|
![]() |
#1 |
![]() Ziyaretçilere ait bazı dostlar tarafından ihtar ile bir düstur izah edilmek istenilmiştir. Onun için yazılmıştır.
Malûm olsun ki, bizi ziyaret eden, ya hayat-ı dünyeviye cihetinde gelir; o kapı kapalıdır. Veya hayat-ı uhreviye cihetinde gelir. O cihette iki kapı var: Ya şahsımı mübarek ve makam sahibi zannedip gelir. O kapı dahi kapalıdır. Çünkü ben kendimi beğenmiyorum; beni beğenenleri de beğenmiyorum. Cenâb-ı Hakka çok şükür, beni kendime beğendirmemiş. İkinci cihet, sırf Kur'ân-ı Hakîmin dellâlı olduğum cihetledir. Bu kapıdan girenleri ale'r-re'si ve'l-ayn kabul ediyorum. Onlar da üç tarzda olur: Ya dost olur, ya kardeş olur, ya talebe olur. Dostun hassası ve şartı budur ki: Katiyen Sözlere ve envâr-ı Kur'âniyeye dair olan hizmetimize ciddî taraftar olsun; ve haksızlığa ve bid'alara ve dalâlete kalben taraftar olmasın; kendine de istifadeye çalışsın. Kardeşin hassası ve şartı şudur ki: Hakikî olarak Sözlerin neşrine ciddî çalışmakla beraber, beş farz namazını edâ etmek, yedi kebâiri işlememektir. Talebeliğin hassası ve şartı şudur ki: Sözleri kendi malı ve telifi gibi hissedip sahip çıksın ve en mühim vazife-i hayatiyesini onun neşir ve hizmeti bilsin. İşte bu üç tabaka, benim üç şahsiyetimle alâkadardır: Dost, benim şahsî ve zâtî şahsiyetimle münasebettar olur. Kardeş, abdiyetim ve ubudiyet noktasındaki şahsiyetimle alâkadar olur. Talebe ise, Kur'ân-ı Hakîmin dellâlı cihetinde ve hocalık vazifesindeki şahsiyetimle münasebettardır. Şu görüşmenin de üç meyvesi var: Birincisi: Dellâllık itibarıyla mücevherât-ı Kur'âniyeyi benden veya Sözlerden ders almak; velev bir ders de olsa. İkincisi: İbadet itibarıyla uhrevî kazancıma hissedar olur. Üçüncüsü: Beraber dergâh-ı İlâhiyeye müteveccih olup rapt-ı kalb ederek, Kur'ân-ı Hakîmin hizmetinde el ele verip tevfik ve hidayet istemek. Eğer talebe ise, her sabah mütemadiyen ismiyle, Bazen hayaliyle dahi yanımda hazır olur, hissedar olur. Eğer kardeş ise, birkaç defa hususî ismiyle ve suretiyle dua ve kazancımda hazır olup hissedar olur. Sonra umum ihvanlar içinde dahil olup, rahmet-i İlâhiyeye teslim ediyorum ki, dua vaktinde "ihvetî ve ihvânî" dediğim vakit onlar içinde bulunur. Ben bilmezsem, rahmet-i İlâhiye onları biliyor ve görüyor. Eğer dost ise ve ferâizi kılar ve kebâiri terk ederse, umumiyet-i ihvan itibarıyla duamda dahildir. Bu üç tabaka dahi beni mânevî dua ve kazançlarında dahil etmek şarttır. MEKTUBAT Üstad zaten gazete köşesindede hatırlanmayı istemiyorum onun istediği Allah rızası istikametinde hizmet etmektir
![]() |
|
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
![]() |
#2 |
![]() redyellow ne kadar menfi bir başlıkta olsa müspete çevirip Üstadın güzel tavsiyelerini buraya ekleyelim
![]() belki faydası olur milli görüşe işte milli görüşün Üstadın tavsiyelerine zıt tutumları bu başlıkta olduğu gibi İşte bu müthiş sebebin verdiği vahîm neticeleri görmemenin yegâne çaresi, Dokuz Emirdir. 1. Müsbet hareket etmektir ki, yani, kendi mesleğinin muhabbetiyle hareket etmek. Başka mesleklerin adâveti ve başkalarının tenkîsi, onun fik-rine ve ilmine müdahale etmesin, onlarla meşgul olmasın. 2. Belki, daire-i İslâmiyet içinde, hangi meşrepte olursa olsun, medar-ı muhabbet ve uhuvvet ve ittifak olacak çok rabıta-i vahdet bulunduğunu düşünüp ittifak ederek, 3. Ve haklı her meslek sahibinin, başkasının mesleğine ilişmemek cihetinde hakkı ise, "Mesleğim haktır," yahut "daha güzeldir" diyebilir. Yoksa, başkasının mesleğinin haksızlığını veya çirkinliğini ima eden "Hak yalnız benim mesleğimdir" veyahut "Güzel benim meşrebimdir" diyemez olan insaf düsturunu rehber etmek, 4. Ve ehl-i hakla ittifak, tevfik-i İlâhînin bir sebebi ve diyanetteki izzetin bir medarı olduğunu düşünmekle, 5. Hem ehl-i dalâlet ve haksızlık, tesanüd sebebiyle, cemaat suretindeki kuvvetli bir şahs-ı mânevînin dehâsıyla hücumu zamanında, o şahs-ı mânevîye karşı, en kuvvetli ferdî olan mukavemetin mağlûp düştüğünü anlayıp, ehl-i hak tarafındaki ittifak ile bir şahs-ı mânevî çıkarıp, o müthiş şahs-ı mânevî-i dalâlete karşı hakkaniyeti muhafaza ettirmek, 6. Ve hakkı, bâtılın savletinden kurtarmak için, 7. Nefsini ve enâniyetini, 8. Ve yanlış düşündüğü izzetini, 9. Ve ehemmiyetsiz, rekabetkârâne hissiyatını terk etmekle ihlâsı kazanır, vazifesini hakkıyla ifa eder 20.LEMA |
|
![]() |
![]() |
#3 |
![]() Bu defa yazılarınızda İhlâs Risalelerini gördüğüm için, sizi o gibi risalelerin dersine havale edip, ziyade bir derse ihtiyaç görmedim. Yalnız bunu ihtar ediyorum ki, mesleğimiz, sırr-ı ihlasa dayanıp, hakaik-i imaniye olduğu için, hayat-ı dünyaya, hayat-ı içtimaiyeye mecbur olmadan karışmamak ve rekabet ve tarafgirliğe ve mübarezeye sevk eden hâlâttan tecerrüt etmeye mesleğimiz itibarıyla mecburuz. Binler teessüf ki, şimdi müthiş yılanların hücumuna maruz biçare ehl-i ilim ve ehl-i diyanet, sineklerin ısırması gibi cüz'î kusuratı bahane ederek, birbirini tenkitle, yılanların ve zındık münafıkların tahribatlarına ve kendilerini onların eliyle öldürmesine yardım ediyorlar.
