayan bir organizmadır. Türkçeyi kim geliştiriyor?
Kimsenin resmî dilin yanında ikinci bir resmî dili savunduğu yok. Böyle bir talebi bugüne kadar hiç kimse dile getirmediğine göre resmî dil tartışması yapmıyoruz demektir. Türkçeyi savunalım ve geliştirelim. Bunun yolu Kürtçenin kullanımını sınırlamaktan mı geçiyor? Türkçe bu kadar savunmasız ve zavallı mı?
Kürtler kadar Türkçeye emek harcamayanların Kürtçeye karşı çıkmaları 'Küçük Türkiye milliyetçiliği' bağnazlığına saplanıp kalmaktan başka bir anlam taşımıyor.
Akşamları sürekli bu konular ile alakalı tartışmaları pür dikkat takip ediyorum ama hala kafamda canlanan bir durağanlık yok . Muhammed kardeşimizin paylaşmış olduğu Mümtezar Türköneye ait bu yazı yine kafamı karıştırdı. Bdp 'nin veya kürt halkının gerçekten resmi dilin Türkçe olmasının yanında Kürtçe dilinin ikinci resmi dil olmasını istemiyormu , bunun orta yolu nasıl bulunacak kim neyi istiyor hassasiyetlerimiz nelerdir bunları ne zaman tam anlamı ile ortaya koyacağız.
Sevgili Ukba abimiz; tarih her zaman tekerrürden ibarettir. Tanzimat Fermanını hepimiz biliyoruz. Bu ferman İngilizlerin katkısıyla hazırlanmıştı. Amaç neydi? Osmanlı müslüman-gayri müslim ayrımı yapıyor iddiası, Osmanlı'da gayrimüslimler eziliyor iddiası, devlet kademelerine getirilmedikleri için gayri müslimler devlet tarafından dışlanıyor iddiası vesaire vesaire...
Ne yaptı Osmanlı? Tanzimat fermanıyla tamamen eşit haklar verdi. Bizlerin içinde bazı sesler çıktı. Denildi ki kafirle müslüman nasıl bir olur? Gayri müslimler ise yapılan yenlikleri olumlu karşılamakla birlikte yeterli görmediler. Sonra ne istediler? İç işlerimizde bağımsız, dış işlerimizde Osmanlıya bağımlı olalım dediler. Yani özerklik istediler. Ya daha sonra? Sonra da bağımsızlık için ayaklandılar. Osmanlı'yı en zayıf anında yakalayıp devleti böldüler.
Biz şimdi özgürlüğü eşitliği, dili, kültürü bir kenara bırakalım. Önce şu karanlık güçlerin, sadece petrol olan bölgelere özgürlük getirenlerin, Eşref Bitlis'i öldürenlerin oyunlarını bir bozalım. Ondan sonrası çorap söküğü gibi gelir.
Ukba abi düşünce bana açıkçası pek akıl karı gelmedi.
Elin kürtçesi ne diye benim oğluma zorla öğretiyorsun der adam.
Haklımıdır.Haklıdır.Biz her türlü dayatmaya karşıyız.
Kürtçe zorunlu ders olursa.
Laz da lazcayı ister.
Zaza da zazacayı o zaman dil okulları açsınlar hepsini öğretsinler.
Yada matematik,kimya,geometri,tarih ve edebiyat gibi dersleri kaldırsınlar.
Hiç makul gelmedi.
Lazlar Kürtler kadar çekmemiş veya haksızlığa maruz kalmamış olabilir.
Fakat bunu zazalar içinde diyemeyiz.
Çünkü Dersim Katliamını hatırlatırım.
Dersimdekiler zazadır.Bingöl Tunceli vs vs. daha bir çok ilde yapılan katliam ve haksızlıklar,Kürtler kadar zazaları da etkiledi onlarda çekti.
Hem kalkıpta lazlar çekmedi onları salla gitsin demek bu sefer ileride bir laz sorunu getirir.
Çerkezler veya boşnaklar çekmedi onların haklarını salla gitsin önemli olan kürtlerdir dersen kürtleri kazanırsın ama çerkez ve boşnakları kaybedersin.
Kürtlerin ilerde bağımsızlığını ilan etmesinden korkuyorsak onları baskı ve gözetim altında tutmamız gerekiyor...
