|
![]() |
#1 |
![]() Kaynak islam ansiklopedisi android programı
KAİNATIN EFENDİSİ HAZRET-İ*MUHAMMED (Sallallahü aleyhi ve sellem) yazan Mehmet ORUÇ Semavi kitapların müjdesi* müjdelenen peygamber *Zaman ve mekan içinde, nebiler, resuller geldi... Mukaddes bayrağı birbirlerine teslim etti Gaye, bayrağın bütün zamana ve mekana hakim, Allahın Habibine ulaşmasıydı.*Hepsinin geleceğini haber verdiği biri vardı... herkes ümmet olmayı arzu ediyordu O'na..*Kainatın efendisi aleyhisselamın geleceği, Âdem aleyhisselam ve her peygambere ve ümmete bildirilmiş; doğması müjdelenmişti. *Tevrat'ta, hz muhammed şöyle yazılıydı: O, öyle bir mübarek zattır ki, himmeti yüksek, yardımı ziyadedir. Fakirlerin sevgilisi, zenginlerin tabibidir. O, güzeller güzeli, temizler temizidir. Sohbeti yumuşak, taksimi adil, yaptığı her muamelede doğrudur.*Kafirlere sert ve şiddetlidir. Yaşlılara hürmet, küçüklere şefkat eder. şükreder. Esirlere acır. güler yüzlüdür. Gülüşü, tebessümdür, kahkaha etmez. Ümmidir; her şey O'na bildirilmiştir.*O'nun ümmeti iyi ahlak sahibidir *O Allahü teâlânın resulüdür. Kötü huylu, katı kalbli değildir. Çarşı ve pazarda bağırmaz. ümmeti iyi ahlak sahibidir. Allahü teâlânın ismini anarlar. Abdestle namaz kılarlar. safları düzeltirler tesbih sesleri bal arısının sesi gibidir. Mekke'de doğan Medine'den Şam'a kadar her şey O'nun idaresindedir *İsmi Muhammed'dir mütevekkildir Bozuk dinleri kaldırıp hak dini yaymadıkça O'nu dünyadan çıkarmam. O, Hakk'a çağırır.bereketiyle gözler açılır, kulaklar işitir. Kalblerden gaflet gider..." *Davud aleyhisselama gelen, Zebur'da hz muhammed O yüce peygamber şöyle bildiriliyordu. O, öyle bir kimsedir ki, eli açıktır. cömerttir. Asla kızmaz. Çok yumuşaktır. Tatlı sözlü, nurani yüzlüdür. İnsanların tabibidir. Çok ağlar, az güler. Az uyur, çok düşünür. Yaratılışı hoş ve güzeldir. Sözleri gönülleri alır, ruhları cezbeder...*Ey Habibim! Himmet kılıcını sıyırıp, bütün kuvvetinle kahramanlık meydanında kafirlerden intikam alasın. Güzel bir lisan ile hamd ve senamı her yere yayasın. Bütün kafirlerin başları, kerametli ellerin önünde eğilecektir..."*hakiki İncil'de efendimiz tabi olunması emrediliyordu insanlara O, çok yemez, cimri değildir. Hile yapmaz, kimseyi kötülemez,acele etmez. intikam almaz. Tembel değildir. gıybet etmez..." buyuruluyordu.*İncil'de şöyle yazılıdır:Rab tarafından gelecek benden önce gelmiş olsaydı, bana şehadet ederdi. Siz de ona şehadet edesiniz. öteden beri benimle bulunanlar. şüpheye düşmeyin sürçmeyin*müjdeler, alametler açıkca gösteriyordu ki, Makam-ı mahmud sahibi, şefaatçıların baş tacı geliyordu!..Kainatın hocası, insanların efendisi geliyordu peygamberlerin sultanı geliyordu!..Allahü teâlânın Habibi hürmetine yaratıldığımız, alemlere rahmet sevgili Peygamberimiz geliyordu!...*
![]() |
|
![]() |
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
![]() |
#2 |
![]() Kaynak islam ansiklopedisi android programı
