Orijinalini görmek için tıklayınız : Herşeyi robotlar üretse Mallar Kime Satılırdı?
Gelecekte teknolojinin iyice gelişmesiyle diyelimki herşeyi makineler-robotlar yapmaya başladı hatta sokaklardaki çöpleri bile, tarlaları sürme işini bile işte ozaman yine mal üretimi olacak, peki çogunluk işsiz olursa ve maaş alamaz ise yani kimsede para olmazsa bu mallar kime satılıcak.
işte ozaman bu problem nasıl çözülebilir.?
yani pazar nasıl yaratılıcak.?
cevap tabiki makineler yasaklanmalı degil.
abzürt mesajlar yazmayın soyleyecek bişehiniz yoksa yazmayın lutfen cevap.
Ömer Bekir
04-12-2010, 17:37
Merak etme;senin gibi goministler varolduğu sürece bu imkansız..:)
EpiVaTeS
04-12-2010, 17:40
Merak etme;senin gibi goministler varolduğu sürece bu imkansız..:)
Zu Ha Ha...
Doğru...
Senin gibi kafa yapısına sahip olanlar olduğu sürece o zor...=))
abzürt mesajlar yazmayın soyleyecek bişeyiniz yoksa yazmayın lutfen cevap.
cocuklar gibi mesajlar yazmayın.
Ömer Bekir
04-12-2010, 17:44
Hop,ağzını topla çocuk..Burası senin gibi çocuklar için yapılmış bir park alanı değil..Bu cümleleri kurmak istiyorsan CHP veya KTP genel merkezine gitmen lazım..
güzel bir soru sordum ama adam akıllıca bir konuyu medeni bir şekilde tartışamıyorsunuz. işte dinci ile komunistin farkı.
kurandada bir yerde dedigi gibi
gözlerinize perde inmiş.
EpiVaTeS
04-12-2010, 17:53
güzel bir soru sordum ama adam akıllıca bir konuyu medeni bir şekilde tartışamıyorsunuz. işte dinci ile komunistin farkı.
kurandada bir yerde dedigi gibi
gözlerinize perde inmiş.
Eğer ben gözlerine perde inensem acaba sen kör olanmısın...
Ayetleri işine geldiği gibi yorumlayacak kadar adi birisin...
burada gomunizmi övmene izin vermeyeceğim hadi bakalım...
el mi yaman beymi yaman...:@
Eğer ben gözlerine perde inensem acaba sen kör olanmısın...
Ayetleri işine geldiği gibi yorumlayacak kadar adi birisin...
burada gomunizmi övmene izin vermeyeceğim hadi bakalım...
el mi yaman beymi yaman...:@
haha bu konunun neresinde komunizim var??
komunizme taktın ha
haha bu konunun neresinde komunizim var??
komunizme taktın ha
komünizme takan sensin, artık sıktın iyice komünizm propagandası yapma..Komünizm devri bitti sizlerde turancılar gibi boş hayallere takılıp kaldınız açın gözünüzü :güzel:
Of neden bu kadar cahil yorumlar yapıyorsunuz.Yok gomünüst müş de şu bu.Novek zaten davanın içinde bulunduğun için biliyorsun komünizm diye bir yönetim şekli günümüz dünyasında imkansız.Anca kapitalizm bütün dünyayı bitirip de para babaları sömürecek eleman bulamadığında gelir bu sistem ama kurucularının fikirleri dolayısıyla da (bide gomünüstler dinsizdir diyenler dolayısıyla) bu fikir ütopyadır.He ama davanı kovaladığın için,dine saygı duyduğun için tebrikler en azından "her devrin adamı" değilsin.Yazdıkların kağıt üzerinde güzel ama şöyle birşey var.Tam eşitlik asla olamaz,her insanın iş sahibi olduğu bir toplum da olamaz.Yani olur ama "faşist" bir yönetim şeklinde olur.Klasik maliyedeki gibi eğer parasına katlanırsan iş var.
Of neden bu kadar cahil yorumlar yapıyorsunuz.Yok gomünüst müş de şu bu.Novek zaten davanın içinde bulunduğun için biliyorsun komünizm diye bir yönetim şekli günümüz dünyasında imkansız.Anca kapitalizm bütün dünyayı bitirip de para babaları sömürecek eleman bulamadığında gelir bu sistem ama kurucularının fikirleri dolayısıyla da (bide gomünüstler dinsizdir diyenler dolayısıyla) bu fikir ütopyadır.He ama davanı kovaladığın için,dine saygı duyduğun için tebrikler en azından "her devrin adamı" değilsin.Yazdıkların kağıt üzerinde güzel ama şöyle birşey var.Tam eşitlik asla olamaz,her insanın iş sahibi olduğu bir toplum da olamaz.Yani olur ama "faşist" bir yönetim şeklinde olur.Klasik maliyedeki gibi eğer parasına katlanırsan iş var.
yahu bu konu başlıgını açtıgım emsajımda komunizm ile ilgili birşey yok kapatın konuyu asıl konuya gelin ala ala
Erhan KARACA
04-12-2010, 18:34
yok ondan sonra diyor demiryolu gominist işidir (:
teknolojiden ne kadar mahrum kalmak istediginiz ortada degil mi kardeş (:
bugün Küba'ya bakıp hiç mi şükretmiyorsun durumuna.. hiç mi demiyorsun iyi ki başımızdaki gominist değil (:
yok ondan sonra diyor demiryolu gominist işidir (:
teknolojiden ne kadar mahrum kalmak istediginiz ortada degil mi kardeş (:
bugün Küba'ya bakıp hiç mi şükretmiyorsun durumuna.. hiç mi demiyorsun iyi ki başımızdaki gominist değil (:
haha siz makinelere teknolojiye karsı oldugumu nerden çıkardınız harbiden ak partiye oy verenlerin hepsi bu forumdakiler gibi acaba ozaman ulkenin vay haline.
iki kg komure gitti demektir.
Çok komiksin ya yıl 2010 teknolojiye karşı bir zihniyet ilginç ya Arkadaşı Japonyaya göndermek lazım aradığı cevapları orada bulucağına eminim Japonlar teknolojide Robot teknolojisinden o kadar gelişmiş bu yüzden açlıktan kırılıyorlar :w:
Ben teknolojiye karşıyım hatta büyük arazilerdeki tarım ürünleri öyle gelişmiş tarım araçları ile toplanmamalı hadi bakalım tabana kuvvet alın elinize orakları ekin biçeceğiz korkmayın canım 10-20 hektarlık bir alan
Bu arada bizde Kocaelinde Otomotiv sektöründe artık insan gücüyle çalışmaya başladık eh biraz otomobil fiyatları artıcak ama idare edin 2. el bir Reno torosu 15 milyardan aşşağı alamıyacaksınız eee alın terimiz değilmi ;D
Robotlara karşı değilmisin ? Robotlar demek teknoloji demek değilmi bir anlamada bizmi yanlış yorumluyoruz senmi kıvırıyorsun ?
yahu bu konu başlıgını açtıgım emsajımda komunizm ile ilgili birşey yok kapatın konuyu asıl konuya gelin ala ala
Tamam şampiyon sakin ol.
Ekonomi okuyan biri olarak şunu söyleyebilirim.Şirketim var ve diyelim ki şirket hesaplarını,alım-satımı,istatistiki dökümler için altımda çalışan elemanları attım işten.Neden atmayayım hepsini bilgisayar yapıyor nasılsa,hatta artık utanmasalar değerlendirmeleri bile sanal ortamda yapılacak bunların.Böyle böyle iş gücü(emek) gereksinimi azalıyor,ve işler daha da pratikleşiyor ama bundan 100 sene sonra olması gerçekleşmesi muhtemel 2 seçenek var.
Ya patronlarda sanallaşacak yada malı tekrardan işçiler üretmeye başlayacak,robotlar değil.Ha işin dini boyutu da var tabii ki.Bu ekonominin dışında kalan bir seçenek.Hz. Muhammed aç insana balık verene kadar balık tutmayı öğret derken bence sadece paylaşmayı vurgulamamış,yani iş sahibi yapıyorsun onu çok güzel bi olay.Adam diyebilir,ben her işimi bu ruhsuz robota yaptıracağıma Allah'ın kuluna yaptırırım,ama daha az gelirim olur der,adamı işe alır.Ne yazıkki emeğe,işgücüne olan ihtiyaç azaldıkça da saygı da azalıyor..
Bu arada bir tavsiye,şu an olmaman gereken bir yerdesin böyle sataşılmasına da alış :|
Kolay gelsin.Davanda da başarılar dilerim
Erhan KARACA
04-12-2010, 18:47
(: gominist kardeş (: çöpleri sizin gibiler Temizler korkma o işi sizin elinizden alan yok (: olur da bi kaçınız karıştırırsınız hanginizin çöp oldugunu da kendinizi çöpe atarsınız (:
sizin içşn en yüksek teknoloji küba'da.. Koministsin ama küba'da bir ferdin araba almasının yasak oldugunu biliyor musun (:
Sonra diyor demiryolu gominist işidir.. Gominist işi bellidir.. Erkeklerinin ne yaptıgını söylemek istemiyorum Kadınları ya Püro fabrikalarında çalışır O meşhur havana purosu için Geri kalanları da başka birsey (: sen bana söyleyebilir misin Şu ülke Gominist ama bak şöyle iyi yönetiliyor (: desene desene (:
Tamam şampiyon sakin ol.
Ekonomi okuyan biri olarak şunu söyleyebilirim.Şirketim var ve diyelim ki şirket hesaplarını,alım-satımı,istatistiki dökümler için altımda çalışan elemanları attım işten.Neden atmayayım hepsini bilgisayar yapıyor nasılsa,hatta artık utanmasalar değerlendirmeleri bile sanal ortamda yapılacak bunların.Böyle böyle iş gücü(emek) gereksinimi azalıyor,ve işler daha da pratikleşiyor ama bundan 100 sene sonra olması gerçekleşmesi muhtemel 2 seçenek var.
Ya patronlarda sanallaşacak yada malı tekrardan işçiler üretmeye başlayacak,robotlar değil.Ha işin dini boyutu da var tabii ki.Bu ekonominin dışında kalan bir seçenek.Hz. Muhammed aç insana balık verene kadar balık tutmayı öğret derken bence sadece paylaşmayı vurgulamamış,yani iş sahibi yapıyorsun onu çok güzel bi olay.Adam diyebilir,ben her işimi bu ruhsuz robota yaptıracağıma Allah'ın kuluna yaptırırım,ama daha az gelirim olur der,adamı işe alır.Ne yazıkki emeğe,işgücüne olan ihtiyaç azaldıkça da saygı da azalıyor..
Bu arada bir tavsiye,şu an olmaman gereken bir yerdesin böyle sataşılmasına da alış :|
Kolay gelsin.
öncelikle diyer seviyesizler gibi cevap yazmadıgın için çok teşekur ederim ak parti forumda aklıbasında insanlarda bulunuyormuş.
benim problemi çözüm fikrime göre;
senin dedigin gibi makinelerin yasaklanıp yerine tekrar insanların alınmasına katılmıyorum. çünkü bir makine yada robot herzaman insandan daha becerikli ve daha hızlı olucaktır.
fakat buradaki asıl sorun makinenin sahibinin kar etmesine odaklanmış olunması . Bunun yerine o makine tum halk için kar gayesi gütmeden çalışırsa işte ozman hem insanlar hiç çalışmadan yada çok az çalışarak bolluk içinde yaşayabilirler.
bir ornek veriyim;
mesela 1 tane intel mikro chip içerisinde milyonlarca transistor bulunur
bunu bir insanın yapması çok kucuk oldugu için imkansızdır. yapabilseydi bile 1 tane uretmek içni bile ömrü yetmezdi herhalde.
işte bu yuzden makinelerden yardım alınmalı fakat makinelere inanın bir uzantısı olarak baılmalı. yani başka bir ifade ile kar gayesi olmadan tüm toplumn refahı için çalıştırılmalıdır.
http://www.solarnavigator.net/images/industrial_robotics_in_car_production_computer_con trolled.jpghttp://www.otomasyonsistemleri.org/wp-content/uploads/2008/11/montaj2.jpg
EpiVaTeS
04-12-2010, 18:54
öncelikle diyer seviyesizler gibi cevap yazmadıgın için çok teşekur ederim ak parti forumda aklıbasında insanlarda bulunuyormuş.
benim problemi çözüm fikrime göre;
senin dedigin gibi makinelerin yasaklanıp yerine tekrar insanların alınmasına katılmıyorum. çünkü bir makine yada robot herzaman insandan daha becerikli ve daha hızlı olucaktır.
fakat buradaki asıl sorun makinenin sahibinin kar etmesine odaklanmış olunması . Bunun yerine o makine tum halk için kar gayesi gütmeden çalışırsa işte ozman hem insanlar hiç çalışmadan yada çok az çalışarak bolluk içinde yaşayabilirler.
bir ornek veriyim;
mesela 1 tane intel mikro chip içerisinde milyonlarca transistor bulunur
bunu bir insanın yapması çok kucuk oldugu için imkansızdır. yapabilseydi bile 1 tane uretmek içni bile ömrü yetmezdi herhalde.
işte bu yuzden makinelerden yardım alınmalı fakat makinelere inanın bir uzantısı olarak baılmalı. yani başka bir ifade ile kar gayesi olmadan tüm toplumn refahı için çalıştırılmalıdır.
http://www.otomasyonsistemleri.org/wp-content/uploads/2008/11/montaj2.jpghttp://www.solarnavigator.net/images/industrial_robotics_in_car_production_computer_con trolled.jpg
Bize seviyeden bahsedecek en son kişisin bu ortamda...
Haddini bilmeni tavsiye ediyorum...
Saçma sapan konular açıp bizle dalga geçiyorsun...
Cevap verincede seviyesiz oluyoruz...
Esasında sen ne dediğini kendin bile bilmiyorsun...
Akşam dediğini sabah red eden bir insansın...
Burada Artık Komunizm propagandası yapamazsın...
Ak Partililer senin gibi 1946 model değildir...
Tutturmuşsun bi gomunizm türküsü aklının dikine gidiyorsun...
öncelikle diyer seviyesizler gibi cevap yazmadıgın için çok teşekur ederim ak parti forumda aklıbasında insanlarda bulunuyormuş.
benim problemi çözüm fikrime göre;
senin dedigin gibi makinelerin yasaklanıp yerine tekrar insanların alınmasına katılmıyorum. çünkü bir makine yada robot herzaman insandan daha becerikli ve daha hızlı olucaktır.
fakat buradaki asıl sorun makinenin sahibinin kar etmesine odaklanmış olunması . Bunun yerine o makine tum halk için kar gayesi gütmeden çalışırsa işte ozman hem insanlar hiç çalışmadan yada çok az çalışarak bolluk içinde yaşayabilirler.
bir ornek veriyim;
mesela 1 tane intel mikro chip içerisinde milyonlarca transistor bulunur
bunu bir insanın yapması çok kucuk oldugu için imkansızdır. yapabilseydi bile 1 tane uretmek içni bile ömrü yetmezdi herhalde.
işte bu yuzden makinelerden yardım alınmalı fakat makinelere inanın bir uzantısı olarak baılmalı. yani başka bir ifade ile kar gayesi olmadan tüm toplumn refahı için çalıştırılmalıdır.
http://www.otomasyonsistemleri.org/wp-content/uploads/2008/11/montaj2.jpghttp://www.solarnavigator.net/images/industrial_robotics_in_car_production_computer_con trolled.jpg
Bana en mantıklı gelen üretim şekli Fordçu biçimdir.Yani önünden bir bant geçer,belli aralıklarda işçiler vardır ve her biri belli bir parçayı monte etmekle yükümlüdür.Mesela Çin'de yapılan Laptoplar şu an o şekilde üretiliyor,hatta ülkemizdede bazı yerlerde bu durum var.Zaten ben bu gidişte olacak şeyi söyledim,tamamen yasaklansın diye birşey sözkonusu değil :)
Şu ülke Gominist ama bak şöyle iyi yönetiliyor (: desene desene (:
Komünizm ütopyadır,hayaldir,hoş hayaldirb-boş hayaldir,insanı oyalar.Tamam.
Peki güzel kardeşim bazı din düşmanlarının kullandığı bir cümleyi kurmak istemem ama bu adam sana sormaz mı şimdi!
Özlemini duyduğun ŞERİAT(?)la yönetilen hangi ülke iyi yönetiliyor.Desene desene (:
öncelikle diyer seviyesizler gibi cevap yazmadıgın için çok teşekur ederim ak parti forumda aklıbasında insanlarda bulunuyormuş.
benim problemi çözüm fikrime göre;
senin dedigin gibi makinelerin yasaklanıp yerine tekrar insanların alınmasına katılmıyorum. çünkü bir makine yada robot herzaman insandan daha becerikli ve daha hızlı olucaktır.
fakat buradaki asıl sorun makinenin sahibinin kar etmesine odaklanmış olunması . Bunun yerine o makine tum halk için kar gayesi gütmeden çalışırsa işte ozman hem insanlar hiç çalışmadan yada çok az çalışarak bolluk içinde yaşayabilirler.
bir ornek veriyim;
mesela 1 tane intel mikro chip içerisinde milyonlarca transistor bulunur
bunu bir insanın yapması çok kucuk oldugu için imkansızdır. yapabilseydi bile 1 tane uretmek içni bile ömrü yetmezdi herhalde.
işte bu yuzden makinelerden yardım alınmalı fakat makinelere inanın bir uzantısı olarak baılmalı. yani başka bir ifade ile kar gayesi olmadan tüm toplumn refahı için çalıştırılmalıdır.
Yani o fabrikanın sahibi 1 kişi değilde tüm çalışanlar olmalı diyorsun günümüzde buna engel varmı birleş kur fabrikanı ? Daha gelişmekte olan bir ülkeyiz yapılması gereken bir çok yatırım sahası var hadi birleşelim kuralım fabrika BU ÜLKEDE NER ÇOKLUK ORDA ......K ZİHNİYETİNE SAHİP KAÇ İNSAN VAR SEN BİLİYORMSUN
Ömer Bekir
04-12-2010, 19:44
Komünizm ütopyadır,hayaldir,hoş hayaldirb-boş hayaldir,insanı oyalar.Tamam.
Peki güzel kardeşim bazı din düşmanlarının kullandığı bir cümleyi kurmak istemem ama bu adam sana sormaz mı şimdi!
Özlemini duyduğun ŞERİAT(?)la yönetilen hangi ülke iyi yönetiliyor.Desene desene (:
Osmanlı devleti 650 yıl 6.557.000 km kare toprağı ŞERİAT'la değilde ne ile yönetmiştir..Bana ŞERİAT'la yönetilen sistemde huzur ve refah var mıdır,diye soracakların akıllarına şaşarım..
Osmanlı devleti 650 yıl 6.557.000 km kare toprağı ŞERİAT'la değilde ne ile yönetmiştir..Bana ŞERİAT'la yönetilen sistemde huzur ve refah var mıdır,diye soracakların akıllarına şaşarım..
Hayır konu bu değil,Osmanlı İslami değerlere sadık kalınacak şekilde yönetildi ama bu Şeriat değildi.Ayrıca Şeriat tartışmasına girmedim sadece "Şeriatla yönetildiğini söyleyen gelişmiş ülkeleri sayın" dedim.Osmanlı yada yönetim biçimine ya da Şeriatta refah-huzur vardır yokdur demedim.
Yani o fabrikanın sahibi 1 kişi değilde tüm çalışanlar olmalı diyorsun günümüzde buna engel varmı birleş kur fabrikanı ? Daha gelişmekte olan bir ülkeyiz yapılması gereken bir çok yatırım sahası var hadi birleşelim kuralım fabrika BU ÜLKEDE NER ÇOKLUK ORDA ......K ZİHNİYETİNE SAHİP KAÇ İNSAN VAR SEN BİLİYORMSUN
işçileer birleşsin demişsin zatan herşeyi robotlar urettigi için herkes para kazanamıyor.
o işçiler fabrikayı kurdu diyelim kime satıcaklar?
işçileer birleşsin demişsin zatan herşeyi robotlar urettigi için herkes para kazanamıyor.
o işçiler fabrikayı kurdu diyelim kime satıcaklar?
Liberal robotlara.
Osmanlı devleti 650 yıl 6.557.000 km kare toprağı ŞERİAT'la değilde ne ile yönetmiştir..Bana ŞERİAT'la yönetilen sistemde huzur ve refah var mıdır,diye soracakların akıllarına şaşarım..
yaw sen neyi tartışıyon şeritat konusumu burası istersen birdaha oku konu başlıgını şeriatla uretimin robotların ne alakası var?
Erhan KARACA
04-12-2010, 21:34
Komünizm ütopyadır,hayaldir,hoş hayaldirb-boş hayaldir,insanı oyalar.Tamam.
Peki güzel kardeşim bazı din düşmanlarının kullandığı bir cümleyi kurmak istemem ama bu adam sana sormaz mı şimdi!
Özlemini duyduğun ŞERİAT(?)la yönetilen hangi ülke iyi yönetiliyor.Desene desene (:
(: Osmanlı İmparatorlugu (:
(: Osmanlı İmparatorlugu (:
osmanlı devletinde mademki bukadar iyiydi son 1700 -1800 lü yuzyıllarda neler oldu ozaman şeriat yerine başka sistemmi geldi :)
Erhan KARACA
04-12-2010, 22:10
osmanlı hakkında ve din hakkında konuşurken Kelimeyi Şahadet getir son sözlerin olabilir (: (; mesaj iletildi umarım (:
1700 - 1800'lü yıllarda osmanlı sadrazamlıgında olan kişi sizin dedenizdi Size sormak lazım (: (; Sen osmanlı tarihi ögren de gel.. Osmanlı tarihi senin Ata'nın hayatı kadar kısa değil..
osmanlı devletinde mademki bukadar iyiydi son 1700 -1800 lü yuzyıllarda neler oldu ozaman şeriat yerine başka sistemmi geldi :)
Novek sana cevap vermeyeyim diyorum ama kullandığın cümleler beni deli ediyor. Osmanlı'yı eleştirmek senin gibi bağnaz bir adama mı kaldı? senin çok övdüğün kominizi mi daha iyi Osmanlı yönetiminden? Ağzından çıkanları kulağın duysun, Osmanlı İmparatorluğu'nu eleştirmek sana kalmadı, küçümseyici tavırlarını kendine sakla, yok yapamam diyorsan, küçümsemenin nasıl bir şey olduğunu sana göstermek zorunda kalacağım!!!
