|
![]() |
#1 |
![]() 5- İMAMET
Cemâat Cemaat, sünnet-i müekkededir. Mütûn´de, Hulâsa1 da, Mu-hiyt´dc ve Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir. el-Ğâyede: «Âlimlerimizin âmmesi, gerçekten cemaat, vacîb-tir, dediler.» denilmiştir. Müfîd´de ve onun tesmiyesinde : «Cemaat, sünnetle vacib olduğu için sünnettir.» denilmiştir. Bedâi´de : «Cemaat, akıllı, erginlik çağma gelmiş, cema(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)atle namaz kılmaya —zahmetsiz— gücü yeten erkekler üzerine va-cibtir.» denilmiştir. Bir kimse, cemaate yetişemediği zaman, başka bir nıescid ara(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ması gerekmez. Bu hususta ihtilaf yoktur. Ancak, cemaatle namaz kılmak için, başka bir mescide gitmek daha güzeldir. Cemaate yetişemiyen kimsenin, namazı, kendi kavminin mahallesinin mescidinde kılması en güzelidir. Kudûrî: «Cemaate yetişemiyen kimse, ehiini toplayıp, namazı onlarla beraber kılar.» demiştir. Şemsü´l-Eimme de : «Zamanımızda evlâ olan, kişinin kav(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)minin mescidine girmediği zaman ailesi fertleri ile cemâat olması eğer girer ise, namazını orada kılmasıdır.» demiştir. Cemaat, bazıözürlerle düşer : Hastaya, kötürüme, topala, eli - ayağı çaprazvari kesilmiş olan kimseye; ayağı kesilmiş olana, yürümeye gücü yetmeyen felçliye, aciz olan ihtiyara ve E´bû Hatiife CR.A.) indinde kör olana, cemaat vacib olamaz. Sahih kavle göre, cemaat; yağmur çamur, şiddetli soğuk ve fazla karanlık sebebiyle de düşer. Tebytn´de de böyledir. Karanlık gecede, esen rüzgar sebebiyle de cemaate gidü-meyebilir. Fakat, gündüz esen rüzgar özür değildir. Bir kimsenin, büyük ve küçük abdestinin veya bunlardan bi(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rinin daralması; cemaatle namaz kılmaya çıkarsa, borçlu olduğu kimsenin kendisini hapsetme tehlikesi; setere ( = yolculuğa) çık(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ması, seferde namaz kılıncaya kadar kafilenin kaybolacağından korkması, hasta olan bir kimseye bakmakta olması; malının kay(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)bolacağından korkması; yemek hazır olup, namaz kılana kadar nefsinin onu arzu etmesi; yemek vaktinin dışında da, hazır olan yemeği canının çok istemesi, cemaate gitme vazifesini düşürür. Sirâcü´l - Vehhâc´da da böyledir. Belli bir imâmı olan ve belli bir cemaatı bulunan bir mahalle camiinde cemaatle namaz kıldıktan sonra, ikinci defa ezan okuyarak orada tekrar cemaatle namaz kılmak mühab olmaz. Fakat, ezan okumadan cemaatle namaz kılmak, icmaen mubah o-lur. Bu konuda, yol üzerindeki mescidin hükümü de aynıdır. Şerhü´il - Mecmu´da da böyledir. Cemaat olabilmek için, iki kişinin bir arada obnası gere(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)kir. İkinci kişi, akılı bir çocukda olabilir. Sirâcıyyede.de böy(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ledir. Bir topluluğun, birbirlerini çağırarak, bir araya gelip, nafile bir namazı cemaatle kumaları mekruhtur. Sadrii´ş - Şehid´in, eİ - Asi isimli kitabında : «Mahalle mesci(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dinde ezansız ve kametsiz, cemaatle nafile namaz kılmak mekruh olmaz» denilmiştir. Şemsül - Eimtne Halvâıfl ise : «... imâmdan başka üç kişi olursa, biî-Mifak mekruh olmaz.» demiştir Fakat, dört kişinin nafileyi cemaatle kılmaları, Esahh olan kavle göre mekruhtur. Hulâsa´da da böyledir. [35] İmamete Kimin Daha Çok Hak Sahibi Olduğu Namazla ilgili hükümleri en iyi bilen kimsenin, imamete geçmesi evladır. Muzmarât´ta da böyledir. Zahir rivayet de budur. Bahrü´r - Râik´ta da böyledir. Bu hüküm, namazla ilgiii hükümle(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rin en iyi bilen kimsenin, sünnet yerini bulacak kadar Kur´ân oku(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mayı bilmesi halindedir. Teby´n´de de böyledir. Ve bu kimse, din(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)den (—amelindeki noksanlıktan dolayı) ta´n olunmaz, (ayıplanmaz) Kifâye´de ve Nitoâye´de de böyledir. İmâm olan kimse, başkaları haramdan daha fazla sakınmakta ise zahiri kötülüklerden kaçmahdir. Muhiyt´te ve Zâbidî´de de böyledir. Bir kimse, namazla ilgili bilgilerde mütebahhir olur, fakat başka bilgilerden nasibsiz bulunursa; bu kimse, — başka sahada daha çok bilgi sahibi olan kimselere göre imamlığa daha evlâ(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dır; daha layıktır. Hulâsa´da da böyledir. İlimde müsavi olan kimseler arasında, imamlığa daha eh(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)il o´an, kıraat Kur´an okuma) ilmini daha iyi bilen ve daha gü(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)zel Kur´an okuyan kimsedir. Bu kimse, Kur´an okuma esnasında durulacak yerde durur, geçiüecek yerde geçer; kelimelerin şed(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)desini, tahfifini ve kıraatle, ilgili diğer hususları bilir. K´fâye´de de böyledir. İmâm olacak kimseler, kıraat hususunda da müsavi olur(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)larsa, aralarında, haramdan en çok kaçınan kimse imâm o!ur. Bun(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)da eşit iseler, en yaşlı olanları olur. Hidâye´de de böyledir. İmâm olacak kimseler, bu hususlarda da müsavi iseler, ahlâkı en iyi olan, hangisi ise, o imâm olur. Bunda da eşit iseler, soyu sopu iyi olan imâm olur. Bu durumda da eşitlik varsa, yüzü güzel olan imâm olur. Fethü´l : Kadir´de de.böyledir. İmâm olacak kimseler, bütün bu hususlarda müsavi iseler, daha çok gece namazı — krlmiş — olanlar imâm olmaya hak kazanmış olur. Kâfi´de de böyledir. Bu hususta da eşitlik varsa, neseb yönünden şerefli olan imâm olur. Fethü´l - Kadir´de de böyledir. En mükemmel imâm, en faziletli kimsedir. Çünkü, maksud olan, cemaatin çok olması ve imâm olan kimseye insanların ço(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ğunun rağbet etmesidir. Tebylh´de de böyledir. Yukarıda saydığımız vasıfların hepsi de iki kişide eşit-ola(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rak bulunursa, hangisinin imamlık yapacağı Kur´a ile tesbit edilir; veva imâm cemaat tarafından seçilir. Hulâsa´da da böyledir. Ziyafet verilen bir evdeki cemaate ev sahibinin imamlık yapması daha uygundur. Ancak, burada sultan veya kâdi (=hâ-kim1 bulunmakta ise, onlar imânı olurlar. Hükümdar varsa onun veya ev sahibinin, misafirlerinden her(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)hangi birini imamlık için öne geçirmiş olmaları halinde, bu kim(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)senin tekbir alıp namaza başlaması efdâldir. Misafirlerden birinin, kendi başına ileri geçip namaz kıldırması da caizdir. Bir evde, o evde oturan kiracı, o evin sahibi ve misafir olan kişiler bulunmakta olsa; imamlık için izin vermeye ve kendi(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)sinden izin istenilmeye hak sahibi olan, o evde oturan kiracıdır. Tatarhâniyye´de de böyledir. Keza, öndüç alman imameti, ödünç verene göre, daha evladır. Siracü´l - Vehhâc´da da böyledir. Mahallenin imamından daha ehil bir kimse, o mahallenin mescidine girmiş olsa, mahallenin imamının namaz kıldırması diğer kimsenin kıldırmasından daha evladır. Kunye´de de böy(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ledir. = Ahras ( = dilsiz) bir kimse, diğer dilsiz kimselere imamlık yapmış olsa, hepsinin de namazları caiz olur. - Âlimlerimiz: «Bazı yerlerde, ümmî´nin imamlığı caiz de(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ğildir» demişledir. Şeyhü´l- İslâm, Kitâbü´s-Salât Şerhinde : «Ahras (= dit siz) iîe ümmî (sokuma yazma bilmeyen, cahil) bir arada bulunduk(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ları sırada, namaz kılmak isteseler, ümmî´nin imamlık yapması da(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ha uygundur. Bu durumda, ikisinin de namazlarının caiz olduğu hu(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)susunda ihtilaf yoktur.» demiştir. Tatarhâniyye´de de böyledir. Menyetü´I - Musallî´de : «Cünüplükten teyemmüm etmiş olan kimsenin imamlığı, hadesten ( = abdestsizlikten) teyem müm etmiş olan kimsenin imamlığından daha evladır » denilmiştir Nehrül - Fâık´ta da da böyledir. Mescidin dışında bir topluluk, içinde de bir topluluk oturmakta iken, müezzin kamet getirse ve bunun üzerine dışardaki cemaaten biri kalkıp imâm oiur; aynı şekilde, içerdeki topluluktan da biri kalkıp imâm olur ve namaz kıldırmaya başlarsa, namaza önce baş-hyaîıa uyup, namaz kılmakta kerahat yoktur. Hulâsa´da da böv ledir. Fıkhi bilgi ve sâlih olma bakımından müsavi fakat Kur´an okuma bakımından biri diğerinden daha üstün olan iki kişiden, iyi okuyamıyam, cemaatin imamlığa geçirmesi doğru değildir, şüphesiz ki, böyle yapan cemaat, bir kötülük yapmış olur. Cemaatin bir kısmı iyi okuyanı, bir kısmı da diğerini seçerse, bu durumda, seçenlerin sayısının çok olduğu tarafa itibâr edilir! Siracü´l - Vehhâc´da da böyledir. Bir mahallede imamlık yapmaya elverişli sadece bir kişi bulunsa, illâ da onun imâm olması gerekmez. O kimse, bu mahal(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lenin imamlığını terketmekle de günahkar olmaz. Gunve´de de böv-ledir. [36] Başkasına İmâm Olması Caiz Olan Ve Olmayan Kimseler MürgSnânî: «Heva ve bid´at sahibi olan kimsenin arkasın(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)da, namaz kılmak caizdir. Rafızî´nin cüheminin, kaderenin müşebbehenin ve Kur´ân ya(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ratılmıştır, diyenin arkasında, namaz kılmak caiz değildir. Yalnız, hevâ ve bid´at sahibi olan kimse, bu hallerinden dolayı kâfir olmuyorsa, arkasında namaz kılmak maal - kerâhe (=mekruh olmakla beraber´ caiz olur; aksi taktirde caiz olmaz.» demiştir. Tebyin´de ve Hulâsa´da da böyledir. Sahih olan da budur. Bedai´de de böyledir. Mi´râcı inkar eden kimseye bakılır; eğer o kimse, esrâ´yı ya(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ni Mescid-i Haram´dan (Mekke´den) Mescid-i Aksa´yâ (Kudüs´e? ka(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dar olan bölümü inkar ediyorsa kâfir olur; ancak, Beyt-i mukad(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)desten sonrasını inkâr ediyorsa, kâfir olmaz. Bid´at sahibinin veya fasıkın ardında namaz kılan kimse, cema(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)at sevabını alır. Fakat, bu sevap, mütteki bir kimsenin ardında kı(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lan namazın sevabı kadar olamaz. Hulâsa´da da böyledir. Şaf´i mezhebinden olan bir imâma uymak, muhakkak ki sahihtir. Ancak —arkasında, Hanefi mezhebinden olan bir kimsenin namaz kılma ihtimali olan— Şafi´î bir imâm ihtilaflı yerlerden sa(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)kınmalıdır. Meselâ : Bir yerinden kan çıkınca abdest almalı; kıble istikâmetinden fazla dönmemen ve bunlar gibi diğer ihtilafı husus(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lara dikkat etmelidir. Nîhâye´de ve Klfâye´nin Vitr Babı´nda da böyledir. Namaz kılan kimsenin, batıya yönelmesi fahiş bir hatadır. Fetâvâyî Kadihân´da da böyledir. Kendisine, Hanefi mezhebinden bir kimsenin uymakta ol(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)duğu Şafi´î imâm, inancında (amelinde) mütaasıb, şüpheci olmama(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lı; az olan ve durgun bulunan bir sudan abdest almamış olmalı; el-bisesine bulaşmış olan meniyi yaş ise yıkamış kuru ise ovala-lamış olmalı; vitrin arasını kesmemeli; geçmiş namazların kazasında tertibe riâyet etmeli; başının dörtte birini meshetmeli ve benzeri husus´ara riâyet etmelidir. Nlhftye´de ve Kifâye´nin Vitir Babı´nda da böyledir. Bu durumdaki Şafi´î imâm, içine pislik düşmüş bulunan az bir suda abdest almaz. Fetevâyî Kâdıhân´da da böyledir. Bu imâm, mâ-i müste´meîle (kullanılmış su ile) de ab(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dest almaz. Sîrâciyye´de de böyledir. İmâm Tlmurtâşî´nin zikrettiğine göre, Şeyhü´l - İslam Hâ-herzâde: «Aslında, bu imâmın, bu gibi durumlarını bilmeyen bir kim(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)senin, bu imâma uyması caizdir fakat mekruhtur.» demiştir. Kifâ-ye´de ve Nihâye´de de böyledir. Şâfi´î bir imâma uyanHanefi bir kimse, imâmın — Şâfi´î mezhebine göre namazını ifsad eden bir halini bilse ve fakat imâm bu durumu bilmemekte olsa, âlimlerin kavillerine göre, na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mazı caiz olur; bazıları ise «caiz olmaz» demişlerdir. Sahih olan ise birinci kavildir. Meselâ: Şâfi´î imâmın kadına dokunması, zekere (tenasül uzvuna) dokunması ve benzeri durumlar gibi... Bu durumda, muktedinin görüşü, (rey´i, mezhebi) imâmın na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mazının caiz olduğu şekilde ise, kendi görüşüne (mezhebine) itibar olunur ve o kimsenin namazının, caiz olduğunu söylemek gerekir. Tebyin´de de böyledir. Fazlî : «İmâm Ebû Yûsuf (R.A.) ve İmâm Muhammed (R.´in görüşlerine göre, Hanefi mezhebinden oüan bir kimsenin, vi(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)tir namazında da Şâfi´î bir imâma uyması sahihtir.» demiştir. Hulâ-sa´da da böyledir. İmâm Ebû Hanife (R.A.) ve İmâm Yûsuf (R.A.) a göre, teyemmümle namaz kılan kimsenin, abdest almış olan kimseye imâm olması caizdir. Hîdâye´de de böyledir. Şeyü´l - İslâm; «Bu durum, abdestli olarak namaz kılan kimselerin yanında, su bulunmadığı zamandır. Eğer, abdest alan kimselerin, yanında su varsa, bu durumda, teyemmümlü olan kimsenin imamlığı caiz olmaz» demiştir. Nihâye´de de böyledir. Cenaze namazında, abdesti olan kimsenin, teyemmümlü olan imâma uymasında, hiçbir ihtilaf yoktur. Hulâsa´da da böy(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ledir. Özürlü bir kimsenin, özürlü diğer bir kimseye uyması, ö-zürleri aynı olduğu takdirde caizdir; özürleri aynı değilse caiz de(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ğildir. Tebyin´de de böyledir. Yellenen kimselerde, idrarını tutamıyan kimselerin ar(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)kalarında namaz kılmak caiz değildir. Bahrü´r - Râik´ta da böy(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ledir. İdrarını tutamıyan bir kimse hem yellenen hem de ya(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rası bulunan bir kimseye uyamaz. Çünkü, bu durumda, mukte-dîniiı Özrü bir, imâmın özrü ise, iki olmaktadır. Cevheretü*n -Meyyire´de de böyledir. Temiz olan bir kimse, idrarını tutmıyan kimseye uyamaz. Temiz kadınlar da, kendisinden istihâza kanı gelen kadınlara uya- r mazlar. Bu hüküm, hadesin abdeste yakın olduğu zamandadır. Zâhidi´de de böyledir. Abdest alırken ayaklarım yıkamış bulunan bir kimse, mestleri üzerine meslietmiş olan kimseye veya yarası üzerine mes~ hetmiş bulunan kimseye uyabilir. Keza, neşterle kan aldırmış o-lan kimseye, sağlam kimseler, — kanın çıkmasından emin iseler uyabilirler. Hayvanına binmiş olan bir kimse, kendisi gibi hayvan(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)larına binmiş olan ve yakınında bulunan kimselere imâm olabilir; bunlar namazlarını imâ ile kılarlar. Çıplak olan bir kimse de, çıp(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lak olan diğer kimselere imamlık yapabilir. Hulâsa´da da böyledir. Ef´dal olan ise, çıplakların, tek tek ve birbirlerine uzak yerlerde oturup, namazı imâ ile kılmalarıdır. Bunlar şayet, cema(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)atle namaz kılacaklarsa, kadınlar gibi imâm aralarında durur. Cevheretü´n - Neyyire´de de böyledir. Bu durumda, imâmın, ce(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)maatin önür.de durması da caiz olur. Nihâye´de de böyledir. Çıplakların cemaatle namaz kı´malan mekruhtur. Cev-heretü´n - Nteyyire´de ye Sirâcü´î - Vehhâc´da da böyledir. Ayakta durarak namaz kılan kimsenin, oturduğu yerde, rük-û´lu ve secdeli namaz kılan bir kimseye uyması caizdir. Rükû´ ve secde ile namaz kılan kimseler, imâ ile namaza kılan kimseye uymazlar. Fetâvâyfi Kadîhân´da da böyledir. Oturan kimsenin imamlığının olduğu gibi, kamburun da, ayakta imamlık etmesi caizdir. Zehıyre´de ve Tatarhâniyye´de de böyledir. Kamburun ayakta durma hâli ile rükû´ hali farklı ise, imâ-metli itifakla caizdir. Bu iki hali arasında fark yoksa, tmâm-ı A´zam (R.A. ve İmâm Yûsuf (R.A.) ´a göre, yine namazı caizdir. Âlimlerin ammesi, bu kavli almışlardır. Bu kavle, İmâm Muhammed (R.A.) muhaliftir. Kîfâye´de de böyledir. Ayağı aksak olan imâmın ayağının bir kısmına basıp ayakta durarak imamlık yapması caizdir. Fakat, bu durumda, sağlam olan bir kimsenin imamlık yapması evladır. Tebyin´de de böyledir. Nafile namaz kıTmaktâ olan bir kimse, farz namaz kılanın arkasında kılabilir. HSdâye´de de böyledir. Ancak, bu kimse, son iki rek´atte kur´ân okumaz. Câmiu 1 - Cevâmİ´den naklen Tatarîıâniy-ye´de de böyledir. Farz kılan bir kimseye uyup, nafile kılmakta olan kimse, namazını bozsa, sonra yine o şahsa uyarak, bozduğu namazın kaza(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)sına niyyet etse, bize göre, bu kazası caiz olur. Kâfi´de de böyledir. Mecnûna ve sarhoşa uymak caiz olmaz. Cinnet getirip, son(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ra da iyleşen kiseye, bu iylik zamanında iktida etmek (=uymak) caiz olur. Fetâvâyi Kâdihan´da da böyledir. Fakih, zahiri1 rivayetlerde: «Cinnetten kurtulmuş olan kimsenin, bilinen bir zamanda iyileşmiş olması ile başka bir za(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)manda iyleşmiş olması arasında bir fark yoktur. İyleşmiş olduğu zamanda, sağlam kimse durumundadır. Biz de bu görüşü alırız.» demiştir. Tatarhânflyye´de de böyledir. Mukîmin misafire, vaktin içinde olsun, dışnda olsun uy(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ması caizdir. Misafirin yerliye uyması ise, vaktin içinde olursa caiz olur; dışında olursa caiz olmaz. Mukîm (=yerli> ikindi namazının iki rek´atini kılınca güneş batsa ve bu sırada bir misafir gelip ona iktidâ etmiş =-uymuş) olsa, bu misafirin, o mukime uyması sahih olmaz. Öğle namazım iki rek´at kılan kimsenin, öğleden önce dört rek´at namaz kılan kimseye uyması caiz olur. Hulâsa´da da böy(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ledir. A´râbi´nin âmânın, kölenin veled-i zinanın, fasikın imamet(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)leri caizdir. Hulâsa´da da böyledir. Ancak, bu gibi kimselerin imam(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lık yapmaları mekruhtur. Mütûn´de de böyledir. —Kadına da imamlık yapmaya niyyet etmesi halinde, erke(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ğin kadına imameti caizdir. Ancak, imam havlette (=kadınla tek başlarına kapalı bir yerde) olmaması lâzımdır. Fakat, imâm halvette olup, kendisine uyan kadınların tamamına veya bir kısmına mahrem ise, bu durumda bu şahsın imameti, yine caizdir fakat mekruhtur. Tahâvî şerhi´nden naklen NShâye´de de böyledir. Kadınların cum´a namazında, imâm, kadınlara imamete niyyet etmemiş olsa bile erkeğe uyması caizdir, Bayram namaz(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ları için de hüküm aynıdır. Sahih olan da budur. Hulâsa´da da böy(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ledir. Erkeğin kadına uvması caiz değildir. Hidâye´de de böyle(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dir. Kadının kadınlara, farz olsun nafile olsun, bütün namaz(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)larda, imâm olması mekruhtur. Cenaze namazı, bu hükümden müs(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)tesnadır. Nfihâye´de de böyledir. Şayet, kadın imâm olursa, kendisine uyan kadınların orta(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)larında durur. Aslında, böyîe, ortalarında durması da kerâhati gi-dermez. Bu durumda, imâm olan kadın öne geçse bile namazları bo(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)zulmaz. Cevheretü´n - Neyy&re´de de böyledir. Kadınların, tek tek namaz kılmaları daha efdâldır. Hulâsa(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)da da böyledir. Kadınların önlerine geçmesi halinde, hünsa-i müşkil´in ka(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dınlara imameti caizdir. Hünsâ-i müşkil kadınların arasında dururur ve imâm da erkek olursa, hünsâ´nm erkek olma ihtimali bulun(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)duğu için — namazı bozulur. Serâhsî´nin Muhiyt´irude de böyledir. Hünsâ´nm, erkeklere imâm olması caiz değildir. Mürahik sabinin, kendisi gibi sâbîlere imameti caizdir. Hu-îâsâ´da da böyledir. Belh îmâmlarmin kavline göre, çocuklara (=sabilere* teravih namazında ve mutlak sünnetlerde iktida etmek (=uymak) sahihtir. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir. Muhtar olan kavil, çocukların bütün namazlarda imamlık(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)larının caiz olmamasıdır. Hidâye´de de böyledir. Sahih olari da budur. Muhıyt´ta da böyledir. Ammenin kavli de budur; zahirü´r rivâyet´de budur. Bahrür - Râık´ta da böyledir. Okuyabilen bir kimseye uyma imkânı olan ahrasın = dil(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)sizin) yalnız başına kıldığı namazı da caizdir. Tatarhâniyye´de de böyledir. Ümmînin diğer ümmîlere imameti caizdir. Slrâciyye´de de böyledir. Bir, ümmî, ümmî olanlarla güzel Kur´ân okuyabilenlere imâm olmuş olsa, İmâm-i A´zam Ebû Hanife (R JU ´ye göre hepsinin de namazı fasid olur. Diğer imamlar ise: «Secde kârinin (=Kur´ân okuyanın) namazı fasid olur.» demişlerdir. Mecma´ul - Bahreyn Şerhi´nde de böyledir. «Ümmi namaza başladıktan sonra, Kur´ân okuyabilen bir kimse gelse ümmî´nin namazı bozulur.» denilmiştir. Kerhî ise; «Bu durumda, ümmînin namazı bozulmaz.» demiştir. Güzel Kur´ân okuyabilen bir kimse var iken, ümmînin, ona uy(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)madan namaz kılması hususunda ihtilaf vardır. Esahh olan kavil ise, o ümmî´nin namazının caiz olmayışıdır. Mescidin kapısında veya yanında, güzel Kur´ân okuyabilen birisi varken, bir ümmînin yalnız başına mescidin içinde namaz kılması, caizdir ve bu hususta ihtilaf yoktur. Güzel Kur´ân okuyan kimse ile ümmînin kılmakta oldukları na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)maz başka başka namazlar ise, ümmînin yalnız başına namaz kıl(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ması caizdir. Bu durumda ümmi, güzel Kur´ân okuyanın namazını bitirmesini beklemez. Bu hususta ittifak vardır. îmâm Timurtâşî: «Gece gündüz çalışarak, namazı caiz ola(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)cak miktarda Kur´ân okumayı öğrenmesi, ümrnîye vacib olur. Ümmî kıraatte kusur ederse, ALLAH indinde mazur sayılmaz.» demiştir. Nihâye´de de böyledir, 0 Kur´ân okuyabilen kimsenin, ümmîye ve ahrasa uyması caiz olmaz. Ümmînin, ahrasa uyması da caiz değildir. Elbiseli bir kimsenin, çıplak bir kimseye uyması da caiz değil(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dir. İmama sonradan yetişen bir kimsenin, yetişmediği rek´atleri tamamlamak üzere kalktığı zaman, kendi durumunda, olan kimse(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lere uyması caiz değildir. Fetâvâyî Kâdihân´da da böyledir. Lâhık (— imâma uyduktan sonra, bazı sebeplerle ondan ay(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rılan ve sonra yine ona uyan kimse), bir başka lâhık´a; bir şeye bin-ili olmayan, binili olana uyamaz. Huîâsa´da da böyledir. Öğleyi kılan, ikindiyi kılana; bu günün öğlesini kılan, dün(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)kü öğleyi kılana, cum´ayı kılan öğleyi kılana ve bu saydıklarımızın tersini yapanlar, birbirlerine uyamazîar. Farz kılan, nafile kılana; nezreden nezredene uymaz. Yalnız, birbirlerine uymayı nezredenler, uyabilirler ve bu hâl sahih olur. Kılmakta olduğu nafile namazı bozan bir kimse, nafilesini bo(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)zan diğer bir kimseye uyamaz. Ancak, aynı nafileyi bozmuş olurlar ve sonra da biri diğerine iktida etmiş bulunurlarsa bu caiz ve sahih Yemin eden, yemin edene uyabilir. Nezreden, yemin edene uya-elbisellerin ise namazları caiz değildir. Bu, bü-icma böyledir, Hulâ-sa´da da böyledir. Çıplak bir kimse, çıplak kimselere elbiseli kimselere imâm olduğu zaman, çıplak imâmın ve çıplak cemaatin namazları caizdir; elbiselilerin ise namazları caiz değildir. Bu, bil-icmâ´ böyledir. Hul-âsa´da da böyledir. Elbisesinde necaset bulunduğu halde, onu yıkamaya Özrü bulunan sahih bir kimsenin, devamlı özrü bulunan bir kimseye uy(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ması caiz değildir. Tatarhâniyye´de de böyledir. Pelteğin (—bazı harfleri okuyamryamn> imamlığı caiz ol(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)maz. Ancak, kendisi gibi pelteklere imamlık yapması caizdir. Pelteğin okuyamadığı harflerini okuyabilen bir kimse bulunursa, imâm olan pelteğin de diğerlerinin de namazları fesada gider. Yer(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lerinin dışında duran, yerlerinde durana uyamaz. Namazda çok tenahnuh eden öksürük gibi yapan,) temteme eden ( = dilini te harfine alıştırıp te... te... te... deyip duran), veya fe´fee yapan fe, fe fe... deyip duran) kimseler, imamlık yapmaz(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lar. Harflerin bazılarını ancak zorlukla çıkarabilen bir kimse, eğer temteme´si ve fe´fee´si yoksa ve zorluk çektiği harfleri de çikarabili-yorsa, o kimsenin imâm olmasında kerahat yoktur. Muhıyt´in Zelle-tü´İ - Kâri Bölümü´nde de böyledir. Kârî (= güzel Kur´ân okuyan kimse,) ümmîye uyduğu za(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)man, namaza başlamış olmaz. Ancak, kıldığı namaz nafile bir na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)maz olursa, kazası icabetmez. Sahih olan budur. Ümmîye uymakla namazı bozulan kimsenin durumu ile; bir erkeğin, kadına, çocuğa, abdestsize, cünübe uyması ile namazın bo(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)zulması durumu, aynıdır. Bu meselede aslolan: İmâmın hali, müktedînin hali gibi veya ondan daha üstünse, hepsinin de namazı caizdir. Ancak, imâmın ha(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)li, müktedînin halinden aşağı ise, bu durumda, imâmın namazı ca(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)izdir; fakat, cemaatin namazı caiz değildir. Afuhiyt´te de böyledir. Ancak, imâm ümmî muktedî kârî (—Kur´ân okuyabilen> ise veya imâm ahras ( = dilsiz), muktedî ümmî ise, bu durumda, im(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)âmın da namazı sahih olmaz. Fetâvâyi Kâdİhan´da da böyledir. Faldh Ebû Abdullah el - Cürcânî: «...Bu durumda, ancak ümmînin ve ahrasın namazları, Elbû Hanife (R.A.) ye göre bozulur. Diğer iki imamımızın kavillerine göre ise; ümmî eğer arkasında kâ-ri´nin bulunduğunu bilirse, namazı bozulur; fakat bu durumu bil(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mezse namazı sahihtir.» demiştir. Zahirü´r - rivâyedeise: «...bilme hali ile bilmeme hail arasında bir fark yoktur.» denilmiştir. Nihâye´de de böyledir. İki kişi, birbirine imâm olmak niyetiyle, aynı anda namaza başlasalar, ikisinin namazları da caiz olur. Ancak, namaza birbirine uymak niyyeti ile başlarsa, ikisinin namazları da fasid olur. Serâh-sî´nin Muhıyt´inde de böyledir. Üzerinde, elbisesi ile Örtülmüş resim bulunan bir erkeğin, başka kimselere imâm olmasında bir beis yoktur. Keza, parmağındaki yüzükte veya cebindeki parada, küçük re(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)sim bulunan kimsenin, bu resimlerle namaz kılmasında da bir beis yoktur. Çünkü bunlar, küçük resimlerdir. Fetâvâyi Kâdihan´da da böyledir. Kendi mahallesine imâm olabilecek bir kimse başka bir mahalleye imâm olmuş olursa, o kimsenin, ramazanda´, yatsının vak(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ti girmeden önce, imâm olduğu mahalleye gitmesi uygun olur. Yatsının vakti girdikten sonra, imâm olduğu mahalleye gitmiş olması mekruhtur. Hulâsa´da da böyledir. Fâsık bir kimse, cum´ada imâm olsa da, cemaatin ona mani olmaya gücü yetmese, bazılarının kavline göre; cum´ada ona uymak ve onun yüzünden cum´ayı terk etmemek gerekir. Cum´a nama(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)zından başka namazlarda, ona uymayıp, başka bir mescide gitmeye cevaz vardır. Zahîrîyye´de de böyledir. Bir kimse, kendisinden hoşnut olmayan bir cemaate imâm olsa, eğer bu hoşnutsuzluk imâmın fesadından veya kendisinden da(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ha evla bir imâmın mevcudiyeti sebebinden kaynaklanıyorsa, o kim(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)senin, — bu cemâate — imamlık yapması mekruhtur. Fakat, aynı imâm imamlığa daha müstehak ise, — imamlığı — mekruh olmaz. Muhıyt´te de böyledir. İmâmın namazı uzatması mekruhtur. Tebyin´de de böy(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ledir. İmâmın, sünnet olan miktardan fazla namazı uzatmaması ve cemaatin haline riayet etmesi münasip olur. Cevheretü´n -Ney-yire´de de böyledir. Bir kavme, bir aylığına imâm olan bir kimse, bu müddet dolduktan sonra: «Ben mecusî idim.» dese, o kimsenin sözü kabul edilmez; müslüman olmaya zorlanır ve ona iyice bir dayak atı´ır. O kavmin kılmış bulunduğu namazlar, caizdir. Keza, bir kimse : «Ben size uzun müddet abdestsiz namaz kıl(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dırdım.» dese, o kimsenin de sözü kabul edilmez. O kimsenin cinnet getirmiş olması veya bu sözü ve ramdan söylemiş bulunması muh(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)temeldir. O adamın arkasında namaz kılmış olanlar, ihtiyaten bu namazlarını iade ederler. Keza, bu imâm: « elbisemde pislik vardı.» dese, yine yukarıda(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ki gibi davranıhr. Hulâsa´da da böyledir. [37]
![]() |
|
![]() |
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
![]() |
#2 |
![]() İktidânın Sıhhatine Manî Olan Ve Olmayan Hâller
Bir kimseyi, iktidâdan imâma uymaktan) şu üç şey men eder: 1. Yük taşıyan hayvanların ve arabaların geçtiği umûma afit yol. Tahâvî´de de böyledir. İmâm ile muktedî iinâma uyan kimse) arasında yol bu(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lunur ve eğer bu yol dar olur ve araba veya yüklü hayvan geçemezse bu yol, ik´tidâya imâma uymaya´ mani olmaz. Ancak, bu yol, ge(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)niş olur da arabalar ve yüklü hayvanlar geçebilirse, bu yol, iktidâya mani olur. Fetâvâyi Kâdihân´da ve Huîâsa´da da böyledir. Bu hüküm, yola bitişik saflar olmadığı zamandır. Fakat, saflar yola bitişmiş kavuşmuş) olduğu zaman, bu yol imâ(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ma uymaya mani değildir. Yolun üzerinde namaz kılan bir ki(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)şi bulunmuş olsa, onunla ittisal bitişik olma hali) sabit olmaz. İttisal üç kişi ile bil-ittifak sabit olur. iki kişi de ise, görüş ayrılığı vardır. İmânı Ebû Yûsuf (R.A.)´a göre, iki kişi ile ittisal sabit olur; İmâm Muhammed (R.A.) e göre ise, sabit olmaz. İmam, yolda durmuş cemaat de yolun uzunlamasına imâ(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mın arkasında saf tutmuş olsa; imâmla, arkasındakiîerin arasında, yoldan araba geçecek kadar mesafe bulunmazsa, namazları caiz olur. Keza, sona varıncaya kadar, birinci safla ikinci&i saf arasında, araba geçecek kadar mesafe bulunmasa, namazları caiz olur. Fetâ(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)vâyi.Kâdihân´da da böyledir. -üide, imâma iktidâden men eden hâl ise, iki saf miktarın(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)da olan boşluktur. Bayram namazlarında ise, bu iki saf miktarındaki veya daha fazla miktandaki boşluk, ik ti daya mani değildir. Cenaze namazlarında ise, meşâyih arasında, ihtilaf vardır. Nevâ-ziî´de cenaze namazı kılman yer mescid gibi kabul edilmiştir. Huîâsa´da da böyledir. 2. Kendisinden geçmek, ancak kayık gibi bir vaista ile mümkün olan nehir C = Irmak´ da, imâma iktidâya manidir. Tehâvi Şerhi´nde de böyledir. Şayet, imâmla muktedirim arasında, içinden gemi veya mo(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)tor geçen bir nehir varsa, bu nehir, imâma iktidaya, mani olur. Eğer nehir küçük olurda, ondan kayık geçmezse, bu nehir, imâma ikti(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)daya mani olmaz. Muhtar olan görüş buldur. Huîâsa´da da böyledir. Sahih olan da budur. Cevâhürü´l-EhÜlatiy´de de böyledir. Eğer, nehir üzerinde köprü bulunur ve onun üzerinde de imâma varana kadar saf bulunursa, bu durumda, nehrin arkasında kalan kimselerin, imâma uymasına mâni bir hal kalmamış olur. Üç kişinin bir saf oluşturacağı hususunda icmâ´ vardır. Tek kişinin saf olmayacağına da icmâ´ vardır. İki kişi hakkında ise ih(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)tilaf vardır. Eğer, imâmla muktedinin arasında, su vakuru veya havuz bulu(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)nur ve bunların içinde de bulanan suyun bir tarafına bırakılan ner caset, diğer tarafını dapis´endirirse,bu su veya havuz, iktidaya ma(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ni olmaz. Fakat, eğer bir tarafına bırakılan pislik diğer tarafım pis(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lendi rmiyorsa, iktidaya mani olur. Muhıyt´te de böyledir. 3. Kadınlardan meydana gelmiş olan tam bir saf da imâma İk-t´daya mânidir. Tâhâvî Şerhi´nde de böyledir. İmâmın arkasında, kadınlardan tam bir saf bulunursa, on(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ların arkasında bulunan erkek safların tamamının namazları fesada gider Muhıyt´te de böyledir. A Mescidde fevkânenm ( = mahfilin) üstünde ve altında, er(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)kek cemaat namaz kılıyor olsa da, önlerinde, ya kadınlar veya bir yol bulunsa, bu erkek cemaatin, namazları caiz oîmaz. Bu kadınlar üç´tane İseler, zâhirü´r rivâyede kadınlardan itibaren, geriye doğru erkeklerden, üç safta bulunanların, hepsi(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)nin namazları fasid olur. Daha geride kalanların namazları sa(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)hihtir, caizdir. Fakat, eğer kadınlar tam bir saf iseler, bunların arkasında bulunan bütün erkek saflarının namazları fasid olur. Fovkânede bulunan erkeklerin, tam alt hizalarında kadınlar varsa, fcvkânede bulunanların namazları caizdir. Fetâvâyi Kâdihân-tla da böyledir. Şeyh Zâhid Ebû´l - Hasen er - Rüstağfinî´nin Fevâid´inde «Bir mescidde bulunan fevkâne´de kadınlar imâma uyarak namaz küsalar fevkânenin altında da erkekler saf tutup namaz kılsalar, bunların namazları fasid olmaz.» denilmiştir. Bir imâm, erkeklere ve kadınlara namaz kıldırmakta olsa da, kadınların saffı, erkeklerin sarfının hizasında bulunsa, sadece kadınların saffmm yanında bulunan bir erkeğin namazı fasada gider. Ve bu adam, kadınlarla erkeklerin arasında, bir sütre veya bir duvar gibi olur. Görmüyormusun ki, kadınlarla erkeklerin ara(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)sında, semerin gerişi kadar bir sütre bulunsa, bu sütre sayesinde, hiç bir erkeğin namazı,fasid olmaz. Kadınlarla erkeklerin arasında, bir arşın yüsekliğinde bir duvar bulunsa, bu bir sütre sayılır. Şayet bu duvar, bir arşından noksan ise, ondan sütre olmaz. Eğer, kadınlar, bu auvarm üzerinde iseler, bu durumda da, o duvar, sütre değildir. Fakat, duvarın yüksekliği bir adam boyu ise, o duvar, yerde olan erkekler için sütredir; duvarın üzerinde o-´ lan, erkeler için ise, sütre değildir. Muhıyt´te de böyledir. Muktedi ile imâm arasında bir duvar var ise, iktida, sahih, olmaz. Ancak, bu durumda, iktidâdın sahih olmaması için, duvarın büyük olması ve muktedi imâma varmak isteyince o duvarın mani olması gerekir. îmânım halinin, o adamca, bilinip veya bilinmemesi arasında da bir fark yoktur. Zehıyre´de de böyledir. Eğer, duvar küçük olur veya duvar büyük olduğu halde, on(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)da bir deîik, bir pencere bulunur ve bunlar nıuktedinin imâma ulaş(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)masına manî olmazsa, imama iktida sahih olur. Keza, duvardaki delik küçük olur, imâma varmaya müsait bu(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lunmaz ancak, bu delik imâmın hali ile onu dinleme, görme hususun(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)da şüphe bırakmazsa, iktida