![]() |
Nihat Hatipoğlu Kadir Gecesi Duası
BİSMİLLAHİ'R-RAHMANİ'R-RAHîM *Ey talihsizlerin sığınağı, Ey âcizlerin güç kaynağı, Ey dertlilerin tabibi, Ey yolda kalmışa yol gösteren Ey çaresizler çaresi! ve Ey her duaya icabet eden ululuk tahtının Sultanı İçinde bulunduğumuz Kadir Gecesi hürmetine bizleri affeyle Ya Rabbi Allahım bizleri ufku, inancı ve davranışlarıyla bir ruh kahramanı eyle! zenginliğimizi gönül zenginliği, yap Ya Rabbi! Allahım,Sen bizleri, kalbi ve ruhi maddi manevi kirlerden uzak durmaya kararlı, bedeni isteklere karşı her zaman teyakkuzda, Kin, hırs, hased, bencillik ve şehvet gibi hastalıklarla mücadele azmiyle gerilmiş tevazu abideleri eyle Ya Rabbi! Allahım,Sen bizleri hakk peşinde, melekut alemiyle alakalı duyup duyurma iştiyakıyla yanıp tutuşan eyle Ya Rabbi!*Allahım bizleri sabırlı ve temkinli, inandıklarını yaşayan, ve örnek bir iman insanı eyle Ya Rabbi! Allahım,bizleri sürekli Hak'ka koşan âdâb öğreten, iç dünyası cayır yanarken asla gam eylemeyen; kendine sığınanların ruhlarına hararet üfleyen kullarından eyle Ya Rabbi! Allahım,Bizler Hak rızasına bağlanmış, sürekli ilerleyen iman insanları olalım ya Rabbi! Matlûbumuza ulaşacağımız ana kadar küheylan gibi koşalım; koşarken beklentiye girmeyelim Ya Rabbi Allahım, Sen bizleri içten hakikat eri eyle oturup kalkıp sürekli hakkı düşünelim ve senin hatırında arzularımızdan ve isteklerimizden vazgeçebilelim Ya Rabbi Allahım, Herkese sinemizi açalım, herkesi şefkatle kucaklayalım ve toplumda hep bir melek görüntüsü sergileyelim.senden başka kimseden bir şey beklemeyelim Ya Rabbi! *Allahım,Sen bizlere herkesle uyum içinde olmayı lutfet. Hiç kimseyle düşmanlık beslemeyelim. rekabet ve sürtüşmeye girmeyelim. Dinimize, ülkemize ve ülkümüze hizmet eden herkesi sevelim. Bütün olumlu faaliyetleri alkışlayalım. Başkalarının anlayışlarına konumlarına saygılı kalmaya itina gösterelim ya Rabbi Allahım, senin tevfik ve inayetine önem verelim. Her hareketimizde rızana mazhar olalım Senin inayetine vesile sayılan birliğe-beraberliğe ihtimam gösterelim Ya Rabbi Allahım, Sen bizleri bir Hak âşığı eyle. bütün hareketlerimiz senin hoşnutluğuna olsun. Seni memnun etme yolunda ölesiye hırs gösterip hedefe ulaşmak için bütün varımızı feda edebilelim, dünyevî-uhrevî her şeyden vazgeçebilelim Ya Rabbi!*Allahım, Düşünce dünyamda "benim yapmam", "benim başarmam", "gibi merdud mülâhazalara yer verme Ya Rabbi! Yerine getirilmesi gerekli olanı kim yaparsa yapsın, kendimiz yapmış gibi memnun olalım, başkalarının başarılarını kendi başarılarımız sayalım, öncülük şeref ve payesini onlara bırakalım Ya Rabbi Allahım,Her zaman kendimizle kendi ayıplarımızla meşgul olalım kimsenin eksiğiyle uğraşmayalım. Her fırsatta iyi bir insanlık sergileyelim, başkalarını yüksek ufuklara yönlendirip herkese hüsn-ü misal olalım İnsanların kusurlarına göz yumalım. olumsuzluğa tebessümle karşılık verelim, kötüleri iyilikle savalım ve elli defa rencide edilsek de, bir kerecik olsun kırmayalım Ya Rabbi! |
Nihat Hatipoğlu Kadir Gecesi Duası
BİSMİLLAHİ'R-RAHMANİ'R-RAHîM *Allahım,Hayatımızı iman-ı kâmil ve ihlaslı yaşamayı en birinci mesele bilelim. Duyguları, ve davranışları Hakrızasında bir hakikat eri olalım. Beraber yürüdüğümüz, kimselerle rekabete girmeyelim. kıskançlık duymayalım; noksanları giderip, eksikleri tamamlayalım hepbir vücud davranalım Ya Rabbi Allahım,makam ve şöhret gibi maddî-manevî her konuda yol arkadaşlarımızı öne çıkarıp kendimiz gerilere çekilerek onların başarı tellalı gibi davranalım, kardeşimizi alkışlayıp muvaffakiyetlerini bayram sevinciyle karşılayalım Ya Rabbi Allahım,Başkalarının hareketlerine saygılı kalalım. Paylaşmaya, beraber yaşamaya açık duralım. Oturup kalkıp aynı mefkûre insanlarıyla müşterek yollar araştıralım, *projeler geliştirelim ve "ben" yerine "biz"i ikame edelim. başkalarının mutluluğunda rahatlıkla kendi saadetimizi feda edelim kimseden teveccüh beklemeyelim. beklentiyi düşüş sayalım; yılandan-çıyandan kaçtığımız gibi önde görünmekten, namdan-şandan kaçalım Ya Rabbi Allahım, Kimsenin kılına dokunmayalım, saldırıya saldırıyla mukabelede bulunmayalım. En kritik durumda dengeli hareket edelim. fenalıklara iyilikte Kötülükleri kötülerin işi sayıp, iyilik âbidesi gibi davranalım Ya Rabbi! Allahım, Hayatımızı Kur'ân ve Sünnet çizgisinde yaşayalım. Benlik, gurur, şöhret gibi kalbi öldüren hislere karşı tetikte bulunalım kendimizdeki güzellikleri "her şey senden" deyip sana verelim. ben"den kaçıp, "biz"e sığınalım. *Hiç kimseden korkmayalım. telâşa kapılmayalım ve doğrudan geri durmayalım Ya Rabbi Allahım, Kimseye gücenmeyelim; kırılmayalım. Yol arkadaşlarımıza Perdeyi yırtıp utandırmayalım; fenalığı kınayalım. Mü'minler hakkında sû-i zanda bulunmaktan kaçınalım; iyi yorumlar getirip olumsuz mülâhazalara girmeyelim Ya Rabbi! Allahım,Hareketlerimizi, dünyanın ücret yeri değil hizmet mahalli olduğuna bağlayalım. sorumlulukları disiplinle yerine getirelim.Ya Rabbi! Allahım,Dine, imana ve insanlığa hizmeti, Hakka vazife bilelim. Ne kadar büyük işler başarsak da, nefsimiz adına maddî-manevî pâye düşünmeyelim Ya Rabbi! Allahım,Düzenimizin bozulmasından ümitsizliğe düşmeyelim. İnsanların bize karşı olmasından sarsılmayalım. "bu dünya, darılma dünyası değil, bir dayanma âlemidir" deyip sabredelim, *kurtuluş için çıkış yolları arayalım en kritik anda değişik stratejiler üretip hep azm u ikdamda bulunalım Ya Rabbi Allahım,İnsanî değerlerin hor görüldüğü, dînî kırılmaların yaşandığı, başı boş gürültülerin duyulduğu günümüzde, bizleri gönül insanları eyle ya Rabbi! |
Kaynak sabah.com.tr
KADİR GECESİ Kadir Gecesi İslam dünyası için çok değerli bir gece Ramazan ayının yirmi yedinci gecesi Kadir Gecesi’nde dualar ve ibadetler diğer günlere göre çok fazla olacak. Türkiye’nin camileri taşacak, eller semaya yükselecek. Ramazan ayının yirmi yedinci gecesi mübarek Kadir Gecesi'nin mutluluğunu yaşıyoruz. On bir ayın sultanına veda ederken bugünün coşkusu da ayrı yaşanacak. Hz. Aişe (r.anha) Rasûlüllah (s.a.s)'e Ey Allah'ın Rasûlü! Kadir Gecesi'ne rastlarsam nasıl dua edeyim?" diye sordu Rasûlüllah (s.a.s) Allahümme inneke afüvvün tühıbbü'l-afve fa'fu annî: Allah'ım sen çok affedicisin, affi seversin, beni affet." diye dua et, buyurdu." hadis-i şerif buyurmuştur "Kim Kadir Gecesi'ni, faziletine inanarak ve alacağı sevabı Allah'tan bekleyerek ibadet ve taatla geçirirse geçmiş günahları bağışlanır." KADİR SURESİ OKUNUŞU VE ANLAMI *Bismillahirrahmânirrahîm. İnna enzelnahü fiy leyletilkadr Ve ma edrake ma leyletülkadr Leyletülkadri hayrüm min elfi şehr Tenezzelülmelaiketü verruhu fiyha biizni rabbihim min külli emr Selamün hiye hatta matle'ılfecr Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle. Biz Kur'ânı Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu nereden bileceksin? bin aydan daha hayırlıdır. Melekler o gece Rablerinin izniyle, inerler. O gece, tanyeri ağarıncaya kadar süren bir selâmettir. Kadir suresi Kur'an-i Kerim'in doksan yedinci suresidir beş ayet; otuz kelime ve yüz yirmi harften oluşur. İsmini ilk ayetindeki "kadr" kelimesinden alır Sure, insanlara Kur'an'ın degeri ve önemi hakkında bilgi verir. *Allah Teala, Hicr Suresinde "Bunu biz indirdik" buyurur. Yani Hz. Peygamber (s.a.v)'in arzusu ile degil bizim dilememiz sonucu indirilen apaçik bir kitaptir 0.Resulüllah (s.a.v) Ashab-i Kirama israiloğullarından birinin, silahını kuşanarak Allah yolunda bin sene cihat ettigini bildirmişti. Ashabın hayret etmesi üzerine Cenabı Hak, Kadir suresini indirmistir Kur'an-ı Kerim kadir gecesinde inmeye başlamıştır.Bu geceki ibadet, içerisinde Kadir gecesi bulunmayan bin ayda yapılan ibadetten daha faziletlidir. Gelecek seneye kadar cereyan edecek olan her hadise Allah ın ezeli kaza ve takdiri ile meleklere bu gece bildirilir yeryüzüne Cebrail ve çok sayıda melek iner. Bu gece tanyerinin ağarmasına kadar esenliktir, her türlü kötülükten uzaktır. Yeryüzüne inen melekler her mümine selam verirler. "*Siz Kadir gecesini Ramazan'in son on günü içerisindeki tek rakamlı gecelerde arayınız" buyurulmuştur Sahabelere rüyalarında, Kadir gecesinin, Ramazan'ın son yedi gününde olduğu gösterildi. Resulüllah (s.a.v) Görüyorum ki rüyalarınız Ramazanın son yedi günü hakkında birbirine uygundur kim Kadir gecesini ararsa, Ramazan'ın son yedisinde arasın, buyurmustur Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur Kim Kadir gecesini, faziletine inanarak ve alacağı sevabı Allah'tan bekleyerek ibadet ve taatla geçirirse geçmiş günahları bağışlanır"Süfyan-i Sevri: "Kadir gecesi dua ve istiğfar etmek namazdan sevimlidir. Kur'an okuyup sonra dua etmek daha güzeldir" demiştir *Hz. Aise (r.ah) anlatiyor: "Ey Allah'in Resulü! Kadir gecesine rastlarsam nasil dua edeyim? diye sordum.Resulüllah (s.a.v): Allahümme inneke afüvvün tühibbü'l-afve fa'fu annî (Allah'im sen çok affedicisin, affi seversin, beni affet)" diye dua et, buyurdu Kadir süresi "Biz onu Kadir gecesi indirdik. Kadir gecesi nedir, bilir misin Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Meleklerle Ruh o gece Rabblerinin izniyle iner de iner. Tam bir esenliktir o gece, tâ tan yeri ağarıncaya kadar." "Biz Kur'an'ı kutlu bir gecede indirdik." (Duhân sûresi) |
Kaynak mebpersonel.com Kadir Gecesi
*Yılın en Önemli ve bereketli olan Razaman ayının sonuna yaklaşırken çok önemli bir gecedeyiz Bu gece Kadir Gecesidir. Kuran-ı Kerim'in indirilmeye başladığı ramazanın 27. gününe denk gelen Kadir Gecesi İslam dünyasının en önemli günlerinden Bu gecenin anlamı büyük*Kur'an-ı Kerim, Hz. Peygamber'e (sav) bu gecede indi Bu gece yapılan ibadet, bin ayda yapılan ibadete fazilet itibariyle denk sayılır.*bu gece yeryüzüne hiç inmeyen melekler indirildi.*melekler yer yüzüne dağılıp Allah'a eğilenlerin saflarına dağıldı. Onların dualarına 'amin' diyecekler.*vahiy meleği ve bütün meleklerin lideri Hz. Cebrail yeryüzüne inecek. melekler ordusuyla. Cebrail'in inmesi gecenin feyzini, artırıyor. Geceye verilen değeri yüceltiyor. gecenin feyzinden habersiz olanların dehşetini pişmanlığını çoğaltıyor. *Rahmet, af kapıya gelmiş ama sen hiç yararlanamıyorsun. Göremiyorsun. Bu ne denli bir kayıp ve hüsran! *Bu gece sabaha kadar dünyaya esenlik, rahmet, hidayet, barış, kurtuluş nur kuşatacak. Bu büyük gecenin mahrumları içkiye devam edenler, anne ve babasını hatırlamayanlar, zina yapanlar, kumara devam edip kul hakkı yiyenler bu geceden bir fayda sağlayamayan insanlardır. Onlar için ne kadar büyük bir kayıp!.*Bu gece Kur'an-ı Kerim gecesidir. Kur'an'la ahdimizi, birlikteliğimizi yenileyeceğiz Bol bol Kur'an okumak lazım Düşünerek. Yaşayarak. İbret alarak. hesaplaşarak. Kur'an'ı niye terkettiğimizi kendimize sorarak. Kur'an'ı Kerim'in sadece okunmak için değil yaşanmak için indiğini düşünerek.* *Bu gece tevbe edelim. Günahımız var. Günahsız olanımız yoktur. Ufak günahlar bile olsa. Allah katında çok büyüktür.*Anne ve baba duası alalım. okuyalım onlara. Baba ve annesi sağken dua alamayanlardan olmayalım.*Kaza namazlarımızı kılalım. Vakit dar. Zaman çabuk geçiyor. hızlı akıyor her şey. Çevrenize bakını dün konuştuğunuz kişi hayatta değil Fırsatı kaçırmayalım.*Kul haklarını helal ettirelim.*İçki, kumar gibi kötü alışkanlıkdan uzaklaşalım. Günahları bırakalım.Yıllarca içki içen birisi, Allah için içkiyi bırakmıyor da, hastalandıktan sonra doktor talimatıyla bırakıyorsa bunun ne değeri olur? Keşke daha önce Rabbi'nin hatırı için bırakabilseydi Bol bol dua edelim. Bu gece dua gecesidir. Kendimize, birbirimize, ülkemize, sevdiklerimize dua edelim.*Peygamberimiz(sav)'in Uhud Savaşı sonrası duası Allah'ım! Hamd sana aittir. Senin ihsanına kimse karşı çıkamaz. Senin tuttuğunu kimse alamaz. Sapıttığını kimse hidayete erdiremez. Hidayete erdirdiğini kimse sapıtamaz. Verdiğini kimse engelleyemez ve engellediğini kimse veremez. Uzaklaştırdığını kimse yaklaştıramaz.*Allah'ım bize bereket, rahmet, fazl ve rızkını ihsan eyle…*Allah'ım! Değişmeyen ve zeval bulmayan nimetini istiyorum.*Allah'ım! Yoklukta yardımını, korkuda emniyetini istiyorum.*Allah'ım! Bize verdiğin ve vermediğin şeylerin şerrinden sana sığınırım. Allah'ım! Bizleri Müslüman olarak öldür ve Müslüman olarak dirilt. Bizi aldatılmadan ve zelil olmadan salihler zümresine ilhak eyle.* Allah'ım! Peygamberleri'ni yalanlayıp senin yolundan insanları alıkoyanları helak et. Azabını ve cezanı onların üzerine indir. Allah'ım! Kendilerine kitap verilen kâfirleri helak et. *Kızı Hz. Fatıma kendisi ve Hz. Ali için Peygamber (sav)'den hizmetçi isteyince şöyle dedi: "Benden istediğinizin daha hayırlısını size öğreteyim mi? Yatağa girdiğinizde 34 defa Allahu Ekber, 33 defa Sübhanallah, 33 defa Elhamdülillah dersiniz. Bu size hizmetçiden daha hayırlıdır."*Şüphesiz, biz Kur'an'ı Kadir Gecesi'nde indirdik. Kadir Gecesi'nin ne olduğunu ne bileceksin! Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır. Melekler ve ruh o gecede, Rableri'nin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.*(Kadr, suresi)*Hz. Pey gamber (sav)'e ümmetinin ömrü gösterilmiş. Resulullah (sav}, önceki ümmetlerin ömrüne nisbetle kısa olduğu için, amelde onlara yetişemezler diye ömrü kısa bulmuş. Bunun üzerine Cenab-ı Hakk bin aydan hayırlı Kadir Gecesi'ni vermiştir.* |
Kaynak vikipedi Kadir Gecesi
İslam inancında*Allah cc. tarafından*Cebrail as.*isimli melek aracılığıyla İslam Peygamberi*Muhammed(sav) e ilk vahyin indirildiği yer,*Nur Dağı'ndaki*Hira Mağarasıdır Kadir Gecesinde Kur'an Allah cc.*tarafından* Cebrail as. aracılığıyla*Hz Muhammed e vahyedilmeye*başlandığı gecedir Kur'an'da Kadir Gecesinden*Kadir Suresi'nde bahsedilmiştir: Şüphesiz ki biz Kur’ân’ı kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesi nedir, nereden bileceksin Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır. O gece Rablerinin izniyle melekler ve Hz Cebrail her iş için inerler O gece, esenlik doludur. Ta fecrin doğuşuna kadar. ilk ayetler*Alak Suresi'nin ilk 5 ayetidir. *Allah*Kur'an'ın ilk ayetlerini*Cebrail* aracılığıyla Hz Muhammed'e*Nur Dağı*Hira Mağarası'nda göndermiştir. Hz Muhammed, 40 yaşında toplumdan uzaklaşarak*Mekke’nin kuzeyinde,* Nur*dağı'ndaki*Hira*mağarasında inzivaya çekilir 610 yılında bir*Ramazan*gecesi Hira Mağarasında*ilk vahyi alır. Hz Muhammed'in 610 yılından başlayarak, vefat ettiği 632'ye kadar aldığı*vahiyler Kur'an'ı oluşturur. |
Kaynak tdv islamansiklopedisi.info
KADİR GECESİ - Mustafa Uzun *Bayram ola gündüzü Kadr ola gecesi” Yûnus Emre Batı tesiri altında gelişen yeni Türk edebiyatında Kadir gecesiyle ilgili şiirler yazılmıştır. Rıza Tevfik’in 1933 yılında Kadir gecesinde yazdığı “Kasîde-i Kadriyye”, Cumhuriyet şairlerinden Arif Nihat Asya, Halit Fahri, Cemal Oğuz Kadir ve kandil geceleriyle ilgili şiirleri vardır. Fazıl Hüsnü birçok şairin ramazanla ilgili şiirlerinde Kadir gecesi işlenmiştir.Ramazan mânileri içinde Kadir gecesi hakkında kaleme alınmış olanlar bu gecenin dinî özelliklerini ortaya koyar: Kadir gecesinde doğan çocuklara Kadir ve Kadriye adlarının konulması Türk halk kültürünün bu geceye verdiği önemi gösterir. Kadir gecesi ibadet ve duaları Osmanlı toplum hayatında zengin bir gelenek oluşturmuştur. *Ramazanla başlayan hatimlerin Kadir gecesinden önce tamamlanması ve o gece duanın yapılmasına dikkat edilmiş, hâfızlar ve duahanlarca duada bulunma âdet haline gelmiştir. Büyük camilerde dualar sabah namazına kadar devam etmiştir cami ve tekkelerde vaazda bulunulur, ve halk ulemâ, devlet ileri gelenleri de katılırdı vaazlarda “Arapça okunacak mukaddime ile sonunda Türkçe dualar okunurdu Kadir gecesinden nasib isteyenlerin yatsı namazını cemaatle kılmaları yeterliydi padişahlar gece yatsı ve teravih namazlarıyla Kadir namazı” tesbih namazını selâtin camilerinde kılardı Osmanlı padişahı ve saray halkı iftar sonrası Kadir kutlamalarının yapılacağı camiye giderken güzergâhta “kadir alayı” adıyla bir merasim yürüyüşü düzenlerdi *alayın geçeceği güzergâhta yollar tamir edilir, fenerler, çarkıfelekler, kandillerle aydınlatılır, binalar boyanırdı. halkın alayı seyretmesi için oturma yerleri yapılır, harem arabalarıyla diplomatlara özel alanlar ayrılırdı. Kadir gecesi fetihten itibaren önce Ayasofya’da, daha sonra selâtin camisinde düzenlenirdi. XVI. yüzyıldan bu yana kutlamalar XIX ve XX. yüzyıl kaynaklarında geçmektedir hünkâr imamı ve müezzinleri camilerde halkın karşısına çıkarlar, şehirde ayrı bir heyecan olurdu. kalabalık merasimler, güzel sesli imamların kıldırdıkları teravih ve Kadir namazları, müezzinlerin okudukları ramazan ve Kadir gecesi ilâhileriyle mûsiki ziyafetine dönüşürdü. Yaz mevsimindeki ramazanlarda padişah ve devlet erkânı sahil saraylarından deniz yoluyla Topkapı Sarayı’na gelirdi*iftardan sonra Ayasofya Sultan Ahmed, Beyazıt, Fâtih, Süleymaniye, Eyüp Sultan gibi camilere gidilirdi. Osmanlıda merasim yürüyüşü gece yapıldığından deniz yolculuğu donanma, kara yolculuğu kısmı ise fener alayı mahiyetini taşırdı. XIX. yüzyılda Beşiktaş, Dolmabahçe gibi saraylarda oturan padişahlar Kılıç Ali Paşa, Nusretiye, Dolmabahçe, Yıldız camilerine giderdi alay saraylarla camiler arasındaki güzergâhta düzenlenirdi. Halit Ziya Uşaklıgil ise saltanat kayıkları ile denizden yapılan ve Tophâne Camii’ndeki merasimler hakkında bilgi verir. Kadir gecesinde Ayasofya Camiinde özel bir gelenek oluşmuştur. Sultan Mehmed zamanından başlayarak müzeye çevrilişine kadar beş asra yakın Ayasofya Camii’ndeki Kadir gecesi kutlamaları, İslâm dünyasında hiçbir camiye nasip olmayan bir ihtişamdadır*Minarelere Kadir gecesine has mahyalar çekilmesi, tek minareli camilere “kaftan giydirme uygulaması Osmanlı ülkesinin Ortadoğu ve Mısır gibi bölgelerde minarelerde kandil yakılarak bayrak çekilmesi, cami iç mekânlarının geceye özenle aydınlatılması, İstanbul’a mihrap üstünde iç mahya kurulması da bu geceye ait uygulamalardır |
Kaynak yenişafak.com yusuf kaplan yazıları
Kadir Gecesi takdir olunan kudret ve hürriyet *Bugün, paganizm ve barbarlık kapitalist kültürler hayatımızın her alanına nüfûz ediyor. dünyamızı yaşanılamaz çatışma, işgal, sömürü, zulüm ve tecavüzler arenasına dönüştürüyor…insanlık hızın, hazzın ve tüketimin kölesi hâline gelmekte İnsanlığın Güle-oynaya intiharı bu felâket çağında, her tür putu yere seren, insana özgürlüğünü veren Kur’ân’a ufuk ve zihin açıcı bir gözle bakmamız gerekiyor kutlu kadir gecesinde iki şeye dikkat buyurmamız isteniyor Birincisi, Kur’ân’ı bize bir nimet, hidayet ve sırat-ı müstakîm nimeti olarak veren Rabb’ül-Alemîn’in kendisine; yani Allah’ın hayatımıza müdahalesine; ikincisi Kur’ân’a. Allah’ın yüce kudretinin en önemli tecellisi Kur’ân’ın indirilmesidir. *Kur’ân bize Allah tarafından indirilmiş veya gönderilmiş bir kitaptır” demekle yetinemeyiz? Kur’ân’ın vahyedilmiştir vahyin muhatabını, vahyedileni anlamalı, kavramalı idrak etmeli hakkıyla mümin Allah’a güvenen, kendisine güvenilen, emin insan olmalıyız Bütün bunlar için medeniyetimize,ve vahyi görmemiz gerekiyor. bu kurucu “kavramları” yok ettiğimizde müminlerin sahip olmaları gereken kuvvete, kudrete, “iktidara” sahip olamayacaklarını, Allah’ın kuvvetini, kudretini ve iktidarını kavramakta zorlanacaklarını vurgulamak isterim.Kur’ân, inzâl edilmiş, tenzîl edilmiş, Sünnet-i Seniyye ile gerçeğe dönüştürülen bir kitap, bir hitaptır, bir hayattır. *inzâl ile tenzîl kelimelerini değil de “indirilmiş, gönderilmiş” kelimelerini kullandığımızda, inzal ve tenzîl kelimelerini Kur’ân meallerimizden, tefsirlerimizden, kitaplarımızdan çıkardığımızda kaybedeceğimiz şeyin hayatî bir şey olduğunu idrak edebiliyor muyuz, İnzâl şudur: Kur’ân, bir bütün olarak Kadir Gecesi’nde bir anda Levh-i Mahfuz’dan dünya Sema’sına indirilmiş bir kitaptır; ğayb âleminden şehâdet âlemine yapılan bir hitaptır.Tenzîl ise inzâl gibi bir ânda değil, zamanla, ardı arkası kesilmeden süregiden bir süreçtir Sünnet-i Seniyye’de gerçekleştirilen hayatın temellerinin atılmasıdır. İnzâl, vahyin, Allah’ın kudret ve kuvvetinin tecellisi Tenzîl ise Allah’ın takdirinin, kudret, kuvvet ve iktidarının adım adım Sünnet-i Seniyye ile gerçekleşme sürecidir. *Kadir Gecesi, Müslümanların ulvî bir nimete sahip oldukları, Allah’ın kuvvet, kudret ve ilâhî iktidarını, sınırsız hâkimiyetini hissettikleri, rahmetini, bereketini gördükleri eşsiz, benzersiz, bir ömre bedel muazzez, “sınırsız” bir zamandır. Müslümanların gücü, Allah’ın insanlığa, hitap ederek doğrudan hayata müdahale etmek, Kur’ân’ı tenzil ederek kitap göndermek suretiyle bütün alemlerin Rabbi, rahmet ve merhamet kaynağı, müminlerin velisi dostu olduğu hakikatine sadece Müslümanların dost ve layık olmalarından kaynaklanıyor. Bunu idrak etdiğimiz zaman iliklerimize kadar yaşadığımız teslimiyet ve temsiliyet meselelerini de hakkıyla idrak edebilmemiz imkân dâhilinde olabilir. kadir gecesinde Fahri Kâinât Efendimiz (sav) vasıtasıyla sünnet-i seniyye’de ilâhî kudret ve iktidarın, hayat hakîkatinin, hakîkî hürriyetin sırrını idrak etme şuuruyla yaşamanın bize vereceği nimetin farkında olalım, Kadir Geceniz mübarek olsun. Kur’ân her dâim hidayet ve hayat rehberimiz olsun. |
Kaynak yenişafak.com
OSMANLIDA RAMAZAN * *bayram ne yazık ki farklı algılanmaya başladı. birlik beraberlik değil, ‘tatil’ gelmeye başladı.Peki, Osmanlı’da Ramazan Bayramı nasıl kutlanırdı Ramazan Bayramları Osmanlı'da ayrı bir öneme sahipti.her zaman büyük bir coşkuyla beklenirdi. elinde avucunda olan, ihtiyaç sahiplerine destek çıkar ve bayram coşkusunu hep birlikte yaşarlardı. Şimdiler de ise modern hayatının etkisiyle her şey değişti. büyük şehirlerde gelenekler unutuldu Osmanlı döneminde Ramazan Bayramına “Iyd-i Said-i Fıtr” denilirdi. Bayram gelmeden on beş gün önce hazırlık başlardı.hazır giyim yoktu. bireyler kıyafetlerini kendileri diker ya da diktirirdi Çocuklar sevindirilirdi Maddi nedenle çocuklarına kıyafet diktiremeyen için güzel bir gelenek vardı. Durumu iyi olanlar, kendi çocuklarına ve başka çocuklara bayramlık diktirirdi.*Arefe günü ikindinden itibaren Ramazan ve Kurban bayramının son gününe kadar top atışları yapılırdı. Toplar tersaneden ateşlenirdi. Çalışanlara hediye dağıtılırdı Sarayda bayram kutlamaları sabah namazıyla başlardı. Sabah namazının ardından bayramlaşmalar başlardı. bayram namazı kılınırdı. saray çalışanlarına hediyeler dağıtılırdı.Bayram günleri Sultanahmet Meydanı'nda panayır kurulurdu. Halk bu panayırda Padişahı görme şansı bulurdu. Panayırda; oyuncakçılar, şerbetçiler, yiyecek tezgahları bulunurdu. herkesin pişen yemeklerden yiyebilmesi için maddi durumu iyi olanlar ürünlerin paralarını kendi ceplerinden karşılardı.Küsler barışırdı *Bayram namazının ardından kalabalık aile kahvaltıları yapılırdı.ev sahibi konuğuna önce şeker ardından sade kahve ikram ederdi.Bayramlaşmak için yapılan ziyaretlerde ev sahibinin aileye yakınlığı önemliydi. ziyaretler, kıymet sırasına göre planlanıyordu. Bayramın ikinci günü Padişah, Gülhane Köşkü'ne gider bayram tebrikleri kabul edilirdi. Ramazan bayramının son günü ise Padişahlar, eski sarayda cirit seyrederdi.Bayram geceleri panayırlar açık kalır halk geç saate kadar, eğlenirdi.1800'lü yıllarda ise Osmanlı geleneklerine Avrupai adetler eklenmeye başladı. |
Kaynak ajanshaber.com
