Siyaset Forum - Siyasetin Kalbi
Hayata Dair Anketler (Ak Parti Forum) Siyasi anketler dışında üyelerin serbetsçe anket açacakları bölüm.



Anketimiz: Gayrimüslim arkadaşınız oldu mu?
Evet 34 50.00%
Olmadı ama olabilir.. 25 36.76%
Hayır. Hatta asla olamaz! 9 13.24%
Katılımcı sayısı: 68. Sizin bu Ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor

Cevapla
Seçenekler
 
Alt 09-25-2009, 19:24   #1
Kullanıcı Adı
menes
Standart
Alıntı:
depare Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Hz.Mevlana ile Yunus Emre'ye ithaf edilen bu sözleri her yerde çarpıtarak,saptırarak kullanıyorlar görende Hz.Mevlanayı,Yunus Emreyi "haşa" kafirleri seviyor sanacak..

Bir defa Yunus Emreye ait olan o söz "Yaradılanı hoş gör,yaradandan ötürü"dür...
Bunu değiştirip "Yaradılanı severiz" şekline dönüştürmek en ağır tabirlerle Yunus Emreye iftiradır...

Severim deseydi bile Yunus Emre bir Allah aşığı o Allahı hatırlatan her şeyi sevebilir bunun manası çook başka biz kendimi bunla bir tutamayız bu çok büyük bir makam...

"Ben Allahım" diyen Hallacı Mansur'da ona bakarsak kendini ilah ilan eden birisi mantık olarak...

Ama uzaktan yakından bir alakası yok...

"Gel,yine gel ne olursan ol yine gel" sözünün Hz.Mevlanaya ait olmadığını öğrendik geçenler'de...

Hz.Mevlananın hiç bir eserin'de hiç bir kitabın'da yok bu sözü...
Uydurma olduğu kanıtlandı zaten...

Hep hoşgörü sözlerini yamamaya çalaşanlar Mevlananın şu sözlerini neden görmezden gelirler..?

Biz Hz.Mevlana gibi ince düşünüyoruz diyerek hava atanlar bir kez olsun şu sözlerini dile getirmezler...

"Git, kâfirlere karşı şiddetli bulunan eshâb-ı kirâm meşrebinde ol. Yabancıların dostluğuna karşı toprak saç, yani onlardan yüz çevir."(Hz.Mevlana-Tahir-ül Mevlevi-Mesnevi)

"Din düşmanları olanların başına kılıç ol.Sakın tilki oyununa ve onun gibi yaltaklanmaya kalkışma. Arslan ol ve arslan gibi heybetli ve cesâretli bulun."(Hz.Mevlana-Tahir-ül Mevlevi-Mesnevi)

"O alçak kalpazanlar, yani, mürâiler, münâfıklar ve kâfirler; gündüzün, yani, kalbi münevver zevâtın düşmanıdırlar. Altın gibi olan hâlis ve muhlis mü"minler ise gündüz gibi nurlu olan o zevât-i kirâmın âşıkıdırlar."(Hz.Mevlana-Tahir-ül Mevlevi-Mesnevi)

"Kâfir irin şerbetinden içtiği için, rızkından kendisinde zehir peydâ olur."(Hz.Mevlana-Tahir-ül Mevlevi-Mesnevi) --NOKTA-- (:

Hoşgörü sevdalısı Mevlananın daha bunun gibi 50'den fazla sözü var kafirler için yaa...

