fatih kısaparmak balon baskılı balon Horlamayı Hafife Almayın! - Siyaset Forum

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Horlamayı Hafife Almayın!


can_polat_4761
07-22-2007, 14:27
Horlamayı Hafife Almayın!

--------------------------------------------------------------------------------

Son derece basit bir sorunmuş gibi görünse de aslında horlama gerek sosyal, gerekse tıbbı açıdan ciddi bir problem haline gelebiliyor. Sosyal bir problem, çünkü kişi alay konusu olabiliyor, ya da başkalarının uykusuz geceler geçirmesine neden olabiliyor. Tıbbi bir problem, çünkü uyku düzeninin bozulmasına, dinlenememeye ya da şiddetli bir horlamaysa tıkayıcı uyku apnesi gibi ciddi uzun süreli sağlık problemlerine neden oluyor. Bu nedenle de horlama tedavi edilmesi gereken bir durum...
Araştırmalar, erişkinlerin yüzde 45’inin bazen, yüzde 25’inin ise sürekli horladığını gösteriyor. Sorunlu horlama erkeklerde ve kilolu kişilerde daha sık görülüyor ve yaş ilerledikçe de artıyor. Ancak bebekler de dahil olmak üzere her yaş grubundaki kişide horlamayla karşılaşılabiliyor.
Kişinin kendisinden çok etrafındakileri etkileyen gürültülü horlama, ağız ve burnun arkasındaki serbest hava yolunda bir tıkanıklık olduğunda ortaya çıkıyor. Bu bölge dil, yumuşak damak ve küçük dilin birleştiği hava yolunun kollabe olan bölümü olarak tanımlanıyor. Horlama da solunum sırasında bu yapıların birbirine çarpıp titreşimi ile meydana geliyor.

Uyku Bölünüyor

Anadolu Sağlık Merkezi KBB Uzmanı Prof. Dr. Nesil Keleş, basit horlamanın hastanın hayatını tehdit eden bir problem olmadığını, ancak hastada horlamaya ilave uykuda nefes durması şikayeti varsa o zaman sağlık açısından daha önemli bir hâl aldığını vurguluyor. Obstruktif uyku apnesi olarak tanımlanana bu durumda nefes durmasının sayısı ve süresi önem taşıyor ve apnelerin sayısı ve süresi arttığında daha başka sağlık problemlerine yol açabiliyor. Çünkü bu sırada vücudun oksijenlenmesi düşüyor ve beyin kişiye uyanma komutu veriyor. Bu komut üzerine hasta uyanıyor, nefes alıyor ve tekrar uykuya dalıyor. Uykuda sık sık uyanma yetersiz uykuya ve onun yola açabileceği sorunlara neden oluyor. Prof. Keleş, nefes durmasına apne denilebilmesi için nefes durma süresinin 10 saniyeden uzun olması gerektiğini söylüyor. 40-50’li yaşlardan sonra, obezite, hipertansiyon, diyabet gibi kronik sorunu olan kişilerde var olan horlamanın mutlaka incelenmesi gerekiyor.
Horlama için belirli bir yaş grubu yok, bebeklerde dahi horlama görülebiliyor. Ancak ağırlıklı olarak 40-50’li yaşlardan sonra ortaya çıkıyor. Pediatrik grup olarak tanımlanan çocuklarda sıkça görülen bademcikler, geniz eti sorunları horlamaya neden olabiliyor. Bu durum çocuklarda büyüme ve gelişme geriliğine yol açıyor.
Gerek horlamanın oluşmasına neden olan sorunlar, gerekse eşlik ettiği hastalıklar
açısından değerlendirildiğinde horlama genel olarak multi-disipliner yaklaşılması gereken bir sorun. Çünkü nedene göre KBB, göğüs hastalıkları ve nöroloji uzmanlarının birlikte hareket etmesini gerektiriyor.


