Siyaset Forum

Siyaset Forum (https://www.siyasetforum.com.tr/index.php)
-   Haberler (https://www.siyasetforum.com.tr/forumdisplay.php?f=120)
-   -   Anadolu’nun bütün yılanları sizleri sokacak! GDO (https://www.siyasetforum.com.tr/showthread.php?t=119128)

Terennüm 11-01-2009 18:53

Anadolu’nun bütün yılanları sizleri sokacak! GDO
 
Genetiği Değişitirilmiş Organizmalar(GDO) Yönetmenliği; Anadolu’da sadece insanların değil, bütün canlı deseni ve türünün de sağlığını, varlığını tehlikeye attığı için yılanlar, çıyanlar, akrepler ve fareler size diş biliyor olacaklar... Necati Doğru yazıyor...





http://www.iyibilgi.com/images/haber/38579.jpg Necati Doğru / Vatan
Anadolu’nun bütün yılanları ile çıyanları sizleri sokacak!
Anadolu’nun tarlalarında, bostanlarında, bağlarında, ovalarında, dağlarında, yaylalarında yaşayan bütün yılanlar, çıyanlar, akrepler bir olacaklar, vatansever bilinçle, sizleri sokacaklar.
Fareler de uyanacaklar.
Siz uyurken...
Kulağınızdan ısıracaklar.
GDO’ya giriş izni verdiniz.
Tarımı GDO’ya vidaladınız.
ABD Tarım Bakanlığı ile dünya GDO’lu tohum üretiminin yüzde 71’ini elinde tutan Amerikan şirketi Monsento’nun etkisiyle, yönlendirmesiyle çıkartılan Genetiği Değişitirilmiş Organizmalar(GDO) Yönetmenliği; Anadolu’da sadece insanların değil, bütün canlı deseni ve türünün de sağlığını, varlığını tehlikeye attığı için yılanlar, çıyanlar, akrepler ve fareler size diş biliyor olacaklar.
Avrupa çok dikkatli.
Çok temkinli duruyor.
İnce eleyip sık dokuyor.
AB ülkeleri, “GDO’ya Frankeştayn ürün” adını taktı, kılı kırk yarıyorlar. Çünkü genetiği değiştirilmiş tohumdan üretilen bitkiler, onlardan elde edilmiş gıdalar; yiyeni yavaşça öldürüyor. Usul usul salaklaştırıyor. İnsanda ve hayvanda organ hasarı, karaciğer yetmezliği, böbrek kifayetsizliği, kısırlık, erken doğum, düşük ne varsa kötü hastalık hepsini bu genetiği değiştirilmiş organizma(GDO) adı verilen ürünler yapıyor.
Tarım Bakanlığı titizlenmedi.
Yönetmenliği çıkardı.
GDO ürünlere giriş izni verdi.
ABD ve şirketleri çok sevindi.
Çünkü Türkiye, onlar için çok karlı bir pazar. Türkiye ABD şirketleri için “genetik modifiye ihracatında 1 milyar dolarlık” (o da şimdilik) bir aç piyasa. Türkiye 435 bin tonla ABD şirketlerinin ürettiği “en büyük glüten yemi alıcısı” ülke. AKP iktidarı ve Tarım Bakanlığı, GDO ürünlerinin ülkeye girişinde zararı en aza indirmek için gerekli olan “Bio Güvenlik Yasası”nı çıkartmadan, girişe kapı aralayan yönetmenliği yayınladı.
Ve bilin bakalım ne yaptı?
Vatandaşı karanlığa attı.
Bir satıcı kalkıp, sattığı ürünün üsütüne “Bu ürün GDO’lu değildir” yazamayacak. Sigara paketinin üzerine “Seni öldürür” yazılıyor, gıda ürününe yazılmayacak. Niçin?Yönetmenlik böyle çıktığı için... Niçin yönetmenlik böyle çıktı? ABD Tarım Bakanlığı istediği için...
Bu yönetmenlikle; Türk Tütünü (Şark tütünü) nasıl ki Amerikan Tütünü (Virginia Tütünü) karşısındaki savaşını yitirdi, nasıl ki bizim Anamur Muzu, ABD şirketlerinin ele geçirdiği Şili’nin Çikita Muzu karşısında iç pazarı kaybetti, Anadolu’nun toprakları, tarlaları, bağları, ovaları, yaylarındaki dünyanın en zengin bio-çeşitlilik gösteren yapısı da şimdi Türk tütünü ile Anamur Muzu’nun kaderine ortak edildi. Başka hiçbir toprakta yetişmeyen, büyümeyen, gelişmeyen ve adına endemik denilen bitki örtüsü(flora) Türkiye’de var. Dünyadaki toplam 12 bin 500 endemik türün 2 bin 500’ü Türkiye’nin doğasında yüzbinlerce yıldır duruyor fakat Türkiye üründe, tohumda ve ilaçta bağımlılık yaratacak GDO’ya kapı aralıyor.
Geri kalmışlığın tarifi var.
Nedir biliyor musunuz?
Elindeki yeraltı, yerüstü kaynağının ve doğal zenginliğinin farkında olmadığı için fakir, işsiz kalan, tembel, miskin yaşayarak; tohumunda, gıdasında bile yabancıya muhtaç olan toplumlara “geri kalmış” diyorlar. Trabzon’un Şeker Su Yaylası’nda 2 bin 600 metre yükseklikte evi olduğu için “geleni gideni-olanı biteni gözlemleme imkanına sahip” arkadaşım ekonomi doktoru gazete köşe yazarı Dr. Şeref Oğuz, ABD’li, İsrailli, Hollandalı, Kanadalı şirketlerin görevlendirdiği uzmanların turist gibi gelip,Trabzon’un Şeker Su ile Uzungöl etrafındaki yaylalarında endemik bitki örnekleri toplayıp ve GPS ile de koordinat tespiti yaparak geri döndüklerini söylüyor.
Yılanlarla çıyanlar...
Akreplerle fareler...
Vatan bilinciyle uyanacaklar...

Duygu'Seli~ 11-01-2009 19:27

Allah razı olsun üstadım..
Bu konu vesilesiyle bir kişi dahi bile olsa bilinçlenecekse eğer Allah bin defa sizden razı olsun.. :)

Gdo bu gün dünyada hala milyonlarca insanın ne olduğunu bilmediği bir tehlike.. Günden güne yayılan bu tehlikeyi ne yazık ki sadece bazı bir kaç duyarlı yazarımız dile getiriyor..

Tehlikenin sınırları aştığını gördükçe bu işe burnunu sokup milyonlarca insanları zehirleyenler ve onlara ortak olanlara lanet okuyasım geliyor..
Nasıl hesap verecekler..?

Silahla,topla,tüfekle ve fitneyle bizi yıkmayı başaramayanlar,biyolojik silahlarla yıkma çabasındalar.. Kimse görmüyor! Herşeyi görüp yazanlar,köşelerinde beylik takınıp ahkam kesenler bu konuya BEYGİR gözlüğüyle bakıyor!

Bir kaç yıl önceki ilkokul çocukları ile bu günün ilkokul çocuklarının boy farkları karşılaştırılınca,şimdiden çocuklarımızın genlerinin nasıl değiştiği gözler önüne çıkıyor! Bu sadece ufak bir örnek..

Bu tohumlar insanlarımızı kısırlaştırıyor,zeka seviyesini geriletip APTALLAŞTIRIYOR,dahası bu tohumlar,dinimizin yasakladığı melezleştirme yöntemiyle bizlere resmen HARAM YEDİRİYOR! Dinimizde hayvan genleri ile bitki genlerini birleştirip tohum elde etmek haram olduğu halde bu harama milyonlarca türk tarımcısı destek ve ortak oluyor!! Ne yazık!!

Gdo hakkında söylenecek çok söz var..Bir sayfa dolusu yazmak yine yetmez..
İnsanlarımızı esir alan,yok eden,geleceğimizi karartan bu hain buluşa dur demek öncelikle türk tarımcısına,türk yatırımcılara,hükümete ve bütün sağlık kuruluşlarına düşüyor..Ama hala kimseden çıt yok!!


Gözlerdeki beygir gözlüğünü çıkarmak için bilinçli adamlara ihtiyaç var..
Vatan,vicdan,merhamet bilinci olan bu insanların çoğalması tek duam..
Elimden gelen sadece sövmekte olsa ardıma elimi koymayacağıma yemin ederim..

Sağlığımızla,geleceğimizle oynayanlara hakkım/ız Haramdır!
Biz helal etsekte Hak hesabını muhakkak soracaktır..

Üç mevsim 11-01-2009 19:32

Öncelikle bu hikayeyi kendimce kötü bir destan olarak gördüğümü belirtip konuya geçeyim. Bu çok karmaşık bir konu. Neden böyle diyorum.. Çünkü geçen Kanal D'de Abbas Güçlü ile Genç Bakış'ta bu konu tartışıldı. O kadar uzman tartışıp durdular hiçbir sonuca varamadan ayrıldılar. CHP milletvekili ile CHP tarım komisyonunda çalışan Ziraat Odaları Başkanı ve ulusalcı görüşte olduğunu tahmin ettiğim bir profesör aynen bu yazıda olduğu gibi GDO'ya şiddetle karşı çıktılar. Daha aklı selim uzmanlar ise GDO'nun böyle anlatıldığı gibi vahim bir durum olmadığını çıkarılan yasanın iyi bir adım olduğunu savundular. İnsan sağlığı ile ilgili böyle bir konunun dahi siyasi görüşlere göre keskin biçimde farklı yorumlar arzetmesi hiç hoş değil gerçekten.

Sonuç olarak programdan anladığım şuydu. Bu yöntem biyoteknoloji bakımından faydalı ancak her faydalı teknolojide olduğu gibi bunda da zararlar mevcut. Ancak böyle felaket senaryoları oluşturacak kadar değil. Teknolojik yöntemlerin günümüz dünyasında dahil olmadığı alan kalmadı. Tarım da bunun bir parçası oluyor haliyle.

Duygu'Seli~ 11-01-2009 19:53

Alıntı:

Özgün İrade Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 683143)

Sonuç olarak programdan anladığım şuydu. Bu yöntem biyoteknoloji bakımından faydalı ancak her faydalı teknolojide olduğu gibi bunda da zararlar mevcut. Ancak böyle felaket senaryoları oluşturacak kadar değil. Teknolojik yöntemlerin günümüz dünyasında dahil olmadığı alan kalmadı. Tarım da bunun bir parçası oluyor haliyle.

