![]() |
Alıntı:
. |
Alıntı:
Alıntı:
|
Ülkemize hayırlı olsun.Gerçekten çok güzel Sarayımız büyüyen Türkiye'yede çok yakışmış
|
Alıntı:
Ülkeyi bazı alanlarda geliştiremeyen birisi çalışma masasını daha büyük bir salona aldırınca bir şey değişmeyecektir... Ha değişen şey şu olacaktır: görgüsüzlüğün, sonradan görmüşlüğün, basitliğin yüzlere daha çok vurulması.... |
Alıntı:
Eğer; görgüsüzlük, sonradan görmüşlük, basitlik olsaydı, Ak Saray mesela 3-4 katlı değil de 30-40 katlı olarak inşa edilebilirdi. Ak Saray'a bakıldığı zaman öyle çok görkemli bir yapı görmüyoruz, tıpkı Topkapı Sarayı gibi... Topkapı Sarayı gibi Ak Saray da manevi değeriyle öne çıkan bir saray olacaktır inşaallah. Mesela şöyle bir kıyas yapalım: Bir Ak Saray'a bakın bir de Anayasa Mahkemesi'nin binasına. Bu iki yapıya bakıldığı zaman, Anayasa Mahkemesi binasının Ak Saray'a göre daha görkemli olduğunu görürüz. Ak Saray eleştirileri; kültür yoksunluğu, tarih bilgisizliği ve kendinden habersizliktir. Tarihinde büyük olan ve bugün de yeniden büyük olma yolunda hızla ilerleyen Büyük Türkiye'ye Ak Saray gibi saraylar yakışır. Dilerim ki Ak Saray'a eklenecek yeni yapılarla Ak Saray'ın görkemi daha da arttırılır ve Ak Saray, dünyanın en görkemli saraylarından bir hâline getirilir. |
Yakışacağı kesin.....
|
Ecdadimizin bize biraktigi eserlerle nasil gurur duyuyorsak eminim torunlarimizda bu eserlerle gurur duyacaktir....
Bu Cumhuriyet kuruldugundan günümüze kadar gelen hicbir siyasi iktidar, halihazirdaki Devlet büyüklerimiz kadar milletinin manevi ihtiyaclarina bu denli cevap verememis, bu Kadar hizmet edememistir....kaldiki henüz yolun basindayiz. |
Alıntı:
Hz.Osman efendimiz (R.A); halifeliği zamanında Suriye’de Şam valisi olan Muaviye, (R.A) İslami yaşama yakışmayan zevk ve sefa içinde yaşamakta, halktan topladığı paralarla gereksiz lüks yaşam sürmekte ve saraylar yaptırmakta idi. Zaten Muaviye’nin bu tutumu Müslümanlar tarafından da hoş karşılanmamaktaydı. Ama halkın üzerinde büyük bir baskı ve zulüm olduğundan halktan kimse bu haksız ve İslama tamamen aykırı uygulamalara karşı çıkamıyordu.Hz. Ebuzer (R.A) bunlara şahit olmak için bizzat Suriye’ye Muaviye’nin yanına gider ve gerçekleri görür. Ebu Zerr ile Muaviye arasında şu diyalog geçer: “Ey Muaviye, eğer bu sarayı kendi paranla yapıyorsan israftır, eğer halkın parasıyla yapıyorsan ihanettir!” Muaviye tecrübeli ve çok iyi siyasetçiydi. Tahammül ediyor, bir yol bulmak için düşünüp duruyordu. Bir gün Ebuzer’i evine davet eder. Haddinden fazla saygı ve iltifatta bulunmasına rağmen Ebuzer öfkeli ve sinirli çehresini azıcık olsun değiştirmeyince işi tehdide vardırır: “Ey Ebuzer! (R.A) Eğer Osman’ın (R.A) izni olmadan bir peygamber sahabesini öldürecek olsaydım, bu sen olurdun. Ancak seni öldürmek için Osman’dan izin almalıyım, bu iş benimle senin aramızı açıyor, sen