Novek sana cevap vermeyeyim diyorum ama kullandığın cümleler beni deli ediyor. Osmanlı'yı eleştirmek senin gibi bağnaz bir adama mı kaldı? senin çok övdüğün kominizi mi daha iyi Osmanlı yönetiminden? Ağzından çıkanları kulağın duysun, Osmanlı İmparatorluğu'nu eleştirmek sana kalmadı, küçümseyici tavırlarını kendine sakla, yok yapamam diyorsan, küçümsemenin nasıl bir şey olduğunu sana göstermek zorunda kalacağım!!!
osmanlıyı kucumsemiyorum senin dedigin şeriat sistemini savunmana karsı çıkıyorum mademki iyiydi osmanlı devletinde var diyorsun son yuz yıllarda ne oluda olmadı.
osmanlıyı kucumsemiyorum senin dedigin şeriat sistemini savunmana karsı çıkıyorum mademki iyiydi osmanlı devletinde var diyorsun son yuz yıllarda ne oluda olmadı.
Bunu ben mi anlatayım sana? Aç oku oku!!! :@:@
Bunu ben mi anlatayım sana? Aç oku oku!!! :@:@
osmanlı devleti tarihini
ben okudum zaten sana soruyorum. mademki şeriat mukemmel bir sistem nolduda son yuzyıllarda olmadı?
osmanlı devleti tarihini
ben okudum zaten sana soruyorum. mademki şeriat mukemmel bir sistem nolduda son yuzyıllarda olmadı?
Cevabımı verdim....
Çok komiksin ya yıl 2010 teknolojiye karşı bir zihniyet ilginç ya Arkadaşı Japonyaya göndermek lazım aradığı cevapları orada bulucağına eminim Japonlar teknolojide Robot teknolojisinden o kadar gelişmiş bu yüzden açlıktan kırılıyorlar :w:
Ben teknolojiye karşıyım hatta büyük arazilerdeki tarım ürünleri öyle gelişmiş tarım araçları ile toplanmamalı hadi bakalım tabana kuvvet alın elinize orakları ekin biçeceğiz korkmayın canım 10-20 hektarlık bir alan
Bu arada bizde Kocaelinde Otomotiv sektöründe artık insan gücüyle çalışmaya başladık eh biraz otomobil fiyatları artıcak ama idare edin 2. el bir Reno torosu 15 milyardan aşşağı alamıyacaksınız eee alın terimiz değilmi ;D
Robotlara karşı değilmisin ? Robotlar demek teknoloji demek değilmi bir anlamada bizmi yanlış yorumluyoruz senmi kıvırıyorsun ?
harbi alemsiniz ya ben robotlara karsıyım dedimmi tam tersini robotlar uretim yapmalı dedim ama kar hırsıyla çalıştırılcagına tüm halk için çalıştırılırsa daha faydalı olur dedim. ama anlamak ismeyene ne fayda.
niyet kötü olunca
bu konu bana erman hocanin boru reklamini hatirlatti, tamamen otomasyon :)
bu konu bana erman hocanin boru reklamini hatirlatti, tamamen otomasyon :)
:güzel::güzel:
harbi alemsiniz ya ben robotlara karsıyım dedimmi tam tersini robotlar uretim yapmalı dedim ama kar hırsıyla çalıştırılcagına tüm halk için çalıştırılırsa daha faydalı olur dedim. ama anlamak ismeyene ne fayda.
niyet kötü olunca
__________________
Beylerbeyi
04-12-2010, 23:32
.........
Ahmet Yasin
04-12-2010, 23:35
Peki tüketim olmazsa üretim nasıl olacak?
;D;D
alem adamsın sen be..!
"ben robotlara karşıyım dedim mi" demişsin.. töööbeee hiç karşı olur musun? hatta başlığı açan da başkasıydı ;D;D
şakamı yapıyorsunuz yoksa gerçekten ordak mesajı anlayamadınızmı? gerçekten başlıktan bunumu anladınız .
harbiden yaratıcı zekanızı kullanamıyor gibi geldi forumdaki bir çok arkadaş.
illa bişeyi anlatmak için sizlere ilk okuldaki cocuga anlatılan basitlikte anlatıcaz.
peki kabul o basitlikte anlatıyorum bakın okuyun.....
1_)bu mesajı açmamdaki amaç bu sistemin hastalıklı oldugunu kanıtlamaktı.
çünkü makineleşme devam ettikçe en sonunda halka fayda saglamak yerine kar için çalıştırılmasının sonuçları bunlar olucak işsizlik dedim.
ve bunun yerine makineler devlet eliyle halk için, kar amacı gütmeden çalıştırılırsa işte ozaman insanlık hem çok az çalışcak hemde bolluk ve refah içinde olucak dedim .
ilk okul cocugu bile anladı. siz adamı delirtirsiniz.
novek komunizmde insanlari robotlastirmiyor mu? calisma, uyuma, yemek yeme, gezme saatleri sisteme baglanmis..
az calisanda, cok calisan ayni haklara sahip, ayni mülkiyete sahip itiraz etme, tenkit etme hakkin yok..
ha komunizm, ha otomasyon ikiside boruyu ayni sekilde üretiyor!
harbiden yaratıcı zekanızı kullanamıyor gibi geldi forumdaki bir çok arkadaş.
illa bişeyi anlatmak için sizlere ilk okuldaki cocuga anlatılan basitlikta anlatıcaz.
.
Kişi karşısındakinide kendi gibi zannedermiş, yaptığın yorum bunu gösteriyor, Kimin anlayışsız yaratıcı zekasını kullanamadığı gerçekten aşikar. Sana anlatılmak istenenleri ilkokul çocuğuna anlatmaya çalışsaydık, o çocuğun kendi yaşıtlarından baya ileri gittiğini görebilirdik, bide sana bakıyorum yerinde bile saymıyorsun, sürekli geriye...
Beylerbeyi
04-12-2010, 23:45
bu novek adamı kapitalist yapar be :)
bu novek adamı kapitalist yapar be :)
Kardeş kapitalist filan bilmemde deli edeceği gerçek;D;D
bu novek adamı kapitalist yapar be :)
kapitalist var birde abdestli kapitalizm var.
allahım sen bu toplumu alalh deyip sömürenlerden kurtar artık.
allahım sen bu toplumu alalh deyip sömürenlerden kurtar artık.
Allah, bizleri kurtarsın senin zihniyetine sahip kişilerden..Ülkemizi..
Körü körüne, saçma sapan bir ideoloji uğruna, sık sık, her ne kadar küçük çapta da olsa,gene de mide bulandırcı türden diyebileceğimiz olaylara karışan gençlere Allah akıl-fikir ihsan eylesin..
feride islama en uygun sistem sosyalizmdir biliyonmu?
allahım sen bu toplumu alalh deyip sömürenlerden kurtar artık.
Allah diyenlerin sayısını arttır Komünizm diyen sömürgecilere sen fırsat verme ya Rabbi..
Amin :)
Allah diyenlerin sayısını arttır Komünizm diyen sömürgecilere sen fırsat verme ya Rabbi..
Amin :)
ben lafı ortaya attım sen niye ustune alındın?
feride islama en uygun sistem sosyalizmdir biliyonmu?
Dini bir sorundan ibaret gören sisteminizin kalkıpta islama en uygun sistem olarak savunuluşu hangi akılla
bağdaşıyor doğrusu bilemiyorum..
Temsilcilerinizin (Hegel, Karl Marx) dinle alakalı söylemiş oldukları sözleri benden daha iyi bilirsiniz heralde. Örneğin; dini aşağılarcasına bir afyon olarak gören Karl Marx mı..!
Din, insanın sefalet bilincini ortadan kaldırır. Bakışlarını kendisine çevirmesine engel olur. Bu bakımdan din, toplumun afyonudur ifadelerinin sahibi göz bebeğiniz Karl Marx'ın öncülüğünü yaptığı sisteme nasıl oluyor da dine en uygun sistemdir diyebiliyorsunuz..(Sözler kelimesi kelimesine aynı olmayabilir. Ama özetle böyle değil mi?)
Bu zamana kadar hiç bir zaman yarar değil, bilakis türlü zararlara, felaketlere yol açan "düzen değişikliği" fikrinden başka bir şeyi hedeflemeyen bu ideoloji hakkında daha ne söylenilebilir ki..
Dini bir sorundan ibaret gören sisteminizin kalkıpta islama en uygun sistem olarak savunuluşu hangi akılla
bağdaşıyor doğrusu bilemiyorum..
Temsilcilerinizin (Hegel, Karl Marx) dinle alakalı söylemiş oldukları sözleri benden daha iyi bilirsiniz heralde. Örneğin; dini aşağılarcasına bir afyon olarak gören Karl Marx mı..!
Din, insanın sefalet bilincini ortadan kaldırır. Bakışlarını kendisine çevirmesine engel olur. Bu bakımdan din, toplumun afyonudur ifadelerinin sahibi göz bebeğiniz Karl Marx'ın öncülüğünü yaptığı sisteme nasıl oluyor da dine en uygun sistemdir diyebiliyorsunuz..(Sözler kelimesi kelimesine aynı olmayabilir. Ama özetle böyle değil mi?)
Bu zamana kadar hiç bir zaman yarar değil, bilakis türlü zararlara, felaketlere yol açan "düzen değişikliği" fikrinden başka bir şeyi hedeflemeyen bu ideoloji hakkında daha ne söylenilebilir ki..
karl mark dinle alakalı bazı yanlıs şeyler soyledi diye ekonomik sistemi tümden çope atmak dogrumu?
onun onerdigi ekonomik sistem en adaletli olanı o yuzden de islama uygun diyorum. hem bazı islam konusunda uzmanlarda diyor dini ahlaki bir sosyalizm kurulmalıdır diye.
sen karl marxın ne soyledigini bırakta.
onun ortaya attı ekonomik sistemi tartış.
ayrıca kapitalizmde çok çalışna degil çok sermayesi olan çok mulku olan kazanır.
karl mark dinle alakalı bazı yanlıs şeyler soyledi diye ekonomik sistemi tümden çope atmak dogrumu?
onun onerdigi ekonomik sistem en adaletli olanı o yuzden de islama uygun diyorum. hem bazı islam konusunda uzmanlarda diyor dini ahlaki bir sosyalizm kurulmalıdır diye.
sen karl marxın ne soyledigini bırakta.
onun ortaya attı ekonomik sistemi tartış.
ayrıca kapitalizmde çok çalışna degil çok sermayesi olan çok mulku olan kazanır.
Onun ortaya attığı ekonomik sistemin tartışılabilirliğinin olmadığını belirttik. Balık baştan kokar diye bir söz vardır ya.. Bu durumda aynen öyle..Dahası temel değerlerin ayaklar altına alınması bile senin gözünde "bazı yanlış şeyler"..
Temeli olmayan ya da şöyle diyelim temeli çürük olan bir sistemin ben neyini tartışayım.
Ortaya devamlı bu konuları atıp tartışma ortamı sağlamaya çalışıyorsun. Amacın nedir belli değil. Ama bu kadarla iktifa ediyorum. Bu kadar bile fazla ya..!
Onun ortaya attığı ekonomik sistemin tartışılabilirliğinin olmadığını belirttik. Balık baştan kokar diye bir söz vardır ya.. Bu durumda aynen öyle..Dahası temel değerlerin ayaklar altına alınması bile senin gözünde "bazı yanlış şeyler"..
Temeli olmayan ya da şöyle diyelim temeli çürük olan bir sistemin ben neyini tartışayım.
Ortaya devamlı bu konuları atıp tartışma ortamı sağlamaya çalışıyorsun. Amacın nedir belli değil. Ama bu kadarla iktifa ediyorum. Bu kadar bile fazla ya..!
açıklarmısın bu ekonomik sistemin hangi ozelligi kotudur sana gore.
birde sence en adil olan ekonomik duzen hangisidir ozellikleri?
açıklarmısın bu ekonomik sistemin hangi ozelligi kotudur sana gore.
birde sence en adil olan ekonomik duzen hangisidir ozellikleri?
Ortaya devamlı bu konuları atıp tartışma ortamı sağlamaya çalışıyorsun. Amacın nedir belli değil. Ama bu kadarla iktifa ediyorum. Bu kadar bile fazla ya..!
Aynı fikirdeyim ...
İntifada
04-23-2010, 18:58
Talep olmayan bir şeyi üretmek hangi mantığa sığıyor novek efendi?
Klasik iktisatın say kanunu 1929 buhranında çökmüştür.yani her arz kendi talebini yaratır sözü çöplükteki yerini almıştır.
Senin anlayacağın bütün piyasa bunu bile bile robotları çalıştırmaz.
Talep olmayan bir şeyi üretmek hangi mantığa sığıyor novek efendi?
Klasik iktisatın say kanunu 1929 buhranında çökmüştür.yani her arz kendi talebini yaratır sözü çöplükteki yerini almıştır.
Senin anlayacağın bütün piyasa bunu bile bile robotları çalıştırmaz.
oysa kar amacı olmadan çalıştırılırsa robotlar halkın çok yararına olur.
bu soylediginizle kapitalizmin nekadar bozuk bir sistem oldugu ortaya çıkıyor.
çunku robotlar herşeyi tek bir insana bile ihtiyac duymadan uretebildigi zaman kimsede para olmayacagı için bu sistem yani kar ustune kurulu olan sistem çoker.
gerçi 2008 krizi ve diger krizler kapitalizmin kohneligi çok guzel açıkladı.
bakın bana karsı yazdıgınız kendi yazınız bile kapitalizmin ne kadar kohne oldugunu gosteriyor.
İntifada
04-23-2010, 19:07
oysa kar amacı olmadan çalıştırılırsa robotlar halkın çok yararına olur.
bu soylediginizle kapitalizmin nekadar bozuk bir sistem oldugu ortaya çıkıyor.
çunku robotlar herşeyi tek bir insana bile ihtiyac duymadan uretebildigi zaman kimsede para olmayacagı için bu sistem yani kar ustune kurulu olan sistem çoker.
gerçi 2008 krizi ve diger krizler kapitalizmin kohneligi çok guzel açıkladı.
bakın bana karsı yazdıgınız kendi yazınız bile kapitalizmin ne kadar kohne oldugunu gosteriyor.
benim sana yazdığım yazı senin attığın başlığın ne kadar köhne olduğunu gösteriyor.
Hiç bir ekonomik bilgiye dayanmadan bol keseden atıyorsun.
2008 kriziyle 1929 buhranını karşılaştırma gafletine bile düşmüşsün.
Senin söylediğin bir ütopyadan öteye geçmez robotlar üretecek ve biz paramız olmadığı halde üretilen malı yiyeceğiz.Armut piş ağzıma düş öylemi.Hani alın teri hani kazancın?
İşte arkadaşım sen kapitalizme laf söylerken alın terini ,emeği helal kazancı ve kar hakkını resmen 2. plana atıyorsun.
Zeka kıvraklığı yaparak benim yazılarımdan kendine birşeyler çıkarmaya çalışma
Piyasada paranın dönmediği bir sistem??????
hmm çok çağ dışı sümerliler hatırlar belki
benim sana yazdığım yazı senin attığın başlığın ne kadar köhne olduğunu gösteriyor.
Hiç bir ekonomik bilgiye dayanmadan bol keseden atıyorsun.
2008 kriziyle 1929 buhranını karşılaştırma gafletine bile düşmüşsün.
Senin söylediğin bir ütopyadan öteye geçmez robotlar üretecek ve biz paramız olmadığı halde üretilen malı yiyeceğiz.Armut piş ağzıma düş öylemi.Hani alın teri hani kazancın?
İşte arkadaşım sen kapitalizme laf söylerken alın terini ,emeği helal kazancı ve kar hakkını resmen 2. plana atıyorsun.
Zeka kıvraklığı yaparak benim yazılarımdan kendine birşeyler çıkarmaya çalışma
Piyasada paranın dönmediği bir sistem??????
hmm çok çağ dışı sümerliler hatırlar belki
peki robotları geçelim kar sistemi olan bir ulkede yani kapitalizmde
sermayesi olan herzaman çok kazanır çok çalışan degil.
sermayesi olan patronlar. ise işçiyi belki 6 saat çalıştırsalar bile kar edicekleri halde işçinin suyunu çıkartana kadar 12-13 saat çalıştırılar çunku ne kadar çok çalıştırırlarsa okadar kardır.
bakın size sosyalizmin alfabesi isimli kitaptan alını bir yazı yazıcam buraya.
-----------------------------------------------------------------------------
1. SINIF MÜCADELESİ
Zengin veya yoksul, g¸Ál¸ veya zayıf, siyah, beyaz, sarı
veya esmer olsun, insa'nlar her yerde yaşamak iÁin gerek-
sindikleri şeyleri ¸retmek ve bunların dağıtımını yapmak
zorundadırlar.
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki ¸retim ve dağıtım sis-
temine kapitalizm denir. D¸nyanın birÁok ˆteki ¸lkelerinde
aynı sistem vardır.
Ekmek, giyecek, konut, otomobil, radyo, gazete,
ilaÁ, okul ve diğer her şeyi ¸retmek ve dağıtmak iÁin şu iki
esas unsurun bulunması gerekir:
1. Toprak, madenler, hammaddeler, makineler, fabri-
kalar ó yani iktisatÁıların "¸retim araÁları" diye adlandır-
dıkları şeyler.
vardır. Şimdiye kadar hiÁ bir d¸ş¸nce, bu kadar kısa zaman-
da, bˆylesine Áok insanın hayalg¸c¸ne egemen olmamıştır.
Sosyalizm daha şimdiden 200.000.000 insanın yaşama biÁi-
mi olmuştur; bu, yery¸z¸nde yaşayanların altıda biri de-
mektir. Daha 600.000.000 insanın yaşama biÁimi olmaya doğ-
ru da hızla gitmektedir. Bu iki grup, birarada, d¸nya n¸fusu-
nun aşağı yukarı ¸Áte birini oluşturur.
Bu nedenle, sosyalizmin birÁok Amerikalı iÁin pis bir sˆz-
den ˆte bir şey sayılmaması acınacak bir durumdur, Óyi olsun
kˆt¸ olsun, onunla savaşılsın ya da ona ulaşılmaya Áalışılsın,
ilkin sosyalizmin iyice bilinmesi, anlaşılması gerekir.
Kitabın ilk yarısında, ana Áizgileriyle, kapitalizmin sosya-
list ekonomi aÁısından tahlili yapılmış, ˆzellikle Amerika Bir-
leşik Devletlerinin bug¸nk¸ durumu gˆzˆn¸nde bulunduru-
larak, kapitalizmin yapısı ve kusurları incelenmiştir. Kitabın
ikinci yarısında óen b¸y¸k d¸ş¸n¸rleriyle ve bunların ˆğret-
tikleriyle birlikteó sosyalizm teorisi ele alınmaktadır. Temel
sosyalist ˆğretinin gelişmesinde en ˆnemli ve etkili iki kişi,
Karl Marx ve Friedrich Engels olmuşlardır. G¸n¸m¸ze kadar
yaşayarak gelen ve bug¸n de her kıtada hareketin temel taşı
olan óve bu kitapÁığın da temelini oluşturanó bu iki insa-
nın sosyalizm anlayışıdır.
İntifada
04-23-2010, 19:24
Aslanım neden komünizmin yanlış taraflarını ortaya koyduğumda bana kapitalizmle ilgili örnekler getiriyorsun?
Ben sana kapitalistim diye birşeymi söyledim kaipatalizmde yılandır sosyalizmde yılandır.Ama kapitalizm uygulamada başarılı olmuştur sizinki olmamıştır.Senin bana söylediğin şeyler bütün değerleri bıraktım olabilemez şeyler imkansız şeyler.
Ben senin gibi boş paylaşımlar yada linkler vermiim ben sana seni mutlu edebilecek ve ütopyanı yaşatabileceğin birşeyler yollim
http://www.cizgifilm.in/sirinler-izle/ buyur
Aslanım neden komünizmin yanlış taraflarını ortaya koyduğumda bana kapitalizmle ilgili örnekler getiriyorsun?
Ben sana kapitalistim diye birşeymi söyledim kaipatalizmde yılandır sosyalizmde yılandır.Ama kapitalizm uygulamada başarılı olmuştur sizinki olmamıştır.Senin bana söylediğin şeyler bütün değerleri bıraktım olabilemez şeyler imkansız şeyler.
Ben senin gibi boş paylaşımlar yada linkler vermiim ben sana seni mutlu edebilecek ve ütopyanı yaşatabileceğin birşeyler yollim
http://www.cizgifilm.in/sirinler-izle/ buyur
kapitalizm uygulamada başarılı olmustur demişsin acaba bu başarılı olma işçiler açısındanmı yoksa kapitalistler açısındanmı?
aşagıdaki yazıyı sonuna kadar okurmusun orda çok guzel açıklamış.