Yeryüzün'de sanki İslamdan başka bir Din varmış gibi konuşmak bile tüyler ürpertici...
Evet bende "Yahudiler,Hristyanlar,Onların Dini" gibi terimleri kullanıyorum ama mecazi anlamda,yahut İslamdan önce ki Dinlerini kastederek yoksa bu gün İslamdan başka hiç bir Din yok yeryüzünde...
Gören varsa söylesin daha bugün Cuma namazından geldik hutbede ki ayeti hepimiz duyduk...
Yahu bunlar İtikada giriyor şimdi söylüyecem yine ben kötü olacam..
Alimler her hangi bir mecliste bir grup insan toplanırda acaba Yahudi ve Hristyanların Cennete girme ihtimali varmı diye tartışmaya başlarsa hepsi kafir olur diyorlar...
Çünkü ihtimaller,imkansızlar üzerin'de kurulmaz...
Yarın 3 Dini(!) birleştiren bir şeriatla çıkılırsa karşımıza vay halimize tıpkı 3 ibadethaneyi birleştirdikleri gibi...
Biz körü körüne bağnazca diyalogçuları eleştirenlerden değiliz(benim gibi düşünenler) her şeyin bir açıklaması delili,ispatı var ilmi yönü var,insani yönü var...
Sen doğru bildiğini yapıyorsan ispatını koyarsın ben yanlış diyorsam delilini getiririm...
Önemli olan haybeye konuşmamak...
depare, Mevlana bu sözleri neye karşı söylemiştir?Kime söylemiştir?Bu sözlerde neyi kastetmiştir?Bu soruların cevabını verirsen sevinirim.

Mümtehine 8.ayet:
Ey iman edenler! Allah, inancınızdan dolayı sizinle savaşmayan ve sizi yurdunuzdan çıkarmayan kimselere -kâfir bile olsalar- iyilik yapmanızı ve onlara adâletli davranmanızı yasaklamaz. Tam tersine, adaletten kıl kadar ayrılmamanızı emreder. Hiç kuşkusuz Allah, âdil davrananları sever.

Demek ki Allah, Müslümanlara bir kötülük yapmamış olan kâfirlere iyi davranmanızı ve onlarla beşeri dostluk ilişkilerine girmenizi yasaklamıyor.

Diyalog, dünya üzerindeki sorunlara ortak çözüm bulmak demektir.İnsanlığın biraraya gelerek konuşması, modernizmin ortak değerler üzerindeki yıkıcılığına karşı bu değerleri korumak demektir.
Diğer dinlerde de diyalog çalışmalarına karşı çıkanlar var onlarda İslam'ı yayacaklar diye karşı çıkıyorlar.
Tabi ki bazı hususlara dikkat edilmesi gerekir.İslam'ın temsilcileri diğer dinler ile İslam'ı aynı düzeyde tutmamalıdır.Öyle bir izlenim vermemelidir.Ya da artık mensubu iyice azalan ve unutulan dinlerin yeniden hayat bulma ihtimaline karşı da uyanık olmak gerekir.
Diğer dinlerde misyonerlik vardır.Bunların diyalog ile yayılma ihtimali var ise İslam'da aynı şansa sahip olmaz mı?Biz değişik görüşler ile bir araya gelmeden nasıl dinimizi tebliğ edeceğiz?
Diyalog çalışmalarında illa ki Kuran'da böyle yazıyor ya da Hz.Muhammed şöyle diyor diye sunulması gerekmez.
Eğer Kuran'ın emir ve yasaklarına ve Peygamberimizin sünnetlerine uyarak ortak paydalara vurgu yaparsak işte bu bir tebliğ olur.
Bu şekilde yapılacak bir diyaloğa karşı çıkılmaması gerekir, tam aksine destek olunmalıdır.

 

menes isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 09-26-2009, 03:51   #2
Kullanıcı Adı
depare
Standart
Alıntı:
menes Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
depare, Mevlana bu sözleri neye karşı söylemiştir?Kime söylemiştir?Bu sözlerde neyi kastetmiştir?Bu soruların cevabını verirsen sevinirim.

Mümtehine 8.ayet:
Ey iman edenler! Allah, inancınızdan dolayı sizinle savaşmayan ve sizi yurdunuzdan çıkarmayan kimselere -kâfir bile olsalar- iyilik yapmanızı ve onlara adâletli davranmanızı yasaklamaz. Tam tersine, adaletten kıl kadar ayrılmamanızı emreder. Hiç kuşkusuz Allah, âdil davrananları sever.

Demek ki Allah, Müslümanlara bir kötülük yapmamış olan kâfirlere iyi davranmanızı ve onlarla beşeri dostluk ilişkilerine girmenizi yasaklamıyor.

