Orijinalini görmek için tıklayınız : Okumalarimdan gözüme ve gönlüme takilanlar...
Kur'ânTalebesi
06-15-2010, 10:58
http://minikkelebek.files.wordpress.com/2010/05/derdi-derman-olarak-gorebilmenin-yolu.jpg?w=458&h=323
Hayat adım atmaktır. Hayat nefes almak, koşmak, yürümek, nereye ve neden gideceğini bilmektir.
Düşünerek nefes almak, pazarlıksız sevmektir. Kefen bezini yanında taşımaktır.
Sonunu düşünerek hayıflanmak, gelmemişleri gelecek ümidiyle bekleyip
mutluluk anahtarını elinde olmayanla açmaya çalışmak
değildir. Hayat elindeki ile mutlu olmaktır...
(Hasan Körük)
Kur'ânTalebesi
06-15-2010, 11:02
Bırak başkalarını kötülemeyi, kötü olan sensin, damarlarında akan kirli kan ve kararmış kalbin. Barış anlaşmanı boz önce,
çıkar gömdüğün savaş baltanı. Kendiyle barışık olmak meziyet değil, eziyettir. Erdem, kendiyle
karışık olmaktır. [...] Tokatla kendini! Okkalı bir tokat çak ki gözlerinde
şimşekler çaksın. Aklın silk... elensin ve selim olsun.
Sarsılsın bedeninle birlikte ruhun...
(Ercan Hüseyinoğlu)
Kur'ânTalebesi
06-15-2010, 11:04
Mü’min erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar.
Bu davranış onlar için daha nezihtir. Şüphe yok ki, Allah
onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır.
(Nur sûresi, 30. âyet)
Kur'ânTalebesi
06-15-2010, 11:35
Söz, suya atılan taşın etrafındaki hâleler gibidir. Suyun etrafındaki halkaların
ne kadar genişleyebileceğini bilemeyeceğiniz gibi, sözün
gönüllerde ne etki yapabileceğini de bilemezsiniz,
burada anlatırsınız, kim bilir kimin
gönlünde ne etkiler bırakır!
(Sabahattin Zaim)
Kur'ânTalebesi
06-15-2010, 11:38
Zamanın kıymetini bilmeyen, zamanla kıymetsiz olur!.. Müslüman’ın işi, İslamiyet’i öğrenmek, anlamak ve yaşamaktır.
Çöplükte kutular görürüz üzerinde meşhur konserve firmalarının isimleri yazılıdır. Üstündeki
isim iyi olmasına rağmen, kutunun içi boştur. Malayani’den uzak durmayan
Müslüman da boş konserve kutusuna benzer…
(Hekimoğlu İsmail)
Kur'ânTalebesi
06-15-2010, 11:40
Kelebek; bunca yük senin omuzlarında… Oysa ki, ömrün bir mevsimlik bile değil.
Ter dökeceksin kelebek… Senin gibi düşünmeyeni, senin gibi inanmayanı
da hoş görecek ve gönül gülünü ona verecek, hoşgörü pınarının
suyunu gönlüne akıtacaksın. Gönlün geniş, ufkun açık,
gayen güzel, hedefin doğru… Ve sen Kelebek,
inandığın kadar güçlüsün…
(A. Mahir Pekşen)
Kur'ânTalebesi
06-15-2010, 14:06
Rabbiyesir! Tüm kıvrımlar onda gizli. Kamış her kıvrıma değer o cümlede. [...] Hakka yönelmişlik yoksa elle kamış arasında,
beyhude, kıvrımlar arasında güzeli bulmaya çalışma! Rabbiyesir! Zorumu kolaylaştır!
Kalemime İsrafil’in Sur’undan bir tutam nefes lutfeyle
aşkının aşkına, kalemin, kâğıdın ve isminin aşkına...
(Gülnaz Eliaçık)
Kur'ânTalebesi
06-15-2010, 19:25
Mutluluk ana rahminden kabir çukuruna taşınma sürecinde yaşama gülücük atmadır...
(Hasan Körük)
Kur'ânTalebesi
06-16-2010, 16:07
Sana akmayacaksa, bu nehir nehir değil. Sana yanmayacaksa bu mektuplar harf değil… Sende kurumayacaksa bu toprağın adı ne?
Seninle yarılsın kalbim yedi kat göğün fevkine… Yükselt Allâh’ım aşkının keremiyle…
“Bizi bu çöllerde mahvettirme!” Bîçâre çâresini ister Allâh’ım,
aşk dergâhında kıtmirlik diye…
(Fâtımâ Zehrâ Merinos)
Kur'ânTalebesi
06-16-2010, 16:42
“Benimdir” diye bildiklerim Senindir. Beni bende olanlara bende etme. “Ben” diye bildiğim de
Senin emrindir. Beni bende bırakıp Senden etme. Rabbim, yüzümü
Sana döndüm. Gönlümü de Sana çevir. Rabbim,
bir Seni bir bildim. Sevdalarımı Sende bitir.
(Semine & Senai Demirci)
Kur'ânTalebesi
06-17-2010, 11:11
“Allah sizin suretlerinize (görünüşünüze) ve mallarınıza bakmaz,
ancak kalplerinize ve amellerinize bakar.”
(Müslim, Birr, 34)
Kur'ânTalebesi
06-17-2010, 11:12
Bütün dağlar yerinden kopup çukurlara dolduğunda, bütün ağaçlar ve çiçekler kuruduğunda, bütün nehirlerin
ve kuyuların suyu tükendiğinde, bütün kuşların sesi kesildiğinde, bütün denizler kuruyup
balıklar öldüğünde, ancak o zaman anlayacaktır insanoğlu, aslında
ne kadar aciz bir varlık olduğunu...
(Necmettin Resuloğlu)
Kur'ânTalebesi
06-17-2010, 11:17
Her nokta bir eylemdir, eylemi işaret eder. Nokta oluştuğu an, eylem başlamıştır ve eylemin ne zaman biteceği
bellidir. Noktanın oluşumuyla eylemin ne zaman sonlanacağı bilgisi aynı anda oluverir. Eylemin
ne zaman sonlanacağı bilgisi de, üzerinde tüm yazgıların kayıtlı bulunduğu
levh-i mahfuzda yazılıdır. Noktadan ötesi var mı?
(Yunus Emre Tozal)
Kur'ânTalebesi
06-17-2010, 18:52
Garip değil mi? İnci karanlıkta büyüdüğü halde, ışığa eşsiz bir pırıltı katmaya hazırdır. Seni de şaşırtmaz mı,
incinin ıssızlıkta ve sessizlikte boy attığı halde birden varlığın merkezine oturması?
Öylesine bir incidir işte dua. Sakin ve sarsıcı. Suskun ve konuşkan.
Nazlı ve sokulgan. Uzaklığın çocuğu ve yakınlıkların anası...
(Senai Demirci)
Kur'ânTalebesi
06-17-2010, 18:54
Dinin, fonksiyonunu tam eda edebilmesi için, düşünce ile arasındaki mânilerin ortadan kaldırılmasına ve pratiğe giden yollardaki tıkanıklıkların
açılmasına ihtiyaç vardır. Bu yapılmadığı takdirde, zihin ruhla bütünleşemeyecek, kalb ve kafa arasında diyalog
kurulamayacak, dolayısıyla da din fonksiyonunu tam olarak eda edemeyecek, bir kısım
zavallılar da bunu dinin yetersizliğine verecektir...
(Yeni Ümit dergisi)
Kur'ânTalebesi
06-18-2010, 11:10
İlim, insanı salih amele sevk etmelidir; çünkü öğrenmek ve bilmek, insanı Allah’a yaklaştırdığı ölçüde
bir kıymet ifade etmektedir. İnsan, öğrendiği her meseleyi elden geldiğince pratiğe dökmeli
ve onunla Allah’a bir adım daha yaklaşmanın yollarını aramalıdır...
(M. Fethullah Gülen)
Kur'ânTalebesi
06-18-2010, 11:12
Evet; her kalbin bir kıblesi vardır. (Bakara, 2/148) Lâkin inanmış kalbin döneceği tek yön, kâinatın kalbi “Kâbe”dir.
Tek yön, tek istikâmet, tek kıble... Kalbiyle her an cemâlî tecellîlerin merkezileştiği
bu mihvere dönen mü’min, o muazzez beyte inen rahmet ve inâyet
esintileriyle irtibâta geçtiği an; âdeta cennet
bahçelerinde uçuyor gibidir...
(Dr. Selman Kuzu)
Kur'ânTalebesi
06-18-2010, 11:21
Kim insan körfezinde biriken kanları göremiyorsa, hunharca öldürülmüş çocukların cesetlerini görüp de ağlamıyorsa
o yüreğini kontrol etsin, içinde mutlaka taş vardır, yürek yerine...
(ç/alıntı)
Kur'ânTalebesi
06-18-2010, 11:45
Akıl, mantık kâr etmiyor, bir noktadan sonra bıçağı alıp saplamak geçiyor “ben”e. Hayallerin öldürülmesinde, düşlerin gerçekleşmemesinde
suçlu biz oluyoruz... Niçin hâlâ başımızı duvarlara vurduğumuz halde, kurtulamıyoruz hafakanlardan?
“Ey insanoğlu, seni kerim olan Rabbine karşı aldatan nedir?” (infitar, 6)
sorusuna niçin cevap vermekte zorlanıyoruz?..