yoksul ve alt tabakadaki insanları bize karşı ayaklandırıyorsun.” demiştir. Ebu Zerr de “Allah Resulü’nün (S.A.V.) sünnetine uygun davranırsan, seninle bir sorunum olmaz.” diye cevap verir. Aşağıda anlatacağımız olay Hz. Ebu Zerr’in bir mümine yakışan sade yaşantısını ve ilk üç halife zamanında yapılan usulsüz ve Peygamber efendimizin tavsiyelerine, sünnetine uymayan harcamaları eleştirmesi ile ilgili olup, Ebu Zerr’in bu onurlu direnişi onu Rebeze’ye sürgüne gönderilmesine sebep olmuştur. Hz.Osman (R.A) devrinde fetih hareketleri oldukça genişlemiş ve bu yüzden fethedilen bölgelerin gelenekleri de İslam'a etki etmeye başlamıştı. Bunun neticesi olarak, emirler sadelikten ayrılarak dünyevî bir yaşantının içerisine girmişlerdi. Saraylar, köşkler, konaklar inşa edilmeye, hizmetçiler tutularak işler onlara gördürülmeye başlanmıştı. Resulullah'ın (S.A.V..) devrinin sadeliği unutulmuştu. Bu sadeliği unutmayanlardan birisi de Ebu Zerr idi. O, sade yaşayışını sürdürmekte ısrar ediyordu. Onda mal ve servet biriktirme hırsı yoktu. Debdebeli bir hayat tarzını seçenlere gereken ikazları yapıyor; bu durumun onlara kötülükten başka bir şey vermeyeceğini, bir gün bunların hesabının sorulacağını söylüyordu. Ve sık sık delil olarak: "Altın ve gümüş depo edip Allah yolunda harcamayanlara elim azabı müjdele..." mealindeki ayeti okuyordu. Muaviye ve emirlerinin yaşantılarını sürekli eleştiriyordu. Bu yüzden Şam'da fesat çıkardığı iddiasıyla Ebu Zerr, Osman’a şikâyet edilir. Bunun üzerine 3. Halife Osman, Muaviye’ye bir mektup yazar. Bundan Sonrasını Abdülbaki GÖLPINARLI’nın Sosyal Açıdan İslam Tarihi adlı eserinden aktaralım: “Mektup gelir gelmez Ebu Zerr’i sert bir deveye bindirip sert bir adamla Medine’ye göndermesini, devenin gece gündüz sürülmesini, her şeyi unutup kendi derdine düşmesi için yolda Ebu Zerr’i uyutmamalarını, hiçbir yerde konaklatılmamasını emreder. Ebu Zerr, hamutsuz bir deveye bindirilip Medine’ye yollandı. Yolda baldırları çürümüştü. Medine’ye varınca Hz. Osman’ın yanına götürüldü. Hz. Osman ona pek sert bir muamelede bulundu, yalancılıkla töhmetledi. Onu savunmak isteyen Hz.Ali’ye (Keremallahu Vechu) de kötü sözler söyledi. Sonunda Medine’den çıkıp Rebeze’ye gitmesini söyledi ve onu hiç kimsenin uğurlamamasını emretti. Mervan’ı yanına katıp gönderdi. Ebu Zerr ihtiyardı; saçı, başı ağarmıştı. Kendisini Hz. Ali, Abbas oğlu Abdullah, (R.A) İmam Hasan (R.A) ve Hüseyin (R.A)’le Ammar bin Yaser (R.A) uğurladılar. Hz. Ali: “Ey Ebu Zerr” dedi. “Sen Allah için kızdın; onun için öfkelendin, ecrini(sevabını) ondan um!.. Bu toplum, dünyaları için senden korktu; sense dinin için korktun. ….Pek yakında bilir anlarsın kim kâr etmiş, kim daha fazla hasede düşmüş…” Evet, sevgili kardeşim.., Peygamber Efendimizin kendisi için “Ebu Zerr kadar doğru söz söyleyen yoktur.” dediği çok büyük bir