Siyaset Forum - Siyasetin Kalbi
Dış Gündem Dış Gündem ile ilgili tüm konuları burada paylaşıyoruz.



Cevapla
Stil
Seçenekler
 
Alt 03-21-2012, 21:13   #1
Kullanıcı Adı
werret
Standart
Karadavi'nin İran isyanı

Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı Şeyh Yusuf El Karadavi’nin bugüne kadar İran, Hizbullah ve Şii yayılmacılığıyla ilgili birçok açıklaması oldu.

Ama geçen hafta Perşembe akşamı Kahire’de Gazeteciler Sendikası’nda düzenlenen Suriye devrimine destek toplantısındaki sözleri gibisini hiç duymamıştık.

Mısırlı ünlü alim, Suriye’de devrimi dört gözle beklediğini şu sözleriyle dile getirdi:

“Tunus’ta devrim başlayınca elimi kalbime koyup, “Suriye halkı ne zaman ayağa kalkacak?” dedim. Mısır’da devrim başlayınca aynı şeyi tekrarladım. Libya’da devrim başlayınca yine elimi kalbime koyup “Suriye halkı ne zaman ayağa kalkacak?” dedim. Suriye halkının kulluğu kabul etmesi ve onurunun çiğnenmesine izin vermesi mümkün değil.”

Yusuf El Karadavi’nin geceye damgasını vuran sözleri ise İran ve Hizbullah hakkında söyledikleriydi.

İran’ın ve Hizbullah’ın Suriye’de Baas rejimine verdiği desteği eleştiren El-Karadavi, “Tüm bölge ülkeleri İran’a karşı aynı cephede birleşmeli” dedi.

“El Lât” ve “El Uzza”, Mekkeli müşriklerin İslam öncesi taptıkları en büyük putlardan ikisidir.

Ortadoğu’da uzun süredir “Allah’ın hizbi / partisi / taraftarları” anlamına gelen “Hizbullah”a “El Lât’ın hizbi / partisi / taraftarları” anlamına gelen “Hizbullât” deniliyor.

Şeyh Yusuf El Karadavi de Kahire’deki konuşmasında “Hizbullah”tan bahsederken bu ismi kullandı ve tam olarak şöyle dedi:

“Kendine “Hizbullah” adını veren (örgüt) için Lübnan’dan gelen Suriyeli bir kardeşimiz “O Hizbullât’tır” dedi. Gerçekten de o “Hizbullah” değil, “Hizbullât”tır. Çünkü “Hizbullah” sadece Allah’a çağırır. Evlatları yaşarken Allah için yaşar ve ölürken Allah için ölür.”

Yusuf El Karadavi, bölgeyi ve insanını en iyi tanıyan, Arap sokağının nabzını tutan ve gelişmeleri en sağlıklı şekilde okuyan isimlerden biri.

Ümidini kesene kadar uzun süre İran’a ve Hizbullah’a destek verdi.

İran rejiminin mezhep ihracı çabalarına hizmet etmekten başka bir işe yaramadığını anlayıncaya kadar “takrib” toplantılarına katıldı.

Samimi bir şekilde, “Müslümanlar arasında fitne çıkarmayın” diyerek çok uyarıda bulundu.

Fakat hiçbiri işe yaramadı.

Suriye’de işlenen vahşet ise Yusuf El Karadavi’nin İran’a karşı isyanının zirveye çıkmasına neden oldu.

Kafasına “İran çuvalı” geçirilmiş Türkiye İslamcılarının birçoğu, bugün Suriyeli Müslümanlara “Beşşar’dan başka ilah yok” sloganıyla yapılan vahşi katliamların arkasında gerçekte İran ve Hizbullah’ın olduğunu göremiyor.

Dolayısıyla, onlardan “İran’a karşı birleşin” diyen Yusuf El Karadavi’yi anlamaları da beklenemez.

Türkiye’de maalesef güçlü bir İran lobisi var ve devrimden beri “Humeynicilik” ekolünden yetişenler İslami kesimin her yanına yayılmış durumdalar.

