|
![]() |
#1 |
![]() şii direnişi nedir sünni direnişi nedir ?
sizin şii dininemi sünni dininemi inanıyorsunuz ? İslam neyinize yetmiyorda böyle birbirinizi yiyorsunuz anlamıyorum gerçekten.
![]() |
|
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
![]() |
#2 | ||||
![]() Alıntı:
''Sevgili şehidler bayramınız mübarek olsun Şehidlerin, ölüm meleğini tebessümle karşılamaları ahiret inancımın altını çizerek şöyle bir dipnot düşer: ‘’ Şehidler bayram ederler…” İnternete düşen her şehid görüntüsü bana büyük bir moral verir… Onların o gülen yüzleri en küçük bir acı bile hissetmediklerinin delaletidir… Evet, Resulullah aleyhisselam’ın ‘şehidlerin çektiği acı bir haşerenin ısırması gibidir.’ hadisinin ne kadar da sahih olduğunu bizlere gösterir… Şehidleri severim ben… Neden sevmeyeyim ki! Bana iki farklı hayattan bahsederler; ‘Ölümün sana uğramasının’ istendiği bir hayat… Ya da ‘senin ölüme uğramanın’ istendiği bir hayat… Her iki hayatın akışını ve o hayatın nasıl sonuçlandığını Allah’a hamdolsun ki görebiliyoruz… Her iki son, insana bir hayat yaşam tarzı mönüsü verir… ‘Nasıl ölmek istersen öyle yaşarsın’ gibi… Şehidlerin hayatını dinlemek ya da okumak da bana büyük bir moral verir… Cesaretimi artırır ve bana yeni salih amellerin adresini gösterir… Hayatımı, değer yargılarımı, sarı çizgilerimi, iman ve amellerimi tekrardan gözden geçirmemi sağlar… Ya Rabbi bu ne büyük bir davet!!! Sen cihad beldesinde göğsünü kurşunlara açıyorsun, bilmem kaç kilometre uzaklıktaki bir kardeşin akidesinin ve amellerinin gözden geçirmesine vesile oluyorsun… Ya rabbi bu ne güzel bir davet… Abdullah azam Takva yayınlarından çıkan ‘’Hurilerin âşıkları’’ isimli bir kitabında şöyle der: “ Nice ölü kalpler var ki şehidlerin ilginç hayatını dinleme suretiyle dirilmiştir. Nice kahraman gençler bir şehidin hayat hikâyesinden etkilenmek suretiyle birçok olumsuzlukları aşıp cihad beldelerine gelmiştir. Nice yolunu kaybetmiş kimseler şehidlerin hayatını okuduktan sonra doğru yolu bulmuştur. Nice fasık ve günahkârlar şehidlerin hayatından etkilenip rabbine dönmüştür…” Şehidlerin hayat hikâyeleri insana bir yol pusulası olurken şehadetle tanışmalarına vesile olanların (Kurşun sıkanların) da hayat hikâyeleri insanın islamı sevmesine katkıda bulunur… Özelliklede bugün Suriye’de İranlı keskin nişancıların varlığının bilinmesi, Hizbullah liderinin Esad’ı destekleyip Suriye’deki Ehlisünnet olan kardeşlerimizi terör gibi gösteren açıklamalarda bulunması Ehli Sünnetin tek düşmanının ehli kitap olmadığını da gösterir… Mehmet Emin Akın hocamızın kaleme aldığı bir Suriye’den en son haberler başlıklı bir yazıdan birkaç paragraf sizinle paylaşayım: “Şam mahalleleri kuşatma altında. Evler tek tek aranıyor. Çeteler ve Hizbullat’ın desteğindeki Şebbihalar kadın erken ve çocuk demeden tutukluyorlar. Mahalleleri sırasıyla kuşatıyorlar. Her kuşatmada binlerce kadını ve erkeği tutuklayıp