Diğer kapitalist ülkelerde olduğu gibi, Amerika'da da üretim araçları, kamu mülkü değildir. Toprağa, hammaddelere, fabrikalara, makinelere, bireyler, yani kapitalistler sahiptir. Bu, pek önemli bir olgudur. Çünkü, üretim araçlarına sahip olup olmamanız, sizin toplumdaki konumunuzu belirler. Eğer üretim araçlarına sahip küçük gruba –yani kapitalist sınıfa– dahilseniz, çalışmadan yasayabilirsiniz. Üretim araçlarına sahip olmayan büyük gruba –yani işçi sınıfına– dahilseniz, çalışmadan yasayamazsınız. Bir sınıf sahip olarak, öteki sınıf çalışarak yaşıyor. Kapitalist sınıf, gelirini, başkalarını kendi hesabına çalıştırarak elde eder; oysa işçi sınıfı, gelirini, yaptığı iş için aldığı ücret biçiminde sağlar. Yaşamak için gerekli malların üretiminde emek baş yeri tuttuğuna göre, emeği sağlayanın –işçi sınıfının– bunun karşılığında çok cömertçe ödüllendirildiğini sanabilirsiniz. Oysa hiç de böyle değildir. Kapitalist toplumda en büyük geliri elde eden en çok çalışan değil, en fazla şeye sahip olandır. ı>Kapitalist toplumda çarkları döndüren kârdır. Açıkgöz işadamı demek, satın aldığı şey için elden geldiğince az ödeyen, sattığı şeyler içinse koparabileceği en büyük miktarı alan adam demektir. Yüksek kârlara giden yolun ilk adımı masrafları azaltmaktır. Üretim masraflarından biri, emeğe ödenen ücrettir. Bu nedenle, elden geldiğince düşük ücret ödemek işverenin çıkarmadır. Aynı şekilde, işçilerini el-den geldiğince çok çalıştırmak da onun çıkarınadır. Üretim araçlarına sahip olanların çıkarları ile bunlar için çalışan insanların çıkarları birbirine karşıttır. Kapitalistler için önce mülkiyet sonra insanlık, işçiler için ise önce insanlık –yani kendileri– sonra mülkiyet gelir. Kapitalist toplumda iki sınıf arasında daima bir çatışma olmasının nedeni de işte budur. ı>Sınıf savaşında iki tarafın da davranışı, zorunlu oldukları davranıştır. Kapitalist, kapitalist olarak kalabilmek için kâr etmek zorunda olduğu gibi, işçi de yaşayabilmek için doğru dürüst bir ücret almaya çabalamak zorundadır. Taraflar ancak karşısındakinin zararı pahasına başarıya ulaşabilir. Sermaye ile emek arasında "uyum" konusunda söylenen bütün sözler, gevezelikten başka bir şey değildir. Kapitalist toplumda, bir sınıfın yararı, ötekinin zararına olduğu için böyle bir uyum olamaz; ve bunun tersi. Bunun için kapitalist toplumda, üretim araçları sahipleri ile işçiler arasında varolması zorunlu ilişki, bıçakla gırtlak arasındaki ilişki gibidir. 2. ARTI–DEĞER
ı>Kapitalist toplumda, insan, kendi gereksinmelerini sağlamak istediği şeyleri değil, başkalarına satacağı şeyleri üretir. Eskiden insanlar, kendi kullanımları için mal üretirken, bugün pazar için meta üretiyorlar. Kapitalist sistem, meta üretimi ve değişimi ile ilgilenir. İşçi, üretim aracına sahip değildir. Hayatını ancak tek bir yoldan kazanabilir: üretim araçlarına sahip olanlara kendisini ücret karşılığı kiralamak yoluyla. İşçi pazara bir meta ile gelir: çalışma kapasitesiyle, işgücüyle. İşverenin ondan satın aldığı şey, budur. İşveren, işçiye, işte bunun için ücret öder. İşçi, metaını, yani işgücünü, ücret karşılığı patrona satar. İşçi, ne kadar ücret alacaktır? Ücretinin ne kadar olacağını belirleyecek şey nedir? Bu sorunun yanıtının anahtarı, işçinin satmak zorunda olduğu şeyin, bir meta olması olgusunda yatar. Onun işgücünün değeri, herhangi bir başka metada olduğu gibi, onu üretmek için toplumsal olarak: zorunlu emek zamanı miktarı ile belirlenir. Ama işçinin işgücü, kendisinin bir parçası olduğu için, işgücünün değeri, kendisinin (ve emek arzının sürekli olabilmesi zorunluluğu bakımından ailesinin) yaşayabilmesi için gerekli yiyecek, giyecek ve barınma giderlerine eşittir.
Başka bir deyişle, bir fabrika, atelye ya da maden sahibi, kırk saatlik bir işin yapılmasını istiyorsa, bu işi yapacak kimseye yasamasına yetecek ve öldüğü veya çalışamayacak kadar ihtiyarladığı zaman onun yerini alabilecek çocuklar yetiştirmesine yetebilecek bir ücret vermek zorundadır. Demek ki işçiler, kendi işgüçleri karşılığında, ancak yaşayabilecekleri kadar bir ücret alırlar; bazı ülkelerde ise ayrıca bir radyo ya da buzdolabı ya da arasıra sinema bileti satın alabilecek bir fazlalık elde ederler. İşçi ücretlerinin, işçinin ancak yaşayabileceği düzeye yönelme eğilimini ifade eden bu iktisadî yasa, işçilerin siyasal ve sendikal eylemlerinin yararsız olduğu anlamına mı gelir? Hayır, kesinlikle gelmez. Tersine, işçiler, sendikaları yoluyla, Amerika dahil bazı ülkelerde, ücretlerini bu asgarî yaşama düzeyinin üzerine çıkarabilmişlerdir. Şu önemli noktayı da unutmamak gerekir ki, işçilerin, bu iktisadî yasanın durmadan islemesine engel olmaları için açık olan tek yol budur. Kâr nereden geliyor? Bu sorunun karşılığını, metaların değişim sürecinde değil, üretim sürecinde buluruz. Kapitalist sınıfa giden kârlar, üretimden doğar. işçiler, hammaddeyi, mamul nesne haline dönüştürmekle yeni bir servet var etmişler, yeni bir değer yaratmışlardır, işçiye ücret olarak ödenen ile işçinin hammaddeye kattığı değer arasındaki farkı, işveren kendisine alıkoyar. işte kâr buradan gelir. isçi, kendisini, bir işverene kiraladığı zaman, ona ürettiği şeyi değil, üretme gücünü satar. işveren, işçiye sekiz saatlik çalışması ile yarattığı ürünün karşılığını ödemez, sekiz saat çalışması için para verir,
işçi, bütün işgünü –diyelim sekiz saat– süresince, işgücünü satar. Şimdi varsayalım ki işçinin aldığı ücretin değerini üretmek için gerekli zaman, dört saattir, işçi, bu dört saatin sonunda, işi bırakıp evine gitmez. Gidemez, çünkü onu sekiz saat çalışması için kiralamışlardır. Böylece dört saat daha çalışmaya devam eder. Ve bu dört saat süresince kendisi için değil, işveren için çalışır. Emeğinin bir kısmı ödenmiş emektir; öteki kısmı ödenmemiş emektir, işte işverenin kârı, bu ödenmemiş emekten gelir. isçiye verilen ücretle, ürettiği değer arasında bir fark olması gerekir, yoksa işveren onu kiralamazdı. işçinin ücret olarak aldığı ile ürettiği metaın değeri arasındaki farka, artî-değer denir. Artı-değer, işverene giden kârdır, işveren, işgücünü, bir fiyattan satın alır ve emeğin ürününü daha yüksek bir fiyata satar. Farkı, yani artı-değeri, kendisine alıkoyar.
Kitabın tamamı için tıklayınız.
http://www.google.com.tr/url?sa=t&source=web&ct=res&cd=1&ved=0CBUQFjAA&url=http%3A%2F%2Fwww.ozgurluk.org%2Fkitaplik%2Fpdf %2FSosyalizminAlfabesi.pdf&ei=Gs7RS_H1IoiCOLHr2d0N&usg=AFQjCNE38qHHpBUEmEA7LrWbQY9gddCBAQ&sig2=MJ6utwKNXkJt7xXHv0EPlA
İntifada
04-23-2010, 19:44
yav arkadaşım ben sana sosyalizmin negatif yanlarını gösterince bana neden kapitalizmle alakalı nominaller yayınlıyorsun.
ben ikisindende haz etmem.Ben kapitalizmin ne kadar lanet bir sistem olduğunu kabulleniyorum.Faiz gibi bir yılanı meşrulaştırıyor.
sende sosyalizmin yılanlığını kabul et .
yav arkadaşım ben sana sosyalizmin negatif yanlarını gösterince bana neden kapitalizmle alakalı nominaller yayınlıyorsun.
ben ikisindende haz etmem.Ben kapitalizmin ne kadar lanet bir sistem olduğunu kabulleniyorum.Faiz gibi bir yılanı meşrulaştırıyor.
sende sosyalizmin yılanlığını kabul et .
ama içinde yaşadıgın sistem kapitalizm farkında degilmisin?
İntifada
04-24-2010, 00:39
değilim çünkü karma ekonomi sistemini yaşayan ve para piyasasını merkez bankasının yönettiği bir ülkede yaşıyorum
değilim çünkü karma ekonomi sistemini yaşayan ve para piyasasını merkez bankasının yönettiği bir ülkede yaşıyorum
Kardeşim seni bu sabrın için tebrik ederim:çiçek:
değilim çünkü karma ekonomi sistemini yaşayan ve para piyasasını merkez bankasının yönettiği bir ülkede yaşıyorum
karma ekonomi devletinde ozel sektorunde uretime katılmasıdır.
yani ak parti ile bu karma ekonomi yıkıldı neredeyse.
çunku devletin oldugu herşey ozelleştirildi.
(atatürkün dedigi bu sistemin diger adı devlet sosyalizmiydi)
şuan tam kapitalist olmaya dogru gidiyoruz herşey ozel sektore geçiyor.
mesela tekel işçi bolumu 292 milyon dolara turk iş adamın satıldı
2 sene sonra satın alan iş adamı amerikalı teksaslı bir şirkete 910 milyon dolara sattı
aradaki fark 600 milyon dolar.
demekki ucuza gitmiş.
karma ekonomi devletinde ozel sektorunde uretime katılmasıdır.
yani ak parti ile bu karma ekonomi yıkıldı neredeyse.
çunku devletin oldugu herşey ozelleştirildi.
(atatürkün dedigi bu sistemin diger adı devlet sosyalizmiydi)
şuan tam kapitalist olmaya dogru gidiyoruz herşey ozel sektore geçiyor.
mesela tekel işçi bolumu 292 milyon dolara turk iş adamın satıldı
2 sene sonra satın alan iş adamı amerikalı teksaslı bir şirkete 910 milyon dolara sattı
aradaki fark 600 milyon dolar.
demekki ucuza gitmiş.
Bu dediklerini belgelermisin? sana hiç güvenim yok novek, sürekli yanlış bilgiler yayıyorsun ortalığa, itimat edebilmemiz için belgele...
Bu dediklerini belgelermisin? sana hiç güvenim yok novek, sürekli yanlış bilgiler yayıyorsun ortalığa, itimat edebilmemiz için belgele...
ne kanıtı herkesce bilinen bişey zaten.
googleye karma ekonomi nedir.
devlet sosyalizmi nedir? diye yazarsan dunya kadar kaynak çıkar.
----------------------------alıntı----------------------------------------------------------------------
Karma ekonomi, iki evrensel ekonomik sistem olan kapitalizm ve sosyalizm arasında yer alan, fakat özü itibariyle kapitalist sistemin özelliklerini taşıyan bir ekonomik düzendir. Karma ekonomi düzeninin çağdaş kapitalizmin uygulamada vardığı yeni bir aşama değil, tamamen bağımsız üçüncü bir sistem olduğunu savunan görüşler de vardır.
Karma ekonomi düzenini benimseyenlere göre kapitalist düzen liberalizme dayanmaktadır. Bu toplumsal görüşte kişinin hakları ve çıkarları her şeyin üstünde tutulduğundan toplumun çıkarları ihmal edilmektedir. Kapitalizmin karşısında yer alan "sosyalizm"de ise, toplumun çıkarları her türlü kişisel çıkarın üstünde tutulmaktadır. Oysa "karma ekonomi" düzeninde, anılan iki sistemin taşıdığı temel çelişkiler çözülmüş, yani kamu yararıyla kişisel çıkar bağdaştırılmıştır.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
ne kanıtı herkesce bilinen bişey zaten.
googleye karma ekonomi nedir.
devlet sosyalizmi nedir? diye yazarsan dunya kadar kaynak çıkar.
çok saol, novek.. ben senin yazdıklarının kanaklarını istedim, senin verdiğin akla bak...
unnamed ordamısın niye yazmıyorsun?
İntifada
04-24-2010, 15:05
Novek türkiyede para politikasını kim yönetiyor bana söylermisin?
Orta Dogu
06-13-2010, 06:09
Para ve mal'in belli ellerde birikmesini Kuran bir 'felaket' olarak nitelendiriyor. Dolayisiyla Islam hem kapitalizme hemde komunizme karsi, cunku ikisi de zulum getiriyor. Kapitalizm, para ve mallarin esitsiz dagilimi, Komunizm ise sefaletin esit dagilimi. Ikisinden birini tercih etmek zorunda degiliz. Karma ekonomi cok daha saglikli, sosyal adalet ve sosyal guvenlik son derece onemli.
Para ve mal'in belli ellerde birikmesini Kuran bir 'felaket' olarak nitelendiriyor. Dolayisiyla Islam hem kapitalizme hemde komunizme karsi, cunku ikisi de zulum getiriyor. Kapitalizm, para ve mallarin esitsiz dagilimi, Komunizm ise sefaletin esit dagilimi. Ikisinden birini tercih etmek zorunda degiliz. Karma ekonomi cok daha saglikli, sosyal adalet ve sosyal guvenlik son derece onemli.
biraz açıklarmısın
1-) islam kapitalizme karşıdır aynı fikirdeyimde komunizme karşı oldugunu nereden anladın??
2-)komunizm nasıl sefalet oluyor?
çunku benim bildigim sosyalizm-komunizmde uretim araçları herkesin ortak malı zengin sınıf yok ama fakir sınıfta yok
devlet zenginleşince herkes aynı oranda zenginleşiyor kapitalizmdeki gibi kucuk bir azınlık zenginleşmiyor.
devlet büyüyorsa herkesin geliri buyuyor.
.:Ay_Yıldız:.
06-15-2010, 13:55
Gelişmiş ülke statüsünde insanlar daha çok üçüncül grupda çalışırlar. Açıklayayım. Birincil hizmet grubu ham madde elde etmedir. İkincil hizmet grubu ham maddenin işlenmesi yani bu makine olayıdır. Üçüncül ise hizmet grubudur. Yani tarımsal mallar gelişmemiş ülkelerden ithal edilir. Robotlaşma dediğimiz olay yabancılaşmayı sağladığı gibi insanların köle olarak çalışmasından kurtarır. Yani insanların fabrikada köleler gibi kendi elleriyle sayısız ürün üretmesinin anlamı başka birşey değildir. Makineleşmeden rahatsız olunmamalı aksine sevinilmelidir. Çalışanlara köle gözüyle bakılmaması şart. İnsanlar fabrikanın üretiminde deli gibi çalışacaklarına fabrikanın halkla ilişkiler biriminde hizmet sektöründe çalışmaları örnek olabilir. Devir değiştikçe her gün yeni meslekler ortaya çıkıyor örneğin bir dönem önce gazeteciliğin popüler olduğu bir dünyada bugün aynı iletişim kolunda halkla ilişkiler yükselen bir meslek halinde. Yalnızca üretim açısından bakılmaz.
Gelişmiş ülke statüsünde insanlar daha çok üçüncül grupda çalışırlar. Açıklayayım. Birincil hizmet grubu ham madde elde etmedir. İkincil hizmet grubu ham maddenin işlenmesi yani bu makine olayıdır. Üçüncül ise hizmet grubudur. Yani tarımsal mallar gelişmemiş ülkelerden ithal edilir. Robotlaşma dediğimiz olay yabancılaşmayı sağladığı gibi insanların köle olarak çalışmasından kurtarır. Yani insanların fabrikada köleler gibi kendi elleriyle sayısız ürün üretmesinin anlamı başka birşey değildir. Makineleşmeden rahatsız olunmamalı aksine sevinilmelidir. Çalışanlara köle gözüyle bakılmaması şart. İnsanlar fabrikanın üretiminde deli gibi çalışacaklarına fabrikanın halkla ilişkiler biriminde hizmet sektöründe çalışmaları örnek olabilir. Devir değiştikçe her gün yeni meslekler ortaya çıkıyor örneğin bir dönem önce gazeteciliğin popüler olduğu bir dünyada bugün aynı iletişim kolunda halkla ilişkiler yükselen bir meslek halinde. Yalnızca üretim açısından bakılmaz.
o denilen meslekler sırf istihdam yaratmak için mesela bazı ulkeler sırf işiszlik olmasında abzurt meslekler icat ederler.
rizzelli
06-15-2010, 13:59
biraz açıklarmısın
1-) islam kapitalizme karşıdır aynı fikirdeyimde komunizme karşı oldugunu nereden anladın??
2-)komunizm nasıl sefalet oluyor?
çunku benim bildigim sosyalizm-komunizmde uretim araçları herkesin ortak malı zengin sınıf yok ama fakir sınıfta yok
devlet zenginleşince herkes aynı oranda zenginleşiyor kapitalizmdeki gibi kucuk bir azınlık zenginleşmiyor.
devlet büyüyorsa herkesin geliri buyuyor.
yeni yetme komunistleri ,şirket açıp zenginleşen eski komunistlerle bir araya getirmek gerek.
komunizm,sosyalizm masallarını bu topraklar kabul etmez.insanımızın bünyesi kabul etmez.
komunizmin fikir babaları ateistken,temelini materyalizm oluştururken, 'islam komunizme karşı değil' masallarına inanmak ve inandırma gayretleri içine girmek muhakeme yeteneklerinden istifa etmek anlamına geliyor.
.:Ay_Yıldız:.
06-15-2010, 14:08
o denilen meslekler sırf istihdam yaratmak için mesela bazı ulkeler sırf işiszlik olmasında abzurt meslekler icat ederler.
Çağın gerisinden geliyorsun. Günümüz mesleklerini bir takip et istersen. Sizin kafa geride kalmış,insanları köle gibi çalıştırın. Kölelik yerine abzurd meslekleri tercih ederim. Biraz gelişmiş ülke statüsünün ne olduğunu araştır. belirli bir bilgi birikimine ulaş sonra gel tartış.
yeni yetme komunistleri ,şirket açıp zenginleşen eski komunistlerle bir araya getirmek gerek.
komunizm,sosyalizm masallarını bu topraklar kabul etmez.insanımızın bünyesi kabul etmez.
komunizmin fikir babaları ateistken,temelini materyalizm oluştururken, 'islam komunizme karşı değil' masallarına inanmak ve inandırma gayretleri içine girmek muhakeme yeteneklerinden istifa etmek anlamına geliyor.
bu sorumun cevabı olmadı tekrar oku yukardaki mesajımı.
sen bırak dini kısmını ekonomik kısmını tartış ben onu soruyorum sana ekonomik kısmının nasıl anladın dine aykırı oldugunu.
ayrıca dunyada sosyalist ulkelerde halk dini ibadetlerini yerine getiremiyormu yasakmı var?
mesela bulgaristanda neden kiliseler camiler vardı?
kişileri degil sistemi tartışıyoruz burada.
Çağın gerisinden geliyorsun. Günümüz mesleklerini bir takip et istersen. Sizin kafa geride kalmış,insanları köle gibi çalıştırın. Kölelik yerine abzurd meslekleri tercih ederim. Biraz gelişmiş ülke statüsünün ne olduğunu araştır. belirli bir bilgi birikimine ulaş sonra gel tartış.
kim diyor insanlar köle gibi çalışsın.
kim diyor robotlar makineler yasaklansın diye.
aksine makineleşme olmalı komunizm ancak makineler ile gerçekleşir.
fakat makineleşme kapitalistler için olumsuzdur.
işsizligi arttırır ve buda kapitalistlerin urunleri satacakları pazarı daraltır.
insanlar aç ve işsizdir talep için ceplerinde yeterince para yoktur fakat uretim boldur.
.:Ay_Yıldız:.
06-15-2010, 14:27
kim diyor insanlar köle gibi çalışsın.
kim diyor robotlar makineler yasaklansın diye.
aksine makineleşme olmalı komunizm ancak makineler ile gerçekleşir.
fakat makineleşme kapitalistler için olumsuzdur.
işsizligi arttırır ve buda kapitalistlerin urunleri satacakları pazarı daraltır.
insanlar aç ve işsizdir talep için ceplerinde yeterince para yoktur fakat uretim boldur.
Tamam sen kapitalistlere karşı değil misin bırak zor durumda kalsınlar sana mı düştü onları düşünmek. İnsanları kapitalizmde makine yerine köle gibi mi çalışsın. Daha net çözümler üretmek lazım.
Tamam sen kapitalistlere karşı değil misin bırak zor durumda kalsınlar sana mı düştü onları düşünmek. İnsanları kapitalizmde makine yerine köle gibi mi çalışsın. Daha net çözümler üretmek lazım.
yaw sen ne diyon
insanlar köle gibi çalışmasın diyorum ben zaten o yuzen sosyalizmi savunuyorum ala ala.
teknoloji bukadar arttı. ama hala insanlar zor şartlarda 12-14 saat çalışıyor oysa teknolojinin işlerini kolaylaştırması çalışma surelerini duşurmesi lazımdı.
buda ancak sosyalist sistemde var olabilir.
kapitalistleri savundugumu soylemişsin demekki insan nasıl anlamak isterse oyle anlıyormuş konuyu.
orda demek istediğim fazla teknoloji fazla otomasyon kapitalistler için olumsuzdur. sırf bu yuzden teknolojiyi engellemeye geciktirmeye kalkarlar.
.:Ay_Yıldız:.
06-15-2010, 14:49
yaw sen ne diyon
insanlar köle gibi çalışmasın diyorum ben zaten o yuzen sosyalizmi savunuyorum ala ala.
teknoloji bukadar arttı. ama hala insanlar zor şartlarda 12-14 saat çalışıyor oysa teknolojinin işlerini kolaylaştırması çalışma surelerini duşurmesi lazımdı.
buda ancak sosyalist sistemde var olabilir.
kapitalistleri savundugumu soylemişsin demekki insan nasıl anlamak isterse oyle anlıyormuş konuyu.
orda demek istediğim fazla teknoloji fazla otomasyon kapitalistler için olumsuzdur. sırf bu yuzden teknolojiyi engellemeye geciktirmeye kalkarlar.