Kilo Önemli Bir Etken

Horlama şikayeti ile gelen bir hastanın öncelikle iyi bir KBB muayenesinden geçmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Nesil Keleş, bunun yanında bazı parametrelerin de sorgulanması gerektiğini hatırlatıyor. Bu parametrelerin başında da kilo geliyor. Vücut kitle indeksi ve kişinin boyun kalınlığı da bakılması gereken diğer kriterler olarak gösteriliyor. Özellikle kilosu göbek çevresinde olan kişilerde apne probleminin daha fazla görüldüğüne dikkat çeken Prof. Keleş, sözlerine şöyle devam ediyor:
"Hasta karşımıza geldiğinde birkaç parametreyi değerlendiriyoruz. Hastada basit horlama varsa uyku testine gerek bile yoktur, kişinin muayenesi yapılır ve buna göre bazı önlemler alınır. Ama beraberinde gündüz yorgunluğu, konsantrasyon bozukluğu, gündüz uyuklama ve uykuda nefes durması (apne) yakınmaları varsa mutlaka polisomnografi, yani uyku testi yapmak gerekli."
Prof. Keleş’in verdiği bilgiye göre, üst solunum yollarına bağlı olarak horlamaya neden olan çeşitli sorunlar bulunuyor. Üst solunum yolu kaslarında zayıflık, boğaz dokularının normalden fazla şiş olması, uzun ve gevşek yumuşak damak ya da küçük dil, burun tıkanıklığı bu sorunlar arasında gösteriliyor. Ayrıca, burun kemiği eğriliği, burun etlerinde şişlik, nazal polipler gibi burun tıkanıklığı ve gece ağzı açık yatmaya neden olan faktörlerin de değerlendirilmesi gerekiyor. Kişinin, burunda kemik eğriliği, burun eti gibi yapısal şikayetleri ve basit horlaması varsa uyku testine gerek duymadan gerekli cerrahi işlemin yapıldığını anlatan Prof. Keleş, tedavi yaklaşımına ilişkin olarak şunları anlatıyor:
"Hastada bu problemlerin yanında apne sorunu varsa da uyku testi yapılır ve orada çıkan değerlere göre tedavi şekillenir. Eğer hastada hafif, orta şiddette apne varsa ve önemli bir kilosu yoksa ve hastanın yakınmalarını açıklayacak üst solunum yolu problemi varsa cerrahi müdahale yapılır. Cerrahi ile kemik eğriliği düzeltilebilir, burun etleri küçültülebilir eşlik eden burun polipleri ve sinüzit varsa o tedavi edilebilir. İkinci aşamada sıklıkla ağız içinde problemler gözleniyor. Burada da çeşitli cerrahiler uyguluyoruz. Özellikle yumuşak damağa yönelik radyofrekans uygulamaları ya da pillar implant dediğimiz uygulamalar lokal anestezide dahi yapılabilecek işlemler. Ama eğer hastada beraberinde bademcikler büyükse, yumuşak damak gevşek, ağır bir durumdaysa o zaman bademciklerin alınması ve yumuşak damağa yönelik cerrahi girişimlerde bulunmak gerekebilir. Genellikle genç hastalarda bu yapısal problemler ön planda olsa da orta ve ileri yaşta ağız içindeki problemler ön plana çıkıyor. Diğer taraftan ağır şiddette uyku apnesi olan hastalarda cihaz kullanımını kolaylaştırıcı ufak cerrahi müdahaleler yapılsa bile tedavide mutlaka cihaz verilmesi lazım."


Obstrüktif Uyku Apnesi

Eğer kişide şiddetli horlama sık sık solunum durması ile kesiliyorsa bu duruma obstrüktif uyku apnesi deniyor. Uyku apnesinin ilk etkisi, horlayanın hafif uyumasına ve havanın akciğerlere ulaşması için kasları gergin tutmasına yol açması oluyor. Bu durumda horlayan kişi iyi dinlenemiyor, gün boyunca uykulu bir hali olur ve dolayısıyla işteki performansı da etkileniyor.
Prof. Keleş’in verdiği bilgiye göre, apne yaşayan kişiler geceleri sık uyanıyor, yeterli saatte uyumasına karşın gündüz yorgunluğu, konsantrasyon bozukluğu, gündüz uyuklama gibi şikayetleri bulunuyor. Bu durum özellikle herhangi bir alet, makine, otomobil kişilerde çok daha önem taşıyor.

Apne Başka Hastalıkları Tetikliyor

Uyku apnesinin yaşam kalitesini düşürmesinin yanında farklı hastalıkları da tetiklemesinden dolayı ayrı bir önem taşıdığını söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Göğüs Hastalıkları ve Medikal Yoğun Bakım Uzmanı Dr. Remzi Bağ, bu durumun öncelikle bir hastalık olarak algılanması gerektiğini belirtiyor. Apne sırasında korku anında salınan hormonlar salınıyor, kalp ritm hızı artıyor, aritmiler olabiliyor ve araştırmalar uyku apnesinin ani ölümlere yol açabildiğini gösteriyor. Dr. Bağ’ın verdiği bilgiye göre, apne diyabet kontrolünü zorlaştırıyor, hipertansiyona yol açabiliyor ya da kontrolünü zorlaştırıyor. Yani sadece uyku bozukluğu ile değil, hayat süresini kısaltan pek çok hastalıkla birlikte gidebilen bir durum.