Biz tarımda teknolojik imkan kullanılmasına karşı değiliz..
Ama bunun bir ölçüsü olduğuna inanıyoruz..

Neden kendi tarımcılarımızda kendi tohumlarını üretebilme imkanı varken,yabancıların üretimi olan tohumları kullanıyoruz? YANİ GDO'YU..
Teknolojiyi blinçli kullanmak,dikkat etmek şarttır!
Bu gün tükiyede sade bir çiftçi bile bir karış toprağına kendi çabasıyla tohum üretebilir..Niçin çiftçilerimize kendi çabaları değilde yabancılardan elde edilen ürünleri kullandırıyoruz??!
Türkiye kendi tohumunu üretmiyor!Dışarıdan alıyor!


Bir tarımcının sözünü yazayım buraya.. Bu işle ilgileniyor ve şöyle söylüyor..
''evet biliyorum,yaptığımız güzel değil,ama bizler şu anda batıya bağlıyız..Kendi tohumlarını yetiştirmek için zamanında adım atan tarımcıların ayağı kaydırıldı..Tek başımıza,yada bir kaç kişi sesimizi duyuramayız..Mecburuz''


Bu gün yurtdışından elde edlen ürünleri kullanmayan milyonlarca ülke var ve içlerinde avrupa ülkeleirde mevcut! Niçin onlar bunu kabul etmiyor? Bunu kabul etmeyip kendi yetiştirdikleri tohumlarla ürün yetiştiriyorlar..Bu tohumları üretenler yine teknolojik imkanları kullanıyor ve kendi çiftçileri..Yani hem kendi çiftçileri kazanıyor hemde kendileri..

Niçin biz kendi tohumumuzu üretebilme imkanına sahipken yurt dışından gelen ürünleri kullanıyoruz? Bu gün ben bile kendi kendime bir bitkiyi kurutup doğal yoldan tohum üretebilirim..

Yurt dışından elde edilen bu ürünler akrep,yılan ve en çokta fare genlerinden oluşuyor..
Misal mısır kışın yetişmiyor..Mısırın kışa dayanıksız olan geni çıkartılıp,kış ortamında rahatça dolaşabilen bir hayvanın,yani kışa dayanıklı bir hayvanın,kışa dayanıklı geni mısıra enjekte ediliyor..Böylelikle kışın mısır yetiştirilebiliyor..

Bu gün hormonlu gıdalar bile zararlı iken bize gdolu batı mahsülü sağlıksız ürünler yediriliyor..

Bu dinimizde HARAMDIR!Hayvan geni ile bitki geninin karıştırılıp,melez tohum üretilmesi bir çok sağlık bilimcisinin dikkitni çekip makaleler,bildiriler yayınlamışlarsada önü kesilmiştir..Bunlardan biride Mustafa Özer..

Ve en önemli konu şurası.. Allah alemi yaratırken her bitkiye bir mevsim vermiş..Muz yazın,portakal kışın yetişsin demiş.. Bizler niçin doğanın dengesini bozup,kışın yetişen bir bitkiyi yazında yemek için hayvan genleriyle birleştirip yeme ihtiyacı duyuyoruz? Bunu yapan bizde değil batı! Batının hain buluşu! Batıda din yok,iman yok.. Onlara ne Allah'ın yarattığı düzenden?Onlar zaten bozmak için varlar..Ve bunu başarıp müslümanlarıda etkileri altına alıyorlar..
Yazık!

Bizler tarımda teknolojiye karşı değiliz..Kendi ülkemizde,kendi çiftçimizin doğal ve sağlıklı yollardan üretim yapmasını istiyoruz sadece..Batının buluşu olan gdo yani hayvan ve bitki genleriyle tohum üreticiliğine sonuna kadar karşıyım! Karşıyız..

Üç mevsim 11-01-2009 20:13

Anlıyorum...

Bu haber 26 Ekim tarihine ait.

***

GDO'lu ürün ticareti resmen yasak

26 Ekim 2009

http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/75523.jpg


Genetiği değiştirilmiş organizma (GDO) ve ürünleri ile bunları içeren gıda ve yem maddeleri hakkında karar verme, işleme, ithalat, ihracat, izleme, tescil, etiketleme, kontrol ve denetime ilişkin usul ve esaslar belirlendi.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın ''Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmeliği'', Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Yönetmelik, tohumluklar dışındaki genetiği değiştirilmiş organizma ve ürünleri ile genetiği değiştirilmiş organizma ve ürünlerini içeren gıda ve yem maddelerini kapsıyor.

Sağlık Bakanlığınca ruhsat veya izin verilen ürünler yönetmeliğin kapsamına girmiyor. Buna göre, Yönetmelik hükümlerine aykırı olan GDO'lu gıda ve yemlerin işleme ve tüketim amacıyla ithali, piyasaya sürülmesi, tescili, ihracatı ve transit geçişleri yasak olacak.

GDO'lu ürünler, bebek mamaları ve bebek formülleri, devam mamaları ve devam formülleriyle bebek ve küçük çocuk ek besinlerinde kullanılamayacak.

İnsan ve hayvan tedavisinde kullanılan antibiyotiklere karşı direnç genleri içeren GDO ve ürünleri ithal edilemeyecek, piyasaya sunulamayacak.

...

haber7

Duygu'Seli~ 11-01-2009 22:45

Eski hükümet dönemlerinde bir çok tarım işçisi,bir çok tarım bilimcisi seslerini duyurmak ve bu ürünlerin yasaklanmaısnı sağlamak adına sayısız adım atıyor ama önleri bir şekilde kesiliyor.. Bazı yazarların bu konu hakkında yazdığı makalelere ve tarihlerine bakıyorum.. Hiç bir kanal,hiç bir gazete günümüze kadar yayınlamıyor ve ses çıkarmıyor..Bazıköşe yazarlarıda öğrendikleirnce gündeme taşımak için üstükuru şekilde köşelerine taşısalarda kimse hakkını verip,sitem ve isyan ederek bu olayı konuşmuyor..
Tek gazete var oda VAKİT.. :) zaten vakit'in abonelerine ücretsiz verdiği SAĞLIK REHBERİ isimli kitap vesilesiyle bir kaç sene öncesinde tanışıyorum bu tehlike ile..
Günümüzde baktığımda ise geçmiş dönemlere göre bu tehlikenin adını bilen daha çok insan görüyorum..
Vakit gazetesi duyarsızlıklara rağmen gdo yu anlatan kitabı okurlarına hediye ediyor.. Bu konu hakkında en büyük adımı attığına inandığım tek gazete de vakit..İşte benim gazetem diyesim geliyor birdaha.. :)
Diğerleri sonradan ve genelde köşe yazılarında,köşe yazarlarıyla kara kuru şekilde bahsediyorlar o kadar..
Bütün bilim adamlarını geçtim..Vakit'in adımı bana yeter..

KanalD'nin tartışma programına gelince..
Bunca senelik bir tehlikeyi neden şimdi görüp gündeme taşıyorlar merak ettim doğrusu..Hani her işlerine gelen olayda çıngar çıkartıp,seslerini yedi cihana duyurma hevesleri varya..? :)


Bu büyük bir tehlike..
Bir çok ülkenin yasakladığı bir buluş..
Ve şimdiye kadar bu konu için tek adım atan hükümet AK PARTİ..Ben ve benim gibi bir çok duyarlı vatandaş hükümetten daha fazlasını istiyor eminim..Çünkü bu ürünler özel tarım firmalarınca yasak olduğu halde kaçak şekilde kullanılıyor..Ve devamıda gelecektir..Çünkü işte çok para var..Çünkü kazançlı ve çok kolay..Birden fazla çiftçiye imkan ve para sağlayıp kendi ürünlerini yetiştirmeleirni istemek yerine hazır tohumları alıp kolayca para kazanma derdindeler..

Allah yardımcımız olsun..

depare 11-02-2009 00:26

Modernizmin doğuşundan beri ona ön ayak olup hayvanların alanlarını devamlı daraltan sizleri bir araya gelip sokmadıysa bu akrep,çıyan daha sokacaklarını sanmam bay sözde duyarlı vatandaş ;)
GDO'ya gelince canlıların organizmalarıyla oynayan insan oğlu Allah "Dengeyi bozmayın" diyor eğer bozarsan olacağı bu,sonra bütün dünya zararını çekiyor..
Doğanın dengesine müdahale edersen intikamı kötü olur her zaman...

Üç mevsim 11-03-2009 16:06

GENETİĞİ İLE OYNANMIŞ GIDALAR

"Son günlerde genetiği ile oynanmış gıda ile ilgili köşelerde bazı ifadeler yer alıyor. Bizim aldığımız tedbirler yansıtıldığı gibi değil tam aksine bu konuda korumayı amaçlayan tedbirlerdir. Yönetmeliği okumadan yorumlar yapılıyor. Biz gıda konusunda hassasız. Biz genetiği değiştirilmiş gıdalara engel olunması noktasında çalışmalar yürüttük."

Başbakan - Meclis Grup Konuşması
3 Kasım Salı
Haber7

Terennüm 11-03-2009 16:10

bu konuda eksiklik varsa bunun hesabını tarım bakanından sormalısnız sayın başbakanım.demekki bakanınız aldığınız tedbirleri kamuoyuna anlatmak ta zaafiyet gösteriyor ki bizler bile tereddütde kalıyoruz.milleti siz düşünün artık!

Duygu'Seli~ 11-03-2009 16:35

Alıntı:

adem etyemez Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 683714)
bu konuda eksiklik varsa bunun hesabını tarım bakanından sormalısnız sayın başbakanım.demekki bakanınız aldığınız tedbirleri kamuoyuna anlatmak ta zaafiyet gösteriyor ki bizler bile tereddütde kalıyoruz.milleti siz düşünün artık!


Bütün hata medyada!
Çıkan her yasada hükümeti karalıyorlar sadece bunda değil..
Tarım bakanınında bencede milleti rahatlatacak ve karalama meraklısı medyayı utandıracak bir açıklama yapması lazım..