İstersen başlığı tekrar oku.
yaw sen ne diyon
insanlar köle gibi çalışmasın diyorum ben zaten o yuzen sosyalizmi savunuyorum ala ala.
teknoloji bukadar arttı. ama hala insanlar zor şartlarda 12-14 saat çalışıyor oysa teknolojinin işlerini kolaylaştırması çalışma surelerini duşurmesi lazımdı.
buda ancak sosyalist sistemde var olabilir.
kapitalistleri savundugumu soylemişsin demekki insan nasıl anlamak isterse oyle anlıyormuş konuyu.
orda demek istediğim fazla teknoloji fazla otomasyon kapitalistler için olumsuzdur. sırf bu yuzden teknolojiyi engellemeye geciktirmeye kalkarlar.
--------------------------------------
.:Ay_Yıldız:.
06-15-2010, 14:54
Öff novek. Vallahi insanın ömrünü yersin.
rizzelli
06-15-2010, 15:09
bu sorumun cevabı olmadı tekrar oku yukardaki mesajımı.
sen bırak dini kısmını ekonomik kısmını tartış ben onu soruyorum sana ekonomik kısmının nasıl anladın dine aykırı oldugunu.
ayrıca dunyada sosyalist ulkelerde halk dini ibadetlerini yerine getiremiyormu yasakmı var?
mesela bulgaristanda neden kiliseler camiler vardı?
kişileri degil sistemi tartışıyoruz burada.
komunizmde
tüm servet kaynakları toplumun ortak malıdır
bireyin kendisi servet edinemez
birey, kendisi için ticaret yapamaz
serveti, adaletli bir şekilde dağıtayım derken bireyin mülk edinmesine izin vermez.
bireyi toplumun hizmetçisi yaptığı için insanlık medeniiyetine aykırıdır.
komunizm ,bireylere kar ve zarar ümidini aşılamadığı için robot gibi çalışan işçi olarak bakar.bu da üretimin temelini sarsar.
insalara baskı yapılmazsa komunist düzen dağılır.
insanın doğası gereği komunist sisteme her zaman isyan halinde olur.
komunizmin içinde zulüm ve baskı vardır.zaten tarihteki en zalim,gaddar diktatörler bu sistemden çıkmıştır.
islamda
komunizm ve kapitalizm gibi iki zıt ekonumi sistem yerine orta bir yol çizer ve düzen kurar.
en temel ilke;bireye kişisel hakları vermek ve servet dağılımının dengesini bozmamaktır.
islamda amaç mal mülk kazanmak değil Allah'ın rızasını kazanmaktır.bunun için servete ahlaki yönden bazı kısıtlamalar ve tasarruflar getirir.
komunizm gibi karşı koymak yerine yardımlaşma vardır.
herkes kişisel çıkarlarını düşünebilir ama başkasına zarar vermeden.
herkes kazanabilir ama her kazançta başakanında hakkı olduğunu kabul ederek.
caiz ve mümkün yollarla kazanılan servet bir yerde toplanmamalı aksine dolaşmalı.
yani
kapitalizmdeki gibi ne bir avuç insan milyoner olmalı ne de diğer insanlar aç kalmalı
yani
komunizdeki gibi ne bazı insanların milyoner olmasını önlemek ne de zorla herkesi eşit yapmak ve aynı duruma sokmaktır.
komunizmde
tüm servet kaynakları toplumun ortak malıdır
bireyin kendisi servet edinemez
birey, kendisi için ticaret yapamaz
serveti, adaletli bir şekilde dağıtayım derken bireyin mülk edinmesine izin vermez.
bireyi toplumun hizmetçisi yaptığı için insanlık medeniiyetine aykırıdır.
komunizm ,bireylere kar ve zarar ümidini aşılamadığı için robot gibi çalışan işçi olarak bakar.bu da üretimin temelini sarsar.
insalara baskı yapılmazsa komunist düzen dağılır.
insanın doğası gereği komunist sisteme her zaman isyan halinde olur.
komunizmin içinde zulüm ve baskı vardır.zaten tarihteki en zalim,gaddar diktatörler bu sistemden çıkmıştır.
islamda
komunizm ve kapitalizm gibi iki zıt ekonumi sistem yerine orta bir yol çizer ve düzen kurar.
en temel ilke;bireye kişisel hakları vermek ve servet dağılımının dengesini bozmamaktır.
islamda amaç mal mülk kazanmak değil Allah'ın rızasını kazanmaktır.bunun için servete ahlaki yönden bazı kısıtlamalar ve tasarruflar getirir.
komunizm gibi karşı koymak yerine yardımlaşma vardır.
herkes kişisel çıkarlarını düşünebilir ama başkasına zarar vermeden.
herkes kazanabilir ama her kazançta başakanında hakkı olduğunu kabul ederek.
caiz ve mümkün yollarla kazanılan servet bir yerde toplanmamalı aksine dolaşmalı.
yani
kapitalizmdeki gibi ne bir avuç insan milyoner olmalı ne de diğer insanlar aç kalmalı
yani
komunizdeki gibi ne bazı insanların milyoner olmasını önlemek ne de zorla herkesi eşit yapmak ve aynı duruma sokmaktır.
sosyalizmi bilmedigin yada yanlış anlamış oldugun belli.
SOSYALİZM, HALKIN ÖZEL MÜLKİYETİNİ ELİNDEN ALMAK MI DEMEKTİR?
Sosyalistler, halkın özel mülkiyetini elinden almak şöyle dursun, daha çok insanın eskisinden daha fazla özel mülkiyeti olmasını isterler. iki çeşit özel mülkiyet vardır. Niteliği gereği kişisel olan mülkiyet vardır: kişisel tatmin için kullanılan tüketim malları. Bir de, kişisel nitelikte olmayan özel mülkiyet türü vardır: üretim araçları mülkiyeti. Bu tür mülkiyet kişisel tatmin için değil tüketim mallarının üretimi için kullanılır. Sosyalizm, birinci çeşit özel mülkiyeti, diyelim ki, giydiğiniz elbiseleri elinizden almak değildir, ikinci tür özel mülkiyeti, yani elbiseyi yapan fabrikayı almak demektir. Azınlığın elindeki üretim araçlarının özel mülkiyetini kaldırarak, tüketim araçlarında çoğunluk için daha fazla özel mülkiyeti sağlar. Sosyalizmde, işçiler tarafından üretilmiş olup da kapitalistin kârı biçiminde ellerinden alınan servet, daha fazla özel mülkiyet, yani daha çok elbise, daha çok mobilya, daha fazla yiyecek içecek, daha fazla sinema bileti satın alabilmeleri için gene işçilerin olur. Kullanım ve eğlence için daha fazla özel mülkiyet vardır, ama ezme ve sömürme için özel mülkiyet yoktur, îste sosyalizm budur.
SOSYALİST TOPLUMDA HERKES AYNI ÜCRETİ Mİ ALIR?
Hayır, herkes aynı ücreti almaz. Usta işçi, usta olmayan işçiden, ve yönetici de, işçiden daha fazla alır. Büyük müzisyen, ortalama bir müzisyenden daha fazla alır. 400 kile buğday üreten bir çiftçi, 300 kile üretenden daha fazla; sekiz ton maden çıkartan bir madenci, altı ton çıkartandan daha fazla para alır ve bu örnekler böyle sürer gider, insanlara, yaptıkları işin nicelik ve niteliğine göre para ödenir. Sosyalist toplumda en yüksek ücreti alan kimse bile, bunu, çalışmasıyla hakettiği sürece alır. Bunu, üretim araçları satın alarak, başkalarının emeğinin sırtından, kazanılmamış paraya çeviremez. Zaten üretim araçları satın alması olanağı yoktur, çünkü sosyalist toplumda, üretim araçları halka aittir, satılık değildir. Daha çok ya da daha iyi çalışarak daha yüksek ücret alması, onun başkalarından daha iyi yaşamasını sağlar, ama hiç kimseyi sömürmesine elvermez. Sosyalist toplumda ücret eşitsizliği olmakla birlikte fırsat eşitliği vardır. Usta işçi daha yüksek ücret alır, ama hüneri olmayan işçinin önünde de usta olabilmesi için gerekli eğitim ve uygulama olanakları da açıktır. Her ne kadar mühendisler, yöneticiler, yazarlar, sanatçılar daha çok kazanırlarsa da, herkese, yetenekleri ile orantılı ücretsiz eğitim sağlanır; herkese bu mesleklere giriş kapıları ardına kadar açık tutulur. Sosyalist toplumda "herkese" demek sözcüğün tam anlamıyla herkese demektir, yoksa, sadece ücretleri ödeyebilene, ya da tutum ve davranışları kusursuz olana, ya da zenci veya yahudi olmayana demek değildir.
http://kutuphane.halkcephesi.net/Leo%20Huberman/db%20sosyalizm%20sorular%201.htm
rizzelli
06-15-2010, 15:18
ben sosyalizm den bahsetmedim komunizmi yazdım yukarıya.
sosyalizm zaten kapitalizmden komunizme geçis sistemidir.
sosyalizm komunizmin açıklarını kapamaya çalışan sistemdir.
alıntıma cevap veriyorsun da neye cevap verdiğini bil be ,tatlı su komunistim!
ben sosyalizm den bahsetmedim komunizmi yazdım yukarıya.
sosyalizm zaten kapitalizmden komunizme geçis sistemidir.
sosyalizm komunizmin açıklarını kapamaya çalışan sistemdir.
alıntıma cevap veriyorsun da neye cevap verdiğini bil be ,tatlı su komunistim!
sosyalizm komunizm aynı şey degildir ama birbirine yakındır.
genelde sosyalizmden çıkmış olan bulgaristandan gelenlere sorarsan bulgaristanda komunizm vardı derler. fakat gerçekte sosyalizm vardı. lafın gelişi derler.
SOSYALİZM, HALKIN ÖZEL MÜLKİYETİNİ ELİNDEN ALMAK MI DEMEKTİR?
Sosyalistler, halkın özel mülkiyetini elinden almak şöyle dursun, daha çok insanın eskisinden daha fazla özel mülkiyeti olmasını isterler. iki çeşit özel mülkiyet vardır. Niteliği gereği kişisel olan mülkiyet vardır: kişisel tatmin için kullanılan tüketim malları. Bir de, kişisel nitelikte olmayan özel mülkiyet türü vardır: üretim araçları mülkiyeti. Bu tür mülkiyet kişisel tatmin için değil tüketim mallarının üretimi için kullanılır. Sosyalizm, birinci çeşit özel mülkiyeti, diyelim ki, giydiğiniz elbiseleri elinizden almak değildir, ikinci tür özel mülkiyeti, yani elbiseyi yapan fabrikayı almak demektir. Azınlığın elindeki üretim araçlarının özel mülkiyetini kaldırarak, tüketim araçlarında çoğunluk için daha fazla özel mülkiyeti sağlar. Sosyalizmde, işçiler tarafından üretilmiş olup da kapitalistin kârı biçiminde ellerinden alınan servet, daha fazla özel mülkiyet, yani daha çok elbise, daha çok mobilya, daha fazla yiyecek içecek, daha fazla sinema bileti satın alabilmeleri için gene işçilerin olur. Kullanım ve eğlence için daha fazla özel mülkiyet vardır, ama ezme ve sömürme için özel mülkiyet yoktur, îste sosyalizm budur.
SOSYALİST TOPLUMDA HERKES AYNI ÜCRETİ Mİ ALIR?
Hayır, herkes aynı ücreti almaz. Usta işçi, usta olmayan işçiden, ve yönetici de, işçiden daha fazla alır. Büyük müzisyen, ortalama bir müzisyenden daha fazla alır. 400 kile buğday üreten bir çiftçi, 300 kile üretenden daha fazla; sekiz ton maden çıkartan bir madenci, altı ton çıkartandan daha fazla para alır ve bu örnekler böyle sürer gider, insanlara, yaptıkları işin nicelik ve niteliğine göre para ödenir. Sosyalist toplumda en yüksek ücreti alan kimse bile, bunu, çalışmasıyla hakettiği sürece alır. Bunu, üretim araçları satın alarak, başkalarının emeğinin sırtından, kazanılmamış paraya çeviremez. Zaten üretim araçları satın alması olanağı yoktur, çünkü sosyalist toplumda, üretim araçları halka aittir, satılık değildir. Daha çok ya da daha iyi çalışarak daha yüksek ücret alması, onun başkalarından daha iyi yaşamasını sağlar, ama hiç kimseyi sömürmesine elvermez. Sosyalist toplumda ücret eşitsizliği olmakla birlikte fırsat eşitliği vardır. Usta işçi daha yüksek ücret alır, ama hüneri olmayan işçinin önünde de usta olabilmesi için gerekli eğitim ve uygulama olanakları da açıktır. Her ne kadar mühendisler, yöneticiler, yazarlar, sanatçılar daha çok kazanırlarsa da, herkese, yetenekleri ile orantılı ücretsiz eğitim sağlanır; herkese bu mesleklere giriş kapıları ardına kadar açık tutulur. Sosyalist toplumda "herkese" demek sözcüğün tam anlamıyla herkese demektir, yoksa, sadece ücretleri ödeyebilene, ya da tutum ve davranışları kusursuz olana, ya da zenci veya yahudi olmayana demek değildir.
http://kutuphane.halkcephesi.net/Leo...orular%201.htm (http://kutuphane.halkcephesi.net/Leo%20Huberman/db%20sosyalizm%20sorular%201.htm)
rizzelli
06-15-2010, 16:13
biraz açıklarmısın
1-) islam kapitalizme karşıdır aynı fikirdeyimde komunizme karşı oldugunu nereden anladın??
2-)komunizm nasıl sefalet oluyor?
bak bu mesajına cevap yazmışım.
bak bu mesajına cevap yazmışım.
tekrar yaz neden aykırıdır sosyalizm islama?
ozel mulkiyeti ortadan kaldırır demişsin oyle bişey tam tersine ozel mulkiyetin artmasını ister.
rizzelli
06-15-2010, 22:15
senin ağzından şunu duyayım o zaman ;islam ile komunizm hiçbir konuda bağdaşmaz ve temelden birbirine aykıdırdır diye.
bunu kabulettiğini göreyim ondan sonra sosyalizme de gireriz.
senin ağzından şunu duyayım o zaman ;islam ile komunizm hiçbir konuda bağdaşmaz ve temelden birbirine aykıdırdır diye.
bunu kabulettiğini göreyim ondan sonra sosyalizme de gireriz.
bence islama en uygun sistem kapitalizm degil sosyalizmdir.
bence islama en uygun sistem kapitalizm degil sosyalizmdir.
beseri ideolojilerle, islami neden bagdastirmaya calisiyorsun anlamadim ki..
burada kimse kapitalizmin islama uygun oldugunu söylemediki sen tersini öne sürüyorsun..
beseri ideolojilerle, islami neden bagdastirmaya calisiyorsun anlamadim ki..
burada kimse kapitalizmin islama uygun oldugunu söylemediki sen tersini öne sürüyorsun..
AMA 8 yıldır ulkeyi tam % 100 kapitalist yaptınız!!! (ozelleştirmelerle) Daha onceden yarı sosyalistti
diger bir deyişle yarı kapitalistti.
(karma ekonomi)
rizzelli
06-16-2010, 02:19
novek çok omurgasız konuşuyorsun.
dürüst olmak tükürdüğünü yalamak demek değil.
mert ol biraz söylediklernin arkasında dur.
erdemli olduğunu görsek doğru yolu bulacaksın da konulara hakim olamadığın için çıkmazdasın.
bir cümlen bir cümleni inkar ettikçe tartışmanın da bir anlamı kalmıyor.
İntifada
06-16-2010, 02:36
AMA 8 yıldır ulkeyi tam % 100 kapitalist yaptınız!!! (ozelleştirmelerle) Daha onceden yarı sosyalistti
diger bir deyişle yarı kapitalistti.
(karma ekonomi)
Saçmaladın...
Saçmaladın...
yoksa bunun içinde belgemi isteyeceksiniz 8 senede 700 den fazla kamu iktisadi teşekulleri ozelleşmedi mi?
hatta akp li bir bakan biz ozelleştirme şampiyonuyuz demedimi.
siz akp taraftarları kapitalizme karşısınızda türkiyede son 30 senede yapılan ozelleştirmelerle tam kapitalist oldu. bunların %80 inide akparti doneminde yapılmadımı??
Ahmet Yasin
06-16-2010, 13:44
Özelleştirilmesinde devlet sırtından geçinen yamyam gomunistler yan gelip yatarak bankamatik işçisi olsunlar öylemi.
Akparti döneminde ekonomi büyümelerini neden anlatmıyorsun
Bardağın boş tarafından bakmaya ne kadar meraklısınız
Özelleştirilmesinde devlet sırtından geçinen yamyam gomunistler yan gelip yatarak bankamatik işçisi olsunlar öylemi.
Akparti döneminde ekonomi büyümelerini neden anlatmıyorsun
kim yatıyor ya
asıl şimdi yatanlar var. orayı satın alan adam, çokmu çalışıyor.
evet paraları sayarken yoruluyordur.
devlet sırtından geçinenler varsa buna izin vermemek senin görevin oyle ozelleştiricem demekle olmuyor ozelleşince yatmasalar bana ne faydası var.
artık orası halkın yani benim degilki kar etse bile, oranın karını, orasını satın alan adam yiycek halk degil.
evet şimdi yatmıyorlar ama kim için çalışıyorlar orayı satın alan adam için.
ordaki işçileri komunist zannedicek kadarda bilgisizsin.
ordaki çoğu işçi komunistin kelime anlamını bile bilmezler belkide.
İntifada
06-16-2010, 14:57
Novek senin iş bilmez sosyal demokrat partilerin sosyalizme kol kanat gereceğiz diye devletin kanını emdiler...
Zarar pahasına işçi aldılar oy uğruna devletin kaynaklarını bitirdiler...
Bu halkı kalitesizliğe kıtlığa muhtaç bıraktılar...
Ama sen en ufak iktisat bilgisine sahip olmadığın için fayadalı özelleştirmenin ne anlama geldiğini göremiyorsun....
bak ben sana kısaca yazayım...
zarar eden kamu kurulaşları ülkesiydi türkiye bunlardan vergi alamadığın gibi zararlarını sübvanse etmek için devamlı devletten para çıkıyordu...Özelleştirmeler sonucu hem devletten para çıkışı durdu hemde vergi tahsil eder hale geldin..
İhracat yapacaksın ama ülkede nitelikli aramalı üretimi yok ihracatçı aramalını dışarıdan ithal ediyordu..Otomatikman fiyatlar yükseliyor ve ihracatın azalıyordu..
Öyle özelleştirme yaptın diye hemen kapitalist olmuyorsun merak etme.O işler sana sosyalist forumdaki adminlerinin söyledikleri kadar basit olaylar değil..
Eğer özelleştirme yapan kapitalist oluyorsa devlet sosyaliszmini temsil ediyor dediğin atatürk türkiyedeki ilk özelleştirmeyi yapmıştır.Yap işlet devret sistemi özelleştirmeyle bir italyan firmasına kibrit üretim izni verilmiştir.Oda kapitalist ti senin mantığına göre o zaman
Novek senin iş bilmez sosyal demokrat partilerin sosyalizme kol kanat gereceğiz diye devletin kanını emdiler...
Zarar pahasına işçi aldılar oy uğruna devletin kaynaklarını bitirdiler...
Bu halkı kalitesizliğe kıtlığa muhtaç bıraktılar...
Ama sen en ufak iktisat bilgisine sahip olmadığın için fayadalı özelleştirmenin ne anlama geldiğini göremiyorsun....
bak ben sana kısaca yazayım...
zarar eden kamu kurulaşları ülkesiydi türkiye bunlardan vergi alamadığın gibi zararlarını sübvanse etmek için devamlı devletten para çıkıyordu...Özelleştirmeler sonucu hem devletten para çıkışı durdu hemde vergi tahsil eder hale geldin..
İhracat yapacaksın ama ülkede nitelikli aramalı üretimi yok ihracatçı aramalını dışarıdan ithal ediyordu..Otomatikman fiyatlar yükseliyor ve ihracatın azalıyordu..
Öyle özelleştirme yaptın diye hemen kapitalist olmuyorsun merak etme.O işler sana sosyalist forumdaki adminlerinin söyledikleri kadar basit olaylar değil..
Eğer özelleştirme yapan kapitalist oluyorsa devlet sosyaliszmini temsil ediyor dediğin atatürk türkiyedeki ilk özelleştirmeyi yapmıştır.Yap işlet devret sistemi özelleştirmeyle bir italyan firmasına kibrit üretim izni verilmiştir.Oda kapitalist ti senin mantığına göre o zaman
iktisatın iki türü var kapitalist iktisat sosyalist iktisat yani halkçı iktisat.
iktisat derken hangisini kast ediyorsun?
İntifada
06-16-2010, 16:07
iktisatın iki türü var kapitalist iktisat sosyalist iktisat yani halkçı iktisat.
iktisat derken hangisini kast ediyorsun?
Sen benim neyi kastettiğimi çok iyi anladın sen hangisine bağlı hissediyorsun kendini hadi diyelim ki sosyalist iktisat diyelim siz sosyalistler özelleştirmeye neden karşısınız?
Ve Türkiyeyi neden kapitalist görüyorsunuz bi anlat hele...
Sen benim neyi kastettiğimi çok iyi anladın sen hangisine bağlı hissediyorsun kendini hadi diyelim ki sosyalist iktisat diyelim siz sosyalistler özelleştirmeye neden karşısınız?
Ve Türkiyeyi neden kapitalist görüyorsunuz bi anlat hele...
şidmi sana kapitalizm nedir bunu anlatayım yani sen turkiye kapitalist degildirmi diyorsun?
İntifada
06-16-2010, 16:18
şidmi sana kapitalizm nedir bunu anlatayım yani sen turkiye kapitalist degildirmi diyorsun?
Ben sana bunu defalarca söyledim...
sen bana defalarca kapitalizmin kötü yanlarını anlattın...
Sonra sana neden değildir diye anlattım bana pm le biraz daha açıklarmısın diye döndün ...
Novek farkındaysan forumda seninle karşılıklı yazdığımız herşeye bakalım be nsana sosyalizmin komünizmin yanlış taraflarını söyledikçe sen bana kapitalizmin yanlış taraflarını saydın hiç bir zaman cevaplamadın...