İslami cemaatlerde, resmi ve sivil medya organlarında, sivil toplum kuruluşlarında, siyasi partilerde ve hatta iktidar çevrelerinde…

Suriye konusunda en büyük kara propagandayı ve gerçekleri sulandırmayı da onlar yürütüyor.

Hamas lideri Halit Meşal’in “ümmet için dönüm noktası” diyerek övdüğü “Arap Baharı”na “Kanlı Bahar” diyen Baas sözcüsünü de aynı kesim cilalayıp parlatarak Türkiye’nin başına bela etti.

Hükümetin İran lobisiyle yüzleşmeden Suriye konusunda sağlıklı adımlar atabilmesi mümkün görünmüyor.

Suriye’deki katliamlara verdiği doğrudan destek nedeniyle İran ve Hizbullah’ı eleştiren Yusuf El Karadavi şimdi İran lobisinin “itibarsızlaştırma” ve “iftira” kampanyasıyla karşı karşıya kalacak.

Mısırlı alimi çoktan hedef tahtasına oturtmuşlardı fakat yukarıdaki sözlerinden sonra atılan çamur oranı mutlaka artacaktır.

Daha önce Suriyeli alim Said Havva’ya da yaptıkları gibi…

İsmail Yaşa - 21 Mart 2012 - Milat

 

  Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 03-26-2012, 23:31   #2
Kullanıcı Adı
werret
Standart


Sarkozy'den Karadavi'ye yasak hazırlığı

Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Toulouse'da yedi kişinin öldüğü saldırılar ardından, aşırı görüşlü olarak tanımladığı bazı din adamlarına ülkeye giriş yasağı koymaya hazırlanıyor. Karadavi de bu isimler arasında...




26 Mart 2012 Pazartesi

Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy "aşırı ya da militan eğilimlere sahip Müslüman din adamlarının" ülkeye girişini yasaklamak istediğini açıkladı.

Sarkozy, bu girişimi Toulouse kentinde bir Yahudi okulunu ve Fransız askerleri hedef alan silahlı saldırılar ardından gündeme getirdi.

Sarkozy, yaşananlar ardından militan eğilimli din adamlarının Nisan ayında ülkede düzenlenecek bir konferansa katılmasına izin vermeyeceklerini söyledi.


Yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimi dolayısıyla çeşitli medya kuruluşlarına bir dizi mülakat veren Sarkozy, açıklamalarında özellikle İslam Örgütleri Birliği'nin yaklaşan konferansına dikkat çekti.

"Bu konferansa davet edilen ancak Fransa topraklarında istenmeyen bazı kişiler var" dedi.

Sarkozy özellikle Katar'da yaşayan Mısırlı Sünni din adamı Yusuf Karadavi'yi hedef aldı.

Karadavi diplomatik pasaport sahibi olduğu için Fransa'ya giriş için vize başvurusu yapması gerekmiyor.

Ancak Sarkozy bu konuyu Katar Emiri ile görüştüğünü ve din adamının Fransa'ya gelmek için ülkeden ayrılmasına izin verilmeyeceğini söyledi.

Daha önce Filistinli canlı bomba eylemcilerini ve Irak'taki Amerikan güçlerini hedef alan saldırıları destekleyen açıklamalar yapan Karadavi'nin 2008 yılında da İngiltere'ye girmesine izin verilmemişti.

http://www.pressmedya.com/?aType=haber&ArticleID=7664

Konu werret tarafından (03-26-2012 Saat 23:37 ) değiştirilmiştir..
  Alıntı ile Cevapla
Alt 05-25-2012, 04:18   #3
Kullanıcı Adı
Özgür Suriye
Standart
Alıntı:
werret Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Suriye’deki katliamlara verdiği doğrudan destek nedeniyle İran ve Hizbullah’ı eleştiren Yusuf El Karadavi şimdi İran lobisinin “itibarsızlaştırma” ve “iftira” kampanyasıyla karşı karşıya kalacak.