Diyalog, dünya üzerindeki sorunlara ortak çözüm bulmak demektir.İnsanlığın biraraya gelerek konuşması, modernizmin ortak değerler üzerindeki yıkıcılığına karşı bu değerleri korumak demektir.
Diğer dinlerde de diyalog çalışmalarına karşı çıkanlar var onlarda İslam'ı yayacaklar diye karşı çıkıyorlar.
Tabi ki bazı hususlara dikkat edilmesi gerekir.İslam'ın temsilcileri diğer dinler ile İslam'ı aynı düzeyde tutmamalıdır.Öyle bir izlenim vermemelidir.Ya da artık mensubu iyice azalan ve unutulan dinlerin yeniden hayat bulma ihtimaline karşı da uyanık olmak gerekir.
Diğer dinlerde misyonerlik vardır.Bunların diyalog ile yayılma ihtimali var ise İslam'da aynı şansa sahip olmaz mı?Biz değişik görüşler ile bir araya gelmeden nasıl dinimizi tebliğ edeceğiz?
Diyalog çalışmalarında illa ki Kuran'da böyle yazıyor ya da Hz.Muhammed şöyle diyor diye sunulması gerekmez.
Eğer Kuran'ın emir ve yasaklarına ve Peygamberimizin sünnetlerine uyarak ortak paydalara vurgu yaparsak işte bu bir tebliğ olur.
Bu şekilde yapılacak bir diyaloğa karşı çıkılmaması gerekir, tam aksine destek olunmalıdır.
Neye veya kime karşı söylediği zaten sözlerinden gayet net anlaşılıyor kardeşim...
İlk sözünde iki mana var biri kafirlere karşı şiddetli olmak ikincisi onlarla dost olmamak...
Bu demek değil ki kafiri gördüğün yerde öldür ya da kötü davran,yahut dost olmayacaksın diye onlara adaletsiz davranacaksın,iyilik etmeyeceksin diye bir mana çıkmaz buradan...
İkinci sözü zaten çok açık Allahın kafirlerin düşmanı,Müminlerin'de dostu olduğunu söylüyor bu kadar açık konuşuyor..
"alçak,kalpazanlar" sözünü kullanmasınamı içerlediniz..?
Allahu teala'da "Belhum adal" Hayvandan daha aşağılar buyuruyor kafirler hakkında bir başka ayette'de pisliğe benzetiyor kafirleri anormal değil yani Mevlananın sözleri...
Bu bizde Yahudiye,Hristyana kötü söz söyleyeceğiz anlamına gelmiyor Mevlana hazretleri büyük insan ne söyleyip neye işaret edeceğini çok iyi bilir...
Peygamberimiz Şeytana bile sövmeyin derken bizim ne haddimize..!
Hala mana karmaşası yaşıyoruz daha ilk mesajlarım'da;
"Size kötülük yapana,iyilikle muamele ediniz" Hadisi Şerifini yazmıştım...
Ve beşeri diyalogları(dostluk hariç) desteklediğimi söylemiştim...
Peygamberimiz onlarla ticaret yapmış,konuşmuş,beşeri ilişkilerde bulunmuş benmi bunlara karşı çıkacam..?
Ama yeri gelmiş Peygamberimiz;
"İmanın temeli Müslümanı sevmek,kafiri sevmemektir"(Ahmed ibni Hanbel) buyurmuştur...
Bundan neyi anlıyoruz onlara savaş dışında kötü davranmayacağız,iyi davranacağız adaletli olacağız,islamı tebliğ edeceğiz, ama sevmeyeceğiz,dost olmayacağız...
Hz.Ömer (r.a) bile kiliseye giriyor rahiple konuşuyor kötü davranmıyor,ama bir başka zaman yanında bir Hristyanı çalıştıran bir Müslümana "Sen Allahın"Yahudileri,Hristyanları dost edinmeyin"ayetini duymadınmı..? Allahın alçalttığını yükseltme,Allahın zelil ettiğine ikram etme vs.." diye bir ton fırça atıyor sahih hadiste geçiyor bu...
Ben diyaloğa karşı değilim gerekirse kliseye'de girer islamı tebliğ ederim,Ehli Kitap komşum olsa bir şey ikram edeceğim zaman ilk önce onun kapısına gider ona ikram ederim(Çünkü Peygamberimiz öyle yapmamızı istiyor) ben buna karşı değilim araya "dinler arası diyalog"(!) girmediği sürece...
Hristyanlar'da diyalog yapıyor biz niye yapmayalım demişin sence Hristyanlarla senin yaptığın diyalog aynımı...??
Siz onlarla diyalog yaparken Hristyanlığı kötülüyormusunuz..? Onları kandırmaya çalışıyormusunuz..? Hayır.. Siz onların Peygamberine Kutsal kitabına inanmıyormusunuz..? İnanıyorsunuz...
Sizin amacınız Hristyanlığı yok etmek mi..?
Peki onların ki ne..? Adam geliyor Türkiye'ye İslamın iciğine,ciciğine kadar öğreniyor misyoner evi açıyor oraya gelen cahil Müslümana;
"Sizin kutsal kitabınız kaç ayet..? diye soruyor..
Müslüman'da ne yapsın garibim bilmiyor "6666" ayet diyor.....
Misyoner'de ona hayır seni kandırmışlar 6666 ayet değil bak diyor elinde ki Kuranı Kerim mealini ona veriyor say diyor...
Bana güvenmiyorsan git bir camiye orada ki Kuran mealine bak diyor...
Adam evinde ki kuranı kerime bakıyor camiye gidiyor ordakine bakıyor harbiden'de 6666 ayet yok sayıyor,sayıyor 6300 küsür çıkıyor...
En sonunda caminin İmamına soruyor "Hocam Kuranı Kerim kaç ayet diyor..?" Hoca'da 6666 diyor oda bilmiyor ki bunu bilecek ilme sahip değil...
"Peki Hocam ben saydım 6666 ayet değil evde'de saydım yine değil diyor..?"
İmam'da "Olurmu hiç öyle şey yanlış saymışındır"diyor yok hocam kaç defa saydım yanlış değil dese de İmam onun şüpeci olduğuna hükmediyor ve daha fazla ilgilenmiyor...
Peki sonra ne oluyor..? kafasında ki bu şüpeyi cevaplaya bilecek birisini bulamıyor ve malesef imandan oluyor...
İçiniz'de bilmeyen olabilir ne demek yani Kuranı Kerim 6666 ayet değil mi diye sakın sizde şüpelenmeyin ha (:
Bunu Dini bölüm de açıklamak gerek aslında,Bunun bir ton örneği var Türkiye'de...
Hristyan misyonerin derdi 3 Dinin diyalog için de olması birbirinden faydalanması değil ki İslamı yok etmek..!
Benim Peygamberime,Benim Kitabıma inanmıyor ki diyalog kursun...
Papanın derdi 3 Dinin barış içinde birbirinin benzer taraflarını bulup aynı paydada birleşmek değil ki bütün Asyayı,Afrikayı Hristyanlaştırmak..! Kendisi söylüyor bunu, yerine geçen yenisi eskisinden daha beter zaten...