Şimdi hangi iktisat diyorsun ben asrımızın şartlarını dile getiren her kesim iktisatın kabul ettiği belli ekonomik gerçekler vardır ondan bahsediyorum..
Aklın sıra hangi iktisat vb sözlerle av yapmaya çalışıyorsun yemezler...
Doğu perinçekte böyle yapardı...
Ben sana bunu defalarca söyledim...
sen bana defalarca kapitalizmin kötü yanlarını anlattın...
Sonra sana neden değildir diye anlattım bana pm le biraz daha açıklarmısın diye döndün ...
Novek farkındaysan forumda seninle karşılıklı yazdığımız herşeye bakalım be nsana sosyalizmin komünizmin yanlış taraflarını söyledikçe sen bana kapitalizmin yanlış taraflarını saydın hiç bir zaman cevaplamadın...
Şimdi hangi iktisat diyorsun ben asrımızın şartlarını dile getiren her kesim iktisatın kabul ettiği belli ekonomik gerçekler vardır ondan bahsediyorum..
Aklın sıra hangi iktisat vb sözlerle av yapmaya çalışıyorsun yemezler...
Doğu perinçekte böyle yapardı...
sen komunizmin kotu taraflarını anlattın ama analattıklarının cogununda komunizm kaynak olmadıgını soyledim sana.
bende sana komunizm ile ilgili iyi taraflarını anlattım.
İntifada
06-16-2010, 19:04
sen komunizmin kotu taraflarını anlattın ama analattıklarının cogununda komunizm kaynak olmadıgını soyledim sana.
bende sana komunizm ile ilgili iyi taraflarını anlattım.
Benim verdiğim kaynakların tümü senin komünist ve matryalist liderlerinin kabul ettiği gerçeklerdir...
Benim verdiğim kaynakların tümü senin komünist ve matryalist liderlerinin kabul ettiği gerçeklerdir...
komunist liderlerimmi benim liderlerim yok birdefa .
beni sadece ekonomi kısmı ilgilendiriyor.
İntifada
06-16-2010, 20:02
komunist liderlerimmi benim liderlerim yok birdefa .
beni sadece ekonomi kısmı ilgilendiriyor.
sen komünizmi sadece bir ekonomik sistem olarakmı görüyorsun?
oysa ki Lenin tarafından "tüm uluslararası Marxizm literatürüne en hakim kişi olarak tanımlanan, Rus komünizminin öncüsü Georgi Valentinovich Plekhanov "Marxizm, Darwinizm'in sosyal bilimlere uygulanmasıdır der..
sen komünizmi sadece bir ekonomik sistem olarakmı görüyorsun?
oysa ki Lenin tarafından "tüm uluslararası Marxizm literatürüne en hakim kişi olarak tanımlanan, Rus komünizminin öncüsü Georgi Valentinovich Plekhanov "Marxizm, Darwinizm'in sosyal bilimlere uygulanmasıdır der..
boyle bişey soyledi diye sana kimse sosyalizm gelirse darwine inan demiyor.
yada namaz kılma demiyor kiliseye gitme demiyor.
İntifada
06-16-2010, 20:05
boyle bişey soyledi diye sana kimse sosyalizm gelirse darwine inan demiyor.
yada namaz kılma demiyor kiliseye gitme demiyor.
kızma ya zaten sen sadece ekonomik kısmıyla ilgileniyorsun :)
bak buda gerçek bir şeydir..
Marx, Darwin'e olan sempatisini en büyük eseri Das Kapital'i Darwin'e ithaf ederek de göstermiştir. Kitabının Darwin'e yolladığı Almanca baskısında el yazısıyla şöyle yazmıştır: "Charles Darwin'e,
gerçek bir hayranı olan Karl Marx'tan".
ne dersin diyorlarmı demiyorlarmı?
kızma ya zaten sen sadece ekonomik kısmıyla ilgileniyorsun :)
bak buda gerçek bir şeydir..
Marx, Darwin'e olan sempatisini en büyük eseri Das Kapital'i Darwin'e ithaf ederek de göstermiştir. Kitabının Darwin'e yolladığı Almanca baskısında el yazısıyla şöyle yazmıştır: "Charles Darwin'e,
gerçek bir hayranı olan Karl Marx'tan".
ne dersin diyorlarmı demiyorlarmı?
karl marx yaşasaydı senin bu soylediklerine ne cvap verirdi bilmiyorum ama insan birşeyi kotulemek isterse demekki deve kuşu gibi olayın sadece işine gelen tarafına odaklanıyor.
yani karl marx darwine ithaf etmeseydi.
komunizme ozaman sempati duycaktın oylemi?
İntifada
06-16-2010, 20:14
karl marx yaşasaydı senin bu soylediklerine ne cvap verirdi bilmiyorum ama insan birşeyi kotulemek isterse demekki deve kuşu gibi olayın sadece işine gelen tarafına odaklanıyor.
yani karl marx darwine ithaf etmeseydi.
komunizme ozaman sempati duycaktın oylemi?
Bilmem belkide o zaman daha iyi incelerdim en azından dinime düşman demezdim...
Bak istiyorsan bu tür belgeler ortalıkta çok..
Rus Devrimi'nin lideri Vladimir
Lenin, 1909 yılında kaleme aldığı "Proleterya Partisinin Din Konusundaki
Tutumu" başlıklı makalesinde
Birincisi, dinle savaşmak görevi, tarihsel açıdan devrimci burjuvazinin
görevidir ve Batıda burjuva demokrasisi, feodalizme ve orta çağ düzenine
karfl› giriflti¤i kendi devrimleri döneminde bu görevi büyük ölçüde yerine
getirmiştir... Gerek Fransa'da, gerek Almanya'da burjuvazinin dinle savaşma
geleneği vard›r ve bu sosyalizmden (Ansiklopedistlerden ve Feuerbach'tan)
çok önce başlamıştır. Rusya'da ise, burjuva demokratik devrimimizin
kendine özgü koşullar nedeniyle, bu görev de hemen hemen tümüyle
işçi sınıfının omuzuna yüklenmiştir..
ama bu söz çok daha ağır ne diyor senin büyük üstad lenin burada dinle savaşmak avrupada burjuvanın bizim komünizmimizde ise işçinindir diyor...
ama sen takma bunlara sen sadece ekonomik kısmıyla ilgileniyorsun...
senin bu yazdıgın çok küçük bir parçası
yazının tamamını yazalım birde.
bak burdada tam tersine burjuvaların asıl dini kullandıgını sömürdügünü yazmış?? buna ne diyceksin ???
--------------------------------------
Bu görev, aynı zamanda, burjuvazinin dini kendi çıkarları için, devrimci mücadeleye karşı kullanma yönündeki faaliyetleriyle de yüz yüzedir. Bundan öte, kitlelerin dikkatini devrim mücadelesinden uzaklaştırmak amacıyla yapacağı ve yaptığı dine karşı kasıtlı "savaş ilanları"yla da yüz yüzedir.
----------------------------------------------
Yargıtay Başkanı Sami Selçuk ve
Laiklik, Laikçilik,
Burjuva Demokratik Devrim
Yargıtay Birinci Başkanı Doç. Dr. Sami Selçuk'un yeni adli yıl açış konuşması ülkemizde gelişen olaylar içinde belli oranda ilgi görmüştür. Gereğinden çok edebi sözler ve uyaklı dizelerle laiklik, demokrasi, devlet, hukuk vb. konularda görüşler ortaya koyan Sami Selçuk, ilk anda "tüm dinleyenler"in katıldıklarını beyan ettiği bir genel doğrular konuşması yapmıştır. Özellikle Fazilet Partisi'nin Sami Selçuk'un konuşmasının altına "imzamızı atarız" beyanında bulunması, ister istemez konuşmaya olan ilgiyi daha da artırmıştır.
Yargıtay başkanının bir adli yıl açış konuşmasında hukuk konusunda birşeyler söylemesi çok alışılan bir tutum olmakla birlikte, Sami Selçuk'un ülkemizdeki devlet, demokrasi, cumhuriyet ve laiklik konusunu kapsayan değerlendirme ve eleştirileri "beklenilen" bir tutum, "temayüle uygun" bir tutum olmadığı için, içeriğinden daha çok ilgi konusu olmuştur. Kimileri "devletin en üst yöneticilerinden" birisinin mevcut düzene karşı böylesine açık eleştiriler yöneltmesini, devletin "yeniden-yapılandırılması"nın bir parçası olarak değerlendirirken, kimileri Sami Selçuk'un popülist olduğunu, "Fettullahçı"lara gözkırptığını ileri sürmüşlerdir.
Yargıtay başkanı Sami Selçuk, konuşmasının en ilgi toplayan bölümünde şöyle demektedir: "Laiklikte din ve devlet karşılıklı olarak bağımsızdırlar. Bağımsızlık esasından yola çıkan laiklikte din kuralları devleti, devlet de din kurallarını belirleyemez ve yönlendiremez. Devlet bütün inançlara, dinlere karşı ilgisiz ve eşit uzaklıktadır...
Laik devlette, devlet dinlere eşit uzaklıkta olduğundan hiçbir dini, inancı dışlayamaz ya da kayıramaz; akçalı v.b. biçimlerde destekleyemez. Din okulları açamaz. Ancak, toplulukların din okulları açmasını da önleyemez. Din derslerine engel olamaz; bunların önünü açar. Ne var ki, bu dersler, beyin yıkayıcı olmayacak, çoğulcu, agnostik, kuşkucu esaslara göre olacak, birey dinler arasında seçimini özgürce yapacaktır. Din dersleri zorunlu olmayacak, ancak her an ilgilinin buyruğuna hazır bulunacaktır. Devlet; bu okulları; kamu düzeni, kamu güvenliği, kamu ahlakı, kamu sağlığı açısından denetleyecek, uyuşmazlık çıkarsa sorunu bağımsız yargı çözecektir...
Türkiye Cumhuriyetinde, iktidar halkın seçimine dayanmaktadır. Bu bakımdan Türkiye Cumhuriyeti laiktir. Bu bir.
Türkiye Cumhuriyetinde Halifelik kaldırılmıştır. Şer'iye ve Evkaf Vekâleti ise görünüşte kaldırılmış, aslında Diyanet İşleri Başkanlığı adıyla bir bakana bağlanarak devlet örgütü içine alınmıştır. Örgütün dini İslam, mezhebi Sünnidir. Devlet, bu din ve mezhebin (resmi) okullarını açmıştır. Örgüt ve okulların finansmanı devlete aittir. Resmi okullarda din dersi okutulması zorunludur.
Bu koşullarda konuyu değerlendirelim.
Ontolojik olarak yaklaştığımızda, bir din ve mezhebin örgütünü devlet birimi içine alarak anayasal düzeyde güvenceye bağlayan (md. 136) ve laikliğin gerçekleştirilmesini güçleştiren (2820 sayılı S. Partiler Yasası, md. 89), din ve mezhebin okullarını açan, finansmanını sağlayan bir devletin dini ve mezhebi vardır; bir dini ve mezhebi kayırmış, örtülü olarak benimsemiştir. Böyle bir devlet teokratiktir. Bu iki.
Konuya teleolojik (amaçsal) olarak baktığımızda ise durum çok farklıdır. Devlet, böylelikle dinlerini bildirmeyenlere ya da uluslararası hukukta benimsenen dinlerden birine inanan her insana nüfus cüzdanı vermemekte, devlet birimleri içine aldığı Diyanet İşleri Başkanlığı ve açtığı din okulları aracılığıyla dini denetlemekte ve yönlendirmektedir. Bunun adı ise laikçiliktir...
Tanı (teşhis) açıktır: Türkiye Cumhuriyeti, egemenliğin kaynağı açısından laik; devlet örgütlenmesi açısından teokratik; dini yönlendirme açısından laikçi bir devlettir..." Yargıtay başkanının bu belirlemeleri, kullanılan sözcüklerin kimi durumlarda dar ya da geniş anlamda alınmasıyla değişebilir sonuçlar ortaya çıkarmakla birlikte, dar anlamda proletaryanın din konusundaki şu belirlemeleriyle belli bir yaklaşıklık içersinde bulunmaktadır: "Din, kişinin özel sorunu olarak kabul edilmelidir. Sosyalistler, din konusundaki tavırlarını genellikle bu sözlerle belirtirler. Oysa herhangi bir yanlış anlamaya yol açmamak için bu sözlerin anlamı kesinlikle açıklanmalıdır. Devlet açısından ele alındığı sürece, dinin kişisel bir sorun olarak kalmasını isteriz. Ancak, Partimiz açısından dini kişisel bir sorun olarak göremeyiz. Dinin devletle ilişkisi olmaması, dinsel kurumların hükümete değin yetkileri bulunmaması gerekir.
Herkes istediği dini izlemek ya da dinsiz, yani kural olarak bütün sosyalistler gibi ateist olmakta tamamen özgür olmalıdır. Vatandaşlar arasında dinsel inançları nedeniyle ayrım yapılmasına kesinlikle göz yumulamaz. Resmi belgelerde bir vatandaşın dininden söz edilmesine de son verilmelidir. Kiliseye ve dinsel kurumlara hiçbir devlet yardımı yapılmamalı, hiçbir ödenek verilmemelidir. Bunlar, devletten tamamen bağımsız, aynı düşüncedeki kişilerin oluşturduğu kurumlar niteliğinde olmalıdır. Ancak bu isteklerin kesinlikle yerine gelmesi halinde, kilisenin devlete Rus vatandaşların ise kiliseye feodal bağımlılıklarının sürdüğü, (bugüne kadar ceza yasalarımızda ve hukuk kitaplarımızda yer alan) engizisyon yasalarının var olduğu ve uygulandığı, insanları inançları ya da inançsızlıkları nedeniyle cezalandırdığı, insanların vicdan özgürlüğünü baltaladığı ve kilisenin şu ya da bu afyonlamasıyla hükümetten gelir ya da mevki sağladığı utanç verici geçmişe son verilebilir. Sosyalist proletaryanın modern devlet ve modern kiliseden istediği, kilise ile devletin birbirlerinden kesinlikle ayrılmasıdır." [1*] Marksist-Leninistlerin din-devlet ilişkisinde benimsedikleri laikliğin bu belirlenimi Yargıtay başkanı Sami Selçuk'un görüşleriyle önemli benzerlikler içermekle birlikte (dini inançlara göre ayrım yapılmaması, resmi belgelerde vatandaşın dinine yer verilmemesi, dinsel kurumlara hiçbir devlet yardımının yapılmaması -Sami Selçuk'un sözleriyle "akçalı olarak desteklenmemesi"- gibi), Yargıtay başkanının Türkiye'de egemen olan anlayışın "laiklik" değil, "laikçilik" olduğunu söylerken yaptığı gerekçelendirme tümüyle yanlış bir temele oturtulmuştur: "Fransa'yı örnek alan Türkiye, din-devlet ilişkisi açısından, Fransa'nın yaşadığı hastalıklardan bir türlü kurtulamamanın sıkıntısını çekmekte, laiklik Türkiye Cumhuriyeti devletinin yumuşak karnı olmayı sürdürmektedir.
Devletin dinler karşısında alacağı tutumlar bellidir.
Birincisinde, dinsel ve siyasal otoriteler, sınırları belirsiz biçimde iç içedirler. Eski ve ortaçağ devletlerinde durum böyledir.
İkincisinde, bütün özel ve kamusal yaşamı din belirler. Devlet, din merkezlidir (théocentrique), değişmez ve ilişilemez dogmalarla yönetilir. Devletin tek dini vardır, öbürleri dışlanmıştır. Bu rejimin adı teokrasidir ve her yerde eşitsizliklerin, ayrıcalıkların, çatışmaların nedeni olmuştur.
Üçüncüsünde, devlet ve din ayırımı ilkesinden yola çıkılır. Ancak ayırımın kapsam ve derecesini devlet belirlediğinden, devlet, dini çoğu kez toplumdan dışlar ya da onu güdümler. Dini devletleştiren bu sistemin adı, laiklik (laïcité) değil, laikçiliktir (laïcisme, laisizm). Şovinizm nasıl ulusçuluğun yozlaşmış, hastalıklı biçimiyse, laikçilik de bir bakıma laikliğin yozlaşmış, hastalıklı biçimidir. Dinleri aşındırmaya yönelik laikçiliğin anayurdu Devrim Fransa'sıdır.
Gerçekten Jakobenlerin Fransa' sında laiklik; ruhban sınıfına karşı, ruhban sınıfının yaşamdaki izlerini kazımak için yapılan kinci, tepkici bir devrimin ürünüdür. Din merkezci bir anlayış gitmiş, salt akılmerkezci militan bir anlayış gelmiştir. Bu ise laiklik (laïcité) değil, laikçiliktir (laïcisme). Katı bir ideolojidir. Descartes'ın akılcılığıyla A. Comte'un bilimsel bir kilisenin temellerini atan pozitivizmi birleşmiş, laikçilik ideolojisine ulaşılmıştır. Laikçilik Fransız okullarında konuşlanarak, 'tanrılı din' yerine 'tanrısız beşeriyet dini' kurmayı amaçlamış, dini toplum dışına itmiştir. Dine saygısızdır, saldırgandır. Toplum mühendisliğine özenen misyoner Fransız laikçileri, 1790 Anayasasında dini sivil otoriteye teslim etmiş, akılcı insan yetiştirmek kaygısıyla Katolik Fransa'da 1794'e değin dinsel etkinlikleri yasaklamışlardır. Bu ve Napoléon döneminde çıkarılan bütün yasalarda Kilise hukukuna tepkinin izleri vardır, bunların bir bölümü bugün de sürmektedir. Jules Ferry Yasasıyla din ve devlet ayırımına gelinmiş, Ferry'nin deyişiyle 'tanrısız ve kralsız' bir dünya kurulmak istenmiştir. Bugün Fransa'da gittikçe yumuşayan bir laikçilik; yani din ve devlet ilişkisinde katı ve düşmanca bir ayırım (séparation hostile) değil, ılımlı ve dostça bir ayırım (séparation bienveillante) söz konusudur..." (abç) Görüldüğü gibi, Sami Selçuk, laiklik konusunda bazı genel doğruları ortaya koyarken, aynı zamanda bunun "farklı" uygulamaları olduğunu söyleyerek, bu "farklılığın" en olumsuzunun "Jakoben Fransa"sında olduğunu ileri sürmektedir. Sami Selçuk, Türkiye' de "Anglo-Sakson demokrasilerine göre değil, ufuk daraltarak Fransız Cumhuriyetine göre"değerlendirmeler yapıldığını söyleyerek, alınacak modelin "Anglo-Sakson" model olmasını istemektedir.
1980 sonrasında küçük-burjuva aydın kesimin başını çektiği neo-liberal söylemin ayrılmaz bir parçası olan "anti-Jakobenizm", böylece Yargıtay başkanının laiklik konuşmasıyla birkez daha gündeme getirilmiş ve burjuvazinin Jakobenlere karşı duyduğu kin ve korku bir kez daha dile getirilmiş bulunmaktadır.
Marks, "Anglo-sakson demokrasileri"nin kuruluşunu ifade eden 1648 İngiliz Devrimi ile Fransız cumhuriyetinin kuruluşunu ifade eden 1789 Fransız Devrimi'ni değerlendirirken şöyle söylemektedir: "1648'de, burjuvazi, monarşiye karşı, feodal soyluluğa karşı, ve resmi kiliseye karşı modern soylulukla bağdaşıklık kurmuştu.
1789'da, burjuvazi, monarşiye, soyluluğa ve resmi kiliseye karşı halk ile bağdaşıklık kurmuştu.
1789 Devrimi, model olarak (hiç değilse Avrupa'da), yalnızca 1648 Devrimine ve 1648 Devrimi de yalnızca Felemenklerin İspanya'ya karşı ayaklanmasına sahipti. Her iki devrim de, yalnızca zaman olarak değil, içerik olarak da, modellerinin yüz yıl ötesindeydiler.
Her iki devrimde de, hareketin gerçek öncüsünü oluşturan sınıf burjuvaziydi. Proletarya ve kentlilerin burjuvaziye dahil olan katmanları ya henüz burjuvazininkinden ayrı çıkarlara sahip değillerdi, ya da henüz bağımsız olarak gelişmiş sınıflar ya da sınıfların alt-bölümlerini oluşturmuyorlardı. Bundan ötürü, örneğin Fransa'da, 1793'ten 1794'e kadar olduğu gibi, burjuvaziyle karşı karşıya geldiklerinde, burjuvaziye özgü bir biçimde olmasa bile, yalnızca burjuvazinin çıkarlarının gerçekleşmesi için savaşım verdiler. Tüm Fransız terörizmi, burjuvazinin düşmanlarıyla, mutlakiyet ile, feodalizm ile ve darkafalılık ile avamca hesaplaşmaktan başka birşey değildi." [2*] (abç) İşte Yargıtay başkanının "Jakoben Fransa" olarak tanımladığı 1789 Fransız Devrimi ile "Anglo-Sakson" 1648 Devrimi arasındaki fark, burjuva demokratik devrimin farklı ittifaklar ve yöntemlerle gerçekleştirilmesidir.
1789 Fransız Devrimi'nde Jakobenler, oluşturulan cumhuriyet meclisinin sol kanadı olarak, burjuva devriminin sonuna kadar götürülmesini savunurlarken; jirodenler, mecliste tutucu burjuvazinin temsilcileri olarak yer almışlar ve devrimin biran önce sona erdirilmesi için çalışmışlardır. 1789 Fransız Devrimi'nin ünlü terör dönemi, Robespierre yönetiminde feodal sınıfların giyotinle idam edildikleri bir dönem olarak, feodalizmin kesin yıkımını getirmiştir. Fransız halkının burjuvazinin feodalizmle mücadelesinde gittiği bu nokta, günümüze kadar burjuvazinin halk kitleleri karşısındaki korkusunun kaynağı durumundadır. Gazi mahallesi olaylarından sonra bazı işbirlikçi burjuvalar tarafından söylenen "birgün gelecekler yataklarımızda boğazlarımızı kesecekler" sözünün tarihsel temeli de burada yatmaktadır.