O halde ne yapacağız..? Bu korkumuzla yüzleşmemek için bu çağ dışı uygulamalara devam mı edeceğiz..?
Yani arkadaşlar o zaman hükümet yeni bir kürt sorunu dosyası hazırlasın kuzey ırakta Kürdistan devleti kurulsun hepsini oraya postalayalım..
Bu korkuyu yaşayanlar için bunun başka alternatifi yok..
Kürtlerin çoğunluğun'un bu vatanla sorunları yok onun için onlara dil,kültür vs gibi hakları verilince bağımsızlık ilan etmezler merak buyurmayın...
Ne yaptı Osmanlı? Tanzimat fermanıyla tamamen eşit haklar verdi. Bizlerin içinde bazı sesler çıktı. Denildi ki kafirle müslüman nasıl bir olur? Gayri müslimler ise yapılan yenlikleri olumlu karşılamakla birlikte yeterli görmediler. Sonra ne istediler? İç işlerimizde bağımsız, dış işlerimizde Osmanlıya bağımlı olalım dediler. Yani özerklik istediler. Ya daha sonra? Sonra da bağımsızlık için ayaklandılar. Osmanlı'yı en zayıf anında yakalayıp devleti böldüler.
Depare ve Muhammet kardeşim . Kara Eşref kardeşimizin ifadelerinde bir şey anlıyorum. Bir çok halkın hissiyatıda bu yönde gibi. Orta da bir tür kültürel hak talebleri olmuş olsada perdenin diğer tarafında bunların kürtlerin birinci dereceden tercihleri değil ülkemizde sinsi planlar içerisinde olanların planları olabileceğini ve ardı arkası kesilmeyecek bir fenomenin içine bizi sürükleme gayretleri gibi gözüküyor olması endişe verici.
Şimdi her alanda gelişme sağlanırken kürtlerin veya onların uzantısı olan sivil ve siyasi hareketlerin talebleri hiçmi dikkate alınmayacak dilinin kültürünün ve yerel mekanların güçlendirilmesi gibi arzular sürekli gelecekte tehdit unsuru olabilir diye engellenecekmidir. Bu hakların verilmesi silahlı mücadelenin bir kazanımıdır diye anlayış ülkemizde gelişirse devletten her tür hak talep edenlere silahlı örgütler örnek olabilirmi yani yarın Aleviler cıkıp bizim de haklarımız var insani ve bireysel olarak talep ettiğimiz şeyler var sunni bir devlet anlayışı olamaz diyerek farklı mücadelelere girerlerse bunun adı ne olacak.
Kısacası devlet uzun süredir mağdur oluşturdu. Demokratik olarak mücadele edenler haklarını bir yönü ile alabiliyor olsada mücadele içerisinde olanların çok defa karşılıksız kaldığı söylenir. Kürtlere geçmişte asimilasyon politikaları uygunlamış derin yapılar ile müdahale edilerei faili mechul cinayetler vasıtası ile devletine düşman üretilmiş. Ama bugün bunlardan söz etmek mümkün değildir. O halde geçmişe göre çok daha fazla haklara sahip olan kürt kardeşlerimizin yarın çok daha geniş haklara sahip olmaması imkansız değil. Ama Türk milletinin hassasiyetleri bu ivmelere ne zaman ne kadar yol verir bilemiyorum. Gerçekten dil ve kültürel haklar yerel yönetimlerin güçlendirilmesi bizi bölünmeye kadar taşıyabilirmi . Bu millet bu badireyi atlatabilecekmi acaba Türk milleti olarak bizlermi çok vesveseliyiz yoksa hakikaten bu demokratik hakların arkasında yine fitne sahiblerinin oyunlarımı var. Bu konuda çok acizim.
Haşa ve kella! Katiyyen öyle bir şey demedim.
Abim siz Kürtçe zorunlu ders yapılmalı dediniz bende dedim ki;
"iki yanlıştan bir doğru çıkmaz.Bir mağduriyeti giderince bir mağduriyet portresi sergilemek abestir.
Sorunu belki çözersin ama farklı bir sorun çıkar.
Benim babam çıkıp derki ne hakla çocuğuma kürtçeyi zorla öğretiyorsun veya çıkıp zazacayıda zorunlu dil dersi yap derse ne olacak."