Osmanlı'da Ramazan Bayramı.. *3 kıtaya hükmeden Osmanlı’da dini bayramlar büyük bir ihtişamla kutlanırdı.Gelenekler yıllar içinde her ne kadar unutulsa da bayramlarla yeniden hayat buluyor. Osmanlı Döneminde Ramazan ayları yol gösterici. Bir döneme damga vuran Osmanlı İmparatorluğu’nda dini bayramlara önem verilirdi.Osmanlı’da Ramazanda zenginler tanımadıkları mıntıkalardaki bakkal, manav vb. dükkânlara girer, Zimem veresiye defterini çıkarmalarını isterdi. Baştan, sondan ve ortadan rastgele sayfaları açıp, “Silin borçlarını… Allah kabul etsin” der, çeker giderlerdi. Borcu ödenen, borcunu ödeyenin kim olduğunu; borcu sildiren, kimi borçtan kurtardığını bilmezdi.Osmanlı’da Ramazan ayı iftar davetleri olurdu. Halk, eşine dostuna iftar vermeyi büyük bir ibadet kabul ederdi. *Ramazan ayında iftar vakitlerinde kapılar açık tutulurdu.Osmanlı’da bayramların çocuklar için ayrı bir yeri vardı. Bayramlıklarıyla sokakta gezen çocuklara ‘arife çiçeği’ denilirdi.Topkapı Sarayı'nda bayramlık kıyafetlerini giyen padişah, sabah namazını Hırka-ı Saadet'te, Enderun öğrencileriyle kılar, bayramlaşırdı. Bayram top atışlarından sonra Ayasofya ya da Sultanahmet Camii'nde bayram namazı kılmak için bayram alayı başlardı. Osmanlı’da bayram, Sultan’ın bayram namazı için camiye gelişiyle başlardı.PADİŞAH, ÇOCUKLARA PARA DAĞITARAK SEVİNDİRİRDİ Namaz sonrası saraya dönen padişah önce annesinin elini öpüp aile efradıyla bayramlaşırdı. Padişah, bayram tebriğinin ardından güzel işlemeli keselerle çocukları sevindirirdi. *Osmanlı’da bayramlarda hediyeleşme kültürü vardı. Kumaş ya da dikilmiş elbise hediye etme adetti. konak sahiplerince evlendirilen kişilere, konak ailesi, takım elbise ve iç giysi hazırlar bayramdan önce bohçalar gönderirdi. Bayramda Mahkumların bir kısmı af edilir, hapishanedekilere bayram hürmetine hediyeler verilirdi. Sanatkarlar, en güzel eserlerini padişaha hediye sunarlardı. Mehter susmazdı. Bayramdan önce saray gül sularıyla yıkanır, Hırka-ı Saadet temizlenirdi, sokaklarda gül kokuları yayılırdı. Hamamlar, Ramazan'ın son haftası açık olurdu. Ayak takımı da buralardan yararlanırdı. Ramazan'ın ortasından itibaren bayram için kumaşlar hazırlanır ve dikimleri yapılırdı.*Osmanlı çok geniş bir coğrafyaya hükmetti. İstanbul, Trablus, Halep bütün şehirlerde bayram farklı şekilde kutlanırdı Ramazan Bayramı, adetleri farklıydı. Halep’te ve İstanbul’da farklı gelenekler söz konusuydu.” Osmanlı Döneminde Ramazanlar çok önemliydi. alkol kesinlikle kullanılmazdı Şimdi ise durum eskisi gibi değil. Sahurlarda herkesin davullarla uyanması ve iftarda ramazan topu atılması, Ramazan ayının en önemli adetlerindendir. *Osmanlı’da bayramlar birleştiriciydi Bayram deyince hep o eski bayramlar gelir akla. Dedelerimiz de nerede o eski bayramlar derdi babalarımız da ve bugün biz de diyoruz nerede o eski bayramlar Özlem duyduğumuz o bayramlarda ne vardı acaba? |
Kaynak yenidünyadergisi.com
Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı *Rasûlullâh’In (sav) buyurdu Kim inanarak ve sırf Allah rızâsını dileyerek Ramazan orucunu tutar ve gecesini terâvihle ibâdetle ihyâ ederse onun geçmiş günâhı bağışlanır. Efendimiz’in (sav) “Ramazan hayâtı incelendiğinde, Ramazan Orucunun farz olmasından sonra âhirete irtihâl edinceye kadar toplam dokuz Ramazan orucu tuttuğu, onlardan dördünün 29, *beşinin 30 gün olduğu anlaşılmaktadır. Efendimizin hayâtını büyük bir dikkatle tâkip eden sahâbe-i kiram, Peygamberimizin hayâtının günlüğünü tutmuşlardı. O Ramazan ayını ihyâ ederdi Oruç ibâdetine hilâlin görülmesiyle başlanıyordu. *Peygamberimiz (sav), Ramazan ayı girmeden önce Ramazan hilâlinin görülmesi üzerinde durur; hilâlin görülüp görülmediğinin tesbitinin yapılmasından sonra oruca başlanmasını; havanın bulutlu olması durumunda ise ayın otuza tamamlanmasını* isterdi. Efendimiz’in (sav) buyurdular ki:*Ramazan’a âit Hilâli görünceye kadar oruç tutmayın, Şevval ayına âit hilâli görünceye kadar da bayram yapmayın.*Bulut araya girerse* takdir edin otuza tamamlayın Ramazan ayının girdiği tesbit edildikten sonra, sahâbe-i kirâmı oruç tutmaları için bilgilendirir, Sahur yemeğini tavsiye ederdi. Sahur vaktine, önem veren Peygamberimiz, “Bir yudum su ile bile olsa sahur yapın” buyururlardı. -*Ağız ve diş temizliğine misvak a son derece özen gösterir ashâbını uyarır Oruçlu günün başında ve sonunda misvak kullanırdı.” Oruç tutmaya niyet ederdi.oruca zarar verecek şeylerden uzak dururdu oruçluya lâyık olan ihlas ve samîmiyetin korunmasını isterdi: Her kim yalan söylemeyi ve yalanla amel etmeyi bırakmazsa, o kimsenin yemesini içmesini bırakmasına Cenâb-ı Hakk’ın* hiç ihtiyâcı yoktur.”buyururdu Yolculuk hâlinde oruç tutmamayı gerektiren durumlarda oruç tutmaz, orucunu bozardı.*Ramazanda bol bol Kur’ân okur hayru hasenatta bulunur Cibrîl (a.s), Ramazan sonuna kadar her gece kendisine gelir ve Hz.Peygamber (sav), ona Kur’an okuyup dinletirdi. *Peygamberimizin Kur’ân okuyuşu, tane tane idi. Ramazan gecelerini ihyâ eder terâvih ve nâfile namaz kılar, ashâbını teşvik ederdi. Ramazan’ın son on gününe ayrı önem verir Mescid-i saâdette*îtikâfa*girer, ibâdet ve taatle meşgul olurdu bu uygulaması, vefât edinceye kadar devâm etti Her yıl on gün îtikâfa girerdi, vefât yılı îtikafları yirmi gün sürmüş; Ramazan’da Cibrîl (a.s)’a Kur’ân-ı Kerîm’i iki defa arz etmişti. Ramazan ayı içinde gizlenmiş mübârek gece için “Kadir gecesini, Ramazan’ın son on gününde arayın!”*derdi. Hz. Âişe annemiz kendilerine: “-Ey Allah’ın Rasûlü, Kadir gecesine rastlarsam nasıl duâ edeyim?” sorduğunda, Peygamberimiz (sav) şu duâyı öğretti Allahümme inneke afüvvün tühıbbu’l-afve fa’fu annî=*Allahım muhakkak sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet!”* *Ramazan günlerinde Efendimiz (sav) son derece cömerd idi. Enes (ra) şöyle diyor: “Rasûlullâh (sav) insanların en güzeliydi; en cömertiydi“.*O, sadakasını en fazla veren idi. Az olsun, çok olsun bir şeyi birisi istemeye görsün muhakkak verirdi.*Karşısına bmuhtaç çıkınca onu kendi yemeğiyle, elbisesiyle* tercih ederdi. O’nun hal ve tavrı ihsan, sadaka ve iyiliğe dâvet ederdi. Gönlü en geniş, nefsi en güzel, kalbi en yumuşak insandı.** Hangi sadaka üstündür?” diye sorulmuş, O da Ramazan ayında verilen sadakadır”* buyurmuşlardır Cömerd Allâh’a, Cennet’e ve insanlara yakın, Cehenneme uzaktır…*” Bir oruçlunun iftar etmesini sağlayan kimseye oruçlunun sevâbı kadar sevap vardır; oruçlunun sevâbından bir şey eksilmemek üzere buyurmuştur.*Ashâbına*Fıtır sadakası*vermelerini söyler bayram namazına çıkmadan önce ödenmesini emrederdi. Ramazan ayının sonunda mü’minler Allâh’a karşı oruç ibâdetini yerine getirmiş olmanın mutluluk ve heyecânı içinde bayrama çıkarlar. Peygamberimiz (sav) Medîne’ye hicretinde Medîneliler’in iki bayramı olduğunu öğrendi. Medîneliler bu bayramda oyun oynar, eğlenirdi. gören Peygamberimiz “Allah Teâlâ* size, kutladığınız bu iki bayrama bedel daha hayırlısını, Ramazan ile Kurban bayramını lütuf olarak vermiştir.” buyurdu. Rasûlullâh (sav) bayram gününün mükâfât günü olduğundan bahsederek, meleklerin mü’minleri bayram sabahı karşıladıklarını açıklar: *Bayram günü olduğu zaman, yollarda kapıların önünde melekler durur ve şöyle seslenir Ey Müslüman topluluğu! Kerîm olan Rabbinize koşunuz, nimetlerini veriyor, onlara karşılık olarak bol bol nimetler veriyor. Muhakkak siz, geceleri ihyâ etmekle emrolundunuz Ramazan gecelerini ihyâ ettiniz. Gündüzleri oruçla emrolundunuz oruç tuttunuz, Rabbinize itaat ettiniz. ibâdetlerinizin karşılığını alınız. -Bayram namazı Muhakkak Rabbiniz sizi afvetti. doğru yola ermiş insanlar olarak evlerinize dönünüz. Bu gün mükâfât günüdür. Muhakkak ben sizi bağışladım, bütün günahlarınızı affettim.”***Rasûlullâh (sav),*bayram namazı öncesi gusleder yeni elbiselerini giyer namazgâha giderken değişik bir yol izlerdi. Bayramı tekbirle karşılardı.Rasûlullâh (sav) Ramazan bayramı birkaç tane hurma yemeden bayram namazına çıkmazdı. hurmaları tek tek yerdi Ramazan Bayramı’nda sabahleyin namazdan önce tatlı yemek, varsa bunun hurma olması ve bir, üç, beş gibi tek sayılı olması* müstehap*kabûl edilmiştir.*Rasûlullâh (sav) Kurban ve Ramazan bayramında *musallâya çıkardı. namaza başlardı. Namazı kıldırıp selâm verince, ayağa kalkar, insanlara dönerdi. Şâyet kendisinin bir müfreze ihtiyâcı olursa bunu insanlara söyler, başka* bir şeye ihtiyâcı olursa emrederdi. *Orucun farz oluşunu bildiren âyetler müslümanların Allâh’ın emirleri karşısında sorumluluk ve takvâya erişmelerini hedefliyor; onları rûhî-mânevî olarak yüceltmek, istikbalde ortaya çıkacak olumsuz hâdiseler karşısında dirençli olmalarını sağlamak istiyor. Bencil değil -toplumsal dayanışmanın paylaşma düşüncesinin, yollarını öğreterek, irâde eğitimi” vermek sûretiyle kişilik kazandırıyor, “kâmil bir mü’min”*olma yollarını gösteriyor. Oruç ayı Ramazan mektep”tir.* Oruç ibâdeti insan hayâtında değişmeler meydana getiriyor, gönül dünyâsını zenginleştiriyor; mü’minler iyilik ve hayırda yarışıyorlar. İslâm medeniyeti huzur ve sevgi medeniyeti’dir. Ramazan ayı bu sevginin, kardeşliğin somut olarak görüldüğü günlerin adıdır. Bu ay anılınca akla hep sevgi medeniyeti*gelir. |
Kaynak dualarhazinesi.com
Bayram Duası *Ya İlaahii,bayram sabahı rahmetin sağnak sağnak yağdığı bu sabah senin kapına, boyun bükerek, duayı en samimi ibadeti bilerek, sığınılacak tek kapının “Senin kapın” olduğunu bilerek geldik Ya rabbi Yalnız sana inanıyor ve senden yardım diliyoruz! Sen “SEM’İ”sin, duamızı işitensin! Sen “BASİR”sin, bizleri gören ve gözetensin! Kapına geldik bayram sabahı beytullahı dolduran mü’minlerle el açtık, dualarımızın kabulu için vesile kıldık,aciz ellerimizi kudretinle tut boş çevirme bayram sabahında Kâbe’de, tavafta olup, gönlü seninle olanların, Mültezemde yaşlı gözlerle sana sığınanların, Ravza’da Yeşil Kubbede rasulunun huzurunda sana el açanların dualarına kat dualarımızı! Ve kabul eyle Yarabbi! *Ey Âlemlerin Sultanı ve her şeyin sahibi Allah’ım; Sen koru bizleri. Varlığın şerrinden, azdırmasından sana sığınırız. Bizleri dünya nimetlerini senin yolunda harcamaktan zevk alan kullarından eyle Ya Rabbi Yediğim, giydiğim ve verdiğinin sahibisin, H.z Muhammed Mustafa (s.a.v.)’in yolunun yolcularından olmayı nasib eyle Ya Rabbi! Ya İlahel Alemin İçimize öyle bir merhamet ver ki, “Rahim” isminin tecellileri ile saadet Asrındaki sahabeler gibi sevgili olalım birbirimize. Bizi birbirimize sevgili, düşmanlarımıza karşı kuvvetli kıl Ya Rabbi Öyle bir ömür sürdür ki, sevginle ömrümüzü öyle doldur ki, her gittiğimiz yere sevgini ve ismini götürenlerden olalım Ya Rabbi! Mübarek Ramazanda Kur’an-ı Hakimini Okuduk, Okuduklarımızı anlamayı, anladıklarımızla amel etmeyi nasib et *Rasulu Kibriya (S.A.V.)’in havz-i kevserinde buluşanlardan eyle bizleri Ya Rabbi Yüzümüzün karasına, eksiklerimizin çokluğuna bakma ne olur Ya Rabbi Biz aciziz sen kudretli, Biz zayıfız sen kuvvetli, Kudretinle Bizleri Koru Kuvvetinle Zalimleri Kahreyle Ya Rabbi cezandan affına gazabından rızana sığındık. Allah’ım sen affedicisin, ikram sahibisin, affetmeyi seversin, bizleri affet Yâ Rabbi, hatâlarımızı, bilmeden yaptıklarımızı, hallerimizi mağfiret eyle. Allah’ım, hatâen ve kasten yaptıklarımızı ve bizde olan her şeyimizi mağfiret eyle Ey Rabbim! Acizlikten, tenbellikten, korkaklıktan cimrilikten, takatsızlıktan, kasvetten, gafletten, zilletten, azlıktan, darlıktan sana sığınırız. Fakirlikten, küfürden, nifaktan, yapdığını insanların medhi için yapmaktan, riyâdan, kibirden, sana sığınırız. *Sağırlıktan, dilsizlikten, delilikten, ve kötü hastalıklardan sana sığınırız. Ey Rabbim! Bizleri, iyiliğe sevinen, kötülük ettiği zaman istiğfar edenlerden kıl. Ey kalbleri çeviren Rabbim! Kalplerimizi dînin üzere sâbit kıl.Tuttuğumuz oruçları, kıldığımız namazları, verdiğimiz fitre ve zekatları Kabul eyle Ya Rabbi huzurunda bulunamayan kulların akıbetlerini hayırlı eyle. Makamlarını Cennet eyle. Kabirlerini nurlandır Ya Rabbi Bizi her türlü felaketden, Musibetden, Kaza Bela ve Afetlerden, Cinlerin, Şeytanların ve İnsanların Şerrinden muhafaza eyle Ya Rabbi! Son nefeste cümlemize kelime-i şehadetle Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne muhammeden abdühü ve rasülühü diyerek çene kapamayı nasip eyle…. Taha ve Yasin. Veselamün alel mürselin. Velhamdülillahi rabbil aleminel*FATİHA. |
Kaynak sorularlaislamiyet.com
Ramazan Bayramı ve Efendimizin Bayramı *Bayram sevinç ve neşe günüdür. Yüce duyguların coştuğu, sevgi saygı, hislerinin mü'minler arasında canlandığı güzel günlerdir. yardımlaşma ve kaynaşma son sınıra varır. Bayram insanları kaynaştırıp biraraya getiren en güzel vesiledir bayramda şahlanan yardımlaşma ve hediyeleşme ruhu yalnızca hayatta olanlara değil dünyadan gidip kabirlerinde bir Fatiha bekleyenlere kadar uzanır. mü'minler bayramda kabirleri ziyaret eder Kur'ân'lar, Fatihalar ve dualar okuyarak onları sevindirirler.Ramazan Bayramının mü'minlerde ayrı bir yeri vardır. Çünkü Ramazan Bayramı, tutulan bir aylık orucun toplu bir iftar sevincini ifade eder. Bir ay gibi uzun bir süreyle, Ramazan'ın yaz mevsimine denk geldiğinde sıcak günlerde nefislerine oruç tutturan mü'minler, sabır imtihanını vererek manevi sorumluluktan kurtulmanın sevincini Ramazan Bayramında yaşarlar.*Ramazan ve Kurban bayramları Hicretin 2. yılından ıtibaren kutlanmaya başlanmıştır. Ramazan orucu da ilk defa bu yıl farz kılınmış, bu ayı oruçla geçiren rnü'minler şevvalin ilk üç gününü bayram olarak kutlamışlardır. bu bayrama Ramazan Bayramı denmiştir. Bu gün yapacağımız ilk şey namaz kılmaktır" Ramazan ve Kurban bayramları bayram namazlarının kılınmasıyla başlar. Hz. Peygamber, "Arefe günü, kurban günü ve teşrik günleri biz Müslümanların bayramıdır. yeme içme günleridir buyurmuştur.bayramı Ramazan orucunun iftar günü olarak nitelendirmiş Ramazan ve Kurban Bayramlarında oruç tutmak haram kılınmıştır. Bir gün önce oruç bozmak haramken, bir gün sonra oruç tutmanın haram olması, mü'minlerin dünyasında nimetlerin gerçek Sahibini hatırlatan en etkili bir sebeptir. *Herkes bir gün önce kimin emrine uyarak oruç tutuyorsa, O'nun rızasına uyarak oruç açar. Ve nimet Sahibini hakkıyla idrak ederek, şükreder Bayram bir aylık orucun toplu iftarıdır günlük iftarların sünnet türünden âdabı bayramda yerine getirilir. orucunu tatlı bir şeyle açmayı adet edinen Efendimiz Ramazan Bayramına tatlı yiyerek başlardı. Bayram sabahında hurma ile oruçlarını açmadan evlerinden ayrılmazdı. bizleri ibadete ve ahiret amellerine teşvik buyuran Efendimiz yılın iki bayram gecesinde kalkıp ibadet etmeyi tavsiye ederlerdi. gecelerde uyanık bulunmanın, kalbin uyanıklığına vesile olduğunu bildirirdi. Bunu hadis-i şeriflerinde şöyle ifade etmişlerdi"Sevabını Allah'tan umarak iki bayram gecesinde kalkıp ibadet eden kimsenin kalbi, kalblerin öldüğü gün ölmez." *Bayramlar saadet asrında bambaşka bir hava ve neş'e ile yaşanırdı. Efendimiz bayram sabahında namazgaha çıkardı. Peygamber hanımlarının da, diğer hanımlar ve kızlarla namazgaha çıkması istenirdi. Kadınlar cemaatin arkasında yer alırdı Kılınan bayram namazından sonra Peygamberimiz hutbe okurdu kadınlara şu ayeti okudu: “Ey Peygamber! İnanmış kadınlar Allah’a hiçbir şey ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında uydurdukları iftira ile gelmemek, iyi işlerde isyan etmemek konusunda biat etmeye geldikleri zaman, biatlerini kabul et ve onlara af dile! Şüphesiz ki Allah, Gafûr ve Rahîm’dir.” Sonra Bütün bunlara biat eder misiniz? diye sordu. İçlerinden biri Evet Yâ Resûlallah! dedi. *Allah Resûlü (a.s.m.) Sadaka verin! buyurarak zekât vermeye teşvik etti. hanımlar kulaklarındaki küpeleri, kollarındaki bileziklerikardılar. Bilâl-i Habeşî elbisesini yere serdi Anam babam size feda olsun bağışlarınızı getirin diye seslendi. Hanımlar bileziklerini, küpelerini, Bilâl-i Habeşî’nin elbisesine koydular. Elbise takılarla doldu. Allah Resûlü (a.s.m.) bayram bittikten sonra ailesinin yanına döndü.Ebu Saidi(r.a.) bayram gününde en çok sadaka verenlerin kadınlar olduğunu anlatır. Ramazan Bayramı, bağışlanmış olmanın sevinç işaretidir. bağışlanma müjdesini insanlara melekler veriyor.Resulullah buyurmuştur. Ramazan Bayramı sabahı melekler yollara dökülür ve seslenirler: "Ey Müslüman topluluğu! Keremi bol olan Rabbinizin rahmetine koşunuz. *O, bol iyilik ve ihsanda bulunur. bol bol mükâfat verir. Siz gece ibadetle emrolundunuz emri yerine getirdiniz. Gündüz oruç tutmakla emrolundunuz, orucu tuttunuz Rabbinize itaat ediniz, mükâfatınızı alınız.Bayram namazındann sonra bir münadi şöyle seslenir: Dikkat ediniz, müjde Rabbiniz sizi bağışladı, evlerinize doğru yola ermiş olarak dönünüz. Bayram mükâfat günüdür. Bugün semâ âleminde mükâfat günü ilan edilir."Bayram günleri sevinç günleridir sevincin gösterilmesine vesile olacak oyun ve eğlencelere de müsaade edilmiştir. Hazret-i Âişe (r.a.) şöyle anlatır: Bir grup Habeşli, bayram günü mızrak ve kalkanla oynuyorlardı. Peygamberimiz beni çağırdı. Başımı omuzuna dayadım. onların harp oyununa bakdık. Ta onlara bakmaktan ilk vaz geçen ben oluncaya kadar *bayram sevincinin gaflete dönüşecek kadar taşkınlığa varmaması lazımdır. Eğlence meşru olmalı ve günah taşımamalıdır. bayram Allah'ın bize verdiği İlahi bir ziyafettir. bayram gününde en çok Allah'ı hatırlayıp şükretmeye ihtiyacımız vardır. bayram değişim ve muhasebe vaktidir. Ömürden bir yılın gittiğini, kabir alemine yaklaşıldığını hatırlatır bayramlarda gaflete sapmamak için, rivayetlerde zikrullaha ve şükre azim için teşvikler vardır. bayramlarda o sevinç ve nimetlerini şükre çevirip, nimeti ziyadeleştirmeliyiz. şükür nimeti ziyadeleştirir, gafleti kaçırır." büyük cemaatlerle getirilen tekbirler, gafletin giderilmesine şükür vazifesinin yerine getirilmesine vesiledir. milyarlarca Müslümanların aynı anda tekbir getirdiklerini hayal ettiğimizde, karşımıza çıkan muhteşem tablo, bayramlarımızı kâinatda manaya kavuşturur. *yeryüzü tek bir ağızdan tekbir getirip namaz kılar Misâl âleminde birleşen o seslerin yeryüzünden yükselişi, muhteşem bir koro halinde dünyamızın göklere doğru tevhidi haykırmasıdır. muhteşem manaların yaşandığı bayram günlerinde küçük kırgınlıkların, ne önemi olabilir? bayramda her mü'min kardeşleriyle kardeşlik sözleşmesini yenilemesi, kuvvetlendirmesi, fakirlere koşması, çocuklarını sevindirmesi lazımdır ki, o manalar yaşanan hayata geçsin.Bayramların asıl süsü ve zineti tekbirdir. Getirilen her tekbir ruh ve gönülde manevi coşkuyu ve heyecanı canlandırır. Kulu, Rabbine taşır.Resulullah buyurmuştur: “Bayramınızı tekbir getirmek suretiyle süsleyiniz.” *Bayramlara sünnet çerçevesinde hazırlanmak bu âdeti de ibadet haline getirir, sevinç günlerini iman ile geçirmeyi temin eder. bayrama önceden hazırlanmak, temiz ve güzel elbiseler giymek, gusletmek, misvak kullanmak diş fırçalamak, güzel kokular sürünmek, güler yüzlü olmak, Ramazan Bayramında hurma vb. tatlı yemek bugünlerimize bir mana kazandırır. fıtır sadakası fitre de bayram günü de verilebilir. Ramazan ayı verilmemiş fitrenin de gün verilmesi gerekir. Ramazan Bayramının hadislerde geçen adı "ıydü'I-fıtr", yani Fıtr Bayramı demektir. kulluk görevleri yapıldığı için bu adı almıştır.*Bayramların en güzel şekli tüm mü'minlerin tokalaşarak, kucaklaşarak birbirleriyle bayramlaşması, bayramlarını kutlaması ve tebrikleşmesidir. Saadet Asrında Sahabiler Bârekâllâhü lenâ ve leküm" diyerek bayramlaşılardı, yani "Allah bizden de, sizden de kabul etsin" dedikleri rivayet edilir. tebrikleşme dilimizde "Bayramınız mübarek olsun, bayramınız kutlu olsun, hayırlı bayramlar" gibi sözlerle ifade edilir. |
Kaynak yeniakit.com.tr
Orucun faydaları neler? *Ramazan Orucunun Bilimsel açıdan vucuta pek çok faydası vardır. Ramazan ayının en önemli ibadeti Orucun sağlığa faydası ispatlanmıştır. sindirim sitemine fiziki katkıları, psikolojiye faydaları vardır. Oruç sağlıklı kilo vermeye yardımcı olur Oruç esnasında vücuttaki yağ hücreleri aracılığı ile depolanmış yağlar yakılır.Depolanan yağların yakılmasıyla sağlıklı zayıflama gerçekleşir, sporcular zayıflamak için Ramazan ayları dışında bile düzenli oruç tutmaktadır Oruç, kandaki şeker seviyesini dengeler Oruç, metabolizmanın hızlanmasına yardımcı olur. Oruç sindirim sisteminin dinlendirip kalori yakmayı sağlar. Sindirim sistemi iyi olmayan kişilerde Oruç, gıdaların enerjiye dönüştürülmesi ve yağ yakımına katkıda bulunur.*oruç tutmak, metabolizmaya ve bağırsak fonksiyonuna katkı sağlar. az yemek ömür uzatır, çok yaşamayı sağlar. Yaşamı kısaltan en önemli faktörlerden metabolizmanın yavaş olmasıdır. Oruç metabolizmayı hızlandırarak uzun yaşamayı sağlar, sindirim sistemine faydalıdır. Oruç açılığa direnme gücünü arttırır. Ramazan ayından sonra bile belirli aralıklarla oruç tutabilirsiniz.Oruç vücutta hormonların sağlıklı çalıştırır Oruç açlığa direnci arttırır Böylece doğru çalışan hormonlar, metabolizmanın hızlanmasını, sindirim sağlığının korunmasını, hem de hızlı kilo vermeyi sağlar yeme bozukluğunu giderir Yeme alışkanlığı, sindirim sağlığı ve, sağlık açısından oldukça önemlidir. *oruç yardımıyla beslenme kuralları bünyeye kabul edilir aşırı yeme alışkanlığını obezite ve kilo sorunu ortadan kaldırır Oruç zihinsel fonksiyonları arttırır Beyinde yeni kök hücrelerin oluşturur Oruç parkinson ve alzheimer gibi zihinsel hastalıklara karşı koruyucudur bağışıklık sistemini geliştirir, iltihapı azaltır ve kanser hücrelerinin yayılma hızını yavaşlatır. hayvanlar doğada hasta olduklarında yemeyi azaltıp dinlenir Oruç sürecinde vücut sağlığını olumsuz etkileyen enfeksiyon azalır. Oruç bağışıklık sistemini geliştirir bir çok hastalıktan korur tedaviyi hızlandırır Kontrol Sistemini Geliştirir:*vücudu açlık olmak üzere fiziki zor şartlara hazırlar Oruç da aynı şekilde vücudun kontrol sisteminin arttırıp fiziksel ve bilinçsel olarak vücudun zinde tutar*Oruç sağlığa çok faydalıdır vücudu temizler Aç kalınarak karaciğer ve böbrekdeki toksinler temizlenir Oruç, cilt temizliğine katkıda bulunur.Oruç ruhen kişinin zinde kalmasına yardımcı olur Psikoloji alanında 21. Yüzyılın en önemli doktoru Dr. Otto Buchinger oruç hakkında, ‘‘ oruç tutmak, ameliyatsız, en önmeli biyolojik tedavi yöntemidir’’ demektedir. Ki, Almanya’da orucu önererek bir çok hastayı iyileştirmiştir.Bir kişi İmam Askari’ye sormaktadır… ‘‘ Allah Orucu neden mecbur kıldı’’ Cevap ise günümüzdeki en önemli sosyal sorunu ortadan kaldıracak niteliktedir…* İmam Askari, ‘‘ Allah, zenginin, fakirin açlık hissini anlaması ve ona merhamet etmesi için emretmiştir’’ demiştir. sosyal dayanışma içerisinde yapılan oruç insanın uhrevi gelişmesine ve kişinin kendisinden sosyal düşük olanlara karşı şefkatli davranmalarını teşvik edecektir… *oruç, günümüz toplumunun en büyük hastalığı olan kişilerin birbirine karşı şefkat ve merhamet duygularının artmasını sağlar Ruhsal Şifadır:*ruh sağlığının korunması için Oruç tutulmalıdır Oruç tutan ruhen ve fiziken dinçtir. zengin-fakir arasında bağ kurarak toplumsal barışa katkıda bulunur.Kişiyi sözünde sözüne vefa göstermesini sağlar. Oruçta verilen söze riayet edilir, İftar ruhen zirvedir verilen söz tutulmuş mükafat alınmaktadır, anlaşmaya uyulmuş kişisel gelişime sağlanmıştır ruh mutludur.Kolaylığı ve güzelliği herkes paylaşabilir ama zorluğu aylaşmak istemez. Oruç, açlığı toplumsal olarak paylaşmayı sağlayarak toplumsal bağları güçlendirir.Oruç kötü, kırıcı, yıkıcı konuşmalardan, söz ve fillerden uzak durmaktır*oruç kişinin bu kötü eylemlerden zihnini temizler Ramazan ayı boyunca zararlı maddeler*tüketen kişiler bir ay boyunca bu maddelerin zararından kendi sağlıklarını korur ve savunma sistemini toparlamasına yardımcı olunur. |
Kaynak biriz.biz