Mısırlı alimi çoktan hedef tahtasına oturtmuşlardı fakat yukarıdaki sözlerinden sonra atılan çamur oranı mutlaka artacaktır.

Daha önce Suriyeli alim Said Havva’ya da yaptıkları gibi…

İsmail Yaşa - 21 Mart 2012 - Milat


Yalancının Mumu Yatsıya Kadar Bile Yanmadı!

Bir haftadır yoğun bir şekilde bazı sitelerde Yusuf el-Karadavi hakkında karalama kampanyası sürdürülüyor. İşte Karadavi'ye yapılan iftira...



17 Mayıs 2012 Perşembe 21:42

Suriye’de stratejik işbirliği adına Zalim Esed diktatörlüğünün lehine yayınlar yapan malum çevreler İslam dünyasının tanınmış alimlerinden Yusuf el-Karadavi hakkında da karalama ve iftira kampanyası başlattılar. Bir web sitesinde “Şeyh Karadavi Utanmadan Resulullah’ı Natocu Yaptı“ başlığıyla yayınlanan haberde şöyle deniliyor:

"Dünya Müslüman Âlimler Birliği Başkanı Yusuf El-Kardavi, “Doha Hükümeti’nin liderliğinin reddedilmesi halinde, İslam dairesinin dışına çıkılır” cihetinde şaşırtıcı bir fetvanın altına imzasını attı. Kardavi bu fetvanın içerisinde bulunduğu konuşmasını, Tunus’ta, Raşid El-Gannuşi’nin de içerisinde bulunduğu bir organizasyonda yaptı. Ayrıca Kardavi, Haliç ülkeleri üzerinde, birçok siyasi oyun olduğunu, bunları reddetmenin dinen sakıncalı olduğunu ve bu noktada Katar Kralı Şeyh Hamad bin Halife el-Sani’den yana olmanın gerekli olduğunu ifade etti. Kardavi’nin şaşkınlık verici başka bir açıklaması da şu yöndeydi: “Eğer Rasulullah (SAV) tekrar gönderilseydi, elinin NATO’nun elinin üzerine koyardı.(NATO ile hareket ederdi)."

Söz konusu haberin başlığı gelen tepkiler üzerine daha sonra “Yusuf El Karadavi Gerçekten Bu Sözleri Söyledi Mi?” şeklinde değiştirilse de haberin içeriğinin değiştirilmemiş olması haberdeki iddiaların doğru kabul edildiğini gösteriyor.

KARADAVİ AÇIKÇA YALANLADI!

Kendisine telefonla ulaştığımız Üstad Yusuf el-Karadavi söz konusu ifadeleri asla kullanmadığını, NATO ve Katar hakkında kurulan bu cümlelerin karalama maksatlı yalanlar olduğunu vurguladı.

İFTİRANIN KAYNAĞI: BOZACILAR VE ŞIRACILAR

Karadavi'ye atfedilen bu çirkin sözler iki gün önce İran’dan yayın yapan yarı-resmî “Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA”da yayınlandı. Türkçe sitesinde yayınlandı. ABNA da kendisine yönelik kaynak sorgulamalarına karşı adres olarak Irak’ta yayın yapan Nakhel Ajansı gösterdi. Oysa bırakınız uluslararası, yerel bir saygınlığı dahi olmayan bu adres Iraklı bir Şii grubuna aitti. Kaynak konusunda ancak bu kadar titiz olabilen ABNA cevap haberinde dahi Yusuf el-Karadavi hakkında şu cümleleri kurmaktan çekinmemiştir: “Çünkü Kardavi’nin kimlerin kuklası olduğu, kimlere hizmet ettiği gün gibi açıktır artık. Hatta ne yazık ki kendi emelleri uğruna Peygamber efendimize bile iftira atabilecek bir seviyeye gelmiştir.
İşin ilginci, ABNA’nın Arapça sayfasında aynı haber içeriği farklı biçimde bulunuyordu. Arapça ABNA haberinde sadece Habeş’in Karadavi’ye yönelik eleştirileri mevcut iken Karadavi’ye isnat edilen NATO ve Katar Şeyhiyle ilgili ifadeler yoktu…