Ben bunu söyledim.
Ne yaptı Osmanlı? Tanzimat fermanıyla tamamen eşit haklar verdi. Bizlerin içinde bazı sesler çıktı. Denildi ki kafirle müslüman nasıl bir olur? Gayri müslimler ise yapılan yenlikleri olumlu karşılamakla birlikte yeterli görmediler. Sonra ne istediler? İç işlerimizde bağımsız, dış işlerimizde Osmanlıya bağımlı olalım dediler. Yani özerklik istediler. Ya daha sonra? Sonra da bağımsızlık için ayaklandılar. Osmanlı'yı en zayıf anında yakalayıp devleti böldüler.
Depare ve Muhammet kardeşim . Kara Eşref kardeşimizin ifadelerinde bir şey anlıyorum. Bir çok halkın hissiyatıda bu yönde gibi. Orta da bir tür kültürel hak talebleri olmuş olsada perdenin diğer tarafında bunların kürtlerin birinci dereceden tercihleri değil ülkemizde sinsi planlar içerisinde olanların planları olabileceğini ve ardı arkası kesilmeyecek bir fenomenin içine bizi sürükleme gayretleri gibi gözüküyor olması endişe verici.
Şimdi her alanda gelişme sağlanırken kürtlerin veya onların uzantısı olan sivil ve siyasi hareketlerin talebleri hiçmi dikkate alınmayacak dilinin kültürünün ve yerel mekanların güçlendirilmesi gibi arzular sürekli gelecekte tehdit unsuru olabilir diye engellenecekmidir. Bu hakların verilmesi silahlı mücadelenin bir kazanımıdır diye anlayış ülkemizde gelişirse devletten her tür hak talep edenlere silahlı örgütler örnek olabilirmi yani yarın Aleviler cıkıp bizim de haklarımız var insani ve bireysel olarak talep ettiğimiz şeyler var sunni bir devlet anlayışı olamaz diyerek farklı mücadelelere girerlerse bunun adı ne olacak.
Kısacası devlet uzun süredir mağdur oluşturdu. Demokratik olarak mücadele edenler haklarını bir yönü ile alabiliyor olsada mücadele içerisinde olanların çok defa karşılıksız kaldığı söylenir. Kürtlere geçmişte asimilasyon politikaları uygunlamış derin yapılar ile müdahale edilerei faili mechul cinayetler vasıtası ile devletine düşman üretilmiş. Ama bugün bunlardan söz etmek mümkün değildir. O halde geçmişe göre çok daha fazla haklara sahip olan kürt kardeşlerimizin yarın çok daha geniş haklara sahip olmaması imkansız değil. Ama Türk milletinin hassasiyetleri bu ivmelere ne zaman ne kadar yol verir bilemiyorum. Gerçekten dil ve kültürel haklar yerel yönetimlerin güçlendirilmesi bizi bölünmeye kadar taşıyabilirmi . Bu millet bu badireyi atlatabilecekmi acaba Türk milleti olarak bizlermi çok vesveseliyiz yoksa hakikaten bu demokratik hakların arkasında yine fitne sahiblerinin oyunlarımı var. Bu konuda çok acizim.
Teşekkürler Ukba abimiz. Bazen kendi kendime; acaba ben mi düşüncelerimi tam izah edemiyorum diye düşünüyordum ki bu yazıyı gördüm.
İşin özü arkadaşlar, evet devletimiz geçmişte Kürt kökenli kardeşlerimize karşı hatalar yapmış olabilir. Kan davası güdülecek değil. Devletimiz hatasını telafi etmelidir. Buna kimse itiraz edemez. Başbakanımız sayesinde geçmişin hataları da düzeltilmektedir.
İngiltere zamanında anadoluyu karıştırmak ve ülkeyi açık pazar haline getirmek için William Churcill Ceride-i Havadis gazetesini çıkardı. Sonra da "Şu Türkler nasıl da fütursuzca oyuna gelip, ülkeyi açık pazar haline getiriyor" diye de alay etmişlerdi. Şimdi şu konuyu okuyanlar yine bizimle alay etmiyor mu? Oturup biraz düşünün!