(Yunus Eme Tozal)
Kur'ânTalebesi
06-18-2010, 15:36
Çoğu zaman, bir köşeyi veya bir kürsüyü tutmuş, sadece dine hizmet için yaşayan samimi, hasbî
ve diğergam bir insan, cılız bir sesle, pek de parlak görünmeyen bazı şeyler anlatır;
fakat ma’şeri vicdanda büyük bir tesir bırakır. Çünkü o, müstağnî
bir insandır ve muradı da Allah’tır...
(M. Fethullah Gülen)
Süper olmuş. emeğinize sağlık..
her birinde farklı anlamlar ve dünyalar var...
Kur'ânTalebesi
06-19-2010, 12:47
Belli bir davası olmayan, fikirsiz, hatta herhangi bir batıl dava sahibi olan insanlar; her zaman emir almaya alışık,
güçlüye boyun eğen, itiraz etmeyi bilmeyen, sorgulamayan, düşünmeyen, koyun kişilikli,
ezik ruhlu ve köle karakterli kimseler yok mu günümüzde.
İşte köle karakterli insanlar bunlardır...
(İsmail Okutan)
Kur'ânTalebesi
06-19-2010, 12:52
Affet Allah’ım… Sabır abidesi gibi yaşamış bir ciğerparenin akıttığı gözyaşları için, Fâtıma’nın hüzünleri için affet… Günübirlik heveslerimize köle olduk biz.
Akıttığımız gözyaşları maddede takılıp kalmış. [...] Genç yaşta milyoner olamayışımıza, kariyer yapamayışımıza, maddi bir şeyler
kazanamayışımıza döküyoruz gözyaşımızı. En son hangi damla Allah için aktı
gözlerimizden hatırlayanınız var mı?
(Nurdan Huyut)
Kur'ânTalebesi
06-19-2010, 20:51
Çağdaş câhiliye insanının en büyük korkusu İslâm’dandır. Evet, herkesi her iki dünyada da kurtarmaya gelen
İslâm’dan. Celladına âşık olan ve kurtarıcısından korkan insana ne demeli?
(Ahmed Kalkan)
Kur'ânTalebesi
06-19-2010, 20:54
Ve anladı… Anladı sevgi’nin manasını… Asla tarif etmedi… Sadece anladı… Sevgi’nin adl-i ilahi’de sınanmak olduğunu
ve sınavı erce geçmek olduğunu… Nasuh kisvesinde bir tevbe olduğunu… Nefsi öldürerek bir diriliş
olduğunu… Sevgi’nin harama bulaşmaktan, en ufak bir günaha girmekten O’na sığınmak
demek olduğunu… [...] Anladı… Ve sustu… Ve ağladı…
Dili, yüreği… Hicabından lal oldu…
(Büşra Nur Dilek)
Kur'ânTalebesi
06-19-2010, 21:03
Cennet, şimdi bir kelime bizim için. Bir güzel hayatın muhteşem duası… Orada kapılar açık, yoksullar
padişah, yetimlerin yüzünde tarifsiz sevinçler… Orada güzelden başka bir şey yok.
Sonsuz baharları yaşamak var orada. Niçin anlatıyorum bunları sana?
Gidersen, bu bahçelerin güzelliğinden sarhoş ruhun
unutturmasın beni! Usulca seslen adımı.
Hiç olmazsa adım duyulur o
güzel bahçelerde...
(Yusuf Çağlar)
Kur'ânTalebesi
06-19-2010, 21:25
Ben “Allah’tan aşağısına (min dunillah) gitmem; benim fiyatımı yalnızca O belirler ve ondan aşağısı da kurturmaz” diyenler “esas duruş”
sahibi olanlardır. Onlar, [...] kendilerinin zirvesine tırmananlardır. Yeteneklerini tam kapasite kullanmaya
çalışan bu insanlar, “şahsiyet” damgasıyla damgalanırlar ve yaratıklar içerisinde en paha
biçilmez unsur olurlar. Ondan gerisi, “ucuza gitmek”tir...
(Mustafa İslamoğlu)
Kur'ânTalebesi
06-19-2010, 21:32
Daima süzen bir nazar, düşünen bir kafa, eşyayı hallaç eden bir beyin, herşeyi kaydeden bir dimağ,
devamlı med ve ceziri olan bir sine, müstakim bir vicdan, inkişaf etmiş pırıl pırıl duygular,
çelikten bir irade, inceleyen bir tavır, kucaklayan bir el, kristal bir kalp ve
rakik birer gönül… İşte ideal insan! O, her an kendini yoğuran ve
varlığı da kendinde damıtan gaye insandır...
(Musa Hop)
Kelebek; bunca yük senin omuzlarında… Oysa ki, ömrün bir mevsimlik bile değil.
Ter dökeceksin kelebek… Senin gibi düşünmeyeni, senin gibi inanmayanı
da hoş görecek ve gönül gülünü ona verecek, hoşgörü pınarının
suyunu gönlüne akıtacaksın. Gönlün geniş, ufkun açık,
gayen güzel, hedefin doğru… Ve sen Kelebek,
inandığın kadar güçlüsün…
(A. Mahir Pekşen)
:saygılar:
Kur'ânTalebesi
06-19-2010, 21:48
Kapitalistin de siyonistin de dini imanı para ve madde olduğuna göre, onlarla savaşın bir cephesi de
ekonomik olmalı ve siyonizme hizmet edenlerin mallarını alarak, kurumlarıyla çalışarak
İsrail silâhlarına kurşun taşıma ihânetini terk etmeliyiz...
(Ahmed Kalkan)
Kur'ânTalebesi
06-20-2010, 21:44
Kendi kendisiyle konuşan insanlar, uçurtma uçurmayı çok severler. Uçurtma uçurmakla hayatın içindeki rolleri
ve imgeleri kendi bünyesinde buluşturur insan. Acıları, sevinçleri, hüzünleri, mutlulukları kalbinde
toplayarak, bulutların yanına çıkar ve kâinatla paylaşır. [...] İnsan uçurtma
uçurmakla anlamın doruk noktasında özgürlüğün tadını; hakikatin
kokusunu tadıyor, o tadı aldıkça bırakamıyor...
(Yunus Emre Tozal)
Kur'ânTalebesi
06-20-2010, 21:47
“Müslüman diğer Müslümanların, elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir” Bugün müslümanlar birbirlerine
karşı ciddi bir güven sorunu yaşıyorlar. Birlikte ve ortak iş yapmaktan kaçınıyorlar. Bunun
nedeni ise daha önce yapmış oldukları tecrübe yani güvensizliktir. [...] Peki
birbirlerine güven vermeyen bu insanlar, diğer insanlara
hangi güveni verebilirler?
(Ali Öner)
Kur'ânTalebesi
06-20-2010, 21:53
İslami yapılanmalar bilgi temelinde bir yapılanmayı hedeflemeli, davet ve tebliğ çalışmalarını
ciddi bir ruhla yeniden diriltmelidirler. Basit anlayışların bertaraf edilip okumaya
ve düşünmeye yönelik ortamların oluşması için gereken çaba
ortaya [koyulmalıdır]. [...] Bunu yaparken kaygımız
[...] okuyan, düşünen, tartışan ve konuşan
bir toplum oluşturmak olmalıdır...
(Hanifi Tosun)
Kur'ânTalebesi
06-21-2010, 13:22
Ey Allahım! Korktuklarımızdan bizi koru. Korkulardan emin kıl. Korkaklıktan, Senden başkasından korkmaktan,
Senin sevgini kaybetme korkusundan başka korkulacak şeylerden Sana sığınıyoruz.
Bizi umduğumuz güzel şeylere kavuştur. Âmin!
(Ahmed Kalkan)
Kur'ânTalebesi
06-21-2010, 22:36
Ve sen yürüyeceksin… Tüm kuşkuları, kaygıları, tereddütleri bir yana bırakarak İbrahim’in ateşe gittiği
gibi ilk adımını atacaksın ve yürümeye başlayacaksın. Eşyada görünen görünmeyen sırları
idrak etmeye başlayacaksın. Her fark ettiğin sır, seni bir üst makama çıkaracak.
Her çıktığın makamda acziyet şurubunu bir yudum daha içerek toprak
kokusunu yüreğine dolduracaksın...
(Yunus Emre Tozal)
Kur'ânTalebesi
06-21-2010, 22:38
Her gönülden bakan bir çift göz vardır/ Susarak da söylenecek söz vardır/ Küllense de alevlenir an gelir/
Yürek varsa, bir yerinde köz vardır/ [...] Ağrısız başların mutluluğunca/ Çokların da imrendiği
az vardır../ Kendinin farkına varır yandıkça/ Bilir misin öz içinde öz vardır..
(ç/alıntı)
Kur'ânTalebesi
06-21-2010, 22:47
insan bu; merak ediyor, kalbi dayanamıyor: nasıl olur da kısıtlı bir ömürde işlenen suçların cezası
"ebediyen ateşte yanmak" olur! israil'in zorbaları bugün de kalbimi tatmin etti. evet;
sonlu bir ömrün küfrüne, sınırlı günlerin zulmüne "ebedi cehennem" haktır;
çok şükür... zalimlerin tutuşturduğu ateş yaşasın. zalimler için
yaşasın cehennem! cehennemin için de şükürler olsun
Sana ey âlemlerin Rabbi.