Konu depare tarafından (09-26-2009 Saat 04:02 ) değiştirilmiştir..
depare isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-26-2009, 09:05   #3
Kullanıcı Adı
menes
Standart
Alıntı:
depare Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Neye veya kime karşı söylediği zaten sözlerinden gayet net anlaşılıyor kardeşim...
İlk sözünde iki mana var biri kafirlere karşı şiddetli olmak ikincisi onlarla dost olmamak...
Bu demek değil ki kafiri gördüğün yerde öldür ya da kötü davran,yahut dost olmayacaksın diye onlara adaletsiz davranacaksın,iyilik etmeyeceksin diye bir mana çıkmaz buradan...
İkinci sözü zaten çok açık Allahın kafirlerin düşmanı,Müminlerin'de dostu olduğunu söylüyor bu kadar açık konuşuyor..
"alçak,kalpazanlar" sözünü kullanmasınamı içerlediniz..?
Allahu teala'da "Belhum adal" Hayvandan daha aşağılar buyuruyor kafirler hakkında bir başka ayette'de pisliğe benzetiyor kafirleri anormal değil yani Mevlananın sözleri...
Bu bizde Yahudiye,Hristyana kötü söz söyleyeceğiz anlamına gelmiyor Mevlana hazretleri büyük insan ne söyleyip neye işaret edeceğini çok iyi bilir...
Peygamberimiz Şeytana bile sövmeyin derken bizim ne haddimize..!
Hala mana karmaşası yaşıyoruz daha ilk mesajlarım'da;
"Size kötülük yapana,iyilikle muamele ediniz" Hadisi Şerifini yazmıştım...
Ve beşeri diyalogları(dostluk hariç) desteklediğimi söylemiştim...
Peygamberimiz onlarla ticaret yapmış,konuşmuş,beşeri ilişkilerde bulunmuş benmi bunlara karşı çıkacam..?
Ama yeri gelmiş Peygamberimiz;
"İmanın temeli Müslümanı sevmek,kafiri sevmemektir"(Ahmed ibni Hanbel) buyurmuştur...
Bundan neyi anlıyoruz onlara savaş dışında kötü davranmayacağız,iyi davranacağız adaletli olacağız,islamı tebliğ edeceğiz, ama sevmeyeceğiz,dost olmayacağız...
Hz.Ömer (r.a) bile kiliseye giriyor rahiple konuşuyor kötü davranmıyor,ama bir başka zaman yanında bir Hristyanı çalıştıran bir Müslümana "Sen Allahın"Yahudileri,Hristyanları dost edinmeyin"ayetini duymadınmı..? Allahın alçalttığını yükseltme,Allahın zelil ettiğine ikram etme vs.." diye bir ton fırça atıyor sahih hadiste geçiyor bu...
Ben diyaloğa karşı değilim gerekirse kliseye'de girer islamı tebliğ ederim,Ehli Kitap komşum olsa bir şey ikram edeceğim zaman ilk önce onun kapısına gider ona ikram ederim(Çünkü Peygamberimiz öyle yapmamızı istiyor) ben buna karşı değilim araya "dinler arası diyalog"(!) girmediği sürece...
Hristyanlar'da diyalog yapıyor biz niye yapmayalım demişin sence Hristyanlarla senin yaptığın diyalog aynımı...??
Siz onlarla diyalog yaparken Hristyanlığı kötülüyormusunuz..? Onları kandırmaya çalışıyormusunuz..? Hayır.. Siz onların Peygamberine Kutsal kitabına inanmıyormusunuz..? İnanıyorsunuz...
Sizin amacınız Hristyanlığı yok etmek mi..?
