|
|
|
|
#1 | |
|
Alıntı:
"Birilerine süslü püslü görüneceğim" diye komplekse kapılmak saplantılıktan öte birşey değildir.Tesettürlü giyinmeyi hafife almak emr-i ilahiyi dinlememek demektir.Zira küçük günahları küçük görmek büyük günahlara sebebiyet verir.Büyük günahları ise küçük görmek küfürdür.Her bir küçük günahı önemsemeden onu işlemeye devam edilirse Maazallah yarın hesap gününde dev gibi günahlarla gelmesi onun akibetinin korkunç olmasına sebep olur.Bu yüzden tesettürü İslam'a göre uygulamalı öyle süslü püslü dolaşarak ne idüğü belli olmayan moda tipi tesettürlerle kendilerini kandırmasınlar.Zira bu tip giyimlerden asla Allah'ın rızası yoktur. Aşağıda ki ayetler üzerinde çokça tefekkür etmeliyiz.. NİSA SURESİ-17. Allah'ın kabul edeceği tevbe, ancak bilmeden kötülük edip de sonra tez elden tevbe edenlerin tevbesidir; işte Allah bunların tevbesini kabul eder; Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir. 18. Yoksa kötülükleri yapıp yapıp da içlerinden birine ölüm gelip çatınca "Ben şimdi tevbe ettim" diyenler ile kâfir olarak ölenler için (kabul edilecek) tevbe yoktur. Onlar için acı bir azap hazırlamışızdır.
Konu MEÇHUL ADAM tarafından (07-20-2012 Saat 17:43 ) değiştirilmiştir.. |
||
|
|
|
|
|
| Sayfayı E-Mail olarak gönder |
|
|
#2 | |
|
Alıntı:
o yüzden bu mihverde tartışmak zarar getirebilir.. yinede düşüncelerinze saygı duyuyorum.. |
||
|
|
|
|
|
#3 |
|
Doğru Doğrudur... Yanlış Yanlıştır... Helal Helaldir... Haramda Haramdır...! Hak ile Batıl birbirinden kesin çizgiyle ayrılmıştır...!!!
Bu ahvalde Hepimiz aynı Tebliğ noktasındayız... Bu itibarla Münazaralarımız edep, ahlak ve islami hassasiyet üzerinedir...! Lakin bir hakikat ortaya konmalıdır ki ! Hükümlerde Ruhsatlarda Üslup ''rıfk'', kavli leyyin'' kalpleri ısındırmak için bir stratejidir ! Hükümlerin yahut Ruhsatların ana fikri değildir...! Modern yahut çağdaş algıların Hakikate bir tarikat(yol, yahut yollara) dönüşmesi tamamlanma sürecine bağlı olarak hoş görülür !!! Bu itibar ile Edna kardeşimiz ve Yalçın üstadımız Üslup ve Algı perspektiflerinde iyi ve sammi niyetlerini genel ahkama bağlamasından anlayışla karşılasak bile İslami Hüküm ve Rushsat bağlamında yanıldıklarını söylemek icab eder...! Edna kardeşimiz ve Yalçın üstadımızın yanılmadığı nokta ve anafikir olacak kavram ise !!! Ötekileştirmenin şahsileştirilmesi, itham şeklinde negatif hale gelmesi hatta nefislerin körelmesi bağlamında oluşan merhametsizliğin yayılmasıdır !!! Bu manada tam olarak katılmak gereksede ! Üslup konusunun doğru anlaşılmadığını naçizane söyleyebilirim ! Bir naçizane örnekle ; Peygamberimizin sakalını okşayıp tehdit edip alay eden birine Sahabiler o ellerini vücudundan ayırırız demişlerdir ! Bu üslub günümüzde beğenilmiyorsa nedeni modern algılardır !!! Salt ile ''Kavli leyyin'' yahut Mağlubane durumun Galibane olmaması hakikati değiştirmez ! Sadece ''erteler'' oda ''zaruri, zaruret'' kavramının büyük bir içtihad harici olmasına bağlıdır !!! |
|
|
|
|
|
|
#4 | |
|
Alıntı:
verdiğiniz örneğin ben bu algının zıttını ispat eden bir örnek olduğunu düşünmüyorum.. çünkü bende burda modern algı dediğiniz meseleye örnek teşkil eden Efendimiz a.s.v. ın hayatından birçok hassasiyet örneği verebilirim... şahsım adına ben hükümlere yanlış deme küstahlığında bulunamam.. lakin bu meselede çağın başkalaştığını, sayın garibüzzamanında bahsettiği gibi bazı ibadetlerin tahkikden ziyade taklid olarak gerçekleştiği, batıllara bulandığı ama diğer yandanda insanların akıl mantık muhakeme ekseninde ikna olmayı bekledikleri bir çağ olmasını göz önünde bulundurabilmek icap eder...benim asıl savunduğum perspektif bu.. ve en baştada dediğim gibi zamanın en büyük problemi iman hastalığıdır, imani problemleri olan insanlara birilerinin boy boy resimlerini ibretlik göstererek bunlar örtülü çıplak gibi bir üslupla kimse hitap edemez... 100 kişiye bu yolla tebliğ yapılması belki 10ununa tesir eder, geri kalan 90 ınında helede gurur hastalığı varsa dahada ters teper.... ki çağ malesefki gurur kibir taklid çağı... neden bizim o her biri birer hazine olan müçtehid zatlarımız her biri ayrı yöntemler uygulamıştır?? bu soruyada cevap verilebilmeli... |
||
|
|
|
|
|
#5 | |
|
Alıntı:
Fakat tesettür ayetini de reddetmiyorlar tabi, fakat nefislerine ağır geldiğini, aynı zamanda var olan bir kaç kusuru sebebiyle de, bu konuda samimi müslümanlara leke gelmemesini istemedikleri gibi sair sebepler gösteriyorlar. Veya çalışan personel olması veya tesettürlü bir şekilde iş hayatında belirli bir kariyere sahip olamayacakları gibi bir sürü sebep sunuyorlar.Ama temel nokta nefislerine ağır gelmesi... Hangimiz nefsimize ağır geldiği için bir çok ibadetten tembellik etmiyoruz ki. Bu kategorideki insanların samimiyetlerinden hiç bir şüphem yok tabi. Tesettüre bürünenlerin ekserisi de ayet bilgisi ışığında değil, aile baskısı ve toplum baskısı etkilidir. Şimdi bu sözümden sonra herkes tepki göstericek. Fakat çevremden örnek veriyorum kardeşim, hatta yakın ahbaplarımdan... Genel manada konuşmuyorum bu konudaki tepkilere cevap vermek istemiyorum.(dikkatinize sunarım ) Gerçi bu konu çok konuşuldu, çok konuşulmasının sebeplerinden bir tanesi de bireyin üzerinde taşıdığı bir ibadet şekli olmasıdır. Okuduğum ve tetkik ettiğim kadarı ile gerek ülkemizde gerekse bu forumda çok konuşulmasının ana sebebi budur ? Başka bir sebep yok. Konu Garibüzzaman tarafından (07-21-2012 Saat 04:32 ) değiştirilmiştir.. |
||
|
|
|
|
|
#6 |
|
Taklid-i iman ile tahkik-i iman arasında fark vardır.Tahkik-i iman tam anlamıyla hanif bir imandır,saftır temizdir.Allah katında makbuldür.Taklid-i iman ise, eh öylesine birilerin ön gördüğü taklid edilen imandır ki bu iman sahibinin Allah katında mesuliyeti vardır.Tesettür konusu ise taklid-i iman taşıyan zümre ameli ve imani yönde hakiki imana ermemişse onun tesettüre bürünmesi kendisine fayda vermez.Takvaca en üstün olanı Allah'ın rızasına uygun olan tesettürdür.Bu da çarşaf giymektir.Bundan sonrası ise Batı'nın ön gördüğü manto, pardesü gibi giysilerdir ki bunlarda pürüzlük vardır.Zira çarşafa bürünmek kadınların en çok çekindiği ve hoşlanmadığı tesettür giyim tarzıdır.Çarşafı hor görmek gerçek tesettürü hor görmek demektir.Günümüzün müslüman hanımları çarşafı pek sevmezler.Çünkü onlar için modaya uygun kıyafeti tesettürden sayarlar.nefislerine de çok ağır gelmektedir.Bu da onların takva ehli olmayışından ve de imanın zaafiyetinden kaynaklanmaktadır.Çarşaf giymek kadının vücut hatlarını belli etmez..Böylelikle erkeklerin kem gözlerinden korunmuş olurlar.