Üç mevsim 11-03-2009 18:19

[quote=duyguseli;683743]Bütün hata medyada!
Çıkan her yasada hükümeti karalıyorlar sadece bunda değil..quote]

Aynen

Tarım Bakanı sizi duymuş olmalı ki az önce TBMM'de GDO ile ilgili açıklama yapıyordu. Çok açıklayıcı konuştu, art niyet taşımayanların Bakan'ın açıkalmalarına saygı göstermesi gerekirdi ama konuşması bittikten sonra yanılmıyorsam bir MHPli kadın vekil mealen -peki, madem öyle yeni bir yönetmelik çıkardınız, 2003'ten bu yönetmelik çıkana kadar olan zamanda serbest olan GDOlar ne olacak' dedi. GDO 98'de başladı şimdi bunlara sormak gerekir; 98'den 03'e kadar serbest olan GDO ne olacak!

Üç mevsim 11-03-2009 20:05

Tarım Bakanı Eker'den GDO Çarpıtmalarına Nokta!
 
Eker'den GDO çarpıtmalarına tepki

Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, TBMM'de GDO'lu ürünlerle ilgili yönetmeliğe ilişkin eleştirilerini yanıtladı. Yönetmeliğin çarpıtıldığını söyleyen Eker, "GDO'nun Türkiye'ye fiili olarak girmesini engelleyen bir yönetmeliktir" dedi

http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/20222.jpg

http://ads-hl.noktamedya.com.tr/www/...ERE&n=aab2b09f
Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, genetiği değiştirilmiş organizmalı (GDO) ürünlerle ilgili yönetmeliğin amacının; GDO'lu ürünlerin ithalatını kolaylaştırmak değil, aksine ithalatını zorlaştırmak, kontrol ve denetim altına almak olduğunu söyledi.

Eker, TBMM Genel Kurulunda CHP Mersin Milletvekili Vahap Seçer'in gündem dışı konuşmasında GDO'lu ürünlerle ilgili yönetmeliğe ilişkin eleştirilerini yanıtladı.Yönetmeliğin, amacının dışında, yanlış bir şekilde topluma aktarıldığını ifade eden Eker, Türkiye'nin 2004 yılında bu konuyla ilgili Cartagena Anlaşmasına taraf olduğunu anımsattı.

Türkiye'nin GDO'larla ilgili bugüne kadar herhangi bir mevzuata sahip olmadığını belirten Eker, sadece 1998 yılında çıkarılan bir bakanlık talimatıyla işlemlerin sürdüğünü, bu talimatın GDO'larla ilgili beyana tabi olarak işlem yaptığını ifade etti. Eker, ''Biri gelse dese ki 'bende GDO var', o içeri alınmıyor. Onun dışında bir işlem yapabilmeniz, daha sıkı denetim altına alabilmeniz, kontrolünü daha iyi yapabilmeniz için bir mevzuatımızın olması gerekiyor'' dedi.

''BİYOGÜVENLİK YASA TASARISI BAKANLAR KURULUNDA...''

Biyogüvenlik Yasa Tasarısı Taslağının Bakanlar Kurulunda olduğunu ifade eden Eker, bu konunun dünyada sürekli değişen bir mevzuata sahip olduğunu, dünyada bu konuyla ilgili 120-125 milyon hektar alanda 27-28 ülkenin GDO ile ilgili üretim yaptığını, bunun iki, üç katı kadar ülkenin de bu ürünleri tükettiğini kaydetti.

Hükümetin kararının bu konulara liberal şekilde yaklaşma değil, aksine ''daha titiz, dikkatli, bu anlamda muhafazakar yaklaşmak'' olduğunu belirten Eker, henüz riskleri tam olarak belirlenmemiş, tam olarak bilinmeyen bir alanda bunu serbestleştirmenin aksine, bunu denetim, kontrol altına alma ve zararlı olabilecekleri de engellemeye dönük ara, acil mevzuat olarak -kanun çıkıncaya kadar- bu yönetmeliği çıkardıklarını kaydetti.

YÖNETMELİK AB STANDARDIYLA UYUMLU

Bununla ilgili tasarının da Meclise geleceğini belirten Eker, şunları kaydetti:

''(Biz bunu mahkemeye götürürüz) demek, (bugünkü mevzuatı kaldırmak) demek, açık söylüyorum ki kesinlikle GDO'ya kapı açmak demek olur. Böyle bir şey yapmaya kalkarsanız millet de sizi tarih önünde GDO'yu engelleyen bir yönetmeliği kaldırdığınız için mahkum edecektir.

Bu yönetmelik, AB standartlarıyla tamamen uyumludur. AB'den daha ileri olduğumuz hükümler de var. GDO'lu ürünlerin bebek mamaları ve formülleri, devam mamaları ve devam formülleriyle, bebek ve küçük çocuk ek besinlerinde kullanılması kesinlikle yasak. AB'de bu yasak değil. Bizim yönetmeliğimiz AB'nin mevcut yönetmeliğinden daha ileri. İngiltere dışında bebek mamalarıyla ilgili durum serbesttir. İnsan ve hayvan tedavisinde kullanılan antibiyotiklere karşı direnç genleri içeren GDO'lu ürünlerin ithalatı ve piyasaya sunulması yasak. Burada da AB'den ileriyiz. Değer maddeleri ise AB ile uyumlu.

Bugünden itibaren işlem şu; Vatandaş getirdi herhangi bir gıda maddesi. Biz, kesinlikle analize tabi tutuyoruz. Eğer içinde herhangi bir GDO varsa, bunun ithalatına izin vermiyoruz. Birisi 'ben şu gıda maddesini, ürünü, ham maddeyi ithal ediyorum. Bunun içerisinde GDO var' dedi. Müracaat ediyor, alıyoruz. 15 ayrı belge hazırlamasını istiyoruz. Bu, 91 kişiden oluşan bilimsel komiteye havale edilecek ve incelenecek. Üç alanda; insan sağlığı, çevre sağlığı ve hayvan sağlığıyla ilgili en küçük bir risk gördüğü takdirde buna izin vermiyor. Dolayısıyla, bu yönetmelikle birlikte Türkiye'ye GDO'lu ürünün ithal edilmesi fiilen mümkün değildir. Yani sıfır düzeyindedir. Nedir peki bu mesele? Bizim bu işin büsbütün dışında kalmamız, bu teknolojiden bigane kalmamız mümkün mü? O da doğru değil. Türkiye Cumhuriyeti büyük bir devlet. Türkiye Cumhuriyeti de bu teknoloji nedir, nasıl kullanılıyor? Bunu bilecek. Onun için bizim yönetmeliğimiz, bir çerçeve yönetmeliktir, bu yönetmeliğin gayesi GDO'lu ürünlerin ithalatını kolaylaştırmak değil, aksine ithalatını zorlaştırmak, kontrol ve denetim altına almaktır.''

''YÖNETMELİKLE İLGİLİ SÖYLENENLER YANLIŞ''

Bu yönetmeliğin yakın tarihte çıkacak olan Biyogüvenlik Kanunuyla birlikte daha üst bir hüküm normuna kavuşacağını ve böylece Türkiye'nin bu alanda çok daha ileri bir noktaya gelmiş olacağını belirten Eker, ''Bizim, Türkiye'nin insan, toplum, çevre sağlığı ve Türkiye'nin biyolojik, tarımsal kaynaklarına zarar verecek herhangi bir kararın altında imzamızın bulunması asla mümkün değildir. Ne uluslararası kuruluşlar, ne başka devletler ne de hiç bir kişi ve kuruluş için asla ve kata böyle bir uygulamanın içerisinde olmadık, bundan sonra da olmayacağız'' dedi.

Tarımla, tarımsal ürünlerle, tohumculukla ilgili attıkları adımların Türkiye'de tarım sektörünün önünü açtığını belirten Eker, Türkiye'nin geçen 5 yılın 4 yılında şiddetli kuraklık problemine rağmen, tarımda büyüdüğünü, diğer sektörlerde küçülme yaşanmasına rağmen, bu yılın ilk 6 ayında da yüzde 4,5 oranında büyüme gösterdiğini kaydetti. Eker, ''Tarımda istihdam arttı. Tarım bu anlamda bir tampon sektör görevi görüyor'' diye konuştu.

Bakanlığının yaptığı çalışmalarla ilgili bilgiler veren Eker, Türkiye'nin tarımsal üretim değerinin Dünyada 8. olduğunu söyledi.

Eker, sözlerini, ''Bu yönetmelikle ilgili söylenenler yanlıştır. Kamuoyunu yanlış yönlendirmeye matuftur. Bu yönetmelik, GDO'nun Türkiye'ye fiili olarak girmesini kesinlikle engelleyen bir yönetmeliktir'' dedi.

CHP Mersin Milletvekili Seçer de bu kadar önemli bir konunun akşamdan sabaha bir yönetmelikle düzenlenmesinin doğru olmadığını savundu.

Konunun Mecliste tartışılmadığını belirten Seçer, bu yönetmeliğin iptali konusunda CHP'nin üzerine düşeni yapacağını ifade etti.

MHP İzmir Milletvekili Şenol Bal da hükümetin yönetmeliği geri çekmesini istedi.


AA-Haber7
3 Kasım 2009

Üç mevsim 11-03-2009 20:10

Mehdi Eker'in yine bu konuşmadaki bir sözünü hatırlatıp beklenen açıklamayı yaptığını belirtip haber linkini vereyim.

-Türkiye'de Zirai Mücadele İlaçlarını İlk Defa Biz Reçeteye Bağladık, Bu İlaçlar Artık Reçeteyle Alınabiliyor-

Tarım Bakanı Eker'den GDO Çarpıtmalarına Nokta!

Ertuğrul ÖZGÜL 11-03-2009 20:18

Bu konuyu bi starda izledim birde samanyolunda aradaki fark o kadar fazla ki.....

uğur dündar denen .... varlık o kadar iğrenç konuştu ki anlatamam.....

hayırlısı olsun inşallah....

Üç mevsim 11-03-2009 20:26

Alıntı:

Ertuğrul ÖZGÜL Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 683843)
Bu konuyu bi starda izledim birde samanyolunda aradaki fark o kadar fazla ki.....

uğur dündar denen .... varlık o kadar iğrenç konuştu ki anlatamam.....

hayırlısı olsun inşallah....