Yargıtay başkanı Sami Selçuk, Fransız Devrimi ve Jakobenler karşısındaki konumuyla, laiklik konusunda ortaya koyduğu pekçok doğrulara karşın, sınıfsal olarak yerini burjuvazinin yanı olarak belirlemektedir. Sami Selçuk da, tüm burjuva ve küçük-burjuvalar gibi, devrimden ve devrimin teröründen açıkça korkmaktadır. Bu korku, aynı zamanda, laiklik konusunda uyaklı sözler söylerken, içine düştüğü çelişkilerin de nedeni olmaktadır. "Benim için zaten iki Fransa var. Biri giyotinli, anayasasını insan derisiyle kaplamış, Baudelaire'i cezalandırmış, yargı öncesi insanları giyotine gönderen Savcı Foulquié'yi çıkarmış Jakoben Fransa. Ben bu Fransa'ya karşıyım." İşte Sami Selçuk, böylesine açık bir biçimde, feodalizme karşı burjuva demokratik devrimini "avamca" sonuna kadar götüren Jakobenlere karşıdır ve bu karşıtlığıyla feodalizme karşı mücadelede "ılımlı" ve "uzlaşıcı" bir kimliğe bürünmektedir.
Bu öylesine açıktır ki, Sami Selçuk, laiklik konusunda "Jakoben Fransa"sına ilişkin değerlendirmelerinin arasına yerleştirdiği Jules Ferry yasalarına atıf yapabilmiştir. Oysa ki, Jules Ferry, 1871 Paris Komünü öncesinde 4 Eylül 1870'de ilan edilen yeni Fransız cumhuriyetinin Thiers ve general Trochu ile birlikte mevki peşinde koşan bir entrikacı avukatlar topluluğunun içinde yer alan bir kişidir. Bu kişi, Marks'ın, "4 Eylülden önce meteliksiz bir avukat olan Jules Ferry, kuşatma sırasında Paris belediye başkanı olarak dolandırıcılık yolu ile kıtlıktan bir servet çıkarmayı başardı. Kötü yönetiminin hesabını vereceği gün, aynı zamanda mahkum edildiği gün de olacaktır" [3*] dediği kişidir.
Öte yandan, 4 Eylül 1870'de kurulan yeni cumhuriyet, Louis Bonaparte'nin bir darbeyle iktidara geldiği ve kendisini imparator ilan ettiği bir dönemin sonu olup, aynı zamanda Paris Komünü'nün kuruluşunun arifesidir. Louis Bonaparte döneminde 15 Mart 1850 yılında çıkartılan ve "Falloux Yasası" olarak bilinen yasayla, tüm eğitim ve öğretimdeki laik okullar kapatılmış ve eğitim işleri tümüyle din adamlarına verilmiştir. Sami Selçuk'un "aşırı" bulduğu "Ferry yasası" işte bu "Falloux yasası"nın kaldırılmasına ilişkin bir yasa durumundadır. Tüm eğitim ve öğretim işlerini din adamlarına ve kiliseye veren bir yasanın varlığından söz etmeksizin, bu yasanın kaldırılmasına ilişkin yasanın "aşırı"lığından söz etmek, Sami Selçuk'un tüm akademik ünvanıyla bağdaşmamaktadır. Ancak bunun nedeni, yukarda ortaya koyduğumuz gibi, kendisinin burjuva demokratik devrimden bile korkmasıdır. Bu korkusu, onu zorunlu olarak feodalizmin ana unsurlarından olan dinsel kurumlar ve din adamları (ruhban sınıfı) karşısında "ılımlı" ve "uzlaşıcı" bir konuma itmektedir.
Sami Selçuk, "Ben bu Fransa'ya karşıyım" dediği Jakoben Fransa'sındaki laikliği tanımlarken, "ruhban sınıfına karşı, ruhban sınıfının yaşamdaki izlerini kazımak için yapılan kinci, tepkici bir devrimin ürünü" diyerek söz etmesi, aynı "ruhban sınıfın", yüzyıllar boyunca feodalizmin orta-çağ karanlığı içinde iktidarda bulunduğunu ve devleti yönettiğini bir yana bırakmıştır. Fransız Devrimi öncesinde başlayan ve Fransız Devrimi ile gelişen "aydınlanma dönemi"nin, bu ruhban sınıfının orta-çağdaki egemenliğine karşı olduğunu bir yana bırakan Sami Selçuk, aynı zamanda, "Decartes'ın, Montesquieu'nün, Voltaire'in, Balzac'ın, Sartre'ın, Camus'nün, Foucault'nun, Lyotard'ın, Lacan'ın, Morin'in, Baudrillard'ın Fransa'sı. Benim sevdiğim bu ikinci Fransa' dır, 1968 olaylarını yaşadığım, kültüründen yararlandığım Fransa'dır" diyebilmiştir. Oysa ki, bu iki Fransa, yani ruhban sınıfların yüzyıllarca egemen olduğu ve tüm toplumu orta-çağın karanlığına gömen feodal Fransa ile aydınlanma çağının ve Devrimin Fransa'sı birbirine karşıttır. Sami Selçuk'un iddia ettiği gibi, karşı karşıya olan "iki Fransa", "aydınlanma dönemi"nin Fransa'sı ile bu dönemin bir sonucu olan Fransız Devrimi'nin ve "Jakoben Fransa"sı değildir.
Yargıtay başkanı sıfatıyla Sami Selçuk, adli yıl açış konuşmasında ortaya koyduğu genel doğrularla birlikte, sergilediği bu sınıfsal tercih ve feodalizme ve feodal ideolojilere karşı "uzlaşıcı" yaklaşımıyla, ülkemiz somutunda demokratik devrimin tamamlanmamışlığı gözönüne alındığında, karşı-devrimci bir temele oturmaktadır. Tarihsel gerçekler, Sami Selçuk'un kolayca genel doğrular için eklektizme yönelmesini getirmiştir.
Sami Selçuk'un konuşmasında bir yana bıraktığı tarihsel süreç ise şöyle bir gelişme izlemiştir:
Feodal dönemde kilisenin kendi ekonomik kaynakları ve kendi eğitim kurumlarıyla devlet içinde devlet olma özelliği ve de dinin kendi içinde "dünyevi ilişkilerin düzenlenmesine" yönelen ana özelliği, burjuvaziyi iki yönlü bir eyleme itmiştir. Bir yandan kilisenin elindeki ekonomik değerleri (toprak) alarak onun gücünü sınırlandırmak, öte yandan dinsel dogmaları kendi iktidarına uygun hale getirmek.
Bunlardan ilki, burjuvazinin "toprağın millileştirilmesi" istemi ile çakışırken; ikincisi "dini reform" hareketiyle çakışır. Ancak dinin reforme edilmediği durumlarda, kilisenin devlet iktidarı üzerindeki etkisinin doğrudan kırılması gerekmiştir. Her iki durumda da, kilisenin devlet iktidarına müdahalesinin önlenmesi esas olmaktadır. İşte kilisenin siyasal iktidardan uzaklaştırılması ve iktidarın bir parçası olmaktan çıkartılmasının ideolojik ifadesi laiklik olmuştur.
Feodal bir iktidar gücü haline gelmiş olan dini kurumların, burjuvazinin iktidarının önünde engel teşkil etmesiyle ortaya çıkan laiklik fikri, burjuvaziyle birlikte oraya çıkmış ve demokratik cumhuriyetin ayrılmaz bir unsuru olmuştur. Ancak, tıpkı "güçler ayrımı doktrini" (yasama, yürütme ve yargının birbirinden ayrılması) gibi, laiklik de burjuvazinin feodalizme karşı mücadelesinin bir ifadesidir ve sonal olarak "laikçilik" olarak bir uzlaşmayı içerir.
Fransa'da tüm yönleriyle uzlaşmaz bir biçimde ortaya çıkmış olan laiklik mücadelesi sonucu, kilisenin elindeki mülklerin bir bölümü devlet mülkü haline getirilmiş, ancak kiliseye kendisi için gerekli egemenlik alanları bırakılmıştır. Bunun sonucu olarak, kiliseler kendilerine ait mülklerle kendi faaliyetlerini sürdürmek durumunda olmuşlardır. Bu faaliyetin en önemli iki unsuru ise, eğitim ve yardım faaliyetleridir. Birincisi kilise eğitimi olarak ortaya çıkarken, ikincisi Kızılhaç faaliyetleri olarak ortaya çıkmıştır.
Bu gelişme sonucunda laiklik sorunu, hemen her zaman eğitim sorunu olarak varlığını sürdüregelmiştir. Fransa örneğinde olduğu gibi "laik eğitim" ile "dini eğitim" birbiriyle sürekli çatışma durumunda olmuştur. Ancak politik iktidar tartışmasız bir biçimde burjuvazinin eline geçtiği için, kilise daha önceki yüzyıllarda kanlı savaşlarla geriletildiği için, kilisenin yeniden politik iktidara yönelmesi hemen hemen olanaksız hale getirilmiştir. Bu nedenle burjuvazinin kendi devrimini tamamladığı ülkelerde, laik eğitim üzerine ortaya çıkan kimi çatışmalar dışında, burjuvazinin iktidarı için laiklik özel bir sorun değildir. Bu andan itibaren burjuvazi, her konuda olduğu gibi bu konuda da, kitleleri aldatmıştır. 19. yüzyıla kadar kesin bir kilise karşıtı tutum içinde bulunan burjuvazi, iktidarını pekiştirir pekiştirmez, dini, kitlelerin uyutulması için bir araç olarak kullanmaya başlamıştır. Avrupa'da görülen "Hıristiyan Demokrat" partiler burjuvazinin bu iki yüzlü tutumunun görüngüleridir. Ancak burjuvazinin iktidarının kurulduğu bu ülkelerde en temel olgu, kilisenin siyasal iktidar mücadelesi yapmaktan uzaklaştırılmış olmasıdır. Bu ülkelerdeki toplumsal denge bu temelde kurulmuş ve sürdürülmüştür. Bu açıdan herhangi bir "Hıristiyan Demokrat" partisinin iktidara gelmesi, kilisenin iktidarı olmak durumunda değildir. Bu partilerin temel özelliği burjuvazinin sınıf partisi olmasıdır. Onların dini kurumlarla ve dinle ilişkileri kitlelerin uyutulması bağlamındadır. Engels'in belirttiği gibi, din, "egemensınıflarınalttakisınıflarındizginlerinieldet utmakiçinkullandığıbasitbiryönetimaracıdır" ve "değişik(egemen)sınıflarınherbirikendineuygungelend inikullanır".
Görüldüğü gibi, feodalizme karşı devrimci burjuvazi dinle mücadele etmeyi kendi iktidarı için yürüttüğü mücadelenin bir parçası haline getirmiş ve burjuva demokrasisinin bir parçası yapmıştır. Bu bağlamda, bu mücadelenin ifadesi olan laiklik, burjuva demokrasisinin temel unsurlarından birisidir. Bu durum, burjuvazinin kendi iktidarını kurar kurmaz dini kendi iktidarının sürdürülmesinin bir aracı haline getirmesiyle birlikte olmuştur. Reformdan geçmiş bir Hıristiyanlık, bu nedenle burjuvazinin yeni aracı durumundadır. "Din konusundaki konuşmayı tartışırken Duma'daki grubumuz tarafından açıklığa kavuşturulmamış olan bir başka durum da, oportünist saptırmalara ek olarak, Avrupa Sosyal Demokratlarının din konusundaki bugünkü aşırı kayıtsızlıklarına yol açan özel tarihsel koşulların da varlığıdır. Bu koşullar iki yönlüdür. Birincisi, dinle savaşmak görevi, tarihsel açıdan devrimci burjuvazinin görevidir ve Batı'da burjuva demokrasisi, feodalizme ve orta çağ düzenine karşı giriştiği kendi devrimleri döneminde bu görevi büyük ölçüde yerine getirmiş (ya da engellemiştir). Gerek Fransa' da, gerek Almanya'da burjuvazinin dinle savaşma geleneği vardır ve bu sosyalizmden (Ansiklopedistlerden ve Feuerbach'tan) çok önce başlamıştır. Rusya'da ise, burjuva demokratik devrimimizin kendine özgü koşulları nedeniyle, bu görev de hemen hemen tümüyle işçi sınıfının omuzlarına yüklenmiştir." [4*] Burjuvazinin devrimci niteliğini yitirdiği emperyalist aşamada, demokratik devrimin tamamlanmadığı ülkelerde dinle mücadele görevinin proletaryanın omuzlarına kalması, aynı zamanda proletaryanın bu ülkelerde demokratik devrimi tamamlama göreviyle çakışır. Ama proletaryanın, dinle olan mücadelesi salt bununla bağlantılı değildir. O, aynı zamanda, demokratik cumhuriyet kurulması yönündeki tarihsel eylemi ile dinin "kişisel bir sorun" olarak kalması gereği açısından da bu mücadeleyi yürütmek zorundadır.
Laikliğin Avrupa'daki burjuva devrimleri döneminde ortaya çıkmış olması ve buradaki dine, yani Hıristiyanlığın feodal dogmalarına karşı bir mücadelenin ürünü olması, Lenin'in de belirttiği gibi mücadelenin bittiği anlamına gelmemektedir. Özellikle İslamiyet gibi kendisini tarihsel gelişmeye uydurmamış, burjuvazi tarafından reformize edilmemiş bir din karşısında proletarya ve partisinin görevleri çok daha fazla özelliklere sahip olacaktır.
Bugün Avrupa'daki pekçok ilerici ve demokrat kesimlerde "fundamentalizm" olarak "radikal islamcılık" şeklinde ele alınan sorun, bizatihi İslamiyetin bir bütün olarak kapitalist toplumsal gelişme evresine ulaşmamışlığını dışlar. İslamiyet, bir yandan kendisinde bulunan ortaçağ dogmalarından arınmamıştır. Diğer yandan, Hıristiyanlık gibi, toplumsal, siyasal ve ekonomik düzeni düzenleme özellikleri ile bunlara dayalı siyasal iktidara yönelik eylemleri kesin bir yenilgiye uğratılmamıştır. İslamiyetin egemen olduğu ülkelerin emperyalist sömürgeler haline getirilmesi, bu ülkelerin kendi iktisadi evrimlerini yaşamalarını engellemiştir. Dolayısıyla tüm bunlar bu ülkelerdeki demokratik devrim sorununun parçası haline gelmiştir. Bu ülkelerde, proletarya ve partisinin görevi, ne Avrupa'daki gibidir, ne de Çarlık Rusyasındaki gibidir. Burjuvazinin din karşısındaki en basit karşı duruşu bile proletaryanın omuzlarına kalmıştır.
Bu görev, aynı zamanda, burjuvazinin dini kendi çıkarları için, devrimci mücadeleye karşı kullanma yönündeki faaliyetleriyle de yüz yüzedir. Bundan öte, kitlelerin dikkatini devrim mücadelesinden uzaklaştırmak amacıyla yapacağı ve yaptığı dine karşı kasıtlı "savaş ilanları"yla da yüz yüzedir.
İşte böylesine zorlu koşullar altında Türkiye'de yürütülen demokratik halk devrimi mücadelesi din karşısında çok duyarlı olmak durumundadır. Ama her koşulda, bu mücadele, halk demokrasisi ve sosyalizm mücadelesinin gerekleri olarak ele alınmak durumundadır ve her durumda halk iktidarının ve sosyalist devletin laik bir cumhuriyet olacağı açıkça ilan edilmek durumundadır.
Ancak bizim gibi demokratik devrimin tamamlanmadığı ve üstelik dini reformdan geçmemiş bir İslamiyetin egemen olduğu bir ülkede laiklik ve din bu belirlemelerle sınırlandırılamaz. Konu çok açık biçimlerde ortaya konulmalıdır. Hele ki, şeriatçılığın artan güçlenmesi ve oligarşinin dini anti-komünist propagandanın odağına yerleştirmesi, konunun önemini daha da artırmaktadır. Bundan öte, oligarşinin dini bir araç olarak kullanması karşısında, aynı aracı oligarşiye karşı kullanma tutumları, Alevilik üzerinde oynanan oyunlar düşünülecek olursa, konunun ne denli geniş kapsamlı olduğu daha iyi anlaşılacaktır.
Tüm Marksist-Leninistler için, "Din, devlet karşısında özel bir sorundan başka bir şey değildir; ancak kendileri açısından, Marksizm açısından ve proletarya partisi açısından sorun, kişisel bir sorun, özel bir sorun değildir."
Bu öylesine bir ilkedir ki, Paris Komünü' nün ilk aldığı kararlardan birisi, "kiliseiledevletinayrılmasıvedinişleribütçesininkal dırılması,bütünkilisemallarınınulusalmülkiyetedönü ştürülmesi" şeklinde olmuştur. Ancak Komün bununla da yetinmemiş, 8 Nisan 1871 günü aldığı kararla "bütündinselsimge,imge,duavedogmaların,kısacası'her kesinbireyselvicdanıileilgiliherşeyin'okullardanuz aklaştırılması"nı sağlamaya yönelmiştir.
Görüldüğü gibi, proletarya ve partisi, din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılmasını ve dinin kişisel bir sorun olarak kalmasını isterler. Ama aynı zamanda, dinsel dogmalara ve dine karşı mücadele ederler. Bu mücadele, dinle nasıl savaşılacağını bilmekle olanaklıdır. Bu da, dinsel inançların ve dinin kökenlerinin materyalist bir biçimde kitlelere anlatılması demektir. Marksist-Leninistler bunu yaparken, din sorununun birincil bir sorun haline getirilmesine izin vermemek durumundadırlar. Bu tutum, aynı zamanda, din sorununu birincil hale getirmek, kitleleri dinsel inançlarına göre bölmek isteyenlere karşı mücadele demektir.
İşte bu tarihsel belirlemeler ışığında, Yargıtay başkanı Sami Selçuk'un laiklik ve laikçilik üzerine görüşleri değerlendirilmelidir. Onun "Jakoben Fransa"sı karşısında duyduğu tepki ve korku, ülkemizdeki toplumsal ve siyasal sorunların yaratmış olduğu çatışma ortamı içinde şekillenmiştir. Ortaya koyduğu genel doğrular yanında, yöneldiği popülizm, eklektizm ve uzlaşmacılık, sorunun feodalizme karşı mücadele sorunu olduğu gerçeğinin üstünü örtmektedir. Demokratik devrimin tamamlanmadığı bizim gibi ülkelerde, toplumsal ve siyasal sorunların kesin bir çatışma ve hesaplaşmaya yönelmesi, şüphesiz küçük-burjuvaziyi her zaman korku ve kaygıya düşürmektedir. Ancak "korkunun ecele faydası yoktur". Yukarda da ortaya koyduğumuz gibi, islam dininin varolduğu ülkelerin hiçbirisinde burjuva anlamda demokratik devrim tamamlanmamış ve dolayısıyla feodal bir ideoloji durumundaki dinle kesin ve nihai hesaplaşma gerçekleşmemiştir. Hıristiyanlığın, katolik kilisesine karşı yürütülen protestan hareketiyle kendisini kapitalizme uyumlandırması süreci, müslüman ülkelerde gerçekleşmediği gibi, bu uyumlandırma süreci, demokratik devrimsiz gerçekleşemeyecektir.
Bunlar bir yana bırakılarak, birkaç "islamcı aydın"ın (Hatemi kardeşler gibi) "ileri görüşlü" olmalarına dayanarak, feodalizmle kesin bir hesaplaşmadan çok, feodalizmin gelişen çarpık kapitalizm içinde evrimleşen kesimleriyle ittifak kurarak laiklik sorununu çözmeyi düşünmek, "saf" demokrasi kavrayışı gibi, yalın bir safdillik durumundadır.
Ülkemizde emperyalizme bağımlı olarak geliştirilen kapitalizmin, üst-yapısal olarak feodal ideolojileri koruyucu niteliği, aynı zamanda laikliğin "laikçilik" olarak sürdürülmesinin de maddi temelidir. Emperyalist aşamada ve geri-bıraktırılmış ülkelerde burjuvazinin gerek milli, gerekse devrimci niteliğini yitirmesi, feodalizmin tasfiye sürecini uzatmaktadır. Ortaya çıkan her türden gerici ve dinsel örgütlenmeler, ülkemizdeki toplumsal yapının çarpık niteliğinin ürünleri durumundadır. Bu yüzden, feodalizmin tümüyle tasfiye edilmesinin tek yolu demokratik devrimin tamamlanmasıdır. Demokratik devrim ise, proletaryanın öncülüğünde gerçekleştirilmek zorundadır. Dolayısıyla, burjuva nitelikteki demokratik devrim, öncünün niteliğine bağlı olarak daha geniş bir kapsama sahip olacaktır. Bu da, demokratik halk devrimi demektir.
Sami Selçuk'un ülkemizdeki çelişkilerin keskinliğini gözeterek ortaya koyduğu görüşler, olası bir toplumsal çatışma ortamında, olayların hızla bir devrim durumuna dönüşeceği korkusunu da taşımaktadır. Sami Selçuk'un bu korkusu, "radikal islamcılar"dan daha çok "jakoben küçük-burjuva radikalleri"ne yöneliktir. Ve tarihsel olarak gerçek olan ise, ülkemizde küçük-burjuva radikalleri (devrimci-milliyetçiler) uzun yıllar önce devlet aygıtından tasfiye edilmiş ve tekil bireyler olarak örgütsüzleştirilmiştir. Başkentteki küçük bir asker-sivil aydın kesim arasında ortaya çıkan "radikal" konuşmalar, bu gerçeği değiştirmemektedir. Bu yönüyle de, Sami Selçuk'un konuşması, küçük-burjuva radikalleri ile "islamcı aydınlar" ve "II. cumhuriyetçiler" arasındaki sözlü çatışma zeminine oturmaktadır. Ancak hangi temelden ele alınırsa alınsın, Yargıtay başkanının konuşmasında ortaya çıkan tek gerçek, onun radikal değişikliklere karşı olduğudur. Bu karşıtlık, kimi durumda demokratik devrime, kimi durumda küçük-burjuva radikalizmine karşıtlık olarak belirginleşmektedir. Bu açıdan Sami Selçuk, küçük-burjuvazinin "kontrol kulesi"nde oturan orta kesiminin sözcüsü olmuştur.