sahih olur. Duvar küçük olur ve imâma varmaya mani bulunur; lâkin imâ(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mın hali, muktedilere gizli kalmaz ise, yine iktida sahih olur. Sahih olan kavil de budur. Muhıyt´te de böyledir. «Duvarda örtülmüş kapı varsa, iktida sahih oimaz.» denil(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)miştir. Çünkü o, vusule manidir. «Bu durumda iktida sahih olur.» diyenlerde vardır. Çünkü o kapı vüsûl için konulmuştur ve onun kapalı olması ile açık olması arasında bir fark yoktur. Serahsî´nin Muhıyt´inde de böyledir. Mescid çok büyük olsa bile, içindeki fasıla, ifctidâya mani değildir. Yani, bir mescid içersinde, imamla muktedi arasında, ne kadar boş yer bulunursa bulunsun, iktida sahih olur. Vecizü´î - Ker-derî´de de böyledir. İmânı mihrabda iken, muktedi, mescid içinde, ne kadar uzakta bulunursa bulunsun, iktisadi caizdir. Tahavî Şerhi´nde de böyledir. Bir kimsenin, mescide bitişik olan evinin üzerinden imâ(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ma uyması imâmın hâli ona şüpheli ( = meşhûl) olmasa bile caiz olmaz. Hulâsa´da da böyledir. Sahih olan da budur. Yalnız, bu kimse, mescidin duvarının başında olursa, iktidası caiz olur. Serahsi´nin Muhıyt´inde de böyledir. Bir kimse, eğer mescid ile evinin arasındaki duvarın üze(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rinde durur, imâmın hali hususunda da bir şüphesi bulunmazsa, kimsenin iktidası sahih olur. Mescide bitişik sekilerden, imâma iktida, seki camin´in dışında bulunsa bile safların imâma ulaşması şartıyla, caizdir. Hulâsa´da da böyledir. = Aralarında, umuma ait yol olmadıkça, câmi´e komşu olanın, kendi evinden imâma uyması caizdir. Arada, umuma ait yol bu(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lunsa bile, eğer o yolu, saflar kapatmişsa, bu durumda, yine evden camiin imâmma uymak caiz olur. Tatarhanîyye´de de böyledir. Bir kimse, mescidin damından imâma uymuş olsa; eğer mescidin dama açılan bir kapısı varsa ve imâmın halinden de bir şüpheye düşülmüyorsa, o kimsenin iktidası sahih olur. Eğer, imâmın hali şüpheli bulunursa, o kimsenin iktidası sahih olmaz. Fetâvâyî Kâdİhan´da da böyledir. Mescidin dama açılan kapısı olmadığı halde, damdaki kim(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)se, imâmın haline tam vakıf oluyor ve bir şüphesi bulunmuyorsa, o kimsenin, imâma iktida etmesi caiz olur. Keza, bu şekilde mina(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)reden iktida da caiz olur. Hulâsa´da da böyledir. [38] İmâmın Ve İmâma Uyan Kimselerin Yerleri tmâm ile birlikte, bir erkek veya aklı eren bir çocuk bu. lunduğu zaman, — bu kişi — imâmı sağ tarafına durur. Muhtar olail da budur. Bu kimse, imâmdan geriye durmaz. Zâhirü´r - rivâye de bu(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dur. Muhiyt´te de böyledir. Bu kimsenin, ^imâmın arkasına durmuş olması da caizdir. Fakat, o kimse kötü bir şey yapmış olur. Serahsî´nm Muhıyt´inde de böyledir. Bu kimsenin, imâmın arkasına durmuş olsa da caizdir. İmâm Mu h amme d, İRA.) nassan bir kerahat zikretmem iştir. Âlim(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ler, bu hususta görüş ayrılığına düşmüşlerdir. Bazıları: «Bu durum mekruhtur» demişlerdir. Sahih oîan da budur. Bedâi´de de böyle(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dir. İmâma uyan iki kişi olduğu zaman, onun arka tarafında dururlar. Bunlardan birisi çocuk olsa bile, hüküm aynıdır. İmâma uyanlar, bir kadınla bir erkekten ibret olursa; er(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)kek, imâmın sağına durur, kadın ise, imâmın arkasında durur. İmâma uyanlar, iki erkekle bir kadın olursa; erkekler, imâmın arkasına kadın da erkeklerin arkasına durur. İmamla birlikte namaz kılanlar, iki erkek olsa da, imâm, onların arasına durmuş bulunsa, bu durumda namazları caiz olur. İki adam saharda namaz kılarken, biri diğerinin sağ tara(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)fına durur; üçüncü bir adam gelince namaza başlamadan önce, imâ(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ma uymuş olan kimseyi geriye çeker. Şeyhü´l - İmâm Ebû Bekir Turhal´ın: «İmâma uymuş olan kim(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)senin, üçüncü şahsın geriye çekmesi ile namazı bozulmaz. Üçüncü kişi, o kimseyi isterse tekbirden önce çeksin, isterse sonra çeksin, hüküm değişmez.» dediği rivayet olunmuştur. MııhıyVte de böyledir. Fetâvâyi ltâbiyye´de de böyledir. Sahih olan da budur. Tatarhâniy-ye´de de böyledir. Sahrada, bir yerde, iki kişiden birisi diğerine imâm olsa, üçüncü bir şahıs da gelip, bunların namazlarına ^ıhil olsa ve bu şahıs imâmla imâma Önce uymuş oîan kimsenin arasındaki mesa(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)fede ve fakat önceki şahıstan daha ileride dursa, bu durumda na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)maz bozulmaz. Bu kimse, ayaklan imâmdan geride olduğu halde, imâmın sec(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)de ettiği yerden daha ileriye secde -etmiş olsa, yine ö namazı bozul(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)maz. Muhıyt´te de böyledir. Erkekler, çocuklar, hünşâlar, kadınlar, mürahıklar, yaşı dokuzdan yukarı olan kız çocuklar, namaz için toplanmış olsalar; imâmın tam arkasına erkekler, sonra erkek çocuklar, sonra hün-sâlar, sonra kadınlar ve daha sonra da kız çocuklar dururlar. Ta-hâvî Şerhi´nde de böyledir. Kadınların cemaate gelmeleri mekruhtur. Ancak, yaşlı ka(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dınlar, sabah, akşam ve yatsı namazına gelebilirler. Bu güne göre fetva işe, fesadın zuhura çıkmış olmasından dolayı, kadınların, bütün namazlara gelmeleri mekruhtur. Muhtar olan da budur. Tebyin´dc de böyledir. Cemaate münasip olan, namaza kalktıkları zaman sıkışa(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rak, aralarında hiç bir açıklık bırakmadan, saflarında, omuzları bir hizada, dümdüz durmaktır. Bunu, imâmın emretmesinde de bir beis yoktur. Bahrü´r-Râık´ta da böyledir. İmâma layık olan da, cemaatin tam orta hizasında dur(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)maktır. İmâm, eğer ortanın sağında veya solunda durursa, sün(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)nete muhalefetten dolayı günahkâr olur. Tebyîn´de de böyledir. Namaz kılarken, imâmın tam arkasına, en faziletli bir kimsenin durması da münasip olan hususlardandır. Tahâvî Şerhi´n-dc de böyledeir. Cemaatle namaz kılarken, birinci safda durmak, ikinci saf da -durmaktan; ikinci safda durmak da üçüncü safda durmak(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)tan daha efdaldir. Birinci safda açıklık bulunursa, orası ikinci safda bulu-nanJarca kapatıüır ve açıklık ikinci safda kalır. Kunye´de de böy(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ledir. İmâma uyan kimseler için, en faziletli yerler, imâma en yakın olan yerlerdir. Şayet, yerler imâma uzaklık bakımından müsavi iseler, bu durumda, imâmın sağ tarafı daha efdaldir. Ahsen (=en güzel) oıan da budur. Muhıytte de böyledir. Kadınla erkeğin bir hizada bulunması, erkeğin namazım ifsad eder. Bunun için aşağıdaki şartîar vardır : 1- Bir hizada bulunan kadının cima´ya elverişli ve iştah çekici kimselerden olması gerekir. Bu hususta yaşa itibar edilmez. Sahih olan da budur. Tebyîn´de de böyledir. Namaz kılan erkeğin yanında fakat ayrohizada, iştah çekmiyen bir sabiye kız çocuğu bulunsa ve bu kız çocuğunun, namaza da a k-lıyetiyor olsa, o erkeğin namazı bozulmaz. Kâfİ´de de böyledir. 2- Namazın, ruku´İu ve secdeli bir namaz olması gerekir. Bu namazı imâ ile kılıyor oisalar bile, kadının yanındaki erkeğin, namazı bozulur. 3- Edâ ve namaza başlama bakımından, namazın, erkekle kadın arasında müşterek olması gerekir. Bu sözümüzle, tahrîme namaza iftitah tekbiri ile başlama cihetinde müşterek olmayı ve tahrîmelerini, imâmın fcahrîmesi üzerine bina etmelerini kasdediyoruz. Eda yönünden ortaklıkla da, takdîren ve tahkîken, imâmın eda ettiği namazı eda etmelerini kasdediyoruz. Burada, müdrîk´in t=baştan itibaren imâma uymuş olan kim(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)senin) tahrîmesi, imâmın tahrîmesi ile, edası da imâmın edası ile beraber olursa, tahrîken tahrîme ve tahkîken eda olur. Lâhık´-ın tahrîmesi de hakikaten imâmın tahrîmesi ile beraberdir. İmâ(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mın eda ettiği bölümü, lahık´ın kaza etmesi "ise takdiridir. Mes-muk´un (simama sonradan uyan kimsenin) tahrîmesi, yalnız ba(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)sına namaz kılan kimsenin (.= münferidin) tahrimesi gibidir. Bukimsenin, noksanlarını kaza ederken, kadınla erkeğin bir hizada bulunmaları, erkeğin namazını ifsad eylemez. Tebyîn´de de böy(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ledir. 4- Kadınla erkeğin bir hizada bulunmalarının, erkeğin na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mazını bozması için, ikisinin de bir yerde bulunmaÜan gerekir. Hat(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ta, erkek sekide olsa da, kadın da yerde bulunsa, eğer seki bir adam boyu yüksekte ise, erkeğin namazı bozulmaz. 5- Bu durumda, erkeğin namazının bozulması için, araların(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)da bir engelin, bir perdenin bulunmaması lazımdır. Meselâ : Ka(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dınla erkek bir yerde bulunsalar da, bu yer (veya seki) de arala(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rında bir direk bulunsa, bu durumda da, erkeğin namazı fasid ol(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)maz. Bu engelin en aşağısı, yüksekliği bir semerin arkası, (yakla(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)şık bir arşın) kadar, kalınlığı da parmak kalınlığı kadar olmalıdır. Açıklık da, hail (mani) yerine geçer. Aradaki açıklığın en aşağı de(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)recesi de, araya bir erkeğin durabileceği kadardır. Tebyîn´de de böyledir. 6- Kadınla erkeğin bir hizada namaz kılmasından dolayı, erkeğin namazının bozulması için, kadının kıldığı namazın sahih olması da gerekir. Şayet, kadın deli olursa, onunla aynı hizada bulunması, erkeğin namazını ifsad etmez. Kâfi´de de böyledir. 7- Kadınla erkeğin aynı hizada bulunmasının, erkeğin na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mazını bozması için, imâmın namaza başlamadan önce sonra değil kadınlara da niyyet etmesi gerekir. Niyyetin sahih olması için, niyyet esnasında kadınların hazır olmaları şart değildir. 8- Kadınla aynı hizada bulunmaktan dolayı erkeğin namazı(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)nın bozulması için, aynı hizada bulunmanın, tam bir rükün müd-detince devam etmesi de gerekir. Hatta, bir kadın, bir safta tek(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)bir almış olsa, ikinci bir safta da rükû´ yapsa ve üçüncü bir saf(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ta da secde etse, buralarda sağında, solunda ve arkasında na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)maz kılanların hepsinin namazları da bozulur. 9- Kadınla aynı hizada namaz kılmaktan dolayı erkeğin na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mazının bozulması için, kadınla erkeğin yönlerinin aynı olması gerekir. Şayet, yönleri değişik olursa, erkeğin namazı bozulmaz. Namaz kılan bu kimselerin, yönlerinin değişik olması, ancak Kâ´-be´nin içinde namaz kılındığı zaman düşünülebilir. Veya bu hâl, çok karönhk bir gecede, her biri kendi taharrisinin kıble isti kametini araştırmasının) neticesine göre namaz kılarken vuku bulabilir. 10- Aynı hizada bulunmakta mu´teber olan ölçü bacak ve topuklardır. Sahili olan da budur. Tebyîh´de de böyledir. 11- Bir kadın, ancak üç erkeğin namazını ifsad eder. Bun(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lar : Sağındaki, solundaki ve arkasındaki erkeklerdir. Bir kadın, bunlardan daha fazla erkeğin namazını ifsad etmez. Tebyîn´de de böyledir. Fetva da bunun üzerinedir. Tatarhâniyye´de de böyledir. 12- Bu durumda, iki kadın, dört erkeğin namazını fesada verir: Birisi, sağ taraflarında olan, diğeri sol taraflarında bulu(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)nan. İkisi de arkalarında bulunanlardır. 13- Eğer üç kadın olursa, sağ taraflarından üçer, sol taraf(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)larından üçer; arkalarından da son safa kadar, kendi hizalarında bulunan kimselerin hepsinin namazlarını ifsad ederler. Bu cevap açıktır. Tebyîn´de de böyledir. 14- Hunsâ-i müşkilin, aynı hizada bulunmasından dolayı, erkeğin namazı bozulmaz. Tatarhâniyye´nin İmamın ve Ona Uyan(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ların Yerleri BÖliimü´nde de böyledir. [39] |
|
![]() |
![]() |
![]() |
#3 |
![]() İmâma Tabi Olunacak Ve Olunmayacak Yerler
Bir kimse, imâma teşehhüd´de yetiştiği zaman, imâm, muktedî teşehhüdü (=et-Tahiyyat´ı) okumayı bitirmeden ayağa kalkarsa veya namazın sonunda, muktedî et Tahiyyât´ı okumayı bitirmeden imâm selam verirse, bu durumda muhtar olan görüş, muktedînin imâma uymaması ve teşehhüdü tamamlaması d ir, Fakat, bu durumda, muktedînin teşehhüdü tamamlama(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ması da caizdir. İmâm, muktedî teşehhüdü tamamlamadan önce konuş(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)muş olsa, bu durumda muktedî, —imâmın selam verdiği zamanda olduğu gibi teşehhüdünü tamamlar. Muktedî, teşehhüdünü bitirmeden önce, imâm kasden ab-destini bozmuş olsa/bu durumda, muktedînin namazı bozulmuş olur. Hulâsa´da da böyledir. Birinci ka´dede, imâm teşehhüdünü okuyup, üçüncü rek´-ate kalkmış bulunsa, arkasında bulunanlardan bazıları da teşeh(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)hüdü okumayı unutmuş ve ayağa kalkmış olsalar, dönüp yeniden teşehhüdü okurlar ve imâma bundan sonra tabi olurlar. Üçüncü rek´ate yetişemiyeceklerinden korksalar biîe, böyle yaparlar. Ki-. fâye´de de böyledir. Muktedî, teşehhüdden sonra veya salavâtlardan önce o-kunan duaları okumadan imâm selam verecek olsa, bu durumda muktedî, o duaları okumayı terk eder ve imâmla birlikte se(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lam verir. Muktedî, teşbihlerini üçer defa söylemeden önce, imâm başım rükû´dan veya secdeden kaldırmış olsa, bu durumlarda muktedî, imâma tabi olur. Fetâvâyi Kadîhân´da da böyledir. Muktedî, imâmdan Önce başını rükûdan veya secdeden kaldırmış olsa, geri döner. Ve bu, iki rükû´ veya iki secde olmuş olmaz. Hulâsa´da da böyledir. îmâm secdeyi fazla uzatmış olduğundan, muktedî ba(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)şını kaldırsa ve ikinci secde zannı ile de imâmla birlikte tekrar secde etse; birinci secdeye niyyet etmiş olsa da, olmasa da, yap(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)tığı bu secde, birinci secdeden olur. Keza, bu durumda, ikinci sec(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)deye niyyet etse de imâma tâbi olsa, bu secdesi de ikinci secdeden olur. Bu secde de imâma iştirak etmesi caiz olur. Tebyîn´de de böyledir. Muktedî´nin,,imam alnım yere koymadan, basını ikinci secdeden kaldırması caiz olmaz. Bu muktedî´nin, o secdeyi yeniden yapması gerekir. Eğer, o secdeyi iade edip yeniden yapmaz ise, namaz bozulmuş olur. Fetâvâyî Kâdİhan´da da böyledir. Muktedî birinci secdeyi uzatsa da; imâm ikinci sec(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)deyi yapsa, muktedî başmı kaldırsa ve imâmı birinci secdede zan(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)nederek, ikinci defa secdeye varsa, bu secdesi ikinci secdeden olur. İkinci defa secdeye varırken, birinci secdeye niyyet etmiş ol(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)sa bile, bu hüküm değişmez. Çünkü, bu durumda niyyet, yerine isabet ermemiş olmaktadır. O kimsenin fiiline ve imâmın fiiline i´tibâr olunmaz, Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir. Şu beş şeyi imâm terk ederse, muktedî de imâma tabi olur ve bu beş şeyi terk eder : 1- Bayram tekbirleri, 2- Birinci oturuş, 3 - Tilâvet Secdesi, 4- Sehiv Secdesi, 5 - Kunut. îmâm, kunutu, bir rüknün fevt olmasından korktuğu zaman terkedebilir. Eğer böyle bir korkusu olmazsa, kunut eder ve son ra rükû´a varır. Hulâsa´da da böyledir. 1- îmâmin namazda fazla secde yapması, 2- Bayram tekbirlerini, sahâbîlerin kavillerinde bulunan miktardan daha fazla getirmesi. 