götürüyorlar. Arananlar verilmediğinde çocukları esir alınıyor. İstenenler teslim edilmediğinde evdeki bütün kadınlara tecavüz edecekleri tehdidinde bulunuyorlar ve bunu fiilen de yapıyorlar. Camilere baskınlar devam ediyor. Teravih namazları basılıyor ve uzaktan keskin nişancılar rastgele camilerden çıkanlara ateş ediyorlar. Cuma günleri sokaklara çıkmak çok zor. Halk gıda depoluyor. Hastaneleri tamamen İran, Hizbbullat ve Rusya’dan gelen paralı askerler koruyor. “Abbasin Stadyumu” tamamen İran komandolarına ayrılmış. Hastaneleri Hizbullat’ın milisleri koruyor ve askeri hastaneleri onlar koruyor. Askeri hastanelerde Hizbullat’ın filamaları ve armaları asılı. Sokaklara İran askerleri alenen dolaşıyorlar ve Farsçayı açıktan konuşuyorlar.” ,,, Ya rabbi! Hala ehli sünneti şiayla kardeş görenleri sana havale ediyorum!!!'' Feyzullah Birışık http://www.habervaktim.com/yazar/418...rek_olsun.html ''Milyonlarca şehid gidiyor cennete''
Konu werret tarafından (01-06-2012 Saat 22:15 ) değiştirilmiştir.. |
|||||
![]() |
![]() |
#3 | |||
![]() Furkanca Bakış, Tahran'da şuan yaklaşık olarak 1 milyon tane sünni müslümanın yaşamasına rağmen İran yönetiminin Tahran'da sünni camiisi açılmasına izin vermediğini biliyor muydun ? Tahran'daki yahudilerin ve hristiyanların sayısı sünni müslümanlardan çok az olmasına rağmen Tahran'da havra ve kiliselerin açılmasına ise izin verildiğini biliyor muydun ? ''No Sunnah Masjids in Tehran!'' http://sonsofsunnah.com/2011/04/27/297/ İran'da yaşayan sünni müslümanların durumu...
|
||||
![]() |
![]() |
#4 |
![]() Bu esadın mensup olduğu dine bağlı kişilerne den resimelre fotoğraflara tapar la ?
![]() Ülkemizde de var bunlardan. |
|
![]() |
![]() |
#5 |
![]() ''Suriye'de olan biteni anlamak için Suriye'de yaşanan olaylar ve İran'ın bu konudaki tavrı İran'la ilgili bazı galat-ı meşhurları sorgulamamıza fırsat verdi. Daha önce İran'a bir eleştiri getirdiğinizde bazı Müslüman aydınlar, 'İslamcı' reflekslerle İran'ı sahiplenirler ve kararlılıkla savunurlardı (hâlâ da böyle yapanlar yok değil). Bu savunma refleksi biraz da Batı karşıtlığından kaynaklanıyordu. Türkiye'deki laiklerin olumsuz İran vurguları ve İslam'la ilgili her şeyi götürüp İran'a bağlamaları da, İslamcı kesimlerin İran'ı sahiplenmelerinde etkili olmaktaydı. Bu kesimler 'İslam' ortak paydasından hareketle, İran'a toz kondurmuyorlar; meseleye derinlemesine ve analitik bakmaktan kaçınıyorlardı. Son olay İran'ı ve politikalarındaki temel saikleri anlamamızda bir turnusol vazifesi gördü. İran, İslamî duyarlılığı yüksek, daha önce de katliama maruz kalmış Sünni kesimlere karşı, İslam'ın pratiklerinden tamamen kopuk, teorisiyle ilgisiyse ciddi biçimde sorgulanan Nusayri yönetime arka çıkmaktadır. Bu arka çıkma, Suriyeli Müslümanların zulme uğramasına, kanlarının akıtılmasına destek noktasına ulaşmaktadır. Dahası, Suriye'de yaşanan olaylardan, İran'ı uluslararası her platformda