Yargıtay başkanının konuşmasının bu yönlerini dikkate almayarak, laiklik ve bunun ülkemizdeki çarpık uygulanması konusunda söylediği genel doğrulara bakarak yapılacak değerlendirmeler yanlış olacaktır.
http://www.kurtuluscephesi.com/kurcep1/kc51_4.html
İntifada
06-16-2010, 20:29
Novek Allah aşkına bu alıntı yaptığın nedir?
Kimin açıklamasıdır...
Novek Allah aşkına bu alıntı yaptığın nedir?
Kimin açıklamasıdır...
senin verdigin küçük paragrafın oldugu yazının tamamı.
İntifada
06-16-2010, 20:37
senin verdigin küçük paragrafın oldugu yazının tamamı.
Yanlışın olmasın ;D;D
başını fala okuyorumda hiç benzemiyor hele şu paragrafın tamamını bi alıntılada şuraya okuyayım...
Yanlışın olmasın ;D;D
başını fala okuyorumda hiç benzemiyor hele şu paragrafın tamamını bi alıntılada şuraya okuyayım...
F3 TUSU İLE ARA
İntifada
06-16-2010, 21:32
benim f3 tuşum bozuk bi alıntılada göreyim o kısmı...
ha sende anladın olmadığını sonradan bazı şeyler ekledin ama bu leninin söylediği sözü ne yazık ki değiştirmiyor..
ama ne fark ederki novek sen zaten ekonomik yönüyle ilgilisin ;D
Din, kişinin özel sorunu olarak kabul edilmelidir. Sosyalistler, din konusundaki tavırlarını genellikle bu sözlerle belirtirler. Oysa herhangi bir yanlış anlamaya yol açmamak için bu sözlerin anlamı kesinlikle açıklanmalıdır. Devlet açısından ele alındığı sürece, dinin kişisel bir sorun olarak kalmasını isteriz. Ancak, Partimiz açısından dini kişisel bir sorun olarak göremeyiz. Dinin devletle ilişkisi olmaması, dinsel kurumların hükümete değin yetkileri bulunmaması gerekir.
Herkes istediği dini izlemek ya da dinsiz, yani kural olarak bütün sosyalistler gibi ateist olmakta tamamen özgür olmalıdır. Vatandaşlar arasında dinsel inançları nedeniyle ayrım yapılmasına kesinlikle göz yumulamaz. Resmi belgelerde bir vatandaşın dininden söz edilmesine de son verilmelidir. Kiliseye ve dinsel kurumlara hiçbir devlet yardımı yapılmamalı, hiçbir ödenek verilmemelidir. Bunlar, devletten tamamen bağımsız, aynı düşüncedeki kişilerin oluşturduğu kurumlar niteliğinde olmalıdır. Ancak bu isteklerin kesinlikle yerine gelmesi halinde, kilisenin devlete Rus vatandaşların ise kiliseye feodal bağımlılıklarının sürdüğü, (bugüne kadar ceza yasalarımızda ve hukuk kitaplarımızda yer alan) engizisyon yasalarının var olduğu ve uygulandığı, insanları inançları ya da inançsızlıkları nedeniyle cezalandırdığı, insanların vicdan özgürlüğünü baltaladığı ve kilisenin şu ya da bu afyonlamasıyla hükümetten gelir ya da mevki sağladığı utanç verici geçmişe son verilebilir. Sosyalist proletaryanın modern devlet ve modern kiliseden istediği, kilise ile devletin birbirlerinden kesinlikle ayrılmasıdır."
İntifada
06-16-2010, 22:00
Din, kişinin özel sorunu olarak kabul edilmelidir. Sosyalistler, din konusundaki tavırlarını genellikle bu sözlerle belirtirler. Oysa herhangi bir yanlış anlamaya yol açmamak için bu sözlerin anlamı kesinlikle açıklanmalıdır. Devlet açısından ele alındığı sürece, dinin kişisel bir sorun olarak kalmasını isteriz. Ancak, Partimiz açısından dini kişisel bir sorun olarak göremeyiz. Dinin devletle ilişkisi olmaması, dinsel kurumların hükümete değin yetkileri bulunmaması gerekir.
Herkes istediği dini izlemek ya da dinsiz, yani kural olarak bütün sosyalistler gibi ateist olmakta tamamen özgür olmalıdır. Vatandaşlar arasında dinsel inançları nedeniyle ayrım yapılmasına kesinlikle göz yumulamaz. Resmi belgelerde bir vatandaşın dininden söz edilmesine de son verilmelidir. Kiliseye ve dinsel kurumlara hiçbir devlet yardımı yapılmamalı, hiçbir ödenek verilmemelidir. Bunlar, devletten tamamen bağımsız, aynı düşüncedeki kişilerin oluşturduğu kurumlar niteliğinde olmalıdır. Ancak bu isteklerin kesinlikle yerine gelmesi halinde, kilisenin devlete Rus vatandaşların ise kiliseye feodal bağımlılıklarının sürdüğü, (bugüne kadar ceza yasalarımızda ve hukuk kitaplarımızda yer alan) engizisyon yasalarının var olduğu ve uygulandığı, insanları inançları ya da inançsızlıkları nedeniyle cezalandırdığı, insanların vicdan özgürlüğünü baltaladığı ve kilisenin şu ya da bu afyonlamasıyla hükümetten gelir ya da mevki sağladığı utanç verici geçmişe son verilebilir. Sosyalist proletaryanın modern devlet ve modern kiliseden istediği, kilise ile devletin birbirlerinden kesinlikle ayrılmasıdır."
yoldaş novek bu kimin sözü ;D;D
http://www.kurtuluscephesi.com/kurcep1/kc51_4.html
İntifada
06-16-2010, 22:06
novek sen bana şu de hele yoldaş...
leninin makalesiyle alakalı bana birşeyler göndersene bu cümle aradan alıntı değilki başlı başına paragraf :)
hepiniz bu adamın yolundan gidiyorsunuz be yoldaş :)
o makaleyi nasıl buluyorsun lenin sence haklımı
CTRL+F İLE aratabilirsin senin yazıdıgn paragrafta var.
İntifada
06-16-2010, 22:19
novek ctrl de basmıyor bi sen alıntılasana o makaleyi...
İntifada
06-16-2010, 22:35
ozaman klavyeni çope at.
sinirlenme yoldaş ya...
şu alıntıyı yapta bir okuyayım ya...
böyle aşağılık satırları yazan lenin devamını nasıl getirmiş bir göreyim...
Erhan KARACA
06-17-2010, 00:42
(: bana da bana da ben de lenini seviyim.. (:
(: bana da bana da ben de lenini seviyim.. (:
sana lenini gostereyimmi?
Ahmet Yasin
06-17-2010, 13:14
(: bana da bana da ben de lenini seviyim.. (:
Beni de seviin mii erhan :)
Orta Dogu
06-18-2010, 05:12
biraz açıklarmısın
1-) islam kapitalizme karşıdır aynı fikirdeyimde komunizme karşı oldugunu nereden anladın??
2-)komunizm nasıl sefalet oluyor?
çunku benim bildigim sosyalizm-komunizmde uretim araçları herkesin ortak malı zengin sınıf yok ama fakir sınıfta yok
devlet zenginleşince herkes aynı oranda zenginleşiyor kapitalizmdeki gibi kucuk bir azınlık zenginleşmiyor.
devlet büyüyorsa herkesin geliri buyuyor.
1) islam'da insanlar mal ve mulk sahibi olabilir (mesela miras hukuku var Kuran'da), bu kesinlikle yasaklanmis degil. Bu yuzden komunizm'i Islam'a uygun bulmuyorum.
2) komunizm'in sefaletten baska birsey getirmedigini saniyorum gorduk. Insanlari mutlu ve refah icinde yasayan bir tane komunist ulke yok bildigim kadariyla.
Orta Dogu
06-18-2010, 05:58
sosyalizmi bilmedigin yada yanlış anlamış oldugun belli.
SOSYALİZM, HALKIN ÖZEL MÜLKİYETİNİ ELİNDEN ALMAK MI DEMEKTİR?
Sosyalistler, halkın özel mülkiyetini elinden almak şöyle dursun, daha çok insanın eskisinden daha fazla özel mülkiyeti olmasını isterler. iki çeşit özel mülkiyet vardır. Niteliği gereği kişisel olan mülkiyet vardır: kişisel tatmin için kullanılan tüketim malları. Bir de, kişisel nitelikte olmayan özel mülkiyet türü vardır: üretim araçları mülkiyeti. Bu tür mülkiyet kişisel tatmin için değil tüketim mallarının üretimi için kullanılır. Sosyalizm, birinci çeşit özel mülkiyeti, diyelim ki, giydiğiniz elbiseleri elinizden almak değildir, ikinci tür özel mülkiyeti, yani elbiseyi yapan fabrikayı almak demektir. Azınlığın elindeki üretim araçlarının özel mülkiyetini kaldırarak, tüketim araçlarında çoğunluk için daha fazla özel mülkiyeti sağlar. Sosyalizmde, işçiler tarafından üretilmiş olup da kapitalistin kârı biçiminde ellerinden alınan servet, daha fazla özel mülkiyet, yani daha çok elbise, daha çok mobilya, daha fazla yiyecek içecek, daha fazla sinema bileti satın alabilmeleri için gene işçilerin olur. Kullanım ve eğlence için daha fazla özel mülkiyet vardır, ama ezme ve sömürme için özel mülkiyet yoktur, îste sosyalizm budur.
SOSYALİST TOPLUMDA HERKES AYNI ÜCRETİ Mİ ALIR?
Hayır, herkes aynı ücreti almaz. Usta işçi, usta olmayan işçiden, ve yönetici de, işçiden daha fazla alır. Büyük müzisyen, ortalama bir müzisyenden daha fazla alır. 400 kile buğday üreten bir çiftçi, 300 kile üretenden daha fazla; sekiz ton maden çıkartan bir madenci, altı ton çıkartandan daha fazla para alır ve bu örnekler böyle sürer gider, insanlara, yaptıkları işin nicelik ve niteliğine göre para ödenir. Sosyalist toplumda en yüksek ücreti alan kimse bile, bunu, çalışmasıyla hakettiği sürece alır. Bunu, üretim araçları satın alarak, başkalarının emeğinin sırtından, kazanılmamış paraya çeviremez. Zaten üretim araçları satın alması olanağı yoktur, çünkü sosyalist toplumda, üretim araçları halka aittir, satılık değildir. Daha çok ya da daha iyi çalışarak daha yüksek ücret alması, onun başkalarından daha iyi yaşamasını sağlar, ama hiç kimseyi sömürmesine elvermez. Sosyalist toplumda ücret eşitsizliği olmakla birlikte fırsat eşitliği vardır. Usta işçi daha yüksek ücret alır, ama hüneri olmayan işçinin önünde de usta olabilmesi için gerekli eğitim ve uygulama olanakları da açıktır. Her ne kadar mühendisler, yöneticiler, yazarlar, sanatçılar daha çok kazanırlarsa da, herkese, yetenekleri ile orantılı ücretsiz eğitim sağlanır; herkese bu mesleklere giriş kapıları ardına kadar açık tutulur. Sosyalist toplumda "herkese" demek sözcüğün tam anlamıyla herkese demektir, yoksa, sadece ücretleri ödeyebilene, ya da tutum ve davranışları kusursuz olana, ya da zenci veya yahudi olmayana demek değildir.
http://kutuphane.halkcephesi.net/Leo%20Huberman/db%20sosyalizm%20sorular%201.htm
Islam'in boyle bir sisteme karsi oldugunu sanmiyorum (ama emin degilim). Gercekten hayal gibi, basarili bir ornegi neden yok bu sistemin?
1) islam'da insanlar mal ve mulk sahibi olabilir (mesela miras hukuku var Kuran'da), bu kesinlikle yasaklanmis degil. Bu yuzden komunizm'i Islam'a uygun bulmuyorum.
2) komunizm'in sefaletten baska birsey getirmedigini saniyorum gorduk. Insanlari mutlu ve refah icinde yasayan bir tane komunist ulke yok bildigim kadariyla.
haydaa sosyalizm-komunizm de kim dedi sana ozel mulkiyet olmaz diye yada yasak diye.?
tam tersine daha fazla insanın ozel mulkiyeti olmasıdır sosyalizmin amacı. yukardaki yazıda açıklamış bunu.
rizzelli
06-18-2010, 13:33
haydaa sosyalizm-komunizm de kim dedi sana ozel mulkiyet olmaz diye yada yasak diye.?
tam tersine daha fazla insanın ozel mulkiyeti olmasıdır sosyalizmin amacı. yukardaki yazıda açıklamış bunu.
sallama novekcim.
mülke takılıp kalıyorsun.
mesele şu ;birey kendisi için ticaret yapamaz.
haydi cumaya :gül:
sallama novekcim.
mülke takılıp kalıyorsun.
mesele şu ;birey kendisi için ticaret yapamaz.
haydi cumaya :gül:
ne gerek var bireyin fabrika açmasına zaten devlet açıyor fabrika.
senin özel mulkiyetten kastın uretim araçlarının tek bir kişinin tekelinde olup o kişinin parası ile insanları sömürmesi ise oyle bir ozel mulkiyet yok.
ozgunum senin istedigin gibi bişey yok somuremezsin insanları.
rizzelli
06-18-2010, 13:40
ne gerek var bireyin fabrika açmasına zaten devlet açıyor fabrika.
senin özel mulkiyetten kastın uretim araçlarının tek bir kişinin tekelinde olup o kişinin parası ile insanları sömürmesi ise oyle bir ozel mulkiyet yok.
ozgunum senin istedigin gibi bişey yok somuremezsin insanları.
ha şöyle izaya gel bakalım.
komunizm ile sosyalizm de birey kendisi için ticaret yapamaz.
uç ideolojilerinizin peşinden bakalım ne kadar gicedeksiniz.
sana da bir şirket açalım bırak bu masalları.
eski komunistlerin para kazandıktan sonra sizlerle nasıl dalga geçtiklerini görmek istersen,tanıştırabilirim bir kaç kişiyle seni.
ha şöyle izaya gel bakalım.
komunizm ile sosyalizm de birey kendisi için ticaret yapamaz.
uç ideolojilerinizin peşinden bakalım ne kadar gicedeksiniz.
sana da bir şirket açalım bırak bu masalları.
eski komunistlerin para kazandıktan sonra sizlerle nasıl dalga geçtiklerini görmek istersen,tanıştırabilirim bir kaç kişiyle seni.
sen ne istiyorsun o fabrika halkın malı- devletin malı olmasın.
sadece benim olsunmu istiyorsun
100 lerce insanda senin için çalışsın sen de luks içinde rahat yaşamak mı istiyorsun oyle bişey yok sosyalizmde..
koca fabrikayı satın alıcak kadar paran varsa o parayı tuketim mallarına harcayabilirsin neden uretim araçları satın alıyonki?
çalışmayana ekmek yok sosyalizmde oyle yattıgı yerden
umutlanma.
rizzelli
06-18-2010, 15:03
sen ne istiyorsun o fabrika halkın malı- devletin malı olmasın.
sadece benim olsunmu istiyorsun
100 lerce insanda senin için çalışsın sen de luks içinde rahat yaşamak mı istiyorsun oyle bişey yok sosyalizmde..
koca fabrikayı satın alıcak kadar paran varsa o parayı tuketim mallarına harcayabilirsin neden uretim araçları satın alıyonki?
çalışmayana ekmek yok sosyalizmde oyle yattıgı yerden
umutlanma.
fabrika değil bakkal dükkanı açmak istiyorum ne olacak, izin veriyonuz mu
fabrika değil bakkal dükkanı açmak istiyorum ne olacak, izin veriyonuz mu
market -bakkal açma işini zaten devlet yapıyor hem bakkal dukkanı açıpta ne yapıcaksın.
eğer istersen devletin açtıgı markete iş başvurusunda bulunarak orda çalışabilirsin.
bakkalın ekonomiye ne yararı var?
alıp satmaktan başka ulke zenginligine bir artısı oluyormu (bakkal-market gibi şeylerin.)
yoksa zaten hazır var olan bir ürünü 3 e alıp 5 e satarakmı kazanıyor?
rizzelli
06-18-2010, 15:33
market -bakkal açma işini zaten devlet yapıyor hem bakkal dukkanı açıpta ne yapıcaksın.
eğer istersen devletin açtıgı markete iş başvurusunda bulunarak orda çalışabilirsin.
bakkalın ekonomiye ne yararı var?
alıp satmaktan başka ulke zenginligine bir artısı oluyormu (bakkal-market gibi şeylerin.)
yoksa zaten hazır var olan bir ürünü 3 e alıp 5 e satarakmı kazanıyor?
işçi olmak istemiyorum hayret birşey ya.
kendi dükkanımı açmak istiyorum.
işimi büyütüp daha fazla kişiye iş imkanı oluşturuyorum.
yani bir nevi devlete yardım etmiş oluyorum.
devlet teşekkür edeceğine, bana hizmet eden robot ol diyor.
bu sistemlerin yaşama ihtimali sıfır.hele Türkiye'de İslam topraklarında nefes alması imkansız.
boşuna hayal kurmayın.
bu sistemden ancak anarşist çıkar.
devlete çalşan uysal işçi profili hayal etmek ile gerçek arasında fark var.
işçi olmak istemiyorum hayret birşey ya.
kendi dükkanımı açmak istiyorum.
işimi büyütüp daha fazla kişiye iş imkanı oluşturuyorum.
yani bir nevi devlete yardım etmiş oluyorum.
devlet teşekkür edeceğine, bana hizmet eden robot ol diyor.
bu sistemlerin yaşama ihtimali sıfır.hele Türkiye'de İslam topraklarında nefes alması imkansız.
boşuna hayal kurmayın.
bu sistemden ancak anarşist çıkar.
devlete çalşan uysal işçi profili hayal etmek ile gerçek arasında fark var.
insanlara istihdam saglamak gibi erdemli bir dusuncen oldugu için seni kutlarım bende sandımki market yada fabrika senin olucak bütün işçiler çalışıcak sende onların sırtından yattıgın yerden zengin olucaksın .
işçilerin senin robotun olucak sanmıştım.
pardon yanlış dusunmuşum ozur dilerim.
rizzelli
06-18-2010, 15:44
insanlara istihdam saglamak gibi erdemli bir dusuncen oldugu için seni kutlarım bende sandımki market yada fabrika senin olucak bütün işçiler çalışıcak sende onların sırtından yattıgın yerden zengin olucaksın . pardon yanlış dusumuşum ozur dilerim.
özür diliyorsan saçma ideolojilerin için özür dile.
senin bilinçaltına sermaye sahiplerine,ülkesi için yararlı işler yapan iş adamlarına düşmanlık beslemeni sağlayan komunizm ve sosyalizm dir.
helal paraya engel olan boş ideolojilerin peşinden koşmak kısacası ahmaklıktır.
düşünce kalıplarını izmlerle şekillendirme.
Kur'an ın peşinden gitmeyi dene, düşün novekcim.
özür diliyorsan saçma ideolojilerin için özür dile.
senin bilinçaltına sermaye sahiplerine,ülkesi için yararlı işler yapan iş adamlarına düşmanlık beslemeni sağlayan komunizm ve sosyalizm dir.
helal paraya engel olan boş ideolojilerin peşinden koşmak kısacası ahmaklıktır.
düşünce kalıplarını izmlerle şekillendirme.
Kur'an ın peşinden gitmeyi dene, düşün novekcim.
bugun asgari ucretle geçinemeyen işçilerin patronları en az 50 işçinin aldıgı asgari ucret kadar kazanınca helal para peki.
şimdi sen diyceksinki o adam okadar serveti nerdne nasıl yaptı.
herhalde işçilikle yapmadı.
şunu iyi düşün patronlar milli ekonomiye katkı saglamak içinmi şirket kuruyorlar yoksa kar etmek içinmi şirket kuruyorlar.
birde üretim yapmayan, yani sadece ticaret yapan alıp satmaya dayalı bir şirketin milli ekonomiye katkısı varmıdır?.
yada ithalat yapan firmaların milli ekonomiye katkıları varmıdır?
Orta Dogu
06-18-2010, 21:44
özür diliyorsan saçma ideolojilerin için özür dile.
senin bilinçaltına sermaye sahiplerine,ülkesi için yararlı işler yapan iş adamlarına düşmanlık beslemeni sağlayan komunizm ve sosyalizm dir.
helal paraya engel olan boş ideolojilerin peşinden koşmak kısacası ahmaklıktır.
düşünce kalıplarını izmlerle şekillendirme.
Kur'an ın peşinden gitmeyi dene, düşün novekcim.
Peki sizce Bati'daki kapitalist sistem bugunku haliyle tam olarak Islam'a uygun mu? ABD dunyanin en zengin ulkesi ama 45 milyon insanin saglik sigortasi bile yok. O kadar zenginlik var fakat milyonlarca insan zor sartlarda yasiyor. Bu adil mi, ne yapmak lazim? Zenginler paylasmak istemiyor zenginliklerini.
.:Ay_Yıldız:.
06-18-2010, 21:49
Peki sizce Bati'daki kapitalist sistem bugunku haliyle tam olarak Islam'a uygun mu? ABD dunyanin en zengin ulkesi ama 45 milyon insanin saglik sigortasi bile yok. O kadar zenginlik var fakat milyonlarca insan zor sartlarda yasiyor. Bu adil mi, ne yapmak lazim?
Gördüğüm kadarı ile Rizzeli kapitalizmi övmek yerine islami ekonomik sistemini övüyor. Komunizm karşıtı olmak illa ki kapitalist olmak değildir. İslam dünyasında da ekonomik olarak gerçekten islam'a uymayan sistemler mevcut. Derdimiz İslamın özünü yakalayabilmek.
Orta Dogu
06-18-2010, 21:53
Gördüğüm kadarı ile Rizzeli kapitalizmi övmek yerine islami ekonomik sistemini övüyor. Komunizm karşıtı olmak illa ki kapitalist olmak değildir. İslam dünyasında da ekonomik olarak gerçekten islam'a uymayan sistemler mevcut. Derdimiz İslamın özünü yakalayabilmek.