sahabesi olan Ebu Zerr, 3. Halife Osman (R.A) tarafından Rebeze’ye sürgüne gönderilmiş ve orada sefalet içinde hayatının geri kalan kısmını ölünceye kadar sürgünde geçirmiştir. Ebu Zerr de Ehlibeyt taraftarlığı ve haksızlıklara karşı mücadelesi yüzünden eziyete uğratılmış ve sefil bırakılmıştır. (Asım KÖKSAL, İslam Tarihi Mekke devri.) Evet, sahabeler arasında bile dünyalık ve depdebelikler için kavgalar, çekişmeler olmuştur.Bir kimse dünyalığı çok severse dini meseleleri geri plana iter.Böyle yapmakla felaketini ve helakını hazırlamış olur... |
lacivert koltuk demisti birisi
|
Alıntı:
Sonsuza kadar zavallısınız ve zihniyetiniz sonsuza kadar kaybetti Allah'a şükürler olsun. İslam ile küfrün savaşında sonsuza kadar kazananlar İslam ve Müslümanlar olmuşlardır; küfr ve kâfirler ise sonsuza kadar kaybetmişlerdir hamdolsun. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Seçim zamanı gelince miting meydanlarında Hz.Ömer efendimizin adaletinden bahsetmeye Tayyip ve AKP'lilerin hakkı yoktur. ÂYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN LAFINA BAKILMAZ, ŞAHSIN GÖRÜNÜR RÜTBE-İ ESERİNDE... Bu söz tam sizin AKP'lilere cuk diye oturuyor... Sanki bu ülkeye Ak Saray yaptırmak çok lazımmış gibi bir hava estiriyorsunuz.Yaptıklaır bu büyük israftan sizde mes'ulsünüz.. Romanya eski devlet başkanı Çavuşesku ve eşi da saray yaptırmıştı.Halkı onlara orada bir gün bile oturmaya müsaade etmeden ikisini de öldürdüler.Sebep, halkın parasını çarçur ettikleri içindir. |
Merhum Erbakan Hoca, Refah-Yol iktidarında böyle bir saray yaptırsaydı aynı tepkiyi gösterirdik.Sizde böyle anlayış yok.Tayyip ne yapsa veya ne yaptırsa onu hep mübah olarak karşılıyorsunuz.O kadar basitleşmeyin, el insaf yahu!.
|
arkadaşlar şu saray olayına bu kadar çok tepki göstermemek gerek sonuçta o saray milletin sarayı tekerlekleri yok adam mezarına da götürmeyecek onu sonuçta yeni gelen c.başkanı da o sarayda oturacak devleti temsil eden bir yer orası gücümüzü temsil ediyor
o kadar plazalar avm ler yükseliyor neden sesiniz çıkmıyor 1000 oda varmışmış avm lerde kaç dükkan var ?? |
Alıntı:
İnsanoğlunun gözü açtır.Onun gözünü ancak toprak doyurur.Bir de kendi egosundan dolayı hep baş olmak ister.Halbuki milletin başı olmak demek ateşten gömlek giymek demektir.Bu şuurda olan bir kimse nasıl olur da baş olmak ister ki? İmam-ı A'zam hz.lerinin,(Rahmetullahi aleyh) Emevi ve Abbasi halifelerinin kadılık tekliflerini kabul etmemesi üzerine, hergün artırılan kırbaçlama işkencenin tesiriyle veya hapiste zehirlenerek şehit olduğuna dair rivayetler olmakla beraber, hapisten çıkarılarak gözaltında bulundurulduğu, ders vermekten ve halkla münasebetten men edildiği veya evinde vefat ettiği de kaydedilmektedir. İmam-ı A'zam efendimiz(Rahmetullahi aleyh) isteseydi onlara kadı olamazmıydı?.Ama o mütevazi bir hayatı tercih etti.Allah'ın