Peki onların ki ne..? Adam geliyor Türkiye'ye İslamın iciğine,ciciğine kadar öğreniyor misyoner evi açıyor oraya gelen cahil Müslümana;
"Sizin kutsal kitabınız kaç ayet..? diye soruyor..
Müslüman'da ne yapsın garibim bilmiyor "6666" ayet diyor.....
Misyoner'de ona hayır seni kandırmışlar 6666 ayet değil bak diyor elinde ki Kuranı Kerim mealini ona veriyor say diyor...
Bana güvenmiyorsan git bir camiye orada ki Kuran mealine bak diyor...
Adam evinde ki kuranı kerime bakıyor camiye gidiyor ordakine bakıyor harbiden'de 6666 ayet yok sayıyor,sayıyor 6300 küsür çıkıyor...
En sonunda caminin İmamına soruyor "Hocam Kuranı Kerim kaç ayet diyor..?" Hoca'da 6666 diyor oda bilmiyor ki bunu bilecek ilme sahip değil...
"Peki Hocam ben saydım 6666 ayet değil evde'de saydım yine değil diyor..?"
İmam'da "Olurmu hiç öyle şey yanlış saymışındır"diyor yok hocam kaç defa saydım yanlış değil dese de İmam onun şüpeci olduğuna hükmediyor ve daha fazla ilgilenmiyor...
Peki sonra ne oluyor..? kafasında ki bu şüpeyi cevaplaya bilecek birisini bulamıyor ve malesef imandan oluyor...
İçiniz'de bilmeyen olabilir ne demek yani Kuranı Kerim 6666 ayet değil mi diye sakın sizde şüpelenmeyin ha (:
Bunu Dini bölüm de açıklamak gerek aslında,Bunun bir ton örneği var Türkiye'de...
Hristyan misyonerin derdi 3 Dinin diyalog için de olması birbirinden faydalanması değil ki İslamı yok etmek..!
Benim Peygamberime,Benim Kitabıma inanmıyor ki diyalog kursun...
Papanın derdi 3 Dinin barış içinde birbirinin benzer taraflarını bulup aynı paydada birleşmek değil ki bütün Asyayı,Afrikayı Hristyanlaştırmak..! Kendisi söylüyor bunu, yerine geçen yenisi eskisinden daha beter zaten...
Burada konu sevip sevmemek değil.Biz onlarla konuşurken seviyoruz demiyoruz ki.Konuşmak ile sevmeyi karıştırıyorsun.
Örnek olarak bana misyonerin yaptığı yazmışsın.Bunun konu ile alakası yok.Çünkü ''diyalog'' dediğimiz buluşmalarda sokaktaki adam değil ilim sahibi alimler katılır.Diğer dinlerinde temsilcileri katılır sorunlara çözüm üretilir.
Mesela komünizmin ya da modernizmin dini yıkıcı etkileri vardır.Bu tehlike sadece İslam için değil diğer dinler içinde geçerlidir.Bunun için ne yapabilirizi konuşabilir oradaki insanlar.
Konuyu sürekli olarak Hristiyanlar şöyle yapacak amaçları bu diye yorumluyorsun.Ön şart olarak İslam'ı kabul etsin diyorsun.Sen hristiyanın dinini kabul ediyor musun masaya otururken?Hayır.
Anlamadığım konu şu Hristiyanlardan niye korkuyorsun?Sürekli Hristiyanın ne yapacağını konuşuyorsun.Birazda İslam için ne yapılabilir diye düşün.Burada tebliğ şansı vardır.Sen bir dini zorla bir insana kabul ettiremezsin.Böyle serbest bir alanda anlata anlata insanların ilgisini çekebilirsin.