savunan Türkiye'yi sorumlu tutmakta, Türkiye'ye mesnetsiz suçlamalarda bulunmaktadır. Resmî ajansları dahil İran haber kaynakları, "Türkiye'nin Suriye'ye iftira attığını", "isyancılara silah dağıttığını" vs. söyleyebilmektedir. Maocu olarak bilinen Ergenekon tutuklusu Doğu Perinçek'in Aydınlık Dergisi'nin de Suriye-İran ittifakına katılarak Türkiye'yi karalayıcı yayınlar yapması enteresan bir tablo ortaya koymaktadır (Yener Dönmez, Yeni Akit, 18.06.2011). Türkiye'nin yapıcı politikalarına rağmen, İran'ın olumsuz yaklaşımları bununla sınırlı değildir. İran, bölgede Ermenistan'ı besleyen ve destekleyen en önemli ülkedir. Tam da bizim onları dünyaya karşı hararetle savunduğumuz bir dönemde, 2010 Ağustos ayında İran cumhurbaşkanı yardımcısı Hamid Baghaey "1915'te Osmanlı'nın Ermenilere soykırım uyguladığını" söyleyebilmiştir. İran, 1990'larda Azerbaycan'ın Ruslar tarafından işgalinde ve Azerilerin ezilmesinde Ruslardan yana tavır takınmıştır. İran, reel politiğe uygun davranarak kendi siyasetini yürütmekte, duygusal savrulmalara kapılmadan bölgedeki gücünü ve etkinliğini artırmaktadır. İdeolojik ve mezhepsel öncelik, İslamî duyarlılığın önüne geçmektedir. Bu, bazıları tarafından yadırgansa da Şiiliği ve Pers geleneğini bilenler açısından şaşırtıcı bir durum değildir. İran'ın öncelikli hedefi bölgede kurduğu Şii ekseni korumaktır. Bu eksene, Suriye ve Lübnan'a ilave olarak ABD müdahalesi sonrası Şii ağırlık kazanan Irak da katılmıştır. İran, Yemen, Afganistan, Pakistan ve Körfez ülkelerinde Şiilik kartını kullanarak etkinliğini artırmaktadır. İran, İsrail ve ABD karşıtı söylemler üzerinden İslam coğrafyasında sempati toplarken, Şiilik üzerinden yeni kartlar ve avantajlar elde etmektedir. Uygulamalarıyla Batı'nın "Şii-Sünni çatlağı oluşturarak Müslümanları vuruşturma" tezine zemin hazırlamaktadır. Yoksa İran, İslam'la ilgisiz, Baasçı, dahası Müslümanlara tarihi boyunca zulmetmiş, Hama-Humus'ta 80 bin insanı katletmiş bir yönetime neden destek verir? Bir zamanlar İslam dışı kabul edilen Nusayriliği Şii din adamlarının fetvasıyla neden meşrulaştırır? İran eski ve köklü devlet geleneğine sahip bir ülkedir. Diplomatik ve siyasî refleksleri çok güçlüdür; bölgede ciddi bir istihbarat ağına sahiptir. Nusayri-Baasçıların elinde bulunan mevcut Suriye yönetimi İran'ın müttefikidir. Suriye'deki otoriter yönetiminin değişmesi bölge ve Suriyeli Müslümanlar adına yararlı olabilir; ancak İran adına hiç de iyi olmayacaktır. Suriye'de yaşanacak rejim değişikliği ile İslam'la pek ilgisi olmayan, ama İran'ın müttefiki yüzde 10'a dayanan Nusayri yönetim gidecek; yüzde 80'i teşkil eden Sünni-Müslüman kesimler etkin hale geleceklerdir. Bu durum İran'ın kurduğu Şii eksenin parçalanması, Suriye'nin yanında Lübnan'ı da kaybetmesi demektir. Ayrıca oluşacak yeni durum bu bölgede Türkiye'yi İran'ın önüne geçirecek, Türkiye'nin etkinliğini artıracaktır. Suriye, Türkiye'yle