rahmeti onun üzerine olsun... Allah resulü ve diğer dört büyük halife büyüklerimiz isteselerdi kendilerine saray yaptırabilirlerdi.Lakin onlar mütevazi bir hayat yaşamayı seçmişlerdir. Milletin saraya ihtiyacı yok.Sarayın yaptırılmasının da onlara bir faydası yok.Asıl ihtiyaçları meşru olan herşeydir.Saray yaptırmak meşru değildir.Müslüman halk açlık ve sıkıntı çekerken devlet büyüklerinin saray yaptırması onların nazarında her zaman kötü görülmüştür.Buna binaen, saray yaptırmakla kimsenin ne şanı ne şerefi artar.Buna en büyük delil firavunun Allah'a ve Musa aleyhisselam'a karşı böbürlenerek karşı çıkmasıydı.Akibeti ise, avanesi ile birlikte hepsi elinden gitti.Cehennemin dibini de boyladı. Demek istediğim şudur ki, saray yaptırmak insanı kibirli eder.Şeytan ve nefis daha da ileri giderek sarayda oturanı kibiriyata sürükler.Halkına tepeden bakmasını istertir.İşte bunun ilacı, dünya sevgisini ölüm korkusunu ve makam sevgisini kalplerden tamamen söküp atmaktır.İşte ben bunu demek istiyorum herkese... |
Alıntı:
Bak bu Anayasa Mahkemesi... http://s25.postimg.org/3ndnllf33/anayasa_mahkemesi.jpg Bak bu da Ak Saray... http://s25.postimg.org/3yvdvkyhr/Ak_Saray.jpg Sence hangisi daha görkemli görünüyor? Bu iki binaya şöyle bir bakıldığı zaman ya Anayasa Mahkemesi'nin daha görkemli göründüğü ya da ikisinin de birbirine benzer görkemde oldukları görülür. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin en önemli iki binası Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı'dır (Ak Saray). Devlet kurumlarımızın binaları arasında TBMM'nin ve Ak Saray'ın diğer binalardan daha büyük ve daha görkemli olmaları ve bu binaların yapımları için diğer binalara oranla daha yüksek miktarda harcama yapılması normaldir. Türkiye'yi AK Parti iktidarından önceki durumuyla kıyaslamayın. Türkiye, tarihinde Selçuklu Devleti'nde Büyük Türkiye olduğu gibi, Osmanlı Devleti'nde Büyük Türkiye olduğu gibi, şimdilerde AK Parti iktidarında bu sefer de Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde yine Büyük Türkiye olma yolundadır ve 10-15 sene içinde yeniden Büyük Türkiye olacaktır inşaallah. Büyük Türkiye'nin en önemli devlet binalarının Türkiye'nin büyüklüğüne yakışır biçimde görkemli olmaları gerekir. |
Alıntı:
Abi Siz Hazreti Süleymanin sarayini duydunuzmu? Yada ömrünüzde bir kez olsun Topkapi sarayini yaptirdi diye fatih Sultan Mehmedi elstirdinizmi? Veya ihtisamindan dolayi Sultan Selim'i muhtesem Selimiyeyi yaptirdi diye yerden yere vurdunuzmu? |
Alıntı:
Biz demek ki boşuna burada kendimizi yoruyoruz.Bu Ak Saray'ı merhum Erbakan yaptırmış olsaydı onu yerden yere vururdunuz.İşte sizin gibilerin gözünde perde hâla inmiş değil.Kamu hizmetleri için yapılan saraylara birşey dediğimiz yok.Unutmayınız ki bu hükümetin yaptığı israftan sizde sorumlusunuz. Bir ülkede suç işleme oranı artıyorsa o ülkenin kanunları laçka olmuş demektir.Eğer bir ülkede ahlak yozlaşması had safhaya ulaşmışsa toplum helak olmaya namzet demektir.Sizler önce bu hükümetten bu yozlaşan ahlaksızlık erozyonunun hesabını sorun, bizde size destek verelim.Ne demek istediğimi İnşaallah anlamışsınızdır. |