Benim Peygamberime,Benim Kitabıma inanmıyor ki diyalog kursun...


Böyle bir cümle kurmuşsun.Sen bir yabancıya dinini anlatmadan önce kabul et mi diyorsun?Böyle bir mantık olabilir mi?
Bu diyaloglar sayesinde diğer inanç sahiplerinin kafasındaki Müslüman şeklini değiştirmek mümkün olur.Bir örnek vereyim ;

Vatikan'da diyalogla görevli bir akademisyen papaz Konya'da kaldığı birkaç ay içinde komşularından gördüğü iyiliği, güzel ahlakı örneklerle açıkladıktan sonra "Müslümanları ben böyle gördüm, onlar kana susamış insanlar değil" dedi.

(Hayrettin Karaman'ın sitesinden alıntı)

Hatta ben sana diyalog nasıl olur örneğini vereyim :

Toplantıda iki taraftan üniversite hocaları ve din adamları vardı. Genel konu da inananlar arasında diyalogun gerekliliği ve faydaları idi. Sorulara geçildiğinde bir Hıristiyan dinleyici "Siz müslümanlar Hz. İsa'nın Tanrı'nın oğlu olduğuna inanıyor musunuz? İnanmıyorsanız diyalog nasıl olacak?" diye sordu. Bizden bir hoca ona özetle şu cevabı verdi: Bize göre Hz. İsa bir peygamberdir, Tanrı'nın oğlu değildir. Siz O'nun oğlu diye inanıyorsanız bu inanç aramızdaki farklı noktalardan birini teşkil eder, ancak bu ve benzeri farklı inançlarımıza rağmen bir araya gelebilir, dünyanın ortak problemlerine çözüm arayabilir, birbirimize inanç dayatmadan barış ve huzur içinde yaşamanın yollarını ve usulünü araştırabiliriz....