Ramazan Fıkraları Anladık Ramazan başlamış Ramazan hilali görülmeyince oruç tutmanın caiz olmayacağını bilen tiryaki, hilali görmemek için evini kapayıp perdeleri sımsıkı örter geceleri kahveye giderken başını önüne eğermiş bir su birikintisinde hilalin aksini görünce ürkerek şöyle demiş Hey mübarek! Gözüme mi gireceksin, anladık işte ramazan başlamış!.. Bir gün fazla tutmuş Adama sormuşlar :Kaç gün oruç tuttun? Hastalığım nedeniyle, ancak bir gün tutabildim! . Aynı soru Bektaşi’ye sorulunca, istifini bozmadan yanıt vermiş Bu arkadaş benden bir gün fazla tutmuş! Bir eşek bir öküz İki softa, ramazanda bedava yeriz diye Bektaşi köyüne misafir olurlar. içlerinden biri tuvalete gider. Bektaşi sorar Senin arkadaşın nasıl bir adam Bilgisi var mı, yok mu O da kendini üstün göstermek için* eşeğin tekidir", cevabını verir.*öteki softaya da aynı soruyu sorar:*Senin arkadaşın nasıl bir adam? öküzden farkı yoktur", cevabını verir.*Akşam iftar kurulur.tepside arpa ile samandan başka bir şey göremeyen softalar sorarlar:*Bunlar ne erenler?* Bektaşi gülerek cevap verir:*Biriniz eşek, ötekiniz öküz. Sizin için daha iyi azık olur mu?" Bizi de yedirirsin! toplu ramazan yemeklerinde, iftardan artan yemekleri, yemek masasına hizmet eden çocuklar yermiş.. artan yemekler onların hakkı imiş. iftarda hoca cemaata: Çorbayı arttırmayın israf haramdır. Yemeği bitirmek sünnettir, der. Ve çorba tamamen biter. sebze yemeğine gelince hoca yine Arttırmayın sünnettir” der yemek biter.çocuklar aç kalır hoca şakalaşmak ister:Balam sizin adınız ne, der.Çocuklar: Farz hoca efendi, derler.Hoca: Balam hiç farzdan ad olur mu?” der. Çocuklar Olur ya, sünnet diyelim de bizi de cemaata yediresin öylemi ?” derler… Bizim eve de buyursun! Bir zat Ramazan’da hiç evine gelmez, boyuna davetsiz iftarlara gidermiş. Bir akşam birisi evine gelerek: Bu akşam sizin efendiyi davet ediyoruz, buyursunlar,deyince,*Evin hanımı:*Ramazan neredeyse bitecek, efendiyi gören yok. Siz görebilirseniz söyleyin. Bir gece de kendi evinde iftara buyursun! Borcun var mı? Bir ramazan III. Mustafa'nın veziri Koca Ragıp Paşa'nın konağında Ragıp Paşa Şair Haşmet'e hitaben Senin borcun var mı Haşmet?' diye sorar ve şu cevabı alır:Evet efendim, mahalle bakkalına bin kuruş, kasaba beş yüz kuruş...*Ragıp Paşa 'Ben onu sormuyorum, oruç borcun var mı?'*Şair Haşmet cevaplamış:Paşam, oruç borcunu Allah sorar; sizin soracağınız kul borcudur. Bu mahalleden değiliz de... Evvel zaman içinde iki şair ve edip ahbap Mehmet Celâl ile Faik Esad, Beylerbeyi’nde iftar davetine icabet için yola koyulur fakat vakti hesap edememişlerdir ve iftara saatler vardır. iki ahbap, Camiye gidelim, vaaz dinleriz, vakit geçer, fikriyle Beylerbeyi Camii’ne gidiyorlar.*Vaiz cehennemden bahsetmekte, diliyle zebânileer, alevleer, katran kuyularıı” dedikçe cemaat dehşetle tir tir titremekte Bizimkiler vaize kulak asmamakta ama ahali hüngür hüngür ağlıyor. Ağlayanlardan biri, kısık sesle, Siz vaizi dinlemiyor musunuz? diye sorar.dinliyoruz elbet” diye cevap veriyor Peki ne dediğini anlıyor musunuz?” "Anlıyoruz elbette, soruyorsun peki?”Adam hayretle Yahu bizim ağlamaktan ciğerimiz sökülüyor, sizde ise hiçbir elem işareti yoktur, nasıl oluyor Şair cevap veriyor: Efendim biz bu mahalleden değiliz, yabancıyız, misafirliğe geldik “Buba Ramazan nedur?” Temelin küçük kızı Emine, Ramazanda babasına:* -Buba Ramazan nedur? diye sorar.Temel Kiizz Emunem, Üstadum dedu ki: Ramazan İslâmun şartlarunun birunculerindendur. Bülûğ çağuna eren her Müslümana oruç tutmak farzdur.Emine: -Buba ver elime, ben de tutayum” der.Temel:* -Kizum elle değül, bir gün yemek yemeden, içmeden aç kalarak oruç tutacaksun” der.* Emine:*-Anladum buba, der.*Temel:* -Emunem, diluna, gözuna, kulağuna da sahip olacaksun yoksa aç kalman fayda etmez” der.* Emine:“Vuuyyy, o zaman arkadaşım Hatice’ye de bir daha karuşmuyacağum buba, der. Bunları Ramazana Verin Vaktiyle adamın birisi her şeyin en güzelini ayırır, "Hanım Ramazan'a sakla" dermiş. Gel zaman git zaman Ramazan gelmiş, güzel güzel yemekler pişmeye, iftar sofraları dolmaya başlamış. kapıya bir dilenci gelmiş ve Allah için yardım istemiş.Kadın: Adın ne senin?" "Ramazan" Dur öyle ise..."Evde ne kadar güzel yiyecek, içecek varsa kaplara doldurmuş."Al git bunları, bizim bey sana saklıyordu" demiş. Çayımı içim gelirem Erzurum kahvelerinde insanlar iftar beklerken içeriye biri girmiş:-Abi çabuk goşu gelin bi tenesi orucuni basır cigara içirdi gözümün ögünde kahveden biri cevap verir:-Ola tamam bi dur neye fenikisen ambu çayımi içim gelirem. Çömlek hesabı Ramazan günlerini hesaplamak için bir çömleğin içine her gün bir taş atar, Hoca. Bir avuç taş doldurur Hoca'nın yaramaz oğlu,muziplik olsun diye. Bir zaman sonra arkadaşları:*Bugün Ramazan'ın kaçı acaba? diye sorarlar Hoca'da:* Şimdi eve gider öğrenirim, der ve evin yolunu tutar. Çömleği boşaltır; Taşların yüz yirmi beş tane olduğunu görür. Şaşkındır Hoca. Arkadaşlar, bugün, Ramazan'ın kırkbeşi" der.Hocaya gülüşürler Aman Hocam, bir ay otuz gündür. Hiç Ramazan'ın kırkbeşi olur mu? diye itiraz eder. Hoca, kızgın bir ifadeyle: Ben yine insaflı davrandım. Benim çömlek hesabına bakacak olursak; bugün Ramazan'ın yüz yirmi beşi!"der. Deniz oruç bozar mı? Naim Hoca`ya sormuşlar;*Denize girersek orucumuz bozulur mu?´ diye.Naim Hoca Ula uşahlar, Remazanda siz denize girersez orucuz bozulmaz. Amma deniz size girerse orucuz bozilir. Ona göre... Gökte Misafir Edilen Ne Yer? Nasreddin Hoca, Ramazan ayı vaazlar etmek, namazları, teravihleri kıldırmak üzere evine uzak köyde işe başlamış. Hoca’ya köyde oda tahsis etmişler. Görevi kısa olduğundan getirmemiş, Köyde vaaz ederken bir ara Hz. İsa’nın göğe çekildiğinden söz etmiş. yaşlı bir kadın Hoca efendi, Hz. İsa göğe çekildi dedin, ama ne yeyip ne içtiğini anlatmadın! Hoca:*Bre kadın, günlerdir köyün misafiriyim. Bir gün olsun misafirimiz ne yer ne içer demediniz de, gökte misafir edilen Peygamberin ne yeyip ne içtiğini soruyorsun ! demiş Halim Mecalim yok Bektaşi’ye sormuşlar:Baba Erenler niçin oruç tutmazsın? Bektaşi’de mazeret hazırdır: -Vallahi tutmak isterim ama halim yok. Bektaşi’yi zorda bırakmak için sorarlar: -İftara çağırsalar gider misin ne yapar eder giderim.Bektaşi’nin cevabına Bu nasıl olur? Allah’ın emrini dinlemiyorsun kulların davetini kaçırmıyorsun Bektaşi’nin cevabı hazırdır: Bunda şaşılacak ne var? Cenabı Hak merhametlilerin merhametlisidir affedicidir. Fakat insanlar böyle midir? Onlar, en küçük sebepten güceniverirler. Bunun için kulların davetlerini kaçırmamak gerekir Nasıl Yetişeceksin Sultan II.Mahmud Han Ramazanda ahbablarını iftara davet etmiş. şair İzzet Molla da davetliler arasındaymış.Yatsı ezanı okunmuş, cemaatle namaza başlamışlar. İmam namazı iki secdeyi bir edecek kadar acele kıldırıyormuş. Çok kısa zamanda sonuncu rekatın tahıyyatına gelmişler. bir adam -Hazır abdestim varken cemaate yetişeyim, diye düşünüp safa dahil olacağı sırada selam verilmiş.*İzzet Molla adama şöyle demiş: Be adam! Biz içinde iken yetişemiyoruz, sen dışarıdan gelip nasıl yetişeceksin? |
Kaynak biriz.biz
Ramazan Fıkraları Niyet* Bektaşi'ye, sahurda sorarlar:Oruca nasıl niyet etmeli Bektaşi, tıka basa yedikten sonra cevap verir: Dayanırsam tutarım, dayanamazsam yutarım diye niyet edip ağzını çalkalamalı. Oruç farz sahur sünnet Adamın biri hanımını zorla sahura kaldırıyor yemek hazırlatıp sahur yiyormuş sonrada orucu.* kadın dayanamamış Ula herif sende vicdan yokmu orucu tutmuyorsun zorla sahur hazırlatıyorsun, demiş.Adam Oruç farz.sahur yemek sünnet değilmi diye sormuş*Kadın Evet demiş* Adam hanım farzı yapmıyorsak sünneti demi yapmayalım, demiş. Oruç gitti ama Oruç tutan Bektaşi susamış. kırda giderken bakmış gürül gürül bir çeşme...*kendinden geçmiş bir lıkır lıkır içmiş Aman erenler ne yaptın? Oruç gitti, diye seslenmişler Bektaşi, sular bağrına doğru inerken cevap vermiş Oruç gitti, ama fakire can geldi! Oruç Tutayım Diye Bozdum Günler sıcak ve uzun. Aylardan Ramazan. gün boyu tırpanla ot biçmiş Tonyalı. Hararetten, dili bir karış varmış eve. Kafaya takmış, orucu bozacak ama, arkadaşı Orucunu bozma, akşama ne kaldı ki? Bir punduna getirip bozmuş orucunu Tonyalı. Arkadaşı:Ne yaptın? Nasıl bozdun orucu? cevap vermiş Tonyalı Baktum ki, orucu bozmazsam susuzluktan öleceğum. Ölürsem bir daha Allah için oruç tutamayacağum. Dedum, ey Rabbum, yaşayup senin için oruç tutayim diye orucumu kestum. Pabuçları yürüteyim derken... Ramazan gecesi Ayasofya Camiinde teravih namazı açıkgöz yankesici yanındakinin cebindeki enfiye kutusunu aşırır. yetinmez, kunduralarını da çalar. Malları çalınan, hırsızlığın da farkındadır. ses çıkarmaz. tam camiden çıkarlarken, hırsızın omzuna vurur ve koluna girer. Hırsız, şaşırır Efendi, nezaketle:Siz, namazdan evvel enfiyemi sormuştunuz, takdim edememiştim. İnanmanız için enfiye kutusunu size vermiş, namaza durmuştuk. eksik olmayın, kunduralarımı da taşıyorsunuz. Zahmetinize teşekkür ederim. Bu lûtfunuza artık hacet kalmadı. hırsızın yüzü mor! Enfiye kutusunu ve kunduralarını alanın sözlerini halkı güldürür, hırsızın yakasına yapışırlar ve karakola götürürler. Komiser, hırsıza çıkışır:herif! Bu kaçıncı rezaletin? Kaçıncı kundura hırsızlığın? Neye yaparsın bu işi?Hırsız, boynunu bükerek Hakkınız var efendim, Kusurum var, kötü alışkanlık! Fakat çok şükür cemaatten dayak yemeden pabuçları geri verdim, Şaşkınlığım yeter. Ancak, Allah aşkına siz de halime merhamet buyurun, hiç olmazsa bir kerecik dayak yemiyeyim. Sohbet Arkadaşı* Osmanlı’da her devletlünün Allah dostu arkadaşı vardır. Paşa’nın musahibi Haşmet Baba haramdan sakınıp, sözünü sakınan, hikmet ehli bir zattır. Koca Ragıp Paşa “tebasında* bulunanlara kolaylık gösterenler affonulur” müjdesince Haşmet’i de yanına alarak, çarşı defterlerini kontrole gider. Paşa’nın her ramazan yaptığı bu gizli işini sadece Haşmet Baba bilir.*Ragıp Paşa manava girip:* “Selamün-aleyküm. veresiye defteriniz var mı?”, Ve defterde ne borç varsa öder. Esnaf Paşa’nın gizlilik tembihine uyar. Borcu ödenenler, Allah’a hamdü senâ eder. Ragıp Paşa Haşmet’e takılır Bre Haşmet ölümü düşünürüm de. Kabir taşıma ne yazdırayım?Dün altımda olanlar, bugün üstümde” yazdır Paşam!*Hoş cevap verdin. Senin borcun var mı?”*Vardır bakkal tayfasına 2 altın, manava 3 altın...”*Sana kul borcunu değil, orucu sordum ” Siz sadece kul borcunu sorarsınız, orucu ancak Yüce Allah sorar.” Su katıyorlar Bektaşiyi ramazanda içki içtiği için yaka paça kadıya götürürler.*Çakırkeyif Bektaşi'yi gören kadı:* Behey kafir! Bu yaşta içiyorsun bu zıkkımı. Utanmıyor musun? Bilmiyor musun haram olduğunu? der.*Sırtınızdaki ipek kaftan haramdır..." diye karşılık verir Bektaşi.*Kadı:*Buna pamuk katarlar.*Bektaşi Dünyada doğru adam mı kaldı, şaraba da yarı yarıya su katıyorlar, der. Temel oruç tutarsa Temel, Ramazan günü Sultan Ahmette iftarı bekler. Güneş tepede,Temeli kurutmaktadır.*turist kafilesi satıcılardan iri bir karpuz alır ve temelin gözü önünde sapır şupur yer. bizimki yerinden kalkar usulca eğilerek Uy,dininizun kiymetini pilesinuz ha!* Teravihi Unuttu İki kafadar Ramazan’da kadı kıyafetiyle köy köy dolaşıp köylüleri falakaya yatırıp para kazanmaya başlar. Kadı Efendi bunları yakalatır 5 vakit namaz için kırk sopa attırıp bırakır İki kafadar köyden uzaklaşınca Tabanlarım sızlıyor, dinlenelim, deyince diğeri Yürü yürü! Dinlenmenin sırası mı Kadı Efendi teravihi unuttu. Hatırlarsa vay halimize! Yalansa Abartıcı kişi hattat İzzet Efendi dostuna: Dün gece sabaha kadar oturdum, bir Kur’an yazıp bitirdim, demiş.dostu söze girmiş Geçen Ramazan Kandilli’ye, iftara gidiyordum. Boğaziçi’nde fırtına çıktı Dalgalar bindiğim kayığı sahildeki minarelerin şerefelerine kadar çıkardı. Kayık dalgalarda sallanırken iftar oldu, toplar atıldı. sigaramı kandillerden yakıp orucumu bozdum.Mustafa İzzet Efendi bağırmış Yalan Yalansa, senin dün gece yazdığın Kur’an-ı Kerim çarpsın. Yumuşasın Diye Adamın biri Ramazanda erik yiyormuş. adam:* -Yahu, Müslüman oruç yer mi? demiş.Adam:* Hayır oruçluyum, cevabını verince adam, avurdunun şişliğini işaret ederek Ağzındaki nedir? diye sormuş.Adam-Eriktir, iftara kadar yumuşasın diye ağzımda tutuyorum!*demiş. |
Kaynak biriz.biz
Oruç ve Ramazan Hikayeleri Ayeti Kerimenin İndirdiği İftar Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin küçük yaşta hastalanır Hz. Ali ile Hz. Fatıma çocuklar iyi olunca, oruç tutar. Birinci gün, iftar yemeğini, o yetimlere vererek, iftar etmeden, ikinci gün oruca başlarlar. akşam yine kapıya gelen Allah için diyen fakir ve miskinlere verirler. O gece de, iftar etmez üçüncü gün orucuna başlarlar. Bunun üzerine, Ayet-i Kerime iner Meal-i şöyledir:*"Bunlar, adaklarını yerine getirdiler. Uzun ve sürekli kıyametden korktukları için, çok sevdikleri yemekleri miskin, yetim ve esirlere verdiler. Biz bunları, Allahu Teala'nın rızası için yitirdik. Sizden karşılık teşekkür, beklemedik, bir şey istemeyiz dediler.* Bunun için, Cenab-ı Hak, onlara Şarab-ı Tahur içirdi."*(İnsan suresi) Beşikte Oruç Abdulkadir Geylani Hazretleri, henüz üç aylıkken görülen kerametleri annesi söyle anlatır:Oğlum birkaç aylıktı. Mübarek Ramazan geldi. Birinci gün şafak söktükten güneş batıncaya kadar hiç süt emmedi. İkinci gün de ayni durum tekrar edince anladım ki Abdulkadir oruç tutuyor.İkinci sene Şaban ayının sonuna doğru hava bulutlu olduğu için halk Ay'ı göremedi. Ramazanın başlama tarihini tespit edilemedi Abdulkadir'in meziyetini bilenler annesinin*yanına gidip süt emip emmediğini sordular. o gün Abdulkadir şafaktan beri süt emmemişti. Ve o günün ramazanın birinci günü olduğu anlaşıldı.Beşikteyken oruç tuttuğunu şu beyit ile dile getirir. "Başlangıcım şöyleydi, dillerde söylenirdi.*Beşikteyken oruçtum, bunu herkes bilirdi.Allah ona ayağını veli kullarımın omuzlarına koy derken sebebi bu olsa gerek ... Bir Ramazan Masalı *Bir varmış, bir yokmuş. uzak dağlarda, bir ülke varmış. insanlar büyük işler yaparmış; İşler büyük olunca, her an yoğun olurmuş. kimse kimseyi görmezmiş Sabah erkenden halk, işbaşı yapar; akşama kadar işden ayrılmazmış. büyük işlerin adamlarıymış ne onları hiç ilgilendirmezmiş güneş... papatyalar, yapraklar dokunmazmış yüreklerine... Onlar papatya suyunu şifa diye satmayı, sonbaharda kış öncesi yakıt azaltma planları yapmayı severmiş. Kıyıda köşede hastalar, fakirler ve yaşlılar; kalırmış onlar için...*Hayat, bu Hastalanırsan devre dışısın derlermiş Fakirler için kimse tek lâf etmezmiş. Onlar, yokmuş ülkenin gündeminde...*Gel zaman git zaman; sokakda tellâllar bağırmışlar.Duyduk duymadık demeyin! Padişahımız hastalığa dûçâr olmuştur. Herkes, şifa için elden geleni yapın; duâsı makbûl olanlar el açsın; duâ eden olmamış ama; "Nasıl şifa oluruz?" diye düşünen hekimler, saraya akın etmişler. padişah kocaman olmuş!!! Masalda padişah yemek yemeye çok düşkünmüş Padişah yemek yiye yiye hasta vücudu kocaman olmuş. Artık oturup kalkamıyormuş. Hiç kımıldamadan yatıyormuş midesinde kalbine yer kalmamış. mide büyüyünce, kalp küçülmüş Hekim ilaçları.kâr etmemiş. kalbine hiç bir şey yaramamış. Padişahın yakınları ümîdi kesmişler. *kalbi sağlam bir hekim:*Allah'tan ümit kesilmez!.." Ümit, kulların en sağlam ipidir."demiş ümitlerini yeniden yeşerterek beklemişler. Bir gün, ülkeden yaşlı bir adam girmiş. gözü ve gönlü yaşlı adamın bilmezlermiş gözünden çıkan yaşları, gönlündeki sızıyı... O, dimdik, gezmiş, Allah'ın yol verdiği ülkede.Az gitmiş, uz gitmiş, serçeler ve karıncalar fark etmiş, bu adamda bbaşkalık olduğunu... ülke insanlarına inat, her âna anlam katıyormuş. Güneşe gülümsüyor, karıncalara yol veriyormuş. O yürüyor, ardından bir "huzur" bırakıyormuş huzura alışık değilmiş insanlar. içlerine çekmişler huzur rüzgarını. Hayat yavaşlamış Bir adam, tek başına nasıl değiştirebilirmiş bunca şeyi, sözsüz, kelâmsız?! Nihayet; yolunu kesip adını sormuşlar. adam, tebessüm etmiş:*"-Ramazan..." demiş. *Ramazan'ın yürüyüşü devam ediyor. Ünü her yere yayılmış, saraya ulaşmış. Ümidi kuşanmış saray halkı, Ramazan'ı lütuf saymışlar ve saraya dâvet etmişler.Saraya giren Ramazan, lükse, şatafata hayret etmiş. ülke gündemine düşmüş fakirler... israf kanına dokunmuş; üzülmüş, kalbine yaşlar inmiş. padişahın huzuruna... giren Ramazanın sızlamış kalbi, padişaha yaklaşmış; kalbini dinlemiş. cılızmış kalbi; Padişahın yakınlarına dönmüş Ramazan; Bu hastalığın hekimlikde adı; şişmanlıktır. Mânevi âlemde ise biz buna «ağır ruh hastalığı» diyoruz."Çare Allah'tır, Allah'tandır. 30 gün, 30 gece kalacağım ülkede... İlan edin halka; 11 ay beden doymuştur; bir ay ruh doyacak! Fakirler kardeş bilinecek, duâlar alınacak. zamanın kıymetini bilecek bütün insanlar. *Seheri, sabah bilecek; «vaktin oğlu» olma yarışına girecekler Vaktin oğlu na Biz ona «ibn-ül vakt» deriz. bu hâle erişenler, aldıkları nefesi hissedebilirler, ciğerlerinin her köşesinde... kalbin her atışı bir hayra alâmettir padişaha dönmüş, Ramazan:Sen de iyilik yap. Hâl-hatır sor güle, böceğe!.. Tâ ki, kalbinin ‘tıp tıp'larını duyasın..." saraydan çıkmış Ramazan. Ardında, rüzgarını bırakmış. Ülkenin şehrini, sokağını, dolaşmış. Bir ay sürmüş yolculuğu... Bir akşam ezanı, terk etmiş ülkeyi. Bir dahaki seneye niyetlenmiş; yine düzen, yine sekînet getirmeyi...Burda da masal bitmiş.* masalda hiç mi kötü yok?" Ramazan geldiğinde; kötüler, esir edilirmiş Gökten üç rahmet inmiş; biri padişahın kalbine; biri "vaktin oğlu" olabilenlere, biri de Ramazan'ın rüzgârını yüreğinde hissedenlere... Bizzat Şeytan Uğraşıyor Bir Ramazan günü Abdulkadir Geylani Hazretleri dostları çölden geçiyorlardı. Hava sıcaktı. oruç takati kesmiş. yola devam ediyorlardı. ışık şöyle seslendi:Ben rabbinizim Ramazan'da yemek içmek size haramdır. Ama şimdi size helal kıldım. Yiyiniz içiniz.hemen su kaplarına ve yiyeceğe el attılar. Abdulkadir Geylani hazretleri uyardı Sakın oruçlarınızı açmayın! Sonra sesin geldiği tarafa dönüp:"Euzu billahi mine'ş-şeytani'r-racim. Euzu billahimine şerri zalike" kovulmuş şeytandan Allaha sığınırım.*görünen şeyin zararından Allaha sığınırım, der demez nur kapkara kesildi! Şeytan kendisini göstererek onları aldatmaya yeltenmiş ama oyunu ortaya çıkmıştı. Cehennem Korkusu Haccac ve adamları Mekke ile Medinede yolculuk ya*parken su başında mola verdiler.Sofra kurulunca; Haccac fakir birisi getirin beraber yiyelim dedi. Hizmetçiler üzerinde hırkalı birini gördüler. Ve Haccaca götürdüler. Gel yemek yiyelim, dedi. Adam yemem diyerek Haccac'ı reddetti Haccac sebebini sorunca:-Beni senin sofrandan daha iyi. bir yere çağırdılar.-Nereye çağırdılar? Deyince adam:-Allah'ın misafirliğine çağırdılar. Ben oruç tutuyorum deyince,Haccac sıcak ta mı tutuyorsun? Deyince adam şöyle cevap verdi:-Evet, sıcak ta tutuyorum ki kıyametin sıcaklığından kurtulayım, dedi. Çoban ve Elma Ağacı Yaşlı çoban sürüsünü otlatmak için yaylaya çıktığında elma ağacının altında dinlenir ve onunla konuşarak:*Hadi bakalım evladım ihtiyarın elmasını ver artık".*Ve bir elma düşerdi, en güzelinden, en olgunundan. Yaşlı adam çakısıyla onu dilimlere ayırır ve küçük bir yoğurtla ekmeğe katık ettikten sonra, babasından kalan Kur'an'ını okurdu Çoban, ağacı yirmi yıl önce diktiğinde sık sık sular, abdest suyundan geriye kalanı kullanırdı. Elma ağacının kökleri, bu sularla kuvvet bulmuş serpilip meyve vermişti. Çoban gençti şimdi bükülüp boyu kısalmış, ağacınki çınar gibi büyüyüp göklere yükselmişti. ağaç Onu bir evlat sevgisiyle okşarken :*"Ver yavrum, bu günkü kısmetimi."* Ve bir elma düşerdi nazlanmadan, yıllar boyu aksamadan. Köylüler, uzaktan uzağa yaşlı çobanın veli bir zât olduğunu söylerlerdi. Yaşlı adam, namazını kıldığı gün, yine elmasını istedi. Ancak düşmemişti. Beklediği gelmiyordu. Gözyaşları, doğmuş kuzuların tüylerini ıslatırken, ağacın altından uzaklaşıp koyunların arasına attı kendini. Yavrusu, ilk defa reddediyordu onu. İhtiyar çobanın beli bükülmüş, güçsüz bacakları vücudunu taşıyamaz olmuştu. Hayvanlarını toplayıp köye yöneldiğinde, caminin her nurlu minarelerinden yankılanan ezanla irkildi Yeniden doğmuştu çoban. Birşey hatırlamıştı.*Çocuklar gibi sevinerek ağaca koştu şefkatle sarılırken :*hıçkırıp ağlayarak.*"Benim güzel evladım, mis kokulum. Şu unutkan ihtiyarı üzmeden neden söylemedin, bu günün Ramazan'ın ilk günü olduğunu ?"* Ebubekir (r.a.) Oruç Açıyor Hazreti Ebubekir kavurucu bir yaz günü oruç tutmuş ve iftar sofrasında bir tas su vardır İftar vakti gelince soğuk su ile oruç açmak için bardağı ağzına götürdü. Ve bardağı bırakması bir oldu. hıçkırıklara boğuldu Hz. Ebubekire neden hıçkırıklara büründüğünü sordular.*Hz. Ebubekir cevap verdi Bir gün Allah Resulü ile otururken eliyle hareketler yapıyordu. karşısında birisi varmış gibi git diyordu sordum.Resullailah cevap verdi Dünya yanıma geldi kendini kabul ettirmek istedi, git kendini bana kabul ettiremezsin dedim.-Yeminler olsun sen kurtulsan senden sonrakiler kurtulamayacaklar kendimi onlara kabul ettiririm. Hazreti Ebubekir Bende soğuk su içerken dünyayı kabul edenlerden mi oldum diye ağladım.O soğuk su içerken bunu düşünüyorsa biz soframıza inip kalkan yemekler için ne demeliyiz? Dünyanın kullarıyız dersek doğru olur mu? Gıybet Dinledim Orucum Bozuldu Allah dostlarının orucu akşama kadar aç kalmak de*ğildir. orucu haram ve mekruhlara şüpheye karşı bile kendini kapatmaktır. Onla*rın derdi sadece akşama kadar aç kalmak değil, oruçla Rıza-i ilahiye kavuşmaktır. Onlar için yılın her ayı ramazan ayıdır Sürekli oruç tutarlardı.*Bir gün oruçlu iken yanın*da Hindistan sultanı, gıybeti yapılınca; Dıhlevi hazretleri;"Eyvah orucum bozuldu" dedi. Yanındakiler; efendim gıybet yapan siz değildiniz" de*yince Gıybeti yapan da dinleyende ortaktır." hadisi şerifi ile karşı*lık verdi Hayvanlar Oruç Tutmaz Son Asrın Evliyalarından Hacı Cemal Öğüt Fatih Camiinde, Ramazan vaazı veriyor. oruç tutmayanları, başı açıkları, namaz kılmayanları görüyor, onlara bir şeyler demesi lazım, Konuya şöyle giriyor: Şu Hacı Cemal var ya, bu saf hanımla nasıl yaşayacak, nasıl idare edecek, Diyeceksiniz ki: "Senin hanım çok mu saf?"sormayın, o kadar saf, o kadar saf ki, isterseniz örnek vereyim de anlayın. Hacı Cemal'in nasıl yaşayacağını siz düşünün. Efendim, cübbemi buraya gelirken bizim hanım mutfakta iftarlık hazırlı*yordu. feryadı bastı. ayakkabılarımı çıkardım mutfağa koştum, mutfakta bir şey yoktu Dedim ki: Hanım, yangın alarmı ve*rir gibi ne bağırıyorsun Dedi ki:"Görmüyor mu*sun kediyi?" kediye ne olmuş?"İftarlık pideleri yiyor" Tepem at*tı. Hanım ne kadar cimrisin. İnsan pide için bu kadar çığlık atar mı? camiye gidiyorum. Ne kadar pide istersen getiririm, deyince, hanım dedi ki: "İlahi hoca, asıl saf olan sensin! Ben pideye mi acıyorum? Görmüyor musun, mübarek Ramazanda hayvan oruç tutmuyor, oruç? Şapur şupur pide yiyor. hay*vanın oruç yediğine kızıyor ve üzülüyorum."Tepem attı. dedim ki hatun sen bilmiyor musun hayvanlar oruç tutmaz, sen bilmiyor musun hayvanlar namaz kılmaz, sen bilmiyor musun hayvanlar açık yerlerini örtme ihtiyacı duymazlar" Cemal Hoca cemaate Nasıl bizim saf hatuna iyi söylemiş miyim?" Cemaatte gülüşmeler, mesaj alınmıştır. Huzura Oruçlu Gitmek Ramazan ayının ilk günleriydi. Nasuhi Efendi, dergahın bahçesinde dolaşıyordu. Onun bahçede hanımı, gece vakti niçin geziniyorsunuz?" diye sordu. O da;*Allah Teala bilir bayramı burada geçireceğiz.kendime yer hazırlıyorum." buyurdu. Hanımı Niçin böyle söyleyip yüreğimizi yakıyorsunuz." dedi.Nasuhi hazretleri;* "Takdir-i İlahi böyledir." cevabını verdi.*Aradan günler geçti. Ramazan-ı Şerif te sevenlerini etrafına toplayıp, oğlu Alaed din Efendiyi halife tayin etti ve vasiyeti bildirdi. Muhammed Nasuhi Hazretlerinin talebesi Şami Efendi, vefat edeceği gün hocasını ziyaret etti. Nasuhı Efendinin hastalığı artmıştı. Şami Efendi "Efendim az oruç tutup ilaç kullanırsanız rahatsızlığınız iyileşebilir." deyince,*Nasuhi Efendi;* Oğlum! Cenab-ı Hakk'ın inayetiyle otuz senedir farzları değil nafileleri dahi noksan yapmadım. İnşallah bu gece dergah-ı iz*zete oruçlu giderim." buyurdu.*Nasuhi hazretleri vefat ettikleri gün dervişlere;*"Bu gece Cüneyt-i Bağdadi, Abdülkadir-i Geylanı, hazretleri teşrif buyuracaklardır. hizmette kusur etmeyin.*İftar vaktinde Nasuhı hazretleri lokma yerken "Hu" diye seslendi.*Allah Teala'nın ismini zikredip ruhunu teslim etti.- |
Gitme Ramazan Savaşın çocukları, mazlumlar, yetimler, öksüzler, kimsesizler... Karnı Ramazan’da doyanlar Şevval'de yine aç kalacak; gitme Ramazan.sorularımız tükenmedi cevaplarımız bitmedi. “Kurşun yemek oruç bozar mı?” Tan yerini ağartıp duran bombalardan siyah ip ile beyaz ip ayırt edilemiyorsa ne yapılacak, bilmiyoruz. gençlerimiz oruç tutuyor Sahur da iftar yapamayanlarımızın oruçları kabul olur mu? Öğrenemedik. ... Gitme. Mukabelelerimizin ‘anladıklarımız’ kısmına geçemedik. Nasıl okunacağından nasıl anlaşılacağına sıra gelmedi henüz. Biraz daha kal, gitme. Vahyin* kadrini bilemedik, Şükürlerimiz nimetlere yetmedi, .