Kastamonu Lâhikası | Tahlil | 191 Milli görüşün Üstadın tavsiyelerine ne kadar zıt davranışları olduğunu görüyor musun redyellow ![]() |
|
![]() |
![]() |
#4 | |
![]() Alıntı:
Kırmızı ile alıntıladığım yeri iyi okuyun, eleştirinin özünü iyi anlayın sonra insanları karaktersizlikle suçlayın. Senin verdiğin linkler internet sitesindeki haberler. Gazetenin 1.sayfasında yok. Konu redyellow tarafından (03-24-2010 Saat 14:39 ) değiştirilmiştir.. |
||
![]() |
![]() |
#5 |
![]() Fitne kokan başlık ardından fitne çıkarmayı arzulayan yorumlar. Baştan yöneticiler konu başlığını kaldırmalarını talep ediyorum hatta konunun.
Kardeşim adama sorarlar sen kimsin böyle bir konu kaleme alıyorsun , yıllardır Zaman ailesine karşı yenemediğiniz fitneniz varsa buenerjinizi imanını kaybetmiş nesle harcasınıza İslam adına Allah adına bir şey yapmış olursunuz. Günden güne bu kafa mantalitesi yüzünden milletin dışında kaldınız bir avuc kaldınız hala fitne için uğraşıyorsunuz. Zaman gazetesini takip ederim orta sayfalarında yorumlarında her zaman Said Nursi hz eserlerine yer verilir kaldıkı ölüm yıldönümünde bile vardı bunlar manşete niye almamış falan filan size ne kardeşim manşete almadı diye ona saygısızlık mı yapmış oluyor ne kafa sizin kide fitne cıkarmak için bir şey bulamayınca komikleşiyorsunuz. Dünya mal olan hizmetlerin başını cekmesi sizlerin dar anlayışına dar geliyorsa sizde akıllı davranın dünyaya mâl olun. Herkes haddini bilsin fitne için değil kardeşlik için mücadele versin. Yıllardır bir kısım zevat Zaman ailesini parcalamak için elinden gelen mücadeleyi veriyor ama Allahu Teala her seferinde bunu yapmak isteyenleri burnun üstüne düşüyor. |
|
![]() |
![]() |
#6 |
![]() Velevki dediğiniz gibi olsa bile Zaman gazetesi gazetedir , ilmihal kitabı değildir habercilik ile islamı birbirine karıştıran aymazların durumu ortada aslında , islamı sömürerek insanların islama olan bağlarını bile parcalayanlar şimdi kalkmışlar ,yayıncılık anlayışı hakkında fikir beyan ediyor .
|
|
![]() |
![]() |
#7 | |
![]() Alıntı:
habercilikle islamı birbirine karıştıran burda eleştiri yapanlar mı yoksa başkaları mı? Gazete habercilik yapar, Saidi nursinin vefat yıldönümü de haberdir. Gazete habercilik yapmıyorsa eleştirilir. |
||
![]() |
![]() |
#8 | |
![]() Alıntı:
|
||
![]() |
![]() |
#9 |
![]() kaldı ki gazete sizin dediğiniz gibi yanlış yapmış olsa bile bu sizi ilgilendirmez
cemaatleri eleştirme metodu uhuvveti bozan ehli sünnete ters ittifakı vahdeti bozan bir yaklaşımdır milli görüş bunu sürekli yapıyor her cemaatin hatası olabilir bunu gündeme getirip sürekli eleştirmek yanlış bir eylemdir Müsbet hareket etmektir ki, yani, kendi mesleğinin muhabbetiyle hareket etmek. Başka mesleklerin adâveti ve başkalarının tenkîsi, onun fik-rine ve ilmine müdahale etmesin, onlarla meşgul olmasın. Belki, daire-i İslâmiyet içinde, hangi meşrepte olursa olsun, medar-ı muhabbet ve uhuvvet ve ittifak olacak çok rabıta-i vahdet bulunduğunu düşünüp ittifak ederek, bak Bediüzzaman ne demiş bunu yapamıyorsunuz işte ![]() |
|
![]() |
![]() |
#10 |
![]() |
|
![]() |
![]() |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
|
|