(senai demirci)
Kur'ânTalebesi
06-22-2010, 11:37
Günümüz araştırmacıları “kötü çocuk yoktur, kötü terbiye vardır” düstûrunda müttefiktirler. Kötü terbiye ise anne
ve babadan gelen bir eksikliktir. Büyükler: “Küçüklükte öğrenilen, taş üzerine kazıdır; büyüklükte
öğrenilen buz üzerine yazıdır.” demişlerdir. Öyleyse gonca güllerimizin şebnemlerini
toplayabilmek için, Kur’ân ve sünnetin ışığından gözlerine, oradan da
minik yüreklerine süzülebilmeliyiz.
(Bilgin Cintaş)
Kur'ânTalebesi
06-22-2010, 11:39
Stilistler, tasarladıkları giyimlerle mü’min hanımları kabuklarından çıkarmayı başardılar. Birbirlerinden görerek,
birbirlerine özenerek [...] tesettür adı altında kuşandıkları giyimlerde bir takva, bir vakar görebiliyor
muyuz acaba? Bir bayan olarak benim gözüme çarpan bu renklerin cazibesi beni
bile bakmaya iterken, erkeklerin bakışları “Bacıma ne güzel yakışmış”
gibisinden mi oluyor?
(Dilek Dinçer)
Kur'ânTalebesi
06-22-2010, 14:39
Umut pervasız da olsa utangaçtır. Ulu orta çıkmayı sevmez. Çağrımızı duyduğunda siner kuytu bir yere,
içimizin alaca karanlıklarında olan kuytu bir yere. [...] Birkaç kez seslendikten sonra çıkar gelir
başı önünde, arkasında süklüm püklüm vahşi bakışlarla bekler inat. Umut utangaçlığını
kurban etmemiştir. [...] Acındırır kendisini. Ne çok sever acınmayı umut. Biz de
ondan medet ummaktaydık...
(Cemal Çalık)
Kur'ânTalebesi
06-22-2010, 14:42
“Şeytan sizi Allah’ın rahmetine güvendirerek aldatmasın.”
(31/Lokman, 33; 35/Fâtır, 5)
Kur'ânTalebesi
06-23-2010, 11:08
Kur’an’ın korku bağlamında insanları hakka yöneltmek için zaman zaman başvurduğu yöntemlerden biri
terhîb denilen korkutmadır. Çünkü korku ifadeleri şiddet içerir; şiddetin de özelliği kalpleri
hassaslaştırmasıdır. [...] Bu aynen bir yavrunun korkunun tesiriyle kaçıp
ana kucağına sığınması gibi insanı bir ilticâ/sığınma
noktasına doğru sürükler...
(Ahmed Kalkan)
Kur'ânTalebesi
06-23-2010, 11:10
Bil ki, umuttan söz ettiğin her dem aşktan söz ediyorsunuzdur. Çünkü umut aşkın çocuğudur.
Aşksız umut, plastik bebekler gibidir; oynar, eskitir ve atarsın. “Umudum tükendi” deme,
doğrusunu itiraf et, aşkının tükendiğini… Sahi, aşk tükenir mi? Evet, eğer
ölümlüden, ölümlüye ve ölümlü adına ise tükenir. O, aşk
suretinde görünen tutkudur...
(Mustafa İslamoğlu)
Kur'ânTalebesi
06-24-2010, 13:22
Modern kadın, dişiliği erkekler tarafından tepe tepe sömürülmek amacıyla kişiliği yok edilen kadındır. Eğer
Müslüman kadın, tesettürü kişiliğin öne çıkarılması için dişiliğin örtülmesi olarak görmeyip,
onu dişiliğini öne çıkarmanın bir aracı kılıyorsa, o tesettür tesettür değildir.
Ona “örtülü çıplak” derler. Siz kendi değerlerinizi dalgaya
alıyorsanız, sizi kim ciddiye alır?
(Mustafa İslamoğlu)
Kur'ânTalebesi
06-24-2010, 13:24
Şehvet gayyasına yuvarlanan, nefis cehennemine düşen, fuhuş, kumar, uyuşturucu gibi kâtillerin
eline geçen her genç bizim kaybımız. Şimdilerde bize o kayıpları da arayıp bulmak,
hiç kimsenin ebedî hüsranına razı olmamak ve herkese bir kurtuluş yolu
göstermek için çabalayıp durmak düşüyor...
(M. Fethullah Gülen)
Kur'ânTalebesi
06-24-2010, 13:29
Ey Rabbimiz... halimizi Kur’ân’ca eyle. Sözümüzü Kur’ân’dan eyle.
Özümüzü Kur’ân’la süsle. Yolumuzu Kur’ân’lı eyle.
Yüzümüzü Kur’ân’a dönük eyle. Ahlakımızı
Kur’ân’ın ahlakı eyle… Âmin.
(Senai Demirci)
Kur'ânTalebesi
06-24-2010, 13:32
Tevhit çerçevesine giren insanın hayatının imrenilecek bir değişikliğe uğraması gerekir. Bunu elde etmiş olan
insanın kin, nefret, haset ve gösteriş putlarından kurtulması gerekir. Kendini beğenen, kibir gösteren,
haset duyan, iki yüzlü, sözünde durmayan insan bu kötü huylarından kurtulmaya
çaba harcamadığı sürece, bu putları besledikçe gerçek bir tevhit
çizgisinde olduğu söz konusu olamaz...
(Ali Öner)
Kur'ânTalebesi
06-24-2010, 13:48
Soruları kadar büyüktür insan… Büyük sorular demek engin cevapların duası, talebi demektir.
Neyin duasındaysanız, nelerin talibiyseniz onlarla muhatap olur, o türlü cevaplara nail
olursunuz. [...] Hatta zannımca her şey bir sorudur, varolan her şey bir soruyu
önümüze kondurur: [herşey] hep aynı soruyu kıyılarımıza vurur:
Men rabbuke? (Rabbin kim?)...
(Yusuf Özkan Özburun)
Kur'ânTalebesi
06-24-2010, 23:10
Allah’ım [...] sonu gelmez bir dünyada yaşadığım zannına kapılmama izin verme lütfen. İçinde
uyuyan mutluluğu uyandıramayanlar adına, dışarıdan bir elin gelip de kendilerini ayağa
kaldırmasını bekleyen bu sonsuz uykudakiler adına, uyandır ki beni uyandırayım
uyuyanları, bu mutluluğu çok görme Allah’ım. Sen ki bana tüm yarattıklarını
sevme gibi bir nimeti bahşetmişsin…
(Selim Gündüzalp)
Kur'ânTalebesi
06-24-2010, 23:14
Göğün katında, anlam dairelerinin bulunduğu katmanda, isimlerin oluşmadan önceki hallerin yoğrulmasında
bir “rahim” görevi görür nokta. Aynı zamanda âdemoğlunun isim koyabileceği, bir olgu olarak
zihninde tutup düşünme eylemine; düşünsel zemine inilmesine vesile olan,
tevekkülü içinde barındıran bir sessizliktir...
(Yunus Emre Tozal)
Kur'ânTalebesi
06-24-2010, 23:17
İnsan hayatı boyunca bir tamamlanmamışlık, bir eksiklik duygusu ile boğuşur durur... Bu yüzden
hayranlıkla başlar aşk. İnsanın kendi eksikliğini idrakı, ve karşısındaki insanın kabiliyetinin
yüksekliği nisbetinde serpilir, hayranlık aşka, gözlem hayrete inkılab eder. Hayret
makamında aşık, kendi varlığını unutur, tüm dünyası maşuku olur...
(Mona İslam)
Kur'ânTalebesi
06-24-2010, 23:26
Sahiden, kendi kendinizle konuştunuz mu hiç? [...] Dinlediniz mi içinizi, ne diyor? [...] Geçirdiniz mi
bütün bir ömrü, muhasebenin hassas imbiğinden? Süzdünüz mü hayatınızın üsaresini
kışırından? Sonra elediniz mi kof edebiyatı, içli sözlerinizden? Tutabildiniz mi
ihlasın şefaat elini, amellerin mahşerinde? Nasıl, ümit var mı? Bulabiliyor
musunuz amel defterinizde cenneti gösteren bir işaret?..
(Musa Hop)
Kur'ânTalebesi
06-25-2010, 19:00
Şimdi düşündüm de dalından koparken seni nasıl bir andır o. Bazen bakarsın yaprakları dökülmüş bir ağaç
ama bazıları ısrarla kalmak ister orada. Orada kalanlarda bu sefer dalında kurur. Ağaca yaprak
olmak sana şeref, Ona kul olmak da bana şeref. Sen ayrılırsında dalından ben
nasıl ayrılırım Rabbimden. Ben Onsuzluğu taşıyamam ki...
(Handan Sır)
Kur'ânTalebesi
06-25-2010, 21:38
Alemin merkezi insan, insanın merkezi kalptir. Kalp, niyet ve duyguların da merkezidir. Niyet ve
duygular, davranışların ruhu gibidir. Bu ruha göre eylemler şekillenir. Dolayısıyla, kökü
herkesin kendi manevi terbiyesinde saklı bir değişime talip olmaktan geçiyor
her şey… [...] ‘Ben değişirsem alem değişir’ anlayışından hareketle [...]
bir çözümün peşinden yürümek icap ediyor...