Alıntı:
Bahsettiğin Osmanlı'nın saraylarını biz de tasdik etmiyoruz.Hele de Kanuni Sultan Süleyman'ın yaptığı israfı ve şatafatıda tasdik etmiyoruz.Ben de diyorum ki size, insanoğlunun gözü açtır.Onun egosu ağır basarsa önünde kimseyi görmez.Makam ve mevki için uğraşanlar buna dahildir. Gerçekten sizlere birşeyler anlatabilmek meğer çok zormuş.Allah sizin basiretinizi elinizden almış, bundan haberiniz yok!. BİR DEVLET BAŞKANI; MERHAMETLİ,ADALETLİ VE ŞECAATLİ OLURSA ÇADIRDA DA HÜKMETSE O, KÜFFARIN GÖZÜNDE HEYBET SAHİBİ OLMAKTAN ÇIKMAZ. EĞER O, KÜFFARA YUMUŞAK DAVRANSA VE ONLARLA HEMHAL OLSA DEV GİBİ SARAY DA YAPTIRSA ALLAH KATINDA SİNEK GİBİ KIYMETİ OLMAZ.SİZ BUNU ANLAYACAK KAPASİTEYE HENÜZ VARAMAMIŞSINIZ GALİBA... |
Alıntı:
Kamu hizmetleri için yapılan saraylara bir şey demediğini söylüyorsun. Acaba sizce Ak Saray, kamu hizmeti için yapılmadı da mamu hizmeti için mi yapıldı! Cumhurbaşkanımız Erdoğan ve Ak Saray'da çalışanlar, orada; ülkemize, milletimize, ümmetimize ve insanlığa hizmetlerde bulunmaktadırlar. Ayrıca Ak Saray israf değildir gerekliliktir. Büyük Türkiye'ye Ak Saray gibi bir devlet başkanlığı sarayı yakışır. Ak Saray'ı Erdoğan değil de Erbakan yapmış olsaydı da ülkemize ve milletimize yapılmış olan bu önemli hizmeti yine desteklerdim. AK Parti iktidarı öncesindeki 2 Kasım 2002 ve öncesindeki Küçültülmüş Türkiye'yi unutunuz; artık Büyük Türkiye hedefi ve Büyük Türkiye yolunda ilerleyen Türkiye var. Küçültülmüş Türkiye, AK Parti iktidarıyla birlikte tarihe karıştı. Türkiye'nin, tarihinde olduğu gibi yeniden Büyük Türkiye olmasını siz de bizim yaptığımız gibi heyecanla destekleyiniz. |
Alıntı:
Saray tartışmaları gündemde. Sahabelerden örnekler veriliyor ama meseleleri tek yönlü ele almamak lazım. Müçtehitlerin çıkardığı yorumları bilmek gerekir. Efendim “O saray yapmış, o köşk yapmış, öbürü araba alıp satmış…” bunlar bizi alakadar etmiyor. Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem): “Dünya işlerini siz daha iyi bilirsiniz.” buyuruyor. (Müslim, Fedâil:38, no:6277, 7/95) YAYIK GİBİ ÇALKALARIM Ebu Zerr örneği veriliyor. Hazreti Muaviye (Radıyallâhu Anh) Efendimiz’e “Bu saray niye böyle oldu?” diye karşı çıkmış. Şimdi burada ben yayık gibi çalkaladıkça çok acayip şeyler çıkarabilirim. Şimdi Ebu Zerr Efendimiz zamanın halifesine gitmiş. Hazreti Muaviye’ye. Saraya girmiş. Konuşmalarıyla tehditleriyle sarayı sallamış adeta. Buradan ben şunu anlıyorum. Hazreti Muaviye ne kadar acayip bir insanmış. Bugün hangi yöneticinin karşısına çıkılıp böyle bir ikaz yapılabilir. Ebu Zerr büyük adam