*Gösterişli sofralarda zenginlerden fakirlere yer kalmadı, oturma sırası toklardan açlara gelmedi biz yine yoksulların halinden anlayamadık. Aynı ezanda sabırlarını, dualarını, iftarlarını sofralarını ‘bir’leştirenler hakikatte birleşemedi , birleşmeden gitme.Ramazan’da da süren . Zulümler son bulmadı, kanayan yanlarımızın kanı durmadı. Gitme.Sahurumuzu, orucumuzu, iftarımızı kurtaramadık. Allah Rasulünün orucu nasıldı? İftarı nasıldı? Ramazan’ı nasıldı? Öğrenemedik, gitme.Midemiz gözümüz kulağımız dilimiz kalbimiz oruç tutacaktı. Sonra da hayat biçimimiz olacaktı... hayatlarımız; düzenlenmedi sabahlarımız, huzura ermedi Gitme. *Farzlar teravihleri yenemedi; aylık Müslümanlar yıllık Müslümanlıklara dönemedi, gitme. Terbiye etmeden nefislerimizi, diriltmeden kalplerimizi, ıslah etmeden bizi, ihya etmeden nesillerimizi, adam etmeden hepimizi, inşa etmeden ümmetimizi... Gitme Ramazan! Bayram? Hak etmedik ki henüz.. Gitme...!!** 😔 *Gelecek Ramazana sorunlarımızı çözmüş, cevaplarımızı almış, huzura kavuşmuş inşaallah* ramazanı layıkıyla idrak etmiş, tüm ınsanlığa hayırlı bir ümmet olabilme umudu ve duası ile Ramazan Bayramınız kutlu, Cumanız mübarek olsun. Selam ve Saygılar. "Osmanlı'nın artığısınız dediklerinde kahroluyorum" diyen Kerküklü nineye; Bizi kimlere bırakıyorsunuz?diye haykıran Şamlı dedeye; Bu vazifeyi Yavuz Han verdi, 500 yıldır İstanbul'u bekliyoruz" diyen Halepli mücahide Türkiye için dua etmeden seccademi kaldırmam" diyen Bosnalı teyzeye İki patik ördüm, köyüme ilk gelen Türk askerlerine vereceğim" diyen Ahıskalı geline ordumuza katılmak için ceketini satan Pakistanlı gence Kolundaki bilezikleri ve yüzükleri göndererek kurtuluş savaşında bizlere destek veren pakistanli Kadınlara şahadet parmağıyla İsrailli askere Bir gün gelecekler" diye ağlayan Gazzeli çocuğa... Baykal'a, Hazar'a,* Tuna'ya, Fırat'a ve Nil'e... Türkmen dağına, Apşeron'a, Elbruz'a ve Erciyes... Ahlat'a, Urumçi'ye, Fergana'ya ve Tebriz'e... Velhasıl-ı kelam... Yürek bohçasında bizlere dair ağıt ve umut taşıyan her yer, her ses ve siz kıymetli dostlarım , kardeşlerim...Ramazan ve Cuma Bayram'ımızı en kalbi duygularım ile kutlarım Ahir ve akibetimiz hayrolsun inşaallah. |
Kaynak yenidünyadergisi.com
Şefkat ve Vefânın İki Güzel Örneği İslâm’da Baba-Oğul Diyaloğu İslâm dîninin getirdiği hükümler Müslümanın hayâtını nasıl düzenlemesi gerektiğini açıklamıştır. Toplumsal bir varlık olan insanın ilişki ve iletişimde bulunduğu kişilerin başında babası ve annesi oğlu ve kızı gelmektedir. Toplumun en küçük yapıtaşı âilenin sağlam olması için âile içindeki ilişki üst düzeyde olmalı söz ve davranışlarda uyum olmalı İslâm’ın dışına çıkılmamalıdır Kur’ân-ı Kerîm’de anne/baba ile oğlun/kızın tavırlarında birçok örnek vardır. âyetler incelendiğinde şefkat ve vefâ duyguları görülecektir. Bu şefkat ve vefâ şahsiyetleri ancak İslâm’ın boyasıyla boyanmış ve Yüce Allâh’ın (cc) emir ve yasakları doğrultusunda hayâtına yön veren kişilerdir şefkat ve vefâ baba-oğul ilişkisinde en önde gelir güzel insanlar ve yol gösteren peygamberlerde gördüğümüz ulvî hasletler, evlâdını sâlih görmek isteyen baba duâsını almak isteyen her Müslümanın örnek alması gereken ahlâkî niteliklerdir. Hz. İbrâhîm (as) ile oğlu Hz. İsmâîl (as) arasında geçen diyalog, şefkatli bir baba ile vefâlı bir evlâdın en güzel örneğidir. Bir oğlu olduğu takdirde onu Allâh’a (cc) kurban adayan Hz. İbrâhîm’in, oğlu İsmâîl (as) yürüyecek yaşa ulaşınca*‘Oğulcuğum! Rüyamda seni boğazladığımı görüyorum ne dersin’*sorusuna oğlu İsmâîl (as)*‘Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun’*şeklinde cevap vermiştir. evlâdını kurban edecek bir babanın yüreğindeki şefkat ‘oğulcuğum’ hitâbıyla ortaya çıkmış canından olma pahasına, babasına olan vefâsını gösteren İsmâîl (as) sarsılmaz bir itâat ve saygı sergilemiştir. örnek bir baba-oğul karşılıklı saygıdan asla tâviz vermemelidir. Hz. İbrâhîm in babası Azer’e olan tutumu dikkat çeker Babasına yaptığı İslâm tebliğe her cümleye ‘babacığım’ diyerek başlamış babası müşrik dahi olsa saygı ve hürmetinden vazgeçmemiş her şartta babasına yumuşak davranmıştır Hz. İbrâhîm kavminin babasının kendisini taşlama tehdîdine karşı nâzik olması âileyr yapılacak tebliğde bize yön vermektedir. Bir evlat olarak Hz. İbrâhîm (as) Hz Muhammed (sav) Efendimiz örnek alınması ve yoluna tâbi olunması gereken şahsiyetlerdir İbrâhîm’in dînine tâbi olmanı*vahyettik. İbrâhîm’de güzel bir örnek vardır…’4 dînini kabul etmeyen evlâdını son bir hamleyle de olsa kurtarma çabasında olan Hz. Nuh’un (as) oğluna olan hitâbı baba şefkatinin büyük bir duygu olduğunu göstermektedir;* ‘Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nuh, gemiden uzaktaki oğluna: Yavrucuğum! Sen de bin, kâfirlerle berâber olma! diye seslendi.*Bu hitap yüreğinde evlat sevgisi ve Allah korkusu had safhaya ulaşmış bir peygamberin boğulmakta olan oğluna son seslenişidir. Ya’kûb’un (as) oğlu Yûsuf’a (as) olan konuşmasında ‘oğulcuğum’ Hz. Yûsuf’un da babacığım’ diyerek başlamışdır. Ya’kûb’(as) oğlunun anlattığı rüyâsına kayıtsız kalmadığı ona verdiği değeri gösterdi Yavrucuğum!’ dedi, ‘rüyânı kardeşlerine anlatma. Sonra sana tuzak kurarlar. şeytan insanın düşmanıdır.’ babasıyla karşılaşana dek onlarca sıkıntı çeken Yûsuf (as) ana-babasını ve kardeşlerini bulduğunda:*Hep berâber Yûsuf’un yanına girdikleri zaman, ana babasını kucakladı, ‘Güven içinde Allâh’ın irâdesiyle Mısır’a girin!’ dedi.’ Bu ana-babasını yıllarca görmeyen özlem çeken bir evlattan müthiş bir vefâ gösterisi ve ibret sahnesidir Lokmân’ın (as) oğluna verdiği nasihatler babanın oğluna neleri tembih etmesi gerektiğini gödterir*‘Lokmân, Yavrucuğum! Allâh’a ortak koşma! şirk büyük bir zulümdür, demişti. Lokmân, şöyle demişti Yavrucuğum! Yaptığın iş iyilik veya kötülük hardal tanesi ağırlığında bile olsa ve kayanın içinde göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, yine Allah onu sana getirir. Allah, en ince işleri görüp bilir ve herşeyden haberdardır. Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçir, sabret. bunlar, azmedilmeye değer işlerdir.bir baba oğul ilişkisinde en önemli husus, sorun ve netîcen karşısında sevgi ve saygıyı bırakmamaktır. Babaların âile geçimini temin etmek nafakayı sağlamak için çalışmak gibi sorumluluklarının yanında çocuğunun iyi bir ahlâka ve terbiyeye sâhip olmasını sağlamak gibi görevleri vardır. Peygamber Efendimiz’in (sav)*‘Hiçbir baba evlâdına güzel edepten daha üstün bir bağışta bulunamaz hadîs-i şerîfi edepli bir çocuk yetiştirmek isteyen babalara bir uyarıdır. çocuğa güzellik sevgi, şefkat ve merhametle yaklaşılmalıdır. Çocukların fikirlerine saygı duymak, ilgiyle dinlemek, âile ve toplumda söz sâhibi olmalarına fırsat vermek onların özgüvenlerini geliştirecek onlarla diyaloğumuzu olumlu yönde etkileyecek onların basîret ve ferâset sahibi olmalarına katkıda bulunacaktır. Hayırlı ve vefâlı bir evlattan beklenen ana-babasına saygı ve hürmet merhamet ve Allâh’a (cc) duâ ve niyazdır Kur’ân-ı Kerîm emir etmektedir*‘Rabbin, sâdece kendisine kulluk etmenizi, ana babanıza iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi yaşlanırsa, ‘of!’ bile deme; azarlama; güzel söz söyle. Onları esirgeyerek alçakgönüllülükle üzerlerine kanat ger Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, sen de sen onlara öyle rahmet et!’ diyerek duâ et. ana-babaya ‘of’ bile denmemeli saygısızlık ve bıkkınlık gösterilmemelidir. of’ ifâdesi kâfir bir evlâdın ana-babasına söylediği kaba ve çirkin bir sözdür. ana-babaya âsî olmak onları üzecek kalplerini kıracak ve kişi Rızâ-i İlâhî’den uzaklaşacaktır Efendimiz (sav) Allâh’ın (cc) rızâsının ana-baba rızâsında, Allâh’ın (cc) gazabının da ana-babanın gazabında olduğunu söylemiştir. Kur’ân-ı Kerîm baba-oğul ilişkisinde evlatların vazîfelerini şu şekilde açıklamıştır: Ana-babaya ihsanda bulunmak, iyilik etmek iyi niyet beslemek, kötü sözden sakınmak ve güzel söz söylemek,ana-babaya itâat onlara şükretmek teşekkür etmek hesap gününde anne ve babasının bağışlanması için duâ etmek nesillerin Allâh’a (cc) bağlı ve itâatkâr olmaları için ana-babaya ve evlatlara önemli görevler düşer. Bu görevlerin başında ebeveynlerin şefkat ve merhametle hareket etmeleri, evlatların ana-babalarına vefâ ve saygı ile davranmaları gelmektedir. İyi bir baba-oğul için sevgi ilgi, hoşgörü, sabır, inanç gerekir. çocuklarla istişâre etmek, fikirlerine değer vermek; onların kişiliklerini oluşturur, baba imajının mükemmel olması açısından izler bırakacaktır. Bir baba ve bir evlat olarak yapacağımız en güzel duâlarla sözlerimizi tamamlamak istiyoruz.* ‘Rabbim, bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, senin râzı olacağın sâlih amel işlememi ilhâm et. Neslimi de sâlih sana döndüm. sana teslîm olanlardanım.’Ey Rabbimiz! Amellerin hesap olunacağı gün beni, ana-babamı ve bütün mü’minleri bağışla. |
Kaynak buldumbuldum.com babalar günü
Anneler günü, sevgililer günü, öğretmenler günü olur da babalar günü olmaz mı? Babalar günü dünyanın birçok yerinde kutlanır. Bizler neden babalarımızı tek bir günde mutlu etmeye çalışırız. Bu özel günlerin en önemli özelliği hediyedir.oysaki babamızı her gün hatırlasak olmazmı Her sene Haziran ayının üçüncü Pazar günü kutlanan Babalar günü Amerika’ya dayanır. Bir Amerikan gazisinin kızı Sonora Dodd, anneler günü gibi babalar gününün de olması gerektiğini düşünmekteydi. Dodd’un babası, anneleri olmadığı için 6 çocuğunu tek başına büyüttü. Çocukları onu sevmekteydi. Dodd babasının doğum günü olan 5 Haziran’ın babalar günü ilan edilmesi için çalışmalara başladı ancak geciktiği için İlk defa 19 Haziran 1910’da Washington/Spokane’de babalar günü kutlanmıştır. 1966 da ABD başkanı Johnson, Haziran ayının üçüncü Pazar günü Babalar Günü’nün kutlanacağını açıklayan bir bildiri yayınlamıştır. 1972 de ise başkan Richard Nixon’un imzasıyla babalar günü ABD’de yasal olarak tatil ilan edilmiştir. Katolikler babalar gününü dini açıdan ele alıp Hz. İsa’nın babasının anısına Mart ayının 19. gününü St. Joseph Günü altında kutlamaktadır Babalar, hayatımızın merkezidir kişiliklerimiz onlarla örtüşür Onlar sevgilerini belli edemeseler de bize ne kadar değer verdiklerini biliriz. Güven ve kahraman sözcüklerinin eş anlamlısı babadır. Babalar hakkında sayfalar yazılabilir İşte bu insanı bir gün değil, her gün mutlu etmek görevimizdir babalar günü evrensel bir gündür Babalar günü, bir babanın beklentisi olmamalıdır Ancak babalar hatırlanmak ister, bir el öpülmesini ister. Babalar, evlatlarına tavır koymazlar. Babalar, dünyanın en yürekli insanıdır ve o yürekli insan unutulmamayı sonuna kadar hak eder. Kaynak sorularla islamiyet.com Babalar günü kutlamak caiz midir? Babalar günü de anneler günü gibi Batı kaynaklıdır.*baba ve anneyi yılda bir kez hatırlamak, dinimize göre uygun değildir., İslam, anne - baba hakkında, sürekli tavsiyede bulunur Rabbin sadece kendisine ibâdeti anne-babaya iyiliği emretti. yaşlanırsa, onlara*“Öf!”*deme. azarlama, güzel ve tatlı söz söyle. daima alçak gönüllü olup, şefkat ve merhamet kanatlarını ger. Rabbim! Ben küçük iken onlar beni merhametle yetiştirdi sen de onlara merhamet et' de."*(İsra,).Biz insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye ettik. Annesi onu zayıflık çekerek karnında taşımıştır. Sütten kesilmesi iki yıl içinde olur. biz insana “Bana ve ana-babana şükret.”*diye tavsiyede bulunduk. Dönüş, ancak Bana’dır. Eğer anne ve baban, bana ortak koşman için seni zorlarlarsa, itâat etme. Fakat onlarla iyi geçin. Bana yönelenlerin yolunu tut. dönüşünüz yalnız Bana’dır. Yaptıklarınızı haber vereceğim."*(Lokman,). "Ey insan! Eğer anne-baban, seni Allah'a karşı isyan etmeye teşvik etseler onların dediğini yapma, ama yine de dünyada onlara karşı saygıda, kusur etme!.."Allah'ım! ne müthiş merhamet, ne harika şefkat, Seni inkâr edennkâfir bile olsa- anne ve babaya karşı inanılmaz hoşgörü saygısızlara karşı, bu ne incelik, İslam dini, her konuda kusursuz meziyetlere sahiptir.*Babalar Günü*ilk kez 19 Haziran 1910'da Washingtonda kutlanmış. resmi olarak 1924 te Amerika Başkanı Calvin Coolidge'in desteğiyle kutlandı. 1966 yılında Johnson, her yıl haziran ayının üçüncü pazarının Babalar Günü olarak kutlanacağını açıklayan bildiri yayımladı. Kur'an-ı Hakîm,*ise yılda bir defa değil, her gün babalar gününü kutlar Batılılar*"tereciye tere satıyor Batılılar hep bunu yapıyor, kendi malımız olan güzellikleri bozarak, -küflendirerek bize satıyorlar. Biz de yeni bulmuş l gibi, kaliteyi, fiyatı sormadan sırf Batılı olduğu için, alıyoruz. Özel günlerin kutlanması, dinî ritüel değildir. başka bir dini taklit etmek değildir. Evrensel günlerde,*İslam'a aykırı haram işlenmediği takdirde,kutlanmasında sakınca yoktur.* eğer anne-babaya karşı gerçekten saygı ve sevginin geliştirilmesine ve onlara yardım ellerinin uzanmasına katkı sağlıyorsa, İslam açısından hoş görülür. "Karşılıklı hediyeleşin, bu vesile ile sevgiyi paylaşın."mealindeki hadis-i şerifte kutlamalar, meşru dairede cereyan eder hediyeleşmelerle aile arasında sevgi ve saygının paylaşımına katkı sağlayacaksa, bu güzel davranışa, dinlerin en güzeli İslam karşı çıkmaz, teşvik eder. Prensibimiz şu olmalı:*Allah'a isyan taşımayan, insanlara yararlı olmayı ön gören her davranışa, İslam vize verir İslam'da:*Vacibe vesile olan şeyler vacip, harama vesile olan şeyler haramdır Allah'ın emri olan anne-babaya karşı saygı ve sevgiyi öngören bir davranış insanlık adına alkış alır. Yeter ki, kutlamalar, içki, kumar vs. gibi haram işlere bahane teşkil etmesin Selam ve dua ile... |
Kaynak sorusorcevapbul.com
Anne-Baba Hakkı ile Alakalı İbretlik Kıssalar Son nefesinde şehadet Bir gün Hz. Peygamber’e (asm) birisi Ya Resulullah Bir genç ölmek üzere. La ilahe illallah...’ sözünü söylemedi." der. Resulullah (asm):*Namaz kılıyor muydu?” diye sorar. Adam:*Evet, diye cevap verir Resulullah (asm) ile birlikte gence giderler. Hz. Peygamber (asm) ölmek üzere olan delikanlıya”:* La ilahe illallah de diyince O Söyleyemiyorum, gücüm yetmiyor." der. Hz. Peygamber (asm):* Niçin?" diye sorunca, Annesine isyan ediyordu” diye cevap verirler. Hz. Peygamber (asm) ile genç çocuğun Annesine Kızgın alevlerle yanan kocaman bir ateş gördüğünde sana:*oğlunu bağışlarsan bırakırız, yoksa onu ateşe atacağız denilse bağışlamaz mısın?“Ya Resulullah onu affediyorum.”*Allah’ım! Sen ve Peygamberim şahidimsiniz, oğlumdan razıyım” dedi.*Hz. Peygamber (asm) delikanlıya dönerek:*“Ey Delikanlı ‘La ilahe illallahü vahdehü la şerike leh ve Eşhedü enne*Muhammeden Abdühü ve Rasülühü’ de, diyince delikanlı söyler.” Bunun üzerine Resulullah (asm):*Şefaatim sebebiyle onu ateşten kurtaran Allah'a hamd olsun, der.”* Annesini sırtına alıp tavaf ettiren sahabe “Hac sırasında bir sahabe hasta annesini omzuna alarak Kâbe’yi tavaf ettirmişti. Resulullah'ın (asm) yanına gelerek:*Ya Resulallah, annemi sırtımda taşıyıp tavaf ettirerek hakkını ödedim mi?" diye sorunca, Resülullah (asm):*Hayır, sana hamile iken alıp verdiği bir nefesin hakkı bile değildir.”(Kütüb-i Sitte)* Annesinin duası ile Hz. Musa’ya (as) komşu oldu Musa (as) “Ya Rabbi cennetteki arkadaşımı göster!” dedi. Allah ü Teâlâ:*Filan şehrin, çarşısına git. bir kasap vardır. cennetteki arkadaşın odur” buyurdu.*Hz. Musa (as) dükkâna gitti. kasap, Dükkândan ayrılırken, Musa (as):*Ey genç, misafire yanında yer var mı?” buyurdu. Genç “evet” deyip, gittiler. Eve gelince, etten çorba pişirdi. evin köşesinden zembil çıkardı. İçinde çok yaşlı, güçsüz bir kadın vardı. güvercin yavrusunu andırıyordu. zembilden çıkardı. ağzına yemek koydu. elbisesini kuruttu ona giydirdi. zembile yerleştirdi. annesinin dudakları kımıldadı. adam zembili duvara astı. Hz. Musa (as):*Bu nedir?” buyurdu.*“Bu annemdir. Çok yaşlandı gücü yok. Oturacak halde değildir. gelince, onu yedirmeden, doyurmadan, ne yerim ne de içerim” dedi. Hz. Musa (as):* annenizin dudaklarını kımıldattığını gördüm” buyurdu.*Ya Rabbi oğlumu cennette Musa’ya (as) arkadaş eyle” diye dua ederdi. Hz. Musa (as):*Gözün aydın olsun, Musa benim ve benim cennetteki arkadaşım sensin” buyurdu.* Annesine hakaret ettiği için eşek suretine çevrildi Avvam (ra) der ki;*bir yerde konaklamıştım. bir kabir açıldı. İçinden başı merkep, vücudu insan vücudu bir adam üç kez anırdı. kabir, adamın üzerine örtüldü. Yaşlı bir kadın, “Şu ihtiyar kadını görüyor musun?” Nesi var?” dedim.* “O adamın anası!”*meselenin aslı nedir “Adam içki içiyordu.Anası ‘Yavrum Allah’tan kork! Daha ne zamana kadar içeceksin deyince, adam anasına:*‘Sen eşeğin anırması gibi anırıyorsun’ dedi ikindiden sonra öldü. Öldüğü günden bu yana her ikindiden sonra,kabir açılır. üç kez eşek gibi anırır. Sonra kabir üzerine kapanır.” dedi. Hz. Üsame (ra) annesinin isteğini yerine getirmesi Hz. Osman zamanında hurma ağacının fiyatı bin dirheme yükselmişti. Buna rağmen Üsâme, hurma ağaçlarından özünü çıkararak annesine yedirdi. Ona:*Bunu ne için yaptığını anlayamadık. hurma ağacının bin dirheme çıktığı zamanda bunu nasıl yapabildin?” dediler. O da:*Annem hurma ağacı özü istemişti. Gücüm yettiği sürece onun her istediği boynumun borcudur” diye cevap verdi Veysel Karâni Hazretleri’nin (ra) annesine hürmeti* “Yemen illerinde ömür geçiren Karâni Hazretleri daima Rasûlü (asm) dünya gözü ile görmek isterdi. Allah sevgilisi görmeden âşıktı. Hasretiyle tutuşurdu. hatırını çok saydığı anasının ayaklarına kapanarak şöyle dedi:*Yâ ana! İznin olursa Hazret-i Muhammed (asm) Efendimizi görmeye gideceğim. hizmetini aksatsam bile gitmeme izin ver.” Annesi cevaben;*Elbet izin veriyorum, bir şartla; Rasul-i Kibriya’nın (asm) mübarek evlerinden başka yere gitmeyeceksin. vasiyetimdir . Haydi, yolun açık olsun” dedi.* Anasının iznini alan Üveys (ra), Rasul (asm) kapısına gitti.“İki cihan serverini görmeye izin var mı?” diye seslendi. Hz. Aişe (ra) anamız, mescitte olduğunu, beklerse görüşebileceğini söyledi. Veysel Karâni (ra):*fazla bekleyemeyeceğim” cevabını verdi. Aişe anamız (ra) “Hz. Peygamber (asm) geldiğinde kim aradı diyelim?” dedi. Üveys üzüntü ile:*Adım Üveys” buyurdu. Ağlaya ağlaya tekrar Yemen’e döndü. Kapıda Üveys’in nurunu gören Hz. Peygamber (asm), Hz. Aişe’ye (ra):* “Yâ Aişe! Üveys gelmiş, bana fani âlemde enis olmak istemiş. beni bdünya gözleri ile göremeyecek. Allah onu imtihan ederek, azim mükâfat vermiş buyurmuştur.*Veysel Karani Hazretleri ağlayarak anasının ayaklarına kapandı:* “Yâ ana! Habib-i Ekrem’i (asm) görüp, mübarek ayaklarına yüz süremedim. mescitte imiş, sana asi olmaktan korktum. Ne fena talihtir ki bu kadar yol gittim, onu göremedim.” Anası cevaben:* “Kaygılanma oğul, nasıl olsa onu ahirette göreceksin. Benim rızamı aldığın için de sana şefaatçi olur” buyurdu.* |
Kaynak mumsema.org
Anne ve Baba Hakkı ile ilgili Bazı Hadisler Peygamber Efendimiz (SAV) buyuruyordular "Babanın sevgisini muhafaza et Eğer o sevgi bağını koparırsan Cenab-ı Hak da senin feyz ve saadet nurunu söndürür" "Sen de senin malların da babanındır" Her baba ve büyükbaba muhtaç olduğu şeyi oğlunun veya kızının malından alır Aralarında teklif yoktur Bazı evlatlar vardır ki babasına muhtaç olduğu şeyi vermek bir tarafa selamını bile istemez Din kitaplarımızda böyle bir hareketin yeri olmadığı için buna söylenecek söz bulunamaz "Şüphesiz üç şahsın duası Allah katında makbuldür:1Evladına babanın 2Misafirin 3 Mazlumun duasıdır Bunların hayır dualarını istemek beddualarından kaçınmak lazımdır Rasul (AS) efendimize: ilk önce iyilik edilecek kimdir? diye sorulduğunda "Anandır anandır anandır Sonra baban sonra da yakınlık derecesine göre diğer yakınlarındır" buyurmuşlardır "Kim kabirdeki babasını ziyaret etmek ve ona iyilik isterse babasının dostları ile buluşsun onları ziyaret ederek hizmet etsin Böylelikle İslami ve milli dostluklar muhafaza olunur ölen babanın mesleği ve dostlarının hakları korundukça insan milli karakterinin sevgisi ve İslami esaslar garanti altına alınmış olur "Ana- babanın gönüllerini alan onlara güzel davrananlara müjdeler olsun Dünyada ömürlerinin bereketini görenler anasının ve babasının rıza ve dualarını alanlardır" "Kebairin günahların en büyüğü Allah'a ortak koşmak ana-babasına asi olmak yalan yemin etmek ve hakim karşısında Allah'ın adını anarak yemin etmektir büyük günahlar insanın kalbinde kıyamete kadar ukde bırakır Kaynak islam-tr.net Müslüman Babanın Ailesine Karşı Görevi: İslamda aile reisi sadece kendisi İslam'ı yaşamaz hanımı, çocukları ve sorumluluğunda bulunan kimselere de İslam'ı yaşatır Üzerindeki görevi mazeretsizce terkeder ve İslam'ı sadece kendisi yaşarsa, Allah katında azaptan kurtulmaz. Kadını en çok etkileyen kocası, çocukları en çok etkileyen babadır. hanımını çocuklarını İslam konusunda eğitmeyen ve yönlendirmeyen babaya Allah hesap sorar Rasulullah (s.a.s) buyurmuştur: «Erkek ev halkı üzerinde bir çobandır ve onlardan sorumludur.Müslüman baba; hanımına ve çocuklarına İslam'ı en güzel şekilde öğretmelidir. Tevhid» üzerinde durmalıdır. büluğa gelmemiş çocuklara; şirke girmemelerini sağlayacak en temiz ortamı sağlanmalı, şirk pisliğiyle dolu ortamlardan uzak tutmalıdır. Müslüman aile reisi; hanımının ve büluğ çağındaki çocuklarının «Tevhid»e ve İslam'a sarılmaları için çalışmalıdır. Eğer sonuç alamazsa karşı İslam'ın emrettiği tavrı takınmalıdır. Müslüman, İslam'ı Allah'ın istediği şekilde yaşamak istemeyen, küfüre devam eden hanımını terketmelidir. böyle bir hanım hem kendisi hem de çocukları için tehlikedir.Büluğ çağındaki erkek çocuklar «Tevhid»i ve farz amelleri yerine getirmeleri için uğraştığı halde küfür ve günaha devam ediyorsa buna göz yummamalı ve evde barındırılmamalıdır. Büluğa gelmiş kız çocuklarından sonuç alınamazsa onları; İslam devleti kuruluncaya kadar evinde tutmalıdır. onları evinden kovarsa büyük bir fitne ve zararın meydana gelmesi söz konusudur. |
Kaynak melekler mekanı.com
İslami terbiyede babanın görevi * Abdullah b. Ömer’den (r.a) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Rasulullah (s.a.v) söyle buyurmuştur: “Hepiniz çobansınız ve her biriniz sürünüzden sorumlusunuz. Devlet başkanı çobandır yönetimindekilerden sorumludur. Erkek, aile fertlerinin çobanıdır onlardan sorumludur. Kadın kocasının evinde çobandır çocuklarından mesuldür. Hizmetçi efendisinin çobanıdır ve ondan mesuldür. hepiniz çobansınız her biriniz sürüden mesuldür.” İslami terbiyede önce ailevi terbiyenin anlaşılır. İslam cemiyet dinidir. Cemiyet bal peteğinin küçük hücrelerden meydana gelmesi gibi aileden oluşur. Aileleri sağlam olan toplum sahih ve sağlam; huzursuz ve hastalıklı olan çürük olur. Kur’an-ı Kerim’de doğdukları zaman çocukların hiçbir şey bilmedikleri bildirilir (Nahl, 78). çocuk iyi kötü, faydalı zararlı her şeyi sonradan öğrenir. Efendimiz (s.a.v), “Her çocuk İslam hakikatini kabul edecek bir fıtratla doğar. Ancak onu ailesi Yahudi, Hristiyan, müşrik veya mecusi yapar” buyurarak çocuğun bilgi, görgü ve edindiği her şeyi en yakınlarından ailesinden kazanacağını bildirmiştir. Ailede çocuk terbiyesinde ilk adım, güzel bir niyetle işe başlamaktır. Kur’an-ı Kerim’de çocuk isteme hususunda, anne babalara şu dua tavsiye edilmiştir: “Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle.” (Furkan) Sadece dille dua edip sebeplere yapışmamak doğru değildir. Bir mümin hedef için dua ettikten sonra, Rabbi’nin rızası doğrultusunda gayretini gösterecektir. ailede terbiyeden öncelikle sorumlu olan babadır. Terbiye denilince maddi terbiye ve manevi terbiye akla gelmektedir. baba, ailenin terbiyesinden sorumludur. Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun...” (Tahrim,).ateşten koruma” terbiye iledir ebeveynler, aile halkına İslami terbiye verdikleri takdirde, dünyevi ve uhrevi hayatlarını ateşten korurlar İslam alimleri şöyle derler: “Kişi ailesinden sorumludur. Kıyamet günü çocukları ona ya şefaatçi olacaktır ya da şikayetçi… Aile reisi ailesine İslami terbiye verdiği takdirde onların sevaplarına iştirak edecek şefaatlerine mazhar olacak; İslami terbiye vermediği takdirde Bizim terbiyemizi neden ihmal ettin, bizim ateşe girmemize niye sebep oldun?’ diye onların şikayetleriyle karşılaşacaktır.” baba, aile fertlerinin sorumluluğunj taşıyan kimsedir. baba, sorumluluk için kendisinde bazı şartları bulundurmalıdır: Yeterli seviyede dini ve dünyevi ilme sahip olmayan baba, terbiye noktasında eksik kalır. Ailenin devamı ve huzuru için nafaka temin etmelidir. Terbiye için çalışmak, kazanmak, güzele alıştırmak, babanın görevidir. Aile bireyleri ve çocuklar terbiyeyi önce babadan görmelidir. baba namaz kılmalıdır ki, çocuklarına sözü geçsin Babanın aileye vereceği terbiyeyi çok iyi bilmelidir. BABA TEMEL DİNİ BİLGİLERİ ÖĞRETMELİ Farz-ı Ayn denilen bilinmesi zaruri ilimler hakkında çocukları bilgilendirmeli. ailesine namaz kılmayı, oruç tutmayı, gusül ve abdesti helal ve haramı inanç kelime-i şehadeti, İslam’ın beş şartını, ahlak kurallarını, öğretmelidir. çocuklara lüzumsuz bilgi öğretilmemeli Efendimiz’in (s.a.v) “Allahım! Fayda vermeyen lüzumsuz bilgiden sana sığınırım” hadisi akıldan çıkarılmalıdır.babanın öğretmesi gereken bir başka husus da, kılık kıyafetdir. Aile reisi bir baba, ailesine İslam’ın uygun gördüğü kıyafeti anlatmalı ve ona göre giydirmelidir. Rasulullah (s.a.v) yanına avret yerleri açık bir çocuk getirilince Nebi (s.a.v) onun örtülmesini istemiş çocuklarda görülen haya eksikliğinin dikkat edilmeyişten kaynaklandığını bildirmiştir.Aile terbiyesinde ebeveynler arkadaş seçiminde belirleyici olmalıdır. çocuk ve ailede yaş ilerlemesiyle başlayan, anne babaya itaat etmeme probleminin temelinde, ebeveynlerin çocuklarının arkadaşının kim olduğuna önem vermemeleri bulunur. Rasulullah (s.a.v) Kişi dostunun dini üzerinedir. O halde herkes kiminle dostluk ettiğine iyi baksın” buyurarak arkadaş seçiminin önemine işaret etmiştir. Bu gün gençlerin sapkın inançlara bağlanmasındaki sebep, kötü arkadaşdır. ebeveynlerin bu noktadaki vurdumduymazlıkları da ayrı bir acıdır. İmam Gazali ailede terbiyenin çocukları kötü arkadaşlardan muhafaza etmek olduğunu söylemektedir.aile reisi babanın ailesi için yapması gereken pek çok görev vardır terbiyeden öncelikle sorumlu olan babadır baba kadar annede görevlerin takip ve tatbikinde ortaktır |
Kaynak buldumbuldum.com