Bir müslüman dinleyici "Tanrı'nın oğlu" kavramının tevhide aykırı ve şirk olduğunu ileri sürerek bunun Hıristiyan temsilciler tarafından açıklanmasını istedi. Tebliğine İslam selamı ile başlamış olan, Pakistan'da görevli bir Hıristiyan din adamı şu cevabı verdi: "Bu çok zor bir soru, uzun boylu konuşmayı gerektirir, ancak kısaca söylemek gerekirse bu "baba-oğul" meselesi bizim bildiğimiz, insanlara mahsus bir ilişki mahiyetinde değildir, manevi ve mecazidir, Allah birdir, oğul kavramı bu birliğe aykırı olmayacak bir yorum içinde kabul edilir..."
(Hayrettin Karaman'ın sitesinden alıntı)

Son olarak görüşmelerden sonra katılımcı Hristiyanların görüşünü söyleyeyim ;

Toplantıya dinleyici olarak katılan Hıristiyanlar "İslam'ı ve müslümanları daha yakından tanımakla çok yararlandıklarını" ifade ettiler.


Bakın bu sayede insanların İslam'a karşı olan önyargılarını yok etmek mümkün.
menes isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-26-2009, 21:43   #4
Kullanıcı Adı
depare
Standart
Alıntı:
menes Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Burada konu sevip sevmemek değil.Biz onlarla konuşurken seviyoruz demiyoruz ki.Konuşmak ile sevmeyi karıştırıyorsun.
Örnek olarak bana misyonerin yaptığı yazmışsın.Bunun konu ile alakası yok.Çünkü ''diyalog'' dediğimiz buluşmalarda sokaktaki adam değil ilim sahibi alimler katılır.Diğer dinlerinde temsilcileri katılır sorunlara çözüm üretilir.
Mesela komünizmin ya da modernizmin dini yıkıcı etkileri vardır.Bu tehlike sadece İslam için değil diğer dinler içinde geçerlidir.Bunun için ne yapabilirizi konuşabilir oradaki insanlar.
Konuyu sürekli olarak Hristiyanlar şöyle yapacak amaçları bu diye yorumluyorsun.Ön şart olarak İslam'ı kabul etsin diyorsun.Sen hristiyanın dinini kabul ediyor musun masaya otururken?Hayır.
Anlamadığım konu şu Hristiyanlardan niye korkuyorsun?Sürekli Hristiyanın ne yapacağını konuşuyorsun.Birazda İslam için ne yapılabilir diye düşün.Burada tebliğ şansı vardır.Sen bir dini zorla bir insana kabul ettiremezsin.Böyle serbest bir alanda anlata anlata insanların ilgisini çekebilirsin.

Benim Peygamberime,Benim Kitabıma inanmıyor ki diyalog kursun...

Böyle bir cümle kurmuşsun.Sen bir yabancıya dinini anlatmadan önce kabul et mi diyorsun?Böyle bir mantık olabilir mi?
Bu diyaloglar sayesinde diğer inanç sahiplerinin kafasındaki Müslüman şeklini değiştirmek mümkün olur.Bir örnek vereyim ;

Vatikan'da diyalogla görevli bir akademisyen papaz Konya'da kaldığı birkaç ay içinde komşularından gördüğü iyiliği, güzel ahlakı örneklerle açıkladıktan sonra "Müslümanları ben böyle gördüm, onlar kana susamış insanlar değil" dedi.
(Hayrettin Karaman'ın sitesinden alıntı)

Hatta ben sana diyalog nasıl olur örneğini vereyim :