3- Cenaze namazında beş defa tekbir alması, 4- Unutarak, fazla rek´ate kalkması. Kerderî´nin Vecîzi´nde de böyledir. İmâm, şayet fazla rek´ati, secde ile kayıtlamamış olursa, geri dönüp selam verir. Bü durumda, muktedî de imâmla birlikte selam verir. Fakat, eğer imâm beşinci yani fazla rek´ati secde ile kayıtlamış olursa, muktedî kendi başına selam verir. îmâm, son oturuşta oturmayıp, fazla rek´ate kalkarsa, muktedî teşehhüdü okur ve selam verir. Fakat imâm, kalktığı fazla rek´atm secdesini yaparsa, hepsinin de namazı bozulur. Hulâsa´da da böyledir. Şu dokuz şeyi imâm terketse bile, muktedî bunlan yapar: 1- İmâm, tahrîmede (=iftitâh tekbirinde) ellerini kaldır(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mayı terkederse, 2- İmâm, senâ´yı (=Sübhâneke´yi okumayı) terkederse; bu durumda imâm ister Fâtihâ´da olsun, ister zamm-ı sûre´de ol(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)sun, muktedî, sübhânekeyi okur. İmâm Muhammed (R.A.), ikinci şıkka muhaliftir 3- îmâm, rükû´ tekbirini terkederse, 4- İmâm, secdelerin tekbirlerini terkederse, 5- İmâm, rükû´ ve secdelerin tekbirini terk ederse, 6- îmâm, «semi´ALLAHü Iimen hamideh» demeyi terk ederse, 7- îmâm, et-Tahiyyatü´yü okumayı terk ederse, 8- îmâm, selam vermeyi terk ederse, 9- îmâm, teşrik tekbirlerini terk ederse, muktedî, bunların hepsini de yapar; yani, bunları terk etmekte imâma uymaz . Vecîzü´ft-Kerderî´de de böyledir. Muktedî, imâmdan önce secde etmiş olsa da, imâm da ona yetişmiş bulunsa, bu caiz olur. Fakat böyie yapmak, muktedî için mekruh olur. Muhıyt´te de böyledir. [40] Mesûk : Mesbûk : İmâma birinci rek´atte yetişemeyen kimsedir. Mesbûk hakkında pek çok hükümler vardır. Eahrü´r-Râık´ta da böyledir. Mesbûk, imâma, açıktan okunan rek´atte yetişirse, sena´-yi {= sübhâneke´yi) okumaz. Hulâsa´da da böyledir. Sahih olan da budur. Tecnîs´de de böyledir. Esahh olan kavil de budur. Vecî-zül-Kerderî´de de böyledir. Bu hükümde, mesbûk´un imâma yakın olması iîe uzak bulunması veya imâmın kıraatini işitmemesi mü(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)savidir. Hulâsa´da da bbyledir. Ancak, bu durumda mesbûk yetişemediği rek´ati kılmaya kalktığı zaman, sübhaneke´yi okur ve kıraat için eûzü-besmele´yi çeker. Fetâvâyi Kâdîhân´da, Hulâsa´da ve Zâhiriyye´de de böyle(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dir. Mesbûk, imâma gizli okunan rekatte yetişmiş olursa, se-nâ´yı t= sübhaneke´yi) okur. îmâma uyan kimse, imâm okumaya başlayınca susar, sübha(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)neke´yi okumaz. Sahih olan budur. Tatarhâniyye´de de böyledir. İmâma rükûda veya secdelerde yetişen kimse, taharri eder yani araştırır. Eğer, senayı okuyunca, rükû´a veya secdeye ye(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)tişeceğine kanâat getirirse, sübhaneke´yi ayakta okur. Bu kanâate varmazsa, senayı okumayı terk eder ve imâma tâbi olur. Mesbûk, imâma, rükû´da veya secdede yetişemezse, bunla(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rı yapmaz. îmâma, oturuş esnasında yetişen bir kimse, sübhaneke´(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)yi okumaz, hemen tekbîr alır, sonra da eğilerek oturur. Bahrti´r-Râik´ta da böyledir. Mesbûk, yetişebildiği rek´atleri imâmla birlikte kılar; son(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ra da yetişemediği rek´atleri —tek başına— kaza eder. Serahsî´nin Mumyt´inde de böyledir. «Mesbûk, önce, yetişemediği rek´atleri kaza etmeye baş(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)larsa namazı fasid olur.» denilmiştir. Sahih olan da budur. Zâhi(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)riyye´de de böyledir. Camii Fetavâ´da : «Önce yetişemediği rek´atleri kaza etme(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)si müteahhirîn´den bazılarına göre caizdir. Fetva da bunun üzeri(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)nedir.» denilmiştir. Sözün açığı ise, bu halin namazı bozduğudur. Bahrü´r - Râık´ta da böyledir. Mesbûk, —bazı yerler müstesna teşehhüdden sonra ve selamdan önce kalkmaz. Şu hallerde mesbûk, teşehhüdden sonra ve selamdan ön(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ce kalkabilir : Meshetmiş olan mesbûk, mesh müddetinin çıkmasından korktuğu zaman, Özür sahibi bir mesbûk, vaktin çıkmasından korktuğu /aman, Mesbûk, cum´ada- ikindi vaktinin girmesinden korktuğu zaman, Bayram namazlarında, Öğîe vaktinin girmesinden kork(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)tuğu zaman, Sabah namazında, güneşin doğmasından korktuğu za(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)man, Kendisine hades sebkat edeceğinden yâni abdestinin bo(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)zulacağından korktuğu zaman, imâmın namazı bitirmesini ve sehiv secdesini beklemez. Fakat, vaktin çıkması iîe namaz bozulmaya-caksa, mesbûk imâma tabi olur. Mesbûk, imâmın selam vermesini beklediği takdirde, in(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)sanların önünden geçmesinden korkarsa, yine teşehhüdden sonra kalkabilir. Vecîzüll-Kerderî´de de böyledir. Saydığımız bu hallerin dışında da mesbûk, teşehhüd mik(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)tarı oturduktan sonra kalkmış olsa, bu durumda da namazı caiz olur ve fakat bu namaz kerâhat-ı tahrîmiyye ile mekruh olur. Fethü´î-Kadîr´de de böyledir. Mesbûkun, teşehhüd miktarı oturmadan kalkması caiz ol(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)maz. Mesbûk, namazdaki noksanlarını tamamladıktan sonra, imâm henüz sedam vermemişse, mesbûk selamda imâma tabî olur. Ba(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)zdan´: «Bu durumda, mesbûk´un namazı fasid olur.» demişlerse de; bazıları da: «...fasid olmaz.» demişlerdir. Fetva da «fasid ol(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)maması» üzerinedir. Hulâsa´da da böyledir. Mesbûk, imâmı bekler; imâm iki tarafına selam verme(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)den, yetişemediği rek´atleri kaza etmek için kalkmaz. Bahrür-Râik´ta da böyledir. Mesbûk, imâm devamında nafile bir namaz olan, bir na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mazı kıldırmakta ise, imâm ayağa kalkana kadar bekler. Veya bu namazın devamında nafile bir namaz yoksa, mesbûk imâm mihrab-dan dönene kadar veya yerinden ayrılana kadar veyahut da bir miktar vakit geçene kadar bekler. Ki şayet, sehiv secdesi varsa, imâmla birlikte onu yapsın. Timurtâşî´de de böyledir. Bazı rek´atlere yetişemeyen veya imâma son teşehhüdde yetişmiş bulunan mesbûk, teşehhüdü tamamlayınca, ondan sonra(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ki dualarla meşgul olmaz. Mesbûk, bundan sonra ne yapar, ne söyler? Bu hususta, Îbnü´s-Şücâ´ şöyle demiştir: «Mesbûk, bu durumda, teşehhüdü tlekrar eder, yaafi, tekrar tekrar «eşhedü enlâ iiîâhe illALLAH» der.» demiştir. Muhtar olanda budur. Gıyâsiyye´de de böyledir. Bu durumda sahih olan, mesbûk´un imâm selam verin(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ceye kadar, teşehhüdde teressül etmesi, yanî, yavaş yavaş, harfle(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rinin mahreçlerine, medlerine riayet ederek onu ©kumaşıdır. Ve-dzü´l Kerderî´de, Fetâvâyi Kâdîhân´da, Hulâsa´da ve Fethül-Kadîr-de de boyladir. Mesbûk, unutarak imâmla birlikte veya imâmdan önce selam vermiş olursa, sehiv secdesi yapmaz. Fakat, eğer bu şeklîde imâmdan sonra selam verirse, sehiv secdesi yapar. Yani, ona sehiv secdesi lazım olur. Zahîriyye´de de böyledir. Muhtar olan da budur. Cevahirü´l-Ahlâtî´de de böyledir. Eğer mesbûk, imamla biriikte selam vermenin kendisine îâzım olduğu zannı ile, onunla beraber selam vermiş olursa, bu sclam kasden verilmiş bir selam olduğundan dolayı, masbûkun na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mazını ifsat eder. Zahireyye´de de böyledir. Mesbûk olan bir kimse, unutarak, imâmla birlikte selam verir ve namazım bozuldu zannı ile —tekrar— tekbir alıp nama(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)zına devam ederse, o mesbûk namazdan çıkmış olur. Münferîd (=yalnız basma namaz kılan kimSe) bunun hilafınadır. Münferîd, şüpheye düştüğü zaman, tekbir alır ve niyyet eyliyerek namazına devam eder. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir. Mesbûk, kazaya kalan rek´atleri kılarken, önce kırâaatîi olan rek´atleri kaza eder. Hatta mesbûk, akşam namazının son bir rek´atine yetişmiş olsa, yetişemediği iki rek´ati kılarken, oturmakla onların ara(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)larını ayırır. Bu şekilde, akşam namazındaüç defa oturmuş dur. Ve, yetişemediği için kaza ettiği her rek´atte, Fatihayı ve zamm-ı sureyi okur. Bu rek´atierden birinde, kıraati terk etmiş olsa, namazı bozulur. Mesbûk, dört rek´atli namazlarda, son bir rek´ate yetiş(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)miş olsa, imâmdan sonra kıldığı ilk rek´atte FâtÜıâ ve zamm-ı sû(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)re kouması gerekir. Sonra .oturur ve teşehhüdü okur. Sonra kalkar ve bu rek´atte de Fâtihâ ve zammı sûre okur. Bundan sonraki rek´(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)atte ise muhayyerdir. Dilerse kıraatte bulunur; dilerse bulunmaz. Efdal olan ise kıraat etmesidir. Hulâsa´da da böyledir. Mesbûk, dört rek´atli namazlarda, iki rek´ate yetişmiş olursa, yalnız kıldığı ifei rek´ati kıraatle kılar. Şayet, bunların birinde kıraati terk ederse, namazı fasid olur. Hatta, imâm, ilk iki rek´atin kıraatini son iki rek´atte okur(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ken, mesbûk kendisine yetişmiş ve uymuş olsa, bu durumda bile, yetişemediği iki rek´ati kılmaya kalkınca, yine kıraat eder. Eğer kıraati terk edecek olursa, namazı fasid olur. Vecîzü´I-Kerderî´de de böyledir. Mesbûk, yetişemediği rek´atleri kılarken, Münferîd gibidir. Ancak, şu dört hususta mesbûk, münferîd ( = namazı tek başi-ruı kılan kimse´ gibi değildir : 1- Bu durumda, ne mesbûk başka bir imâma´ uyabilir; ne de mesbûk´a uyulabiJir. Bunlar caiz değildir. Mesbûk, diğer bir mesbûk´a uymuş olduğunda, okusa da oku-znasa da uyan mesbûk´un namazı fasid olur; imâm olanın namazı(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)na ise, bir şey olmaz. Bahrür-RâıVla da böyledir. Aynı halde olan iki mesbûk´tan birisi, yetişenıeyip kazaya bıraktığı miktarın kaç rek´at olduğunu unutmuş olsa da, diğer mes-bûka uymadan, onun yaptığım yapsa namazı sahih olur. Hulâsa´-da da böyledir. Mesbûk, secde eden imâma, sehiv secdesi yapıyor zannı ile, o secdede tâbi olsa, sonradan da onun sehiv secdesi olmadığı(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)nı anlasa, bu husustaki iki rivayetten meşhur olanı, bu mesbûkun r\mnsmniT% bozulmuş olduğudur. Çünkü, münferid yerinde iken, iktidâ etmiş olmaktadır. Fakîh Ebûll-Leys ise : «Bu zamanda, bu halden dolayı namaz bozulmaz.» demiştir. Fakat, mesbûk bu durumda, o secdenin sehiv secdesi oldu(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ğunu anlamazsa, namazı fesada gitmez. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir. Muhtar olan da budur ve fetva da buna göre verilir. Ka(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)bul edilmiş o´an da budur. Guyasiyye´de de böyledir. İmâm beşinci rek´ate kalkmış, mesbûk da bu halde imâ(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ma uymuş olsa, eğer imâm dördüncü rek´atin başmda oturmuş ise, mesbûkun namazı fesada gitmiştir; eğer imânı oturmamışsa, imâm beşinci rek´ati secde ile kayıtlamadıkça, mesbûkun namazı fesada gitmez. Bu durumda imâm, besinci rek´ati secde ile kayıtlayınca, hepsinin namazı da fesada gider. .Fetevâyi Kâdîhân´da da böyle(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dir. 2- Mesbûk, kılmakta olduğu namazı kesmek niyyeti ile yeni(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)den tekbir alsa, katiyyetle —önceki namazı bozmuş ve yeni bir namaza başlamış olur. Münferîd ise böyle değildir. 3- Mesbûk, kılmadığı rek´atleri kılmak için ayağa kalkmış olsa, imâmın da üzerinde o namaza başlamadan önce sehiv secdesi bulunsa da, ondan dolayı secde etse; mesbûk, kıldığı rek´ati secde ile kayıtlamadan önce, döner ve ijnâmla birîikte o secdeleri yapar. Eğer dönmez ise, namazının sonunda, o sehiv secdelerini yapması lâzım gelir. Münferîd ise, bunun hilafına, başkasının sehvinden dolayı secde etmez. 4- Mesbûkun, teşrik tekbirlerini getireceği hususunda itti(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)fak vardır. İmâm Ebû Hanîfe (R.AJ ´ye göre, münferîd bu tekbir(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)leri getirmez. Fethü´I-Kadîr´de de böyledir. Mesbûk, sehiv secdelerinde, imâma tabi olur; selam da tabi olmaz. Teşrik tekbffcrüerinde ve telbiyede de tabi olmaz. Mesbûk, selamda ve telbiyede imâma tabi olursa, yani bu hal(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lerde ona uyarsa, namazı bozulur. Eğer tekbirde, mesbûk oldu(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ğunu bildiği bir imâma tabi olursa namazı bozulmaz. Şemsül-Eim-nre Serâhsî bu görüşe meyletmiştir. Burada tekbirden murat, teş(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rik tekbirleridir. Bahrü´r-Râik´ta da böyledir. İmâm, tilavet secdesini hatırlar ve onu kaza etmek için dönerse, eğer mesbûk rekatinü secde ile kayıtlamamişsa, öylece bırakır ve imâma tabolarak, tilavet secdesini yapar. Mesbûk, sonra kazasına devam etmek için kalkar. Eğer dönüp imâmla birlikte o secdeyi yapmazsa, mesbûkun namazı fesada gi(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)der. Ve eğer mesbûk, rek´atini secde ile kayıtladıktan sonra, imâ(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ma tabi olursa, bir rivayete göre namazı fasid olur; diğer bir riva(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)yete göre ise, imâma tabi olmazsa, namazı fasid olur. Asi isimli ki-tabda ise : «Namazı fasid olur.» rivayeti vardır. Bu husus, Fethül-Kadîr´de, Bedâi´de, Tatarhânivye´de, Tahâvî´de, Muzmarât´ta, Se-rahsî´nih Mebsût Şerhi´nde, Sirâcü´l-Vehhâc´da ve Hıüâsa´da da böyledir. İmâm, tilavet secdesini iade etmemiş olsa, mesbûkun na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mazı sahihtir. Bu durumda mesbûk için lâzım olan namazının, ka(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)zaya kalan kısmını tamamlamaktır. Tatarhânivye´de de böyledir. İmâm, secdemi sulbiyeyi (=namazın unutmuş bulun(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)duğu secdesini) hatırlasa ve onu yapmak için dönse, mesbûk. da ona tabi olur. Mesbûk, bu durumda imâma tabi olmazsa, namazı bozulur. Eğer mesbûk, rek´atini secde ile kayıtlamış olursa, bütün ri-vâyetlsrde namazı bozulur; dönsün veya dönmesin fark etmez. Bu hususta asîolan : Mesbûk, infirâd ( = tek başına olma) ye(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rimle imâma uymuş veya iktfdâ ( = imâma uyma) yerinde infîrad eylemişse namazı bozulur. [41] |
|
![]() |
![]() |
![]() |
#4 |
![]() Lâhık :
Lâhık : Önce imâma uyup, sonra uyku, abdestinin bozul(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ması ve, izdiham gibi sebeplerle, namazının bir kısmını kılmayıp da, sonra yine imâma iltihâk eden kimse demektir. Bu kimse, zayi ettiği namazı kılarken, sanki imâmın arkasın(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)da imiş gibi, okumadan kılar. Sehvetse de, sehiv secdesi yapmaz. Vecizül-Kerderî´de de böyledir, îmâm, sehvinden dolayı secde yapsa, lâhık, mesbûkun hüâfma, üzerinde olanı kaza etmeden imâma tabi olmaz. Hulâsa´-da da böyledir. Lâhık, abdestini tazeledikten sonra geri dönse, ona layık olan, evvela namazının kazaya kalan kısmı ile meşgul olmasıdır. Bu esnada, kıraat etmez ve fakat kıraat edecek kadar durur. Rü(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)kû´ ye secdelerde de, imâmın durduğu kadar durur. Ancak, imâm(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dan daha fazla veya daha noksan durmuş olması da zarar vermez. Tahâvî .ŞerM´nde de böyledir, Bir kimse (lâhık imâmla birlikte tekbir aldıktan sonra, imâm bir rek´at kılana kadar uyuşa fakat sonra uyansa, o lâhık, artık birinci rek´ati kılar. Her ne kadar, imâm ikinci rek´ati kılı(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)yor ise de. Zehiyre´de de böyledir. Lâhık, imâmla kılmadığını kaza ile meşgul olmasa da, ön(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ce imâma tabi ve sonra da imâm selam vermeden Önce kaza(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ya kaüanlarla meşgul olsa, bize göre namazı caizdir. Tahâvî Şer-hVnde de böyledir. Lâhık olan misafir, imâmla birlikte kılamadığını kılar(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ken, ikâmetle niyyet etse veya abdesti bozulsa da kendi şehrine girmiş olsa, o kimse, misafir namazını tamamlar. İmâm Züfer (R. A.) t buna muhaliftir. Ve bu hal, imâm namazını bitirdikten sonra olmuşsa, bu kaide geçerlidir. Fakat, bu halin meydana geldiği sı(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rada imâm daha namazını bitirmemişse, o kimse bu namazı ittifakla dört rek´at kılar Musaffa´da da böyledir. İmâm, dört rek´alit bir namazın ilk oturuluşunu unuta(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rak terk ettiği zaman, arkasındaki lâhık, uyumuş olur ve uyanır, veya abdesti bozulur ve sonra da gidip abdest alıp geri dönerse, bu sırada imâmda, bir rek´ati sebkat etmişse t=ileri geçmişse), bize göre, lâhık, oturulacak yerde oturmaz. İmâm Züfer (R.A.) ise, buna muhaliftir. Mesbûk da bu hükmün hilafmadir. Hulâsa´-da da böyledir. Şu altı şeyin kazasında Mesbûk, Lâhik´a Muhal-ftir: 1- Kadınların erkeklerle aynı hizada olmasında, 2- Kırâatde, 3- Sehiv secdelerinde, 4- Ka´de-i ûüâda, birinci oturuşta), imâm bu oturuşu terk ettiği zaman, 5- Selam verirken, imâmın dıhk ile gülmesinde, 6- imâm, ikamete niyyet edince, mesbûk rek´atini secde i´e kayıtladığı zaman. Zahırivye´de de böyledir. Dört rek´atli bir namazda, birinci rek´ate yetişememiş o-lan bir kimse, kalan üç rek´atte de uyumuş olsa ve sonra uyansa´, uyumuş olduğu halde geçen rek´aüeri kırâatsiz olarak kılar. Son(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ra imâma mütâbaaten (=tâbi olarak* pturur ve kalkıp yetişe-memiş olduğu ilk rek´ati, kıraat ederek kılar; sonra da oturup ´ namazını tamamlar. Bu kimse, iki rek´atte uyuşa da, bir rek´atte imâma yeti(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)şip yetişemediği hususunda şüphe etse,, şüphe ettiği o rek´ati, na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mazın arkasında kılar. Hulâsa´da da böyledir. [42] İmamet Ve Cemaat Konusu İle İlgili Bazı Meseleler İmâmla cemaat arasında, namazın kaç rek´at kılındığı hususunda ihtilaf edilse ve cemaat: «Üç rek´at kıldırdın.» dese; İmâm´da : «Dört rek´at kıldırdım., dese; îmâm´m kanaati çok kuvvetli ise, cemaatin sözüne uyarak namazı iade etmez. Ancak, bu hususta yakîni yoksa, cemaatin sözüne uyup, namazı yeniden, kılar. ( = kıldırır.) Bu hususta, cemaat arasında görüş ayrılığı çıksa ve bir kısmı : «üç rek´at...», bir kısmıda «...dört rek´at kıldı.» deseler, bu durumda, imâm hangi tarafta ise, tarafını tuttuğu adam bir kişi bile olsa, imâmın sözü alınır. Muhıyt´te de böyledir. Bu durumda, imâmla beraber bir kişi bile olmadığı vakit, imâm da, cemaat de namazı iade ederler. Cemaat yine imâma uyar ve bu iktidal&n sahih olur. Muhıyt´te de böyledir. Cemaatten birisi: «imâm üç rek´at kıldırdı.», başka biri(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)si de : «...dört rek´at kıldırdı.» dese, imâm da, cemaat de bu hu(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)susta şüphe içinde bulunsalar, bu durumda, imâma da, cemaate de yapacak bir şey- yoktur. Hulâsa´da da böyledir. Bu durumda, noksan olduğu inancı ile, imâmın o namazı iade eylemesi, yani yeniden kılması (=kıldırmâsı) nıüstehap olur. İrr-âm, üç rek´at kıldırdığı kanaatinde ûlsa da, cemaatten bir kimse de tam kıldırdığı kanaatinde bulunsa, bu durumda imâ(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mın cemaatle namazı yeniden kılması.gerekirken, tamam kılındı(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ğı kanaatinde olan kimsenin, bu namazı iade etmesi gerekmez. Muhıyt´te de böyledir. Cemaatten biri, namazın noksan kılındığı kanaatinde ol(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)sa da, imâm ve cemaat bu hususta şüpheye düşseler; vakit varsa, ihtiyaten bu namazı iade ederler. Yeniden kılmasalar da üzerleri(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ne bir şey lâzım gelmez. Ancak, cemaatten, iki kişi, namazın nok(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)san kılındığına kanaat getirirler ve bunu böyle haber verirlerse, imâm ve cemaat, bu namazı yemden kılarlar. Hulâsa´da da böy(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ledir. İmâm, cemaatle namazı kılıp gittiği zaman, cemaatten ba-zuarı : «...bu öğ"e namazı...», bazıları da : «...ikindi namazı...» der(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lerse, eğer bu namaz öğle vaktinde kılınmışsa, Öğledir; ikindi vaktinde kıhnmışsa ikindidir. Eğer, hangi vakit olduğu belli değil(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)se, her iki taifenin namazları da caizdir. Zahîriyye´de de böyledir. [43] |