Bizler sadece hatalarımızı düzeltmekle başarılı olamayız. Elbette hatalarımızı düzeltmeliyiz ama hatasız kul olmaz, hatasız devlet de olmaz. Niyet kötü olduktan sonra yeni yeni hatalarımızı bulurlar. Hatamız olmasa bile, 3-5 karakolumuzu basıp yine bizi hataya çekerler. Çünkü masum da olsa kedinin kuyruğuna basarsanız o kedi cırmalar. Bu durum kedinin kötü olduğunu göstermez. Sizin art niyetinizi gösterir.
Eğer Kürt kökenli kardeşlerimizi kazanmak istiyorsak, öncelikle Kürt kökenli kardeşlerimizi oyuna getiren art niyetli güçleri deşifre edip sonra da oyunlarını bozmak gerekir. Ondan sonra yapacağımız demokratik adımların meyvesini toplayabiliriz. Yoksa yılanın başını ezmeden bu işi hakla hukukla çözemeyiz.
Peki devletimizi bu süreçte ne zorluyor? Bu sorun neden tam olarak çözülemiyor? Çünkü ismi geçen karanlık güçlerin başını Eşref Bitlis'in katili Amerika çekmektedir. Sorunu çözmekte bu yüzden zorlanıyoruz. Yoksa forumda tartıştığımız bu ve benzeri konuların pek de bir önemi yok. Sadece Amerika'nın kuyuya attığı taşları çıkarmakla uğraşıyoruz.
Karaeşref abim buradan bir şeyi sormak istiyorum.
Sizde mazur görmeliyiz doğaldır gibi bir tutum sergiliyorum.Sanki yapılanların arka boyutunu görmüyor veya işi görmemezlikten gelip devlettir hatası olur gibi tek düze indirgiyor ve önemli görmüyorsunuz gibi geliyor.(Umarım yanlıştır.)Düşünceleriniz bu yönde mi gerçekten yoksa ben yanılıyor muyum?
Karaeşref abim buradan bir şeyi sormak istiyorum.
Sizde mazur görmeliyiz doğaldır gibi bir tutum sergiliyorum.Sanki yapılanların arka boyutunu görmüyor veya işi görmemezlikten gelip devlettir hatası olur gibi tek düze indirgiyor ve önemli görmüyorsunuz gibi geliyor.(Umarım yanlıştır.)Düşünceleriniz bu yönde mi gerçekten yoksa ben yanılıyor muyum?
"Devlettir, hata yapabilir" diye düşünürsem veya düşünürsek, o zaman karanlık güçlerin ülke üzerinde oyun oynamasına bile gerek kalmaz. Çünkü kuduz kedinin cırmalasın diye kuyruğuna basmak gerekmez.
Hatalar muhakkak düzeltilmeli. Biz birilerinin canını yakarsak, bizim de canımız yanar. Devletimiz geçmişte hatalar yaptı. Ve bu hatalarını üstüne basa basa diyorum ki düzeltmeli. Ama kuyruğuna basan ve bizi hataya sürükleyen karanlık güçleri de yok etmeli. Yoksa bu iş çözüme ulaşmaz.
"Devlettir, hata yapabilir" diye düşünürsem veya düşünürsek, o zaman karanlık güçlerin ülke üzerinde oyun oynamasına bile gerek kalmaz. Çünkü kuduz kedinin cırmalasın diye kuyruğuna basmak gerekmez.
Hatalar muhakkak düzeltilmeli. Biz birilerinin canını yakarsak, bizim de canımız yanar. Devletimiz geçmişte hatalar yaptı. Ve bu hatalarını üstüne basa basa diyorum ki düzeltmeli. Ama kuyruğuna basan ve bizi hataya sürükleyen karanlık güçleri de yok etmeli. Yoksa bu iş çözüme ulaşmaz.
Anladım.Teşekkürler.