Konu MEÇHUL ADAM tarafından (07-21-2012 Saat 16:05 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
|
|
|
|
#7 |
|
ve en baştada dediğim gibi zamanın en büyük problemi iman hastalığıdır,
imani problemleri olan insanlara birilerinin boy boy resimlerini ibretlik göstererek bunlar örtülü çıplak gibi bir üslupla kimse hitap edemez... 100 kişiye bu yolla tebliğ yapılması belki 10ununa tesir eder, geri kalan 90 ınında helede gurur hastalığı varsa dahada ters teper.... ki çağ malesefki gurur kibir taklid çağı... neden bizim o her biri birer hazine olan müçtehid zatlarımız her biri ayrı yöntemler uygulamıştır?? bu soruyada cevap verilebilmeli.. -------------------------------------------------------------------------------------- çok yerinde buluyorum.mezhep imanları da farklılıklar göstermişlerdir ve zannımca da hepside doğrudur.. ameller Niyetlere göredir. |
|
|
|
|
|
|
#8 | ||
|
Alıntı:
Alıntı:
Elbette meseleler kendi daire ve derecesinde incelenmelidir...! İman-ı hakkaniye en önemli hastalıklardandır... Lakin yinede daire bakımından incelendiğinde iman kurtarmanın önemi ! ''örtülü çıplaklar'' sınıfına girenleri kormak için sebeb olamaz naçizane...! Çünkü ''Cennetin kokusunu alamazlar'' ifadesi çok ağır ve tenkit içeren bir kavramdır...! Üslup ifadesine gelince kavramlar karışıyor zannediyorum...! Kınama kavramları imani esaslara bağlı olarak ibadet sayılabilecek hatta fasık kavramında gıyveti olmayan kavramlar arasındadır ! Nefsani şahsileştirme hatta itham etmeden bu kavramların kınanması tavsiye edilendir...! Sizin bahsinizde yer alan Furuat(Öncelikli imani derecelerden sonraki emirler) sorulan vukuya göre yer almaktadır...! Örneğin Soru şöyle gelirse ; Tesettür emrini yerine getiremiyorum imanımı kaybedermiyim Şeklinde ki soruya Furuata ait meselelere binaen iman kaybı yaşanmaz denir ! Çünkü soru imanın kaybına mutabıktır !Eğer soru şu şekilde gelirse ; Namaz kılarım tesettür emrine uymam ! denirse iman kaybı kuvvetli bir şekilde tehlike sınıfındadır ! Bu şahısların kınanması ibadet olur...! En önemli algılanması gereken nokta Şahıslardan ötürü değil ! Dinden ötürü kınanmasıdır ! Mesele şahsi değildir ! Şahsileştiren örnekler vardır ! O bölümde üslup önem kazanır ! Üslup kavramı Hz. Ömer r.a. yahut Hz. Osman r.a. misali hepsi doğrudur ! Lakin öyle bir hal olmakta ki ! Sanki Hz. Ömer r.a. misali yapamassınız tarzında bir algı oluşmaktadır !!! Kastım budur naçizane ! Hz. Ömer r.a. misali tepkilerin kınamaların Kınanması da ! Büyük bir yanılgıdır...! Konu HaArP tarafından (07-22-2012 Saat 05:10 ) değiştirilmiştir.. |
|||
|
|
|
|
|
#9 | |
|
Alıntı:
Hala bana bu baskı, korkutma psikolojisini savunuyorsunuz. Mamafih tenkit ettiğiniz bu konu, bu tekniğin bir ürünü olduğu konusundaki ince nüansı kaçırıyorsunuz.. |
||
|
|
|
|
|
#10 | |
|
Alıntı:
Mesele savunmak noktasında değildir... Lakin korkutma psikolojisi yahut korkutma tekniğinden daha önemlisi vukunun önemidir...!!! Bilgi yahutta imani esaslar bilinmiyor diye Ailelerin serbest bırakmasını kast ediyorsanız böyle bir akide islami akide değildir ! Başka yöntemler kast ediyorsanız hemfikiriz...!!! |
||
|
|
|