Siyaset Forum - Siyasetin Kalbi
İslam'da Kadın & Tesettür İslamda kadın,tesettür vb. ile ilgili konuları bu bölümde paylaşıyoruz.



Cevapla
Seçenekler
 
Alt 07-20-2012, 17:41   #1
Kullanıcı Adı
MEÇHUL ADAM
Standart
Alıntı:
_Ednâ_ Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
bu cümlenin dışında söyledikleriniz fıkıhi bilgiler saygı duyuyorum,
lakin bu cümleyi çok tehlikleli buluyorum..

ben şahsım adına birçok başı açık ama namazında müthiş hassasiyet sahibi insanlar tanıyorum...
bu insanların riyakar olmasını destekleyen hiçbir unsur yok.

Namaz ve tesettür aynı mihverde ibadetler değil,
namaz islamın başlı başına bir şartı...
ve rabbimizin bize birçok müjdesi namazdandır...

örneğin
'namazını tastamam kılan kuluma hesap sormaya haya ederim'
'söz veriyorumki namazını tastamam kılan kuluma hesap sormadan cennetime koyacağım' buyuruyor 2 hadisi kudside...

şimdi madem öyle Rabbimizin Rahman Rahim ve Settar ismi celillerinin tecelli etmesini bekleyen ve uman bizler,
namazında hassasiyet sahibi insanların bu tecelliyle diğer günahlarının affedilme veya örtülme ihtimalini düşünebilmeliyiz...

öyleki bazen ahiret adına güvendiğimiz tesettürümüz namazımız hiç ummadığımız şekilde yüzümüze çarpılabilir!

ama diğer yandan belki az ama derin bir ihlasla yapılan ibadetler sayesindede diğer tüm günahlar affedileribilr.

biz bilemeyiz, çünkü biz Rabbimizin isimlerindeki sırları tam manasıyla bilmiyoruz..
Sözlerinizde tavizkarlık var.Bir kimse samimi olarak namaz kılıyorsa ve tövbelerinin kabulü için Allah'tan af istiyorsa bu kızın veya kadının tesettürsüz dolaşması akla uygun değildir.Zira tövbe edilmeki ve onu bozmamak için azami gayret sarfetmelidir.Ancak bu kadın devlet memuresi ise başka bir işe girmesi onu zora soksa bile bu Allah katında pek çetin imtihan meselesidir.Dinde taviz verilmez ancak ruhsat vardır.

"Birilerine süslü püslü görüneceğim" diye komplekse kapılmak saplantılıktan öte birşey değildir.Tesettürlü giyinmeyi hafife almak emr-i ilahiyi dinlememek demektir.Zira küçük günahları küçük görmek büyük günahlara sebebiyet verir.Büyük günahları ise küçük görmek küfürdür.Her bir küçük günahı önemsemeden onu işlemeye devam edilirse Maazallah yarın hesap gününde dev gibi günahlarla gelmesi onun akibetinin korkunç olmasına sebep olur.Bu yüzden tesettürü İslam'a göre uygulamalı öyle süslü püslü dolaşarak ne idüğü belli olmayan moda tipi tesettürlerle kendilerini kandırmasınlar.Zira bu tip giyimlerden asla Allah'ın rızası yoktur.


Aşağıda ki ayetler üzerinde çokça tefekkür etmeliyiz..

NİSA SURESİ-17. Allah'ın kabul edeceği tevbe, ancak bilmeden kötülük edip de sonra tez elden tevbe edenlerin tevbesidir; işte Allah bunların tevbesini kabul eder; Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.
18. Yoksa kötülükleri yapıp yapıp da içlerinden birine ölüm gelip çatınca "Ben şimdi tevbe ettim" diyenler ile kâfir olarak ölenler için (kabul edilecek) tevbe yoktur. Onlar için acı bir azap hazırlamışızdır.

 


Konu MEÇHUL ADAM tarafından (07-20-2012 Saat 17:43 ) değiştirilmiştir..
MEÇHUL ADAM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 07-20-2012, 18:21   #2
Kullanıcı Adı
_Ednâ_
Standart
Alıntı:
MEÇHUL ADAM Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Sözlerinizde tavizkarlık var.Bir kimse samimi olarak namaz kılıyorsa ve tövbelerinin kabulü için Allah'tan af istiyorsa bu kızın veya kadının tesettürsüz dolaşması akla uygun değildir.Zira tövbe edilmeki ve onu bozmamak için azami gayret sarfetmelidir.Ancak bu kadın devlet memuresi ise başka bir işe girmesi onu zora soksa bile bu Allah katında pek çetin imtihan meselesidir.Dinde taviz verilmez ancak ruhsat vardır.