PKK'nın Kürtler için dahi bir sorun haline geldiğini belki en iyi açıklayan, inkar politikalarına karşı mücadelesinde yıllarca hapis yatan, inkarın son bulması ötesinde Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkını savunan, ifade özgürlüğü denince akla ilk gelen bir Türk aydını, İsmail Beşikçi oldu. Bakın ne diyor: "Oğulları, kızları devlet güçleri tarafından öldürülenler, köyleri yakılıp yıkılanlar, faili meçhullerle karşılaşanlar şu veya bu şekilde haklarını arayabiliyor, seslerini duyurabiliyorlar. Oğulları, kızları kendi arkadaşları tarafından, PKK tarafından infaz edilenler ise bir sessizliğe gömülmüş, hayattan tamamen kopmuşlardır. Bu aileler için başvurulacak bir makam yoktur. PKK kendi içinde barışı aramadan, öbür Kürt örgütleriyle, Kürt sivil toplum kurumlarıyla ahenkli ilişkiler geliştirmeden, Türkiye ile, devletle barışı tesis etmesi mümkün değildir...
"PKK, örgütlerinin isimlerinde, yazılarında, konuşmalarında 'demokratik' sözcüğünü çok kullanıyor. Bu sözcüğü çok kullanarak demokrat olduğu izlenimi yaratmaya çalışıyor... Demokrat olmanın tek ölçüsü vardır: o da ifade özgürlüğüdür... İfade özgürlüğü yaşama geçmeden demokrat, demokratik olamazsınız... Barış ve Demokrasi Partisi bugün devletten özerklik talep ediyor. BDP İmralı'ya karşı özerkçe hareket edemezken, bu süreçten olumlu bir sonuç çıkmaz..." (sitesinde 5 Ekim günü yayımlanan yazıdan aktaran Taraf, 7 Ekim.)
PKK şiddetinin bugün Türkiye Kürtlerinin demokratik hakları için mücadelesine yardımcı değil, köstek olduğu fikrini de ölümlerden dönen bir Kürt aydını, Orhan Miroğlu en açık bir şekilde ifade etti. Bakın ne dedi: "Bugün Kürt hareketi, BDP de dahil olmak üzere tasfiyeden korkuyor. Garanti halkın içinde aranmalıdır. Bölgede yüz belediyeyi yönetiyor muyum? Benim savunduğum haklar için 400-500 sivil toplum kuruluşu harekete geçiyor mu? Seçimlere girip parlamentoda grup kurabiliyor muyum? Kürt meselesini eksik de olsa parlamentoda tartışabiliyor muyum? Bütün bu soruların cevabı 'evet'tir. Kürt siyaseti için gereken her şey budur... Asker anneleri bile bir Kürt anneyi geçmişe göre bugün daha iyi anlıyor... PKK'nın silahsızlandırılması Kürt meselesinin en önemli yanlarından biri. Kürtler dağda olduğu sürece Türkiye'de anadilde eğitim veya siyasi hak kullanma mümkün olmaz. Türkler eli silahlı bir güç var ve tehditle her şeyi kabul ettirmeye çalışıyor gibi algılar bunu..." (Star, Pazar Eki, 10 Ekim.) PKK'nın ve ona sempati duyan herkesin kendi kendini sorgulama zamanı geldi, geçiyor.
Çok yerinde tespitler.
PKK'nın Kürtler için dahi bir sorun haline geldiğini belki en iyi açıklayan, inkar politikalarına karşı mücadelesinde yıllarca hapis yatan, inkarın son bulması ötesinde Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkını savunan, ifade özgürlüğü denince akla ilk gelen bir Türk aydını, İsmail Beşikçi oldu. Bakın ne diyor: "Oğulları, kızları devlet güçleri tarafından öldürülenler, köyleri yakılıp yıkılanlar, faili meçhullerle karşılaşanlar şu veya bu şekilde haklarını arayabiliyor, seslerini duyurabiliyorlar. Oğulları, kızları kendi arkadaşları tarafından, PKK tarafından infaz edilenler ise bir sessizliğe gömülmüş, hayattan tamamen kopmuşlardır. Bu aileler için başvurulacak bir makam yoktur. PKK kendi içinde barışı aramadan, öbür Kürt örgütleriyle, Kürt sivil toplum kurumlarıyla ahenkli ilişkiler geliştirmeden, Türkiye ile, devletle barışı tesis etmesi mümkün değildir...
"PKK, örgütlerinin isimlerinde, yazılarında, konuşmalarında 'demokratik' sözcüğünü çok kullanıyor. Bu sözcüğü çok kullanarak demokrat olduğu izlenimi yaratmaya çalışıyor... Demokrat olmanın tek ölçüsü vardır: o da ifade özgürlüğüdür... İfade özgürlüğü yaşama geçmeden demokrat, demokratik olamazsınız... Barış ve Demokrasi Partisi bugün devletten özerklik talep ediyor. BDP İmralı'ya karşı özerkçe hareket edemezken, bu süreçten olumlu bir sonuç çıkmaz..." (sitesinde 5 Ekim günü yayımlanan yazıdan aktaran Taraf, 7 Ekim.)