ve dünyayla entegre olacak; ama İran'dan kopacaktır. Bu nedenlerden dolayı İran Suriye'deki mevcut rejime Müslümanların kanının akıtılması, büyük zulümlerin işlenmesi pahasına destek vermektedir; verecektir. Ortadoğu'daki bazı problemleri algılamak için İran'ı doğru okumak gerekiyor. İran'ın hedeflerini, istihbarî çalışmalarını, örtülü ittifaklarını iyi anlamak gerekiyor. Batı'nın bölgeye her müdahalesinin neden İran'ı ve Şiiliği güçlendirdiğini sorgulamak gerekiyor. İran'ı Müslüman dünyanın lideri gibi gören bazı İslamcılara İran'a bir seyahat yapmalarını ve İran'ın İslam'a sahip çıkma ve yaşama konusundaki yaklaşımlarını yerinde görmelerini salık veriyorum. İran önemli bir komşumuzdur ve bizim gibi Müslüman bir ülkedir; bu ortak özelliklerimizi dikkate alarak İran'la iyi ilişkiler geliştirmemiz gerekir. Ancak, İbni Haldun'un dediği gibi "milletlerin geleceği geçmişine, suyun suya benzediği kadar benzer". Devletlerarası ilişkiler duygusal yaklaşımlarla sürdürülemez; muhatabı çok iyi tanımak gerekir. Bunun için kadimden bu yana ortaya koyduğu uygulamalar esas alınır. Bu ilişkilerde, karşılıklılık ilkesi gözetilir. Bazıları İran-Türkiye ilişkilerinde aşklarının karşılıksız olduğunu fark etmeli ve duygularının reel politiğin önüne geçmesine fırsat vermemelidir.'' Yrd. Doç. Dr. Mahmut Akpınar - 24.06.2011 http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1150413&title=yorum-yrd-doc-dr-mahmut-akpinar-suriyede-olan-biteni-anlamak-icin |
|
![]() |
![]() |
#6 |
![]() Bu yazı stratejik gerçeklerin dışında duygusal bir yazıya dönüşmüştür...! Zamanlamalar istihbarat ve strateji açısından çok önemlidir...!
Bu itibar ile İran'a karşı Batı'nın stratejilerinin yenilgi ile sonuçlanmasının duygusal hazımsanmaması meseleleri çarpıtmaya götürmüştür...! İran Devletinin stratejisini Şiilik eksenine yaymak Abd stratejisidir... Bunuda komik bir şekilde Direniş yahutta Cihad boyutundan değilde ! Şiilik ekseninden alması en büyük kanıtıdır...! Buna en büyük örnek husilerdir !!! İran Devleti'nin Kozlarının büyük olması (Hürmüz Boğazı), Ortadoğuda Askeri alanda Arap Devletlerinin onu bastıramıyacak kapasitede olmasıda topyekün bir tukakaya dönüştürülmesinden ibarettir...! İran Hamas ve Hizbullah ile onurlu şekilde Batıya Meydan okuyan Tek Ülkedir...! Türkiye'de ''One minute'' başlangıcı ile onurlu bir döngüye çevirmeye başlamış lakin kendi zorlukları ve mecburiyetleri ile bunu devam ettirebilmek için zorlanmaktadır...! Bugün hiç kimse hiç bir analist özellikle bugün bir ülke olarak İran'dan daha fazla Batıya, Emperyalizme, Abd ve İsrail'e net bir şekilde tavır alamamış ve Siyonizmin ayağını İran kadar kesememiştir...! Bundan gayrısı demogojiden ibarettir...! Geriye dönük hataların ısıtılıp gündeme getirilmesi hakikatin tek taraflı bakış açısından ibarettir...!!! |
|
![]() |
![]() |
![]() |
#7 |