Peki, Karadavi’ye Peygamber’e iftira gibi bir ithamı kolaylıkla yakıştırabilenlerin bu ciddi ithamı kesin biçimde teyit etmeleri gerekmez miydi? Bunu yapamadıkları takdirde kendilerinin müfteri duruma düşeceği İslam fıkhına göre apaçıkken…

ABNA’dan haberi sorgulamadan alıntılayan malum Türkiyeli kaynaklar ise kaynak olarak İran yanlısı Lübnanlı Sünni örgüt Tevhid Hareketinin sitesini gösteriyordu. Tevhid Hareketi ise okuyucusuna kaynak olarak İran’a yakınlığıyla tanınan Kudüs merkezli el-Menar Gazetesini gösteriyor. Menar’daki haber de Türkçe ABNA’daki haberin tıpatıp aynısı.

Daha sonra Türkiye'deki dezenformasyon kaynakları haberin gerçek olduğuna(!) dair iki kaynak daha verdi: Mısır’ın İran finanslı Mısr el-Yevm ve Lübnan’ın Hizbullah’a yakın El-Ahbar gazeteleri de aynı metni kaynak gösterrmeksizin kopyalayan yayın organları. Haberin içeriğinde ismi geçen Mahmud El-Habeş, Karadavi'nin"Filistinliler dışında diğer ülkelerde yaşayan Müslümanların Kudüs'ü ziyareti haramdır” fetvasına karşı çıkan bir isim. El-Habeş, bu haberde Karadavi'yi Filistinli esirlerin durumunu düşünmemekle itham ediyor. Kudüs'ün işgalinin meşrulaştırmamak için İsrail vizesiyle Kudüs'ün ziyaretini haram kılan bir insanın Filistinli mazlumları düşünmemesi mümkün mü?

Malum kaynaklar belirtemeden ABNA'nın haberini alıp Mahmud el-Habeş'in sözde kelimeleri isim belirtmeden yayınlıyor ve son olarak yalan haber üzerine inşa edilen 16.05.2012, 00:23:39 tarihli bir yazının başlığı şöyle: “Hz. Resulüllah'ı Nato'cu İlan Ettikten Sonra, Size Nato'cu Demek Az Bile Gelir”

İran eksenli dezenformayon ağının Türkiye'deki şubesi hızını alamayıp Yusuf el-Karadavi’ye iftira atan “haber”den yola çıkarak kendisi de iftira ve karalama korosuna katılıyor: “Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı sıfatını taşıyan Şeyh Kardavi’nin Katar sultanının vaizi olduğunu söylerdik; zira kendisi “Katar Emiri’nin öncülüğünü kabul etmeyenler Müslüman değildir” diyerek, sultanına hizmette kusur da etmiyor.”

Gelen haklı tepkiler karşısında sitenin editörü yazdığı makaleyi sitesinden kaldırmak zorunda kaldı. Ancak söz konusu iftirayı web sitesinde yayınlamaya devam ediyor…

Sonuç olarak Habeş, Karadavi’nin NATO ve Katar'la ilgili şeyler söylediğini ifade etmemiş. Karadavi de böyle bir söz serdetmemiştir. Söz konusu iddia İrancı bir merkezde hazırlanmış sonra da yine İran merkezli ya da İran ekseninde olan yayın organlarında elden ele kopyalanarak yayılmıştır. Hiçbirinin isnadı ne haberin dayanağı olan Habeş’e ne de Karadavi’ye dayanmamaktadır! Her biri birbirine pas atarak kendi kendilerini kaynak göstermektedirler! Kaynakları araştırma gayretinde olmayan kitleler nezdinde çamur at izi kalsın taktiği gütmektedir.