PKK şiddetinin bugün Türkiye Kürtlerinin demokratik hakları için mücadelesine yardımcı değil, köstek olduğu fikrini de ölümlerden dönen bir Kürt aydını, Orhan Miroğlu en açık bir şekilde ifade etti. Bakın ne dedi: "Bugün Kürt hareketi, BDP de dahil olmak üzere tasfiyeden korkuyor. Garanti halkın içinde aranmalıdır. Bölgede yüz belediyeyi yönetiyor muyum? Benim savunduğum haklar için 400-500 sivil toplum kuruluşu harekete geçiyor mu? Seçimlere girip parlamentoda grup kurabiliyor muyum? Kürt meselesini eksik de olsa parlamentoda tartışabiliyor muyum? Bütün bu soruların cevabı 'evet'tir. Kürt siyaseti için gereken her şey budur... Asker anneleri bile bir Kürt anneyi geçmişe göre bugün daha iyi anlıyor... PKK'nın silahsızlandırılması Kürt meselesinin en önemli yanlarından biri. Kürtler dağda olduğu sürece Türkiye'de anadilde eğitim veya siyasi hak kullanma mümkün olmaz. Türkler eli silahlı bir güç var ve tehditle her şeyi kabul ettirmeye çalışıyor gibi algılar bunu..." (Star, Pazar Eki, 10 Ekim.) PKK'nın ve ona sempati duyan herkesin kendi kendini sorgulama zamanı geldi, geçiyor.
Çok yerinde tespitler.
Bu tespitlerin altına imzamı atarım.
Bu yazıyı okumamdan yarım saat sonra , aynı soruna farklı yaklaşan coğunluğun benimsediği fikrin karşısında duran zümreyi anlamamıza belkide niyetlerini süzmemize yarıyacak bir yazıyı eklemek istiyorum.
Anadil eğitimi tartışmalarını okur dinlerken bunları düşündüm. Demagojiyi aşamazsak değil eğitimi, karşılıklı oturabilmeyi de halledemeyiz. Demagoji sinirleri bozar, tansiyonu yükseltir, öfke yaratır çünkü kötü niyet diye algılanır karşı taraftan. Hatta "beni aptal yerine koyuyor", "bile bile yalan söylüyor" duygusunu yaşarsınız. Aslında kötü niyet yoktur demagojide, panik içinde yapılan umutsuz bir savunmadır- ki karşı taraf onu saldırı olarak algılar! Bu yazdıklarımdan demagojiye karşı soğukkanlı ve anlayışlı olduğumu anlıyorsanız aldanıyorsunuz. Ne gezer bende böylesine bir olgunluk! Sinir olurum demagoji başlayınca. Çünkü demagoji yapanın her lafına benim uzun uzun çürütme mantığı kullanmam gerekiyor. Bir deli kuyuya bir taş atar misali. İşte birkaç anadil demagojisi örneği.
- "Okullarda Türkçe dışında anadiller öğretilirse bu farklı diller yüzünden millet olarak anlaşamayız!" Ama ne ilgisi var? Kürtçe, Ermenice vb. gibi bir anadili öğrenecek olan kimse ülkenin resmî dili Türkçeyi öğrenmeyecek diyen mi var? Ben örnek sayılabilirim: Rum ilkokulunda anadilimi öğrendim, Türkçeyi de. Bunun nesi fena?
- "Ama Kürtler; Çerkezler, Lazlar vb. azınlık değil ki; Lozan bu azınlık haklarını dayatmıştır; yalnız gayrimüslimler azınlıktır." Şimdi bu demagojinin neresinden başlamalı? "Siz azınlık değilsiniz, dolayısıyla anadilinizi unutun" der gibi oluyor. Oysa "Lozan" anadil hakkını çoğunluk ile eşit haklar sağlansın diye savunmuştur. Herkes anadilinde serbest olsun, Müslümanlar nasıl anadillerini öğreniyorsa gayrimüslimler de anadillerinde eğitim görsünler denmiştir (madde 39). Lozan bu alanda hak ve eşitliği gözetti. Lozan'a atıfta bulunarak anadil eğitimini kısıtlamak laf cambazlığıdır. Siz azınlık değilsiniz dolayısıyla azınlığın haklarından da yoksunsunuz denecekse, "siz herkesten aşağısınız" anlamı çıkar.