"Birilerine süslü püslü görüneceğim" diye komplekse kapılmak saplantılıktan öte birşey değildir.Tesettürlü giyinmeyi hafife almak emr-i ilahiyi dinlememek demektir.Zira küçük günahları küçük görmek büyük günahlara sebebiyet verir.Büyük günahları ise küçük görmek küfürdür.Her bir küçük günahı önemsemeden onu işlemeye devam edilirse Maazallah yarın hesap gününde dev gibi günahlarla gelmesi onun akibetinin korkunç olmasına sebep olur.Bu yüzden tesettürü İslam'a göre uygulamalı öyle süslü püslü dolaşarak ne idüğü belli olmayan moda tipi tesettürlerle kendilerini kandırmasınlar.Zira bu tip giyimlerden asla Allah'ın rızası yoktur.

Aşağıda ki ayetler üzerinde çokça tefekkür etmeliyiz..

NİSA SURESİ-17. Allah'ın kabul edeceği tevbe, ancak bilmeden kötülük edip de sonra tez elden tevbe edenlerin tevbesidir; işte Allah bunların tevbesini kabul eder; Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.
18. Yoksa kötülükleri yapıp yapıp da içlerinden birine ölüm gelip çatınca "Ben şimdi tevbe ettim" diyenler ile kâfir olarak ölenler için (kabul edilecek) tevbe yoktur. Onlar için acı bir azap hazırlamışızdır.
Bazı hususlarda düşünce olarak ayrılıyoruz,
o yüzden bu mihverde tartışmak zarar getirebilir..
yinede düşüncelerinze saygı duyuyorum..
_Ednâ_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-21-2012, 02:30   #3
Kullanıcı Adı
HaArP
Standart
Doğru Doğrudur... Yanlış Yanlıştır... Helal Helaldir... Haramda Haramdır...! Hak ile Batıl birbirinden kesin çizgiyle ayrılmıştır...!!!

Bu ahvalde Hepimiz aynı Tebliğ noktasındayız... Bu itibarla Münazaralarımız edep, ahlak ve islami hassasiyet üzerinedir...!

Lakin bir hakikat ortaya konmalıdır ki ! Hükümlerde Ruhsatlarda Üslup ''rıfk'', kavli leyyin'' kalpleri ısındırmak için bir stratejidir ! Hükümlerin yahut Ruhsatların ana fikri değildir...!

Modern yahut çağdaş algıların Hakikate bir tarikat(yol, yahut yollara) dönüşmesi tamamlanma sürecine bağlı olarak hoş görülür !!!

Bu itibar ile Edna kardeşimiz ve Yalçın üstadımız Üslup ve Algı perspektiflerinde iyi ve sammi niyetlerini genel ahkama bağlamasından anlayışla karşılasak bile İslami Hüküm ve Rushsat bağlamında yanıldıklarını söylemek icab eder...!

Edna kardeşimiz ve Yalçın üstadımızın yanılmadığı nokta ve anafikir olacak kavram ise !!! Ötekileştirmenin şahsileştirilmesi, itham şeklinde negatif hale gelmesi hatta nefislerin körelmesi bağlamında oluşan merhametsizliğin yayılmasıdır !!! Bu manada tam olarak katılmak gereksede ! Üslup konusunun doğru anlaşılmadığını naçizane söyleyebilirim !

Bir naçizane örnekle ; Peygamberimizin sakalını okşayıp tehdit edip alay eden birine Sahabiler o ellerini vücudundan ayırırız demişlerdir ! Bu üslub günümüzde beğenilmiyorsa nedeni modern algılardır !!! Salt ile ''Kavli leyyin'' yahut Mağlubane durumun Galibane olmaması hakikati değiştirmez ! Sadece ''erteler'' oda ''zaruri, zaruret'' kavramının büyük bir içtihad harici olmasına bağlıdır !!!
HaArP isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-21-2012, 10:56   #4
Kullanıcı Adı
_Ednâ_
Standart
Alıntı:
HaArP Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Doğru Doğrudur... Yanlış Yanlıştır... Helal Helaldir... Haramda Haramdır...! Hak ile Batıl birbirinden kesin çizgiyle ayrılmıştır...!!!

Bu ahvalde Hepimiz aynı Tebliğ noktasındayız... Bu itibarla Münazaralarımız edep, ahlak ve islami hassasiyet üzerinedir...!

Lakin bir hakikat ortaya konmalıdır ki ! Hükümlerde Ruhsatlarda Üslup ''rıfk'', kavli leyyin'' kalpleri ısındırmak için bir stratejidir ! Hükümlerin yahut Ruhsatların ana fikri değildir...!