Uğur Dündar'ın konuğunu hatırlıyor musun? Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı.. CHP Tarım Momisyonunda görevli. Yazık çok yazık.

Terennüm 11-03-2009 20:30

şimdi oldu.teşekkürler..

birisi01 11-03-2009 20:44

eğer gercektden gdo ları yasakladılarsa tebrikler...

Ertuğrul ÖZGÜL 11-03-2009 20:44

Alıntı:

Özgün İrade Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 683849)
Uğur Dündar'ın konuğunu hatırlıyor musun? Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı.. CHP Tarım Momisyonunda görevli. Yazık çok yazık.


Evet....
Adamlarda utanma falan yok ki.... babam dayanamadı çevirdi kanalı..... insanı zorluyorlar...
Akla mantığa uymayacak şyleri sıralıyorlar dengesizce...

Berr Ak 11-03-2009 20:57

Uğur Dündar'ı izleyebilecek sabrı taşıdığınız için sizi tebrik etmek gerek:)Ben o adama tahammül edemiyorum sadece kanalları dolaşırken kıpkırmızı yüzüne biraz bakıyorum, icraatlar karşısında morarmış ne diyeceğini bilemeyen yüzüne, sonra geçiyorum.

Habere gelince yapılması gereken bir şeydi.Örneğin kışın israilden çekirdeksiz meyveler getiriliyor, tohum olmasın da burada üretilmesin diye.Geçen kış hurma yerken farkettim çekirdeksiz olduğunu sonra araştırdım ki israil özellikle genetiğini bozup çekirdeksiz üretip yolluyormuş.Tohum olmayınca da tekrar üretilemez ve israile bağımlı kalınır mantığıyla hareket ediliyor.Ben milletimiz adına çok sevindim inşallah insanlar uğur dündar'ın saçmalıklarına inanmaktan vazgeçerler.

http://www.memurlar.biz/photos/623041138.jpg

Üç mevsim 11-03-2009 22:18

CHP bu GDO düzenlemesini de Mahkemeye götürecek. Tıpkı, belediyelerin öğrencilere burs vermesini mahkemeye götürüp engelledikleri gibi.. Böyle kara zihniyetli, gerici yobazların varlığına rağmen bu memleket hala ilerleyebilirsa çok şükür...

dejavu 11-04-2009 18:24

Hürriyet'in GDO Yorumu
 
Asılsız ve sahte olan bu adi haber silinmiştir!

Duygu'Seli~ 11-04-2009 19:55

Alıntı:

Özgün İrade Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 683766)

konuşması bittikten sonra yanılmıyorsam bir MHPli kadın vekil mealen -peki, madem öyle yeni bir yönetmelik çıkardınız, 2003'ten bu yönetmelik çıkana kadar olan zamanda serbest olan GDOlar ne olacak' dedi. GDO 98'de başladı şimdi bunlara sormak gerekir; 98'den 03'e kadar serbest olan GDO ne olacak!


Bunlar resmen adi!
Evet bunu açıkça ifade ediyorum..
AK Parti hükümeti yok iken bu GDOlar yurdun dört bir yanını sarmış,insanımızı etkisi altına almıştı! O zaman neden ses çıkmadı,tepki olmadı??

AK Parti bunu önlemek için adım atıp yasa çıkartıyor,takdir edilmesi gerekirken sanki sebeplisi onlarmış gibi eleştiri alıyor haksızca!

Çiftçilerimiz neden hep şikayetçiydi! En verimli topraklar,en güzel imkanlar Türkiyede olduğu halde neden çiftçilerimiz sıkıntı çektiler..

İşte bize muhalif olanlar şimdi çiftçinin sıkıntsınıda bizlere kesiyorlar!Oysa o GDOlar o vakit kabul edilmeseydi ve çiftçilere kendi tohumlarını üretmeleri istenip,hazır tohumlar yasaklansaydı eğer,şimdi çiftçimizde,tarımımızda zenginin alası olurdu!

Türkiye toprakları teknolojk imkan gerektirmeyecek kadar verimlidir!!
Gdo'lu ürünler toprak verimsizleştiren,toğprağı ve kullanan insanları kısırlaştıran,zeka seviyesini gerileten ürünlerdir!

Bizlere yıllarca haram yediren,içinde akrep,fare,yılan gibi bütün pis hayvanların ortak genini yedirenlerin şimdiye kadar sesi çıkmadıda,buna engel olmak isteyen hükümete mi sesleri çıkıyor?! Sağlığımızla yıllarca oynandı! Bu resmen hainliktir,adiliktir!

Mhpli vekil ve bu yasayı eleştirenler yapamadıklarının hesabını değil kendi yaptıkları adiliklerin hesabını versin önce!

Şu hale bak..Yıllardır hiç bir köşe yazarı,hiç bir gazete(VAKİT HARİÇ) bu adiliği sayfasına taşıyıp sesini çıkarmıyor,halkı bilinçlendirmiyor, olay yasalaşınca hepsi köşesinde ahkam kesiyor..Yok efendim gdo ne imiş,ne zararı varmış,halk ne yapmalıymış vs vs.. Bahse girerim bunları köşesine taşıyıpta gündeme ortak olma çabasında olan bir çok yazar GDOnun ne olduğunu bilmeden her haltı zıkkımlanan insanlardır!

Bu yasanın çıkmasında ben kimse inanmasa ve bilmesede inanıyorum ki, hükümete sürekli özel çağrı yapan,mektuplar,mailler gönderip bu üründen kurtarılmamız gerektiğini anlatan vatansever tarımcıların rolü hükümetten bile çok büyüktür!
En başında da sırf bu harama,hainliğe ortak olmamak için,kendi imkanıyla tarım şirketi kurup,bilinçli ve kendi tohumunu üreten tarımcılar yetiştiren Mustafa Özere teşekkür ederim.. Allah onlardan razı olsun!

Duygu'Seli~ 11-04-2009 20:02

Alıntı:

Özgün İrade Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 683838)
Mehdi Eker'in yine bu konuşmadaki bir sözünü hatırlatıp beklenen açıklamayı yaptığını belirtip haber linkini vereyim.

-Türkiye'de Zirai Mücadele İlaçlarını İlk Defa Biz Reçeteye Bağladık, Bu İlaçlar Artık Reçeteyle Alınabiliyor-

Tarım Bakanı Eker'den GDO Çarpıtmalarına Nokta!

:) Bu kısmı çok güzel.. Ama buna rağmen yabancı şirketlerle işbirliği içinde olan bir çok Türk tarımcısı kıymetli paralarının kesilmemesi adına kaçak olarak bu ürünleri kullanacaklardır..Hainler!

Bu haber en çok bu buluşun asıl sahiplerini ve ortaklarını üzmüştür..
En başındada İSRAİLİ!
Seneler öncesinde buna karşı çıkmak isteyen bir çok tarımcının önü kesilmiş ve susturulmuştu! Buna engel olan hükümete eminim kinleri bir kat daha artmıştır!:karizmatik: Bu ise çok sevindirici..

Özgür Çağrı 11-04-2009 20:05

Gdo yu çıkarırlarsa bende herşeyimi bizim bahçeye ekerim zaten ne eksen yetişiyor çok verimli toprak :)

Üç mevsim 11-04-2009 22:14

Konu bu başlıkta aydınlatılmaktadır.

Tarım Bakanı Eker'den GDO Çarpıtmalarına Nokta!

Ayrıca Tarım Bakanı bugün bir basın açıklaması daha yaparak bu yalanları yalanladı.

Muhalefet Etmenin Böyle Kahpecesine Yazıklar Olsun.

Hakan Özkan 11-05-2009 16:23

Kamu oyunda, bir çok STK larda konu tartışılmakta, ancak henüz bir çözüm ortaya konamamıştır. Bazı internet siteleri ise GDO’lu ürünlere BOYKOT çağrıları yapmakta. Neyi?Nasıl? ve Kiminle?kontrol edeceğimizin alt yapısı, henüz ülkemizde kurulmamışken bu BOYKOT çağrıları ne işe yarayacaktır?