Ünlü Şairlerin Babalar Günü Şiirleri İnsan sevdiği şeylerin değerini onları yitirdiğinde anlarmış. babanız şuan yanınızdaysa, her an yanınızdan ayrılacakmış gibi onu kucaklayın… Sadece babalar gününde değil, her gün babanıza onu sevdiğinizi söyleyin. Hayat kısa ve biz hayata etişmeye çalıştıkça etrafımızdaki insanların yokluğuyla boşluğa düşüyoruz. Herkesin gidişi sizi üzer ama anne ve babanın gidişi yüreğinize oturur. Ardınızda keşkelerbbırakmayın, sevdiklerinizi her gün kucaklayın babanıza onu ne kadar çok sevdiğinizi can-ı gönülden hissettirin * Sabahattin Ali ~ Babam İçin Allahım bugün, zavallı ömrümün En matem günü. Elim böğrümde bugün haber aldım Babamın öldüğünü. Bitti hayatın tadı, kalmadı, Dudağımda tebessüm.Kalbim oyuldu Aman Yarabbi, Ne acıklı imiş ölüm Yüzümü okşayan el toprak oluyor. vücudum kadar Bana yakın olanlar, uzak oluyor.Ah Baba dün göğsündeydi başım İnan babacığım, inan,ateş Kuruttu gözyaşımı… Rıfat Ilgaz ~ Baba Küçük işler peşinde harcadın altmış üç yılını mum sattın, kürek çektin kul oldun bir kapıya kaplarını doldurmadın vaktinde sessizce göçtün ne ölümün geçti gazeteye ne dokuz göbek soyun kötü mü olurdu beş on para ayırsaydın kenara kara günler için başımızı sokacak ev bıraksaydın sokakta kalmış değiliz adını herkes hatırlayacak bir dikili çöpün bile yok yeryüzünde mezar taşından gayrı unutulup gideceksin seni aydan aya hatırlatan cüzdanda olmasa ne ham bıraktın, ne hamam arsa da kalmadı borcun bile yoktu neyinle övüneyim memurdun kolculuktan yetişme kimlere laf edeyim Necip Fazıl Kısakürek ~ Babadan Oğula Eve dönmez bir akşam; Ve gün yüzlü çocuğu Sorar Nerede babam Gelir, derler çocuğa Baban attada Uzar gider batta Ve neler neler olmaz Ve kim bilir Bir mahşer gerisinde Babası döner bir gün, Hayatta En Çok Babamı Sevdim ~*Can Yücel Hayatta en çok babamı sevdim Karaçalılar gibi bir çocuk Nasıl koşarsa ardından bir devin O çapkın babamı ben öyle sevdim Bilmezdi oturduğumuz semti Geldi mi de gidici- hep acele işi! Çağın en güzel gözlü müfettişi Öylece ezberledim gurbeti Sevinçten uçardım hasta oldum mu 40’ı geçerse ateş, çağrırlar İstanbul’a helalleşmek isterdi oğluyla! Tifoyken başardım aşk oyununu Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu En son teftişine çıkana değin Koştururken ardından o uçmaktaki devin Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için Açıldı nefesim, fikrim, Hayatta en çok babamı sevdim… *Babama Selam Söyle ~ İclal Aydın Karlı bir akşamdı Ankara’da Son kez yürümüştük, Bitmesin istediğimiz yolda. Kısacık anıları sığdırmıştık. Yazarsın demiştin.Bende yazarım sık sık. Ağlıyordum görmeyesin diye kaldırmadım başımı. Elimi sıkıca tuttun, Anlıyordun…. Ayrılığa dayanmıyordu kalbim, Öğrettiğim çiçek adlarını unutma dedin, Kelebekleri kitap arasında kurutma, Sık sık fotoğraf çektir, yolla bana, Kitaplarım sana emanet, İncitme kimseyi, kin büyütme kalbinde… Beni bekle…Yol bitti, gidiyordun artık; gittin Sokakta gördüklerimi, filmlerdeki aktörleri sen sandım bir süre, Kin büyütmedim söz verdim Kitaplarını okudum, kelebeklerine dokunmadım, Öğrendiğim çiçeklere yenilerini ekledim, En çok fesleğeni, akşam sefasını sevdim. Seni beklerken öğrendim, Yolunu gözlediğim, sevdiğim ilk adam… Nasıl olsa bulacaktır diye, seslendim Uçak, babama selam söyle! Beni kötü rüyalardan uyandıran sevdiğim adam… Bir bilsen seni nasıl özledim… Kar yağıyor şimdi, otuz yaşım bitti, Kitapların, kelebekler gibi kar taneleri, Kendi yolumda yürürken hiç unutmadım Selamını aldım babacığım, Kin büyütmedim kalbimde…. Küçük kızının gözleri hala senin çiçeklerinde. Uçak, babama selam söyle! *Babama ~ Ahmet Selçuk İlkan El etek öpmeden geldin bu günlere, Küçülmeden tutkularına,Yenilmeden ihtiraslarına, Mahçup olmadan kendine, ve dostlarına. Alnında ter, Gözünde ışık, Gönlünde gurur, Olursa işte böylesi olur… Baba ~ Nazım Hikmet Baba Her yılbaşında Sana söyleyecek tek Sözüm Seni ne kadar çok seversem O kadar Çok olsun ömrümden geçen yıllar…’Baba Babam, ağabeyim, Ne zulüm, ne ölüm, ne korku Başımı eğmez Yalnız senin elini öpmek için Eğilir başım Babam, ağabeyim, kardeşim Arkadaşım Ağlamalar ~*Hasan Hüseyin Korkmazgil Gördüm babaların ağlamasını Dalları düğüm düğüm Gövdesi kahve falı Bir zeytin ağacını köklemek var ya Sökmek var ya sarp yamaçtan ardıcı Kazma vurmak beş yüz yıllık meşeye Acısı duymak var ya kopmanın Babaların ağlaması işte o Babaların ağlaması öyle zor” Diyalog ~ Özdemir Asaf Babam öldüğünde aylardan Hazirandı, O elli dördündeydi, ben yedi. Bir ışık söndüğünde yol yandı. O kedi bunları nasıl da bildi.” |
Kaynak dua.gen.tr
Baba Duası Baba Duası;* dünya ve ahiretde önemlidir. Baba duası alan sadece babasını memnun ve mutlu etmekle kalmayıp, kendisi de huzura kavuşur. Kişi büyüklerine karşı görevlerini yapar babasına veya büyüklerine nasıl davranırsa kendisinede aynı davranışla karşılaşacaktır.Eden, bulur. babana, annene büyüklerine ne yaparsan, onları yaşar ve görürsün. Bundan dolayı babalarımızı hoşnut etmek, baba duası almak, dünya ve ahirette güzellik getirir.Baba duası anne duası büyüklerin ve yaşlıların dualarını almak, İslamiyette çok önemlidir Müslümanlıkta; babanız iyi ise, onu seviyorsanız babanızın duasını alın gibi bir şart değil, sadece baba duası almakla vardır. babamız çok iyi olmayabilir, etrafındakileri üzmüş olabilir. Ama, ne olursa olsun babamıza saygımızı, güler yüzümüzü, yardımımızı eksik edemeyiz. Babamızın gönlünü almalı duasını kazanmalıyız. Yaradan Rabbimizin rızası için Müslüman bir evlada yakışan budur. Büyüklerimizi kimseye muhtaç etmemeli, onları üzecek durumlara sokmamalıyız. Güler yüzümüzü eksik etmemeliyiz. babalar veya büyükler her nasıl olurlarsa olsun küçüklerinden görecekleri, saygıya ve sevgiye muhtaçtırlar. |
Kaynak tarihtürklerdebaşlar worldpress.com
BÜYÜK TAARRUZ’DA ŞEHİT OLAN BABA OĞUL… dumlupınar şehitliğinde en tepede bir baba-oğul anıtı vardır.anıtta yağız türk askeri ve kucağında yaşlı bir asker tasvir edilir. Bu anıt Çetmilli Ali Çavuş ve Oğlu Mehmet Onbaşı Anıtıdır kahramanlar, baba-oğul dur kurtuluş savaşında şehit verdik 1912 balkan savaşı*patlak verdiğinde çetmilli ali çavuş savaşa katılmak üzre evinden çıktı oğlu henüz 8 yaşındadır. ali çavuş balkan savaşlarından sonra galiçya,*hicaz,*yemen* kafkasya’da cepheden cepheye koştu 11 yıl köyünden ve ailesinden uzak kaldı*milli mücadelede doğu cephesinden kurtuluş savaşı‘na koştu bu arada oğlu mehmet büyümüş, yağız olmuş, babası gibi milli mücadeleye katılmak için orduya yazılmıştı. baba ve oğulun yolları cephede kesişir. dumlupınar başkomutanlık meydan savaşında 19 yaşındaki alay sancaktarı mehmet onbaşı ile ali çavuş karşılaşır hasret giderirler. sevinç ve kavuşma, kısa sürer. kavuşmanın sabahındaki süngü hücumunda çetmilli ali çavuş şehadet şerbetini içer. onbaşı mehmet babası ile gurur duymuştur. babasının şehit olmasının üzerinden h3 gün geçmişken onbaşı mehmet’te 31 ağustos günü izmir’e ilk giren birliklerimizin içinde şehit düşer.baba ve oğul şehit olarak birbirlerine kavuşurlar.yüce kahramanları minnet ve şükranla anıyoruz” ruhları şad olsun. |
Kaynak timetürk.com
İşçi ve işçilik *** Hazreti Muhammed: “İşçinin ücretini alın teri kurumadan önce ödeyiniz.”buyuruyor 1 Mayıs İşçi Bayramı, dünya çapında kutlanan, birlik, dayanışma ve haksızlıklarla mücadele günüdür Dünyada resmî tatildir. Türkiye’de ilk kez 1923′te resmî olarak kutlanmıştır. 2008 Nisan’ında, “Emek ve Dayanışma Günü” olarak kabul edilmiştir. 22 Nisan 2009 da TBMM’de kabul edilen yasa ile 1 Mayıs resmi tatil ilan edilmiştir. 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramına destek olan bir çok müslüman vardır* İslam’da zenginin* fakirin işverenin ve, işçinin de yeri vardır İslam tam bir adalet,* diyor çünkü eşitlik her zaman adalet olmaz. Güçlü deveyle zayıf deveye 50’şer kilo* vursan eşitlik olur adalet olmaz,* zayıfa güçlü kadar yük vurulmaz. Herkes eline geçen her şeyi verirse o zaman işçi de bulunmaz, herkes ağa olur “Sen ağa ben ağa inekleri kim sağa?!” derler. ve* dünyanın nizamı bozulur. ayette Ey mülkün sahibi* Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır sendedir. Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin.” (Al-i İmran 26) Allahu Teala Müslümanlara zekat ve sadaka müessesi getirip fakirlerin ihtiyacını gidermiştir. Sadakalar* -Allah’tan* farz olarak- yalnızca fakirler düşkünler* kalbleri ısındırılacaklar köleler borçlular Allah yolunda olanlar ve yolda kalmışlar içindir. Allah bilendir hüküm ve hikmet sahibidir.” (Tevbe) Peygamber Efendimiz işçinin ücretinin vaktinde ödenmesini emretmekte, işçiyi çalıştırıp ücretini ödemeyenlerin hasmı olduğunu beyan buyurmaktadır.* Nebi (s.a.v.) şöyle buyurduğunu “Allah Teâlâ buyurur ki: Üç kimse vardır ki, Kıyamet günü* onların hasmıyım. Ben,* kimin hasmı olursam, onu helak ederim. O üç kimse şunlardır: Bana karşı söz verip, sonra* dönen, ,Hür kimseyi köle gibi* satarak parasını yiyen, işçi çalıştırarak ondan istifade edip de ücretini vermeyen kimsedir.”* hadis-i şerifler ve İslâmiyet alın terine büyük ehemmiyet vermiştir. İslâmiyette emeğe saygı vardır. Karşılıklı anlayış ve işbirliği vardır. İşveren* emanetçidir. Mülkün hakiki sahibi Allahu Teâlâ’dır. patronun* serveti “ameli”dir. Ne kadar zengin olursa olsun mezara* kefenle onun için çalıştırdığı kişilere imkanları ölçüsünde en iyi ücreti verecek, onu muhtaç düşürmeyecektir. İşçi o işyeri sanki kendisininmiş gibi çalışacaktır. Müslüman olarak "Merkezinde insan ve insanlık olmayan, refahı topluma yaymayan sadece ülke ekonomisini büyütmeye kilitlenmiş* politikanın uygulandığı, Vergi yükünün emekçi sırtına yüklendiği, işçilerin asgari ücretle çalışmaya mahkûm edildiği, yüksek işsizlik oranları,* kadınların ve çocukların ucuz işgücü olarak sömürüldüğü, Yetersiz tedbirler ve çalışma şartları nedeniyle iş kazalarının arttığı, binlerce işçinin hayatını kaybettiği sakat kaldığı bir memlekette sosyal barış tesis edilemez." Hayreddin Karaman işçi hakları konusunda şunları yazıyor: İslâm'da işçi iş akdi, " ele alınmıştır; işçi, emeğini kiraya verendir. sermaye-emek toprak- emekten bahsedilmiştir. iş yapan zanaatkârlar, sanâyiciler, doktor, avukat serbest meslek sahipleri işçidirler işlerini yaparken başkalarının emeğinden istifade ediyor, yani işçi kullanılıyorsa, işverendirler işçi, emeği karşılığında ücret yerine, üretim ve gelirden pay alıyorsa, l işverendir işçi-işveren anlayışı İslâm'da sınıf çatışmasını önlemiş, işçinin işe sahip çıkarak üretimi arttırmasını, işveren olma ümidiyle* verimli olmasını sağlamıştır.*İslâm hukukunda* iş akdi* rızâ ve irade iledir. İşin meşrû ve mübah olması, işçinin yapacağı iş ve hizmetin -müddeti* ücreti istifade edeceği haklar iş akdinin şartlarıdır. işe ilk girişte sözleşme ve akit yapılırken, sonra, işçi ve işveren temsilcileri arasında toplu sözleşmeye gidilmektedir? Toplu sözleşmenin* meşrû olabilmesi için, sözleşmeyi yapanlara işçilerin ve işverenin, serbest irade ve rızâlarıyla temsil* selâhiyeti vermiş olmaları, tarafların kabul veya red muhayyerliklerinin bulunması gerekir. Tehdit, zorlama ve tazyikte kalan taraf veya tarafların yaptıkları akit ve sözleşme meşrû ve sahih değildir.*Bir başkasına çalışmak veya hizmet* suretiyle üretim kâr yahut* refah ve huzurua katkıda bulunan bir kimsenin, bundan dolayı kendisine menfâatler sağlaması tabiî hakkıdır;* İnsanın* gelişmesi, huzur ve mutluluğa ermesi istediği işte, kabiliyetlerini geliştirebileceği sâhada çalışma imkân ve hürriyetine bağlıdır. İslâm, kişinin sınıfına* bakmaksızın ona, güç ve kabiliyetine uygun her işte hürriyet tanımıştır. Hiçbir kimsenin, örf-âdete veya iktidara dayanarak bir işe girme imtiyazı yoktur; iş ve çalışmada fırsat eşitliği vardır; öncelik hakkı ehliyet ve kabiliyete bağlıdır:* Rasûlullâh (sav) "Emanet* iş ehline değil ehli olmayana verilince kıyâmetin kopmasını bekle" buyurmuş İslâm'ın "insanlar arasında eşitlik" prensibine işaret etmiştir çalışma hayatında fırsat eşitliği ve hürriyet -prensiplerine ve* iş sâhasına* bağlıdır. İstediği işi bulamayan veya ekmek bulamayan kimsenin iş hürriyetinden bahsedilemez. İslâm, devlete, herkese iş bulma vazifesini vermemekle beraber, gerekli tedbirleri almasını ve iş bulamayan kimselerin geçimlerini sağlamasını* istemektedir.* |
Kaynak vikipedi.com
1 Mayıs İşçi Bayramı 1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı,*işçi ve emekçiler*tarafından dünya çapında kutlanan, birlik, dayanışma ve haksızlıkla mücadele günüdür Dünyada resmî tatildir Türkiye'de ilk kez*1923'te resmî olarak kutlanmıştır.*2008 Nisan'ında,*"Emek ve Dayanışma Günü"*olarak kabul edilmiştir. 22 Nisan 2009 da*TBMM'de kabul edilen*yasa*ile 1 Mayıs*resmi tatil*ilan edilmiştir.Uluslararası*emek hareketine*dikkat çekmek için 1 Mayıs 1886'da Şikagolu işçilerin sekiz saatlik iş günü için greve gitmesiyle başlayan ve dördü işçi, yedisi polis on bir kişinin ölümüyle sonuçlanan*Haymarket Olayı'nı anma 1977 yılında*Taksim'de 34 kişinin öldüğü, 136 kişinin yaralandığı*Kanlı 1 Mayıs'ı anmak için gösteriler yapıldı İlk kez*1856'da*Avustralya'nın*Melbourne kentinde taş ve inşaat işçileri, günde sekiz saatlik iş günü için Melbourne Üniversitesi'nden Parlamento Evi'ne kadar bir yürüdüler 1 Mayıs*1886'da Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu için işçiler 12 saat, haftada 6 gün olan çalışma takvimine karşı, günlük 8 saat talebiyle iş bıraktılar.*Şikago'daki gösterilere yarım milyon işçi katıldı. Kentakide 6 binden fazla siyah ve beyaz işçi, yürüdü. O dönemde Luizvil'deki parklar, siyahlara kapalıydı. İşçiler, Ulusal Park'a girdi. Her eyalet ve kentte, siyah ve beyaz işçilerin birlikte yaptığı gösteriler, gazeteler tarafından, ön yargı duvarı yıkıldı şeklinde yorumlanmıştı.gösteriler 1 Mayıs'ı izleyen günlerde devam etti ve 4 Mayıs'ta kanlı*Haymarket Olayı'na yol açtı. yasal baskılarla gösteriler engellendi.*14 Temmuz-21 Temmuz*1889'da toplanan*İkinci Enternasyonal'de*Fransız*bir işçinin önerisiyle*1 Mayıs tüm dünyada "Birlik, mücadele ve dayanışma günü " olarak kutlandı ikinci gösteri*1890*da yapıldı Zamanla 8 saatlik işgünü birçok ülkede kabul edildi. 1 Mayıs işçilerin birlik ve dayanışmasını yansıtan bayram niteliği kazandı. sosyalist Çin,*Kuzey Kore,*Vietnam,*Laos,*Küba,* Venezuela,*Nepal,*Bolivya ve birçok ülkede tatil günü 1 Mayıs'ı işçiler büyük kitlelerle kutlar; ve 1 Mayıs siyasal bir eylem biçimini alır. |
Kaynak islamveihsan.com Osman Nûri Topbaş
* İSLAM’DA İŞÇİ HAKLARI Osman Nûri Topbaş:*Bizler fakir-fukarâya acırız. Aslında en çok acınacak olanlar, işçisine zulmeden zalim patronlardır. Onlara acımak ve irşâd etmek lâzım. bugün yaşanan problemlerin büyük bir bölümü, zalim patronlardan kaynaklanıyor. zalim patron, işçisine* kapımdan ekmek yiyorsun.”*diyor. Bunu demeye ne hakkı var? ona ne kadar ekmek veriyor ki Rasûlullah Efendimiz vefat ânında sesi kısılmıştı, sesi duyulmaz hâldeydi buna rağmen Allah Rasûlü sözlerini tekrar tekrar söylüyordu.”Cenâb-ı Hakk’a karşı kulluk vazifemiz olan*“Namaz, namaz, namaz!”“Emriniz altındakilerin hukukuna dikkat edin!”*buyuruyordu. Ashâb-ı kirâm sırf bu hukukla birçok harp esirini âzâd etti Hasis sarraf, kendine bir başka kese diktir! Mezarda geçer akça neyse, onu biriktir!.. (Necip Fâzıl Kısakürek) Müslüman iş adamı emrindekilere yediğinden yedirecek, içtiğinden içirecek. Aşırı yük vermeyecek. bu hukuku, İslâm yalnız insanlara değil hayvanlara bile verdi. Efendimiz binek hayvanları üzerinde oturmuş, bir grup gördü. Onlara:“Hayvanlarınıza yormadan güzelce binin ve kullanmadığınız zaman güzelce istirahat ettirin. Onları yollardaki ve sokaklardaki konuşmalarınız için kürsü edinmeyin sırtlarında durarak sohbet etmeyin Nice binilen hayvan vardır ki, sırtına binenden daha hayırlıdır buyurdu. müslüman bir patronun işçisine davranışında hassas olması gerekiyor? Hucurât Sûresiʼnde;*“…Allâhʼın huzûrunda en ekreminiz*en değerliniz en çok takvâ sahibi olanınızdır…”*âyetinin iniş sebebi bir köledir. O dönemde esirler köle diye satılıyordu Müslüman kölenin tek isteği Allah Rasûlü’nün arkasında namaz kılmaktı Efendimizin gözü gönlü ravzada köleyi arıyordu bir gün kölenin sahibi Yâ Rasûlâllah, canı gırtlakta, sekerat hâlinde.diyince Efendimiz tüm sahabelerle mübarek köleyi ziyarete giddi Vefat edinceye kadar köleden ayrılmadı. Ve o mübarek köleye Efendimiz tarafından yıkattırılıp defnedilmek nasip oldu Gül, Hazret-i Peygamber Efendimiz’in sembolüdür. hayat dershânesindeki en mühim tahsil; Güller Şâhı’nı tanıyabilmek Gül’ün latîf kokusundan ve rûhânî dokusundan nasîb alabilmek Gül’ün yaprağında bir şebnem tânesi olabilmektir…“ Ensar ve Muhâcirler Biz îmânımızı korumak için, evimizi terk ettik, can ve malımızı fedâ ettik, Allah Rasûlü’nün köleye alâkası bizden fazla oldu.”*dediler. Bunun üzerine;…Allah katında sizin en ekreminiz*en çok takvâ sahibi olanınızdır…”* (Hucurât) âyeti nâzil oldu. Yani bu âyet, yüksek mevkî sahibi, varlıklı bir kişi için inmedi. Bir köle için indi. Zâhiren bir köle idi, hakîkatte takvâ sultânı idi.o köle ücret olarak? Allah Rasûlü ile beraberliği istedi. Bu beraberliği Allah Rasûlü ile beraber secde edebilmek için istedi. |
Kaynak vikipedi.com
Kanlı 1 Mayıs*veya*1 Mayıs Katliamı,1 Mayıs*1977*günü*Taksim Meydanı'nda kutlanan*İşçi Bayramı'nda 34 kişinin hayatını kaybetmesi ve 136 kişinin yaralanması ile sonuçlanan olaydır. Türkiye'de*1 Mayıs İşçi Bayramı, ilk defa 1911 de*Osmanlı İmparatorluğu*sınırlarındaki Selanik'te kutlanırken*İstanbul'daki ilk kutlama 1912 de gerçekleştirildi.1923 yılında 1 Mayıs'ın yasal olarak*İşçi Bayramı*ilan edilmesinden bir yıl sonra hükümet, kutlamaların yasakladı. 1925 te çıkarılan*Takrir-i Sükûn Kanunu*ile *İşçi Bayramı tamamen yasaklandı.Cumhuriyet ile yüksen işçi hareketi ile birlikte uzun yıllar kutlanamayan 1 Mayıs, ilk defa 1976 da*Devrimci İşçi Sendikaları DİSKböncülüğünde 200 bin kişinin katılımı ile*Taksim Meydanında*gerçekleştirildi 1977 ye gelindiğinde Devrimci İşçi Sendikaları kitlesel kutlama hazırlıklarına başladı İstanbul Valiliği ve*İstanbul Emniyeti*ile anlaştılar.*Taksim Meydanı'nın ulaşımca rahat ve merkezi olması sebebiyle kutlama yeri yapıldı 1 Mayıs karşıtı Maoist*sol gruplar da katılmak istedi DİSK, olay çıkartma olasılığı ve disiplinlerini bozacağını düşündüğü grupları kutlamaya almak zorunda kaldı.1 Mayısta olay çıkacağı, insanların ölebileceğini yazarlar yayınlamaya başladı.Tercüman Gazetesi'nden*Ahmet Kabaklı*köşe yazısında Yarın 1 Mayıs. DİSK, TİP ve CHP militanları, yarın İstanbul, Ankara ve yurdu kana bulaması mümkün kışkırtma hareketlerine girişebileceklerdir. Polisle vuruşmalar muhtemeldir, cinayetler işlenebilir, mallara canlara kıyabilirler. Taktik icabı, aralarında dövüşebilirler, saf vatandaşlar ölebilir." cümlelerine yer vermişti. Rauf Tamer*ise 1 Mayıs 1977 de "Arabalar tahrip edilecek. Camlar kırılacak. İnşallah aldanırız, ama kanlar akacak" cümlelerine yer vermişti 1 Mayıs 1977 *İşçi Bayramı'nda 500 bin kişi*Taksimdeki kutlamalara katıldı 19.00 da DİSK başkanı*Kemal Türkler*silah sesleri duymaya başladı.Marmara Otelinden ateş açıldı polis ses bombaları ve*panzerlerle müdahale etdi Kalabalık, kaçıp Kazancı Yokuşu'na yöneldi kamyonun yolu tıkaması ezilmelere sebep oldu. 28 kişi ezilme ve boğulma 5 kişi silahla vurulma, 1 kişi de panzer altında kalarak 34 kişi yaşamını yitirdi, 130 kişi yaralandı.*DİSK 36 kişinin öldüğünü belirtti. Olay sonrası 470 kişi göz altına alındı fakat serbest bırakıldılar. bazı sendika ve sol gruplardan 98 kişi hakkındaki yargılamalar 14 yıl sürdü. kimse ceza almadı. Emniyet veya devlet yetkililerinden herhangi birinin yargılanmadığı dava zamanaşımına uğradı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşındı.ateşi kimlerin açtığı belirlenememiş ve olay aydınlatılamamıştır |
Kaynak doğru haber.com
İslam`da işçi hakkı İslam, sermaye sahipleri ve kabile büyüklerinin cahiliye döneminde, kibir, açgözlülük ve hırsla işçi ve köleleri sömürdükleri zulmelerini altüst etmiştir. Yeryüzünde Allah`ın emirleriyle şekillenen sosyal adalet sistemi oluşturmuştur. Zenginliği ve fakirliği imtihan sebebi kabul etmiştir. İşçilerin sömürülmesini önleyerek sınıfsız toplum geliştirmiştir. Müslümanlar arasında işverenler, işçilerden daha aziz ve değerli değildir. İşçiler de işverenlere nazaran kıymetsiz ve değersiz değildir. İslam`da üstünlük takva iledir. İlim ve amelce ilerde bulunan ve Allah`a saygı hisleriyle dolu olan kimse üstündür islamda, işçiye gücünü aşan iş yüklenemez. “Allah hiç kimseyi güç yetiremeyeceği bir şekilde yükümlü tutmaz.” (Bakara) ayet-i kerimesi, müminlere ilahî ahlakı öğretmektedir. Peygamber Efendimiz, bir hadis-i şerifte, buyuruyor İşçi kardeşleriniz işlerinizi yapan kimselerdir. Allah onları ellerinizin altına verdi; dileseydi sizi onların eli altına sokabilirdi. Öyleyse, işçi çalıştırıyorsanız, yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin. güçlerini aşan bir iş teklif etmeyin zor bir iş isterseniz, siz de onlara yardım edin!” İnsanları ancak yapabilecekleri işlerden sorumlu tutan herkesin, konumunu gözeten İslam, prensibini çocuklar hakkında da öne çıkarmış ve onların çalıştırılamayacağı hükmünü koymuştur. Onların önce eğitimlerini tamamlamaları gerektiğini belirtmiş İslam`a göre, çocuklar ancak velilerin ve idarecilerin izniyle bir sanat öğrenmek için çalıştırılabilirler. anne-baba ücret mukabilinde kendi evlâdını kendi işyerinde çalıştırabilir; fakat çocukların kendi anne-babalarını ücretle çalıştıramaz İslam reşit ve imkan sahibi çocuklara anne-babalarına bakma mükellefiyeti yüklemiştir. İşçinin sağlığı ile oynayan hiçbir iş kolu, İslam`da uygun görülmez. bir insanın hayatı, Allah katında bütün insanların hayatı kadar değer ve kıymete sahiptir (Maide). yüzde yüz emniyet ve yüzde yüz sıhhat kazandırılmadıkça, İslam işçiyi yerin derinliklerine salıp oralarda çalıştırmaya razı olmaz. şuurlu hiçbir Müslüman işveren, böyle bir vebali göze alamaz. Bu mesele hiçbir zaman ferdin inisiyatifine de bırakılamaz. iş yerlerini denetim ve kontrol kurumların vazifesidir. İşçiler, namaz ve oruç gibi farz ibadetleri yerine getirme hakkına sahiptirl işverenin, işin yoğun olması sebebiyle vakit namazlarında işçiyi camiye göndermeyip işyerinde ibadet etmesini istemeye hakkı vardır. Fakat cemaatle eda edilmesi gereken cuma ve bayram namazları bundan müstesnadır. işveren, vakit kaybı oluyor gibi bahanelerle işçisinin ibadetlerine mani olmamalı ve dinî görevlerini yapabilmesi hususunda imkân tanımalı; işçi hoşgörüyü istismar etmeden kulluk ve işçiliğinin hakkını vermelidir. İslam fıkıhçıları, fertler çalışacak iş bulamazlarsa, devletin onlara iş bulmak ve geçimlerini sağlamak zorunda olduğunu belirtirler. Devlet, dilenmeyi, rüşveti, faizi ve kumarı yasaklayıp mani olmalı; diğer yandan çalışmayı emrederek herkese uygun iş sahaları açmalıdır. Hastaların, yaşlıların, kimsesizlerin ve yoksulların geçimini garanti altına almak devletin vazifelerindendir |
Kaynak dinimizislam.com
Zilhicce ayının fazileti Kurban Bayramı’nın bulunduğu ay zilhiccedir Zilhicce ayının ilk on günündeki ibadetlerin kıymeti çoktur. hadis-i şerifler şöyledir Zilhiccenin ilk günlerinde tutulan oruç, bir yıl oruç tutmaya bedeldir. Bir gecesini ihya etmek* Kadir Gecesi’ni ihya etmek gibidir.[İbni Mace] Zilhiccenin ilk on gecesinde yapılan amel için, 700 misli sevab verilir.*[Beyhekî] Terviye günü*Arefe’den önceki gün*oruç tutup, günah söz söylemeyen Müslüman Cennete girer. [Ramuz] Zilhiccenin ilk 9 günü oruç tutan, her günü için yüz köle azat etmiş veya cihad edenlere yüz at vermiş yahut Kâbe’ye kurban için yüz*deve göndermiş gibi sevab alır.*[R. Nasıhin] Zilhiccenin ilk 9 günü oruç tutana, her günü için bir yıllık oruç sevabı verilir.*[Ebul Berekat] Zilhiccenin ilk on günü, fazilette bin güne, Arefe günü ise on bin güne eşittir.*[Beyhekî] Zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerden daha kıymetlisi yoktur.[Taberani] Allah indinde zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerden daha kıymetlisi yoktur. Bugünlerde tesbihi, tahmidi, tehlili ve tekbiri çok söyleyin*[Taberani] Tesbih:*Sübhanallah,Tahmid:*Elhamdülillah, Tehlil:*Lâ ilâhe illallah,Tekbir:*Allahü ekber, demektir. efendimiz sav* Zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerin, diğer aylardaki amellerden daha kıymetli olduğunu bildirmiştir Eshab Ya Resulallah, zilhicce ayındaki ameller, Allah yolundaki cihaddan kıymetlimidir diye sorunca efendimiz Evet, cihaddan kıymetlidir, ancak canını, malını esirgemeden savaşıp şehit olanın cihadı daha kıymetlidir buyurdu. (Buhârî) Zilhiccenin ilk 9 günü oruç tutmalı, çok sadaka vermeli, dua ve istigfar etmelidir, çünkü Resulullah,*Bu on günün hayır ve bereketinden mahrum kalana yazıklar olsun buyurdu. Zilhiccenin ilk 9 günü oruç tutanın ömrü bereketli olur, malı çoğalır, çoluk çocuğu belalardan muhafaza olur, günahları affolur, iyiliklerine kat kat sevab verilir, ölürken kolay can verir, kabri aydınlanır. Cennette yüksek derecelere kavuşur.* Her hafta saç, sakal, tırnak kesmek sünnettir. İbni Âbidin hazretlerine göre Zilhicce ayının ilk on günü, bu sünnetler geciktirilmemelidir*Kurban kesecek kimse, Zilhicce ayında, saçını ve tırnağını kesmesin hadis-i şerifi, emir değildir. Bunları, kurban kesinceye kadar geciktirmek müstehabdır Kurban kesenin, Zilhicceden, kurban kesinceye kadar, saçını, sakalını, bıyık ve tırnağını kesmemesi müstehabdır; fakat vacib değildir. Bunları kesmesi günah olmaz ve kurban sevabı azalmaz.Bu on gün hasta ziyaret eden, Allah dostlarının hatırını sormuş ziyaret etmiş gibi olur. Bu on gün* Ehl-i sünnet’e uygun bir din kitabı okumak* sevabdır. Din ilmini, Ehl-i sünnet itikadını öğrenmek, farzdır. Çocuklara öğretmek, birinci görevdir. Zilhiccenin ilk dokuz gününde oruç tutmak ve ibadet etmek sevab olduğu gibi, onuncu günü ve bayram günleri ibadet etmek sevabdır Zilhiccenin onu, bayramın birinci günüdür. hadis-i şerif meali: Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan dua, tevbe reddolmaz. Ramazan ve Kurban Bayramı'nın birinci geceleri, Berat Gecesi ve Arefe Gecesi.[İsfehani] Bayram gecelerini ihya edenin kalbi, kalblerin öldüğü gün ölmez.)*[İbni Mace] Zilhicce, hac ibadetini yaptığımız ve kurban kestiğimiz aydır ve mübarek aydır fazileti* büyüktür. hazret-i Âdem'in tevbesi Muharrem veya Zilhicce ayında kabul buyurulmuştur. Buharide Hiçbir ibadetin kıymeti, Zilhicce ayının ilk on gününde yapılan ibadetlerin kıymeti gibi olamaz Buhari Hadisi şerifte Zilhicce ayının onuna kadar olan günler Ramazan-ı şerifi gibi ayrı ayrı fazilet ve kıymetleriyle bildirilmiş ve onuncu gün için şöyle buyurulmuştur Zilhiccenin onuncu günü Kurban bayramı günüdür. Her kim, bayram namazından gelip kurbanını boğazlayıncaya kadar* yemeyip, iki rekat namaz kılsa, kurbanının kanı yere düşmeden, günahı ve ana-babasının günahları, ailesinin ve akrabalarının günahları sevaba çevrilir. kim, Zilhiccenin ilk on gününde fakirlere yardım etse, Peygamberlere hürmet etmiş olur. kim bir hasta ziyaret etse, Allahü teâlânın dostlarının* hatırını sormuş ve ziyaret etmiş* olur. Bu on günün ibadeti, diğer günlerdeki* ibadetlerden çok* üstün ve fazla sevaba vesile olur. Bu on günde din ve ilm meclisinde bulunan , Peygamberler toplantısında bulunmuş gibi olur. Hadîs-i şerifte buyuruldu ki Allahü teâlâ, ibadetler içinde, Zilhiccenin ilk on gününde yapılanları daha çok sever. bir gün oruca, bir senelik nafile oruç sevabı verilir. Geceleri kılınan namaz, Kadir gecesindeki namaz gibidir. Bu gün çok tesbih ediniz Sübhanallah, tehlil* Elhamdülillah ve tekbir söyleyiniz! İmâm-ı Rabbânî ra buyuruyor ki Ramazan-ı şerifin son on günü yapamamış olduğunuz itikafın kazası olmak için niyet ederek, Zilhiccenin ilk on günü itikaf ediniz. Böyle niyet ederek, sünnet sevabına kavuşursunuz. Allahü teâlâya, boyun bükerek, ağlayarak, sızlayarak, kusurların affı için çok yalvarınız! Zilhicce aynda oruçlara, herkes kendi durumuna göre, nafile, kaza, adak ve yemin kefareti orucu olarak, istediği niyeti yapabilir. Kaynak muhammed.gen. tr Zilhicce Ayı İle İlgili Hadis-i Şerifler Efendimiz sav. Buyurmuştur “ZİLHİCCENİN İLK ON GÜNÜ TUTULAN ORUCUN HER BİRİ BİR SENELİK NAFİLE ORUCA DENKTİR. ON GECENİN TAMAMINI İHYA ETMEK KADİR GECESİNİ İHYA ETMEYE DENKTİR.”* TEFCİRUT-TESNİM S.170 ON GÜN ORUCNUN HER GÜNÜ 100 KÖLE AZAT ETMİŞ, 100 DEVE KURBAN ETMİŞ VE 100 ATI*ALLAH*YOLUNDA HİBE ETMİŞ GİBİ SEVAP OLUR. TEVRİYE GÜNÜNÜN 8. GÜNÜN ORUCUNDA 1000 KÖLE AZAD ETMİŞ, 1000 DEVE KURBAN ETMİŞ VE 1000 ATI ALLAH YOLUNDA HİBE ETMİŞ GİBİ SEVAP ALIR. AREFE GÜNÜNÜN ORUCUNDA 2000 KÖLE AZAT ETMİŞ, 2000 DEVE KURBAN ETMİŞ VE 2000 ATI ALLAH YOLUNDA HİBE ETMİŞ GİBİDİR.”BUYURMUŞTUR. TEFCİRUT-TESNİM S.169 EBÛ HÜREYRE RA RİVAYETİNE GÖRE RESULULLAH BUYURUYOR; ALLAH’A İBADET EDİLECEK GÜNLER İÇİNDE ZİLHİCCE’NİN İLK ON GÜNÜNDEN DAHA SEVİMLİ GÜN YOKTUR O GÜN TUTULAN HER* ORUC BİR SENELİK ORUCA, HER GECE KILINAN NAMAZ KADİR GECESİNE DENKTİR” İBNİ MÂCE, SIYAM: 39 RESULULLAH SALLALLÂHU ALEYHİ VESELLEM ZİLHİCCE AYININ DOKUZ GÜNÜNÜ, ÂŞURA GÜNÜNÜ, HER AYDAN ÜÇ GÜN VE AYIN İLK PAZARTESİ VE PERŞEMBE GÜNÜNÜ ORUÇLU GEÇİRİRDİ”EBÛ DÂVUD, SAVM: 61 “ZİLHİCCENİN İLK 9 GÜNÜ ORUÇ TUTMALI, ÇOK SADAKA VERMELİ, ÇOK*DUA*VE İSTİĞFAR ETMELİDİR. ÇÜNKÜ RESULULLAH SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM: BU ON GÜNÜN HAYIR VE BEREKETİNDEN MAHRUM KALANA YAZIKLAR OLSUN” BUYURDU.