KAİNATIN EFENDİSİ HAZRET-İ*MUHAMMED (Sallallahü aleyhi ve sellem) yazan Mehmet ORUÇ Cahiliye devri efendimizden önce *Fahr-i kainat efendimiz doğmadan önce, alemde müthiş bir zulmet ve karanlık vardı. İnsanlar hadsiz, hudutsuz derecede azgınlaşmışlardı Allahü teâlânın dini unutulmuş ilahi hükümler yerine, insan kafasından çıkan fikirler, yer almıştı. *mahluklar, insanların vahşet ve zulmünden bunalmıştı. Yeryüzünde Allahü teâlâya iman unutulmuş, huzurun, saadet ve sevinç kaynağı Tevhid ortadan kalkmıştı.*Küfür fırtınası, kalblerden imanı atmış, gönüllerde, Allahü teâlâya inanma yerine, putlara tapma fikri yerleşmişti. Musa aleyhisselamın dini unutulmuş, Tevrat bozulmuş. İsrailoğulları birbirlerine düşmüştü. *İsa aleyhisselamın Hıristiyanlığı bozulmuş din ile alakası kalmamıştı. Teslis üçlü tanrı fikri kabul edilmişti. İncil kaybolmuş, papazlar onu tahrip etmişlerdi.*kitaplar, Allahü teâlânın kelamı olmaktan çıkmış Mısır bozulmuş Tevrat'ın hükmü, Bizans'ta değiştirilmişti İran'da ateşe tapılıyor, ateşperestlerin ateşi bin senedir söndürülmüyordu. Çin'de Konfüçyüsizm, Hindistan'da Budizm Hinduizm gibi uydurma dinler hüküm sürüyordu. *Arabistan'ın insanları şaşırmış ve sapıtmışlardı. Allahü teâlânın kıymetlisi Kabe-i muazzamaya, put yerleştirmişlerdi. Kabe-i muazzama arş'ta meleklerin ziyaret ettiği "Beyt-i Ma'mur"un idi. Kim Kabe'ye hürmetsizlik ederse cenab-ı Hak onu, helak eylemişti.*Cürhüm kabilesi zina ve fuhuşta ileri gitmişti. alçakça hareketleri gören hükümdarlar Ey Cürhümiler! Allahü teâlânın Harem-i şerifini gözeterek kendinize geliniz. Sizden önceki Hud, Salih ve Şu'ayb aleyhimüsselamın ümmetlerinin başlarına gelen halleri ve helaklarını biliyorsunuz. iyiliği emredin, kötülüklerden sakının. kuvvetinize güvenerek aldanmayın *Mekke'de, Hak'tan yüz çevirmekten ve zulümden sakınınız. zulüm, insanların helakine sebep olur. Allahü teâlâya yemin ederek söylüyorum bir kimse zulüm yapsın, Hak'tan yüz çevirsin de Allahü teâlâ onların soylarını kesmemiş, köklerini kazımamış yerlerine başka bir kavmi getirmemiş olsun.*Azgınlığına devam eden ve Hak'tan yüz çevirenler için, burada devamlılık yoktur. Sizden önce uzun ömürlü, sizden kuvvetli, ve zengin olan Tasm, Cedis ve Amalikalıların başına gelenleri biliyorsunuz. Onların, Harem-i şerifi hafife almaları, Hak'tan yüz çevirerek zulme dalmaları, mübarek yerden atılmalarına sebeb olmuştur. *Allahü teâlânın, küçük karıncaları musallat ederek, kimini kıtlıkla, kiminide kılınçla çıkardığını görmüş ve işitmişsinizdir onlar dinlemediler. Allahü teâlâ onları azgınlıkları sebebiyle, perişan eyledi...*güneşin doğmasına az bir zaman kalmıştı. Alem, nurun sahibini karşılamaya hazırlanıyordu. İnsanlara sonsuz saadeti gösterecek eşsiz insanı bekliyordu.... Şefkat ve merhamet kaynağını Rabbinin ahlakı ile ahlaklanmış yüksek insanı bekliyordu...*Zulüm, had safhadaydı...* *Yeryüzünün merkezi mübarek Mekke'de, küfür sel gibi akıyor, Beytullah'ın içine, lat, uzza, menat putu doldurulmuştu. Zulüm son haddindeydi ahlaksızlık, iftihar vesilesiydi. Arabistan dini, ruhi, sosyal ve siyasi bakımlardan, koyu bir karanlıkta cahiliyet, taşkınlık, azgınlık ve sapıklık içerisindeydi *Cahiliye devrinde insanlar göçebeydi kabileler çekişme içindeydi Arab kabileleri,için baskın ve yağmacılık, geçim vasıtasıydı. Zulm ve yağmacılık yaygındı Arabistan'da, siyasi bir nizam, ve düzen yoktu *içki, kumar, zina, hırsızlık, zulüm, yalan ahlaksızlık yayılmıştı. Zulm amansızca tüyleri ürpertiyordu kadın, basit bir mal gibi alınıp satılıyor kız çocuklarının doğmasını felaket sayılıyordu *kız çocukların kızgın kumlara diri diri yatırılıp; "Babacığım! Babacığım" diyerek boyunlarına sarılmalarına ve acı acı feryat etmelerine hiç kulak asmadan, üzerlerini toprakla kapatarak ölüme terkediliyordu*Cahiliye insanlarında vicdanlar sızlamıyor, yapılanlar kahramanlık sayılıyord şefkat, merhamet, iyilik adalet yok olmuş; insanlar canavarlaşmıştı.