Toplantıda iki taraftan üniversite hocaları ve din adamları vardı. Genel konu da inananlar arasında diyalogun gerekliliği ve faydaları idi. Sorulara geçildiğinde bir Hıristiyan dinleyici "Siz müslümanlar Hz. İsa'nın Tanrı'nın oğlu olduğuna inanıyor musunuz? İnanmıyorsanız diyalog nasıl olacak?" diye sordu. Bizden bir hoca ona özetle şu cevabı verdi: Bize göre Hz. İsa bir peygamberdir, Tanrı'nın oğlu değildir. Siz O'nun oğlu diye inanıyorsanız bu inanç aramızdaki farklı noktalardan birini teşkil eder, ancak bu ve benzeri farklı inançlarımıza rağmen bir araya gelebilir, dünyanın ortak problemlerine çözüm arayabilir, birbirimize inanç dayatmadan barış ve huzur içinde yaşamanın yollarını ve usulünü araştırabiliriz....

Bir müslüman dinleyici "Tanrı'nın oğlu" kavramının tevhide aykırı ve şirk olduğunu ileri sürerek bunun Hıristiyan temsilciler tarafından açıklanmasını istedi. Tebliğine İslam selamı ile başlamış olan, Pakistan'da görevli bir Hıristiyan din adamı şu cevabı verdi: "Bu çok zor bir soru, uzun boylu konuşmayı gerektirir, ancak kısaca söylemek gerekirse bu "baba-oğul" meselesi bizim bildiğimiz, insanlara mahsus bir ilişki mahiyetinde değildir, manevi ve mecazidir, Allah birdir, oğul kavramı bu birliğe aykırı olmayacak bir yorum içinde kabul edilir..."
(Hayrettin Karaman'ın sitesinden alıntı)

Son olarak görüşmelerden sonra katılımcı Hristiyanların görüşünü söyleyeyim ;

Toplantıya dinleyici olarak katılan Hıristiyanlar "İslam'ı ve müslümanları daha yakından tanımakla çok yararlandıklarını" ifade ettiler.

Bakın bu sayede insanların İslam'a karşı olan önyargılarını yok etmek mümkün.
Sevmiyorsan zaten üstüne alınmana gerek yok ki
Yazdığımın nasıl konuyla alakası olmaz siz onların alimleriylen görüşürken onlar size güler yüz gösteriyor ama bir yandanda benim ülkem'de ev açıp bilgisiz insanları kandırıp aklını çeliyor...
Madem inançlarımız farklı olduğu halde bir arada barış için yaşayabiliriz...
O zaman onların bu hain planlarını'da eleştirip yüzlerine vurmanız gerekmiyormu..?
Aynı Çılgın Marslılar filminde ki gibi biz dostuz diye,diye içerden vuruyor adamlar...
Ben sizin niyetinizin iyi olduğuna hükmediyorum zaten ama karşınızdakilerin niyeti bu değil bunu ne zaman göreceksiniz..?
İslamı tebliğ etme hususun'da sonuna kadar varım ama bozuk bir din ile kendi hak Dinim arasın'da ortak bir payda bulmam,bulamam..
İnsanların İslama karşı olan art niyetlerini düzeltmek için onlara İslamı tanıtmak zaten kafi gelecektir...
Dinden fedakarlık yapıp tevhidin yarısı söküp atmanın hiç bir yararı olmadığı gibi bunun zararı tekrar bize geri dönecektir...
Hristyan papazın teslis hakkında ki saçma görüşünü yazmışınız...
Şu Hristyan alemin'de teslise inanamayan kaç hristyan vardır Allah aşkına...
Hiç elinize bir incil alıp içinde ki saçmalıklara göz gezdirmedinizmi..?
Onlara göre Hz.İsa(a.s) Tanrıdan gelen bir tanrı çocuk e hal böyleyken nasıl oluyorda bu Allahın birliğine aykırı olmuyor el insaf yoksa artık papazların sözüne itibar edermi oldunuz böyle bir saçmalığa nasıl inanbilirsiniz...
depare isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı




2007-2026 © Siyaset Forum lisanslı bir markadır tüm içerik hakları saklıdır ve izinsiz kopyalanamaz, dağıtılamaz.

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.
5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi ve görüşlerinizi " iletişim " adresinden bize gönderirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır.


Bulut Sunucu Hosting ve Alan adı