* ZİLHİCCE’NİN İLK DOKUZ GÜNÜ ORUÇ TUTANIN, ÖMRÜ BEREKETLİ OLUR, MALI ÇOĞALIR, ÇOCUĞU BELÂLARDAN KORUNUR, GÜNAHLARI AFFEDİLİR, İYİLİKLERİNE KAT KAT SEVAB VERİLİR, ÖLÜM ANINDA RUHUNU KOLAY TESLİM EDER, KABRİ AYDINLANIR, MİZAN’DA SEVABI AĞIR BASAR VE CENNETTE YÜKSEK DERECELERE KAVUŞUR” ŞİR’A “ALLAH İNDİNDE ZİLHİCCENİN İLK ON GÜNÜNDE YAPILAN AMELLERDEN DAHA KIYMETLİSİ YOKTUR BUGÜNLERDE TESBİHİ (SÜBHANALLAH), TAHMİDİ (ELHAMDÜLİLLAH), TEHLİLİ (LA İLAHE İLLALLAH) VE TEKBİRİ (ALLAHU EKBER) ÇOK SÖYLEYİN!” HUMEYD, MÜSNED, 1-257 RESULULLAH SAV buyurdu SALİH AMEL İŞLENEN GÜNLERİN ALLAH’A EN SEVİMLİSİ ZİLHİCCE’NİN İLK ON GÜNÜDÜR’ SAHABELER:−YA RESULALLAH ZİLHİCCE AYI ALLAH YOLUNDA YAPILAN CİHAD DAN SEVİMLİMİDİR DİYE SORDULAR.RESULULLAH ‘EVET, ALLAH YOLUNDA YAPILAN CİHAD DAN SEVİMLİDİR ANCAK CANI VE MALI İLE CİHADA ÇIKIP DA GERİ DÖNMEYEN ŞEHİD OLAN HARİÇ’ DİYE CEVAP VERDİ.”EBU DAVUD BUHARİ TİRMİZİ İBNİ MACE “RASULULLAH (SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM):*‘DÜNYA GÜNLERİNİN EN FAZİLETLİSİ ZİLHİCCE’NİN İLK ON GÜNÜDÜR…’ BUYURDU.” TERĞİB VE TERHİB 3/22, İBNİ HİBBAN NEBİ RESULULLAH ZİLHİCCE’NİN DOKUZ GÜNÜ, AŞURE GÜNÜ, HER AYDAN ÜÇ GÜN VE AYIN İLK PAZARTESİ VE PERŞEMBESİ ORUÇ TUTARDI.” EBU DAVUD 2437, NESEİ 2410 Zilhicce ayı, kamerî ayların on ikincisi ve haram aylardan Zilkâde, Zilhicce, Muharrem, Receb aylarının ikincisidir.* önemli günleri vardır. Bunlar Kurban bayramı arefe günü, terviye ve teşrik günleridir. Zilhicce ayı mübarek aylardandır Zilhiccenin sekizinci gününe “terviye”, dokuzuncu gününe “arefe”, kurban bayramı olan onuncu gününe “nahr”, bundan sonraki üç güne teşrik günleri denir. Bayramın iki, üç ve dördüncü günlerine teşrik günleri denmesinin sebebi, teşrik tekbiri getirilmesidir. Teşrik tekbirleri, Kurban bayramının arefe günü sabah*namazından başlayarak bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar, toplam 23 vakit, her farzın selâmından sonra kadın-erkek, seferî ayırımı olmaksızın her mükellefe vaciptir. Teşrik tekbiri şöyledir: “Allahü Ekber, Allahü Ekber. Lâ ilahe illâllahu vallâhu ekber. Allâhü Ekber ve lillâhilhamd.”* Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu Zilhicce ayı mübarek aylardandır. İLK ON GÜNDEKİ* İBADETLER DİĞER AYLARDAKİ İBADETLERDEN, MAKBULDÜR” BUYURMUŞTUR Zilhicce ayının ilk on gününe Kur’an-ı Kerim’de yemin edilmiş; hadislerde* on günün faziletine işaret edilmiştir. Ayette*O on geceye yemin olsun” (Fecr Suresi, 89\2)*buyrulmuştur. Zilhicce’nin on günü içerisinde arefe günü olması sebebiyle, Ramazan’ın son on günü de oruç ve Kadir gecesi sebebiyle efdaldir.”mümine düşen bu on güne kavuştukça, sevap* mağfiret ve berekete ermek için ibadetlerle, istiğfarlarla.. salih amellerle ihya etmekdir. Zilhiccenin başında dokuz gün oruç tutmak müstehaptır. zilhiccenin ilk on günü hadislerde salih amellerle geçirilmesi tavsiye edilir. Peygamberimiz* buyurmuşturki ONDAKİ HER GÜNÜN ORUCU BİR YILLIK ORUCA EŞİTTİR. ONDAKİ BİR GECE KIYAMI KADİR GECESİNİN KIYAMINA EŞİTTİR. Bu gün oruca niyet ederken nafile oruca veya kaza orucuna niyet edilebilir. Önemli olan bu günlerin oruçla geçirilmesidir. Zilhicce orucuna, Zilhiccenin birinde başlanıp dokuzuna kadar tutulabilir. Bayramın birinci günü Zilhicce’nin onuncu günü oruç tutmak haramdır. bugün Müslümanların bayramıdır.Zilhicce’nin ilk on gününde arefe, terviye ve nahr günleri bulunmaktadır. Arefe gününden önceki güne Zilhicce’nin sekizinci gününe terviye günü denir. Terviye günü, hacılar Mekke’den Mina’ya çıkar. Bu güne “Terviye” denmesinin sebebi, hacıların zemzem suyundan çok içip kanmalarıdır. terviye düşünme, tefekkür manasına gelir, Terviye gününü oruçla geçirmenin; ibadet yapmanın, günahlardan sakınmanın sevabı büyüktür. Arefe, haccın en önemli farzı vakfenin yapıldığı yerin Arafatın diğer adıdır. Vakfe, kurban bayramının bir gün öncesi olan Zilhicce ayının dokuzuncu günü burada yapıldığından bu güne “yevmü arefe” arefe günü veya Türkçe’de kısaca “arefe” arife denilmiştir. Bu gün milyonlarca hacı Arafat’a çıkıp Allah’a yalvarıp yakarır bu günde hacca gidemeyen müminler, dualarının bu dualarla sayılması için Allah’a yalvarmalı ve bu günü gecesini ganimet bilip değerlendirmelidirler. Peygamber Efendimiz, bu günkü orucun, geçmiş ve gelecek birer yıllık günaha kefaret olacağını bildirmiştir.* Bu gündeki duanın faziletiyle alakalı Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır: ALLAH, HİÇBİR GÜNDE, AREFE GÜNÜNDEKİ KADAR KULLARINI ATEŞTEN AZAD ETMEZ. ALLAH MAHLÛKATA RAHMETİYLE YAKLAŞIR VE MELEKLERE KARŞI İFTİHAR EDER VE “BUNLAR NE İSTİYORLAR?” DER.Peygamberimiz sav ve ashâb-ı kiram efendilerimiz Zilhicce’nin ilk yarısını zikir, tesbihat, ibâdet ve tefekkür ile geçirir, yoksula yardım ederdi. onları örnek alır müslümanların o ibadetlerine dikkat etmeleri, dualarını artırmaları, hayır ve hasenât yapmaları, kendilerini muhâsebeye tabi tutmalarına tevbe etmeleri, yapacakları en güzel ameller cümlesindendir. Bu günde kazası olmayanlar, beş vakit namaza ilaveten nafile ibadetlere de vermelidirler. Kazası olanlar ise kaza namazları kılmalıdırlar. İşte hayır yarışında mübarek bir zaman dilimi daha. “HAYDİN ÖYLEYSE HEP HAYIRLARA KOŞUN, YARIŞIN!”BAKARA SURESİ, 2\148 MEALİ “İŞTE YARIŞACAKSA İNSANLAR, BU CENNET DEVLETİNE KONMAK İÇİN YARIŞSINLAR!” MUTAFFİFÎN SURESİ, 83/26 MEALİ Kaynak yeniakit.com Zilhicce ayı, Kameri aylar Hicri ayların sonuncusu yani on ikincisidir. Hac aydır Zilhicce ayının 10. günü Kurban Bayramın ilk günüdür. İslam coğrafyasında Zilhiccenin büyük önemi vardır Zilhicce, hac ibadetini yaptığımız ve kurban kestiğimiz aydır ve mübarek aydır fazileti büyüktür. Bir rivayette, hazret-i Âdem'in tevbesi Muharrem veya Zilhicce ayında kabul buyurulmuştur. hadîs-i şerifte;*Hiçbir ibadetin kıymeti, Zilhicce ayının ilk on gününde yapılan ibadetlerin kıymeti gibi olamaz buyurulmuştur hadîs-i şerifte, Zilhiccenin onuna kadar olan günler Ramazan-ı şerifin günleri fazilet ve kıymetleriyle bildirilmiş ve buyurulmuştur:*Zilhiccenin onuncu günü Kurban bayramı günüdür. Her kim bayram namazından gelip kurbanını boğazlayıncaya kadar bir şey yemeyip, kurban böbreklerini yerse ve iki rekat namaz kılsa, o kimsenin kurbanının kanı yere düşmeden, kendi günahı ana-babasının günahları, ailesinin ve akrabalarının günahları sevaba çevrilir. Her kim, Zilhicce ayının ilk on günü fakirlere yardım etse, Peygamberlere hürmet etmiş olur. kim hasta ziyaret etse, Allahü teâlânın dostlarının hatırını sormuş ve ziyaret etmiş gibi olur. Bu on gün yapılan her ibadet, diğer günlerdeki ibadetlerden üstün ve sevabtır.*Bu on günde din ilmi meclisinde bulunan kimse, Peygamberler toplantısında bulunmuş gibi olur. Hadîs-i şerifte buyuruldu ki:*Allahü teâlâ, ibadetler içinde, Zilhiccenin ilk on gününde yapılanları daha çok sever. tutulan bir gün oruca, bir senelik nafile oruç sevabı verilir. Gece kılınan namaz, Kadir gecesindeki namaz gibidir. çok tesbih yani Sübhanallah, tehlil yani Elhamdülillah ve tekbir yani Allahü ekber söyleyiniz! * İmâm-ı Rabbânî ra buyuruyor ki:Ramazan-ı şerifin son on günü yapamadığınız itikafın kazası olmak için niyet ederek, Zilhiccenin ilk on günü itikaf ediniz. Böyle niyet ederek, sünnet sevabına kavuşursunuz. Bu itikafta, Allahü teâlâya, boyun bükerek, ağlayarak, sızlayarak, kusurların affı için yalvarınız!” Kaynak 1haber.com Zilhicce Ayı Başlangıcı Zilhicce Ayı*23 Ağustos 2017*Çarşamba günü başlıyor.Allâhü Teâlâ’ya ibadet olunan- en sevimli günler Zilhicce’nin on günüdür. Her gününün orucu bir senelik oruca, her gecesinin ihyası da Kadir Gecesi’ni ihya etmeye denktir.” Kurban bayramının olduğu aya zilhicce ayı denir, hicri-kamerî ayların 12’ncisidir. Kurban Bayramından önceki ilk dokuz günü ve Kurban günü olmak üzere tam “on gün” mübarek gecedir. Onuncu gün Kurban Bayramı’nın ilk günüdür. kamerî ayların 12’ncisi olan Zilhicce , İslâm’ın beş esâsından biri olan hac farîzasının îfâ edildiği af ayıdır. Arafât’a çıkılıp Allâh için milyonlarca kurbanın kesildiği ve bir senelik hesapların görülüp amel defterlerinin kapandığı mukaddes bir aydır. Zilhiccenin birinci on gecesi “leyâlî-i aşere” yâni 10 mübârek gecedir. noksanların tamamlanıp istiğfâr, salevât-ı şerîfe, duâ ve tesbîhte hayır vardır. Hacca gidemeyen mü’minlerin bu gün oruç tutmaları fazîlettir. Kurban bayramından evvel dokuz gün oruç tutmalı, 10. günü kurban kesilinceye kadar bir şey yemeyip kurban etinden yemelidir. Bu mendubdur. Hiç olmazsa 8’inci gün ile beraber, 9’uncu arefe gününü oruçlu olmak lâzımdır.Arefe günü sabah namazından bayramın 4’üncü günü ikindi namazına kadar, farz namazların arkasından Teşrîk tekbîri Allâhü Ekber Allâhü Ekber, Lâ ilâhe ilallâhü vallâhü ekber, Allâhü Ekber ve lillâhil-hamd okumak kadın-erkek her mükellef Müslümana vâciptir. Zilhicce ayının birinden onuna yâni Kurban Bayramının ilk gününe kadar, her sabah namazlarından sonra 10 salevât-ı şerîfe “Allahümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed.”10 istiğfâr:*“Estağfirullâhe’l-Azîm el-Kerîm ellezî lâ ilâhe illâ Hüve’l-Hayye’l-Kayyûme ve etûbü ileyk ve nes’elühü’t-tevbete ve’l-mağfirete ve’l-hidâyete lenâ innehû hüve’t-Tevvâbü’r-Rahîm.”10 tevhid:*“Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, Lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü yuhyî ve yümît ve hüve hayyün lâ yemûtü biyedihi’l-hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr” okunur.* Zilhicce ayıda sadaka verilmeli, dua ve istiğfar ile meşgul olunmalı Zilhiccenin ilk dokuz günü oruç tutmalı, çsadaka vermeli, dua ve istiğfar etmelidir.” Zilhiccenin ilk on gününde “سبحان الله”Sübhanallah”, “الحمد لله “ “Elhamdülillah”, “لا إله إلا الله” “La ilahe illallah” ve bolca tekbir getirilmelidir Allah indinde Zilhiccenin ilk on günündeki amellerden kıymetlisi yoktur. Bugünlerde tesbihi “سبحان الله” Sübhanallah”, tahmidi “الحمد لله “Elhamdülillah”, tehlili “لا إله إلا الله” “Lâ ilâhe illallah” ve tekbiri “اكبر الله “ “Allahu ekber” çok söyleyin! Zilhicce oruç tutma günlerindendir faziletli günler. Ramazandan sonra, Arefe günü, Aşûre günü, Zilhicce ve Muharrem aylarının ilk on günleridir. Haram aylar, oruç tutma günleri ve faziletli günlerdir. *kıymetli aylar ibadetle değerlendirilmelidir*Allah katında, Zilhiccenin on günlerinden kıymetli gün yoktur, O günlerde Allah-ü Teala’ya çok ibadet ediniz!” *ve ibadetle meşgul olmak gerekir; Kaza ve Tesbih namazı kılmak,Sadaka vermek, Kur’ân tilavetiyle meşgul olmak Cevşen-i Kebir, evrad-ı kudsiye ve tahmidiye duasını okumak. Zilhiccedeki amellere iyiliklere kat kat mükafat verilir…Zilhicce’nin ilk on gecesinde amellere, 700 misli sevap verilir*Bir kimse, bu on günlerde Yoksul birine iyilik ettiği zaman Allah’ın (cc) Peygamber’ine (asm) bir iyilik bulunmuştur. hastayı ziyaret eder ise Allah’ın (cc) veli kullarını ziyaret etmiş olur.cenazeye katılır ise Allah (cc) yolunda şehit olanların cenazesine katılmış gibi sevap alır.Bir Mümin’i giydirir ise; Allah (cc) öbür alemde kendisine cennet hullelerinden giydirir. yetime iyilik ederse Kıyamet günü Allah (cc) ona arşının altından lutfunu yağdırır.İlim meclislerinde hazır olur ise Nebi ve resullerin meclislerinde bulunmuş kadar sevap alır. On günleri değerlendirenler için denilmiştir ki: Bir kimse, bu on günleri değerlendirir ise, Cenab-ı Hak o kişiye on ikramda bulunur.Ömrü uğurlu ve bereketli olur.Malında bereket olur, Allah onun çocuğunu korur.Günahlarına kefaret olur. iyiliklere kat kat sevap alır. Ölümü kolay eder. karanlık günlere aydınlık verir.Mizanda iyiliği ağır basar Ahirette rezil ve zelil olmaktan kurtarır. Cennet derecelerini yükseltir.Dünyada günlerin en üstünü: Zilhicce ayının ilk on günüdür Cenab-ı Hak Zilhicce ayının ON GÜNÜ ne yemin etmiş, Peygamberimiz (asm) ise; “Zilhicce’nin ilk on günündeki ibadetler diğer aylarda yapılan amellerden, Allah (cc) nezdinde daha makbuldür” buyurmuştur. Kimi yerler mukaddeslik açısından başka yerlere faziletli olması gibi, bazı vakitler de diğer vakitlere göre değerli ve faziletli olabilir. Zilhicce’nin ilk on günü, diğer günlere göre üstündür, hükmün en önemli sonucu “senenin en faziletli günlerinde oruç tutmayı ibadet yapmayı adayan kimsenin nasıl hareket edeceğini belirtmesinde” ortaya çıkar. Bir kimse en faziletli günlerde kendini ibadete adarsa, arefede bu ibadeti yerine getirmesi gerekir. Zilhicce’nin on gününde en faziletli gün arefe günüdür. Zilhiccenin ilk on günü dünyadaki günlerin en üstünüdür Dünyada günlerin en üstünü Zilhicce ayının ilk on günleridir.” Bu ayın ibadetleri diğer aylardaki amellerden makbuldür Cenab-ı Hak Zilhiccenin on günü üzerine yemin etmiştir Peygamberimiz (asm) ise; “Zilhicce’nin ilk on gününde yapılan ibadetler diğer aylardaki amellerden, Allah (cc) nezdinde makbuldür.” buyurmuştur. Zilhiccede Kurban Bayramı olduğu için mübarek aydır Zilhicce Ayların on ikincisi ve savaşmanın haram kılındığı haram ayların ikincisidir. Zilhicce ayı, mübarek ayların en mühimidir hacc-ı ekber olduğu için faziletlidir faziletli günler. Ramazan ayı, Arefe ve Aşûre günü, Zilhicce ve Muharrem aylarının ilk on günleri Haram aylarının tamamı, oruç tutma günleri ve faziletli günlerdir.Bu ayların en faziletlisi Zilhicce’dir. hac mevsimine, haccın on günü eyyam’ul-ma’lumat (Bilinen günler) ve teşrik günleri olan eyyam’ul-madudat (Sayılı günler) aydadır. Haram aylardan Zilhicce ayı da, Ramazan ve Muharrem gibi fazileti bol aylardandır. Hacc-ı ekber bu aydadır. Bu ayın ilk on günü, Kurân’ın diliyle “el-eyyam’ul-ma’luma” belli başlı günlerdir bu ayda “el-eyyam’ul-ma’duda” diye tabir edilen teşrik günleri vardır. Ramazan ayının en faziletli günleri son on günü; Zilhicce’nin en faziletli günleri ilk on günüdür. Allah (cc) katında Zilhicce ayı makbul aylardandır Yemin olsun fecr’e Ve on geceye çifte ve teke Ve geçip giden geceye! Bunda bir akıl sahibi için ibretlik bir yemin ve yemine lâyık hakikat vardır, değil mi?” Zilhicce’nin ilk yarısındaki günler, yüce Allah katındaki değerli günlerdir.*Fecr Suresinde;*“On geceye yemin olsun ki…” diye yemin edilen Zilhicce ayının ilk on günü Müminler için müjdeler taşıyan mübarek bir zamandır. Zilhicce ayının ilk on gününde peygamberlere Yüce Allah’tan ikramlar gelmiştir. birçok haberler vardır. Allah (cc) Adem (as) tevbesini kabul buyurdu Allah (cc) Adem’e (as) tevbeyi nasip etti. O’na tevbe, Arefe günü nasip oldu. O gün Adem (as) günahını itiraf edip tevbe edince, Allah (cc) da tevbesini kabul buyurdu.Kabe-i Muazzama’yı İbrahim (as) Zilhiccede yapmaya başlamıştır İbrahim (as) Halil olmuştur. Malını misafirlere çıkardı. Kendini ateşe attı. Oğlunu kurban etti. Kalbini Rahman Allah’a verdi. İbrahim (as) dışında tam manası ile tevekkül, başkasına nasip olmamıştır. Cenab-ı Hak Musa Peygamber’e (as) zatı ile münacat ettti Davud’a (as) mağfiret bu günlerde geldiKur’ân-ı Kerim’in ilk inişi Kurban Bayramı sabahına rastlar Kur’ân-ı Kerim’in ilk inişi Kurban Bayramı sabahına rastlar. Rıdvan biatı on günler içinde olmuştu. Cenab-ı Hak, buyurdu Ağacın altında seninle biat ettikleri zaman Ki bu ağaç sakız ağacı idi ve bu biat Hudeybiye’de oldu… O gün Resulullah Efendimiz’le (asm) biat eden ashabın sayısı bin dört yüz kadardı hepsi erkekti…Resulullah Efendimiz’in (asm) şöyle buyurdu Zilhiccenin ilk on günü geldiği zaman; tâate ibadete daha ciddi sarılın. bugünler, Allah’ın faziletli günleridir. o gecelerden birinde namaz kılmak istenirse, şu şekilde kılsın Gecenin son üçte biri geçtikten sonra kalksın; dört rekat namaz kılsın.her rekat Fatiha suresini Üçer kere İhlas Suresi ve Felak ve Nas surelerini okumalıdır. her rekatta üç kere Ayet’el Kürsi’yi okumalıdır. Namaz bittikten sonra, ellerini açmalı ve şöyle dua etmelidir:İzzet ve Ceberut sahibi Allah (cc), noksan sıfatlardan münezzehtir.Kudret ve melekut sahibi Allah (cc), noksan sıfatlardan münezzehtir. ölümü olmayan diri Allah (cc), noksan sıfatlardan münezzehtir. Kendisinden başka ilah yoktur; öldürür ve diriltir. Kulların ve ülkelerin Rabbi Allah (cc), noksan sıfatlardan münezzehtir.temiz ve mübarek Allah’a (cc) hamdolsun.Allah (cc) büyükler büyüğüdür. Rabbimiz’in şanı yücedir; ilmi ve kudreti her yerdedir Bundan sonra, dileğini dilemelidir, bu kimseye; Allah (cc) Beytini Kabe-i ve Peygamber’in (asm) kabrini ziyaret eden, Allah (cc) yolunda cihat eden kimsenin sevabını verir. Allah-ü Teala’dan dilekte bulunur ise Allah (cc), onu kendisine ihsan eyler. Bir kimse, on gecelerin her birinde, namazı tek tek kılar ise, Allah (cc) onu en yüksek Firdevs Cennetine koyar. O kimsenin kötülüğü silinir ve kendisine şöyle denir Yeniden iyi şeyler yapmaya başla. Arefe günü geldiği zaman, bir kimse onun gündüzünü oruçlu geçirir gecesinde de namazı kılar ise, Allah’ın (cc) huzurunda ağlayarak yalvarır ise, Allah (cc) meleklerine şöyle buyurur: “Ey meleklerim şahit olun; kulumu bağışladım, hac sevabına da ortak ettim. Resulullah (asm) Efendimiz şöyle buyurdu Kıldığı namazdan ve ettiği duadan dolayı, Allah (cc) kuluna ettiği ihsanı melekler duyunca sevinir ve birbirlerine müjdeler Zilhicce’nin bir günü faziletçe bin gün gibidir Zilhiccede bir gün ibadet, diğer zamandaki bir yıllık ibadete bedeldir Allah nezdinde Zilhicce’nin ilk on gününden sevimli ve faziletli günler yoktur ki, o gün yapılan ibadet, bu on gündekinden daha üstün olsun. Zilhicce’nin bir gününde yapılan ibadet, diğer senelik ibadete bedeldir. Zilhicce’nin bir gecesinde ibadet, Kadir gecesindeki ibadete denktir Allah Resulü(asm) şöyle buyurdu Amel edilen günlerde Allah-ü Teala’ya Zilhicce’nin on gününden üstün ve sevimli geleni yoktur. O günlerde tutulan oruç, bir yıllık oruca bedeldir. O günlerde ibadete kalkmak, Kadir gecesi kıyam etmeye bedeldir.”* Zilhicce’nin ilk on gününde yapılan ibadetler, Allah (cc) yolundaki cihattan makbuldür Zilhicce’nin ilk on gününde yapılan amel, Allah (cc) yolunda gündüzü oruç tutulan ve gecesi nöbet beklenen bir cihada eşittir. Ancak bir kişiye cennet müjdelenmesi hariç.” Zilhicce’nin ilk on günü yapılan ibadetler Allah (cc) katında diğer aylardaki iyi amellerden makbuldür.” buyurdu. Ashap Ya Resulallah! Allah yolundaki cihat Zilhicce ibadetinden, makbul değildir. Ancak canını ve malını tehlikeye atarak cihada çıkıp şehit olanın cihadı zilhicceden daha sevgilidir.” buyurdu. Zilhicce’nin ilk on gecesini ihya etmek, Kadir gecesini ihya etmeye denktir Hz. Peygamber(asm) buyurdu Zilhicce’nin ilk on gününde yapılan ibadet Allah (cc) katındaki diğer ibadetten daha güzeldir. Çünkü her gününde tutulan oruç bir sene oruç tutmaya ve her gecesini ihya etmek Kadir Gecesi’ni ihya etmeye denktir.” Bu on gündeki hayır ve bereketten mahrum kalmamalıdır Bu on günün hayır ve bereketinden mahrum kalana yazıklar olsun.” buyurdu. Zilhicce’nin bir günü faziletçe bin gün gibidir Zilhicce’nin ilk on gününün her günü faziletçe bin gün gibidir. Arefe günü on bin gün gibidir.” Zilhiccenin sekizinci gecesini ihya edene cennet vacip olur Beş geceyi ihya edene cennet vacip olur. Bunlar: Terviye Zilhiccenin sekizinci ve Arefe gecesi, Kurban Bayramı , Ramazan Bayramı gecesi ve Şaban’ın on beşinci gecesidir. Zilhiccede zekat veren büyük fazilete nail olur Zekat veren başlangıcını Ramazan ve Zilhiccede yaparsa daha büyük fazilete nail olur. Çünkü bu iki ay, diğerlerinde bulunmayan faziletler ihtiva eder. Ramazan ayı, Kur’an-ı Kerim’in indirilmesiyle şereflendirilmiştir. bin aydan hayırlı görülen Kadir Gecesi bu ayın içindedir. bu ay, oruç gibi mühim bir farzın da eda edildiği aydır Kaynak webtasarımgurubu.com Zilhicce Ayı Kur'an-ı Kerim'de Fecr Suresi'nin başında, "On geceye yemin olsun ki ?" ifadeleriyle bahsedilen on gecenin ne muazzam bir hazine olduğunu ne yazık ki hakkıyla bilemiyoruz. bu on gecenin Ramazan'ın son on günü veya Muharrem'in onuncu gününe kadar olan on gün olduğu kayıtlı olsa da genel görüş ve kabul, mübarek on günün Zilhiccenin ilk on günü olduğudur. Zilhiccenin Başındaki ilk 10 günde Kılınacak Çok Faziletli Namaz: 4 Rekatlık Bir Namaz Kılınır ve*Her Rekatında 1 Fatiha Suresi 1 Felak*Suresi 1 Nas*Suresi 3 İhlas*Suresi 1 Ayetel Kürsi*Suresi Okunur ve Namazdan sonra, ellerini açmalı ve şöyle dua etmelidir: “İzzet ve Ceberut sahibi Allah (cc), noksan sıfatlardan münezzehtir.*Kudret ve melekût sahibi Allah (cc), noksan sıfatlardan münezzehtir.*Ölümü olmayan diri Allah (cc), noksan sıfatlardan münezzehtir.*Kendisinden başka ilâh yoktur; öldürür ve diriltir.*Kulların ve ülkelerin Rabbi Allah (cc), noksan sıfatlardan münezzehtir.*Çokça temiz mübarek Allah'a (cc) hamdolsun.*Allah (cc) büyükler büyüğüdür. Rabbimizin şanı yücedir; ilmi ve kudreti her yerdedir.”Bundan sonra, dileğini dilemelidir, böyle kimseye; Allah (cc) Beytini Kabe-i Muazzama’yı ve Peygamber’in (asm) kabrini ziyaret eden, Allah (cc) yolunda cihat eden kimsenin sevabını verir.Allah-ü Taâlâ'dan ne dilekte bulunur ise Allah (cc), onu ihsan eyler. Bir kimse, on gecelerin her birinde, namazı tek tek kılar ise, Allah (cc) onu en yüksek Firdevs Cennetine koyar.*O kimsenin kötülüğü silinir kendisine şöyle denir:“Yeniden iyi şeyler yapmaya başla.”Arefe günü geldiği zaman, bir kimse gündüzünü oruçlu geçirir de; gecesinde anlatılan namazı kılar ise, anlatılan duayı okuyarak Allah’ın (cc) huzurunda ağlayarak yalvarır ise, Allah (cc) meleklerine şöyle buyurur:“Ey meleklerim şahit olun; kulumu bağışladım, hac edenlerin sevabına ortak ettim.”Efendimiz buyurdu Kıldığı namazdan ve ettiği duadan dolayı, Allah (cc) kuluna ettiği ihsanı melekler duyunca sevinir ve birbirlerine müjdelerler.”(Abdül Kadir Geylani)* Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh. Lehül-mülkü ve lehül-hamdü yuhyî ve yümît.biyedihil-hayr. Ve hüve alâ külli şey'in kadîr" bu zikri 100 kere okuyan*kimsenin ameli gibi bir hiçbirine yazılmaz. O kul kıyamette en fazla hasenenin sahibi olur manası şudur Allahtan başka ilah yoktur. o tektir ortağı yoktur mülk ona aittir hamd onadır, diriltir ve öldürür tüm hayır ve kudret elindedir o herşeye gücü yetendir. Eşhedü en lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, ilâhen vâhiden sameden lem yettahiz sâhibeten ve lâ veleda"*zikrini 100 kere okuyana*Allah-u Teala bir milyon hasene yazar, bir o kadar günahlarını siler cennette derecesini on bin derece yükseltir. MANASI:*şahitlik ederimki Allahtan başka ilah yoktur tektir ortağı yoktur herşey ona muhtaçtır muhtaç değildir eş ve çocuk edinmemiştir. Eşhedü en Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerike leh, lehül mülkü ve lehül hamdü yuhyî ve yümît ve hüve hayyün lâ yemût biyedihil hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr" zikrini 100 kere okuyana yetmişbin melek gelir ve bu zikiri yapana salat ve rahmet yağdırır MANASI şehadet ederimki Allahu Teala’dan başka İlah yoktur; Mülk ve hamd o'nadır O diriltir, o öldürür. Allah ölmeyecek tek diridir hayırlar onundur o herşeye hakkıyla gücü yetendir. Hasbiyallahu ve kefâ. Semi'allahu li-men deâ. Leyse verâ-Allahi muntehâ" zikrini 100 kere okuyanı melek alıp Rahman ın huzuruna koyar. Rahman nazar buyurur.Allah-u Te'ala 'nın kendisine*tecelli bulunduğu kişi bedbaht olmaz. MANASI:*Allah yeter Allah duayı işitir Allahtan gayrısı yoktur. Dua edenin duası kabul edilir. Rızasını kazanmak için uğruna mücadele edilen tek ALLAH’DIR. Ey Allahım hamd sana mahsustur. senin istediğin gibi hamd sana olsun Bizim imizden daha hayırlı hamdler sana olsun.Biz nimetinin kadrini bilemiyoruz.Azametini takdir edemiyoruz.Ya Rabbi namazım,kurbanım,hayatım, her şeyim sana ait.İbadetimi yardımınla yapıyorum.Yarabbi faniyim. kabir azabından sana sığınıyorum Ya Rabbi kalbimi ve aklımı rızanda topla.Ya Rabbi felaketlerden sana sığınıyorum. |
Kaynak akşam.com.tr