Aksine Yusuf el-Kardavi bu iftirayı çok açık bir dille yalanlamaktadır! İlginç olan Karadavi’ye karşı İsrail, İngiltere, Fransa ve ABD'nin yürüttüğü kampanyaya İran da maalesef katıldı. İsrail, İngiltere, Fransa ve ABD Karadavi'nin ülkelerine girmesine izin vermiyor. Yakında İran da galiba Karadavi’ye ülkeye giriş yasağı getirebilir…






HAKSÖZ-HABER
Özgür Suriye isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-26-2012, 12:41   #4
Kullanıcı Adı
barayev
Standart
Ümmetin evlatları Suriyedeki Oyunun hedefi Arap coğrafyasında Suriye üzerinden Türkiye Hükümetini örselemek ve Türkiyenin Arap kardeşlerine yardım edemediği imasını yerleştirmek ve Araplar üzerindeki Abilik ve GÜÇLÜ Türkiye İmasını zedelemektir
Nihayetinde ise İranı ve Türkiyeyi İTİBARSIZLAŞTIRMAK ve FİTNE yaratmaktır..
KAFİRLER İran Devletinden ve Türkiye Hükümetinden RAHATSIZLAR..
BAASÇI Katiller ve Oyuna getirilmiş Muhalifler yüzünden koskoca bi Ümmeti FESADA vermeyelim ve Alet olmayalım sonra HEDER oluruz ve Haçlı Batı dünyası leş kargaları LEŞLERİMİZE HÜCUM EDER
barayev isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-27-2012, 05:35   #5
Kullanıcı Adı
Özgür Suriye
Standart

@barayev

Şu linklerdeki videoları izle de senin büyük bir hararetle savunduğun İran'ın tam destek verdiği Baas güçlerinin yaptığı katliamlardan bazılarını gör!.. Böylece İran'ı desteklemenden dolayı belki insanlığından utanırsın; tabii insanlığın varsa!...

http://www.haksozhaber.net/suriyede-...deo-29736h.htm

http://pressmedya.com/?aType=haber&ArticleID=8887

http://www.haksozhaber.net/hulada-ka...deo-29884h.htm


''Oyuna getirilmiş muhalifler'' ne demek?

İslam düşmanı Nusayri-Baas rejimine karşı ayaklanan Suriye'li Mazlum müslümanlara ''Oyuna getirilmiş muhalifler'' mi diyorsun sen?


Siyonist İsrail rejimi de senin çok sevdiğin ve hararetle savunduğun İran rejimi gibi, İsrail'in favori diktatörü olan Beşşar Esed kafirinin devrilmesini istemiyor!


İsrail Esad'ın devrilmesini istemiyor!


İsrail Savunma Bakanlığı üst düzey yetkilisi tümgeneral Gilad, Esad'ın devrilmesi halinde İsrail'in ciddi bir krizle karşı karşıya kalacağını açıkladı




Suriye’de meydana gelen isyan ve gösteriler devam ediyor. Arap dünyası başta olmak üzere dünya kamuoyu Suriye’deki olayları yakından takip ederken; İsrail’in tutumu ise dikkat çekiyor.

İsrail Savunma Bakanlığı üst düzey yetkililerinden Tümgeneral Amos Gilad, Suriye’de meydana gelen iç karışıklıklar ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.

"ESAD'IN DEVRİLMESİ İSRAİL İÇİN BÜYÜK BİR KRİZE NEDEN OLUR"

Beşar Esad’ın iktidarda kalmasını istiyen Gilad; Beşar Esad rejiminin devrilmesi halinde İsrail’in zor durumda kalacağını ifade etti.

Ayrıca Tümgeneral Gilad, Esad’ın devrilmesi halinde Ortadoğu’da bir İslam İmparatorluğu kurulacağını da iddia etti.



İsrail Savunma Bakanlığı üst düzey yetkililerinden Tümgeneral Amos Gilad



GOLAN TEPELERİ YILLARDIR İSRAİL İÇİN EN GÜVENLİ SINIR

Suriye ile İsrail arasındaki sınırı ise Golan Tepeleri oluşturuyor. Uzmanlar ise İsrail'in Golan Tepeleri'ndeki güvenliğe karşı Esad rejimine ses çıkarmadıklarına dikkat çekiyor.