|
![]() |
![]() |
![]() |
#5 |
![]() 6- NAMAZDA İKEN HADES VÂKİ OLMASI (=ABDESTİN BOZULMASI)
Bir kimsenin namazda abdesti bozulursa, yeniden abdest a ir ve Önceki kıldığı kısım üzerine, kalan kısmı bina eder. (= ka(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lan kısmı kılar.1 Kenz´de de böyledir. Bina t=namazın kalan kısmım tamamlama) hususunda, erkekle kadın müsavidir. Muhıyt´te de böyledir. Namazda iken, abdesti bozulma adeti olmayan kimse, na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mazını yeniden (ve baştan) kılar. Hidâye´de ve Kâfi´de de böyle(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dir. Namaz esnasında abdest bozulunca, isti´nâf (=namazı baştan başlayıp, yeniden kılmak) daha efdaldir. îsti´nafın efdal oluşu, bazı alimlere göre, herkes hakkındadır. Bazıları ise: «Kat´iyyetie, yalnız başına namaz kılan kimseler için isti´nâf daha efdaldir.» demişlerdir. Fakat, imâm ve muktedî, eğer yeni bir cemaat bulabilirler ise, isti´naf etmeleri (=baştan başlayıp yeniden kılmaları) daha ef(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)daldir. Eğer cemaat bulamazlarsa, önceki cemaatın sevabını ko(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rumuş olmak için bina etmeleri, t=namazın kalan kısmını tamam-lamaları daha efdaldir ve üstündür. Fetvalarda sahih görülen ka(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)vil de budur. Cevheretü´n - Neyyire´de de böyledir. [44] Binanın ( = Namazın Kalan Kısmım Tamamlamanın) Şartları 1- Binanın caiz olması için, lıades´in abdest afmayı gerektir(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mesi; bu halin nadirâttan olmaması, semavî olması; kulun, bu ha-derte ve bu hadesin meydana geliş sebebinde kend´ isteğinin bu-hvnmanıasi şarttır. Bahrü´r-Râık´ta da böyledir. Bir kimsenin namaz içinde abdesti, idrarla, gâitle (=bü-yük abdestle), yellenmekle veya burun kanaması ile bozulduğu vakit, eğer bunlar kasden olmuşsa, namazı fesada gitmiştir. Bu na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mazda bina yapılamaz. (Yanî, abdest, yenilenip, namazın kalan kıs(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mı tamamlanamaz.) Eğer bu kimse, abdesti kasden bozmamış olduğu halde, ab-destin bozulma şekli, guslü de gerektiriyorsa, Cşehvetle meninin çıkması gibi), o kimse, yine namazı bina edemez. Abdeslin bozulma şekli, guslü değil de sadece abdesti icab et(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)tirdiği halde, bu bozulma, inşânın kendi iradesi ile olursa, yine, namaz bina edilemez. Buna, İmâm Ebû Yûsuf (R.A. muhalefet etmiştir. Hulâsa´da da böyledir. Bir kimse, kendi kastı olmaksızın, kendisine, ağız dolusu kusuntu galebe çalarsa, o kimse, konuşmadan abdestini tazeler ve namazını bina eder. Kendi isteği ile kusarsa, namazım bina ede(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mez. Muhıyt´te de böyledir. Namaz kılan bir kimseye, kendi fiilinin haricinde hades vaki1 os!a, (yani abdesti bozulsa); basma bir fındık değmesi ve(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ya başka birisinin attığı taş veya benzeri . bir şeyin değip başını yarması veyahut da birisinin yarasına dokunup kanatması gibi) — Jmâm-ı A´zam (R.A.) ve İmâm Muhammed (R.A.)´e göre, o kim(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)senin namazını bina etmesi caiz olmaz. Tahâvî Şerhinde de böy(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ledir. Bir kimse namaz kılarken, damdan tuğla veya tahta düş(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)se ve bu kimsenin başı yarılsa; eğer bunların düşmesi damdan birisinin geçmesi sebebi ile olursa, o kimse abdest alıp namazına devam eder. (Yâni, bina eder.) İmâm Ebû Yûsuf (R.A.), bu gö(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rüşe muhaliftir. Fakat, bu şeyler, bir kimsenin geçmesi sebebi ile düşmemişse, âlimlerimizden bir kısmı: «Bu kimse, yine namazını hi´âfsız olarak bina eder.» demişler; bir kısmı ise: «Muhay(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)yerdir, dilerse bina eder; dilerse baştan kılar.» demişlerdir. Sahih olan .da budur. Bir kimse, bir ağacın altında bulunmuş olduğunda, ağaç(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)tan bir meyve düşerek, bu şahısta bir yara açsa, hüküm yine böy(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ledir. ´. Namaz kılan kimsenin ayağına veya secde ederken alnı(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)na diken batsa ve bunda, kendisinin bir kastı olmadığı halde-, di(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ken batan yerden kanç çıksa, bu durumda, namazını bina eylemez. Bİr kimseyi, eşek ansı soksa ve bundan dolayı o kimseden kan çıksa, hüküm yine böyledir. (Bir kimse, hapşırmiş olsa da bu sebeple abdesti bozu!sa veya öksürse de, öksürüğün şiddeti ile kendisinden yel çıkmış olsa, bu durumda yine namazını bina etmez.» denilmiştir. Sahih olan da budur. Zahîriyye´de de böyledir. Bir kadının taharet bezi, onu yerinden oynatması sebebi ile düşmüş ve kendi isteği olmadan bu bez ıslanmış olsa, âlimleri(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mizin hepsinin kavillerine göre, bu kadm namazım bina eâer. İmâm Ebû Yûsuf (R.A.) ´a göre, bu kadın bezi yerinden oynatması sebebiyle, namazım bina eder. Diğer imamlara göre, bu durumda namaz bina edilmez. Tebyîn´de de böyledir. Eğer, bir kimsenin çıbanından kan akarsa, o kimse, ab(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dest alır, kanı yıkar ve namazını bina eder. Bir kimse, kanı akana kadar çıbanını sıkmış olsa veya .diz kapağında çıban olsa da, secde ederken dizlerine çöktüğü için, bu çıban parçalanıp açılsa; bu hâl, kasden abdest bozma yerinde ol(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)duğu için, o kimse, kıldığı namazının üzerine, kalan rek´atleri bi(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)na edemez. Muhıyt´te de böyledir. Bir kimse namaz kılarken bayıldığı veya cinnet getirdiği, delirdiği veyahut da kahkaha ile güldüğü ve yine namaz içinde bu hallerden kurtulduğu zaman, abdest alır ve namazına kaidığj yerden devam eder. Kczâ, namazda uyuyup, ihtilâm olan kimsenin; namazım guslettikten sonrabina etmemesi müstahsen görülmüştür. Bir kimse, namaz içinde kadının fercine baktığı va(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)kit, inzal vaki olursa gusledip namazım bina edemez. Veya, namaz kılan bir kimsenin elbisesine dirhem miktarın(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dan fazla sidik saçılsa, o kimse hemen dönüp onu yıkar. Bu du(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rumda, zâhirü´r-rivaye´ye göre, namaz bina olunamaz. Tahâvî Şer(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)hi´nde de böyledir. 2- Binanın caiz olmasının şartlarından biri der namaz da abdesti bozulan kimsenin, hemen dönüp hiç beklemeden abdest almaya g´.tmesidir. Hatta, namaz kılan bir kimse, abdestsiz bir rükün eda etse v>j-ya olduğu yerde, bir rükün eda. edecek miktarda beklese, o kim(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)senin namazı bozulur. Namaz içinde abdesti bozulan kimse, abdest a!maya giderken Kur´ân okumuş olsa, namazı bozulur; fakat abdest aldıktan sonar, geri dönerken Kur´ân okusa, namazı bozulmaz. Bunun aksini söy-liyenler de vardır. Yanî bunlar: «Abdest almaya giderken Kur´ân okusa, namazı bozulmaz da, gelirken okursa bozulur.» demişler(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dir. Sahih olan ise, herîki durumda da, bu kimsenin namazının bozulacağıdır. Abdest almaya giderken, teşbih ve tehlîî etmek (^sübhâna1-lah ve Iâüâhe illALLAH demek) esahh olan kavle göre, binaya manî değildir. Tebyîn´de de böyledir. Bir imâmın, rükû´ esnasında abdesti bozulmuş olsa ve bu durumda, başını kaldırıp «semi´ALLAHü limen hamiden» dese; veya secdede abdesti bozulunca, başını kaldırırken «ALLAHü Ekber» ´dese; eğer, namaz kılan kimse, bunları söylemekle., rüknün edası(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)nı kasdediyorsa, onun namazı tamamen bozulur. Bunları söyle(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mekle, rüknün edasını kasdetmemesl halinde ise, bu hususta, Ebıı Hanîfe CR.A.) ´den iki rivayet vardır. Kâfî´de de böyledir. İmâmın, secdede abdesti bozulur ve «ALLAHü Ekber» di(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)yerek, başım secdeden kaldmrsa, namazı bozulur. Fakat, tekbir getirmeden doğrulursa, namazı tamamen bozulmaz; kendi yerine birisini imâm olarak geçirir. Vecîzü´l-Kerderî´de de böyledir. Bir kimse, namazda uyuşa ve uyurken abdesti bozulsa ve o kimse abdesti bozulur bozulmaz uyansa ve uyanınca hemen abdest alsa namazını bina eder. Uyanınca, bir müddet bekleyip, hemen abdest almaya gitmeyen kimsenin namazı, tamamen bozulur. Mi´râcü´d-Dirâye´de de böy-ledeir. 3- Binanın caiz olmasının şartlarından biri de, abdesi bo(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)zulunca, namaza mani bir harekette bulunmamaktır. Çünkü, namaz kılan kimsenin, şayet abdesti bozulmamış ol(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)saydı, namaza mani olan bu işlerin hiç birini yapamazdı. Veya, namazda abdesti bozulan kimsenin yapacağı iş, yapıl(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ması zarurî olan işlerden olmalıdır. Namaz içinde abdesti bozulan bir kimse, konuştuğu veya ab(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)desti kasden bozduğu veya kahkaha Üe güldüğü veya yiyip içtiği veyahut da bunlara benzer şeyler yaptığı zaman, o kimsenin na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mazını bina etmesi caiz olmaz. Keza, namaz içinde aklî muvâzenesini kaybeden veya üzerine baygınlık gelen veya cünüp olan bir kimsenin, bu durumlarda, na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mazını bina etmesi caiz olmaz. Keza, namaz içinde bir kadının fercine bakmasından dolayı menisi gelen kimsenin de, namazını bina etmesi caiz olmaz. Tehâ-vî Şerhi´nde de böyledir. Namaz içinde abdesti bozulan kimse, muhtaç olduğu su(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)yu isteyerek veya kuyudan su çekerek abdest alır ve namazını bi(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)na eder, İstincâ ederken avret mahalli açılan bir kimsenin, namazını bina etmesi batıl olur. Fakat bu kimse, istincâsım, elbisesinin al(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)tından gizlice yaparsa, namazını bina edebilir, Bedâi´de de böyle(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dir. Namaz kılan kimsenin abdesti bozulduğu zaman, hemen abdest almaya gider. Bu esnada, abdest alan kimse, avret mahalli(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ni açar veya avret yeri o kimsenin kasdı olmadan açılırsa, bu durum hakkında Ebû Ali en-Nesefi: «Bu kimse, eğer örtünme. imkanı bulamamışsa, namazı tamamen bozulmaz.» demiştir. Ni-hâye´de de böyledir. Bacaklarım abdest için açan kadının namazı, batıl oku-. Sahili olan da budur. Namaz içinde abdesti bozulan kimse, abdest aldığı za(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)man, abdest azalarını üçer defa yıkayarak, başını kaplama meshe-derek, nıazmaza, istüışak ve diğer sünnetlerini yerli yerinde yaparak abdestini alır. Sahih olanda budur. Fakat bu kimse, abdest azalarını dörder defa yıkarsa, na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mazı yeni baştan kılar. Tatarhâniyye´de de böyledir. Namazda iken abdesti bozulan bir kimseye, su, uzakta ve(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ya su kuyusu, yakında bulunursa, bu kimse muhayyerdir; zahmeti en az olanını seçer; dilerse suya gider, dilerse kuyudan su çeke(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rek abdestîni tazeler. Kuyudan su çektiği zaman, namazını bina etmez; yeniden kılar. Sahih olan budur. Muzmarât´ta da boyîeçlir. Muhtar olan da budur. Namaz kılarken abdesti bozulan bir kimse, evinde su var iken onunla abdest almayıp, abdest almak için havuza gider ve bu durumda, evi de havuzdan yakın olursa; eğer, aralarındaki mesa(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)fe iki saf miktarı ise, namaz —tamamen bozulmuş olmaz. Fa(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)kat, havuz ile ev arasındaki uzaklık farkı, iki safdan- fazla ise, bu kimsenin namazı tamamen bozulur; onun üzerine, namazın kalan kısmım bina edemez. Bu kimsenin evinde su olsa da, abdestini havuzdan almak bu kimsenin âdeti olsa, veya bu kimse, evde su olduğunu unutarak havuza gitse ve orada abdestini alsa, namazını bina eder. Hulâsa´-da da böyledir. Namazda abdesti bozulan kimse, havuzun başında yer ol(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)duğu halde oradan, daha ileriye geçtiğinde eğer bu geçiş, yerin dar olması gibi bir sebepten dolayı olmuşsa, namazını bina eder; aksi takdirde bina edemez. Vecîzü´l-Kerden´de de böyledir. Namazda abdesti bozulan kimse, abdestini aldıktan son(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ra, başına mesh .etmediğini hatırlayarak gidip başını meşhetse, bu durumda, namazım bina etmesi caiz olur. Fakat, Önce hatırîaya-maz da namaza durduktan sonra hatırlarsa, gidip başını mesheder ve namazım yeniden kılar. Hulâsa´da böyledir. Bir kimse, elbisesini unutmuş olsa da, dönse ve eibisesi-ni giyse, namazı yeniden kılar. Tatarhânlyye´de de böyledir. Bir kimsenin, mescitte abdesti bozuüsa ve dışarı çıkıp içinde su olan bir kaptan abdestini alsa ve o kabı da namaz kıl(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dığı´ yere götürse, eğer kabı bir eliyle götürmüşse, namazını bina eder. Muhıyt*te de böyledir. Namazda iken abdesti bozulan kimse, abdest almak için evine gelse de, kapıyı kilitli bulsa, onu açıp abdestini alır. Çıkın(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ca da,´hırsız korkusundan dolayı kapıyı kitlerse, namazım bina et(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mesi caiz olur; böyle bir korku yoksa, bina etmesi caiz olmaz. Tstarhâniyye´de de böyledir. Namazda abdesti bozulan kimse, abdest alacağı kabı dol(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)durur ve onu tek eliyle taşırsa,, namazını bina eyler. îki e´iyle ta(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)şırsa, bina etmesi caiz olmaz. Cevheretü´n-Neyyitre´de de böyledir. Namaz kılan kimseye, namazın cevazına mani bir pislik isabet ederse, onu yıkar. Şayet o pislik, hariçten isabet etmişse, o kimse namazı bina eylemez. Buna İmânı Ebû Yûsuf (R.A.) mu(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)haliftir. Pislik -eğer kendisinden isabet etmişse, o kimse namazım bina eder. Tebyîn´de de böyledir. Elbisesine pislik bulaşan, kimse, o saat onu çıkarıp başka bir elbiseyi giyme imkânına sahipse, o kimsenin öyle yapıp, na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mazını bina etmesi caiz olur. Eğer, o saat çıkarıp, başka elbiseyi giyme imkânı olmaz ve o pis elbise ile bir rükün eda ederse, bil-iemâ namazı bozulur. Eğer, namazdan bir cüz eda etmeden, öylece bir müddet beklemiş olsa bile namazı bozulmaz. O saat çıkarma mümkün olduğu ve başka bir elbisesi de bulunduğu halde çıkarmamış ve bu durumda, na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mazdan da bir cüz kılmamışsa, bu hal hakkında, arkada şiarımızın ihtilâfı vardır. Ebû Hanîfe (R.A.) ile Ebû Yûsuf (R.AJ: «Bu kim(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)senin namazı bozulur.» demişlerdir. Muhiyt´te de böyledir. Bir kimsenin namazda abdesti bozulmuş olsa, hemen dö(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ner abdest alır. Bu abdestini kasden bozarsa, bu kimsenin, nama(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)zı bina etmesi caiz olmaz. Fetâvâyi Kâdihân´da da böyledir. 4- Binanın caüz olmasının şartlarından biri de, iük abdesti-. nin bozulması üzerine alacağı ikinci abdestinin bozulmasını gerek(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)tiren bir halin bulunmamasıdır. Bahrü´r-Râık´ta da böyledir. Mestlerinin üzerine meshetmiş olan bir kimsenin, namaz içinde abdesti bozulsa da, abdest almak için gitse ve abdest a[ır-ken mesh müddeti bitse, namazını yeniden kılar. Sahih olan da budur. Teyemmümle namaz kılmakta olan bir kimsenin, abdesti na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)maz içinde bozulsa, abdest almaya gidince de su bulsa, bu kimse de namazını bina edemez. Özürlü kadın da böyledir; yani, özürlü kadın namaz kılarken abdesti bozulsa da, abdest almaya gidince özrü bitse, bu kadın da namazını bina eyîiyemez. SeraJısî´nin Mu-hıyt´inde de böyledir. Sargısının üzerine meshetmiş ol anın, yarası iyileşir veya yarası kanayanın, namazının vakti çıkarsa, bunlar da namazlarını yukarıdaki gibi bina edemezler. Tatarhâniyye´de de böyledir. Binnm caiz olmasının şartlarından biri de, imâma iktida etmiş olan kimse, namazda abdesti bozulduğu vakit, abdestini ye(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)niler ve imâm namazını bitirmeden ve arallannda iktidaya mani bir hâl olsa bile imâma dönmesidir. Eğer, imâm namazı bitirmişse,, bu kimse, kendi başına nama(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)zını bina eder; imâma dönmez. Bu durumda imâma dönerse, nama(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)zının bozulup bozulmayacağı hususunda ihtilâf vardır. Eğer, imâm(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)la aralarında bir mani yoksa, dönmeksizin olduğu yerden imâma uyar. Bahrû´r - Râık´ta da böyledir. Namazı yalnız başına kılan kimse, abdest aldıktan sonra, namazı tamamlama hususunda, evi ile namaz kıldığı yer arasında muhayyerdir; fakat, namaz kıldığı yere dönmesi efdâldir. Kâfî´de de böyledir. îmâm da, yalnız kılan gibidir. Yerine geçirdiği imâm, na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mazı bitirmemişse, dönüp ona uyar; bitirmişse, kendi başına na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mazını bina eder. Vikaye Şerhi´nde de böyledir. 5- Binanın caiz olmasının şartlarından biri de, abdesti bo(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)zulan kimse, sahibi tertfb ise, abdesti bozulduktan sonra, üze(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rinde bulunan kaza namazını hatırlamamasıdır. Bahrü´r - Râık´ta da böyledir. 6 - Binanın ceÜz olmasının şartlarından biri de, namaz kıl(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dırmakta olan imâmın abdesti bozulursa, kendi yerine (imamlığa) ehil olmayan bîrini geçirmemesidir. Bu imâm, şayet yerine bir kadını veya bir çocuğu geçirmiş o-lursa, namazını yeni baştan kılar. Bahrü´r-Râık´ta da böyledir. Bi(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)na eyliyemez. [45] |