tamam. Ama Muaviye (Radıyallâhu Anh) da farklı bir zat. Neden? HZ. ÖMER ÖRNEĞİ Ebu Zerr (Radıyallâhu Anh)ı karşısına muhatap alıp dinlemiş. Neyse Hazreti Muvaiye Ebu Zerr (Radıyallâhu Anh)ı dinlemiş, ikna etmeye çalışmış, kapıya kadar çıkıp yolcu etmiş. Hiç bir hakaret edilmemiş. Ebu Zerr örneğine karşılık ben de Hazreti Ömer örneği vereyim. Hazreti Ömer’in sarayı yoktu doğru. Yoktu ama Hazreti Ömer Hazreti Muaviye’yi teftişe gitti. Nitekim İbni Abdilberr ve Zehebî (Rahimehumellâh) gibi büyük zatların nakline göre; Ömer (Radıyallâhu Anh) Şam’a girip Muâviye’yi gördüğünde: “Bu Arab’ın Kisrâsı olmuş.” dedi. KORKUTMAMIZ GEREKİYOR Çünkü Muaviye (Radıyallâhu Anh) onu çok şâşaalı bir kafileyle karşılamıştı. Ömer (Radıyallâhu Anh) ona: “Bana gelen haberlere göre ihtiyaç sahipleri senin yanına direk giremiyor, kapında bekli-yorlarmış, buna rağmen sen böyle debdebeli kafileler nasıl düzenleyebiliyorsun, bunu niçin yapıyorsun?!” deyince o: “Biz düşman casuslarının çokça bulunduğu bir memlekette bulunuyoruz, bu yüzden sultanın (devletin) gücünü gösterip onları korkutmamız gerekiyor, bana böyle yapmamamı emredersen vazgeçerim.” diye cevap verdi. MİLLETİ Bunun üzerine Ömer (Radıyallâhu Anh): “Sana bir şey emretmiyorum, aynı zamanda seni böyle yapmaktan nehyetmiyorum.” diye cevap verdi. (İbni Abdi’l-Berr, el-İstî‘âb, 1/445; Zehebî, Siyeru e‘lâmi’n-nübelâ, Mu‘âviye ibni Ebî Süfyân maddesi, 3/133) Yani Muaviye (Radıyallâhu Anh): “Biz Rum diyarındayız, bunlar görünüşe, gösterişe çok itibar ediyor. Adamların sarayları kiliseleri çok şâşaalı. Milleti aldatıyorlar. İnsanlar ihtişamı görünce kapılıp gidiyor, bunlara tâbi oluyor. Biz de kendimize böyle bir yer-yurt yaptık. Devletin yönetiminin heybetli görünmesi, güçlü görünmesi bu Rum diyarında daha münasip.” diyor. HİKMETLİ SÖZ Hazreti Ömer Efendimiz de: “Bu işleri değiştir” buyurmuyor. Aksine “Sen çok akıllı bir adamsın. Bu işlerdeki hassasiyetimi biliyorsun. Ama dediğin konuda beni duraklatan hikmetli bir şey söylemiş oldun. Bundan dolayı ben sana bir şey diyemiyorum. İSLAM’IN MENFAATi İÇİN Burada valisin, İslam’ın menfaatine gördüğün şeyleri tesis et.” demek istiyor. Burada Hazreti Ömer zahiren veya alenen “Böyle devam et.” demiyor ama burada bir haram, bir günah söz konusu olsaydı Hazreti Ömer’in onu azletmesi lazımdı. O halde meseleleri ele alırken tek yönlü ele almamak, sahabîlerin tümünün görüşlerini bilmek, müctehidlerin onlardan ne yorum çıkarttığını bilmek gerekir. Ahmet Mahmut Ünlü ( Cübbeli ) hocaefendinin 18 Aralik 2014 tarihli Vahdet gazetesindeki kösesinden alinti. Kaynak Habervaktim.com Hocam sana cok sey söylenilebilir ama dedigim gibi öfken aklinin önünde yürüdügünden bir fayda verecegini sanmiyorum. |
| All times are GMT +3. The time now is 10:25. |
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
Siyaset Forum 2007-2026