![]() İran rejimi fazlasıyla mezhepçi olan bir şia devletidir. Bugün Suriye'de İslam düşmanı bir rejim müslümanları katlediyorken, İran bu rejime mezhebi ve stratejik çıkarları gereği siyasi ve askeri olarak tam destek veriyorsa ''İran'ın bana ve diğer sünni müslümanlara ne yararı var ?'' diye sormam gayet normaldir , değil mi ? İran'ın Afganistan'da ve Irak'ta sünni direnişçilere karşı ABD ile işbirliği yaptığını ve de Suriye'deki halk ayaklanmasına karşı İslam düşmanı Baas rejimine destek verdiğini öğrendikten sonra artık İran rejiminin sünni müslümanlara yararından çok zararı olduğu düşünüyorum. Ayrıca İran yönetimi, en azından sözde ''büyük şeytan'' dediği ABD ile bile sünni müslümanlara karşı işbirliği yaptıktan (bknz: ABD'nin Afganistan'ı ve Irak'ı işgali) sonra sünni olduğunu söyleyen bazı insanların İran'ı hala ısrarla savunmaya çalışmalarını anlamakta güçlük çekiyorum. Konu werret tarafından (01-07-2012 Saat 05:11 ) değiştirilmiştir.. |
|
![]() |
![]() |
#8 |
![]() Degerli abiler ve kardesler.
Ihtilafa dair cok sey söylendi. Ittifaka dair ne söylenebilir bunun üzerinden biraz fikir alisverisi olsada istifade etsek... |
|
![]() |
![]() |
![]() |
#9 | |
![]() Alıntı:
Yemen'in Suudi Arabistan sınırındaki Şii Huti isyancıları ile Sünniler arasında alevlenen mezhep çatışmasında 20 Sünni hayatını kaybetti. 27 Kasım 2011 Başkent Sana'nın kuzeyindeki Damaj bölgesinde yaşayan Hutilerle Sünni yerleşimciler arasındaki gerginlik tırmanıyor. 2006 yılından beri Yemen hükümetini tanımayan ve güvenlik güçleriyle çatışma içerisinde olan Hutilerin bölgede faaliyet gösteren Selefi okullarına yönelik baskınları sonucu birçok Sünni hayatını kaybetti. Hutiler bölgedeki Sünni gruplarla çatışmalara girerken, Suudi Arabistan sınırındaki Şii yapılanmaları giderek artıyor. 33 yıllık Ali Abdullah Salih rejiminin kronik problemlerinden olan Huti meselesi, Ocak ayından beri devam eden ve Salih'in istifasını isteyen halk ayaklanmalarının sebep olduğu siyasi krizle birlikte tırmanışa geçti. Hutiler güvenlik güçleri ile sık sık silahlı çatışmalara girerken, zayıflayan Salih rejimi karşısında eylemlerini bölgede yaşayan Sünnilere çevirdi. http://www.pressmedya.com/?aType=haber&ArticleID=5184 http://www.haber7.com/haber/20111127...asi-20-olu.php ''Sünni Şehir Şii Kuşatması Altında'' http://www.islam-tr.net/guncel-haber...i-altinda.html Dammac hala Husilerin kuşatmasında Yemen'in Güneyinde bulunan Sa'da Eyaletinin Dammac kentinin, 2 aydan beri Husiler tarafından işgal edildiği iddia edildi. Bu hareketin ardında İran'ın olduğu öne sürülüyor. Press medya'nın özel haberi 30 Aralık 2011 Cuma Yemen'in Güneyinde bulunan Sa'da Eyaletinin Dammac kentinin 2 aydan beri Şii işgali altında olduğu belirtiliyor. Hamaney'in önderliğindeki Velayeti İmam merciyetine bağlı Husi'lerin şu ana kadar 50 Sünni'yi öldürdüğü öne sürüldü. [1] Damac kentinde Sünni'lere ait 10 öğrencisi bulunan Darul Hadis Mektebini top atışına tutan Husi'lerin şehre yiyecek gitmesini de engellediği iddialar arasında.