Bugün tohumlara, gıda ürünlerine ve katkı maddelerine GDO var veya yok testi bile yapılamayan TÜRKİYE’de gerekli teknik ve bilimsel altyapı sağlanamadıkca, bütün herkes HAYIR! diye bağırsa ne yazar?
Gıda Katkı Maddelerinde Durum Nedir?
Gıda Katkı maddelerinden: E101Riboflavin, E150Karamel, E153Carbon black, E160Lycopene, E161Cryptoaxanthin, E306Tocopherol, E307Alpha-tocopherol, E308Gamma-tocopherol, E309Delta-tocopherol, E322Lecithin, E415Xanthan gum, E471Mono ve diglyceridler, E472Mono ve diglyceridlerin acetic acid esterleri, E473Yağ asitlerinin sucrose esterleri, E475Yağ asitlerinin polyglycerol esterleri, E476Polyglycerol polyricinoleate, E479, E491Sorbitan monostearate, E620Glutamic asit, E621Monosodyum glutamte, E622Monopotasyum glutamate, E623Calcium diglutamate, E624Mono amonyum glutamate ve E625Magnezyum diglutamate’ın çoğunluk GDO ‘lu olarak üretildiğini ithalatçılarımızdan, gıda üreticilerimizden ve denetimle yükümlü insanlarımızdan kaç kişi bilmekte ve dikkat etmektedir? İthal edilen GDO’lu peynir mayaları ne derece kontrol edilebilmektedir?
Konu üzerinde araştırmalarını sürdüren Bilim Kurulları, GDO’lu ürünlerin insanların bağışıklık sisteminde, santral sinir yapısında tahribatlar yapabileceği, mikroplu hastalıklara karşı kullanılcak antibiyotiklerin etkinliğini azaltabileceği, kanser ve allerjik reaksiyonlara neden olabileceği üzerinde ısrarla durmaktadırlar. Bir ilacın bile insanlar üzerinde yaygın kullanılabilmasi için 20-25 yıllık çalışmalar gerektirdiği halde, henüz 1996 ‘larda ortaya çıkan ve beraberlerinde pek çok rizki taşıyan GDO’lu ürünleri insanlara ,bilgilerinin dışında kullandırmak için gösterilen bu aceleci tavır bütün tüketicileri, sağlık ve denetim birimlerini düşündürmelidir.
GDO’lu bitkiler, doğada yetişen diğer bitkilerden farklı olarak, genomlarında kendi türlerine ait olmayan genleri taşıdıklarından, bu bitkilerin yetiştirildiği ülkelerde, başta sağlık olmak üzere, çevre ve sosyo-ekonomik yapı üzerinde önemli riskler söz konusu olmaktadır.
Sağlık Riskleri
Potansiyel Alerjenlik: GDO’lu bitkilerden ve hayvanlardan elde edilen ürünlerin meydana getirebileceği risklerin başında alerji gelmektedir. Genetik yapı değişiminde, verici kaynağın alerjen özelliklerinin transfer edilen bitkiye ya da hayvana geçmesi engellenemeyebilir. Nitekim, 1996 yılında, Brezilya kestanesinden ve fındığından soya fasulyesine aktarılan geni içeren ürünler, alerji yapması nedeniyle, marketlerden toplatılmıştır.
Potansiyel Toksisite: Genetik olarak değiştirilmiş organizmalar, aktarılan yeni gen ürünlerini ve onlardan kaynaklanan sekonder metabolitleri içerdiğinden, potansiyel bir toksisiteye sahiptir. GDO’lu bitkilerde bulunan özellikle zararlı ot ve böcek öldürücü genler ile terminatör teknolojisi gereği aktarılmış olan genler de toksin üreterek çalıştıklarından, dokularda birikme durumunda, önemli riskler oluşturmaktadır. Bu genlerin kullanılması pestisit kullanımını ortadan kaldırmıştır. Ancak, bu toksik madde kalıntılarının ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir.
Bu toksinlerin uzun dönemde insan sağlığına olan etkilerine ilişkin yeterli bilgi bulunmamaktadır. GDO’lu ve normal patateslerle beslenen iki grup farede yapılan çalışmada; normal patateslerle beslenenlerde hiç bir sorun olmamasına karşın, GDO’lu ürünlerle beslenenlerin sindirim sistemlerinde önemli zararlar belirlenmiştir.
Potansiyel Kanserojenlik: GDO’lu bitkilerin doğrudan ve dolaylı olarak kanserojen etkisinin olabileceği birçok araştırıcı tarafından belirtilmektedir. Özellikle, herbisitlere dayanıklı GDO’lu pamuk, soya, mısır ve kolza çeşitlerinde kullanılan bazı kimyasal maddelerin doğrudan kanser yapıcı oldukları bilinmektedir. Öte yandan, sindirim sisteminde tam olarak sindirilmeden dolaşım sistemine geçerek kan hücreleri aracılığı ile normal genoma katılabilen yabancı DNA parçalarının da hastalıklarda etkili olma ihtimali söz konusudur.
Antibiyotiğe dayanıklı mikroorganizma oluşumu: Günümüzde kullanılan biyoteknolojik tekniklerle bitkilere aktarılan genlerin büyük bir çoğunluğu bakteri ve virüs kökenlidir. Gen aktarımı esnasında GDO’lu bitkilerin seçilebilmesi amacıyla antibiyotik dayanım izleme genleri kullanılmaktadır. Ancak, bu antibiyotik dayanım izleme genleri insan ve hayvan bünyesindeki bakterilere yatay olarak geçişiyle onların da genlerinin antibiyotiklere dayanıklı hale dönüştürülmesi gibi sağlık açısından büyük riskler söz konusudur.
Besin değerinde bozulma: GDO’lu bitkilerde, yeni özellikler kazandırılırken, bitkinin orijinal yapısında bulunan bazı kalite öğelerinde önemli azalmalar olduğu tespit edilmiştir. Örneğin, kalp hastalıklarına ve kansere karşı önemli bir koruyucu madde olan “phytoestrogen” bileşiklerinin, klasiklere oranla, GDO’lu bitkilerde daha az olduğu bilinmektedir.
Çevresel Riskler
GDO’lu bitkiler üzerinde en çok tartışılan konuların başında çevreye verebileceği zararlar gelmektedir. Bilim adamlarının çoğu, GDO’lu bitkilerin ekolojik zararlarının olabileceği görüşünde birleşmektedir.
Toprak ve su kirliliği: GDO’lu bitkilerin kalıntılarındaki toksik maddelerin toprağa ve suya geçtiğine ilişkin çok sayıda araştırma sonucu bulunmaktadır. Bu nedenle, toksinlerin diğer organizmaların besin zincirine katılmaları da söz konusudur. Bazı genlerin ürettiği endotoksinlerin toprakta 33 hafta kaldığı belirlenmiştir. Öte yandan, GDO’lu bitkilerin ikinci kuşak üretimini engellemek amacıyla, uygulanan terminatör teknolojisi gereği, tohumlar üreticiye verilmeden önce yüksek dozda antibiyotik ile bulaştırılmaktadır. Bu tohumların ekilmesiyle toprağa önemli miktarda antibiyotik geçişi söz konusudur. Buğday ve pamuk gibi çok geniş alanlarda ekimi yapılan ürünlerde bu uygulamanın etkisinin ne kadar büyük olacağı açıktır. Klasik herbisitler ürüne de zarar verdiğinden, üreticiler tarafından son derece dikkatli ve düşük dozda kullanılır. GDO’lu çeşitler ot öldürücülere dayanıklı olduklarından, ürüne zarar vermeyeceği düşüncesiyle, daha fazla ilaç kullanımı söz konusu olmuştur. Denemeler sonucunda, GDO’lu soyalarda herbisit kullanımının bir kaç kat arttığı belirlenmiştir.
Faunada değişim: GDO’lu bitkilerin faunada yararlı akraba türlerin yok olmasına ve yeni zararlı populasyonlarının oluşmasına neden olabileceği tartışılmaktadır. Özellikle, GDO’lu mısırlardaki Bt genlerinin sadece koçan kurtlarına etkili olduğunun söylenmesine karşın, mısır bitkilerinin arasında yetişen ve üzerinde bol miktarda mısır çiçektozu bulunan “Asclepias” adı verilen bitkilerle beslenen kral kelebeklerinin de öldüğü görülmüştür. Ayrıca, yararlı böceklerden olan “Ladybugs” (hanım böceği) ve “Lacewing” gibi böceklerin öldüğü, bu böceklerle beslenen arı ve kuşların da zarar gördüğü saptanmıştır. Bilindiği gibi, dayanıklı çeşitlerin oluşturduğu baskı sonucunda zararlılar zamanla tepkilerini değiştirebilmektedir. Bu durumda hem GDO’lu bitkiler etkisiz hale gelmekte, hem de biyolojik savaşta Bt bakterilerinden yararlanma imkânı ortadan kalkmaktadır.
Mikrorganizmalarda değişim: Antibiyotiklere dayanım izleme genlerinin toprak bakterilerine geçmesi ya da terminatör teknolojisi gereği toprağa verilen yüksek dozdaki antibiyotiklerin baskısı nedeniyle dayanıklı yeni bakteri tiplerinin oluşma ihtimali her zaman vardır. Virüslere dayanıklı olarak geliştirilen GDO’lu bitkilerin, başka virüs tiplerinin ortaya çıkmasına neden olabileceği Michigan Üniversitesi’nde deneysel olarak kanıtlanmıştır. Virüs genleri, diğer virüs ve retrovirüslerin genleri ile karışabilmekte, bunun sonucunda da patojeniteleri artmış yeni virüsler oluşabilmektedir. Bu gen karışımının 8 hafta gibi kısa bir sürede gerçekleşebileceği deneysel olarak kanıtlanmıştır. Öte yandan, “Cauflower Mosaic” virüsü GDO’lu mısır, pamuk ve kolzalarda yaygın olarak kullanılmaktadır. “Pararetrovirüsler” grubundan olan bu virüsün, hepatit-B ve HIV virüsleri ile büyük benzerlik göstermesi, konunun önemini daha da artırmaktadır.
Florada değişim: Bitkilere kazandırılan yeni özellikler bu bitkilerin yaşadıkları çevredeki floranın bozulmasına, doğal türlerde genetik çeşitlilik kaybına, ekosistemdeki tür dağılımının ve dengesinin bozularak genetik kaynakları oluşturan yabani türlerin yok olmasına neden olabilecektir. Çiçektozları, genetik kirlilikte en önemli etkendir. Mısır çiçektozlarının rüzgarın etkisi ile canlı olarak 1 km uzağa gidebildiği, yoncada arıların çiçektozlarını canlı olarak 2-3 mil uzağa taşıdıkları deneysel olarak belirlenmiştir. Genetik olarak değiştirilmiş bitki çiçektozlarının rüzgâr, kuş, arı, böce, mantar ve bakterilerce taşınması sonucunda kilometrelerce uzaktaki bitki türleri de etkilenecek ve genetik bir kirlilik ortaya çıkabilecektir. GDO’lu ürünlerden gen geçişleri yabani türlerin özelliklerini bozacak ve bitkisel gen kaynaklarının geri dönülmesi zor bir zararla karşı karşıya kalmasına neden olabilecektir. Ayrıca, GDO’lu bitkilerdeki herbisitlere dayanıklılık genlerinin yabani akrabaları olan otlara geçmesiyle, tarımsal mücadele güçlüklerle karşılaşabilecektir. GDO’lu mısırlardan yabani mısır türlerine gen bulaştığına ilişkin resmi raporlar yayınlanmaya başlanmıştır.Yabani floradaki genetik yapı değişiklikleri, onların gen kaynağı olarak değerini tamamen yok edebilir. Arkansas Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmada, GDO’lu çeltikten, çeltiğin yabani gen kaynağı olan kırmızı çeltiğe gen geçişinin olduğu belirlenmiştir. GDO’lu bitkiler için geliştirilen herbisitler, bu bitkilerin dışındaki tüm bitkileri kesin olarak öldürmektedir. Geniş alanlara uygulanan bu tip herbisitlerden yabani floranın olumsuz etkilenmemesi mümkün değildir. Öte yandan, terminatör genlerin akraba türlere çiçektozları ile geçerek onların ikinci yıl tümüyle yok olmalarına neden olması yüksek bir ihtimaldir. GDO’lu bitkilerden kaynaklanabilecek genetik kirlilik, birçok yabani türün anavatanı olan Türkiye için ayrı bir önem taşımaktadır.
Variyabilite ve beklenmeyen sonuçlar: Ekosistemler son derece karmaşık bir yapıya sahiptir. Özellikle, GDO’lu bitkiler gibi, yeni organizmaların sistem içine girmesiyle bazı bilinmeyen risklerin ortaya çıkması beklenebilir. Bu zamana ve yere bağlı olarak türler arası gen akışının sonucunda ortaya çıkabilecek gen etkileşimlerinden kaynaklanmakta olup, populasyonda değişik bir karakterin ortaya çıkma ihtimali her zaman söz konusudur.
Sosyo – Ekonomik Riskler
Pahalılık: GDO’lu ürünlerin tohumları, GDO’lu olmayanlara göre, %25 ile %100 arasında daha pahalı olup her yıl yenilenme zorunluluğu söz konusudur. Fiyatının yüksek olması nedeniyle tohumluk alımını uzun süre devam ettiremeyecek olan küçük çiftçiler bu durumdan zarar göreceklerdir.
Tek tip çeşit ve ilaç kullanımı: Bitkisel üretimin GDO’lu çeşitlere dayandırılması, geleneksel tarımda yerel çeşitlerin kullanımında önemli azalmalara neden olabileceği gibi, tarımda tohumluk ve ilaç bakımından dışa bağımlılık sorununu da doğuracaktır.
Tohumluğun her yıl yenilenmesi: GDO’lu çeşitlerin sahip olduğu “terminatör gen” sistemi nedeniyle, tohumluk üretiminin çiftçiler tarafından yapılması olanaksızdır. Bu nedenle, tohumluğun üretici firmadan her yıl alınması zorunludur.
Çeşit karışımı: Aynı bölgede klasik ve GDO’lu çeşitlerin bir arada ekilmeleri halinde, çiçektozları nedeniyle, birbirlerine karışmaları kaçınılmazdır. Bu durumda, üreticilerin istedikleri tip ürünü özelliklerini bozmadan yetiştirmeleri imkânsız hale gelebilecektir. Bunlardan elde edilen ürünlerin de karışık olma olasılığı çok yüksek olacak ve tüketici açısından da önemli bir risk oluşturabilecektir.
GDO’lu çeşit yetiştiren ülke konumuna gelinmesi: Birçok Avrupa ülkesi, GDO’lu ürün yetiştirmeyen ülkelerden bile, dışalım yaptıkları ürünler için “Genetik Olarak Değiştirilmiş Organizma” değildir belgesi istemektedir. Bu çeşitlerin yetiştirilmesi halinde, klasik ürünlerin pazarlanması da önemli ölçüde zorlaşacaktır.
Din ve Etik Bakımından Konunun Sorgulanması:
Müslümanlar ve Museviler domuz eti ve türevlerini tüketmedikleri için domuz geni karıştırılmış ürünlerden de yemek istemeyeceklerdir. Ayrıca Müslümanlar bazı böcek ve hayvan genlerinin kullanıldığı ürünlere karşı da rezerv koyacaklardır. Aynı şekilde vejeteryanlar ise hayvansal gen içeren tüm bitkisel ürünleri tüketmek istemeyecektir. Bu durumda GDO’lu ürünlerin etiketlerinde gerekli bilgilerin doğru ve açık bir şekilde verilmesi bir insanlık görevi olarak ortaya çıkmaktadır.
Bir diğer risk ise:
Bugün GDO’lu tohumlarla ekimin yaygın yapılması, yasası ve yönetmeliği çıkmış olan “Organik Tarımı” da tehdit etmektedir. TÜRKİYE’de şu anda organik tarımı destekleme kanun ve yönetmeliği varken halen biyogüvenlik kanunu yoktur. Bu sebeple GDO tespiti yapılamıyor! Bu durumda, tohumun, toprağın, suyun temiz tutulabilmesi,GDO’lu yaygın ekimden dolayı rizk altındadır. Bu şartlarda, gerçek manada organik tarımdan söz etmek ağırlığını kaybetmektedir. Bir test yapılsa o ürünlerin en az yarısı imha edilecek veya organik diye satılamayacak duruma gelebilir…Izleme yok, denetleme yok, ustelik bunu yapabilecek beceri ve donanımda insan ve laboratuar da yok.
Yukarıda saydığımız riskleri dikkate alarak, Ülkemizde de, GDO’lu tohum, gıda ve katkı maddelerinin etiketlerinde mutlaka GDO’lu olduğu bilgisi mecbur tutulmalıdır. Hiç bir şekilde tüketicinin bilgisinin dışında ,formulasyonuna onay vermiyeceği bir ürünü satmaya kimsenin hakkı yoktur. Böyle bir eylem tüketicilerin evrensel sağlık ve inanç haklarını hiçe saymak olduğu gibi, bir insanlık suçudur.
Öyleyse yapılması gereken nedir? Burada esas olan, etkin, yaygın ve bilimsel bir izleme ve denetim mekanizmasının geliştirilmesi için çaba gösterme gerekliliğidir. Böyle bir yaklaşım biyogüvenlik ile ilgili yasa ve uygulamaların geliştirilmesini öncelikli kılmaktadır. Denetim ve izleme, genetik olarak müdahale edilmiş türlerin insan sağlığına ve çevreye oluşturduğu risk tehdinin doğru tespit edilmesi ve fayda/zarar belirlemeleri için zorunludur. Ayrıca genetik özkaynaklarının korunması, çeşitliliği ve sürdürülebilir kullanımının gözetilmesi sürdürülebilir tarım için de esastır. Dolayısıyla gıda ürünleri ve gıda hammaddesi olarak kullanılan malzemelerde, genetik olarak değişikliğe uğramış organizmaların (GDO), ve bunları içeren ya da bunlardan elde edilmiş ürünlerin kullanımına izin vermek için ilk şart gerekli bilimsel ve teknik altyapıyı kurmaktır.
Etkin bir biyogüvenlik altyapısı ve çerçeve kanunu bu anlamda bizim de ilk önceliğimiz olmalıdır.Devletin etkin ve yaygın denetim ve izleme görevi birincildir. Diğer yandan biz istemiyoruz ya da yasakladık diye GDO’lardan uzak, mutlu ve rahat bir hayat süreceğimizi zannetmek te yapılacak en büyük yanlış olacaktır. Bugün dünyanın vardığı noktada maalesef GDOlar neredeyse heryerde var ve onları görebilen, izleyebilen ve gerektiğinde durdurabilen bilimsel yeterliliğimiz olmadan onları kontrol etmek diye bir imkânımız olamaz. Bu durumda bilinmeyen bir hedefi boykot etmenin pratik bir değeri de olamaz. Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi yok misali.GDO tespiti konusunda bilimsel araştırmalar halen tüm dünyada sürmekte ve mevcut testler her gün geliştirilmektedir. Bu noktada halen ülkemizde bu testlerin yapılamaması büyük bir risk teşkil etmektedir. Gerek tedarik zinciri, gerekse üretim süreçleri içinde düzenli ve yetkin bir (iç) denetim, atılması gereken ilk adım olarak görülmektedir. Ancak, en ideal koşullarda görevini yapıyor da olsa devletin denetleyici rolü ancak bilgili ve ahlaklı üreticiler, seçme hakkı olan ve hakkını arayan tüketiciler, ve daha da önemlisi konuya hakim, yetkin araştırmacıların varlığında amacına ulaşır.