(Yusuf Özkan Özburun)
Kur'ânTalebesi
06-25-2010, 21:44
Gerçek sevginin yüceltici gücü olduğu gibi çarpık sevginin de aynı oranda alçaltıcı özelliği vardır.
Birincisinde insan kendisini bulurken, ikincisinde kendisini yitirir. Sevdiğini ilah edinir,
onu tefekkür eder, onu zikreder, onu tesbih eder, onu görür, onu yaşar. O artık
sevgili olmaktan çıkıp bir çeşit ‘ilah’ olmuştur. Ve zaten bu sayılanlar da
bir tür tapınış yöntemleri değil midir?
(Mustafa İslamoğlu)
Kur'ânTalebesi
06-25-2010, 21:48
Dünya keferesi, silahtan değil; kendi emrindeki kukla yöneticilerin başında bulunduğu ülkelerden değil;
ölümden korkmayan tevhid eri mü’minden korkmaktadır. Bakın İsrail’e, etrafındaki
ülkelerden, onların silahlarından mı korkuyor, yoksa elinde taştan başka
atacak silahı olmayan çocuk sayılabilecek yaştaki ölümden
korkmayan canlı şehid gençlerden mi korkuyor?
(Ahmed Kalkan)
Kur'ânTalebesi
06-25-2010, 21:52
Hey güzel yıldız!.. O yüce cüssenin şu anki vazifedarlığı gök resmimizde bir noktacık ışık yaymak belki de…
Ve sen dünyamızdan kat kat büyük maddenle bu görevi yerine getirmekten usanmıyor,
işte oracıkta ışıldıyorsun. Demiyorsun ki, “Rabbim, ben çok büyüğüm,
görevim bu mu? Gafil insanların göğüne desen olmak mı?”
Demezsin ki ey güzel yıldız... Emir kulu olmak
ne güzel, ne ulvî bir erdem...
(Rabia Nazik Kaya)
Kur'ânTalebesi
06-26-2010, 16:33
Kalıbımı kıblede tutmak için ince ince ölçümler yapacak kadar hassas iken, kalbimin
kıblesini aramayı bile lüzumsuz gördüğüm bir hoyratlığın içinde yakalıyor beni.
Kalbime ettiğimin azıcığını kalıbıma etsem, yakama yapışan o kadar
çok olur ki! Gözümü kör etsem, yüzümü çizsem ne kadar
acıyanım olur! Gönlümü köreltmişim, özümü köz
etmişim, kim duya, kim acıya, kim kıza?
(Senai Demirci)
Kur'ânTalebesi
06-26-2010, 16:36
Her insan tekinin benzersizliğini peşinen kabullenmelidir. Birey değil şahsiyet odaklı olmalıdır. Farklı
zekalara, mizaçlara, yeteneklere saygı göstermelidir. Bunun için de fıtratı tahrip eden, yeteneği
körelten, mizacı yok sayan her türlü müdahaleden uzak durmalıdır. Varolan yeteneği
olgunlaştırma, eğitme, kışkırtma ve tekamül ettirmeyi amaçlamalıdır...
(Mustafa İslamoğlu)
Kur'ânTalebesi
06-26-2010, 16:40
‘Çilem mübarek olsun, gözyaşım helal olsun’ demeli… Zira acılar durduk yere çekilmez. Kalp boş yere
atıp durmaz. Tik taklarıyla inip çıkarken vücudu besler tepeden tırnağa… İnmesi de çıkması da,
daralması da genişlemesi de hikmetli ve faydalıdır. Orada hayat vardır zira…
(Yusuf Özkan Özburun)
Kur'ânTalebesi
06-26-2010, 22:41
Sevmek özgür kılar, tutku tutuklar. Tutkusunu sevgi zannedenlere söylüyorum: Elinizi
kolunuzu bağlayan, iradenize söz hakkı tanımayıp onu teslim alan, aklınızın
dizginlerini eline geçiren, sizi uysal bir binek gibi istediği tarafa
sürükleyen şey, en büyük özgürlük demek olan sevgi
olabilir mi?.. (Mustafa İslamoğlu/ Yürek devleti)
Kur'ânTalebesi
06-26-2010, 22:46
Allah’ım beni, bizi, hepimizi affet. Bütün sevdiklerimizi, Seni ömründe bir defa dahi olsun
hayalinden kim geçirmişse onları da affet. Sen ki affetmek için bahaneler ararsın,
biliyorum… Ruhuma öyle bir zenginlik, nimetlerine karşı sonsuz bir şükür
hazzı nasip et ki, en küçük bir kareden, bir manzaradan, bir sesten
haz alayım ve Sana sonsuz hamd edebileyim...
(Selim Gündüzalp)
Kur'ânTalebesi
06-26-2010, 22:55
Bir kâğıt ve titrek bir kalem… Neden titriyorsun ki kalemim? Bugüne kadar kâğıdın
önünde eğilmeyen başın nerede? Kendinden emin, o her şeyi bilen ve tartan
terazine ne oldu? Seni bu kadar mahzunlaştıran, terazinin kaldıramadığı
güllerin ağırlığı mı? Öznesiz kurduğun, sevgiden ve muhabbetten
uzak, bencil cümlelerin nerede şimdi?...
(Yasemin Açıkgöz)
Kur'ânTalebesi
06-27-2010, 00:36
Mızıkçılık ediyorsam eğer, malup olmam tasarlanan bir oyunu oynamak istemediğim için bu.
Hayır, sadece inceldiği yerden kopsun diyorum o kadar, var mı itirazın. İyi bir ata binip
iyi insanların yanına gitmeyi kafaya koymuşsan eğer, inan ki buna değer. Yine
çelemedin değil mi aklımı? Kuyruğunu kıstırıp defol git!
(Selim Sevkioğlu)
Kur'ânTalebesi
06-27-2010, 15:42
Yanında bir insan yokken de yalnız değildir insan. O’nun Semi’, Basîr, Latîf, Habîr, Alîm
bir Rabbi vardır. O’nun Rabbi, Semi’, yani işitendir. Basîr, yani görendir. Latîf’tir,
her yere nüfuz eder; Habîr’dir, herşeyden haberdardır; Alîm’dir, herşeyi bilir.
[...] İnsan, [...] bu gerçek aklında kaldığı müddetçe insanların yanında
işlemeye utandığı günahtan yalnız iken de sakınır...
(Metin Karabaşoğlu)
Yanında bir insan yokken de yalnız değildir insan. O’nun Semi’, Basîr, Latîf, Habîr, Alîm
bir Rabbi vardır. O’nun Rabbi, Semi’, yani işitendir. Basîr, yani görendir. Latîf’tir,
her yere nüfuz eder; Habîr’dir, herşeyden haberdardır; Alîm’dir, herşeyi bilir.
[...] İnsan, [...] bu gerçek aklında kaldığı müddetçe insanların yanında
işlemeye utandığı günahtan yalnız iken de sakınır...
(Metin Karabaşoğlu)
:gül::gül::gül:
ALLAH razı olsun.
Kur'ânTalebesi
06-27-2010, 15:45
Düştüğün yer burası ve yükselişin yine buradan olacak. Bunun için önce gözündeki
perdeleri aralayıp ‘hayret’e uyanmak gerek. Hayret’e uyanmak için önce
varlığa varoluşa eşyaya olaylara hayata insanlara ağaca kuşa
suya toz tanesine alışıldık bayat gözlerle bilimin kafanı
ve gönlünü buzdolabına koyan dondurucu
tanımlarıyla bakmamak gerek...
(Yusuf Özkan Özburun)
Kur'ânTalebesi
06-27-2010, 15:51
Kim bilir; seni kim, nerede, ne acelelikle bekliyor? Serapa dizilmiş, gayri ihtiyari yaşayan ve yaşamdan
zevk almayan, niçin yaşadığını bılmeyen, ne çok insan vardır, kim bilir? Kollarını açmış
nereden, ne gelecek diye ümitle bekleyen ve seni gorünce seninle beraber
kainata ve kainatın yaratıcısına sarılmayı bekleyen ve de
beklediğini bilmeyen, ne çok insan vardır...
(Ayşe Yılmaz)
Kur'ânTalebesi
06-28-2010, 01:22
Nasıl o akıp gidiveren su buz olup genleştiğinde en katı metalleri dahi çatlatabiliyorsa;
nasıl incecik kökler en sert kayaları bile yarıp içinden âb-ı hayat buluyorsa,
merhamet nice imana açılmaz denilen kalbi açıp, nice teslim
olmaz denilen kalbi teslim alabilir...
(Metin Karabaşoğlu)
Kur'ânTalebesi
06-28-2010, 11:31
Yüzme bilmeyen bir insan boğulmakta olan birini kurtarmaya çalışırsa ikisi de birbirine
sarılarak boğulur. Bu sebepten, insan evvela kendini kurtarmalı. Bu kurtarmada
maneviyat ve maddiyat vardır. Bir şahıs, manevi şüphelerden kendini
kurtarabilmek için okuyacak, araştıracak, şüpheden şüphesizliğe
geçecek. Sonra öyle bir hayat yaşayacak ki onu tanıyanlar
onun hayatına gıpta edecek...