- "Kürtçe anadil sorunu pedagoji sorunu değil, siyasi sorundur; anadil olarak okutulamaz". Bu laftan şu sonuç çıkar: 1. Biz Kürtçeyi siyasi sorun sayıp okutulmasını engelliyoruz. 2. Bu durumda bir dil sorununu siyasi konuya çeviren (ve sonra bunu bahane olarak kullanan) "biz" oluyoruz. 3. Artık dil yeniden daha güçlü bir biçimde siyasallaşacak ve siyasi kavga nedeni olacaktır. Tam bir kısır döngü. Kaldı ki, siyasi boyutu olsa bile konunun pedagojik ve insan hakkı yanı yoktur demek değildir.
YA ÇİFTE STANDARTLARIMIZ...
- "Ya herkes (Lazlar, Çerkezler vb.) anadilde eğitim isterse ne olacak?" Sahi, ne olacak? Sanırım zurna burada zırt diyor! Açık söylense ya: Bizim ulus devlet anlayışımıza göre herkes Türkçe konuşacak. Zor altında kalınca (yani Lozan'la) birilerine anadili eğitimine izin veririz; çaresiz kalınca birilerinin (Kürtlerin) dillerinin artık konuşulmasını yasak etmeyiz; bunun dışında, elden geldiğince anadil yasaklarını sürdürmeye çalışırız. "Bizim" milli devlet anlayışımız budur. (Peki "siz" kimsiniz? Hep merak etmişimdir!)
- "Yahu, Kürtçe mi, Zazaca mı olacak bu anadil eğitimi?" Bu sorunun dolaylı olarak ima ettiği şunlar: 1. Aslında Kürtçe diye bir dil yok; 2. Dolayısıyla Kürt birliği de yok; 3. Pratikte böyle bir eğitim olanaksızdır; 4. Sizin sorunlarınızı biz biliyoruz, size yardımcı olup, sizin pratik çıkarlarınız için, dilinizin okutulmasına karşı çıkıyoruz! (Bunca ilgiye ne demeli? Teşekkür etmek gerek.)
- "Anayasal ve yasal engel var". Anayasa'nın 42. maddesine göre "Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına anadilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez"miş! (Azınlıkların anadil eğitimi nasıl açıklanacak?) Peki Kürtçenin "anadil" olarak değil de "ikinci dil" olarak okutulması da mı yasak? Bu formül neden uygulanmıyor? Türkçe anadil sayılır, Kürtçe ikinci dil (veya babadil) ... sorun hallolur! Biraz ironik tabii; ama böyle anayasaya böyle yorum gerek! - "Türkçeyi iyi öğrenmeyen toplum içinde yükselemez." Aslında söylenmek istenen biraz farklıdır: Asimile olmayan yükselemez... Yoksa Kürtçe (ve başka diller) öğrenen tabii ki ülkenin resmî dili Türkçeyi de aynı biçimde iyi öğrenecektir. Bu arada dil dayattırılmaz da sevdirilirse daha iyi olur; yoksa birileri Türkçe konuşa konuşa yine dağa çıkar.
Mehmet Ufuk
10-12-2010, 17:22
Açıkcası, şuan bizim konuşduğumuz, yazdığımız ve dahi duyduğumuz dilin bile Türkçe olup olmadığı muamma...
akobalı-akkurt
10-12-2010, 17:23
bırakalım anadilde eğitimede tamamiyle ana sınıfından başlayarak meslek eğitimi verelim dilinide serbest bırakalım...
benim eğitim modelide en güzel ve en çağdaş model...