|
![]() |
![]() |
![]() |
#6 |
![]() İstihlâf
İstihlâf : Namaz içinde, her hangi bir sebepten dolayı, imâ(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mın kendi yerine, başka birini geçirmesi demektir. Namazın binasının eaiz olduğu her yerde imâmın da ye(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rine bir başkasını geçirmesi caizdir. Namazın binasının sahih olmadığı yerlerde ise, istihlâf yoktur. Başlangıçta, imâm olmaya elverişli olan her şahsın, imâ(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mın abdesti bozulunca, onun yerine geçip imâm olması da elve(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rişlidir. Başlangıçta, imameteelverişli olmayan kimsenin, imâmın ha-desi halinde, onun yerine geçmesi de doğru olmaz. Muhryt´te de. böyledir. İstühlâfın Şekli: Namazda abdesti bozulan imâm, burnunun kanadığı zannını vermek için, elini burnunun üzerine koyarak ve eğilerek geriyo çekilir; arkasındaki saftan birini, öne geçirir. Ve bu işi, konuşa(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rak değil de, işaretle yapar. Sahrada, safları geçmeden; camide ise, daha dışarı çıkmadan, imâmın, yerine bir başkasını geçirme hak(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)kı vardır. Tebyîn´de de böyleedir. imâmın abdesti bozulduğu zaman, yerine, safları birbi(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rine muttasıl olduğu halde, mescidin dışından birini geçirmesi sa(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)hih olmaz. Ebû Hanîfe (R.A.) ve Ebû Yûsuf (R.A.)un görüşlerine göre, bu durumda, cemaatin namazı bozulur, imâmın namazının, bozulup bozulmayacağı hususunda ise, iki rivayet vardır. Esahh olan, onun da namazının bozulacağıdır. Fetâvâyi Kâdîhan´da da böyledir. îmâm için evla olan, mesbûku yerine geçirmemesidir. Şayet imâm, mesbûku yerine geçirmek isterse, münasip olan, onun kabul etmemesidir. Kabul etmiş olursa, bu da caizdir. Za-hîriyye´de de böyledir. İmâm, mesbûku öne geçirirse, mesbûk da imâmın bırak(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)tığı yerden başlar. Selâm verme vaktine gelince, mesbûk, bir mü4riki öne geçirir. Müdrik, cemaatle birlikte selâm verir. Namazı tamam olduğu zaman imâm, kahkaha ile güler, kas-den abdestini bozar, konuşur veya mescidden çıkarsa, hem ken(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)disinin hem de cemaatin namazı tamamen bozulur. Birinci imâma gelince eğer o namazım kılıp bitirmiş ise, onun namazı bozulmaz, şayet bitirmemiş ise, onun da namazı bozulur. Sahih olan da bu(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dur. Hidâye´de de böyledir. İmâmın abdesti, namaz içinde rükûda bozulmuşsa, yeri(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ne geçirdiği imâma, parmağını, dizinin üstüne koyarak işaret eder. Eğer, namazı secdede bozulmuş ise, parmağını alnına koyarak işa(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ret yapar. Eğer, okurken bozulmuş ise, parmağını ağzına kor. Şayet, geride bir rek´ati kalmışsa, bir parmağı ile; iki rek´at kalmışsa iki parmağı ile işaret" eder. Tilavet secdesi için, parmağını, alnına ve ağzına koyarak işâ-rette bulunur. Sehiv secdesi için ise, parmağım, kalbinin üzerine koyar. Zahîrüyye´de de böyledir. îmâm, bu işaretleri, yerine geçirdiği adam durumu bil-catyorsa yapar; şayet durumu bilen birisi ise, bu işaretleri yapma(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)sına hacet kalmaz. Tatarhâniyye´de de böyledir. Bir kimse, dört rek´atli bir namazda bir imâma uysa, imâmın da abdesti bozulsa ve yerine bu kimseyi geçirse; eğer bu şahıs, imâmın kaç rek´at kıldığını ve geride kaç rek´at kaldığını bilmezse, bu kimse, bu durumda, dört rek´at namaz kılar ve ihti(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)yaten her rek´atte de oturur. Fetâvâyi Kâdîhan´m Mesbûk Bölü(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)münde de böyledir. Namaz içinde abdesti bozulan imâm, yerine bir lâhıkı ge(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)çirmiş olsa; lâhık, cemaate işaret ederek noksanını tamamlar ve sonra cemaatle namaza devam eder. Şayet böyle yapmaz ve kendi üzerinde bulunanı tehir edip, imâmın bıraktığı yerden devam ederse; selam verme yerine kadar varır ve burada, yerine başka birini geçirir; bu yeöi imâm da cemaatle selam verir. Bu, bize gö(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)re caizdir. Muzmarât´ta da böyîedeir. Namazda abdesti bozulan imâm, mescidden çıkmadıkça veya yerine başka birini getirip de, o kimse, imâm makamında ce-caate imâm olmaya niyyet etmedikçe veya cemaat, bir başkasını imâmın yerine geçirmedikçe, imamlık hakkına sahiptir. Hatta, bu hallerden biri bulunmasa da. abdesti bozulan imâm, mescidin bir tarafında abdest alsa ve cemaatte onu beklemiş olsa, imâmın yeri(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ne dönüp, onlarla beraber namazını tamamlaması caiz olur. Eğer, yerine bir imâm geçirmez, cemaatte bu işi yapmaz ve imâm mescidden çıkarsa, cemaatin namazı fesada gider. îmâm ise, abdestini alıp, namazım bina eder; çünkü imâm, kendi nefsinde, rnünferîd (tek başına namaz kılan) gibidir. Mumyt´te de böyledir. Şayet, bir kimse, kendiliğinden, abdesti bozulan imâmın yerine geçer ve imâm mescidden çıkmadan Önce, imâmın yerine durursa, bu da caiz olur. Fakat, o şahıs, mihraba varmadan, imâm mescidden çıkarsa, o şahsın da, cemaatin ´de namazı bozulur; ön(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ceki imâmın namazı ise bozulmaz. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyle(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dir. İmâmın ardında tek bir şahıs olduğu zaman, imâmın ab(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)desti bozulmuş olsa, imâm tayin etse de, etmese de, o şahsın imam olacağı açıktır. Abdesti bozulan imâm, bir şahsı, cemaat de, başka bir şahsı ileri geçirse, asıl olan, imâmın ileri geçirdiği şahıstır. Ancak, cemaat, imâmın öne geçirdiği şahıstan daha önce, kendilerinin öne geçirmiş oldukları imâma uymuşlarsa, bu durumda imâm, ce(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)maatin Öne geçirdiği imamdır. Eğer, cemaatten ayrı ayrı topluluklar, ayrı ayrı birer imâ- , mı öne geçirmişlerse, bu durumda, sayıca çok olan topluluğun ile(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ri, geçirdiği imâma itibar olunur. Topluluklar sayıca müsavi ise(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ler, hepsinin de namazları bozulur. Öne, iki kişi geçecek olsa, hak, daha önce imâmın yerine varanındır. Bu iki kişi, imâmın, yerine aynı anda varır ve cemaatin bir kısmı birine, diğer kısmı da-öbürüne iktida ederlerse, cemaat-. ten, daha çoğunun uymuş olduğu tarafın namazı sahih olur; az olan tarafın ise, namazı fasid olur. Cemaat, sayıca müsavi olduğu takdirde, tercih mümkün olmadığından, her iki tarafın namazları da sahih olmaz. Tebyîn´de de böyledir. Abdesti bozulan bir imâm, son safta bulunan bir şahsı ye(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rine geçirse ve sonra mescidden çıksa; eğer, imâmın yerine geçir(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)diği kimse, o esnada imamete niyyet ederse; imâm olmuş olur. Bu durumda, önceki imâmın durduğu yerle, yeni imâmın arasında olanlarla, sağ ve sol tarafında bulunanların namazları bozulur. Fa(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)kat, bu kimse önceki imâmm makamına varınca, imamete niyyet eder ve bu şahıs mihraba varmadan, önceki imâm mescidden çık(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mış olursa, hepsinin de namazı bozuümuş olur. Bu durumda, imâmın yerine geçen şahsin ve cemaatin, nanıazlaıının caiz olmasının şartı, imâmın yerine geçen şahsın, imâm mescidden çıkmadan önce mihraba varıp, imâmın yerine clurmasıdır. Bahrü´r-Râik´ta da böyledir. Abdesti bozulan imâm, yerine birini geçirdiğinde, o şah(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)sın da abdesti bozulur ve o da yerine bir başkasını geçirirse, bu durum hakkında Fudalî : «Önceki imâm mescidden çıkmamış ve üçüncü imâm da imâmın yerine varmamışsa, bu caiz olur. Durum, sanki o şahıs kendi nefsini öne-geçirmiş veya önGeki imâm onu öne geçirmiş gibi olur; böyle olmaz ise caizâ olmaz.» demiştir. Hulâsa* da da böyledir. Bir imâmın, namazda abdesti bozulsa ve yanında da hiç kimse bulunmasa, bu durumda bir adam gelip cemaat olana ka(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dar, o imâm mescidden çıkmaz. Ve sonra çıkar. İkinci adam, ar(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)kadaşlarımıza göre, birincinin halifesi C= yerine geçirdiği kimse) olur. Zahiriyye´de de böyledir. Bir imâm, namazda kıraatten (= Kur´ân okumaktan) aciz kaldığı zaman, yerine birini geçirir. Bu, namaz caiz olacak kadar okuyamadığı veya utanmak veyahut korku arız olduğu zaman olur; unutmaktan dolayı böyle yapılmaz. Fakat, imâm, namaz caiz ola(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)cak kadar okumuşsa, yerine hiç kimseyi geçirmez; rükû´a varır ve namazına devam eder. Şayet, bu durumda yerine başkasını geçir(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)miş olursa, namaz fasid olur. Çünkü, böyle yapmaya ihtiyaç yok-U*ı\ Tebyîn´de de böyledir. îmâm, okumayı unuttuğu zaman, yerine birini geçirmesi asla caiz olmaz. Bunda icmâ´ vardır. Aynî´de de böyledir. Bir misafir, diğer bir misafire uyduğunda, imâm olan mi(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)safirin abdesti bozulur ve yerine, bir mukimi imâm olarak geçirir(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)se, arkasındaki misafir, namazını dörde tamamlamaz; iki rek´atte sslam verir. Şayet yerine, misafir olan birini geçirir ve bu şahıs da ikâmete niyyet ederse, arkasındaki cemaat içinde bulunan misafir(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ler, namazlarını tamamlamazlar. Serâhsî´nin Mıüuyt´inin Müsafİ-rin Namazı BÖlümü´nde de böyledir. [46] Bu Konu İle İlgili Bazı Meseleler : Abdestim bozuldu zannı ile mescidçlen çıkan bir kimse, sonra abdestinin bozulmadığını anlasa, namazını kılmaya yeniden baştan başlar. Bu şahıs, mescidden çıkmamışsa, namazını bi(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)na eder, (Geride kalanını kılar.) Hidâye´de de böyledir. Yukarıdaki durum,-bir kimsenin, namaza abdestsiz başla-dığmı veya mesh müddetinin bittiğini sanmasmm veya teyemmümlü iken serabı görüp de su zannetmesinin veya tertib sahibi ise, öğle namazında iken sabah namazını kılmadığını sanmasının veya elbisesinde bir kırmızılık görüp de onu pislik zannetmesinin hilâfınadır; bu hallerde hakikati anlayıp geri dönse, namazı bozulur; bina caiz olmaz. Ev, namazgah ve cenaze namazı kılman yerler de mes-cid hükmündedir. Sahradaki saflar da mescid hükmündedir. Bir kimse, imamlık için öne geçmiş olsaf eğer önünde sütre yoksa, arkasındaki safların mesafesine itibar olunur. Eğer önünde sütre varsa, hudut sütredir. T&byîn´de de böyledir. Bir kimse, yalnız başına namaz kılıyorsa, secde yeri, mes-citldc olduğu gibidir. Sağı, solu ve arkası da böyledir. Yani, bu me(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)safeler kadar olan mesafe, mescid hükmündedir. Muhıyt´te de böyledir. Kadının, musallada namazgâhda) abdesti bozulsa, na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mazı fasid olur. Çünkü, musallanın mescid hükmünde olması sa(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dece erkekler hakkındadır. (Yani kadın burada namazını bina edemez.) Tebyîn´de de böyledir. Namaz kılan bir kimse, abdestinin bozulacağından kor(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)kup, namaz kıldığı yerden ayrılsa ve sonra da abdesti bozulsa, o kimsenin, namazım bina etmesi hakkı yoktur. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir. [47] Namazı Bozan Bazı Haller : 1- Sabah namazını kılarken güneşin doğması, 2- Cum´a namazını kılarken, Ükndi vaktinin girmesi, 3- Yara iyileştiği için sargının düşmesi, 4- Özürlü bir kimsenin namaz içinde— özrünün sona er(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mesi, 5- Ümmîniıı, imâmın yerine geçmesi, 6- İmâ ile namaz kılanın, rükû´ ve secdelere gücü yetmesi, 7- Mestleri üzerine meshetmiş olarak, namaz kılmakta olan bir kimsenin, namaz içinde mesh müddetinin bitmesi, 8- Teyemmümle namaz kılmakta olan kimsenin namaz esmişinda su bulması, 9- Ayaktaki mestlerin, amel-i yesirle (kolaylıkla çıkması, 10- Üromî´nin, bîr sûreyi düşünerek okuyabilmesi, 11- Ümmî´nin namaz içinde dinleyerek, Kur´ân ezberle(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mesi, gibi hallerde namaz bozulur. Teyemmümle namaz kılmakta iken, su bulan bir kimse, onu kullanmaya gücü yetmezse veya onu kullanmaya imkân bula(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mazsa namazı bozulmaz, Bir kimsenin, mestleri geniş olduğu için, zahmetsiz çıkar(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)sa, abdesti bozulur. Fakat, mestler zor bir fiil ile çıkarsa, namazı tamamdır. Ümmî, Kur´ân okuyan bir kimseden, fazla meşgul ol(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)madan Kur´ân okumayı hakikaten öğrenirse, namazı tamamdır. Bu hüküm, ümmînin, namazı münferiden kıldığı veya imâm oldu(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ğu zaman geçerlidir. Böyle okursa, ümmînin imameti caiz olabilir. Fakat, ümmî, güzel Kur´ân okuyan bir kimsenin arkasında na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)maz kıldığı zaman, —Kur´ân öğrenirse— umuma göre namazı fa-sid olur. Ebû´I - Leys ise, o ümmînin, namazının bozulmadığı görü(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)şünü seçmiştir: Tebyîn´de de böyledir. Sahih olan da budur. Zahl-rîyye´de de böyledir. 12- Çıplak bir halde namaz kılan kimse, temiz ve kendisi ile namaz kılmak aciz olacak kadar elbise bulursa, namazı bozulur. 13- Pis bir elbise ile namaz kılmakta olan bir kimse, o ne(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)caseti temizleyecek bir imkân bulur veya bu imkânı bulamaz fakat elbisesinin dörtte biri veya daha fazlası temiz olur ve bununla ör(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)tünmesi mümkün olduğu halde, o şahıs bunları yapmazsa, namazı bozulur. 14- Teyemmümlü olarak namaz kılmakta olan bir kimse, na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)maz esnasında su bulur ve kullanmaya da gücü yeterse, namazı bozulur. 15- Sahib-i tertib olan bir kimse, namaz kılarken, geçirmiş olduğu bir namazı hatırlarsa namazı bozulur. 16- Abdestli bir kimse, teyemmümiü bir imamın arkasında namaz kılarken suyu görürse veya bu kimse, imâmın sahib-i tertip olduğunu ve onun da bir fâitesi (= kazaya kalmış namazı) bu(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lunduğunu hatırlarsa, sadece, o muktedîniıı namazı bozulur; bâlıl olur. Tebyîn´de de böyledir. Bu durumlarda, naınaz batıl olduğu zaman, bu namaz, na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)fileye çevrilmiş olmaz. Yalnız, şu üç yerde btı namazlar, nafileye çevrilmiş olur´ Tertip-sahibinin, «--namaz esnasında™ kilau^viığı bir na-mazi hatırlaması hailinde, Sabah namazını kılarken güneşin doğması halmd´e/ Cum´ayı -kılarken ikindi vaktinin girmesi halinde, Cevheretü´n - NeyyâreMe de böyledir. Pis elbise İle namaz k»J arken, onu temizleyecek bir şey bu(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lan kimsenin namazı bozulur. Bir kisfse, keza namazı kılarken tulü´., zevfcl, gurup gibi kerahat vakti girerse, o namaz bozulur, Bir cariye, baş örtüsüz namaz kılarken azad edilir ve : anda başmı Örtmezse, namazı bozı$m\ Bu mes´e!elerden herhangi biri, namaz kılan bir kimseye, —teşehhüd miktarı oturduktan sonra veya sehiv secdesi yaparken bile arız olursa, o kimsenin namazı bâtıl olur. Eğer bu İr-imâm ise, arkasındaki cemaatin namazları da batıl ölür. Namazdan, selâmla çıkmış olan bir kimsenin üzerinde, i eecdesi bulunsa ve bu esnada mezkûr hallerden -birisi anz tâz: bu kimse, eğer sehvinden dolayı secde ederse, namazı batıl old^ sehiv secdesi yapmazsa, namŞzi batıl olmaz Cemaatten, olan bir kimse, teşehhüd miktarı oturdukta sonra, imâmdan Önce selam verip namazdan çıkmış sonradan da bu şahsa, saydığımız haÜerden birisi arız olsa, sadece bu şahsın namazı batıl olur. Cemaatin —ve imâmın namazına bir şey ol- Keza, imâm, sehiv için secde ettiği zaman, cemaatten olanlar, .sehiv secdesi yapmasalar; imâma da bu hallerden birisi, arız olsa, bu durumda, imâmın namazı bozulur; cemaatin namazı ise bozul(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)maz. Tebyîn´de de böyledir. [48] |