Hakan Özkan 11-05-2009 16:23

Bu işin vahim neticelerini kestirebilecek kadar bilgi birikimim olmasada görünen gidişatın hoş olmadığı artık savaşların top ile tüfek ile değil buşekilde isyan edercesine , şirk koşarcasına insanların yoğun çabalarının teknolojinin bilimin önüne geçmesi hoş karşılanacak takdir edilecek bir durum değildir; en azından gelecek neslin selahiyeti için gerekli kurumların, insanların çaba göstermesi;GDO lu ürünlerin satımını yapan, eken tüketen halkın basın ve medya yoluyla bilinçlendirilmesi geleceğimizin daha aydınlık olabilmesi için bu ürünleri tüketmememiz gerektiğini paylaşmak isterim.Rabbimizin bize bahşetmiş olduğu nizamın dışına çıkan herşey bize dert olup dönmekten başka hiçbir getirisi olmayan girişimlerdir.

Hakan Özkan 11-05-2009 18:23

Alıntı:

Yalçın KARACA Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 684490)
Evet Hakan abicim Ziraatci olduğunuz için bu konuda söyleyeceğiniz bir çok şey bizim için önemli. Tarım ile uğraşan çifcilerimiz kendi mahsüllerini ekme gibi potansiyelleri neden olmuyor? Bu iş ticarete döndüğü vakit yukarıda duygu hanımın belirttiği gibi saksıda yetiştirilen mahsül neden işe yaramaz.
Birde genetiği ile oynanmış ürünleri çifçilerimiz neden tercih eder ayrıca bu mahsülü siz hariç diğer ziraatçiler neden satarlar ? daha öncede ifade ettiğiniz gibi bir nevi hiprit ceşitleride sağlıklımı . Son yıllarda çıkan receteli satış bu gibi hatalı ve sağlıksız her şey için yeterli bir çalışmamadır. Paylaşım için teşekkürler :gül:

Çiftçimizin kendi üretmiş olduğu ürünlerden elde edilen tohumlarla tekrar yeni bir üretim düşünüldüğünde birim alandan elde edilen mahsulün, f1 tohumlardan elde edilen mahsulle kıyasladığımızda yarı yarıya bir zaiyat verilmektedir.Hal böyle olunca çiftçi olayı ticari açıdan düşündüğü için f1 çeşitlere talep yoğunlaşmaktadır.Ama şunu bilmemiz lazım ki f1 ıslah çalışmaları sonucunda en verimli çeşidin seçilmesi olayıdır.GDO ise tamamen farklı biolojik bir olaydır yani gen transferi bir balığın genini domates bitkisine enjekte etme gibi.Çiftçilerde sonuçta para kazanmak ve de hayatlarını idame ettirmek için kendilerine has olan tohumları değilde f1 çeşitlerini kullanmaktadırlar.Artık istesek de kendi tohumlarımızı yitirmişiz,kaybetmişiz.Saksıda yetiştirme noktasına gelince herkes saksıda yetiştirirse olur ama yetiştiremeyenler ne olacak,onun ötesinde tarlada yetiştirsek bile kimse para kazanamayacağı bir işi yapmaz.Çiftçi sabahtan akşama kadar çalışacak çoluk çocuk sadece karnı doyacak buna çiftçi razı olmaz onun için olayları işin içine girmeden yorum yapmamak gerekir.