Modern yahut çağdaş algıların Hakikate bir tarikat(yol, yahut yollara) dönüşmesi tamamlanma sürecine bağlı olarak hoş görülür !!!

Bu itibar ile Edna kardeşimiz ve Yalçın üstadımız Üslup ve Algı perspektiflerinde iyi ve sammi niyetlerini genel ahkama bağlamasından anlayışla karşılasak bile İslami Hüküm ve Rushsat bağlamında yanıldıklarını söylemek icab eder...!

Edna kardeşimiz ve Yalçın üstadımızın yanılmadığı nokta ve anafikir olacak kavram ise !!! Ötekileştirmenin şahsileştirilmesi, itham şeklinde negatif hale gelmesi hatta nefislerin körelmesi bağlamında oluşan merhametsizliğin yayılmasıdır !!! Bu manada tam olarak katılmak gereksede ! Üslup konusunun doğru anlaşılmadığını naçizane söyleyebilirim !

Bir naçizane örnekle ; Peygamberimizin sakalını okşayıp tehdit edip alay eden birine Sahabiler o ellerini vücudundan ayırırız demişlerdir ! Bu üslub günümüzde beğenilmiyorsa nedeni modern algılardır !!! Salt ile ''Kavli leyyin'' yahut Mağlubane durumun Galibane olmaması hakikati değiştirmez ! Sadece ''erteler'' oda ''zaruri, zaruret'' kavramının büyük bir içtihad harici olmasına bağlıdır !!!
üstad siz bunu modern algı olarak tanımlasanızda, günümüze hitap eden üslup, düsturu ben böyle tanımlamıyorum...
verdiğiniz örneğin ben bu algının zıttını ispat eden bir örnek olduğunu düşünmüyorum..
çünkü bende burda modern algı dediğiniz meseleye örnek teşkil eden Efendimiz a.s.v. ın hayatından birçok hassasiyet örneği verebilirim...

şahsım adına ben hükümlere yanlış deme küstahlığında bulunamam..
lakin bu meselede çağın başkalaştığını, sayın garibüzzamanında bahsettiği gibi bazı ibadetlerin tahkikden ziyade taklid olarak gerçekleştiği,
batıllara bulandığı ama diğer yandanda insanların akıl mantık muhakeme ekseninde ikna olmayı bekledikleri bir çağ olmasını göz önünde bulundurabilmek icap eder...benim asıl savunduğum perspektif bu..

ve en baştada dediğim gibi zamanın en büyük problemi iman hastalığıdır,
imani problemleri olan insanlara birilerinin boy boy resimlerini ibretlik göstererek bunlar örtülü çıplak gibi bir üslupla kimse hitap edemez...

100 kişiye bu yolla tebliğ yapılması belki 10ununa tesir eder,
geri kalan 90 ınında helede gurur hastalığı varsa dahada ters teper....
ki çağ malesefki gurur kibir taklid çağı...

neden bizim o her biri birer hazine olan müçtehid zatlarımız her biri ayrı yöntemler uygulamıştır?? bu soruyada cevap verilebilmeli...
_Ednâ_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-21-2012, 04:29   #5
Kullanıcı Adı
Garibüzzaman
Standart
Alıntı:
_Ednâ_ Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

ben şahsım adına birçok başı açık ama namazında müthiş hassasiyet sahibi insanlar tanıyorum...
bu insanların riyakar olmasını destekleyen hiçbir unsur yok.
.
Bu kategorideki insanları bende tanıyorum. Yapmış oldukları savunma ise çok çetin gerçekten. Taklidi imanın en dip taklit noktasında tesettüre bürünmüş insanlar, bizleri her zaman tenkit ederler.. Fakat Kuran-ı Kerimde onlarca defa emir buyurulan namaz emrine gelince, tesettürdeki taklitliğin bu noktada ileri götüremediğini ve taklidi de olsa belirli bir derecede imanın bu emri yerine getirilmesinde hassasiyet gösterilmesine sebep olarak gösteriyorlar. Haksız da sayılmazlar tabi.. Tesettürlü olup ta diğer sair ibadetleri yerine getirmeyen bir çok insan var.