Horlama ve Apne Aynı Şey Değil

Horlama başlı başına bir hastalık olmamakla birlikte horlamanın karakterine bağlı olarak bir hastalık olabildiğini söyleyen Dr. Remzi Bağ, şu bilgileri veriyor: "Bu önemli bir nokta. Çünkü, horlama ile uyku apnesi aynı şeymiş gibi algılanıyor. Horlama tedaviyle edilse de apne kalabiliyor. Burada yaşam kalitesini çok etkileyen asıl olay uyku bozukluğudur ve önemli olan uyku bozukluğunun tedavi edilmesidir. Bazı vakalarda cerrahi müdahaleler de var ama her vakada değil. Bu nedenle de burada multi-disipliner bir yaklaşımla pek çok görüşün ortaya konup tedavinin planlanması daha büyük önem taşıyor."
Tedavinin planlanmasında horlamanın şiddetini ölçmek ve horlayanın sağlığına ne gibi etkileri olduğunu değerlendirmek için laboratuvar ortamında yapılan uyku testlerinin önemi çok büyük oluyor.


Uyku Testi

Uyku laboratuvarlarının olması gereken en önemli özelliği kişiyi mümkün olduğunca rahat ettirmek. Uzman Dr. Vedat Sözmen, uyku laboratuvarındaki uygulamaları ilişkin şunları anlatıyor:
"Bu testte kişiyi bir gece hastanede misafir ediyoruz, çeşitli kayıt sensörleriyle kişiden birçok değişkeni kaydediyoruz. Öncelikle beyin elektrosu ile hastanın derin uykuya geçip geçmediğini ve aradaki uyanmaları izleyerek uyku yapısındaki bozuklukları tesbit ediyoruz. Burna takılan bir nazal sensör yardımıyla da hava akımını izleyerek apne olup olmadığını görüyoruz. Ayrıca bir göğüs ve bir batın kemerimiz var, apne olursa göğüs ya da karın buna reaksiyon gösteriyor mu bunu tespit etmeye çalışıyoruz. Parmağa taktığımız sensör de bize bütün gece boyunca kandaki oksijen seviyesini gösteriyor. Bunun dışında kalbe takılan elektrotlarla bütün gece boyunca kalpte ritm bozukluğu olup olmadığını takip ediyoruz. Bir de göz hareketleri, çene kaslarını takip ettiğimiz ve horlamayı kaydettiğimiz elektrotlar var. Aslında bu test ilk etapta zorlu bir işlemmiş gibi algılansa ve bu kablolarla uyumak zormuş gibi görünse de teste gelenlerin hepsi uyuyor. Çünkü her ne kadar üzerlerinde kablolar olsa da bu kablolar onlara hiçbir sınırlama getirmiyor."
Sonrasında uyku testi sonuçlarını değerlendirdiklerini söyleyen Dr. Vedat Sözmen, "Testin sonucuna göre kişide uyku apnesi olup olmadığı ya da üst solunum direnç sendromu, huzursuz bacak sendromu gibi uykuyla ilgili başka sorunlar olup olmadığını değerlendirip karar veriyoruz. Sonuçlara göre hastayı göğüs hastalıkları, psikiyatri ya da KBB uzmanını yönlendiriyoruz" diye konuşuyor.
Uyku testi yapılırken odaya kimsenin girip çıkmasına izin verilmiyor. Ayrıca gerekli olan bütün verileri toplayabilecek bir teknik donanıma sahip olan ASM Uyku Laboratuvarı’nda uyku sırasında kamerayla da kayıt yapılıyor. Böylelikle hareket bozuklukları varsa onlara da tanı konulabiliyor.

CPAP Cihazı

Test sonuçlarına göre, ciddi uyku apnesi olup üst solunum yollarında obstrüksiyon olmayan kişilerde ikinci bir test isteniyor. Bu uygulamada ise CPAP cihazı takılarak basınç seviyeleri ayarlanıyor. CPAP cihazı, cerrahi müdahalenin yetersız, riskli ya da istenmediği durumlarda, hastanın her gece taktığı basınçlı hava ileten bir maske. Dr. Bağ, CPAP cihazıyla ilgili şu bilgileri veriyor:
"Hastaya öncelikle hastalığı hakkında tekrar bilgi veriyoruz, cihazı nasıl kullanması gerektiği, nasıl bir rahatlama yaşayacaklarını anlatıyoruz. Bu cihaz ancak sürekli takıldığında yarar sağlayabiliyor. Maksimum fayda sağlanabilmesi için her uyku anında kullanılması gerekiyor. Kullanım konusunda hastaya bilgi verilmesi cihaza olan uyumu kolaylaştırıyor."