Dünya Bülteni / Haber Merkezi
Özgür Suriye isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-30-2012, 02:30   #6
Kullanıcı Adı
Özgür Suriye
Standart
Alıntı:
Özgür Suriye Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

@barayev

Şu linklerdeki videoları izle de senin büyük bir hararetle savunduğun İran'ın tam destek verdiği Baas güçlerinin yaptığı katliamlardan bazılarını gör!.. Böylece İran'ı desteklemenden dolayı belki insanlığından utanırsın; tabii insanlığın varsa!...

http://www.haksozhaber.net/suriyede-...deo-29736h.htm

http://pressmedya.com/?aType=haber&ArticleID=8887

http://www.haksozhaber.net/hulada-ka...deo-29884h.htm
Sevgili şehidler bayramınız mübarek olsun

Şehidlerin, ölüm meleğini tebessümle karşılamaları ahiret inancımın altını çizerek şöyle bir dipnot düşer:

‘’ Şehidler bayram ederler…”

İnternete düşen her şehid görüntüsü bana büyük bir moral verir… Onların o gülen yüzleri en küçük bir acı bile hissetmediklerinin delaletidir… Evet, Resulullah aleyhisselam’ın ‘şehidlerin çektiği acı bir haşerenin ısırması gibidir.’ hadisinin ne kadar da sahih olduğunu bizlere gösterir…

Şehidleri severim ben…

Neden sevmeyeyim ki!

Bana iki farklı hayattan bahsederler;

‘Ölümün sana uğramasının’ istendiği bir hayat… Ya da ‘senin ölüme uğramanın’ istendiği bir hayat…

Her iki hayatın akışını ve o hayatın nasıl sonuçlandığını Allah’a hamdolsun ki görebiliyoruz… Her iki son, insana bir hayat yaşam tarzı mönüsü verir… ‘Nasıl ölmek istersen öyle yaşarsın’ gibi…

Şehidlerin hayatını dinlemek ya da okumak da bana büyük bir moral verir… Cesaretimi artırır ve bana yeni salih amellerin adresini gösterir…

Hayatımı, değer yargılarımı, sarı çizgilerimi, iman ve amellerimi tekrardan gözden geçirmemi sağlar… Ya Rabbi bu ne büyük bir davet!!!

Sen cihad beldesinde göğsünü kurşunlara açıyorsun, bilmem kaç kilometre uzaklıktaki bir kardeşin akidesinin ve amellerinin gözden geçirmesine vesile oluyorsun…

Ya rabbi bu ne güzel bir davet…

Abdullah azam Takva yayınlarından çıkan ‘’Hurilerin âşıkları’’ isimli bir kitabında şöyle der:

“ Nice ölü kalpler var ki şehidlerin ilginç hayatını dinleme suretiyle dirilmiştir. Nice kahraman gençler bir şehidin hayat hikâyesinden etkilenmek suretiyle birçok olumsuzlukları aşıp cihad beldelerine gelmiştir. Nice yolunu kaybetmiş kimseler şehidlerin hayatını okuduktan sonra doğru yolu bulmuştur. Nice fasık ve günahkârlar şehidlerin hayatından etkilenip rabbine dönmüştür…”

Şehidlerin hayat hikâyeleri insana bir yol pusulası olurken şehadetle tanışmalarına vesile olanların (Kurşun sıkanların) da hayat hikâyeleri insanın islamı sevmesine katkıda bulunur…

Özelliklede bugün Suriye’de İranlı keskin nişancıların varlığının bilinmesi, Hizbullah liderinin Esad’ı destekleyip Suriye’deki Ehlisünnet olan kardeşlerimizi terör gibi gösteren açıklamalarda bulunması Ehli Sünnetin tek düşmanının ehli kitap olmadığını da gösterir…

Mehmet Emin Akın hocamızın kaleme aldığı bir Suriye’den en son haberler başlıklı bir yazıdan birkaç paragraf sizinle paylaşayım:

“Şam mahalleleri kuşatma altında. Evler tek tek aranıyor. Çeteler ve Hizbullat’ın desteğindeki Şebbihalar kadın erken ve çocuk demeden tutukluyorlar. Mahalleleri sırasıyla kuşatıyorlar. Her kuşatmada binlerce kadını ve erkeği tutuklayıp götürüyorlar. Arananlar verilmediğinde çocukları esir alınıyor. İstenenler teslim edilmediğinde evdeki bütün kadınlara tecavüz edecekleri tehdidinde bulunuyorlar ve bunu fiilen de yapıyorlar.