Iste sorun bu, nasil bir sistem olacak bu 'Islam'a uygun' sistem. Zorla zengin'den alip fakire mi verecegiz?
Iste sorun bu, nasil bir sistem olacak bu 'Islam'a uygun' sistem. Zorla zengin'den alip fakire mi verecegiz?
kesinlikle herkes islama kapitalizmde uymaz sosyalizmde uymaz diyor ama kimse islama gore nasıl olmalı bundan bahsetmiyor.
mesela banka varmı islamda? faiz varmı?
.:Ay_Yıldız:.
06-18-2010, 22:03
Iste sorun bu, nasil bir sistem olacak bu 'Islam'a uygun' sistem. Zorla zengin'den alip fakire mi verecegiz?
"İslam" kavramının karşılığı "adalet"e tescil eder. Adalet,Adalet,Adalet..
Kapitalist ekonomi sisteminde bankalar faiz teşviki ile,İslami ekonomik sistemi ise kar teşviki ile para toplarlar.
Sosyalist ve kapitalist gibi batıl sistemlerde maddiyat ölçüsü vardır. ekonomik ve sosyal meseleleri insanın maneviyat ve ahlakını dikkate almadan değerlendirirler. Yani,temel mesele paradır. İnsani boyut değil.
Bildiğiniz üzere Özel mülkiyetteki zulm ve haksızlığın sebebi, o bölgelerde kanun koyuculuk yetkisinin bizzat bu mülkiyete sahip olmasıdır. Ancak islamda yasa diye birşey yoktur. Yalnızca allah'ın yasaları vardır ve her düzen ahlaki olmak zorundadır.
Bildiğiniz üzere ; Zulüm, haksızlık, stok, kara para,rüşvet,faiz,suistimal,adam kayırma,spekülasyon, sahtekarlık, yağmacılık, beleşçilik, rüşvet, gasp ve hırsızlık, başkalarının hakkını çiğneme vb. bâtıl yollarla kazanç sağlanmasına İslam dini izin vermemektedir.
Haşr Suresi'nin 7. ayetinde;"mal ve servetin dağıtımı ve bölüştürülmesine belli kurallar koymamızın sebebi, aranızdan belli bir zengin sınıfın, bütün varlık ve servetleri ele geçirmesini önlemektir" buyrulur.
Yani,mesele şu veya bu sisteme yakınlığı değil,ahlaki ve insani boyutundadır. Örneğin sosyalist ekonomi sisteminde adil bir ekonomik dağılım olmasına karşın,bunu uygulayanların iman boyutu bir soru işaretidir. Zira bu sistemlerin ortaya atıcıları dini afyon olarak görürler.
"İslam" kavramının karşılığı "adalet"e tescil eder. Adalet,Adalet,Adalet..
Bildiğiniz üzere ; Zulüm, haksızlık, stok, kara para,rüşvet,faiz,suistimal,adam kayırma,spekülasyon, sahtekarlık, yağmacılık, beleşçilik, rüşvet, gasp ve hırsızlık, başkalarının hakkını çiğneme vb. bâtıl yollarla kazanç sağlanmasına İslam dini izin vermemektedir.
Haşr Suresi'nin 7. ayetinde;"mal ve servetin dağıtımı ve bölüştürülmesine belli kurallar koymamızın sebebi, aranızdan belli bir zengin sınıfın, bütün varlık ve servetleri ele geçirmesini önlemektir" buyrulur.
Yani,mesele şu veya bu sisteme yakınlığı değil,ahlaki ve insani boyutundadır. Örneğin sosyalist ekonomi sisteminde adil bir ekonomik dağılım olmasına karşın,bunu uygulayanların iman boyutu bir soru işaretidir. Zira bu sistemlerin ortaya atıcıları dini afyon olarak görürler.
sen bu yazdıgınla farkında olmadan sosyalizmi önerdin aslında. bu anlattıkların sosyalizme benziyor.
.:Ay_Yıldız:.
06-18-2010, 22:21
sen bu yazdıgınla farkında olmadan sosyalizmi önerdin aslında. bu anlattıkların sosyalizme benziyor.
İslami ekonomisi var iken,niye beşerisine sarılayım ki?
İntifada
06-18-2010, 22:22
sen bu yazdıgınla farkında olmadan sosyalizmi önerdin aslında. bu anlattıkların sosyalizme benziyor.
yoldaş şu özel mülkiyetle kardanda bir haber ver...
"Zira bu sistemlerin ortaya atıcıları dini afyon olarak görürler.
karl marxın dini öven bir sürü sözü vardır siz marksa karşı çıkanlarınız nedense bu sözleri görmezler.
sadece bu iki kelimeyi "din afyondur" sözünü ele alırlar.
marks bunu hangi şartlarda soylemiştir?
marks bir felsefeciydi felsefeci bir olaya her açıdan bakar belki dine afyon demesi de bu yuzdendi.
ayrıca din afyondur derken acı dindirme manasında soylemiştir markx.
yani demiştirki din afyondur.
marxın yaşadıgı dönemde agrı kesiciye afyon derlerdi.
Marx “Din halkın afyonudur.” İfadesini 1844’de afyon ve afyon türevlerinin insanın alabileceği tek etkili ağrı kesici olduğu zamanda söyledi. Bu maddeleri Marx’ın kendiside kullanmıştı. Sağladıkları geçici rahatlamaya minnet duydu. Dinin ekonomik ve sosyal sıkıntı içinde olanları rahatlatabileceği gerçeğini de görüyor ve elbetteki kınamıyordu. Bu sıradan bir gerçekti, özdeyiş değil.
marx dine karşı gerçekten ard niyetli sözler etmiş olsaydı bile.
onun ekonomi ile ilgili soyledikleri dine uygunmu onemli olan bunun tartışılmasıdır. marxın din hakkındaki gorusleri degil. ekonomi hakkındaki gorusleri!!!
İntifada
06-18-2010, 22:27
karl markzın dini öven bir sürü sözü vardır siz marksa karşı çıkanlarınız nedense bu sözleri görmezler.
asdece bu iki kelimeyi din afyondur sözünü ele alırlar.
marks bunu hangi şartlarda soylemiştir?
marks bir felsefeciydi felsefeci bir olaya her açıdan bakar belki dine afyon demesi de bu yuzdendi.
ayrıca din afyondur derken acı dindirme manasında soylemiştir markx.
yani demiştirki din afyondur.
marxın yaşadıgı dönemde agrı kesiciye afyon derlerdi.
Marx “Din halkın afyonudur.” İfadesini 1844’de afyon ve afyon türevlerinin insanın alabileceği tek etkili ağrı kesici olduğu zamanda söyledi. Bu maddeleri Marx’ın kendiside kullanmıştı. Sağladıkları geçici rahatlamaya minnet duydu. Dinin ekonomik ve sosyal sıkıntı içinde olanları rahatlatabileceği gerçeğini de görüyor ve elbetteki kınamıyordu. Bu sıradan bir gerçekti, özdeyiş değil.
Novek arkadaş yapma böyle şeyler...
şimdi buraya doldururum büyük yoldaşların sözlerini sonra bana dersin kişilere takılma diye :hihi2:
Novek arkadaş yapma böyle şeyler...
şimdi buraya doldururum büyük yoldaşların sözlerini sonra bana dersin kişilere takılma diye :hihi2:
marxın dini öven sözlerini bul googleden onları kopyala.
çunku komunizmin kurucusu marxtır.
rizzelli
06-18-2010, 22:31
islamla sosyalizmi veya komunizmi ekonomik yönden karşılaştırdık.
birey ticaret yapamaz,
olay bu.
marksı mübarek göstermekle olmuyor novek.
İntifada
06-18-2010, 22:32
islamla sosyalizmi veya komunizmi ekonomik yönden karşılaştırdık.
birey ticaret yapamaz,
olay bu.
marksı mübarek göstermekle olmuyor novek.
ilginci marxda darvini çok övermiş :)
islamla sosyalizmi veya komunizmi ekonomik yönden karşılaştırdık.
birey ticaret yapamaz,
olay bu.
marksı mübarek göstermekle olmuyor novek.
bilakis ticaretten kasıt aracılıkmı yoksa bir çiftçinin mesela kendi ürettiği malı satması ticaret sayılırmı?
yada harammıdır?
.:Ay_Yıldız:.
06-18-2010, 22:35
karl marxın dini öven bir sürü sözü vardır siz marksa karşı çıkanlarınız nedense bu sözleri görmezler.
sadece bu iki kelimeyi "din afyondur" sözünü ele alırlar.
marks bunu hangi şartlarda soylemiştir?
marks bir felsefeciydi felsefeci bir olaya her açıdan bakar belki dine afyon demesi de bu yuzdendi.
ayrıca din afyondur derken acı dindirme manasında soylemiştir markx.
yani demiştirki din afyondur.
marxın yaşadıgı dönemde agrı kesiciye afyon derlerdi.
Marx “Din halkın afyonudur.” İfadesini 1844’de afyon ve afyon türevlerinin insanın alabileceği tek etkili ağrı kesici olduğu zamanda söyledi. Bu maddeleri Marx’ın kendiside kullanmıştı. Sağladıkları geçici rahatlamaya minnet duydu. Dinin ekonomik ve sosyal sıkıntı içinde olanları rahatlatabileceği gerçeğini de görüyor ve elbetteki kınamıyordu. Bu sıradan bir gerçekti, özdeyiş değil.
marx dine karşı gerçekten ard niyetli sözler etmiş olsaydı bile.
onun ekonomi ile ilgili soyledikleri dine uygunmu onemli olan bunun tartışılmasıdır. marxın din hakkındaki gorusleri degil. ekonomi hakkındaki gorusleri!!!
Novek İsterse bu sistemin kurucusu en dindar bir adam olsun.
Kur'anın dışında sistem batıldır!
Orta Dogu
06-18-2010, 22:45
ilginci marxda darvini çok övermiş :)
kardes kimin kimi ovdugu ya da kimin din dusmani oldugu onemli degil, bizim icin onemli olan hangi sistemin islam'a daha uygun olup olmadigini arastirmak. yani ekonomik sistemden bahsediyoruz.
İntifada
06-18-2010, 22:47
kardes kimin kimi ovdugu ya da kimin din dusmani oldugu onemli degil, bizim icin onemli olan hangi sistemin islam'a daha uygun olup olmadigini arastirmak.
ne kapitalizm nede sosyalizm bizim için uygun değildir..
Birisi haran olan faiz üzerine kuruludur...
Diğeri helal olan karı yok sayar...
rizzelli
06-18-2010, 22:50
bilakis ticaretten kasıt aracılıkmı yoksa bir çiftçinin mesela kendi ürettiği malı satması ticaret sayılırmı?
yada harammıdır?
yahu bu dünyadaki kullandığın şu interneti çiftçiler ve işçiler mi yaptı.
çiftçi ve işçi olmak istemiyorum kardeşim.başka argümanınız yok mudur sizin.
ben ticaret yapmak istiyorum devlete değil kendime.
Orta Dogu
06-18-2010, 22:53
ne kapitalizm nede sosyalizm bizim için uygun değildir..
Birisi haran olan faiz üzerine kuruludur...
Diğeri helal olan karı yok sayar...
bunlarin disinda gelir dagilimi makul boyutlarda olmamali mi? olmasi icin hangi araclar kullanilmali, vergi mi?
İntifada
06-18-2010, 23:01
bunlarin disinda gelir dagilimi makul boyutlarda olmamali mi? olmasi icin hangi araclar kullanilmali, vergi mi?
Günümüz şartlarında karma ekonomi bence en ideali...
Çünkü baktığımızda 90larda neye uğradığını şaşırmış ve ekonomik oalrak ideal olmayan bir sosyalizm gözümüze çarpmakta..
Geçen seneki krize baktığımızda ise kapitalist ülkelerin nasıl yamulduğunu gördük..merkez bankasının para politikasına hiç karışmayan abd bile sübvansiyon yoluna başvurdu...
ama türkiye krizden belkide en az etkilenenler arasında...
Devletin yapacağı en önemli hareket üretime teşvik oalcaktır...Bunun içinde vergi ister istemez önemli bir yer alıyor tabi ki...
Günümüz şartlarında karma ekonomi bence en ideali...
Çünkü baktığımızda 90larda neye uğradığını şaşırmış ve ekonomik oalrak ideal olmayan bir sosyalizm gözümüze çarpmakta..
Geçen seneki krize baktığımızda ise kapitalist ülkelerin nasıl yamulduğunu gördük..merkez bankasının para politikasına hiç karışmayan abd bile sübvansiyon yoluna başvurdu...
ama türkiye krizden belkide en az etkilenenler arasında...
Devletin yapacağı en önemli hareket üretime teşvik oalcaktır...Bunun içinde vergi ister istemez önemli bir yer alıyor tabi ki...
karma ekonomi çinin uyguladıgı ekonomik sistem hani şu her fırsatta eleştiridiginiz komunist diye.
aynı zamanda karma ekonomi şu karşı oldugunuz atatürkün ekonomik sistemi.
zaten çin onu ornek almıştır.
bende komunizm var sanıyordum ama meger karma ekonomi varmış çinde
yahu bu dünyadaki kullandığın şu interneti çiftçiler ve işçiler mi yaptı.
çiftçi ve işçi olmak istemiyorum kardeşim.başka argümanınız yok mudur sizin.
ben ticaret yapmak istiyorum devlete değil kendime.
tamam kardeş sende internet gibi yeni bişey icat et tutanmı var.
ama sen ticaret yapıcam diyorsun yani başkasının urettigi icat ettigi bişeyi alıp satıcam diyosun .
İntifada
06-19-2010, 01:56
karma ekonomi çinin uyguladıgı ekonomik sistem hani şu her fırsatta eleştiridiginiz komunist diye.
aynı zamanda karma ekonomi şu karşı oldugunuz atatürkün ekonomik sistemi.
zaten çin onu ornek almıştır.
bende komunizm var sanıyordum ama meger karma ekonomi varmış çinde
Daha benim sana yapacak bir şeyim yok novek :)
komünist ülkeler bile kendi ekonomik modelleri üzerinde gitmiyorsa ben daha ne diyeyim...
Daha benim sana yapacak bir şeyim yok novek :)
komünist ülkeler bile kendi ekonomik modelleri üzerinde gitmiyorsa ben daha ne diyeyim...
çin komunistmi bilmem ama sistemleri karma ekonomi.
madem karma ekonomi iyiydi ak parti niye 700 den fazla kamu kurumunu ozel sektore devr etti? ozelleştirmelerle.
İntifada
06-19-2010, 13:10
çin komunistmi bilmem ama sistemleri karma ekonomi.
madem karma ekonomi iyiydi ak parti niye 700 den fazla kamu kurumunu ozel sektore devr etti? ozelleştirmelerle.
Karma ekonomide özel sektör yasak diye bir kuralmı var?
Yahu sizin sosyal dekoratlar halçılık yapacağız diye yükledi durdu firmaları...
Özelleştirme yapmazsan nereye kadar sırtında taşıyacaksın bu kitleri...
Karma ekonomide özel sektör yasak diye bir kuralmı var?
Yahu sizin sosyal dekoratlar halçılık yapacağız diye yükledi durdu firmaları...
Özelleştirme yapmazsan nereye kadar sırtında taşıyacaksın bu kitleri...
kendi soylediklerinle çelişiyorsun karma ekonomide ozel sektor yasak dedimmi ben zaten çinde ozel sektor var hatta amerikan firmaları gidip çinde fabrika açıyor.
kitleri devlet sırtında taşıyorduda .
ozel sektor niye satın alıyor sıtında taşımak içinmi?
İntifada
06-19-2010, 13:37
kendi soylediklerinle çelişiyorsun karma ekonomide ozel sektor yasak dedimmi ben zaten çinde ozel sektor var hatta amerikan firmaları gidip çinde fabrika açıyor.
kitleri devlet sırtında taşıyorduda .
ozel sektor niye satın alıyor sıtında taşımak içinmi?
Ben hangi söylediğimle çelişiyorum...
Devlet sırtında taşıyor çünkü verimlilik yok ...
Marjinal verimlilik diye birşey duydunmu?
Hani verimliliği sağlayan işçi sayısının fazlası verimliliği düşürür...maliyeti arttırır...
Özel sektörde bunu göremezsin zarar uğruna sırf fayda için işçi almaz...
Bu hem verimiliği arttırıp verrgi olarak döner...
Hemde dün konuda açmış olduğun ithalatı azaltır...
Ben hangi söylediğimle çelişiyorum...
Devlet sırtında taşıyor çünkü verimlilik yok ...
Marjinal verimlilik diye birşey duydunmu?
Hani verimliliği sağlayan işçi sayısının fazlası verimliliği düşürür...maliyeti arttırır...
Özel sektörde bunu göremezsin zarar uğruna sırf fayda için işçi almaz...
Bu hem verimiliği arttırıp verrgi olarak döner...
Hemde dün konuda açmış olduğun ithalatı azaltır...
elbette özel sektör verimli olucak.
patron ne kadar az işçi okadar çok kar ederim mantıgında.
ama işçi insanlık dışı saatlerde çalıştırılıyor.
evet patron açısından bir hayli verimli.
İntifada
06-19-2010, 20:01
elbette özel sektör verimli olucak.
patron ne kadar az işçi okadar çok kar ederim mantıgında.
ama işçi insanlık dışı saatlerde çalıştırılıyor.
evet patron açısından bir hayli verimli.
en basit örnek sana kütahya şeker fabrikasında özelleştirmeden önce çalışan kişi sayısı 3000...
özelleştirmeden sonra 300..
çıktı miktarları aynı...
önceki 2700 kişi ne yapıyordu o fabrikada?
onlar emekçiydi ne emekçisi biliyon mu atm emekçisi kartlarıyla atm de sıra beklerler bi orada ayakta dururlar...
en basit örnek sana kütahya şeker fabrikasında özelleştirmeden önce çalışan kişi sayısı 3000...
özelleştirmeden sonra 300..
çıktı miktarları aynı...
önceki 2700 kişi ne yapıyordu o fabrikada?
onlar emekçiydi ne emekçisi biliyon mu atm emekçisi kartlarıyla atm de sıra beklerler bi orada ayakta dururlar...
eger fabrikada emekçiler çalışmıyorsa bu senin suçun niye ozelleştiriyon bakiim :neki:
İntifada
06-19-2010, 21:25
eger fabrikada emekçiler çalışmıyorsa bu senin suçun niye ozelleştiriyon bakiim :neki:
pardon??????????
pardon??????????
özelleştircegine o çalışmayanları tespit etsene.
İntifada
06-19-2010, 21:29
özelleştircegine o çalışmayanları tespit etsene.
Bence artık söylediklerine kendinde inanmıyorsun...
Bence artık söylediklerine kendinde inanmıyorsun...
hayda neden cevap vermiyorsun mademki verimsiz işçiler yatıyordu ozaman o işçileri nedne işten atmıyorsun çalışmayan adamı barındırıyorsan o senin suçun. ozelleştirmek için bahane degil bu.
senin partin ozelleştirmedimi bu kitleri.
İntifada
06-19-2010, 21:41
hayda neden cevap vermiyorsun mademki verimsiz işçiler yatıyordu ozaman o işçileri nedne işten atmıyorsun çalışmayan adamı barındırıyorsan o senin suçun. ozelleştirmek için bahane degil bu.
senin partin ozelleştirmedimi bu kitleri.
Novek sen eskiden mantıklı bir adamdın yine...
Arkadaşım devlet sektöründe kitler yıllardır verimsiz çalışmaktan kar kavramını unutmuş...herşeyi devletten bekliyor..başlarında bulunan adamlarda bu firmaları kar ettirmek gibi bir amaç yokki...
Hadi diyelim devlet bu adamları tesbit etti..herşeye rağmen sendikalarına sözleşmelerine rağmen işten çıkardı daha sonra gelecek bir hükümetin yeniden bu istihdam yapmayacağına garanti verebilirmisin?
O firmalara verdiğin sübvansiyonları toplasan ne halde olurdun biliyormusun?
Lütfen daha mantıklı ...
Novek sen eskiden mantıklı bir adamdın yine...
Arkadaşım devlet sektöründe kitler yıllardır verimsiz çalışmaktan kar kavramını unutmuş...herşeyi devletten bekliyor..başlarında bulunan adamlarda bu firmaları kar ettirmek gibi bir amaç yokki...
Hadi diyelim devlet bu adamları tesbit etti..herşeye rağmen sendikalarına sözleşmelerine rağmen işten çıkardı daha sonra gelecek bir hükümetin yeniden bu istihdam yapmayacağına garanti verebilirmisin?
O firmalara verdiğin sübvansiyonları toplasan ne halde olurdun biliyormusun?
Lütfen daha mantıklı ...
özelleşincedde halak ne faydası var? o karı halk yemiyorki sahibi yiyor.
devlet asli gorevlerini yapmalı saçmalıgına inanmıyorum.
İntifada
06-19-2010, 21:48
özelleşincedde halak ne faydası var? o karı halk yemiyorki sahibi yiyor.
devlet asli gorevlerini yapmalı saçmalıgına inanmıyorum.
vergisini halk yiyor....
ürettiği kaliteli malı halk yiyor...ithal yükünden koruyor...
ihracat için kaliteli aramalı üretiyor ihracat artıyor bu sayede para girişi artıyor...
vergisini halk yiyor....
ürettiği kaliteli malı halk yiyor...ithal yükünden koruyor...
ihracat için kaliteli aramalı üretiyor ihracat artıyor bu sayede para girişi artıyor...
halk vergisini yiyemiyor işte o vergiler bir şekilde bir yere akıyor mesela her sene dış borç faizlerine giden para
İntifada
06-20-2010, 00:43
halk vergisini yiyemiyor işte o vergiler bir şekilde bir yere akıyor mesela her sene dış borç faizlerine giden para
:olmaz::olmaz::olmaz:
vBulletin v3.8.4, Copyright ©2000-2025, Jelsoft Enterprises Ltd.