(Hekimoğlu İsmail)
Kur'ânTalebesi
06-28-2010, 11:33
Düşündükce berraklaşıyor zihnim. Geliyor cevaplarım. Hayatı bana veren, bu dünyada
beni nazlı bir misafir gibi ağırlayan, sonra bu dünya uykusundan ölümümle
uyandıracak olan beni… Yokluktan alıp beni varlığa taşıyan…
[...] Yokluktan çıkardığı gibi yoklukta bırakmayacak beni.
Hatırda tutacak, herkesin unuttuğu yerde hatırlayacak
beni. Inna lillahi ve inna ileyhi raciun…
(Senai Demirci)
Kur'ânTalebesi
06-28-2010, 12:57
İçimdeki ses, beynimdeki düşünceler beni sürekli eleştiriyor, rahatsız edici
bir tablo sergiliyor kendimle ilgili. Bu vicdan mı, iyilik meleği mi yoksa
beni hasta kılan vehim ve vesveselerin gittikçe güçlenmesi mi?
İçinden çıkamıyorum. Getirilen eleştiriler haklı üstelik...
(Mustafa Everdi)
Kur'ânTalebesi
06-29-2010, 12:53
İnsanın bir varoluş kavgası vardı hayatı boyunca. Bu varoluş kavgası, yaratılış nedenine
ne kadar uygun olursa o kadar erken bulabilirdi kaybettiği mutluluğu. Yitik
hisleri, kayıp saadeti, saklı düşleri ve de mercan adasının gizli
altın duygularını ancak o zaman bulabilirdi. Aldatıcı
ve yalancı olan dünyanın kendisiydi...
(Necmettin Resuloğlu)
Kur'ânTalebesi
06-29-2010, 20:50
Belli kalıplar içinde hayata dar gelmeye başladım. Sessizce umutlarım da terk etti beni…
Nice sevgi duvarları yıkılırken içimde, kimse, savaşımın büyüklüğünü fark edemedi.
Bu ıztıraplar, sona her yaklaştığımda, tekrar başa dönmenin acısını yaşarken,
ben de tek çâre olan Rabbime yöneldim...
(Fatma Aladağ)
Belli kalıplar içinde hayata dar gelmeye başladım. Sessizce umutlarım da terk etti beni…
Nice sevgi duvarları yıkılırken içimde, kimse, savaşımın büyüklüğünü fark edemedi.
Bu ıztıraplar, sona her yaklaştığımda, tekrar başa dönmenin acısını yaşarken,
ben de tek çâre olan Rabbime yöneldim...
(Fatma Aladağ)
Çok muhteşem söylemiş..:gül::gül:
Kur'ânTalebesi
06-30-2010, 18:28
İstikamet menziline rıza-i ilahiye ermek için girilir. Bundan başka bir maksat için bu yola girenlerin
kazanacağı bir şey yoktur. Ve çoğunlukla maksadının aksiyle muamele görür. Eda
edilen namazın aerobik, tutulan orucun perhiz suretini almaması ancak
niyetlerin Hakka tevcih edilmesi ile mümkündür...
(Veysel Türk)
Kur'ânTalebesi
07-01-2010, 17:37
Kişi “ben” dedikçe “benim” dedikçe belki farkında olmadan giderek Nemrut’laşıyor. “Ben”lik
ağır basıyor da çoklarını kendisinin sanıyor. Eline verilen her imkanın, her makamın
ve her nimetin daima kendisi ile kalacağına inanıyor. Malı, mülkü, şanı, şöhreti
ne denli çok olursa o denli hükümranlığa soyunuyor. Ve bir zamanlar
Firavunların yaptığı gibi kendini tanrı ilan ediyor...
(Eylül Başak)
Her biri altın değerinde paylaşımlar gönlünüze sağlık.
Kur'ânTalebesi
07-02-2010, 23:25
Dirilt bizi ey Kur’an! Birliğimiz, birlikteliğimiz dağıldı. Her birimiz parçalanmış tesbih taneleri gibi
her bir yöne dağıldık. Toparlanmaya, tekrar kardeş olmaya, yar, yaran olmaya ihtiyacımız
var. Senin "müminler ancak kardeştir" ayetini yaşamaya şuan çok fazla muhtacız.
Biz, bir binanın tuğlaları gibi olmalıydık. Oysa kalplerimiz sınırlarla,
cemaatlerle, camialarla, mezheplerle bölündü...
(Mükerrem Bulut)
Kur'ânTalebesi
07-03-2010, 14:14
Eyvah! Dertsiz olan âlim, [...] iman olmayan genç nesil. [...] Allah’ı tanımayan dertsiz ve hissî yetkiler,
ilâhî yaratılış sahibi olan genç nesilleri zincirlere vurmak, uçmaması için toprağa bağlamak
istiyorlar. [...] Özgürlüğü kafese koymak (zindan), kalpleri tabiat ötesine olan
aşktan uzaklaştırmak, kısacası içini şehvet, menfaat, haset,
zilletle [doldurmak istiyorlar]...
(Cafer Yalnızyaşar)
Kur'ânTalebesi
07-03-2010, 19:31
- Kurtulabilecek mi? dedi biri.
- Cevabı bilirse evet.
- Soru nedir?
- Soru cevabın içinde, cevap soruda saklı. Bütün saklılar bir sır içinde… Sır ise kendi içinde… Kendisi..
- Anlayabilir mi? İnsanın yaratılışındaki sır… Bu çok zor bir soru.
- Anlayabilmesi için gereken her şey verildi. Ona düşen, sadece ihlas…
(Fatma Ayhan)
Kur'ânTalebesi
07-04-2010, 11:11
Bir ezgidir ruhumun inleyişleri makamını bilmediğim. Girdaplarda düşüncelerim, bir şey eksik kalır
çözemediğim. Yağmur sonrası sokak kenarlarında akan sulara kapılıp gider bakışlarım ve
gece olur, ay yüzünü gösterir, ruhumun denizi “gel”lerle yükselir… Yine sen
kalırsın bahçemde açan tek gonca gül, sen kalacaksın bir ömür...
(H. Hüseyin Kemal)
Kur'ânTalebesi
07-05-2010, 14:29
Gerçek sevginin yüceltici gücü olduğu gibi çarpık sevginin de aynı oranda alçaltıcı özelliği vardır.
Birincisinde insan kendisini bulurken, ikincisinde kendisini yitirir. Sevdiğini ilah edinir,
onu tefekkür eder, onu zikreder, onu tesbih eder, onu görür, onu yaşar. O
artık sevgili olmaktan çıkıp bir çeşit ‘ilah’ olmuştur. Ve zaten
bu sayılanlar da bir tür tapınış yöntemleri değil midir?
(Mustafa İslamoğlu)
Gerçek sevginin yüceltici gücü olduğu gibi çarpık sevginin de aynı oranda alçaltıcı özelliği vardır.
Birincisinde insan kendisini bulurken, ikincisinde kendisini yitirir. Sevdiğini ilah edinir,
onu tefekkür eder, onu zikreder, onu tesbih eder, onu görür, onu yaşar. O
artık sevgili olmaktan çıkıp bir çeşit ‘ilah’ olmuştur. Ve zaten
bu sayılanlar da bir tür tapınış yöntemleri değil midir?
(Mustafa İslamoğlu)
Yürek devleti kitabında ki "ve meyve " adlı bölümdeki sevgi ile ilgili yazılar çok hoştu...
Hayranlıkla okudum hatta bazen okuduğum paragrafı üç kere okudum çok güzeldi herkese yürek devleti ve yürek fethi kitaplarını öneririm...
ALLAH razı olsun ablam...
Kur'ânTalebesi
07-06-2010, 00:53
Evine kapanıp toplumdan koparak dâvâ bilincine ve dâvetçi kimliğine sahip olmak
mümkün olmadığı gibi; faâliyet, hizmet, dâvâ diyerek, hanımların bütünüyle
evlerinden kopmaları da onları kimliksizleştirecek, ya da erkek kimliğine
büründürecek, fıtratlarına yabancılaştıracaktır...
(Ahmed Kalkan)
Kur'ânTalebesi
07-06-2010, 00:57
Çilek dallarını bozguna uğratan dolular gibi sancı kıvranışlarındayım, ezilen ve dökülen
kaybettiğim olgunluklarımı saklıyorum senden. Eriyorum, buz gibi
maveranın tutkusuna ve derviş gibi Hakk’a eriyorum.
İddialı kelimeler barındıracak kadar
yürekli olamadım...
(Tahir Çiğdem)
Kur'ânTalebesi
07-07-2010, 00:51
Paradoksal susuyorum. Sessizliğimi ses yaparak, en sağlam seslere dayanarak susuyorum.
Sesimi dağlara duyurmak için hiç bir çaba sarf etmeksizin susuyorum.
Sıradağlar karşısında dizeler boyu susuyorum. Susarak yaşam
ve anlama dair yeni sebepler üretiyorum. Ben susayım ki
konuşması gerekenler konuşsun...
(Necmettin Evci)
Kur'ânTalebesi
07-07-2010, 23:17
Şu kısacık dünya hayatımızda, şu daracık yeryüzünde, insan yüzü en sık muhatap olduğumuz,
en çok yüzyüze geldiğimiz yüzeydir. Ancak, [...] sık sık baktığımız herhangi
bir yüzey bir süre sonra bıkkınlık getirirken; insan yüzüne baktıkça,
bıkkınlık değil, mutluluk duyarız. Şükür ki, en çok sevdiğimiz
yüzler en sık baktığımız yüzlerdir. En çok da, âşinası
olduğumuz yüzleri özleriz...