[2] İlk kuşatma sırasında şehre rastgele düzenlenen top atışında Amerikan, Rus, Fransız ve Endonezyalıların da öldürüldüğü bildirildi.[3] Kızıl Haç'ın arabuluculuğuyla geçici ateşkes yapıldığı ve Dammac'a gıda yardımı sokulduğu ancak ateşkesin ardından Husi güçlerinin şehri yeniden roket ve havan ateşine tuttukları bildirildi.[4] Darul Hadis medresesi imamı İslam dünyasından yardım istedi ve savaşacaklarını açıkladı.[5] Husi saldırılarında kadın ve çocukların da öldüğü bildirildi. Kızıl Haç durumun oldukça kritik olduğunu duyurdu.[6] ![]() Bombardımanda ölen bir bebek El Kaide Bir Tabur Savaşçı Gönderdi Yemen'in Abyan vilayetinin tümünü ve Sabva Eyaletinde de bazı kentleri elinde bulunduran El Kaide, Dammac'da Husilerin saldırısına uğrayan halkı kurtarmak amacıyla bir tümen savaşçı gönderdiklerini açıkladı.[7] Dammac halkının yardım talebi üzerine 1000 El Kaide savaşçısının kuşatmayı yararak Dammac şehrine girdikleri, bölgedeki gençleri de silahlandırarak Husi'leri püskürttükleri bildirildi. Zeydi'lere karşı bir düşmanlık beslemediklerini ilan eden El Kaide “İran güdümündeki Husi'ler, Ehli Sünneti kâfir olarak görüyor ve imamete bağlı olmayanların kanlarını helal sayıyor” açıklamasında bulunmuştu. Husilerin Genel Komutanı Öldürüldü El Kaide savaşçılarının Husi'lerin genel askeri komutanı Abu Ali El Hekim'i pusuya düşürdüğü iddia edildi. Çatışmalarda Ali El Hekim'in, 25 Husi savaşçısıyla beraber yaşamını yitirdiği öne sürüldü. El Hekim'in Sünni şehre, 50 gündür devam eden kuşatmayı denetlemek üzere giderken El Kaide tarafından pusuya düşürüldüğü bildirildi. ![]() İran Şii-Sünni Savaşı Mı Çıkarmak İstiyor? Suudi Arabistan'da Şii'lerin büyük bir isyan gerçekleştirmeleri, İran, Hizbullah ve Mehdi ordusunun Suriye'de Esad rejimine yardım için savaşçılar göndermesinin ardından İslam dünyasında büyük bir tepkiye maruz kalan İran'ın, İslam Âleminde bir Şii Sünni savaşı çıkarmayı amaçladığı iddia ediliyor. İran yanlısı Maliki yönetiminin Irak'ta Sünni Tarık El Haşimi'ye tutuklama kararı çıkarması da bölgeyi ateş topuna tutacak tehlikeli bir mezhep savaşının İran tarafından organize edildiği iddialarına neden oluyor. Suudi Âlimler Sessiz Suudi Arabistan sınırına yakın Sünni şehir Dammac'da 50 gündür devam eden kuşatmaya[8] Suudi Arabistan Âlimlerinden ve yönetiminden henüz herhangi bir tepki gelmedi. İran'ın, Yemen ve Suudi Arabistan'daki Şii'leri harekete geçirerek Suriye konusunda Suud yönetimine baskı yaptığı düşünülüyor. Yemen hükumetinin de şu ana kadar Dammac halkına herhangi bir yardım göndermediği bildirildi. pressmedya.com kaynak ve devamı için: http://www.pressmedya.com/?aType=haber&ArticleID=5837 Konu werret tarafından (01-07-2012 Saat 22:55 ) değiştirilmiştir.. |
||
![]() |
![]() |
#10 |
![]() La bunlarda İranı bir şey sanıyor
![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
|
|