*Arablarda, dikkate değer tek husus edebiyat belagatın ve fesahatın kıymet kazanıp zirveye çıkmasıydı. Şaire ve şiire önem verilir, iftihar edilirdi şairler kabilesine itibar sağlardı.*panayırlar kurulur, şiir ve hitabet yarışmaları yapılırdı. Birinci gelenlerin şiirleri veya hitabeleri Kabeye asılırdı. Kabe duvarına asılan yedi şiire, Muallakat-us-Seb'a, yani yedi askı denilirdi.*Cahiliye Arabistanında insanların inancı bölük bölüktü. Bir kısmı inançsız ve dünya hayatından başka bir şey kabul etmiyor. Bir kısmı Allahü teâlâya ve ahırete inanıyor; fakat peygamberi geleceğini kabul etmiyordu.Bir kısmı Allahü teâlâya inanıyor, ahırete inanmıyordu. Allaha şirk koşup putlara tapıyordu. Müşriklerin evinde put bulunuyordu.*hazret-i İbrahim'in bildirdiği dine inanan Hanifler vardı.Bunlar Allaha inanır putlardan uzak dururdu efendimizin babası Abdullah, dedesi Abdülmuttalib, annesi ve bazı kimseler, bu dindendi*Haniflerden başka bütün gruplar batıl olup, zulmet ve karanlığa gönülmüştü Alem mahzun, varlıklar mahzun, gönüller mahzundu. Yüzler gülmeyi unutmuştu. Allahü teâlânın, mahluklardan üstün yarattığı insanları Cehennem'den kurtulmalarına sebep olacak bir kahraman lazımdı.*her Peygamber güneş gibi doğup karanlıkları aydınlığa, nura çevirmişdi. Şimdi de cahillik, vahşet zirvedeydi. İnsanlar insanlıktan çıkmışdı. karanlıktan kurtaracak, insanlara insanlıklarını hatırlatacak Resul gelmek üzereydi... alametleri teker teker ortaya çıkıyordu |
|
![]() |
![]() |
![]() |
#3 |
![]() Kaynak islam ansiklopedisi android programı
KAİNATIN EFENDİSİ HAZRET-İ*MUHAMMED (Sallallahü aleyhi ve sellem) yazan Mehmet ORUÇ HAZRET-İ* MUHAMMED Hoş geldin ya Resulallah* *Yedi kat yer, yedi kat gök, bütün alem büyük bir hürmet ve sevinçle Seyyid-il-Mürselin, Hatem-ül-enbiya, Habib-i Huda efendisini beklemektedir *mahlukat; "Hoş geldin ya Resulallah!" demek için hazırdır... Hicretten 53 sene evvel Fil vak'asından iki ay sonra, Rebi'ul-evvel ayının on ikinci Pazartesi gecesi sabaha karşı Haşimoğulları mahallesinde, Safa Tepesindeki saadethanede hasretle beklenen, nur "Muhammed Mustafa sallallahü aleyhi ve sellem" doğdu, alem, hayat buldu. Karanlıklar,Nur ile aydınladı.*Şereflerin en yücesine mazhar olan annelerin en bahtiyarı hazret-i Amine, hamileliğini şöyle anlatır:O Servere hamile olduğum günlerde, acı ve elem görmedim. Hamile olduğumu hissetmedim. *altı ay sonra*bir gün, uykuda iken bir bana;Senin hamile olduğun kimdir, bilir misin? dediler Bilmiyorum deyince Bilmiş ol ki, Peygamberlerin sonuncusuna hamilesin dedi.Doğumda tekrar geldi, ve dedilerki Ey Amine Çocuk doğunca, ismini "Muhammed" koy!"dediler *Kainatın efendisi doğduğunda hazret-i Amine validemizin yanında Avf'ın annesi Şifa Hatun, ve Ebil-As'ın annesi Fatıma Hatun vardı Şifa Hatun şöyle anlatıyor o gece Amineye yardım ediyordum. O doğar doğmaz dua ve niyaz ettilet işittim. Bir nur ışık verdi doğudan batıya her yer göründü..."O'na peygamberlik bildirildi, hiç tereddüd etmeden ilk iman edenlerden biri ben