(Senai Demirci)
Kur'ânTalebesi
07-09-2010, 12:26
Her şey zamana bırakılır mı? Yoksa dedikleri gibi zaman her şeyin ilacı mı?
O zaman neyi tedavi ediyoruz zamanla? Meleksi yanlarımızı
mı, yoksa şeytansı yanlarımızı mı? Zamanın hangi
kıyısında imanımız bekliyor bizi?
(Ali Öner)
Kur'ânTalebesi
07-09-2010, 20:21
Ey kâinatın her köşesinde Kendisine ibadet edilen ve bütün varlığın husûsî lisanlarla Kendisini
zikredip durduğu Ulu Zat! Meşguliyet sahamızı yalnızca Sana hasrettiğimiz
ibadetlerimizle doldur ve daima varlığını duyurarak gönüllerimizi
Sana şükür hissiyle coştur; coştur ki sadece ve sadece
Sana ibadet etmiş olalım ve yalnız Senin
huzurunda kullukta bulunalım...
(M. Fethullah Gülen)
Kur'ânTalebesi
07-10-2010, 10:36
Küle döndüysen, yeniden güle dönmeyi bekle… Ve geçmişte kaç kere küle dönüştüğünü değil,
kaç kere yeniden küllerin arasından doğrulup yeni bir gül olduğunu hatırla…
(Yusuf Özkan Özburun)
Kur'ânTalebesi
07-13-2010, 17:42
Bir kabahate mazeret aramak, daha büyük bir kabahattir. Hata bir hatadır;
o haliyle kalsa ve telafi yolları aransa basit bir hata sayılır. Fakat
o hataya bahaneler ileri sürmek ve başkaları nezdinde
onu mazur göstermeye çalışmak mürekkep
ve katlanmış bir hatadır...
(M. Fethullah Gülen)
Kur'ânTalebesi
07-14-2010, 18:52
Ha bitti bitecek bir hayatın var. Git, bir çiçeği kokla! Pencerene gelen kumrulara buğdayın, merhametin yok mu?
“İnsan” olduğunu nerelerde hatırlıyorsun en çok? [...] Aynaya bak! Gözlerin yuvalarından çıkmış!
Çok da malın mülkün var. Dağıt da bunları; hafifle! Ellerini ve kalbini elden/gözden geçir!
Hayatı kokla! Sık sık çal kalbinin kapısını... orda mı?
(Ali Hakkoymaz)
Kur'ânTalebesi
07-15-2010, 11:21
Eğer helâl olarak yapamadığımız bir iş varsa,
hicretimiz o işi değiştirmektir…
(Ahmed Kalkan)
Kur'ânTalebesi
07-15-2010, 22:25
Modern telakki neyi ne kadar tüketeceğimiz, nasıl yapacağımız hususunda bizim ölçülerimizi
esas almıyor. Hızla dönen bir çarkın hegemonyası, durup akletmemize, ölçüleri
hatırlamamıza, “Bunun için mi bu dünyadayız?” muhasebesine mani
oluyor. Beşeri nefsinden yakalayan Batı uygarlığı gözleri
kamaştırıyor, zihinleri karıştırıyor...
(Ali Yurtgezen)
Kur'ânTalebesi
07-20-2010, 14:45
Nefesini düşün! İliklerine kadar içine doldurduktan sonra onu dışarı atmak mecburiyetinde olduğunu. [...]
Uykunu düşün! En derin yerinde nefesini tekrar tekrar alıp vermek zorunda olduğunu
ve sana iade edilmezse ondan mahrum kalarak bütün servetini sonsuza
kadar terk etmekten başka çaren olmadığını düşün. Bir nefeslik
canının sana her nefeste lütfedilmesinden başka
umarın olmadığını düşün...
(İrfan Gürkan Çelebi)
Küle döndüysen, yeniden güle dönmeyi bekle… Ve geçmişte kaç kere küle dönüştüğünü değil,
kaç kere yeniden küllerin arasından doğrulup yeni bir gül olduğunu hatırla…
(Yusuf Özkan Özburun)
nedense bu gözüme feci çarptı(:
ve aldım bunu....
hakkınızı helal edin, kelebek hanım....
Kur'ânTalebesi
07-20-2010, 18:53
nedense bu gözüme feci çarptı(:
ve aldım bunu....
hakkınızı helal edin, kelebek hanım....
Estafurullah, sonuçta ben de Yusuf bey'in yazisindan alinti yaptim :)
Kur'ânTalebesi
07-22-2010, 14:16
Aşk ebedi olana yöneltilir. Kesintisizdir, bitimsiz ve duraksızdır. İnsana soluk aldırmaz, iflahını keser.
Ciğerlerinizi istila eden deniz suyu gibi kaplar sizi, tuzu içinizi yakar. Ancak teslim olup
onda boğulmayı kabullenmekle huzur bulur insan. Aşk ciğerlerinizi
doldurdu mu artık siz ebediyeti görürsünüz, gözünüzdeki
perde kalkar. Bir tohumda ağacı görmek misali...
(Mona İslam)
Aşk ebedi olana yöneltilir. Kesintisizdir, bitimsiz ve duraksızdır. İnsana soluk aldırmaz, iflahını keser.
Ciğerlerinizi istila eden deniz suyu gibi kaplar sizi, tuzu içinizi yakar. Ancak teslim olup
onda boğulmayı kabullenmekle huzur bulur insan. Aşk ciğerlerinizi
doldurdu mu artık siz ebediyeti görürsünüz, gözünüzdeki
perde kalkar. Bir tohumda ağacı görmek misali...
(Mona İslam)
İşde içi şifrelerle dolu, harita değerindeki sözler. :saygılar: Abla harikaydı gerçekden harika Rabbim aşkını coştursun.
Kur'ânTalebesi
07-22-2010, 18:26
Abla harikaydı gerçekden harika Rabbim aşkını coştursun.
Âmin, Allah razi olsun güzel kardesim :)
Kur'ânTalebesi
07-22-2010, 18:33
Ebedi hayat için geçici dünya zevklerini terk etmek pek tabi akıllı insanın işidir. Aklın zekatını bu yönde
verenler ne güzel şükür sahibidirler. Sadece Allah’ı tanımak bizi kurtarmayabilir; ama Allah’ı
tanıtmak çok günahı bizden götürebilir. Allah’ı layıkıyla tanımak ve tanıtmak adına,
kolla kardeşlerini her daim gönülden sarıl onlara, avuç avuç duayla…
(Ayşe Yılmaz)
Kur'ânTalebesi
07-23-2010, 19:22
Bakmanın ötesine geçip görmeyi başarabilmektedir maharet. Kundaktaki bebekten cennetin
kokusunu alıp, okyanusun sesindeki sınırsızlığı duyabilme bahtiyarlığına erişmek…
Bunu başarabildiğin an, kuşların nasihatinden insanın havlayışına kadar
her şeyi olduğu gibi görüp işitebilirsin.. [...] Görünüşün ne olursa
olsun.. içinde taşıdığın ne ise sen ancak osun...
(Selim Sevkioğlu)
Kur'ânTalebesi
07-24-2010, 12:51
Bir demet duaydı isteğim bir demet aşkla beraber
Dua eden serçelere nispet olsun diye
Birde sahil kenarında yol bekleyen kumrulara
Gönderemez miydin bir demet dua ey dost...
(Bilgin Erdoğan)
Kur'ânTalebesi
07-24-2010, 12:58
Sevgiye bir tutam şefkat, bir tutam da nezaket karıştırdığınızda o, melekleri kıskandıran bir kıvama ulaşır.
Sevgi, tek başına bir ölçüdür. Hak ona bakar, halk onu arar. Sevgi, Yusuf’un (aleyhisselâm)
kuyusunda sabır, Nemrut’un ateşinde gül olur; hicret yolunda emniyet
olup dillerde, “lâ tahzen innallahe meana”ya (üzülme
Allah bizimle beraberdir) dönüşür...
(Orhan Tek)
Kur'ânTalebesi
07-25-2010, 18:55
Ben, Seni aramak ve bulmak için düştüm yollara… “Aramakla bulunmaz…” diyen söze aldanmadım.
Bakmadım sözün bu yanına… Susuzluğumu hissediyorsam bana değildi bu söz.
Zîra devamında “Bulanlar; ancak arayanlardır…” ümidini fısıldayan
bir ses vardı. Ve ben o sese uyup düştüm yollara…
(Mustafa Özçelik)
Kur'ânTalebesi
07-26-2010, 01:29
Baktığın yerde hevesin, işittiğin seste kursağın emanettir.
Bilmediğin köy “senin değildir” aslında. Yine de
seni seviyorum ey dünya…
(Nur Zelal)
Kur'ânTalebesi
07-26-2010, 01:31
Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır/ Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır/
Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır/ Yoktan da vardan da ötede
bir Var vardır/ [...] Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır/
Göğsünde sürgünümü geri çağıran bir damar vardır/ Senden
umut kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır...
(Sezai Karakoç)
Kur'ânTalebesi
07-26-2010, 01:32
Bazen hayat ağırlaşıyor. Bir kelebeğe, kanatlarının ve süslerinin ağır gelmesi kadar hatta!