Genetiği oynanmış ürünler yeni değil be yalçın abim bu ürünler 1989 dan buyana ırak,iran vede türkiye ye sokulmuş bu mazlum halkımıza tükettirilmiş bizler kobay olarak kullanılmışızdır.Asıl acı gerçek bu saatten sonra ortaya çıkacak erken dönemde ölümler,kanserler,kısırlıklar daha aklımıza gelmeyen bir çok hastalıklar.Ama ne oldu kibu olay yeni yeni ortaya çıkmaya başladı inanın bekleyin göreceksiniz yakın amanda organik tarım adı altın da israilden gelecek gdo lu (ama bizler bilmeyeceğiz) çeşitler genetiğine böcek ve fungusal hastalıkların girmesine izin vermeyen genlerle ilaçsız tarım adı altında bizlere enjekte edilecek ve de bizlerde onların savunucusu,kobayları olacağız.Burda yapılması gereken iş tarım bakanımızın bürokrasiden sıyrılıp bu olayları artık görmesi ve gerekli adımların atılmasını sağlamasıdır.Sağ olsun tarım bakanımız reçeteli sistem ortaya koydu inanın dışardan bakılınca tam avrupalıyız ama vallahi işin içine girdiğiniz zaman gülersiniz.Birinci basamaktan başlamak yerine beşinci basamağa adım atmamızı istiyorlar,çiftçiyi bilinçlendirmeden altyapıyı oluşturmadan baskı yolu ile zor durumda olan çiftçiyi daha dazor duruma düşürüyorlar.Velhasıl ilk etapta yapmamız gereken olay tarım sektöründe yenilikler,bilinçli hareket vede insanları düşünerek bu gdo lu tohumların yayımını engellemek amerikada üretilenlerin yine amerikada tüketilmesini öngörmeleri gerekir.Bu gdo ları biz değil marmara bölgesinde nadiren satan bayiler vardır bizim bölge itibari ile mısır,buğday ürünleri bizim yörede yoğun olmadığından bizde yoktur, olsada satmayız.

rıfat gökalp 11-05-2009 19:12

GDO tohumlarının ülkemize ithal edilmesinde ABD dayatmasının olduğu görülüyor,maalesef hükümetimiz ekolojik dengeyi ve insan sağlığını etkileyecek ürünlerin yetiştirilmesine gözyumarak vahim bir hata yapmıştır.
Türkiye'ye gelen yabancı turistlerin dağ,çayır ve bayır gezerek bilimsel deneyleri için bitkilerden örnekler toplaması insanı kuşkuya ve endişeye sevkediyor zira son yıllarda yaşanan domuz gribi,kuş gribi ve kene gibi hadiseler bu tezi kuvvetlendiriyor hükümetin bu durumu engellemesi gerekir.

Duygu'Seli~ 11-05-2009 19:22

Alıntı:

rıfat gökalp Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 684568)
GDO tohumlarının ülkemize ithal edilmesinde ABD dayatmasının olduğu görülüyor,maalesef hükümetimiz ekolojik dengeyi ve insan sağlığını etkileyecek ürünlerin yetiştirilmesine gözyumarak vahim bir hata yapmıştır.

Yahu siz nerede yaşıyorsunuz kardeşim?
Uzayda mı..?
Gelde sinirlenme!!

Zaten senelerdir ülkemizde kullanılan bu ürünleri AK PARTİ HÜKÜMETİ yasaklıyor! Gdo lü ürünleri yasaklamak GÖZ YUMMAK MIDIR sizin anlayışınızda!

Pes!

Üç mevsim 11-05-2009 19:44

GDO'yu kontrol altına alan yönetmelik 26 Ekim'de çıktı. Kısa süre sonra da Biyogüvenlik Yasası çıkacak. AK Parti; ülkemizin, hakımızın, tarımımızın, çevremizin sağlığını herkesten çok düşünür endişe etmeyin.

rıfat gökalp 11-05-2009 19:55

Alıntı:

duyguseli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 684582)
Yahu siz nerede yaşıyorsunuz kardeşim?
Uzayda mı..?
Gelde sinirlenme!!

Zaten senelerdir ülkemizde kullanılan bu ürünleri AK PARTİ HÜKÜMETİ yasaklıyor! Gdo lü ürünleri yasaklamak GÖZ YUMMAK MIDIR sizin anlayışınızda!

Pes!


GIDA VE YEM AMAÇLI GENETİK YAPISI DEĞİŞTİRİLMİŞ ORGANİZMALAR

VE ÜRÜNLERİNİN İTHALATI, İŞLENMESİ, İHRACATI, KONTROL VE


DENETİMİNE DAİR YÖNETMELİK


Gıdaların etiketlenmesi

MADDE 14 –
(1) Bu Yönetmelik hükümlerine göre izin verilen GDO lu gıdaların % 0,9 un üzerinde GDO içermesi hâlinde, 16/11/1997 tarihli ve 23172 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliğinde yer alan gerekliliklere ilave olarak aşağıdaki hususlar çerçevesinde etiketlenmeleri zorunludur.
a) GDO lu gıdanın tek bileşenden oluşması durumunda “genetik olarak değiştirilmiştir” veya ürün ismi ya da hammaddenin ismi “genetik olarak değiştirilmiş ...........’den üretilmiştir” ifadesi ile birlikte etiket üzerinde yer almak zorundadır.
b) GDO lu gıdanın birden fazla bileşen ihtiva etmesi durumunda, ürün ismi ya da bileşen ismi, “genetik olarak değiştirilmiş ..........” veya “genetik olarak değiştirilmiş ….......’den üretilmiştir” ifadeleri ile birlikte bileşen listesinde söz konusu bileşenden hemen sonra gelecek şekilde parantez içerisinde yer almak zorunda olup, parantez içindeki ifade diğer bileşenlerle aynı karakter büyüklüğünde olmalıdır.
c) GDO lu dökme gıdaların beraberinde, etiket bilgilerini içeren belge bulundurulmak zorundadır.
ç) Yukarıda belirtilen etiketleme gerekliliklerinin yanı sıra, GDO lu gıdaların GDO suz eşdeğer ürünlerden; bileşimi, beslenme etkileri veya beslenme değeri, kullanım amacı açısından farklılık gösterdiği durumlarda, bu hususlar etiket üzerinde belirtilmelidir. Besin bileşeninde farklılık gösteren GDO lu gıdalarda, beslenme etiketlemesi yapılması zorunludur.
d) GDO lu gıdaların GDO suz eşdeğer ürünlerden farklı olması durumunda, tüketilmesi sonucunda sağlık riski oluşturabilecek tüketici gruplarına ait uyarıların etiket üzerinde belirtilmesi zorunludur.
e) GDO kullanılarak elde edilen gıdanın GDO suz eşdeğerinin olmaması durumunda, söz konusu ürünün doğası ve özelliklerine ait bilgilerin Türk Gıda Kodeksinde belirtilen hükümlere uygun olarak etiket üzerinde belirtilmesi zorunludur.


TARIM BAKANI yasaklamıyor;denetim ve kontrol altına alıyor ama 0.9 GDO içermesi taktirde etiket bulundurması gerekir ibaresi olduğu için ikilemde kalmamamı sağlıyor.Uzmanlar ne düşünüyor bilemiyorum ama benim bu madde'den çıkardığım anlam endişe vericidir

tyranid 11-05-2009 22:30

rıfat bey kardeşim sadece o maddeye bakarsanız tabiki yanlış bir çıkarsama içerisinde olursunuz. Buyrun mevzuatın tamamı burada

MADDE 5 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerine aykırı olan GDO lu gıda ve yemlerin işleme ve tüketim amacıyla ithali, piyasaya sürülmesi, tescili, ihracatı ve transit geçişleri yasaktır. Gümrük idarelerince bu Yönetmelik kapsamındaki ürünler için GDO ya ilişkin ek bir belge aranmaz.

(2) İthal edilen, üretilen veya dağıtımı yapılan GDO lu gıda veya yemin çevre, insan veya hayvan sağlığı açısından olumsuzluğu tespit edildiğinde, gıda veya yem işletmecisi sağlığı ve çevreyi korumak amacıyla gerekli tedbirleri almak, Bakanlığı, diğer ilgili mercileri ve tüketicileri acilen bilgilendirmek ve söz konusu gıda veya yemi, piyasadan geri çekmek zorundadır.

(3) GDO lu ürünlerin, bebek mamaları ve bebek formülleri, devam mamaları ve devam formülleri ile bebek ve küçük çocuk ek besinlerinde kullanılması yasaktır.

(4) İnsan ve hayvan tedavisinde kullanılan antibiyotiklere karşı direnç genleri içeren GDO ve ürünlerinin ithalatı ve piyasaya sunulması yasaktır.

(5) Bakanlık, GDO lu gıda ve yemlerin ithalat ve ihracat kapılarıyla ilgili gerektiğinde düzenleme yapabilir.

(6) Gıda veya yem, GDO lardan biri ya da birkaçını toplamda en az % 0,9 oranında içeriyor ise, GDO lu olarak kabul edilir.

(7) Gıda veya yemin % 0,5 ten fazla izin verilmeyen GDO içermesi halinde ithalatına, işlenmesine, nakline, dağıtımına ve satışına izin verilmez.

(8) GDO suz ürünlerin etiketinde ürünün GDO suz olduğuna dair ifadeler bulunamaz.

(9) Bu Yönetmelikte yer almayan hususlarda Bakanlık her türlü düzenlemeyi yapmaya ve tedbiri almaya yetkilidir.

İzin koşulları

MADDE 6 – (1) Her bir GDO için, bilimsel esaslara göre değiştirilmiş gen ya da genler esas alınarak bir defaya mahsus olmak üzere Komiteler tarafından risk değerlendirmesi yapılır.