Arefe günü faziletleri yapılacak ibadetler Arefe Günü için Hz.Muhammed (S.A.V.) şu duayı uygun görmüştür: “Allah’tan başka ilah yoktur, o tektir, ortağı yoktur. Mülk onundur hamd da yalnız onadır. O her şeye kadirdir.” Arefe günü güzel günler öncesi anlamına gelir. Bayramdan bir gün öncesi olan arefe gününde bayram hazırlıkları yapılır dualar okunur, ibadetler yapılır zikirler çekilir. Peygamber efendimiz Arefe Günü şu duayı uygun görmüştür. “Allah’tan başka yoktur, o tektir, hamd yalnız onadır. O her şeye kadirdir.” Müslümanlığın beş şartından birisi de hacca gitmekdir. Tövbe Namazı Kılmak: İkindi namazını kıldıktan ve Arefe Duasına başlamadan önce göğün altında iki rekat namaz kılmalı ve Hak Teala'nın huzurunda günahlarını itiraf ederek ikrar etmelidir. Böylece Arafat sevabına nail olsun ve günahları bağışlansın. Mahsus Namaz: Zeval vakti olduğunda göğün altına çıkmalı öğlen ve ikindi namazlarını ruku ve secdesini güzelce kılmalı. Namaz bittikten sonra iki rekat namaz kılmalı. Namazın birinci rekatında Fatiha Suresinden sonra ihlas suresini, ikinci rekatta Fatiha Suresinden sonra Kafirun Suresi okunmalıdır. ardından 4 rekat namaz kılmalıdır. Namaz iki rekat iki rekat kılınmalıdır. Her rekatta Fatiha suresinden sonra 50 kere ihlas suresini okumalıdır. Bu namaz Emire'l Mümin'in Hz. Ali'nin namazıdır. Arefe günü faziletli ve İslam açısından önemli bir gündür Müslümanlar Kurban Bayramı’nın öncesinde geçirilen Arefe Günü’nde oruca devam ederler. Hz.Muhammed (S.A.V.) bugün için “En hayırlı, kabulü şayan olan dua, Arefe Günü yapılan duadır” söylemiştir. Müslümanlar bugünü oruç, namaz ve duayla geçirmelidir Arefe Lügatte “tanıma” manasındadır Haccın şartlarından biri ; Arefe günü Arafat’ın Vadiy-i Urene denilen yerinden başka herhangi bir yerinde, öğle ve ikindi namazlarından sonra vakfeye durmaktır. Bu ibadet bir Gün önce olursa, hac kabul olmaz.haccın kabulü, Arefe gününün doğru olmasına bağlıdır. Hz.Muhammed (S.A.V.) bugün için “En hayırlı, dua, Arefe Günü yapılan duadır” buyurmuştur bugün oruç, namaz ve dua ile geçirilmelidir. Müslümanlar Kurban Bayramı’nın öncesinde Arefe Günü’nde oruç tutmaya devam ederler. Hz. Ali bugün için şu duayı tavsiye etmiştir:“Allah’ım, bizim dediğimizden hayırlı, Zât’ının buyurduğu gibi hamd sana mahsustur. Allah’ım namazım, ibadetlerim, ölümüm, yaşamam senin içindir. varlığım Zât’ın içindir. Allah’ım kabir azabından, kalp fitnesinden, işlerin bozulmasından sana sığınırım. Allah’ım esen yelin getirdiğinin hayırlısını senden dilerim.”bugün İhlas Suresinin okunması vurgulanır İhlas Suresi’nin Arapça okunuşu:Kul hüvellâhü ehad. Allâhüssamed. Lem yelid ve lem yled. Ve lem yekün leh küfüven ehad.” İhlas Suresi’nin Türkçe çevirisi:“De ki; O Allah bir tektir. Allah eksiksiz, sameddir Bütün varlıklar O'na muhtaç, fakat O, hiçbir şeye muhtaç değildir). O Doğurmadı ve doğurulmadı. O'na bir denk olmadı.” Yemin olsun on geceye...Milyonlarca mü’min “Lebbeyk!” nidalarıyla kutsal diyarlara yüzünü gözünü sürüyor. Gidemeyenlere ise Cenâb-ı Hak, Zilhicce fırsatı sunuyor. bu ayın ilk on günü bizler için duaları hacıların niyazlarına katma, her anı bereketlendirme vakti.Milyonlarca insanın hac ibadetini eda ettiği, Arafat’ta, Mina’da, Müzdelife’de rahmet sağanağında ıslandığı, “Lebbeyk Allahümme lebbeyk!” nidalarının yükseldiği, kurbanların kesildiği bir zaman Zilhicce ayı. Müminler denizinde bir damla olmanın hazzıyla kutlu zamanı kutsal topraklarda geçirenler var. Hacerü’l-Esved’e yüzünü gözünü sürüp, Ravza’nın sahibinin atmosferinde yıkanıyor. herkes bu talihe sahip değil. Kâbe’nin kokusunu almak isteyen, Rabb’ine teveccühü arzulayan, keşke biz de orada olabilseydik!” diyenler var geride. Onlara Allah’ın engin rahmeti yetişiyor. Cenâb-ı Hak kullarına teveccühte bulunuyor. 10 günü hacdaymış gibi dolu dolu geçirmemiz, dualarımızı Arafat dualarına katabilmemiz, onların ibadetlerine ortak olabilmemiz mümkün. esas olan niyet, arzu ve Rabb-i Rahim’in teveccühüne mukabelede bulunmak.Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın önemini vurgulamak için yemin ettiği şeylerden biri de Zilhicce ayında Fecr Suresinde “Şafak vaktine ve on geceye yemin olsun ki.” buyruluyor. bu ayetler Zilhicce’nin ilk on gecesine işaret ediyor. on gecenin, Muharrem ayının ilk on gecesi ya da Ramazan’ın son on gecesi olduğunu söyleyenler var. Ancak âlimler bu günlerin Kurban Bayramı’ndan önceki on gece olduğu görüşünde. Zilhicce’nin on gecesine yemin edilerek gecelerin Allah katındaki kıymeti ön plana çıkarılıyor. gece ibadeti adına çok önemli. Çünkü o saatler Cenâb-ı Hakk’a en yakın olunan anlar Allah için rahatın terk edildiği, hiç kimsenin görmediği yerde Allah’a yönelindiği, zaman dilimleri. Yaradan’ın teveccühü söz konusu. On geceye yemin edilen ayette Allah’ın lütuflarla bezediği Ramazan’ın son on ile Zilhicce’nin ilk on gecesinin sonunun bayramla taçlanması. Allah, bu günlerde uhrevileşen, kapısına koşan kullarına boşluk yaşatmak istemezmişçesine inananları hayrı, bereketi, neşesi ile dolu bayrama emanet ediyor. Kullarına dünyada bayram ettirerek, ahirette vereceği mükafatın provasını yaptırıyor 'Zilhicce'nin ilk on gününden daha sevimli gün yoktur'Bu özel günlere Efendimiz büyük önem veriyor. “Allah’a ibadet edilecek günler içinde Zilhicce’nin ilk on gününden sevimli gün yoktur. O günlerde tutulan her günün orucu bir senelik oruca, her gecesinde kılınan namazlar Kadir Gecesi’ne denktir.”buyuruyor Ümmetine çok düşkün olan, onların affı için çırpınan Rahmet ve Şefkat Peygamberi, “Allah indinde Zilhicce’nin ilk on günündeki amellerden daha kıymetlisi yoktur. tesbihi, tahmidi, tehlili ve tekbiri çok söyleyin!” buyuruyor kıymetine dikkat çekiyor. Tesbih, tahmid ve tekbirin namazın çekirdekleri olduğu göz önünde bulundurulursa, nafile namazları önem kazanıyor. Kurban Bayramı’ndan önceki on gecenin, Kandil ve Kadir Gecesi gibi önemi var. Kandil gecelerini ihya eder gibi değerlendirmek lazım. Bediüzzaman talebelerine yazdığı bir mektupta şu hakikate dikkat çekiyor: “Bu on gece Kur’ân-ı Azimüşşan’ın ‘Ve’l-fecri. Ve leyâlin aşrin’ Ve on geceye./ Fecr Suresi ile, verdiği ehemmiyete binâen o geceler Leyle-i Kadir ve Berat ve Mi’rac nev’inde büyük kıymetleri var. hac sırrıyla bütün âlem-i İslâm namına her taraftan gelen hacıların kâinatla alâkadar tarzdaki makbul hasenatlarına ve ümmet-i Muhammed hakkında ettikleri duâlarına, o gecelerde mü’minler hissedâr oluyorlar. Hz. Ali bugün için şu duayı tavsiye etmiştir: “Allah’ım, hayırlı olarak, Zât’ının buyurduğu gibi hamd sana mahsustur. Allah’ım namazım, ibadetim, ölümüm, yaşamım senindir. Kalan varlığım Zât’ın içindir. Allah’ım kabir azabından, kalp fitnesinden, sana sığınırım. Allah’ım esen yelin getirdiğinin hayırlısını senden dilerim.”bugün İhlas Suresi’nin okunması gerektiği vurgulanır “Kul hüvellâhü ehad. Allâhüssamed. Lem yelid ve lem yled. Ve lem yekün leh küfüven ehad.” De ki; Allah bir tektir. eksiksiz, sameddir Bütün varlıklar O'na muhtaçtır O, hiçbir şeye muhtaç değildir Doğurmadı ve doğurulmadı. O'na denk de olmadı.” Peygamberimiz sav buyurdu ki: Arefe gününe hürmet ediniz! Çünkü Allahü tealnın kıymet verdiği bir gündür. Arefe gecesi ibadet edenler Cehennem’den azad olur. Arefe günü ibadet edenlerin iki senelik günahları affolur. Biri geçmiş senenin, diğeri gelecek senenin günahıdır. Arefe günü bin ihlas okuyanın bütün günahları affolur ve her duası kabul olur. Hepsini besmele ile okumalıdır. Rasûlullâh*Sav*‘’Şeytan arefe gününde olduğu kadar hiçbir gün zelil, hor, hakir ve öfkeli görülmemiştir. Çünkü Allâh Te’âlâ’nın rahmeti yağmış büyük günahları bağışlanmıştır Ancak Bedir günü müstesna’ O zaman Cibrîl’in melekleri saf düzenine soktuğunu görmüştür buyurdu. اَللّٰهُ اَكْبَرُ اَللّٰهُ اَكْبَرُ لاا اِلٰهَ اِلاَّ اَللّٰهُ وَاَللّٰهُ اَكْبَرُ اَللّٰهُ اَكْبَرُ وَلِلّٰهِ الْحَمْدُ ‘’Allâh en büyüktür, Allâh en yücedir, Allâh’tan başka ilâh yoktur. Allâh her şeyden büyüktür.*O en büyüktür. Bütün hamdler Allâh’a mahsustur. AREFE GÜNÜ MESAJLARI Her şeye kadir olan Yüce Allah, bizleri, doğru yoldan ve sevdiklerimizden ayırmasın! Hayırlı ve bereketli arefe dileğiyle. Sevdiklerin hep yanında olsun, yüzün ve gülün hiç solmasın. Yüreğine damla damla umut, günlerine bin tatlı mutluluk dolsun. Arefe gününüz kutlu olsun. Heyecanla bayramı gözlediğimiz bugünde kurban bayramınız kutlu, bekleyişleriniz hayırlara vesile olsun, arefe gününüz kutlu olsun. Sizlere en güzel ve coşkulu olan bayramları müjdeleyen bugünde en güzel bayramlara erişebilmeniz duasıyla. Arefe gününüz kutlu olsun. Arefe gününüzü kutlar, sevdiklerinizle birlikte nice güzel günlere erişmenizi Allah’tan niyaz ederiz. Yüzünüzün ay gibi parlak ve bayram edeceğiniz günlerin hiç bitmemesi duasıyla, Arefe gününüz kutlu olsun. Bugünün feyiz ve bereketi üzerinizden eksik olmasın. Niyetleriniz makbul, amelleriniz kabul olsun. Arefe gününüz kutlu olsun. Günaydın Dostlukların birleştiği, kardeşliğin hiç bitmediği, nice güzel bayramları muştulayan Arefe gününüz mübarek olsun En güzel bayramlara hep birlikte sağlıkla ve huzurla erişebilmek duasıyla.. Arefe gününüz mübarek olsun. Bir avuç dua, sıcak bir mesaj, bir kucak sevgi, kapatır mesafeleri birleştirir gönülleri kalbiniz nur, haneniz huzur dolsun. Arefe Gününüz Kutlu Olsun. Kaynak islamveihsan.com OSMANLI’DA KURBAN BAYRAMI GELENEKLERİ Kurban Bayramı’na sayılı günler kaldı. Arife hazırlıkları başlayacak, bayram namazı kılınacak, üzerine farz olanlar kurban kesecek çocuklar harçlık için dolaşacak,*akraba ziyaretleri yapılacak*ve hânesine et girmeyenler*bayram edecek. Büyüklerimizin*“nerede eski bayramlar diye hayıflandığı günler eskilerde kaldı.*Peki ecdadımız*Osmanlı Kurban Bayramı’nı nasıl ifa ederdi? OSMANLI’DA BAYRAM ÖNCESİ Padişah tarafından* tembihnâmeler yayınlanırdı. konaklarda, evlerde ve saraylarda temizlik başlardı. Tembihnâmelerde ahlak bozacak davranışlardan kaçınılması, alınması gereken*tedbirler, sokakların temizlenmesi gibi maddeler vardı. insanlar ikaz edilir, maddi ve mânevî temizliğe yönlendirilirdi. Bayram gecesinde mahalle bekçileri sabaha karşı davullarını ahenkle tokmaklarken mâni söylerdi.*Osmanlı devrinden bir mani örneği… Bu sabahın yazına,*Kalkın Hakk’ın niyazına, Abdest alın ey komşular Bayram, sabah namazına.” Osmanlıda Kurban sevinci, Arefe günü atılan top atışlarıyla başlar, son günün ikindi vaktinde atılan top atışlarıyla biterdi. Bayram namazının yaklaşmasıyla ev ahalisi bayramlıklarını giyerek en yakındaki camiye gider Hanımlar bayram dönüşü ailecek kahvaltı yapmanın heyecanıyla bayramlıklarını giyinmiş kahvaltı sofrasını hazırlardı. Bayramda mutlaka ailece konu, komşu kabristan ziyaretleri yapardı. ÇOCUKLARA*“ARİFE ÇİÇEĞİ”*DENİRDİ Bayram boyunca caddelerde, mahallelerde bir sürü*“Arife Çiçeği”*olurdu. Çocuklara*“Arife Çiçekleri”*denirdi nedeni ise çocukların bayram gününü beklemeden Arife gününden bayramlık kıyafetlerini giyip dışarı çıkmalarıdır.Bayram tebrik merasimleri 19. yüzyılın ortalarına kadar Topkapı Sarayı’nda, 1867’li yıllarda Dolmabahçe Sarayı’nda, Sultan Abdülhamid devrinde ise Yıldız Sarayı’nda yapıldı. Bayram namazı kılınacak camiyi padişah seçerdi. Devlet erkânı,*bayram namazını çoğunlukla Ayasofya ve Sultanahmet Camisi’nde kılardı. PADİŞAHLAR İÇİN Saya Ocağı” adı verilen koçlar yetiştirilirdi. Padişaha sunulacak kurbanların beslenmesi, yetiştirilmesi ve kesimleriyle saya neferleri ilgilenirdi. Padişah, Hırka-i Saadet Dairesi’nde hazır bekleyen yaklaşık*40 kurbanlığın bulunduğu yere gider ve kendisi için hususi olarak hazırlanan kurbanlardan birini seçerek büyük bir merasimle ilk kurbanı kendisi keserdi. kurbanlar ilim*talebelerine medreselere dul ve*kimsesiz kadınlara, bekçilere, tulumbacılara ve ihtiyaç sahibi kimselere dağıtılırdı. Subay ve memurlara bayram hediyesi olarak birer maaş ikramiye; zaptiyelere yeni fes ve püskül bunların temini için para verilirdi. İstanbul’un büyük camilerinde cemaate iftariye adı verilen hediyeler, şeker, helva ve lokum dağıtılırdı. Cezalarının üçte ikisini çeken mahkûmlar bayram vesilesiyle affedilirdi.Cezaevindeki mahkûmlara helva dağıtılırdı. EVLERDE “TURUNÇ REÇELİ” BULUNURDU Kanlı etin yenmesi dinimizce caiz olmadığından kurban eti hemen yenilmezdi. Kurban eti kendi aile efradına, fakirlere ve eş-dosta dağıtmak üzere üçe taksim edilirdi. Kurban bayramında bolca tüketilen et, sindirim sistemini bozduğundan imkânı olan her hâne, vücudu dengelediği için*“Turunç Reçeli”*bulundururdu. Zenginlerin hanımına, çocuklarına, yakın akrabalarına,*vefat etmiş yakınları adına gücü yetmeyip kurban kesemeyen komşularına kurbanlık hediye etme âdeti vardı. Kaynak ensonhaber.com Osmanlı’da Kurban Kurban bayramına sayılı günler kala, gözümüz gelenek görenek; örf adet arıyor değil. tezek kokuları bayram indirimleri ya da memleket ziyaretleriyle bayram coşkusu canlı duruyor. Peki Osmanlı’da yaşanan Kurban bayramının adetleri nelerdi? nasıl bir telaş yaşanırdı? Padişaha özel hazırlanan koçları duymuş muydunuz? BAYRAM TEMBİHNAMESİ Osmanlı’da Kurban bayramı hazırlıkları Arife gününden değil, bir sene önce başlardı. bayram hazırlığı yapılırdı. kesilecek kurbanların bakımı için uzun süreli bir bakım söz konusuydu. Osmanlı tebaasına bayram anlatılır, halk bilgilendirilirdi.Padişah Tembihname’si tüm haneye girer, hazırlıklar bu bildiriyle yapılırdı. Bayram temizliği, kurbanlığın alımı, zekatı ve kesimi tek tek bildirilirdi. Bayramlarda toplum ahlakına işaret edilirdi. Çeşmeler, sokaklar, konaklar elden geçirilir, haneler çarşı pazar bayrama hazırlanırdı. Borcu olanın borç defteri silinir (zimem defteri), zengin, fakirin açığını kapatırdı. BAYRAM TOP ATIŞIYLA MÜJDELENİRDİ Kurban sevinci, Arife günü top atışlarıyla başlar, son günün ikindi vaktinde top atışlarıyla da biterdi. halk nerede ne yapması gerektiğini çok iyi biliyordu. Camiler taşar, uzun dualar edilir, kapısı açık bırakılan evde büyük sofralarda kahvaltılar hazırlanırdı.*Padişahlar namaz için Ayasofya ve 1617'den sonraSultan Ahmed Camisini tercih edİyordu PADİŞAHA ÖZEL KOÇ: SAYA OCAĞI Günümüzde kurbanlık büyükbaş tercih edilirken, Osmanlıda genellikle küçükbaş kesiliyordu. padişaha Saya Ocağı” adlı özel koçlar yetiştirilirdi. Padişaha sunulacak kurbanların beslenmesi, yetiştirilmesi kesimleriyle saya neferleri ilgileniyordu. Padişah, yaklaşık*40 kurbanlığın bulunduğu yere gider ve kendisine hususi hazırlanan kurbanı seçerek büyük bir merasimle ilk kurbanı keserdi.Saraydaki kurban kesimi için özellikle Sakız koçu tercih edilirdi. Çünkü çok lezzetli ve padişahın damağına yaraşırdı Kesilen kurbanlar öğrencilere medreselere ve ihtiyacı olan herkese dağıtılırdı. ALNA KURBAN KANI SÜRMEK ADETTENDİ Kurbanı keserken beline yeni ipekli futa önlük kuşanan hane sahibine, özel bileylenmiş bıçak verilirdi. törenle kesilen ilk kurbanın ardından*hane sahibi konağa döner iki rekat şükür namazı kıldıktan sonra bayramlaşmaya geçilirdi. İlk kesilen kurbanın kanından evin en küçük çocuğunun alnına sürülmesi ve postunun tekkeye yollanması adetdi. Kurban eti aileye, fakirlere ve eş-dosta paylaştırılıyordu. Kurban bayramında bolca tüketilen et, sindirimi bozduğundan, vücudu dengelediği için*hanelerde 'Turunç Reçeli' yapılırdı. Mideyi rahatlatması ve sağlığı koruması açısından önemliydi.Kahvaltının ardından bayram ziyaretleri gerçekleşirdi. Herkes büyüğünü tanır, sayardı. mezarlık ziyaretleri şaşmazdı.Padişahın bayramını tebrik edecek olanlar tesbit edilir, huzura çıkacak her isim yerini alırdı.*Bayram dolayısıyla bütün şehirde sarayda da çeşitli eğlenceler düzenlenir, oyunlar oynanırdı. Davul eğlencenin vazgeçilmezlerindendi Kaynak risalehaber.com Kurban Bayramında hangi dualar okunur? Arefe gününü yaşadığımız saatlerde bayram heyecanı arttı. Vacip olan kurban ibadeti 21 Ağustos 2018 Salı günü başlayacak. Bayramın ilk günü yaşanacak. Kurbanlar kesilecek, akrabalar ziyaret edilecek, büyük eli öpülecek. Dinimizce kurban bayramında dua etmek ehemmiyetlidir. milyonlarca vatandaşımız dua arıyor. Peki*Kurban Bayramında hangi dualar okunur?*Yüce Allah, Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor; “Allah'a kurbanlarınızın ne etleri ulaşır, ne de kanları. Ona ulaşan takvanızdır..." (Hac, 37) Kurban Bayramı boyunca dua etmek, 4 günlük süreden alınacak fazileti katlayacaktır. Bayramı dua ve ibadetle geçirenlerin günahı bağışlanır, amel defteri kabarır. Allah'ın rızası için kesilen kurbanların yanı sıra,*kurban bayramında okunacak dualar*şöyledir; Ey rahmeti ile kâinatı kuşatan Rahman ve Rahim olan Allah'ım Şu mübarek Bayramda huzuruna geldik. Lâyıkı ile kul olamayışımızın mahcubiyeti içinde divanına durduk. Şükrümüzü eda edemedik Bizi huzuruna buyur, dua ve niyazlarımızı kabul eyle Allah'ım Ya Rabbi Kıldığımız namazları, “Kurban günlerinde senin katında en sevimli amelimiz olan kurbanlarımızı”, okuduğumuz Kur'anları, indirdiğimiz hatm-i şerifleri, yaptığımız zikirleri, tesbihatı, dua ve niyazları nasihatleri ibadet ve taatlerimizi, hayır ve hasenatımızı, Bayram günü hürmetine en güzel şekliyle kabul eyle Allah'ım mübarek bayram sabahında, yürekten itiraflarımız ve samimi tövbelerimizle sonsuz rahmet ve mağfiretine iltica ediyoruz. Bizi gönüllere şifa, dertlere deva, huzur ve barış kaynağı olan Kur'an'la buluştur Allah'ım! Bize bahşeylediğin en büyük sermaye olan ömrümüzü rızana uygun geçirmeyi nasip eyle Allah'ım! Bizleri Sana layık bir kul, Habibine layık bir ümmet eyle.Onları cennetinle ve cemalinle müşerref eyle! Ailelerine sabır ve metanet ihsan eyle! Dinimizin, devletimizin, milletimizin bekasını sarsacak belalardan, sıkıntı musibet keder ve terörden bizleri muhafaza eyle Ya Rabbi! Aziz milletimizi ağır imtihanlardan muhafaza eyle! Fitne ateşiyle bizi tutuşturmak isteyenlere karşı yekvücut tek bilek olmayı milletçe hepimize nasip eyle Allah'ım Bütün acılara rağmen milletimizin hiçbir ferdini haktan, hukuktan, adaletten, merhametten bir an ayırma! Sana inanan aziz milletten yardım ve inayetini, kuvvet ve rahmetini esirgeme Allah'ım! Bizleri mazlumların, mağdurların umut bağladığı ülkemize ve tarih boyunca canlarını veren şehitlerimizin uğruna canlarını verdikleri yüce değerlere sahip çıkanlardan eyle Allahım! Ya Rabbi Bizlere anne-babalarımıza hayırlı evlat olmayı nasip eyle Hayatımızı eşlerimize, göz bebeğimiz yavrularımıza karşı görevlerimizi yapabilmeyi ihsan eyle Allah'ım! Onlara sevgi, rahmet, merhamet, şefkat, muhabbet ve ülfetle muamele etmeyi nasip eyle Allah'ım Ailelerimize dirlik, düzenlik ve huzur ihsan eyle Allah'ım Evlatlarımızı ailelerine, vatanına, milletine hayırlı eyle. Çocuklarımızın kalplerini iman ve Kur'an nuru eyle Allah'ım! mübarek Bayram hürmetine hasta kullarına acil şifalar, borçlu kullarına edalar, dertli kullarına devalar ihsan eyle Allah'ım! Ya Rabbi mübarek Bayram hürmetine; evimiz ve imtihan dünyamızı savaşlarla, işgallerle, katliamlarla, açlıklarla, inleyen enkaz olmaktan kurtar! Yeryüzü ve tüm mahlukat bize emanet, biz de birbirimize emanetiz. Mazlumlara, gariplere, yetimlere, kimsesizlere sahip çıkmayı; çocukların, kadınların, gençlerin, yaşlıların bütün mahlukatın hak ve hukukunu korumayı bizlere nasip eyle Allah'ım Kırık kalpleri onarmayı; yaralı gönülleri imar etmeyi; haset, kin ve nefretten uzak durmayı; sevgi, merhamet ve kardeşlik köprüleri kurmayı lutfeyle Allah'ım Ya Rabbi Bizleri, günahta ve düşmanlıkta değil; iyilikte ve takvada yardımlaşanlardan eyle! Hak ve hakikatin yolunda olanlardan eyle Allah'ım! Bizleri, birbirine kin güdenlerden, nefret duyanlardan, buğzedenlerden; fitne çıkaranlardan, gıybet ve iftiraya bulaşanlardan, kul hakkına girenlerden eyleme Allah'ım Bizleri, kendisi için istediğini mümin kardeşi için isteyenlerden, işlerini adalet, hakkaniyet, merhamet ve şefkatle icra edenlerden eyle Allah'ım Ya Rabbi mübarek bayram sabahında günahkâr beden ve gönüllerimizi istiğfar ile arıtmak istiyoruz. nasip eyle Allah'ım! İmanımızı ve ahdimizi tazelemek muradımız. Sen bahşeyle Allah'ım! Kırdığımız kalpleri onarmak, paraladığımız onurları tamir etmek, ihlal ettiğimiz hak sahipleriyle helalleşmek borcumuz. Sen lufteyle Allah'ım! Allah'ım Rabbimiz! Yalnız Sana güvenip dayandık, Sana yöneldik ve sonunda Senin huzuruna varacağız.” diye yakaran Hz. İbrahim gibi yalvarıyoruz. Huzuruna tertemiz yüzle, hesabını vereceğimiz salih amellerle varmayı nasip eyle Allah'ım Rabbimiz! Peygamberimizin (s.a.s) dilinden düşürmediği dua ile Sana yalvarıyoruz. “Allahümme inneke afüvvün, kerimün, tühıbbül afve fa'fu anna”. “Allah'ım! Sen affedicisin. Sen Kerim'sin. Affetmeyi seversin. Bizleri affeyle Allah'ım!” Allah'ım! Bütün peygamberlerin yaptığı dua ile Sana yöneliyoruz. “Rabbena atina fi'd-dünya haseneh, ve fi'l-ahirati haseneh, ve kına azabe'n-nar.” “Rabbimiz! Bize dünyada Ahiret'te güzellikler ihsan eyle. Bizi cehennem azabından muhafaza eyle.” Yâ Rabbe'l-Âlemîn,Bizleri zikrinde, şükründe, ibadetinde daim eyle. Bedenlerimize sıhhat ve afiyet ihsan eyle. Ümmet-i Muhammed'e güzel hizmet güç ve kuvvet ihsan eyle. Vefatımız geldiği zaman dilimiz zikrinle meşgulken, alnımız secdede iken, Senin sevdiğin ve razı olduğun bir hal üzereyken ruhumuzu kabzeyle Allah'ım. Ecel şerbetini içeceğimiz son nefesimizde, Kelime-i şahadet ki buyurun, اشهد ان لَاله الَالله واشهد ان محمدا عبده ورسوله diyerek, ruhumuzu teslim edebilmeyi, imanlı ve selim bir kalp ile huzuruna çıkmayı nasip eyle Allah'ım. Bizleri cennetinle, cemalinle müşerref eyle Allah'ım. Dualarımızı kabul eyle Allah'ım. Kaynak dinimizislam.com * Kurban ve adak Hazret-i İbrahim ve Kurban İbrahim aleyhisselam, Allahü teâlâ bir oğul verirse, Allah için kurban edeceğini söyledi. Dileği hasıl olunca, sözünü yerine getirmesi rüyada bildirildi. Hazret-i İbrahim, sözünde durup oğlunu kurban etmek istedi. Cenab-ı Hak,*ibrahim, rüyasına sadakat gösterdi. Elbette bu imtihandı. Oğluna karşılık ona büyük bir kurbanlık koç verdik. İhsan sahiplerini böyle mükafatlandırırız buyurdu. Hazret-i İbrahim, Nemrud tarafından ateşe atıldığında canı ile, Hz İsmaili kurban etmesi emredildiğinde evladı ile, sürülerini bağışlamakla da malı ile imtihan edildi. Üç imtihanı da kazandı. Kur'an-ı kerimde,*Sözünün eri İbrahim*diye övüldü. (Necm 37) Sözünde durmak büyük fazilettir. Kur'an-ı kerimde, sözünde duranlar övülmektedir:Müminler içinde Allah’a verdiği sözde duran nice erler var.Ahzab 23 Elbette İbrahim, sadık bir Peygamberdi İsmail, sözünde sadık resul bir nebi idi. Meryem 54 Hadis-i şerifte buyuruldu ki:Doğruluk iyiliğe, iyilik Cennete götürür. İnsan doğruluk ile Allah indinde, sıddıklardan yazılır. Hazret-i İbrahim, Cenab-ı Hakkın gönderdiği koçu kurban etti. Peygamber efendimiz, Eshab-ı kirama,*Kurban kesmek, babanız İbrahim’in sünnetidir*buyurdu. Dinen zengin sayılmayan kimsenin, borcu yoksa, gücü de yeterse, kurban kesmesi çok iyi olur. Hadis-i şerifte,*Bayramda kurban kesmekten daha faziletli bir amel yoktur. Ancak sıla-i rahm bundan müstesnadır buyuruldu. İbrahim as oğlu İsmailin cemalini görünce, babalık sevgisi ile uyur. Rüyada, oğlunu kurban ederken görür. Hanımına Ey Hacer, gözümün nuru oğlum İsmail’e en iyi elbisesini giydir, onu dost ziyaretine götüreceğim bıçak ve ip getir. Belki Allahü teâlâ bir koyun verir. Diyerek evden çıkar İblis Ey Hacer, İbrahim, İsmail’i kurban etmeye...götürdü Bir baba, oğlunu nasıl kurban eder diyerek vesvese verir Hz hacer tam bir teslimiyetle şu cevabı verir Rabbim Allahü teâlâ emretmişse, Ona bin can feda olsun. İblis Hz İbrahim’e der ki- Oğlunu kesmene gönlün razı mı? Hz ibrahim cevaplar Ey melun, bil ki, dünya evladım olsa Rabbim hepsini kurban istese, hepsini kurban ederim.Şeytan, Hz İsmaile sorar Ey İsmail, baban, seni kesecek. Hz ismail cevaplar Eğer Allahü teâlâ emretmişse, bin canım dosta feda olsun. Babacığım emredileni yap beni sabredicilerden bulacaksın. El ve ayaklarımı bağla Belki gırtlağım hançerine dayanamaz, elimi, ayağımı oynatır da seni üzerim. İblisin vesvesesi bitmeyince Hz İsmail, babasına der ki: Ona taş at, uzaklaşsın. Taş atıp Mina’ya gelince, Hz İbrahim oğluna der ki yavrum, başımızda bela var. niçin had cezasına müstahak oldun?Babacığım kan kokusu geliyor. Oğlum, seni boğazladığımı görüyorum. Ne dersin? (Saffat 102) Babacığım, emredileni yap, inşaallah beni sabredici bulacaksın. Başımı vermek bir an sürer. Ama kendi elinle oğlunu kurban etmek, gönlüne zor ve ağır gelebilir. Hz ismailin kesilirken hz ibrahime seslenir babacığım kendi elinle oğlunu kurban etmek, gönle zor ve ağır gelebilir. Sen emredileni yap Ellerimi ve ayaklarımı sıkı bağlaki gırtlağım hançerine dayanamaz, el ayak oynatır da seni üzerim. Beni yüzü koyun yatır, yüzümü görme, belki coşarım da, babalık sevgin harekete gelir, ikimiz de, emri yerine getirmekte kusur ederiz. Annemi teselli et iyilikte bulun. Ve melekler ağlar. Babası hz ibrahim bıçağı oğlu hz ismailin boğazına koyunca güler. Hz ibrahim seslenir Yavrucuğum, bu halde niçin gülüyorsun hz ismail cevaplar bıçakta Besmele yazılı, dostun ismi yazılı olan bıçak, nasıl keser? Hazret-i İbrahim, olanca kuvveti ile bıçağı çakar, ancak bıçak kesmez. Bıçak Allahü teâlânın emriyle dile gelip der ki niçin kızıyorsun? Sana kes diye emreden, bana da kesme diye emrediyor. Hz ibrahim oğlu ismail as ı keserken şu lütuf erişti: Ey İbrahim, rüyana sadakat gösterdin. Güzel amel işleyeni mükafatlandırırız. Bu imtihandı. Oğluna karşılık kurbanlık koç verdik Hz İbrahim gökten inen koçu yakalayınca, oğlunun ölümden kurtaran dost oğlunun bağlarını çözdü. Hz ibrahim oğlum, dua et, Allahü teâlâ kabul eder. Diyince Hazret-i İsmail Ya Rabbi, Kıyamette, müminlere mağfiret eyle diye dua etti müminleri mağfiret ve bağışlanma müjdesi geldi. Kurbanın hz İshak olduğu, Yahudilerin uydurma Tevratında bildirilmektedir.Tevratın bozuk olduğu Kur’ân-ı kerim de haber verilir. âyet-i kerimelerde kurban edilenin İsmail as dır İbrahim as a önce İsmail as sonra İshak as ihsan edilmiştir Hz Ömer zamanında Yahudi hahama kurban edilenin İsmail mi, yoksa İshak mi diye Sorulur Haham şu cevabı verir Ya halife, Yahudiler, hz İsmail’in kurban olduğunu bilirler. Fakat İsmail as hz Muhammedin ceddi olduğu için, kendi cedleri İshak as ın kurban olduğunu söylüyorlar, hz ibrahim Ya Rabbi iyi bir oğul ver diyince Ona uysal bir oğlan müjdelendi Çocuk, büyüyünce, İbrahim as oğulcuğum Rüyada seni boğazladığımı görüyorum. dedi oğul Babacığım emredileni yap diyerek Allaha teslim oldu, İbrahim as ın Bıçağı çocuğunu kesmedi. Hz İbrahim Rüyaya sadıktı kurbanlık bir koçla mükafatlandırıldı Ona iyilerden İshak Peygamber müjdelendi Onların soylarından iyi olanlar ve nefsine zulmedenler de vardı . ”İbni Âbidîn hazretleri buyuruyor ki:“Müslümanların lüzumsuz konuşması uygun değildir. İsmail mi İshak mı üstündür? Kurban edilen hangisidir? Hazret-i Aişe mi yoksa hazret-i Fatıma mı, diye sormamalıdır. Bunları öğrenmek lazım değildir. Allahü teâlâ bu gibi şeyleri öğrenmeyi emretmedi.” Kaynak sabah.com.tr nihat hatipoğlu yazıları Hz. İsmail'i kurban ettirmemek Saffat süresinde bir kıssa anlatılır her Kuran hikâyesi gibi sarsıcıdır Bir baba ile oğlunun ürperten, hikâyesidir. Hz. İbrahim 86 yaşındadır çocuğu olmayınca davasını devam ettirecek bir evlat arzu eder. Allaha adak adar Yüce Rabbimiz, Hacer validemizden bir erkek çocuk nasip eder. Ve İsmail ismi verilir. Hz. İbrahime rüyasında adağı vahyedilir. Hz. İbrahim çaresizce Hz. İsmail'in yaşadığı Mekke'ye gelir. Niyeti evladını kurban etmektir. Ne kadar zor, ne kadar çetin bir imtihan Peygamberlerin imtihanı da büyük olur şeytan Hz. Hacer'e, kocan oğlunu kesecek" Hz. İbrahim'e insan oğlunu keser mi" Hz. İsmail'e baban seni kesmeye götürüyor" der. üçü de şeytanı kovalar ve "Allah'ın hükmüne razı olduk" derler ve hz ibrahim Mina-Müzdelifeye gelince der ki Oğulcağızım rüyamda seni kurban ediyorum. teslim olacak mısın?" Bir baba için bunu söylemek zor ve ağırdır. Hz. İbrahim Rabbinin emrini iletmekte tereddüt etmez. Oğlu Hz. İsmail tam bir teslimiyetle cevap verir: "Babacığım emri yap İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın. Hz ismail kurban edilmek istenince şu cevabı verir direnip tartışmayacağım. ne ile emredildiysen yap. Diyerek Allah'a teslim olur ve Babacığım. Kollarımı bağla. Gömleğimi soy kana bulanmasın. Annem dayanamaz. Hz. İbrahim oğlu İsmail'i Kurban edecektir. ama Rabbim bıçaktan kesebilme kudretini kaldırmıştır. Yüce Allah**kesme" diyor. Hangi bıçak kesebilir ki.Yüce Allah yakma derse hangi ateş Hz. İbrahim'i yakabilir ki. Güç onun, kudret onun, Kimin haddine söz söylemek, Hz ibrahim oğlunu kurban etmekle büyük bir sınava tabi tutulmuştur Büyük bir kurban ile yarası sarılmıştır Hz. İbrahim kararlılık ve fedakârlığını, Hz. İsmail ise tam bir teslimiyetle rabbinin sınavını geçmiştir Yüce Allah bu büyük sınav sonucunda Hz. İsmail'i kestirmemiş Yüce Allah engin rahmetiyle babayı ağır imtihandan çıkarmış Lütfetmiş. Evladının kanına babanın elini bulaştırmamış Rabbe teslim olan çocuğa peygamberlik vermiş hz ismaili ve Hz. Muhammed'in dedesi yapmıştır Fedakâr babayı, tevekkül eden evladı konuşan bizler ne yazık ki "Merhametli Allah'ı" ne az konuşuyoruz. sahip olduklarımızın O'nun dokunuşunun eseri olduğunu göz ardı ediyoruz. Rabbi hakkıyla bilmeden Rabbin nimetini nasıl takdir edebiliriz Yüce Rabbe teslim olmadan ne Halil olan Hz. İbrahim'i ne de Halim olan Hz. İsmail'i anlayamayız Kurbanı keserken Hz. Peygamber (s.a.v.) hicretin ikinci yılından itibaren buyurdu. Ki "Bu babanız Hz. İbrahim'in sünneti dir." Bu nedenle de Kurban Bayramı'nda kurban vacip veya müekked güçlü sünnet kabul edilmiştir. Usulüne uygun hayvanlara eziyet etmeden, Kurbanı kesmek her Müslüman için ibadettir. ihmal etmemek lazım. Rabbim kurbanlarınızı makbul etsin niyetinizi Allah için eylesin. Zira kesilen kurbanın eti ve kanı değil ancak takva dolu niyetleriniz Yüce Allah'a çıkar. Bize neler oluyor?Gazeteleri okuyor musunuz? Haberleri izliyor musunuz? Twitter'ı takip ediyor musunuz? Bütün bunlardan sonra siz de benim gibi ürpererek "Bize neler oluyor" diyor musunuz? Demiyorsanız lütfen yazdıklarıma göz gezdirin.* 9 yaşındaki kız annesiyle beraber yaşayan kişi tarafından işkence edildi ve dövüldü. Küçük kızın beyin ölümü gerçekleşti. Organları bağışlandı. Küçük kızın ellerinde sigara yanıkları varmış.* İşyeri çalıştıran genç dövüldü. Hastaneye kaldırıldı. Kalabalık bir grubun dövdüğü genç hastanede öldü.*Bir genç ve yanındaki kadın tarandı. Hayatlarını kaybetti*Sevgilisiyle bir olup kocasını kesti.*Karısını döverek öldürdü. Buna benzer binlerce haber. Her gün her mahallede facia. Twitter'da kutuplaşma vicdanı ve sağduyu şaşırtacak kadar keskin. Biri "Herkese merhaba" diyor. Ötekiler "Ne istiyorsun, derdin ne, hayrola, nereden esti, bir şey mi istedin" diye cevap veriyor. Biri "idam edilenleri rahmetle hatırlayalım" diyor, ötekiler; "şu günahını ne yapacaksın, ya hatasını" diye cyazıyor. Siz "idam kötüdür" diyorsunuz öteki günahından bahsediyor. Hani "dinime sataşan Müslüman olsa" dersiniz ya sanki kendisinin günahı yokmuş gibi.İnsanların kusur ve günahını sorgulayanlara bakın, günahı ve kusuru inanın herkesten daha çoktur.Haramdan kazanma, yağcılık, tahammülsüzlük, rantçılık, benmerkezcilik ve ne kadar "Kabahatli ruh hali" varsa hepsi zirve yapıyor. Lütfen vicdan. İman... Ahlak... Hassasiyet... Merhamet... Ahret ve hesap duygusu. Herkes etrafıyla hesaplaşsın. İnanınız ki. Biz bu değiliz. olmamalıyız.Cahiliye çağı Arapları kız çocuklarını diri diri gömüyor Nemrut, Hz. İbrahim'i yakmaya çalışıyordu. Hz. Musanın firavunu erkek çocukları kesiyordu. Sodom ve Gomore çarpık ilişkiler içindeydi. Lut'un (a.s.) kavmi cinsel sapkınlık ve azgınlık içindeydi.Nuh ve Şuayib peygamberin kavmi ve azgın olanları ticarette haksızlık ediyor. Zulmediyor puta tapıyorlardı. saydığım günahlardan sadece birisi bile helaka sebep oluyor yok ediliyor Cezalandırılıyorlardı. Gazeteleri okuyun. Çevreye bakın. İnterneti kurcalayın. Dünyayı gözleyin. İnanınız diğer milletleri yok eden günahların hepsi bizde mevcut. Hem de en modern ve örtülü halde. Saffat Suresi 100-113. Ayet meali Rabbim! Bana sâlihlerden bir evlat ver" dedi. biz onu uslu bir oğul ile müjdeledik. Babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince: "Yavrucuğum! Rüyada seni boğazladığımı görüyorum; ne dersin" dedi. O da Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. beni sabredenlerden bulursun, dedi. Her ikisi de teslim olup alnı üzerine yatırınca: Biz Ey İbrahim!" diye seslendik. Rüyayı gerçekleştirdin. Biz iyileri mükâfatlandırırız. Bu, imtihandır. oğluna bedel büyük bir kurban verdik. Geriden gelecekler arasında ona nam bıraktık: Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız.o, bizim mümin kullarımızdandır. Sâlihlerden bir peygamber olarak O'na İshak'ı müjdeledik.Kendisini ve İshak'ı mübarek kutlu ve bereketli eyledik. her ikisinin neslinden iyi kimseler olacağı gibi, kötülük edenler de olacak. |