Camilere baskınlar devam ediyor. Teravih namazları basılıyor ve uzaktan keskin nişancılar rastgele camilerden çıkanlara ateş ediyorlar. Cuma günleri sokaklara çıkmak çok zor.

Halk gıda depoluyor. Hastaneleri tamamen İran, Hizbbullat ve Rusya’dan gelen paralı askerler koruyor.

“Abbasin Stadyumu” tamamen İran komandolarına ayrılmış.

Hastaneleri Hizbullat’ın milisleri koruyor ve askeri hastaneleri onlar koruyor. Askeri hastanelerde Hizbullat’ın filamaları ve armaları asılı.

Sokaklara İran askerleri alenen dolaşıyorlar ve Farsçayı açıktan konuşuyorlar.”

,,,

Ya rabbi!

Hala ehli sünneti şiayla kardeş görenleri sana havale ediyorum!!!

Feyzullah Birışık
Özgür Suriye isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-27-2012, 17:02   #7
Kullanıcı Adı
barayev
Standart
MOSSAD,ın düzmecelerini buraya Belge diye kakalamak doğru ve ahlaki ve islami asla değildir.
Suriyede ki Nusayrileri ve BAASÇILARI destekliyen benim indimde asla Makbul değildir...
Ben Suriyede ki Operasyonun hedefinin İran ile Türkiyenin KAPIŞTIRILMASINA yönelik olduğuna inanıyorum...
İran İslam DEVRİMİ aşamasında nasıl ki Abd ,Ab, ve İsrail tarafından İrakın İrana saldırtıldığını ve 8 sene savaşa mahküm edildiğini BİLİYORUM..
İran Halkı DEVRİM aşamısında kendi GENERALLERİYLE ve onların Askerleriyle İÇ SAVAŞ yaparken İran arkasındaki KAFİR ve Emperyalist Batının desteği ile İRANA Girdiğini ve 8 sene savaştığını ve kimyasal silah kullandığını biliyoruz.
barayev isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-27-2012, 21:32   #8
Kullanıcı Adı
Özgür Suriye
Standart

İftiracılık ve sahtekarlık yapma! Kimmiş mossad'ın düzmecelerini buraya belge diye getiren?!

Alıntı:
Suriyede ki Nusayrileri ve BAASÇILARI destekliyen benim indimde asla Makbul değildir...
İran Şia Cumhuriyeti Nusayrileri ve Baasçıları destekliyor işte!

ALLAH'ın laneti Beşşar Esed kafirinin , bu kafirin sadık askerlerinin ve İran Şia Cumhuriyeti'nin pis çıkarları gereği Türkiye'de Beşşar Esed'i desteklemeye ve Beşşar Esed'in progopandasını yapmaya devam eden hainlerin üzerine olsun. Amin.

ALLAH (c.c.) Suriye'li mazlum müslüman kardeşlerimizin yardımcısı olsun ve onlara, Baas rejimine karşı zafer nasip etsin. Amin , amin , amin.


ABD'nin Afganistan'ı ve Irak'ı işgalinde ABD ile işbirliği yaparak müslümanlara ihanet eden İran, şimdi de Suriye'deki İslam düşmanı Nusayri-Baas rejimine karşı ayaklanan müslümanlara destek vermek yerine , İslam düşmanı Nusayri-Baas rejimine ve ALLAH düşmanı Beşşar Esed kafirine destek vererek müslümanlara ihanet ediyor.