oldum" demiştir. *Safiyye Hatun şöyle anlatmıştır:aleyhisselam doğduğunda her tarafı nur kapladı. Doğar doğmaz secde etti, mübarek başını kaldırıp La ilahe illallah, inni resulullah" dedi. O'nu yıkamak istediğimde biz O'nu yıkanmış olarak gönderdik, denildi.Göbeği kesilmiş ve sünnet olmuştu. Secde halinde mübarek ağzıyla Ümmetim, ümmetim diyordu..." *Hazret-i Amine validemiz, şöyle anlatır: Doğumda, heybetli bir ses işittim. Ürperdim başladım. beyaz bir kuş gördüm, kanadı ile beni sıvazladı. Korku ve ürperti yoktu. susamış, yanıyordum. süt gibi beyaz, bir kase şerbet gördüm. İçtim, baldan tatlı soğuk idi. susuzluğum kalmamıştı.*büyük bir nur gördüm, evim nurlandı nurdan başkası yoktu. etrafımda hizmet edenler vardı hanım gördüm. Boyları uzun, yüzleri güneş gibiydi Abdü Menaf kabilesinin kızlarına benzerlerdi. birden bire ortaya çıkmışlardı Ben Fir'avn'ın hanımı Asiye Ben de Meryem Bunlar da Cennet hurileridir" dedi.*beyaz, uzun gökten yere kadar uzanmış ipek kumaş gördüm. örtün" dediler. kuşlar peyda oldu. Ağızları zümrütten, kanatları yakuttandı. Korkudan terlemiştim, ter damlalarından misk yayılıyordu.*gözümden perdeyi kaldırdılar. yeryüzünü gördüm. Etrafımı melekler kuşattı. aleyhisselam doğar doğmaz, mübarek başını secdeye koydu, şehadet parmağını kaldırdı. gökden, beyaz bir bulut indi. *Bir ses işittim; "O'nu mağripten maşrıka gezdirin. Gezdirin ki, cümle alem ismiyle, cismiyle sıfatıyla görsünler. isminin Mahi olduğunu Allahü teâlânın O'nunla şirki yok ettiğini bilsinler" diyordu. *bulut gözden kayboldu sallallahü aleyhi ve sellemi yünlü kumaş içinde sarılı gördüm. yüzleri güneş gibi parlayan üç kişi geldi. elinde gümüşten bir ibrik, zümrütten bir leğen ve ipek vardı. İbrikten sanki misk damlıyordu. *Mübarek oğlumu leğene koydular. Mübarek başını ve ayağını yıkayıp, ipeğe sardılar. mübarek başına güzel koku sürdüler, mübarek gözlerine sürme çektiler ve gözden kayboldular."o ise Ümmetim!... ümmetim!...*diyordu *Dedesi Abdülmuttalib, Peygamberimiz doğduğunda Kabe'de Allahü teâlâya yalvarıp dua ediyordu. Ona müjde verdiler. Efendimizin doğumunda birçok hadise gören Abdülmuttalib, çok sevinip; oğlumun şanı, şerefi çok yüce olacaktır" dedi.*Abdülmuttalib, büyük bir mutluluğu kutlamak için, kutlu doğumun yedinci gününde Mekke halkına ziyafet verdi.her mahallede develer kesti, insanlara yedirdi çocuğa "MUHAMMED" ismini verdim, Allahü teâlânın ve insanların O'nu methetmelerini, övmelerini istedim dedi*Sevgili Peygamberimizin dedesi Abdülmuttalib şöyle anlatmıştır:Rüyamda çok büyük bir ağaç gördüm. ucu semaya yükselmiş, dalları doğuya batıya yayılmıştı.ağaçtan nur saçılıyordu güneş yanında çok hafifti. Bazan gözüküyor, bazan kayboluyordu. İnsanlar ona yönelmişti. nuru artıyordu.*Kureyş kabilesi ağaca tutunuyor, ağacı kesmeye çalışıyordu. Bir genç de mani oluyordu. Çok güzel bir yüzü vardı şimdiye kadar öyle bir yüz görmedim. vücudundan etrafa hoş kokular yayılıyordu. Ağacın dalına uzandım, fakat ulaşamadım."*Abdulmuttalib rüyasını anlattı tabircinin yüzü değişti. Benzi sarardı;- O ağaçdan nasibin yok! dedi.- Kimin nasibi var?- O ağacın dalına tutananların... Senin soyundan bir peygamber gelecek, her tarafa malik olacak, insanlar O'nun dinine girecekler İşte o ağaç, el-Emin Muhammed aleyhisselamdır" demiştir. |
|
![]() |
![]() |