Kaynak yenişafak.com
İlk kurban Habil'in koçuydu Hâbil ile Kâbil, Allahü Teâlâ'ya kurban sundular. Kimin kurbanı kabul olunursa İklimya ile evlenecekti. Hayvancılıkla uğraşan Habil bir koç, ziraatle uğraşan Kabil ise çürük meyveleri dağ başına bıraktı. Hz Adem ile Hz Havva'nın 20 ikiz ve 1 tek olmak üzere toplam 41 çocukları oldu. '41 kere maşallah' sözü ihtimal ki oradan geliyor rivayete göre 40 çocukları vardı yeryüzündeki ilk âile 42 kişiden oluşuyordu. Çocuklar hep 1 erkek ve 1 kız olmak üzere ikiz doğuyordu Tek olan çocuk, ikinci peygamber Hz. Şit'tir. ikiz çocuklardan sâdece dördünü biliyoruz: Şit, Hâbil, Kâbil ve İklimya. Hâbil ve Kâbil'i duymayan yoktur. Birisi ilk şehid, diğeri ilk kâtil. İklimya ise, kendisi yüzünden kan dökülen kız. Yani yeryüzünde ilk kan bir kız yüzünden dökülmüştü. Daha da kötüsü fâciada cinâyete sebep olanın da, kâtilin de, maktulün de öz kardeş olmaları. Kardeş kardeşi öldürmüştü bir kız için ve bu tür cinâyetler sürüp gitti Rivâyetlere göre Kâbil'in, kardeşini öldürdüğü yer, Suriye'nin başkenti Şam Kasion Dağı'dır. yeryüzünde ilk kan Suriye'de dökülmüştü Hâdisenin başlangıcı ise şöyledir Hz Adem, 1 kız 1 erkek doğan ikiz çocuklarını çaprazlama evlendiriyordu. Yani bir sonraki kardeşiyle. Böylece ikiz kardeşleriyle evlenmemiş oluyordu Kâbil'in ikiz kardeşi İklimya ile Hâbil evlenecekti. Fakat Kâbil itiraz etti. İklimya ile kendisi evlenmek istiyordu. babasına isyan etti. Baba peygamber Hz Adem, kendisine baş kaldırılınca hakemliği Yüce Allah'a bırakmayı teklif etti evlatlarına.yapılacak şey Allah'a kurban sunmalarıydı. Kimin kurbanı kabul olunursa İklimya ile evlenecekti. Teklifi, her iki evlat da kabul eddi.KURBAN EN SEVDİĞİN ŞEYDEN OLMALI O zamanlar kurban, hayvanın boğazlanması değil de, çok sevdiğinden fedâkarlık yapıp onu Allah'a sunmak üzere bir dağa bırakmak şeklindeydi. Ertesi gün gelip bakarlar, kimin kurbanı yoksa o kurbanın gökyüzüne kaldırıldığına inanılırdı. Kabil ziraatçi, Habil ise hayvancılıkla uğraşırdı kendilerine uygun kurban sundular yaratıcıya. Hâbil, en güzel koçu getirdi Kâbil ise çürük meyveleri seçti. Aklınca, Allahın yiyeceğe ihtiyacı yoktu, kâinâtın sâhibi yüce yaratıcıya lâyık gördüğü kurban ortadaydı Üç-beş çürük meyve. Ertesi gün kurban sundukları tepeye geldiler, Kâbil'in kurbanı olan çürük meyveler yerli yerindeydi Hâbil'in kurbanı kınalı koçun ise kabul olundu. Kâbil, peygamber babasından sonra Allahü Teâlâ'nın da hakemliğine râzı olmadı ve kardeşini öldürmeye karar verdi. bunu kardeşine haykırdı. Hâbil'in verdiği cevap, olgunluğunu gösteriyordu Sen beni öldürürsen, ben sana karşılık vermem senin gibi olmam. Alemlerin rabbi Allah'tan korkarım. Sen benim günahımı da yüklenip cehennem ehlinden olacaksın. Zâlimlerin cezâsı işte budur. (Mâide-28) bir gün ölüm, Hâbil'i uykuda yakaladı. Bu son uykusuydu. Öfkeli bir gölge belirdi Evleneceği kızı elinden almak için canını almaya gelmiş kardeşinin gölgesi. Yeryüzünün ilk kâtili Kâbil, yerden bulduğu taşla kardeşinin başını ezerek öldürdü Allah'a kurban için üç-beş meyveye kıyamayan Kâbil, şimdi bir kız için kardeşine kıymıştı.asırlar sonra oğlu İsmail'i kurban etmek üzere Mekke'deki Sebir Dağı'na getiren Hz İbrahim, gökten inen Hâbil'in koçunu kurban etmişti oğlu İsmail'in yerine. Hz. İsmail'e inen koç, bu dağa indirilmişti. İsmail'i kurtaran koç İsmail'in kurbanı olan koçtu. kurban, insanı kurtarıyor. Habil'in koçu gökten indirildi Habil Suriye'de öldürüldü Rivayete göre Kabil'in kardeşini öldürdüğü yer Suriye'nin başkenti Şam Kasion Dağı'dır. Hayrettin Karaman : Kurbanın tarihçesi hükümleri Allah Teâlâ varlıkları kendisine kulluk etsinler diye yaratmıştır. Kulun vasfı sahibine teslimiyetidir. sahibinin rızasını tereddütsüz tercih etmesidir. Kullukta pazarlık, “şu kadar bu kadar hesabı olmaz; Rabbi kuluna neyi vermiş ise razı olur, ondan neyi isterse derhal îfâ eder…Allah'ın rızasına nail olmuş ve O'nun dostu hâlîli olma şerefini kazanmış bir kul örneği olarak Rabbimiz Hz. İbrâhîm'i takdim ediyor ve onun teslimiyetini anlatıyor: Hz ibrahim Rabbim! iyi bir evlat ver diyince kendisine akıllı ve edepli bir erkek çocuğu müjdeledik.*Çocuk, babasıyla iş tutacak yaşa gelince babası Yavrucuğum, dedi, rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm; ne diyeceksin?”oğul Dedi ki: “Babacığım! buyurulanı yap; inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın. Her ikisi de*ilâhî buyruğa *teslim olunca ve babası onu yüz üstü yatırdı“Ey İbrâhim” diye seslendik rüyanı gerçekleştirmiş oldun.” İşte iyileri böyle ödüllendiririz.Bu, kesinlikle imtihandı Biz,*oğluna bedel olarak ona değerli bir kurbanlık verdik.Onun hakkında, “İbrâhim'e selâm olsun!” ifadesini devam ettirdik. Evet, iyileri ödüllendiririz.*Çünkü o mümin kullarımızdandı*(Sâffât: 100-111). Hz. İbrâhim, rüyasında aldığı ilâhî buyruğu gerçekleştirmek üzereyken, bu tutumuyla Allah tarafından sınavını kazandığı için Allah Teâlâ, Cebrâil aracılığıyla iri bir koç göndererek oğlunun yerine bunu kurban etmesini istemiş, İbrâhim as de öyle yapmıştır. İbrâhim (a.s.), yakılmayı göze alacak derecede tehlikelere göğüs gererek putperestlere karşı mücadele verdiği gibi evladını kurban buyruğuna tereddütsüz boyun eğmiş; büyük özveriye karşı Yüce Allah onun ateşte yanmasını önlemiş hem de oğlunu ona bağışlamıştır. Rivayetlere göre Hz. İbrâhîm oğlunu kurban etmek üzere Minâ'ya götürürken şeytan, insan suretinde çocuğun yanına gelmiş ve ona babasının niyetini açıklayarak isyan etmesini istemiş, çocuk ise şeytana kanmamış, onu yanından uzaklaştırmak için taşlamıştır. hac ibadetindeki şeytan taşlamanın böyle bir tarihi ve manası vardır. Terviye ve Arafe günlerinin, sa'yin ve kurbanın da yine Hz. İbrâhîm ve ailesinin kulluk hayatlarından iz taşıdığı bilinmektedir. Hz. İbrâhîm Allah'ı sevdiğini söylerken çocuğuna sevgi ile bakmış, Allah kendine mahsus sevginin paylaşılmasına razı olmadığı için büyük imtihanı uygulamış, sonunda Hz. İbrâhîm Rabbine olan sevgisinin ortaksız olduğunu isbat etmiştir İslam'daki kurban ibadeti ayetlere hadis ve sünnete dayanmaktadır. Ebu Hanîfeye göre seferî olmayan ve maddi durumu müsait olan müminlerin kurban kesmeleri vacibdir.kuvvetli sünnetlerdendir.kurban kesmek yada bedelini yoksullara vermek uygundur Kurban Kurban sözlük anlamı olarak yaklaşmak, yakınlık, Allah Teâlâ Hazretlerine manevi yakınlığa sebep olan şey demektir. Terim anlamında ise, Kurban Bayramı günlerinde Allah Teâlâ’ya yaklaşmak maksadıyla kesilen ve belirli şartları taşıyan hayvan adıdır. genel anlamda Allah’a yaklaşmak için kesilen kurban, verilen sadaka ve benzeri şeylerdir Türkçe’de kurban, dinin buyruğunu veya adağı yerine getirmek için kesilen hayvandır deyim olarak feda etmektir Kurban, Allah Teâlâ’ya yaklaşmak maksadıyla yapılan ameldir. İnsan, psikolojik olarak kendine, ailesine, akrabasına, komşularına, arkadaşlarına yakın olmayı ister. insanların birbirlerine yaklaşmak için gerçekleştirdiği faaliyetler, Allah Teâlâ’ya yaklaşmak için birer basamaktır. Ancak bütün bunları yaparken en büyük ve üstün yakınlığın Allah’a olan bağlılık olduğu unutulmamalıdır. Kur’ân-ı Kerîm’de Hz. Âdem’in iki oğlunun Allah Teâlâ’ya kurban takdim ettiklerinden söz edilir Ey Muhammed Onlara, Âdem’in iki oğlunu oku. Hani ikisi de kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, “Andolsun seni öldüreceğim” demişti. Öteki, “Allah, ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder” demişti.” (Mâide, 5/27) Âyetteki gibi Allah Teâlâ, muttakilerin Allah’ın emirlerini yapıp yasakdan kaçınanların ve O’na saygı duyanların kurbanını kabul etmektedir. O’nun rızasını elde etmek için kesilen kurbanlar Allah katında makbuldür. Kurban ya da amellerin kabul olmasının kuralı muttaki olmaktır. Kurban, sadece dış görünüşü ile değerlendirilmemelidir. Allah Teâlâ her şeyden münezzehtir. O, Kurbana muhtaç değildir. O’nun, kulunun ibadetine, yalvarış ve yakarışına, zikir ve tefekkürüne ihtiyacı yoktur. bunlara ihtiyacı olan kuldur. mümin, kurban kesmekle Allah’a olan bağlılığını ifade etmiş ve O’na olan saygısını ortaya koymuş olur. Kurban ibadetini takvâ, Allah’tan korkma ve O’na olan saygı teşkil eder. şöyle buyrulmaktadır: “Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır. O’na sadece takvânız ulaşır. Sizi hidayete erdirdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız diye O, hayvanları sizin istifadenize verdi” (Hac, 22/37)KURBAN KESMEK HER ÜMMETE MEŞRU KILINMIŞTIR Biz her ümmete Allah’ın adını ansınlar diye kurban kesmeyi meşrû kıldık…” (Hac, 22/34) âyeti, insanlık tarihi boyunca ilahî dinlerin hepsinde kurban uygulaması vardır “Rabbin için namaz kıl kurban kes” (Kevser, 108/2) ilâhî fermanı ile de ümmeti-i Muhammed’e kurban meşru kılınmıştır. Kurban, peygamberlerin sünnetidir Ashâb-ı kirâm, kurban kesilmesinin hikmetini Peygamber (s.a.v)’e sorduklarında Hz. Peygamber “Bu, babanız İbrahim (a.s)’ın sünnetidir” buyurmuştur. Demek ki, kurban peygamberlerin yaptıkları bir ibadettir. KURBAN KESMEK TESLİMİYETİN BİR İFADESİDİR kurban kesme şartlarına haiz olan müminlerin bu görevi icra etmeleri, onların imanlarının alameti ve Allah’a bağlılıklarının ve teslimiyetlerinin bir tezahürüdür. mümin, Allah’ın emri karşısında “semi’nâ ve eta’nâ/işittik”, itaat ettik ve teslim olduk şeklinde tereddütsüz bağlılığını gösterir. Kurbanı böyle anlamak gerekir. Kurban ibadetinde gevşeklik Ve zafiyet göstermek müminliğe yakışmaz. Her mümin Kurban konusunda İbrahim (a.s)’ın teslimiyetini örnek almalıdır. Kur’an onun ve oğlunun bu teslimiyetini haber vermekte ve örnek alınmasını istemektedir. “Ey Rabbim! Bana salihlerden bir çocuk bağışla. Biz ona, uysal bir oğul müjdeledik. Çocuk yürüyecek yaşa gelince İbrahim Yavrum, rüyamda seni boğazladığımı gördüm. ne dersin?” dedi. O da, “Babacığım, emrolunduğunu yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın” dedi. Nihayet ikisi de teslim olup/Allah’ın emrine boyun eğip, İbrahim onu yüz üstü yere yatırınca, şöyle seslendik: “Ey İbrahim!” rüyanı yerine getirdin. Şüphesiz biz iyilik yapanları mükâfatlandırırız. “Şüphesiz bu imtihandır.” Biz, İbrahim’e büyük bir kurbanlık vererek onu İsmail’i kurtardık. (Sâffât, 37/100-107) kurban, bir boyun eğişin, Allah’ın emrine teslim oluşun bir ifadesidir. sadakatin göstergesidir. sınavdır. Allah’tan gelen büyük vaade kavuşmak ve teselli olmaktır. Kurban bu duygularla kesilir ve hedefine erişir ve İbrahîmî bir tefekkürle Allah’a adanışın zirvesine ulaşılır. Kurban, yoksulları, garipleri ve muhtaçları sevindiren, akraba ve komşular arasındaki irtibatı ve sıla-ı rahmi temin eden bir ibadettir. Bu sebeple daha fazla imkâna sahip olanlara kurbanlarını büyük hayvanlardan seçmelerini Hz. Peygamberimiz tavsiye etmiştir: “Kurbanlarınızı semiz ve büyük olanlardan kesiniz. Çünkü onlar, Kıyamet günü Sıratta sizin bineğiniz olacaktır.” Peygamber (s.a.v), hali vakti olanlara kurban kesmeyi teşvik etmiş ve şartları tuttuğu halde kesmeyenleri uyarmıştır. “Kim imkânı olduğu halde kurban kesmezse, bizim mescitlerimize yaklaşmasın” “Ey insanlar! Her sene, her ev halkına kurban kesmek vâciptir” İnsan, Kurban Bayramı günü, Allah katında kurban kesmekten daha sevimli bir amel yapamaz.” gibi hadisler, kurban kesmenin önemine işaret etmektedir. Hicretin ikinci yılından itibaren kurban kesmeye başlayan Efendimiz, hayatı boyunca kurban kesmeyi terk etmemiştir. Mü’minler, kurban keserlerken Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in Allah yolunda gösterdikleri fedakarlığı ve teslimiyeti hatırlar onların sadakatini, yaşayarak, Hak uğrunda itaate hazır olduklarını gösterirler. Kardeşliğin, dayanışmanın ve paylaşmanın mutluğunu ve güzelliğini yaşarlar. Allah için kesilen kurbanlar, kardeşlik bağını kuvvetlendirir ve birliği canlı tutar. Sosyal adalete katkıda bulunur. Kurbanın et ve derilerinden birçok muhtaç insan istifade eder. Kurban Bayramı, Allah’a yakınlığın zirveye ulaştığı bir zamandır. Mü’minler, yakın ve uzak Müslüman kardeşleriyle maddî ve manevî yakınlaşma yaşarlar. Kurban kesmek bir ibadet ve Allah’a yakınlaşma vesilesidir Kurbanlığa saygılı olmak, incitmemek ve eziyet etmemek ibadettir onların eti, ve derisi, sakatatları zayi edilmemeli, yenilmeyecek kısımları ulu orta bırakılmamalı toprağa gömülmelidir. Bu şekilde hareket etmek ibadetin bir cüzüdür âyetlerde Kurbanlık hayvanlara hürmet etmenin ve incitmemenin gerekliliğini görmekteyiz: İnsanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya gerek uzaklardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler. Gelsinler ki, kendilerine ait menfaatlere şahit olsunlar ve Allah’ın kendilerine rızık verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine belli günlerde onları kurban ederken Allah’ın adını ansınlar. onlardan siz de yiyin, yoksula fakire yedirin. Sonra kirlerini gidersinler, adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i Atik’i Kâbe’yi tavaf etsinler. Bu böyle. Kim Allah’ın hükümlerine saygı gösterirse, bu, Rabbi katında hayırdır. Haramlığı size okunanların dışında bütün hayvanlar size helâl kılındı. putlara tapma pisliğinden kaçının, yalan sözden kaçının.” (Hac, 22/27-30) “Bu böyle. Her kim Allah’ın nişanelerini kurbanlıklarını yüceltirse saygı gösterirse, şüphesiz ki bu kalplerin takvasından Allah’a karşı gelmekten sakınmasındandır.” (Hac, 22/32) |
Kaynak islamveihsan.com
ADEM(A.S)’DAN GÜNÜMÜZE KURBAN Kurban Allah’a yakın olmak. Kulun, malını canını Allah için feda etmeye hazır olmasıdır eder. insanlık tarihi kadar eski ve anlamlı bir ibadettir. Hz. Âdem’den Hz. İbrahim’e uzanan bir zamanda anlamını bulur kurban. asırlarca ve günümüzde* aynı duygu eşliğinde ilahi yolculuğunu sürdürür ebedi âleme doğru. Hz. Adem ve çocuklarının hayatında “Allah rızasını gözetme”nin ifadesi Hz. İbrahim ile oğlu İsmail’in hayatında“Yüce Kudret’in takdirine razı oluşun ve teslimiyet”in.. kulla Allah arasındaki bağlılığın* işaretidir manevi bir iklim katar hayatımıza..Kurbanın kutsal yolculuğu Hz. Âdem ile başlar. Allah Teala Hz. Âdem’in iki oğlunun kurban ibadetleri hakkında bilgiler vermektedir: Âdem’in iki oğlunu anlat: Hani kurban takdim etmişlerdi de birisinden kabul edilmiş, diğerinden ise kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen kardeş, kıskançlıktan Yeminle seni öldüreceğim” dedi. Diğeri* kurbanın kabul edilmemesinde ne suçum var? Allah ancak takvâ sahiplerini kabul eder” dedi” (Maide, 5/27). yeryüzündeki ilk kurban ibadetinde Hz. Âdem’in iki oğlu Hâbil ve Kâbil, Allah’a, bağlılıklarından kurban takdim ederler. Hâbil, kurban için mallarının en iyisini seçer. Kâbil ise en kötü olanı.. Üstelik onu da gönül rızasıyla seçmemiştir Allah Teâla Hâbil’in kurbanını kabul eder; çünkü o, ibadeti gönül hoşnutluğu içinde, Allah’ın rızasıyla yapmıştır. Allah’a yönelmeyen Kâbilinki ise kabul edilmez. Allah “ancak takva sahiplerinin, ve O’nun rızasını gözetenlerin ibadetlerini kabul eder Âdemoğlunun kurban ibadetiyle bir diğer hadiseyse Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail’in hayatındadır. Bu hadise, insanoğlunun kurbanla imtihanıdır. HZ. İSMAİL’İN İMTİHANI KUR’ANDA ANLATILIR? Bir babadan, oğlunu kurban etmesi istenir. Allah Teala, Hz. İbrahim’den oğlu Hz. İsmail’i kurban etmesini emretmiştir. Allah Teala’nın isteğine Hz. İbrahim ve İsmail, teslimiyet gösterir. Şeytan’ın onca vesvesesine rağmen, ne baba ne oğul emri yerine getirme konusunda en ufak bir şüphe* göstermez. biri evladı, diğeri canı ile imtihan edilen* iki peygamber Yüce Mevla tarafından, selamlarla büyük bir kurbanla mükâfatlandırılır. Hz. İbrahim ve oğlu Hz İsmail Allah’a sonsuz sadakat göstermiş, Allah Teala Hz İbrahim’e, oğlunun yerine kurban iri bir koç hediye etmiştir. ağır imtihan Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılır Biz ona hilim sahibi bir oğul müjdeledik. Babasıyla beraber yürüyecek çağa erişince babası ‘Yavrucuğum, rüyada seni kurban ettiğimi görüyorum; ne dersin?’ dedi. O da cevaben: ‘Babacığım, emrolunduğun şeyi yap! İnşallah beni sabreden bulursun!’ dedi. Her ikisi de teslim olup, İbrahim, oğlunu alnı üzerine yatırınca: ‘Ey İbrahim, rüyayı gerçekleştirdin. Biz ihsan sahiplerini* mükâfatlandırırız. Bu ağır bir imtihandır.’ oğluna bedel, O’na büyük bir kurban verdik. Geriden gelecekler arasında ona iyi bir nam bıraktık: ‘İbrahim’e selam olsun’ dedik. biz, ihsan sahiplerini* mükâfatlandırırız. Çünkü o, bizim mümin kullarımızdandı”(Saffat, 37/101-111). KURBAN, HZ.İBRAHİM’İN SÜNNETİDİR* kurban, İbrahimî teslimiyet ve İsmailî sabrın en kutsal ifadesidir. Kurban Allah’a bağlılığı ve teslimiyeti ifade ediştir Hz. Peygamber şöyle buyurur: “Kurban, babanız İbrahîm’in sünnetidir ondan beri devam eden bir ibadettir Hz. Ademle başlayıp Hz İbrahim’e uzanan kurban ibadeti, her dönemde ve* her ümmet için bir ibadet şeklidir ayet-i kerime buyururuyor ki* Biz her ümmete ve her* dine* rızık olarak verdiğimiz hayvanlar üzerine Allah’ın adını anıp kurban kesmeyi vecibe kıldık” (Hâc, 22/34). * Kaynak kurbanibadeti.weebly.com Kurban ile ilgili ayetler Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer* engellenmiş olursanız size kolay gelen kurbanı gönderin. kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden kim hastalanır veya* rahatsız olursa fidye olarak oruç tutması, ya sadaka vermesi, ya da kurban kesmesi gerekir. Güvende olduğunuz zaman hacca kadar umreyle faydalanmak isteyen kimse, kolayına gelen kurbanı keser. Kurban bulamayan kimse üçü hacda, yedisi* döndüğünüzde tam on gün oruç tutar. Bu durum ailesi Mescid-i Haramda olmayanlar içindir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve Allah’ın cezasının çetin olduğunu bilin. (Bakara, 196) Biz, İbrahim’e büyük bir kurbanlık vererek* İsmail’i kurtardık. (Saffat, 107) Ey Muhammed sav Onlara, Âdem’in iki oğlunu oku. Hani ikisi kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, “And olsun seni* öldüreceğim” demiş Öteki, “Allah, ancak sakınanlardan kabul eder” demişti. (Maide – 27) Ey iman edenler! İhramda av hayvanı öldürmeyin. Kim kasten öldürürse ceza vardır. ceza Kabe’ye ulaştırılmak üzere, öldürdüğünün dengi ve iki adil kimsenin takdiri kurbanlık* veya yoksulları yedirme keffareti yahut onun dengi oruç tutmaktır. Bu yaptığı işin kötü sonucunu tatması içindir. Allah, geçmiştekileri affetmiştir. kim bir daha böyle yaparsa, Allah intikam alır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. (Maide – 95) Allah; Kâbe’yi, saygıdeğer evi, haram ayı, hac kurbanını ve gerdanlıkları insanlara* ayakta kalma sebebi kıldı. Bunlar, göklerde ve yerde ne varsa Allah’ın bildiğini* bilmeniz içindir. (Maide – 97) rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine Allah’ın adını ansınlar. Artık onlardan siz de yiyin, yoksula fakire* yedirin”(Hac – 28) Sizin için onlarda yararlar vardır. kurbanlık olarak varacakları yer Beyt-i Atik Kâbe’dir. (Hac – 34) Her ümmete Allah rızık verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldı (Hac – 34) Kurbanlık büyükbaş hayvanları da sizin için Allah’ın nişanelerinden kıldık. onlarda hayır vardır. Onları kurban edeceğinizde Allah’ın adını anın. canları çıkınca yeyin,* fakire de yedirin. Şükredesiniz diye onları hizmetinize verdik.” “Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Allah’a ulaşacak olan sizin O’'na* yaptığınız, gösterişten uzak* ibadetinizdir (Hac 36–37) Biz, İbrahim’e büyük bir kurbanlık vererek* ismail’i kurtardık. (Saffat – 107) KURBAN İLE İLGİLİ HADİSLER Resulullah (s.a.v.)* buyurmuştur: “Ademoğlu kurban* gününde Allah katında kan akıtmaktan daha sevimli bir amel işlememiştir. kurban, kıyamet günü boynuzları, kılları ve tırnaklarıyla gelecektir. Kurbanın kanı yere düşmeden önce Allah katında hemen kabul olunur. kestiğiniz kurbanlardan dolayı sıkıntı değil gönlünüz hoş olsun.”* Resulullah (s.a.v.) boynuzlu, alaca renkli iki koçu kendi eliyle keserek kurban etti. Besmele çekti, tekbir aldı ve keserken ayağını koçların sağ yanı üzerine koydu.”* Resulullah (s.a.v.) buyuruyor: “Topal hayvan, tek gözlü hayvan, hastalığı belli olan hayvan, zayıf ve cılız hayvan kurban edilmez.”* “Resulullah (s.a.v.), Ramazan Bayramı namazına bir şeyler yemeden çıkmazdı. Kurban Bayramı’nda ise, namazdan dönünceye kadar bir şey yemezdi.” Resululah (s.a.v.) buyurdular ki: “Allah indinde günlerin en büyüğü Kurban Bayramı günüdür. Bunu, fazilette nefr günü teşrik günlerinin ikinci günü takip eder.”* Rasulullah*sav *kurban günü namazdan sonra şu hutbeyi irad etti ve: Herkim kıldığımız gibi namaz kılar, kurban kestiğimiz gibi kurban keserse şüphesiz o kimse ibadetini yerine getirmiştir! kim kurbanını namazdan önce kesmiş ise o et için kesilmiş koyundur’*dedi. Ebu Burde ra Ya Rasulallah! kurbanımı namaza çıkmadan kestim. Onu keserken bu günü yeme ve içme günü bildiğim için acele ettim. etini yedim, aileme ve komşularıma* yedirdim deyince Rasulullah*sav O et için kesilen koyundur’*buyurdu. Ebu Burde*ra yanımda yaşını doldurmamış bir oğlak var, iki koyunumdan daha hayırlıdır* kurban olarak yeterli midir? dedi. Rasulullah*sav Evet, senin için yeterlidir. Ancak senden sonra hiç kimseye yeterli olmayacaktır!’*buyurdu.” Kaynak www.fıkıh.info Kurban bayramdaki sünnetler Kurban Bayramını idrâk ediyoruz. Bizi bayrama eriştiren Rabbimize sonsuz hamd ü senâ olsun. Bayramda sünnet-i seniyyeleri hatırlayalım: Bayrama erken kalkmak, temizlik yapmak, yıkanmak, güzel koku sürünüp, güzel elbiseler giymek, karşılaştığımız Müslümanlara selâm vermek güler yüz göstermek bayramlarını tebrik etmek, ihtiyacı olanlara sadaka vermek sünnettir. Bayram namazı vâciptir. Bayram namazına giderken ve gelirken tekbir getirmek, ayrı yollardan gidip gelmek sünnettir. Resûlullah sav bayram namazına giderken bir yoldan gider, dönerken başka bir yoldan dönerdi Bayram namazından sonra bayram günleri içinde imkân bulanların kurban kesmesi vâciptir. Bayram gecelerinde Allah’a ibâdet etmek sünnettir. Resûlullah sav buyurdular ki: “Kim her iki bayramın da gecesini, Allah’tan sevap umarak ibadetle geçirirse kalplerin öldüğü günde kalbi ölmez. “Resûlullah sav, ramazan bayramı na bir şey yemeden çıkmazdı. Kurbanda ise, namazdan dönünceye kadar bir şey yemezdi.Kurban etini ev halkıyla* yemek, komşulara ve dostlara yedirmek ve kesmeyenlere dağıtmak sünnettir. “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm kurban ettiği her deveden bir parça etin alınmasını emretti. Toplanan etler bir çömlekte* pişirildi.Sonra Resûl-i Ekrem* ve beraberindekiler etten yediler ve et suyundan içtiler.” Bu gün, sıla-i rahim yapmak sünnettir. dostumuza ve yakınımıza ulaşalım, akrabalarımızla gönül bağımızı tazeleyelim, Mü’minlerle tebrikleşelim, birbirimize “Äžaferallahu lenâ ve leküm= Allah sizi de bizi de bağışlasın!” veya “Takabbelallahu minnâ ve minküm= Allah Teâlâ bizden ve sizden kabul buyursun!” diye duâ edelim, komşularımızla kaynaşalım, bütünleşelim. Büyük ve yaşlılarımızı ziyaret edelim, annemizin, babamızın ellerini öpelim, gönüllerini alalım. Küçüklerimize* en nadide şefkatle gülücükler dağıtalım. Onları sevelim, sevindirelim.Dostlarımıza gidelim, hal ve hatır soralım; dostlarımızı kabul edelim ikrâmda bulunalım.Ne kadar uzak olurlarsa olsunlar; ne modern iletişim çağındayız; sevenlerimizi, sevdiklerimizi, annemizi, babamızı, yakınlarımızı tebriksiz bırakmayalım. Bayramlarını tebrik edelim. Mutluluklarını paylaşalım. onlara bir posta* bir telefon kadar bir e-mail kadar, yakınız.Komşularımıza gidelim. Bayramlarını tebrik edelim. Misâfirlerimize ikrâm edelim. Allah Resûlü (asm): “Allah’a ve Âhiret Gününe îman eden komşusuna misâfirine* hısımlarına, akrabalarına, dostlarına, komşularına ve arkadaşlarına ulaşsın, kendisine ulaşanlara müşfik davransın. Allah’a ve Âhiret Gününe îmân eden ya hayır söylesin, veyahut sussun!” buyurur. -Bugün dargınlıklar, kırgınlıklar, küskünlükler* Allah rızası için, sırf Resûlullah aşkı için son bulmalı. Âdil-i Hakîm varken, Kahhâr-ı Zülcelal’e itimat etmişken, husûmetin, kinin, nefretin, dargınlığın ve kırgınlığın yeri olmamalı Müslüman’ın hayatında. haklı haksız aramadan, “Sen şöyle demiştin, ben böyle demiştim” krizlerine girmeden, barışmanın ve barış içinde yaşamanın, hayatımızda bir sünnet-i seniyye olduğunu ne bu gün, ne yarın, ne de hiçbir zaman unutmayalım. Bu gün öfkemizi yutalım; kırılıp gücendiklerimize karşı onurumuzu, gururumuzu düşünmeyelim; haklılığımızı aramayalım. Allah rızası için!… Kucaklaşalım Öfkemizi yenmek, hayatımızda sürekli uygulamamız gereken bir sünnet-i seniyyedir. Hastalarımıza gidelim, kalbimizin en sıcak ilgisini götürelim onlara, Hastaları ziyâret sünnet-i seniyyedir. Fakirleri, yoksulları, kimsesizleri, öksüzleri, yetimleri unutmayalım* Onların sevilmeye, sevindirilmeye, şefkate lâyık bir kalbi, ve gönlü bulunduğunu; imtihan dünyasında onlara kucak açtığımız derecede, muhtaç olduğumuz bir gün, Allah’ın şefkat ve merhametinin bizimle beraber olacağını unutmayalım. Onlara ikrâm etmek, onların gönüllerini almak, ikrâmlarını kabul etmek ve onlarla* bayramlaşmak sünnet-i seniyyedir. İnsanların acısını acımız; kederini kederimiz; sevincini sevincimiz bilelim. Teşrik tekbirlerini bayram süresince her farz namazının ardından getirmeyi unutmayalım. Teşrik tekbirlerini getirirken, büyük olan Allah’ın nezdinde hepimizin eşit olduğunu; aramızdaki farklılıkların geçici ve imtihana dönük bulunduğunu; bu gün bizden aşağıda bulunanların yerinde bizim de bulunabileceğimizi; Allah katında üstünlük vasfının ancak “takvâ” ile sağlanabileceğini; başka türlü üstünlüğün söz konusu olmadığını; takvânın* insanlara tevazû ile yaklaşmaktan başladığını aklımızdan çıkarmayalım.mübârek günlerde, Müslüman’lara yoğunlaşan fitnelerin, fesatların ve kan kokan oyunların bozulması için Allah’a duâ edelim. Duâdan başka gücümüz var mı? Allah, Müslüman katliâmı yapılmasına izin ve fırsat vermesin. .Allah, Müslüman katliâmından zenginlik, servet, ikbal, makam, mevkî, şöhret, mülk ve itibar umanların tuzaklarını, hîlelerini, güçlerini ve kuvvetlerini başlarına geçirsin. Âmîn. Mübarek bayram âlem-i İslâm’ın huzuru, sükûnu, fitnelerden uzak kalışı ve insanlığın barışı için hayırlara vesîle olmasını niyaz edelim. Bayramınızı tebrik ederim. |
All times are GMT +3. The time now is 06:54. |
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.
Siyaset Forum 2007-2025