ABD'nin el altından , sinsice İran Şia Cumhuriyeti'ni desteklediğini biliyoruz. Sünni Taliban'ı devirmek için Afganistan'a , Irak'ta da İran destekli bir şii devleti kurmak için Irak'a giren ABD, İran ile de danışıklı bir şekilde laf dalaşı yaparak İran'ın popülaritesini arttırmaktadır.

Birileri de hala sahte ''vahdet'' söylemleri ile bizi kandırmaya çalışıyor. Suriye olayları turnusol kağıdı oldu ve sahte vahdetçi rafizilerin bu vesileyle gerçek yüzlerini tanıdık!

Konu Özgür Suriye tarafından (05-27-2012 Saat 21:36 ) değiştirilmiştir..
Özgür Suriye isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-27-2012, 21:34   #9
Kullanıcı Adı
Özgür Suriye
Standart

İran Şahı'nın devrilmesi , kanlı devrim olayları ve Fransız uçağıyla Humeyni'nin İran iktidarına gelmesi...

Üstad Kadir Mısıroğlu, sözde anti-emperyalizm söylemleri ile takiyye yaparak müslümanları kandırmaya çalışan İran Şia Cumhuriyeti'nin emperyalistler tarafından nasıl kurulduğunu ve Humeyni denen adamın Fransa'da nasıl beslendiğini anlatıyor.

YouTube Video
ERROR: If you can see this, then YouTube is down or you don't have Flash installed.


Alıntı:
İran Şia Cumhuriyeti Nusayrileri ve Baasçıları destekliyor işte!

YouTube Video
ERROR: If you can see this, then YouTube is down or you don't have Flash installed.
Özgür Suriye isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-02-2012, 12:32   #10
Kullanıcı Adı
Özgür Suriye
Standart
Alıntı:
Özgür Suriye Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

İran Şia Cumhuriyeti Nusayrileri ve Baasçıları destekliyor işte!


ALLAH'ın laneti Beşşar Esed kafirinin , bu kafirin sadık askerlerinin ve İran Şia Cumhuriyeti'nin pis çıkarları gereği Türkiye'de Beşşar Esed'i desteklemeye ve Beşşar Esed'in progopandasını yapmaya devam eden hainlerin üzerine olsun. Amin.

ALLAH (c.c.) Suriye'li mazlum müslüman kardeşlerimizin yardımcısı olsun ve onlara, Baas rejimine karşı zafer nasip etsin. Amin , amin , amin.


ABD'nin Afganistan'ı ve Irak'ı işgalinde ABD ile işbirliği yaparak müslümanlara ihanet eden İran, şimdi de Suriye'deki İslam düşmanı Nusayri-Baas rejimine karşı ayaklanan müslümanlara destek vermek yerine , İslam düşmanı Nusayri-Baas rejimine ve ALLAH düşmanı Beşşar Esed kafirine destek vererek müslümanlara ihanet ediyor.

ABD'nin el altından , sinsice İran Şia Cumhuriyeti'ni desteklediğini biliyoruz. Sünni Taliban'ı devirmek için Afganistan'a , Irak'ta da İran destekli bir şii devleti kurmak için Irak'a giren ABD, İran ile de danışıklı bir şekilde laf dalaşı yaparak İran'ın popülaritesini arttırmaktadır.

Birileri de hala sahte ''vahdet'' söylemleri ile bizi kandırmaya çalışıyor. Suriye olayları turnusol kağıdı oldu ve sahte vahdetçi rafizilerin bu vesileyle gerçek yüzlerini tanıdık!
ALLAH (c.c.), İran Şia Cumhuriyeti'nin ve İran'cı münafıkların şerlerinden Ümmeti Muhammedi korusun.
Özgür Suriye isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı




2007-2026 © Siyaset Forum lisanslı bir markadır tüm içerik hakları saklıdır ve izinsiz kopyalanamaz, dağıtılamaz.

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.
5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi ve görüşlerinizi " iletişim " adresinden bize gönderirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır.


Bulut Sunucu Hosting ve Alan adı