Fakat tesettür ayetini de reddetmiyorlar tabi, fakat nefislerine ağır geldiğini, aynı zamanda var olan bir kaç kusuru sebebiyle de, bu konuda samimi müslümanlara leke gelmemesini istemedikleri gibi sair sebepler gösteriyorlar. Veya çalışan personel olması veya tesettürlü bir şekilde iş hayatında belirli bir kariyere sahip olamayacakları gibi bir sürü sebep sunuyorlar.Ama temel nokta nefislerine ağır gelmesi... Hangimiz nefsimize ağır geldiği için bir çok ibadetten tembellik etmiyoruz ki. Bu kategorideki insanların samimiyetlerinden hiç bir şüphem yok tabi.

Tesettüre bürünenlerin ekserisi de ayet bilgisi ışığında değil, aile baskısı ve toplum baskısı etkilidir. Şimdi bu sözümden sonra herkes tepki göstericek. Fakat çevremden örnek veriyorum kardeşim, hatta yakın ahbaplarımdan... Genel manada konuşmuyorum bu konudaki tepkilere cevap vermek istemiyorum.(dikkatinize sunarım )

Gerçi bu konu çok konuşuldu, çok konuşulmasının sebeplerinden bir tanesi de bireyin üzerinde taşıdığı bir ibadet şekli olmasıdır. Okuduğum ve tetkik ettiğim kadarı ile gerek ülkemizde gerekse bu forumda çok konuşulmasının ana sebebi budur ? Başka bir sebep yok.

Konu Garibüzzaman tarafından (07-21-2012 Saat 04:32 ) değiştirilmiştir..
Garibüzzaman isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-21-2012, 04:41   #6
Kullanıcı Adı
MEÇHUL ADAM
Standart
Taklid-i iman ile tahkik-i iman arasında fark vardır.Tahkik-i iman tam anlamıyla hanif bir imandır,saftır temizdir.Allah katında makbuldür.Taklid-i iman ise, eh öylesine birilerin ön gördüğü taklid edilen imandır ki bu iman sahibinin Allah katında mesuliyeti vardır.Tesettür konusu ise taklid-i iman taşıyan zümre ameli ve imani yönde hakiki imana ermemişse onun tesettüre bürünmesi kendisine fayda vermez.Takvaca en üstün olanı Allah'ın rızasına uygun olan tesettürdür.Bu da çarşaf giymektir.Bundan sonrası ise Batı'nın ön gördüğü manto, pardesü gibi giysilerdir ki bunlarda pürüzlük vardır.Zira çarşafa bürünmek kadınların en çok çekindiği ve hoşlanmadığı tesettür giyim tarzıdır.Çarşafı hor görmek gerçek tesettürü hor görmek demektir.Günümüzün müslüman hanımları çarşafı pek sevmezler.Çünkü onlar için modaya uygun kıyafeti tesettürden sayarlar.nefislerine de çok ağır gelmektedir.Bu da onların takva ehli olmayışından ve de imanın zaafiyetinden kaynaklanmaktadır.Çarşaf giymek kadının vücut hatlarını belli etmez..Böylelikle erkeklerin kem gözlerinden korunmuş olurlar.

Konu MEÇHUL ADAM tarafından (07-21-2012 Saat 16:05 ) değiştirilmiştir..
MEÇHUL ADAM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-21-2012, 12:03   #7
Kullanıcı Adı
barayev
Standart
ve en baştada dediğim gibi zamanın en büyük problemi iman hastalığıdır,
imani problemleri olan insanlara birilerinin boy boy resimlerini ibretlik göstererek bunlar örtülü çıplak gibi bir üslupla kimse hitap edemez...

100 kişiye bu yolla tebliğ yapılması belki 10ununa tesir eder,
geri kalan 90 ınında helede gurur hastalığı varsa dahada ters teper....
ki çağ malesefki gurur kibir taklid çağı...

neden bizim o her biri birer hazine olan müçtehid zatlarımız her biri ayrı yöntemler uygulamıştır?? bu soruyada cevap verilebilmeli..
--------------------------------------------------------------------------------------
çok yerinde buluyorum.mezhep imanları da farklılıklar göstermişlerdir ve zannımca da hepside doğrudur..
ameller Niyetlere göredir.
barayev isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-22-2012, 04:20   #8
Kullanıcı Adı
HaArP
Standart
Alıntı:
Tesettüre bürünenlerin ekserisi de ayet bilgisi ışığında değil, aile baskısı ve toplum baskısı etkilidir.
Müslüman Toplum emirlerin koruyuculuğunu yapmaktadır... Lakin bilgi ışığından ziyade genel ahvalde bilinen kavramlarla bunu yapmaktadır... Bazen antipatik baskılar mevcuttur ! Lakin baskı kelimesi vukulara göre değişmektedir ! Çünkü Cehd sınıfında olan baskılar olduğu gibi anlayışlı bir cehd faydalı olma kabiliyetindedir !