(Tarık Tufan)
Kur'ânTalebesi
07-27-2010, 15:09
Peygamberimiz (s.a.s.)’in “Allah’ım! Korkaklıktan Sana sığınırım.” [S. Müslim Terc. 7/188] buyurması,
korkaklığın kötü huylardan olduğunu göstermektedir. [...] Terbiyenin korkak yetişmedeki
tesiri büyüktür. Bunun için ana baba ve öğretmenlerin [...] çocukları cesur
yetiştirmek için onların kafalarını öcü ve gulyabâni masalları ile değil;
mertlik ve kahramanlık hikâyeleri ile doldurmak icap eder...
(Ahmed Kalkan)
Kur'ânTalebesi
07-29-2010, 15:16
Kimini kelebek kılıyorsun Rabbim, renk ve letâfet… Kimini koza; kazanlara kaynar sulara atılıp
ipek oluyorlar. Kimi tırtıl olarak ölüyor. Dut ağacının yapraklarını yemekmiş vazifesi…
Kelebek olmayı hayal ederken ipek olmuş bizimki. Hâlâ kelebek olamamanın
hayfında… Oysa teslim olup iyi bir ipek olsa, belki de bayrak yaparlar...
(Ayşenur Vural)
Şeytan yol kesen eşkiyaya benzer.
http://photos-f.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc3/hs036.snc3/12398_333300567637_89361212637_3734048_5230317_n.j pg
Bu dünyada herkes ne ekerse onu biçer.
İyilik yaparsan iyilik bulursun,
kötülüğünün neticesi ise yine kötülüktür.
Buğday ekilen yerde arpa biter mi hiç?
O halde şuna buna bahane bulma,
iyi kötü her ne biçiyorsan bil ki kendi ektiğinden başkası değildir.
Gönül kazanmak istiyorsan sevgi tohumu ek,
cenneti kazanmak istiyorsan yollara diken serpmekten vazgeç..
Hz Mevlana
Seni harekete geçirmeyen İmân,
sırattan da geçirmez!
Suya anlat derler derdini
gördüğün kötü rüyayı suya anlat
anlat kihttp://www.tevbe.org/forum/images/smilies/virgul.gif akıp gitsin suyla
su dinlesin
aksın
gitsin
bitsin
Kur'ânTalebesi
07-31-2010, 21:58
‘Neyse’ deyip toparlanmalıydım artık. Dökülen cümlelerimi, kırılan gençliğimi,
darmadağın olan hayatımı onarmalıydım ve yeniden kalkabilmeliydim
düştüğüm yerden. Bu kadar hassas olmanın vakti değildi artık.
Küçük yaralarımla uğraşarak kaybedecek vaktim yoktu.
Zira hayatın tutunacak dalları vardı...
(Zeynep Özcan Şeker)
Kur'ânTalebesi
08-01-2010, 20:44
İnsan bu cihana sahip olmak için değil, şahit olmak için gelmiştir.
Serveti imana şahit kılmak lazımdır. Bu ise, servete mülkiyet
değil, emanet gözüyle bakmakla olur...
(Mustafa İslamoğlu)
Kur'ânTalebesi
08-02-2010, 23:43
İmansız, mesuliyetsiz ve hedefsiz ilim ve akıl… Nedir yapılmak istenen?… [...] İnsanı düşünen
hayvan yapmak, onu değiştirmek, şehri vebalı kılmak, hayatı bir kusuntu hâline
getirmek ve sonuçta varlığı hayalî lafızlar hâline getirmek istiyorlar.
Kanaati de, teslimiyeti de ters yüz ettiler ki nesillerimiz
geldikleri acı sonu görmesinler…
(Cafer Yalnızyaşar)
Bir Visal'e uzanıştı hayat dediğimiz....
Baki alemehttp://www.tevbe.org/forum/images/smilies/virgul.gifondan da öte Ayn-ı Visale yolculuğumuzdu
ömür bildiğimiz...
Ben sana denize açılma demiyorum.
Açılacak olursan tufana bile katlan diyorum!!!
Sadi Şirazi
Kur'ânTalebesi
08-06-2010, 23:31
Modern hayat, insana ruh açlığını farkettirmemek için ha bire oyuncak üretiyor. Aile bağlarını, toplum bağlarını, sosyal erdemleri zayıflatıp yok ederek bireyi önce yalnızlığa itiyor. Ardından yalnızlığını hatırlayıp onu yenmeye çalışanların rotasını saptırıyor, ona -yaşına göre- oynayacağı oyuncaklar imal ediyor. [...] Ruhun varlığından haberi olmayanlar, ruhun açlığını nereden bilsinler?
(Mustafa İslamoğlu)
Kur'ânTalebesi
10-03-2010, 13:27
- [...] Sahi sizin [din dersi] ögretmeniniz namaz kiliyor muydu?
- Kilmiyordu, fakat çok temiz kalpliydi. Allah'i da çok severdi.
- Temiz kalpli olsa, Allah'a (c.c.) rest çeker miydi?
(Emine Şenlikoglu)
Kur'ânTalebesi
10-06-2010, 13:13
Düşünmemiz gerekir ki, başımıza bir şey gelmesini istemiyorsak, hiç var olmak istemiyoruz demektir.
Musibetler, bozulma niteliği taşıyan şeylerin bozulmasından ileri gelir. Musibetlerin olmamasını
istersek, tabiattaki oluş ve bozuluş kanununun ortadan kalkmasını istemiş oluruz.
Bu ise imkânsızı istemiş olmak demektir. İmkânsızı isteyen,
muradından mahrum kalır. Bu da bedbahtlıktır...
(Ebu Yusuf b. İshak el-Kindi)
Kur'ânTalebesi
10-07-2010, 13:15
Her ağıt kendi sesleminde taşır sürûrunu. Ve ben sükûnete muteber kıldım sana mecz eylediğim
ne kadar harfim saklıysa gecenin rahlesinde. Bu ağıt, ellerimde büyüttüğüm yıldızlarla
ismine şerhettiğim bir parantez ol diyedir sevda şerhime. Bir sözdür
bu sana, ilelebet göğsümde muskalanan. Söz ki Nûn’a değer
Elif olmaya meylederken kalbim...
(Muhsin Kalender)
Kur'ânTalebesi
10-08-2010, 16:40
Sen duyduklarına inanıyorsun. Söylenmeyene inan! Çünkü insanın sessizliği,
sözcüklerinden daha yakındır gerçeğe...
(Halil Cibran)
Kur'ânTalebesi
10-08-2010, 20:32
“Dil ile ikrar kalb ile tasdik” denen imana ev sahipliği yapan kalb nerede acaba? Yürek dediğimiz
kalp mi yoksa beyin mi? Kur’an buna sudûr da demektedir. Ruh beyinden müstakil
bir alan mı? Beyin düşüncenin merkezi ise, ruhun yeri neresidir? Ruh’la
ilgili fazla soru sormamanın istenmesi bu sorulara bir cevap
bulamayacağımızın hikmeti mi yoksa?
(Mustafa Everdi)
Kur'ânTalebesi
10-09-2010, 14:13
Ne gülü tanıdık, ne aşkı anladık. [...] “Gülü seven dikenine katlanır.” deseler de, biz sadece
dikenlerin kanattığı yerlere aldandık. Dikenler doldurdu dünyamızı, dikenler
yok etti güle olan sevdamızı. Korktuk artık gülün yanına varmaya,
korktuk gülden terazi tutmaya, korktuk gülü koklamaya…
Gül bizden ırağa gitti, biz gülden ırağa…
(İsmail Bingöl)
Kur'ânTalebesi
10-10-2010, 19:30
Sen duyduklarına inanıyorsun. Söylenmeyene inan! Çünkü insanın sessizliği,
sözcüklerinden daha yakındır gerçeğe...
(Halil Cibran)
Kur'ânTalebesi
10-11-2010, 22:52
Her nasip için ayrı ayrı Rahmet şekillenir...
(Cahit Zarifoğlu)
Kur'ânTalebesi
10-12-2010, 10:56
Damlanın denize düştüğünde deniz olduğu gibi, hakikate yaklaşabilmek de, ruhun sesi vicdanla
cevherin sesi ilhama kulak vermekle mümkündür... Kâinatla bütünleşebilmekle,
insanın yaratıcı olmadığı ve insani olan hiçbir şeyin de yaratık
olmadığı şeklindeki bütünsel düşünceyle
iç içe yaşamak, insanı kâinatın
eşrefi mahlûkatı yapar...
(Yunus Emre Tozal)
Kur'ânTalebesi
10-12-2010, 14:11
Sakın ipek kurduna, kozasının içinde mahpus olduğu için acıyıp hanesini viran etme…
Bil ki o, bu tenhalıkta hoş ve sarhoştur. Ey benim Allah’ım, emret ki,
Sana sığınmış olan gönlü de, kimse hücresinden
çıkarmaya kalkışmasın…
(Samiha Ayverdi)
Kur'ânTalebesi
10-15-2010, 21:09
Bir ince iştir Yaşamak dediğin! "Sana" yürümek düşer... Çünkü; yol olur yeryüzü yürümeyi bilene...
Yeter ki; vakar olsun duruşun, özlemli olsun yürüyüşün! "Yürümek" kavlin olsun,
ahdin olsun, vefan olsun... Vur kendini yollara.. İmdada sesin olsun,
dara uzansın ellerin, zora dayansın bileğin.. Olurda
sürçerse ayağın; dayandığın, güvendiğin
her daim Rabbin olsun!