|
![]() |
![]() |
![]() |
#7 |
![]() 7- NAMAZI BOZAN ŞEYLER VE NAMAZIN MEKRUHLARI :
Namazı Bozan Sözler : Namazda unutarak, kasden, hatâen veya bilerek, a/ veya çok konuşan kimsenin namazı bozulur, Muktedînin, namazın ıslâhı için, oturacağı yerde, kalkan imâ(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ma : «Otur», kalkacağı yerde, oturan imâma da : «Kalk» demesi veya namazın ıslâhı için olmayan, insanların sözlerinden herhangi biri iüe konuşmasa, bize göre namazı bozar. Ve bu namazların yeni baştan kılınması gerekir. Muhiyt´te de böyledir Bu hâl (konuşma), son oturuşta, teşehhüd miktarı otur(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)madan Önce olursa, namazı bozar. Fetâvâyi Kâdihân´da da böyle(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dir. Konuşmakla namaz; konuşmanın duyulacak kadar olması ile bozulur. Konuşma, başkaları tarafından duyulmasa, fakat sade(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ce konuşan tarafından duyulsa yine namazı ifsad eder, bozar. Mu-Jııyt´t´e de böyledir. Şayet, bir kimsenin konuştuğu, kendisi tarafından bi(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)le duyulmazsa, harfler sıhhatli olsa bile, o kimsenin namazı bo(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)zulmaz. Zahidi´de de böyledir. «Namazda, uyur halde de olsa, konuşunca na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)maz bozulur. Muhtar olan da budur.» denilmiştir. Muhıyt´te de böy(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ledir. Namaz kılan kimse, başkasına selam verirse namaz bozu(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lur. Bu kimse, namaz bitti zannı ile selam verse yine namazı bo(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)zulur. Bu kimse, namazda olduğunu unutarak selâm vermiş olsa, yi(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ne namazı bozulur. Namaz kılan kimse, bir adamın verdiği selama, selamla muka(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)bele etmiş olsa yine namaz bozulur. Ebûl - Mekârim Şerhi´nde de de böyledir. Bir mesbûk, imâmla birlikte selam verilir zannı ile» seSam verirse, namazı bozulur. Bu selam, kasden verilmiş olduğu için- de, namazım bina eylîyemez. Hulâsa´da, da böyledir. Mesbûk, imâmla birlikte selam vermişse bakılır, eğer üzer rinde kalan rek´atleri hatırladığı halde selam vermişse, bu mes-bûkun namazı bozulur. Fakat, eğer üzerinde kalan rek´atleri unu(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)tarak selam vermişse, bu mesbûkun namazı bozulmaz. Çünkü, unu(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)tarak selam vermek, sahibini namazın hürmetinden Çıkarmaz. Ta-havî Şerhi´nde de böyledir. Yatsı namazını kılan kimse, .teravih zannı ile Üd, rek´aj tamamlanınca selam verse; veya bîr kimse, cum´a namazı zannı ile öğle namazının ikinci rek´atinde selam verse; veya mukim olan bir kimse, misafir olduğu zannı ile iki rek´ati tamamlayınca selam ver(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)se namazı bozulur; yeniden kılması gerekir. Bir kimse, dördüncü rek´at zannı ile, ikinci rek´atte selam vermiş olsa, bu kimse namazına devam eder. Sonunda da sehvi için secde eder. Fetâvâyi Kâdihân´da da böyledir. Selamı unutmak, eğer selam namazın aslında vaki´ ise, na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mazın bozulmasını gerektirir; ve eğer, selam namazın vasfında va(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ki ise fesadını gerektirmez. Bir kimse, namazdaunutarak, bir adama selam vermeyi kasdetse ve «es-selam» der demez, namazda olduğunu hatıriasa, o kimsenin selam vermesi, gerçekten münasip olmaz; bu kimse he-men susar. Fakat, yine de Bu kimsenin namazı bozulur. Muhıyt´te de böyledir. Bir kimse, selam niyyeti ile namazda müsafaha etse (= el sıksa), namazı bozulur. Çünkü o, manen konuşmaktadır. Bir kim-katriv karşıfok vereme?. Ancak, Her iki ?Uucu duaya kui´-ı üTuw ´zşohböyiedu" \Uu kirrısv:. bu iie. söylemiş oİsi aP Ki-´-rki göre, o km^ kui na küan kilise ai-^sa dü peşi sıra «ol flos´. bo^uhnaz. ;!uüu.. k»´!biiiden´demesi daha Îiîi fViaktu". Hulâss´da da böy us ona demesi,.olur, am;îzda ,aksıraii,. «elhamdülillah» demezse, namazdan sonra ıi sahihtir. Namaz kılan kimse,.r.;iktedî ise, imâma uymuş-t.aaks:i-´dığînda, gizli o.l-uak Jciıi olarak da «elhamdülillahdeme/. AiirnJerin kaviller: lİTnufrtöşî´de de böyledir. Namaz kılan iki kişito;: bu-;, aksırsa da, namazın hanem(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)den bir kimse de «y^riıansüke; bu duaya, namaz kılanla-t´îrt ikisi do´-âiîiin» we-e:er, ;jkiiran şahsın namazı Kus: diğcdniuki bozu^:rtaz. kendisi için duâ etine- kişiden, birisi, namaz dışında namni´ kıîan diğr.- şahıs danbozulmaz. Çünkü bu .-´:ucumda, kendi jıofsine dua değildir» denilmiştir. Sirâcü´I- Müktedî´nin, imâm tutulur tutulmaz, hemen o dakikada, onu açması mekruhtur. Çünkü, imâmın hatırlaması ve okumaya devam etmesi mümkündür..Bu durumda ise, muktedî, ihtiyaç ol(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)madan, imâmın arkasında okumuş olur. Serahsî´nin Mühıyt´inde de böyledir. İmâmın, kendisini başkasının açmasına meydan vermesi uygun değildir. Çünkü bu hâl, iurkasıhdakinin Kur´ân okumasına yol açmak olur ki, bu da mekruhtur. Eğer imâm, kifayet miktarı okumuşsa hemen rükû´a varmalıdır veya başka âyete intikai etme(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lidir. Kâfî´de de böyledir Bir âyeti tekrar tekrar okumaya veya susup durmaya ilcâ denir. Nihâye´de de, böyledir. Namazda olmayan bir kimse, imâma karşı kıpırdamış ve ona yol açmış ise, imâm da düşünüp hatırlamışsa, eğer imâm, onun yol açışı tamam olmadan okumasına devam ederse, namazı bozulmaz. Fakat, o kimsenin okuyuşuna uyarsa, imâmın namazı bozulur. Çünkü—burada— hatırlamak açışa izafe edilir. Mürâhıkm yol açışı da baliğin yol açışı gibidir. Namaz dışında olan kimseyi, imâma uyan birisi dinlemiş olsa ve bu muktedî, dinJlediği şeyle imâma yol açsa, bu durumda, hep(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)sinin namazı da bâtıl olur. Çünkü, telkin dışarıdan gelmiştir. Bah-rüRâık´ta da böyledir. Namaz kılan kimseye, kötü bir haber verilse de o da : «in-nâ liUahi ve innâ ileyhi râci´ûn» dese veya sevinçli bir haber ve(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rilse de : «elhadü lillah» dese; bu kimse, eğer bunlarla, haberi ge(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)tirene cevap vermeyi kasdederse, namazı bozulur; fakat, cevap vermek kasdı ile değil de namazda olduğunu bildirmek kasdi ile bunları söylemişse, namaz bozulmaz. Bunda icmâ´ vardır. Serah-dfrtin Mühıyt´inde de böyledir. Namaz kılmakta olan bir kimseye, hayreti mucip bir ha(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ber verilse ve o da : «SübhânALLAHi velhamdülıllahi ve lâ ilahe il-lALLAHü´ vellahü ekber.» dese, eğer bununla, haberi getirene cevap vermeyi kasdetmemişse, namazı bozulmaz. Bu, herkese göre böyle(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dir. Fakat bununla haberi getirene cevap vermeyi kasdetmişse. İmâm Ebû Hanîfe (R.A.) ve tnıâm Muhammed (R.A.) ´e göre, namazı bozulur. «Bu durumda namazı bozulmaz! çünkü —söylediği insan kelâmı değildir.» diyenler de olmuştur, Nisab´da : «Fetvbuna göredir.» denilmiştir. Bahrü´r - Râık´ta da böyledir. Namaz kılan bir kimse, hilâli görse ve : «Rabbî ve Rabbü-keHâh» dese, İmâmı A´zam Ebû Hanîfe (R.A.) ve İmâm Muham(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)med (R.A.)´e göre, namazı bozulur. Âlimlerimize göre, hummadan veya benzeri bir hastalıktan ALLAH´a sığınmak maksadı ile namazda Kur´ân okuyan kimse(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)nin namazı bozulur. Zahîriyye´de de böyledir. Namaz kılan hasta, ayağa kalkarken veya eğilirken : «Bis(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)millah» dese, kendisine isabet eden meşakket, ağrı veya acıdan dolayı böyle demişse, namazı bozulmaz. Fetva da bunun üzerine(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dir. Muzmarât´ta da böyledir. Sadrü´ş - Şehîd´in Câmiü´s - Sağîri´nde : «Bir kimse, (in(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)nâ lillahi ve innâ ileyhi râciûn´ u cevap kasdı ile söylerse, herke(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)sin yanında namazı bozulur.» denilmiştir. Namaz kılan, kimse, başkalarına cevap kasdı olmadan «Al-îahümme salli aiâ Muhammed» veya «ALLAHû Ekber» dese, bil-ic-mâ´ namazı bozulmaz. Fakat bunları, cevap kasdiyle söylemiş olur(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)sa, bazıları : «Bu durumda, herkese göre bu kimsenin namazı bo(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)zulur.» demişlerdir. Zahir olan kavil de budur. Namaz kılan bir kimse, birine cevap vermeyi kasdetme- Bir kimse âyetini okusa da, namaz kılan kimse, Peygamber (S.A.VJ Efendimiz´e se-lavât getirse, namazı bozulmaz. Keza, bir kimse şeytandan bahsetse de, namaz kılan kimse : «ALLAH ona lanet etsin», dese, namazı bozulmaz. Bir kimse : «Yüksek sesle fatiha okuyun, mühim, çok mühim şeyle,r içi´n.» dese, mesbûk da okusa, namazı bozulur. Fetva da bu kavle göre verilmiştir. Hulâsa´da da böyledir. N;u~az ju-lan bir inı´ns^, öh şairin kasth iîe okumuş o´lsa, namazı yeleri, ş:;r okuyorum kasdı İta namaz: Cinde de boy.i-..:nşa - ; nu dili ´ie söyîem.:? bo?:uîrorîZ ?:vo´. îyünak -Mıısallfde de i--öyi3tîır. Fetvalarda : rims´?, nzr hu be v;tva bir ineseîe düş:- ruh olur,» deiîîimîştir ğirkde, r. si´cerevru:´ absniVolime ise, nam-ayA bomiuv, Fak;-1. iH;"jh değilse, a kimsenin rtamiA Knr;iaVur. Serâhd´nfo Mubiyt´kıde böyi Kcslii ılaiı bir kim^, insanlarda-!hâl f= imhjolan bir şeyederek,-namaz içiucir- AÜaİ eâlâ´j-a dup edrıre. namazı k gibi , gibi ALLAH´ım, filan .kariu;- r;zsk oîarak ban Buyur AHahım- Buyur, buyur.,. Emrine amadeyim. Senin or(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)tağın yoktur. Buyur... Hamd ve ni´met ancak Senin içindir. Mülk de Senindir. Senin ortağın yoktur.) dese, namazı bozulur. Hulâsa´ da da böyledir, Bir kimse, teşrıyk günlerinde (Kurban bayramının arefe-sinden itibaren dört gün) namazın içinde, «ALLAHu Ekber» demiş olsa, namazı bozulmaz. Fetâvâyl Kâdîhân´da da böyledir. Bir kimse, namaz içinde, isteyerek ezan okusa Ebû Hanî-fe´ye (R.A.> göre, namazı bozulur. Muhıytte de böyledir. Namaz kılan kimse, ezanı işittiği zaman, müezzine cevap vermeyi isteyerek, onun söylediğini´ tekrarlarsa, namazı bozulur; bu niyyetle söylemezse, namazı bozulmaz. Müezzinin söylediği ezan lafızlarını tekrarlarken, hiç bir niyyeti bulunmazsa, yine bozulur. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir. Namazda şeytan vesvese verse de, Gücü yetme, yalnız ve yalnız pek yüksek ve çok büyük olan Al(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lah iledir.) dese, eğer bunu âhiretle ilgili bir iş için yapmışsa na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mazı bozulmaz; şayet dünya ile ilgili bir iş için yapmışsa, namazı bozulur. Tunurtâşî´de de böyledir. Bir kimse, namazın sonunda, teşehhüdü unutarak selam verir ve sonra da bunu hatırlar ve teşehhüd okumakla meşgul olur /fakat bunu tamamlamadan selam verirse, îmâm Ebû Yûsuf (R.A.)-´a göre namazı bozulur. Çünkü bu kimse, teşehhüde dönüşü sebebi ile, birinci oturuşu terketmiş olur ve bu durumda teşehhüdü tamam lamadan önce selam verirse namazı bozulur. İmâm Muhammed (R. A.) ´e göre ise, bu kimsenin namazı bozulmaz. Çünkü, kimsenin bi(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rinci oturuşu, teşehhüde dönmesi üe tamamen terkedilmiş olmaz. Ancak, teşehhüdden okuduğu miktarı terkedilmiş olur; veya; hiç terkedilmiş olmaz. Çünkü teşehhüdün okunacağı yer, oturulan zamandır. Onun terkine zaruret yoktur. Fetvada bunun üzerine(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dir. Hakkında bir rivayet bulunmayan şu mes´ele de, âlimlerin ihtilâf ettiği mes´eîelerdendir : Bir kimse, namazda Fatihayı ve zanım-ı sûreyi okumayı unut(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)tuğu zaman, bunu riikû´da hatirlasa ve onları okumak için ayağa kalksa ve sonra da doğrulduğuna pişman olsa ve hemen akabin-´de secdeye varsa, rükû´, tamamen veya hiç terketmiş olmaz. Çünkü o, rükû´u kıraat için terk etmiştir. Kıraatte . bulunmadığı vakit, snaki o kıraat yokmuş gibıi olur. Fetâvâyl Kâdîrhân´da da böyle(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dir. Bir kimse, namaz içinde inîese, âh dese veya ağlasa, ağ-İarken de sesini yükseltse ve bu sesden harfler meydana gelse; eğer bu ağlama, cennet veya cehennemin anılmasından ve onları hatırlamış olmasından dolayı olmuşsa, o kimsenin namazı tamam(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dır. Fakat bu kimse, bir ağrıdan veya bir musibetten dolayı ağUf • mış olursa, namazı bozulur. Âh-u enîni, günâhının çokluğundan dolayı ise, yine namazı bozulmaz. Namaz kılan kimse, sessizce ağlasa ve gözlerinden yaş ak(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)sa, namazı bozulmaz. Enîn : Âh! Âh!., demektir. Teevvüh ise : Eyvah!... Ey(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)vah-... demektir. Tatarhânİyye´de de böyledir. Bir kimse, namazda «âh!., «âh!..» dese, bü-icmâ namazı bozulur. Fakat, bu «âh!» çekmesi duyulmazsa, namazı bozulmaz. ancak mekruh olur. Çünkü bu, bir söz değildir. Muhıyt´te de böy-Üedir. Namaz kılan kimse, sec.de yerinde bulunan toprağa üfür(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)müş oîsa, eğer üfürürken sesi duyulmaz ise, namazı bozulmaz. (Ne(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)fes alıp verme gibi...) Fakat, bu durumda, kasden üfürmek mek(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ruhtur. Bu üfürme, hece harfleri şeklinde duyulursa, bu hal konuşma mevkiinde olduğundan, üfüren kimsenin namazı bozulur. Hulâsa´ da da böyledir. Namaz kılan kimse, «hoo, veya hâst» diyerek yanına gelen hayvanları sürse veya «hoşt» diyerek köpeği kovsa, namazı bozu-itur, fakat, hece harfleri olmayan bir sesle kovarsa, namazı bozul(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)maz. Keza, bir kimse, hece harfleri ile kedi çağırsa, namazı bozu(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lur. Hece harfleri olmayarak çağırırsa, namazı bozulmaz. Keza, ke(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)diyi hece harfleri olan bir sesle kovarsa, yine namazı bozulur. Ze-hıyre´de de böyledir.de Namaz kıiu´i >, Çünkü, oksi:ro.1ü.nce Sahi iütidür. Bâzı alimler Bakarak okunan k, böyle okuyan kimsenin ntrnıszi Bazıları ise "Fâtihâ ımdeğilse bozulmaz.»´ d´-;rrıîşierdir,, Vibym´de âr N´tc.ii.-: kısan kin^ Maiü bulunsa cia. o. ve bakan şah)s iç bir hrroin görijş ay-nîmi <.jiniac´on— o khiîserün : İs i U bina bakıp bir şev.oti- de-liitrniştir. Tatarhâuîyi´O´dö da namaz jalan o- ve´anlar.a (R. A.}1a-göre, bov´e vaptijViseiiiı?." namazı bu görüşü kabvl curuşievdir. İmâm-Muhaımned ^RA.j´e göre is; mi;-i0juif t^rm" lur. Sahih alan ise, bil-icma. bu kimsenin naınazmin hnvsidir. Bu hususta okuduğunu an lava- iîe anlamayan ar;´fark yoktur. TebySn´de de böyledir. Namaz kılan kimi. e, olsy. bü okuduğu şeyle,- ma kesir olur. Tek ,iif YRpii.uA ;si-!´ ise, -iki elle yapılmış olsalar bi(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)le anıcl-i kailidir. Gömlek çıkamıa, pantolonun-düğmelerini çöz-eik:. bahiri´´. k;.´ar:;Ai, takkesini giyme veya onu çıkarma gibi işler bu cıiiisiccîeiKİir.-- Mükerrer (= tekrarlanmış) olmayan ve bir elle yapılma makamında olan işlerin hepsi, iki elle yapılsa bilamel-i ka-lîl (= amel-i yesîr) sayılır. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir. 2) Amel-i kesîr üe amel-i yesîr ( = amel-i kalîl) arasındaki fark, namaz kılanın re´yüıe görüşüne) bırakılmıştır. Namaz kılan kimse, şayet yaptığı -işi çok görürse, o iş, ameli kesirdir ve eğer yaptığı işi az görürse, o da amel-i kaîîldir. Bu kavil, Ebû Ha-nîfe (R.A.) nin kavillerine çok yakındır. 3´ Namaz kılan kimseye, uzaktap. bakan birisi, onun yaptığı işleri görünce, onun namaz kılmamakta olduğunda şüphe etmezse iş> amel-i kesirdir. (= çok işdir.) Ve bu iş, namazı bozucudur. Fakat, eğer şüphe ederse, yani o kimsenin namazda olup olmadığı(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)nı farkedemezse, o iş, amel-i kalîl (= az iş, amel-i yesîr = kolay iş) dir ve bu iş namazı bozmaz. Esahh olan da budur. Tebyîn´de de böyledir.,En güzel olan kavil de budur. Serahsî´nin Muhıyt´inde böyledir. Âmmenin ihtiyarı da budur. Fetâvâyi Kâdîhân´da ve Hu-İâsa´da de böyledir. Namaz kılan kimse, kılıcını kınına koysa veya onu kının(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dan çıkarsa, namazı bozulmaz. Keza, namaz kılan kimse, peştemalınm eteğini omuzuna atsa veya bir eli ile taşıyabileceği bir şeyi yüklense veya bir çocuğu sır(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)tına alıp taşısâ veya elbisesini omuzuna alıp taşısa namazı bozul(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)maz. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir. Bir kimse, taşıması zor oîan bir şeyi, namazda zora(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ki taşısa namazı bozulur. Zahîıiyye´de de böyledir. Namaz kılan bir kimse, ister kasden olsun, ister unutarak olsun, bir şey yer veya içerse namazı bozulur. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir. Dişlerinin arasında, yiyecek parçalan kalmış olan bir kim(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)se, namaz esnasında bunları çiğnese ve yutsa, eğer bunlar nohut(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)tan küçükse, o kimsenin namazı bozulmaz; fakat mekruh olur. Şa(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)yet bu şey, nohut kadar —veya ondan büyük ise bu kimsenin na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mazı bozulur. Sİrâcül - Vehhâc´da da böyledir. Bu, Tebyîn´de, Ta-hâvî Şerhi´nde de böyledir. Bekâlî de : «Bu esahhtır.» demiştir. Bürcendiy"de de böyledir, Namaz kılan kimse, dişlerinin arasındaki kanı yutsa, —bu kan tükrüğüne galebe etse bile, — namazı bozulmaz. Shâcü´l-Veh(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)hâc´da da böyledir. Nısab´da : «Bir kimse, namaza başlamadan önce yiyip iç(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)se, sonra da namaz kılmaya başlasa; ağzında yemek artıkları veya su artığı kalsa ve onları namazda yese ve içse, namazı bozul(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)maz. Fetva da bunun üzerinedir.» denilmiştir. Keza bir kimse dişleri arasında kalmış olan şeyi, namaz esna(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)sında yutsa, —eğer bu şey nohut kadarsa— İmâm Ebû Hanîfe (R. A.) ve Ebû Yûsuf (R.A.) ´a göre, bu kimsenin namazı bozulmaz. Mıızmai´ât´ta da böyledir. Namaz kılan kimse, dişlerinin arasından çıkan kanı yutsa, bu kan, ağız dolusu olmadıkça, namazı bozulmaz. Fetâvâyi Kâdî(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)hân´da ve Hulâsa´da da böyledir. Bir kimse, dışardan susam alsa da, onu yutsa, namazı bo(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)zulur. Sahih oîan da budur. Tatlı bir şey yiyen bir kimse, sonra namaza durduğunda, ağ(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)zında kalmış olan tadı yutsa, namazı bozulmaz. Namaz kılan kimse, ağzına fâniz (= bir nevî şeker, peynir sekeri, ham şeker) veya şeker alsa da yutmasa, fakat tadı mîdesi-ıe inse, namazı bozulun Hulâsa´da da böyledir. .Muhtar olan bu(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dur. Zahîriyye´de de böyledir. Namazda sakız çiğnemek, sakız çok olursa namazı bo-zar. Serahsî´nin Muhıyt´inde de böyledir. Namaz kılan kimse, çok miktarda fevfele çiğnediği zaman, ondan bir şey kopup ayrılmasa bile o, amel-i kesîr olduğu için, o kimsenin namazı bozulur. Eğer ondan bir şey kopup ayrılır ve boğazına girerse, az da ol(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)sa, yine o kimsenin namazı bozulur. Fakat, o çiğnenmediği zaman, feükrüğünc girmekle, o kimsenin namazı bozulmaz. Namaz esnasında ağzına yağmur, dolu veya kar parçası düşen kimse, onu yutarsa, namazı bozulur. Sirâcü´l - Vehhâc´da da böyledir. Namaz kılan kimse, lambanın fitilini kaldırmış olsa, na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mazı bozulmaz. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.." .kat., vürü,.;. Bu ´iüüv:, kiMcy3 arkasını doudüâu zc-jn^ı, naynazı bozu- içinde, b.: miıâari yuriir- bir detada af yürür, bivaz durur ve son- zi bozulmaz. Fetâvâyi Kâdflıân´ Etleri k«ldınnak namazı bozmaz. Fakat, ayaklan uzatarak hım an (= eşeği) sürmek namazı bo-. zar. Bu iş, binili iken bir ayakla yapılırsa, namazı bozmaz. Huîâsa´ ds da böyledir. ivuutda iken, havyarı c-rindnüı olarak hır ayağı syllamak bu di inimde iki ayağım sal-mayapruak, iki elle pnyakmak gibidir. Ba´;fi bozulmaz.» dtayguiî: Olan da bu(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dur. Namazda İken, göğsünü kıbleden çeviren kimsenin nama(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)zı bozulur. Fakat, kıbleden göğsünü değil de, yüzünü çevirmiş olan kimsenin-namazı bozulmaz. Zahidî´de de böyledir. Bu, bir an dö(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)nüldüğü zasmndn*. Namazda İken, hayvana binmek, namazı bozar. Çünkü bu, ancak iki elle yapılır. Fakat, namazda iken, hayvandan inen kim(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)senin namazı bozulmaz. Fetâvâyi Kâdflıân´da da böyledir. Bir kimse, namaz kılan bir şahsı, yerinden kaldırıp sonra tekrar yerine koyduğunda, eğer, yönünü kıbleden döndürmemiç-se, o şahsın namazı bozulmaz. Fakat, o şahsı yerinden alır, hayvan üzerine korsa, namazı bozulur. SirâcüH - Vehhâc´da da böyledir. Namaz kılan kimse, özürsüz olarak, imâmın önüne geçmiş olursa, namazı bozulur. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir. Fadlî´nin Fetâvâsi´nda : «Sahrada namaz kılan kimse, secde yeri kadar (ayağı ile secde ettiği yerin mesafesi kadar) geri-, lerse namazı bozulmaz. Bu durumda, secde miktanna, arkasında, sağında ve solunda bulunan yerlere i´tibâr olunur. Kıble tarafında olduğu gibi, diğer taraflarda da bu kadar mesafe mescid hükmün(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dedir. Namaz kılan kimse, işte bu kadar yerlerden çıkmaz ise, o kimse mescidden çıkmamış demektir. Bu hususta çizgiye itibar edilmez. Hatta bir kimse, etrafına çizgi çekmiş olsa ve o çizgiden çıkmasa, fakat bizim dediğimiz kadar olan mesafeden ayrılmış ol(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)sa, o kimsenin namazı bozulur.» denilmiştir. Muhıyt´te de böyledir. Safta açık bir yer olsa, namaz kılan kimse hemen oraya girer Yanında namaz kılan kimse, yerini genişletene kadar ilerler(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)se, namazı bozulur. Hizânetü´l - Fetâvâ´da da böyledir. Bir kimse, evinde akşam namazı kılarken, başka biri gelip ona uysa; imâm, unutarak, üçüncü rek´atte oturmadan, dördüncü rek´ate kalksa, muktedî de ona uysa, bu durumda, her ikisinin de namazları bozulur. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir. Namaz içinde akrep ve yılan öldürmek, namazı bozmaz. Bir vurmakla bir kaç defa vurmak arasında bir fark yoktur. Ez-her ( = en açık) olan kavil de budur. Nevâzil´de : «Bu hâl, muktedî için olursa, ayakkabısını alır ve ona doğru yürür, İmâmdan ileri geçmiş olsa bile, namazı bozul(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)maz. Hulâsa´da da böyledir. Bu meslede, yılanların her çeşidi müsavidir. Sahih olan da budur.» denilmiştir. Hidâye´de de böyledir. Namaz içinde, akrebin ve yılanın Öldürülmesinin, namazı bozmaması, onların, namaz kılanın Önünden geçmesi ve kendisine eziyet etmelerinden korkması halindedir. Fakat, böyle bir korku yoksa, —namaz içinde— onları öldürmek mekruh olur. Muhıyt´te de böyledir. Bir kimse, namaz içinde, üç taşı arka arkaya atarsa veya üç biti arka arkaya öldürürse veya üç kılı arka arkaya koparırsa veya sürme çekerse, namazı bozudur, Zahîriyye´de de böyledir. Huccet´de : «Âlimlerden bazıları : Namaz kılan kimse, ta(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)şı, kolunu açıp uzatarak; gücünün yettiği kadar havaya doğru atar(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)sa, tek bir taş atmış olsa bile namazı bozulur.» demişlerdir, denil(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)miştir. Tatarhâniyye´de de böyledir. Hasen´in : «Hayvan üzerinde namaz kılan kimse, hayvan yürüsün diye ona vurursa, namazı bozulur.» dediği nakledilmiştir. Bazıları da : «Bir defa veya iki defa vurursa, namazı bozulmaz; faJcat üç defayı bir rek´atte vurursa, namazı bozulur.» demişlerdir. Burada, vurmaktan murad, arka arkaya vurmaktır. Muhıyt´te de böyledir. Namaz kılan kimse, başka bir şahsa, bir eliyle veya kamçı ile vurursa namazı bozulur. Münyetü´I - MusafiTde de böyledir. Namaz kılan kimse, bir kuşa taş atsa, namazı bozulmaz, fakat mekruh olur. Hulâsa´da da böyledir. Namaz´ kılan kimse, geniş olan mestini ayağından çıkar(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mış o.Isa, namazı bozulmaz. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir. Namaz kılan kimse, üç kelime kadar yazı yazarsa, namazı bozulur. Fakat, daha az yazarsa, namazı bozulmaz. Hulâsa´da da böyledir. Namaz kılan kimse, havaya veya elbisesine bir şey yazsa fakat ondan bir şey anlaşılmasa bu yazı çok bile olsa, yazan kim(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)senin namazı bozulmaz. Sirâcü´I - Vehhâc´da da böyledir. Namaz kılan bir kimse, açık bir kapıyı kapamış olsa, na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mazı bozulmaz. Fakat, bu kimse, kapalı bir kapıyı açarsa, namazı bozulur. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir. Sabî çocuk, namaz kılan kadının memesini emer ve me-, meden de süt çıkarsa, kadının namazı bozulur; süt çıkmazsa, kadı(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)nın namazı bozulmaz Çünkü, süt çıktığı zaman, kadın süt emzir-miş hükmünde olur; süt çıkmazsa, bu hükümde olmaz. Serahsî´nin Muhıyt´inde de böyledir. Çocuk, namaz kılan kadını üç defa emerse, süt çıkmasa bile, kadının namazı bozulur. Hulâsa´da da böyledir, Namaz kılmakta olan bir kadının iki uyluğu arasına koca(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)sı cima´ eylese, yaşlık gelmese bile, kadının namazı bozulur. Namaz kılan kadını, kocası şehvetle veya sehvetsiz olarak öp(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)müş olsa; veya kadım şehvetle tutsa, yine kadının namazı bozulur. Fakat bir kadın, namaz kılan erkeği öpmüş olsa ve bu durum(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)da erkekte iştah olmasa, erkeğin namazı bozulmaz, Namaz kılaiı bir erkek, talâk-ı ric´i ile boşamış bulunduğu ka(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rısının fercine şehvetle baksa, kadına müracaat etmiş olur, fakat namazı bozulmaz, Muhtar olan da budur. Hulâsa´da da böyledir. Bir kimse, namazda, eline şişeyi alıp başını veya sakalını yağlasa veya başına gül suyu dökse, bu kimsenin namazı bozulur. Fakat, elindeki yağı, başına ve sakalına sürerse, bu durumda nama(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)zı bozulmaz. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir. Bir kimse, namaz esnasında sakalını tararsa, namazı bo(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)zulur. Serahsî´nin Muhıyt´inde de böyledir. Namaz kılan kimse, bir rükünde üç defa bir yerini kaşır(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)sa, namazı bozulur. Bu hüküm, her defasında elini kaldırdığı za(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mandır. Fakat, her defada elini kaldırmasada, elini bir defa kaldı(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rınca, tekrar tekrar kaşırsa, namazı bozulmaz. Hulâsa´da da böy(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ledir.. Namaz kılan kimsenin, önünden geçilse, namazı bozulmaz, fakat, önünden geçen kimse günahkâr olur. Geçilmesi mekruh olan yer hakkındaki kavillerin en sahih ola(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)nı, kişinin namaz kıldığı yerde ayağından itibaren, secde ettiği ye(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)re kadar olan mesafedir. Tebiyn´de de böyledir. Âlimlerimiz: «Bir kimse, namaz kıldığı zaman, secde ye(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rin kadar o!an mesafenin Önünden geçeni görmezse, bu geçiş mekruh olmat.» demişlerdir. Sahih olan da budur. Hulâsa´da da böy(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ledir. Esahh olan da budur. Bedâi´de de böyledir. Ve dokuya en yakın olan da budur. Bu, sahraya ait bir hükümdür. Bir kimse, mescidde namaz kıldığında, önünden geçen şahısla kendi arasında, insan gibi bir hâil duvar direk gibi bir mani bulu(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)nuşa, Önünden geçÜirniş olmasında; bir kerahat yoktur. Fakat, arada bir. hail olmaz ve mescid de küçük olursa, nere(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)den geçerse geçsin mekruhtur. Bu hususta, büyük mescid sahra gibidir. Kâfi´de de böyledir. Namaz kdan kimsenin önünden, aynı hızda iki kişi geç(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)miş olsa, kerahat, namaz kılana yakın olanadır. Sirâcü´l - Vehhâc´da da böyledir. Namaz kılan bir kimsenin Önünden geçme mecburiyetinde olan bir binicinin,.günahkar olmamasının çaresi şudur: O -binici, hayvanın Öbür tarafına geçerek, hayvanını sütre yapar. Nihâye´de . de böyledir. Namaz kılan kimsenin Önünden, iki kişi geçecek olsa, on(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lardan biri, namaz kılanın önünde durur, öteki geçer. Sonra da diğeri aynı şeyi yapar. Böylece, ikisi de geçmiş olur. Guırye´de de böyledir. Sahrada namaz kılan kimsenin, önüne bir arşından uzun, parmak kalınlığında bir sütre dikmesi uygun olur. Sütreyi, secde edeceği yerin az ilerisine ve sağ kaşının hizasına diker; sol. kaşı(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)nın hizasına da dikebilir. Fakat, sağ kaşının hizasına dikmesi daha efdaldır. Tebiyin´de de böyledir. Namaz kılan kimsenin, önüne, ağaç bir sütre koymasında bir sakınca olursa, o zaman bunu koymaz. Kâfi de de böyledir. Bir topluluk bu kavli sahih görmüştür. Hulâsa´da da: «Bu esahhtır.» denilmiştir. Gımye´de de: «Muhtar olan budur.» -denilmiştir. Namaz kılan kimse, önüne sütre koyacaksa, onu uzunla(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)masına koyar, enine koymaz. Tebylin´de de böyledir. Bir kimse, yanında," böyle sütre olacak bir ağacı olmadığı veya dikecek başka bir şey bulamadığı veya Önüne koyacak. bir şey olmadığı zaman, önüne bir çizgi çizer mi, çizmez mi?... Bu hu(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)susta, âlimlerimizin bir kısmı:: «Çizmez.» demişlerdir. Bu kavil, İmâm Muhammed (RA)´den rivayet edilmiştir. Bazı âlimlerimiz de: «Çizilir.» demişlerdir. Bu kavil de, îmâm Muhammed CRJU´- dejı rivayet edilmiştir. Sütre yerine çizgi çekilir diyenler, çizginin nasıl olabileceğinde de görüş ayrılığına düşmüşlerdir.. Bazıları: «Uzunlamasına çizilir,» demişler; bazıları da: «Mihrab gibi çizilir.» demişlerdir. Muhıyt´-te de böyledir. Namaz kılman yer, yola karşı değil ve gelip geçme kor(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)kusu yoksa, sütreyi yapmayıp, terk etmede bir beis yoktur. Tebyin´-de de böyledir. î-mâmın sütresi, cemaat için ide sütre olarak kâfidir. Namaz kulan kimse — eğer önünde sütre yoksa — önünden geçecek olanı, işaretle veya «sübhânellah» diyerek uyarır. Bu h&k erkeklere aittir. Kadınlar ise, el vururlar. El vurmanın şekli: Sağ el ile sol el üzerine vurmaktır. Bahrü´r - Râık´ta da böyledir. Bu durumda, işaretüe teşbihi bir arada cem etmek, (ya(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ni hem işaret etmek hem de «sübhanellah» demek) mekruhtur. İşaret kaşla, gözle veya başka uzuvlarla yapılır. KAfi´de de böyledir. Namazda, rükû´ ye secdeleri uzatmak, zahirü´r - rivâyeye göre, namazı bozmaz. Keza, namazda, fazla secde rükû´ yapmak da namazı boz(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)maz. Fakat, bir kimse, namaz bitmeden tam bir rek´at fazla kılarsa, namazı bozulur. îmâm, fazla olarak rükû´u ve secdedintn de birini yapsa ve celse (—oturma) için başını kaldırdığı zaman biri gelip, bu imâma uysa da rükû ve iki secde yapsa, imâmın namazı, fazla rek´at kıldığı için bozulur. Muhıyt´te de böyledir. Bir kimse, öğle namazını kılarken, tekbir alsa da ikindi veya nafileye niyyet etse, namazı bozulur. Çünkü, bir kimsenin, içinde bulunduğu namazdan başka bir namaza niyyet etse, nafile olur; ikindiye niyyet etse ikindi olur. Bir kimse; tertib sahibi veya kazasının çokluğu sebebi iSe sa-hib-i tertiblikten düşmüş veya vakit dar ise, zaruretten dolayı kıl(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dığı namazdan çıkar. Keza, bir kimse, nafile kılarken, tekbîr alıp farz kılar. Veya cum´a kılarken tekbir alır, öğleyi kılar veya zikrettiğimiz yerlerde bunların tersini yaparak, içinde bulunduğu namazdan çıkar Teb-yln´de de böyledir. Bir kimse, öğle namazından bir rek´atı kılmış olsa da, ay(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)nı namaza yeniden başlamak niyyeti ile tekbir alsa, kıldığı bir rek-´at. bozulmaz; yani o kimse, o bir rek´ati kılmış sayılır. Hatta, ka(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lan rek´atleri kılarken, kılmış bulunduğu o rek´at itibariyle, son oturuşa oturmamış olsa, namazı bozulur. Bahrü´r - Râik´ta da böy(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ledir. Bu hüküm, niyyeti, kalbi ile yaptığı zaman geçerlidir. Yoksa, dili ile: «Niyyet ettim Öğle´namazım kılmaya derse, kılmış bulunduğa, o ilk rek´at, batıl olur. Kâfi´de de böyledir. Bir kimse yalnız başına namaz kılarken, birisi gelip ona uysa, o da uyan kimseden dolayı İkinci bir tekbir alsa, bin kimse, birinci tekbiri üzeredir. Yani, o ana kadar kıldığı namaz, namaz oflarak sayılır. Ve imâm olan kimse, buna göre hareket eder: Sonradan uyan, kadınsa, imâmın önce kılmış bulunduğu Jo» sim sayılmaz. Nihâye*de de böyledir. Bir kimse öğJe namazına başlamış olsa da, sonradan imâ(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ma uymak niyyeti ile tekbir alsa, Önce kılmış olduğu kısım ba(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)tıl olur. Şayet, bir kimse> öğle namazım evde kılsa da, sonra cemaatle — aynı namazı yeniden — kılsa, Önce kılmış olduğu namaz batıl olmaz Kâfî´de de böyledir. Bir kimse, öğle namazını dört rek´at kılsa, selam verince, unutarak bir secdeyi yapmadığım hatırlasa, sonra da kalkıp yeni baştan dört rek´at daha kılsa ve salam verse, — bu — namazı bo(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)zulur. Çünkü, ikinci defa öğleye niyyet faydasıdır; boştur. Bu du(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rumda, bir rek´at kıldığı zaman, farz namaza, farz namaz bitme(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)den Önce, nafileyi katmış olur. Bahrü´r - Râik´ta da böyledir. Bir kimse, akşam namazından iki rek´at kıldıktan sonra, teşehhüd miktarı otursa ve namaz bitti sanarak selam verse, sonra kalkıp tekbir alarak akşam namazının sünnetine niyyet etse, sün(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)net için secde etsin veya etmesin, akşam namazı bozulmuş olur. Çünkü, farz tamam olmadan, farzdan nafileye dönüş mümkün olur. Fakat, selam verdiği zaman, akşam namazını tamamlamadığını hatırlar ve bu durumda da namazının da bozulduğunu sanırsa, ar(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)tık kalkıp, ikinci defa, akşam namazı niyyeti ile üç rek´at kılar. Bir kimse, akşam namazına başlar, bir rek´at kılar ve iftitâh tekbirini almadığını zannederek tekbir alır ve üç rek´at kı(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)larsa, namazı caiz olur. Şayet, iki rek´at kılar ve iftitâh tekbirini almadığını sanarak tekbir alır ve üç rek´at kılarsa, caiz olmaz., Rezzîn isimli kitabta: «Bu kaide, o kimsenin tekbir alıp bir rek´at kıldıktan sonra oturmaması halinde böyledir. Çünkü, o. ka´de-i ahîreyi terketmiş olmakta ve farz tamam olmadan nafileye dönmüş bulunmaktadır.» denilmiştir. Huîâsa´da da böyledir. [49] |
|
![]() |
![]() |
![]() |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
Seçenekler | |
Stil | |
|
|