(2) Her bir risk değerlendirmesinin sonucuna göre GDO lu gıda veya yemin çevre, insan veya hayvan sağlığı ile diğer inceleme konularında herhangi bir olumsuzluğun tespit edilmediğine dair bir karar belgesi hazırlanır. Karar belgesi en az aşağıdaki hususları içerir:

a) İznin geçerlilik süresi,

b) GDO ve ürünlerinin ithalatı için uygulanacak kural ve işlemler,

c) Kullanım amacı ve kısıtlamalar,

ç) Risk yönetimi, piyasa denetimi ve gerektiğinde aşamalı üretim planlaması,

d) İzleme ve izlenebilirlik koşulları,

e) Belgeleme ve etiketleme koşulları,

f) Ambalajlama, taşıma, muhafaza ve nakil kuralları,

g) İşleme ile atık ve artık arıtım ve imha koşulları,

ğ) Güvenlik ve acil durum tedbirleri,

h) Kullanım ile ilgili yıllık raporlama koşulları,

ı) Devir ve/veya kullandırmaya ilişkin koşulları,

i) Tedarik ve amaca göre kullanım ve işleme koşulları.

(3) Bakanlık onaydan önce, GDO ile ilgili Komite kararını kamuoyunun görüşlerine açabilir.

(4) Komitenin kararı, Bakanlık onayından sonra yürürlüğe girer.

(5) Bakanlık, izin verilen GDO ve diğer GDO larla ilgili bilgileri Bakanlık internet sitesinde yayımlar.

(6) İzin verilen GDO ve ürünlerinin kayıt altına alınması ve ürünün her aşamada takibinin sağlanması amacıyla, GDO ve ürünlerini ithal edenler, işleyenler ve piyasaya sunanlar Bakanlığa beyanda bulunmak, GDO ve ürünlerini GDO içerdiğine dair belgeler eşliğinde nakletmek, taşımak ve etiketleme kurallarını uygulamakla yükümlüdür.

(7) İzin, karar belgesinde belirtilen koşulların ihlali veya olası zarar ve risklerle ilgili yeni bilimsel bilgilerin edinilmesi, kullanım sonucunda olumsuz sonuçların ortaya çıkması durumunda, Bakanlıkça iptal edilir. İzni iptal edilen GDO ve ürünleri toplatılır ve imha edilir.

(8) Karar belgesinde belirtilen hususlara uyulmaması hâlinde izin iptal edilir. İznin iptal gerekçesine göre idari yaptırımlar uygulanır.

(9) GDO lu ürünler, izin verilen amaçlar dışında kullanılamaz.

(10) Gen sahibi, GDO ve ürünleriyle ilgili olarak yeni bir risk ya da risk şüphesini öğrendiği takdirde durumu derhal Bakanlığa rapor etmek ve tedbir almakla yükümlüdür.

(11) Gen sahibi, aldığı izne konu olan GDO ve ürünlerinin satışı ve dağıtımı sırasında taşıma, depolama, işleme ve ambalajlama gibi işlemlere ilişkin güvenlik kuralları ve tedbirler hakkında alıcıları bilgilendirmekle yükümlüdür.

umarım kafa karışıklığınız giderilmiştir, sağlığın siyaseti, muhalefeti olmaz lütfen...

Özgür Çağrı 11-05-2009 23:51

Valla kim sağlığıma karşı komplo grup bu gdo lu ürünleri Türkiyeye sokmaya çalışıyorsa Allah bin belasını versin

dejavu 11-11-2009 03:28

Alıntı:

dejavu Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 684147)
Asılsız ve sahte olan bu adi haber silinmiştir!

Sevgili duyguseli haberi neden sildiğinizi anlamış değilim. Haber doğruydu. Yasa çıkmadan önce böyleydi. şimdi ise kısmen değişti...

adi haber demişsiniz bu hiç hoş olmadı... ben kimseye kırıcı bir söz söylemdim... ama dolaylı olarak konuşup hakaret ettiğinizin farkındamısınız?
olsun istediğinizi söyleyin... Allah sizi affetsin...

Üç mevsim 11-11-2009 03:41

Alıntı:

dejavu Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 686783)
Sevgili duyguseli haberi neden sildiğinizi anlamış değilim. Haber doğruydu. Yasa çıkmadan önce böyleydi. şimdi ise kısmen değişti...

adi haber demişsiniz bu hiç hoş olmadı... ben kimseye kırıcı bir söz söylemdim... ama dolaylı olarak konuşup hakaret ettiğinizin farkındamısınız?
olsun istediğinizi söyleyin... Allah sizi affetsin...

Dejavu sizin elinizde ne kadar çok çamur var öyle kolunuz yorulmadı mı bunları atmaktan. İnternet fişlemesi konsunda da aynısını yaptınız ve yalanınız orada ispatlandı. Bu nezih mekanı böyle çirkinleştirmeye çalışmaya devam ederseniz buna izin vermeyiz.

Duygu'Seli~ 11-11-2009 18:20

Alıntı:

dejavu Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 686783)
Sevgili duyguseli haberi neden sildiğinizi anlamış değilim. Haber doğruydu. Yasa çıkmadan önce böyleydi. şimdi ise kısmen değişti...

adi haber demişsiniz bu hiç hoş olmadı... ben kimseye kırıcı bir söz söylemdim... ama dolaylı olarak konuşup hakaret ettiğinizin farkındamısınız?
olsun istediğinizi söyleyin... Allah sizi affetsin...

Yasa çıkmadan öncesi yada sonrası diye bir şey yok!
Yasa AK Parti Hükümeti tarafından ilk defa çıkartılmıştır ve kısmen felan değil,gayet açık bir şekilde GDO YASAKLANMIŞTIR!
Koyduğunuz haber başlı başına yalan ve iftira içeren,tıpkı kaynağı gibi adi bir haberdi!
Haberin kaynağı hürriyet olduğu için adi lafzını kullandım ki; hükümetimize ve değerlerimize iftira edip yalan haber yapmaktan çekinmeyen bir gazete benim için adi kere adidir!(NOKTA)

dejavu 11-13-2009 18:44

Alıntı:

Özgün İrade Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 686786)
Dejavu sizin elinizde ne kadar çok çamur var öyle kolunuz yorulmadı mı bunları atmaktan. İnternet fişlemesi konsunda da aynısını yaptınız ve yalanınız orada ispatlandı. Bu nezih mekanı böyle çirkinleştirmeye çalışmaya devam ederseniz buna izin vermeyiz.

Sevgili kardeşim, haberde yalan yanlış yok... ilk çıktığında,
ürünlerde GDO'lu yazısı yazılmayacaktı. Çok tepki alınınca durum değişti. Yeni bir yönetmelik hazırlandı. Hatta ABD bu hazırlanan yönetmeliğin Dünya Ticaret Örgütüne danışmadan yaptığını ileri sürdü... Şimdi ise ABD'den soya fasulyesi ve mısır alımı kapalı...


Alıntı:

duyguseli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 686949)
Yasa çıkmadan öncesi yada sonrası diye bir şey yok!
Yasa AK Parti Hükümeti tarafından ilk defa çıkartılmıştır ve kısmen felan değil,gayet açık bir şekilde GDO YASAKLANMIŞTIR!
Koyduğunuz haber başlı başına yalan ve iftira içeren,tıpkı kaynağı gibi adi bir haberdi!
Haberin kaynağı hürriyet olduğu için adi lafzını kullandım ki; hükümetimize ve değerlerimize iftira edip yalan haber yapmaktan çekinmeyen bir gazete benim için adi kere adidir!(NOKTA)

neden peki ilk başlarda tepkiler oldu?

Duygu'Seli~ 11-13-2009 22:39

Alıntı:

dejavu Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 687861)
Sevgili kardeşim, haberde yalan yanlış yok... ilk çıktığında,
ürünlerde GDO'lu yazısı yazılmayacaktı. Çok tepki alınınca durum değişti. Yeni bir yönetmelik hazırlandı. Hatta ABD bu hazırlanan yönetmeliğin Dünya Ticaret Örgütüne danışmadan yaptığını ileri sürdü... Şimdi ise ABD'den soya fasulyesi ve mısır alımı kapalı...


neden peki ilk başlarda tepkiler oldu?

Öncelikle koyduğunuz yasanın beyannamesi zaten paylaşılmıştı,uzunca buraya koymaya bu nedenle gerek yok!
Bir ikincisi zaten koyduğunuz o yasa beyannamesindede açıkça gdd'lu ürünlerin yasak olduğu açıkça yer almış..Sizde ne güzel kırmızılarla belirtmişsiniz bunu..

İlk başlarda çıkan tepkiler bizlerden ziyade gazeteciliği kendi kötü düşünceleriyle hazırlayıp,binbir yalan ve iftira ile halkın önüne sunup,adi bir gazetecilikle ortalığı karıştıran medyadır!

Medyanın yalan haberlerini çıkıp tarım bakanımız açıklamış ve tekzip etmiştir!


Alıntı:

dejavu Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 687861)
Sevgili kardeşim, haberde yalan yanlış yok... ilk çıktığında,
ürünlerde GDO'lu yazısı yazılmayacaktı. Çok tepki alınınca durum değişti. Yeni bir yönetmelik hazırlandı.



Bu söylemler yine bazı adi gazetelerin uydurması ama madem sizde iddia ediyorsunuz o halde kanıtlayın..Hiç çekinmeden her zamanki gibi diyorum ki; ''kanıtlamayan şerefsizdir'' Hiiiiiç üstünüze alınıpp ''aaa siz hakaretmi ediyorsunuz'' diye konuyu ahlağımızada getirmeyin..Çünkü iddiası olanın kanıtıda olur..Biz kanıtı olmayan ihtimallere itibar etmeyiz!


Benim bakanım çıktı paşa gibi açıkladı gerçeği..Yasa ilk defa çıkmıştır ve bu ilkide her zamanki ilkler gibi AK Parti Hükümeti yapmıştır!Bazılarının zorlarına gidince böyle bir yerleri sıkışmış gibi atıp tutuyorlar..Yemeyiz!Yedirmeyiz!

Sıkıyosa bu yasanın tepkiler üzerine değiştirildiği iddiasını kanıtlayınız!

dejavu 11-14-2009 11:15

Yazıyı siliyorsunuz ve daha ne yorum yapmamı bekliyorsunuz...
Neden siliyorsunuz çok yer mi tuttu?
internette çok yer yok değilmi?


All times are GMT +3. The time now is 04:46.

Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.
Siyaset Forum 2007-2025