Alıntı:
ve en baştada dediğim gibi zamanın en büyük problemi iman hastalığıdır,
imani problemleri olan insanlara birilerinin boy boy resimlerini ibretlik göstererek bunlar örtülü çıplak gibi bir üslupla kimse hitap edemez...


Elbette meseleler kendi daire ve derecesinde incelenmelidir...! İman-ı hakkaniye en önemli hastalıklardandır... Lakin yinede daire bakımından incelendiğinde iman kurtarmanın önemi ! ''örtülü çıplaklar'' sınıfına girenleri kormak için sebeb olamaz naçizane...! Çünkü ''Cennetin kokusunu alamazlar'' ifadesi çok ağır ve tenkit içeren bir kavramdır...!

Üslup ifadesine gelince kavramlar karışıyor zannediyorum...! Kınama kavramları imani esaslara bağlı olarak ibadet sayılabilecek hatta fasık kavramında gıyveti olmayan kavramlar arasındadır ! Nefsani şahsileştirme hatta itham etmeden bu kavramların kınanması tavsiye edilendir...!

Sizin bahsinizde yer alan Furuat(Öncelikli imani derecelerden sonraki emirler) sorulan vukuya göre yer almaktadır...!

Örneğin Soru şöyle gelirse ;

Tesettür emrini yerine getiremiyorum imanımı kaybedermiyim Şeklinde ki soruya Furuata ait meselelere binaen iman kaybı yaşanmaz denir ! Çünkü soru imanın kaybına mutabıktır !

Eğer soru şu şekilde gelirse ;

Namaz kılarım tesettür emrine uymam ! denirse iman kaybı kuvvetli bir şekilde tehlike sınıfındadır ! Bu şahısların kınanması ibadet olur...!

En önemli algılanması gereken nokta Şahıslardan ötürü değil ! Dinden ötürü kınanmasıdır ! Mesele şahsi değildir ! Şahsileştiren örnekler vardır ! O bölümde üslup önem kazanır !

Üslup kavramı Hz. Ömer r.a. yahut Hz. Osman r.a. misali hepsi doğrudur ! Lakin öyle bir hal olmakta ki ! Sanki Hz. Ömer r.a. misali yapamassınız tarzında bir algı oluşmaktadır !!! Kastım budur naçizane ! Hz. Ömer r.a. misali tepkilerin kınamaların Kınanması da ! Büyük bir yanılgıdır...!


Konu HaArP tarafından (07-22-2012 Saat 05:10 ) değiştirilmiştir..
HaArP isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-22-2012, 05:14   #9
Kullanıcı Adı
Garibüzzaman
Standart
Alıntı:
HaArP Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Müslüman Toplum emirlerin koruyuculuğunu yapmaktadır... Lakin bilgi ışığından ziyade genel ahvalde bilinen kavramlarla bunu yapmaktadır... Bazen antipatik baskılar mevcuttur ! Lakin baskı kelimesi vukulara göre değişmektedir ! Çünkü Cehd sınıfında olan baskılar olduğu gibi anlayışlı bir cehd faydalı olma kabiliyetindedir !

Hala bana bu baskı, korkutma psikolojisini savunuyorsunuz. Mamafih tenkit ettiğiniz bu konu, bu tekniğin bir ürünü olduğu konusundaki ince nüansı kaçırıyorsunuz..
Garibüzzaman isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-22-2012, 05:18   #10
Kullanıcı Adı
HaArP
Standart
Alıntı:
Garibüzzaman Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Hala bana bu baskı, korkutma psikolojisini savunuyorsunuz. Mamafih tenkit ettiğiniz bu konu, bu tekniğin bir ürünü olduğu konusundaki ince nüansı kaçırıyorsunuz..
Öncelikle sözlerimin giriş gelişme ve sonuç kısımlarında anlatılmak isteneni kavrayamadığınızı görüyorum naçizane...!

Mesele savunmak noktasında değildir... Lakin korkutma psikolojisi yahut korkutma tekniğinden daha önemlisi vukunun önemidir...!!!

Bilgi yahutta imani esaslar bilinmiyor diye Ailelerin serbest bırakmasını kast ediyorsanız böyle bir akide islami akide değildir ! Başka yöntemler kast ediyorsanız hemfikiriz...!!!
HaArP isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı




2007-2026 © Siyaset Forum lisanslı bir markadır tüm içerik hakları saklıdır ve izinsiz kopyalanamaz, dağıtılamaz.

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.
5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi ve görüşlerinizi " iletişim " adresinden bize gönderirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır.


Bulut Sunucu Hosting ve Alan adı