(Hekimoğlu İsmail)
Kur'ânTalebesi
10-17-2010, 13:50
Şehrin öte yanından bir adamın koşarak kavmini uyarmak üzere gelmesi, bir şahitliğin arkasında durması
bana çok cesurca geliyor. Benim kahramanlarım o adamlar. Kasas suresindeki
Yasin suresindeki adamlar. Aynı ölçüde mümin, aynı ölçüde sadık,
aynı ölçüde yiğit, aynı ölçüde müşfik adamlar...
(Tarık Tufan)
Kur'ânTalebesi
10-17-2010, 23:12
Yola çıktıklarını yolda bulduklarına değişirsen;
Hem yolunu kaybedirsin hem dostunu...
(Necip Fazıl Kısakürek)
Kur'ânTalebesi
10-18-2010, 17:29
Çıkamazsın, gönlüm haremdir sana. Bakamazsın, eller mahremdir sana.
Umut pınarından su serp sineme.
Kerem’sin.
Bu yanan Aslı’dır sana...
(Cemal Sâfî)
Kur'ânTalebesi
02-04-2011, 00:00
Si quelqu'un aime une fleur qui n'existe qu'à un exemplaire dans les millions et les millions d'étoiles, ça suffit pour qu'il soit heureux quand il les regarde. Alors il se dit: "Ma fleur est là quelque part." Mais si le mouton mange la fleur, c'est pour lui comme si brusquement, toutes les étoiles s'éteignaient! Et ce n'est pas important ça?
| Antoine de Saint-Exupéry, Le Petit Prince
Yani... :)
Eger bir insan milyon ve milyonlarca yildizlar arasinda benzeri olmayan bir çiçegi severse, onlara baktiginda mutlu olmak için bu yeterli olacaktir. Kendi kendine: “Çicegim oralarda bir yerde” diyebilecektir. Ama bir koyun o çiçegi yerse, sanki aniden bütün yildizlar sönmüstür onun için! Ve, önemli olan da, bu degil midir?
| Antoine de Saint-Exupery, Küçük Prens
Ey eski çağların, cihangir Asya ordularının kahraman askerlerinin torunları olan muhterem din kardeşlerim!
Beş yüz senedir yattığınız yeter! Artık Kur’an’ın sabahında uyanınız! | Bediüzzaman Said Nursi
Kur'ânTalebesi
03-01-2011, 16:30
Çilesiz bilgi kalıcı değildir. Acı çekmeden öğrenilen her cümlenin kanadı vardır, ilk fırsatta uçar. Bildiklerimizin kanatlı olmasını istemiyorsak öğrenirken kendimizi yolmalıyız. Bu iş CD izlettirmek, internetten kopyalamak, slayt göstermekle olmaz. Bunu anladığımız gün, emin olun ki çocuklarımız diplomalı cahiller olmaktan kurtulacaklardır.
| Bülent Akyürek
Kur'ânTalebesi
03-21-2011, 13:17
Keşke Dünya Libya'daki kimin yediği belli olmayan dayağı atmak için değil de Japonya'da patlamak üzere olan nükleer reaktörü etkisiz hale getirmek için birleşebilseydi. Gittikçe ümidimi kaybediyorum artık...
| Ümit Sönmez
Kur'ânTalebesi
03-31-2011, 00:43
Nokta, bana ölümü hatırlatır evvela. Bir sonun habercisidir nokta. Her cümlenin noktası vardır. Buna söyle desem nasil olur? “Her cümle nokta’yı tadacaktır.” Nokta, cümlenin ölümü, ölüm ise hayatın noktası bir başka anlatımla. Nokta ile cümle biter, ölüm ile cümle hayat. Her hayatın bir noktası ve her cümlenin de bir ölümü var şüphesiz. Nokta bana “Fanisin ey insan!” mesajı verir... Nokta, beni tabutumun tahtalarını düşünmeye sevkeder...
Nokta bana “Mut’u kable ente mut” (Ölmeden önce ölünüz) sırrını hatırlatır. Ölmeden önce ölmenin ince sırrını. Nokta, beni önce mezarıma götürür sonra hayatın içine çeker. Öz benliğini, kundeye yatırmış bir pehlivan misali. Hayatın içinde özne olmaya çağırır nokta beni. Nokta, önce yok eder sonra var eder...
| Bilgin Erdoğan
Kur'ânTalebesi
04-04-2011, 22:30
İyi ki varsın ey ölüm. Senin olmadığın bir dünyada yaşamak istemezdim. Zaten böyle bir dünya yaşanacak bir dünya da olmazdı. Düşünsene ey ölüm, farz-ı muhal sen ölmüşsün, insan ölümsüzleşmiş. Ne olurdu şu yalan dünyanın hâli? Kim tutardı insanoğlunu? Ne frenlerdi insanoğlunun ihtirasını? Azgınları, sapkınları, zalimleri, kâfirleri, hainleri, gafilleri kim zapt ederdi?
| Mustafa İslamoğlu
Özgür Çağrı
04-04-2011, 22:36
mekkenin zorba efendilerine ve sistemlerine baş kaldıran peygamber için; muhammed hayal görüyor şair mi deli mi belli değil demişlerdi. bir avuç insanla yola koyulan peygamber seneler sonra mekke'yi onbinlerce devrim meşalesi yakan yiğitle kuşattı. mekke'yi ve çevresindeki din sömürüsünü yerle bir etti. bu yüzden umudunu yitirmek peygamberin sünnetine karşı gelmektir. umut etmek ve inanmak peygamberin en büyük sünnetidir. rab nurunu tamamlayacak, zalim sistemler bir bir yokolacak. inanın, umut edin ve harekete geçin.
Kur'ânTalebesi
04-16-2011, 02:04
Millî duygular, toprak, bayrak denince en barbar faşizm taktikleri üreten insanımız, din kitap denince bir hoşgörü, bir centilmenlik, bir yüksek tolerans sormayın gitsin!
| Bülent Akyürek – Öğle namazına nasıl kalkılır?
Kur'ânTalebesi
05-13-2011, 00:29
Modernizasyon temelde batının kendi teknolojisi ile ürettiği malları kullanabilecek toplumların meydana getirilmesidir.
| Ali Bulaç
Kur'ânTalebesi
05-13-2011, 18:08
Hep aynı saatte gelsen iyi olur, dedi tilki. Sözgelimi öğleden sonra saat dörtte gelecek olsan, ben saat üçte mutlu olmaya başlarım. Her geçen dakika mutluluğum artar. Saat dört dedi mi meraktan yerimde duramaz olurum. Mutluluğumun armağanını veririm sana. Ama gelişigüzel gelirsen, içimi sana hangi saatte ayarlayacağımı bilemem.
| Antoine de Saint-Exupéry
Modernizasyon temelde batının kendi teknolojisi ile ürettiği malları kullanabilecek toplumların meydana getirilmesidir.
| Ali Bulaç
Yani artıklarının ziyan olmamasını sağlayacak toplumlar ..
Harzemşahlı
06-05-2011, 20:32
Teşekkürler... Çok güzel olanları var içlerinde...
Kur'ânTalebesi
06-05-2011, 22:51
Dinsiz, ama özgür...
Alkolik, ama özgür...
Anneyi babayı terk ediyor, ama özgür...
Evlenmiyor, çıkmak ya da beraberlik adıyla zina yapıyor, ama özgür...
Kasıtlı olara çocuk sahibi olmuyor, ama özgür...
Karısının veya kocasının sevgilisi var, ama özgür...
Yaşlandığında su verecek kimsesi olmayacak, ama özgür...
Özgürlük denilen sinsi düşman tuzağı, binlerce genci perişan etti. Sadece günaha kapı açan bu ozgürlük tuzağına maalesef, bazı Müslümanın evlatları da düşebiliyor. Sinsi ama güler yüzlü şeytanlar, gençlerimizi, özgürlük hikayeleri ile dinsizleştirebiliyorlar.
| Emine Şenlikoğlu – Kılavuz
Kur'ânTalebesi
06-05-2011, 22:55
Sözleriniz değil ama güneş doğmamışken, gecenin sabaha karşıki besleyici karanlığında sizi mescide giderken görmek inandırır beni.
| Cahit Zarifoğlu
Kur'ânTalebesi
06-06-2011, 20:18
Kötülüğü yaşayarak öğrenmeye kalkmayınız. Bu, ölümü denemeye benzer. “Bir kez ölümü deneyeyim, eğer hoşuma gitmezse bir daha ölmem” diyemezsiniz. Günah denenmez. Herkes için kötü olan, sizin için de kötüdür. Kötünün ve iyinin berlirlenmesinde, Allah'a itimadınız tam olsun. Zaten, iman da bu değil mi?
│ Mustafa İslamoğlu – Tavsiyeler
Hüdaverdi
07-11-2011, 00:29
''Bakakalırsın.
Bitmiştir artık sözler.
Boğazına düğümlenir kelimeler.
Bir gök gürler önce.
Ve sonra sağanak bir yağmur başlar.
Gözyaşlarına karışır hıçkırıklar.
Arkasından gidişini izler ama gitme diyemezsin ve biter.
Kavuşursan meşk, kavuşamazsan aşk olurmuş ya, belki birisi de bir gün senin aşkını hikaye eder.''
vBulletin v3.8.4, Copyright ©2000-2025, Jelsoft Enterprises Ltd.