MİLLİ EĞİTİM NASIL OLMALI
Milli eğitim meslek eğitimine dönüştürülmeli diğer tüm dersler genel kültür dersi olarak haftada en fazla 3-5 saat olarak verilmelidir
A ) Ailenin ve istatistik kurumunun verileri doğrultusunda ilk öğretime adım atma ile alfabe ile mesleki eğitime başlanmalıdır. Din matamatik fen tarih vs diğer tüm dersler , genel kültür dersi olarak verilmelidir. Ana dersler 1- Meslek 2- Beden 3- Satranç ve benzeri beyin Cimnastiği 4 – Genel kültür dersleri olmalıdır.
B ) İlk öğretim 4 yıla indirilmeli adı çıraklık olmalıdır. Öğrencinin alacağı dersde çıraklıkla sınırlandırılmalıdır.
C ) Orta öğeretim 3 yıl olmalı adı kalfalık olmalıdır. Verilen derslerde kalfalıkla sınırlandırılmalıdır.
D ) lise öğretimi 3 yıl olmalı adı ustalık olamalıdır. Verilen dersde ustalıkla sınırlandırılmalıdır.
Yine ünversitede de adı taşeron işveren olmalı tüm bu derslerde taşeron işverenlikle sınırlandırılmalıdır .
1 yıl doktora adı üretici sanayici Müdür;
1 yılda prof. Adı genel müdür patron olmalıdır.
1 yılda ord.prof. de Adı Ahi olmalıdır.
Tüm öğretim istatistik KURUMUNUN verilerine göre ve vatandaşlık numarası düzenlemelerinde ki aile ve yetkili seçilmişlerin telkin ve görüş leri doğrultusunda KADEMELİ 6 yan dallı MESLEKLE BAŞLANMALI SON SINIFDA MESLEK EĞİTİMİ TEK DERSE DÜŞÜRÜLMELİDİR...
vatandaş meslek sahibi edilip :işsizlik, yığılma , adeletsiz ücret, geçim sıkıntısı ortadan kaldırılmalıdır .
TÜM BU EĞİTİM SÜRECİNDE ÖĞRENCİ HEM İŞ GÜCÜ İLE DEVLETE MİLLETE GELİR SAĞLAYACAK HEM HARÇLIĞINI ÇIKARACAK HEMDE MESLEĞİNDE İLERLEYECEKDİR…
DERSHANELER DE ARTI EĞİTİMİ YİNE ÜCRET KARŞILIĞI VEREBİLİR...
ÖĞRETMEN VE ÖĞRENCİ HEM ÜLKE EKONOMİSİNE KATKI SAĞLAYIP HEMDE KENDİNE EK GELİR ELDE EDEBİLİR...
MEVCUT DURUMDA MALUM VATANA İHANETLE İŞTİGALDİR…
ülkemiz bu sistemle yıllık ekonomiye katkı olarak acaba kaç milyar dolar girdi sağlar...
ülkemiz bu sistemle acaba aylık kaç icat geliştirir...
ülkemiz de bu sistemle işsiz tek kişi kalabilirmi...
ülkemiz bu sistemle baş örtüsü sağ sol faşizm kominizmle muhatap olabirimi ...
ülkemiz bu sistemle kaç yılda süper güç olabilir...
Sevgili Akobalı Akkurt formülünüzü anlamakta güçlük cektim.
akobalı-akkurt
10-13-2010, 14:29
Sevgili Akobalı Akkurt formülünüzü anlamakta güçlük cektim.
neresini anlamadın sor anlatayım...
O verdiğin eğitim sistemi örneği sanayi devriminden sonra 1900 lere kadar avrupada uygulanan sistemin benzeridir. İkinci dünya savaşında atom bombasının görülmesiyle kültür dersleri denen dersler büyük önem kazanmıştır. Amaç bir sürü amele yetiştirmek yerine bir çok kişi arada ziyan olsa da üst düzey düşünme becerilerine sahip insanlar yetiştirmektir. Devletin çıkarları gözetilir her zaman eğitim sisteminde. Eğitim tarihi ile ilgili araştırma yaparsan bunu farkedeceksindir. Toptan mesleki eğitim diye bir şey kesinlikle düşünelemez. Beyin gücüdür insanları ileriye taşıyan. Ancak tabiki şu anki gibi mesleki eğitimin dipde olması da yanlıştır. Amerika yerine avrupanın eğitim sistemini alsaydık daha iyi bir dengeye otururdu.
vBulletin v3.8.4, Copyright ©2000-2025, Jelsoft Enterprises Ltd.