![]() |
Çamurcu'dan Başbakan'a ölüm tehdidi !
Çamurcu'dan Başbakan'a ölüm tehdidi ! İran'ın ajanlığını ve tetikçiliğini yaptığı söylenen Kenan Çamurcu, Twitter'da Başbakan Erdoğan'ı Suriye konusunda izlediği politikayı değiştirmesi için ,suikast ile öldürülen Lübnan eski başbakanı Refik Hariri'yi hatırlatarak, tehdit etti! Bir şii ve fanatik bir İran'cı olan Kenan Çamurcu attığı bu mesajdan dolayı Twitter'da çok sayıda insandan tepki görmesi üzerine korkarak; o mesajda Refik Hariri'nin yerine Saad Hariri'yi kastettiğini iddia etti. İşte konu ile ilgili haber: Kenan Çamurcu’dan Çamurlar !!! http://img831.imageshack.us/img831/4...catcamurcu.jpg İrancılık ve Şia söylemleri ile bilinen yazar Kenan Çamurcu Başbakan Erdoğan’ı 2005 yılında suikast sonucu öldürülen Lübnan eski Başbakanı Refik Hariri’ye benzetti. http://img11.imageshack.us/img11/1029/57719040.png Sosyal paylaşım sitesi twitter’de Gazeteci Rasih Yılmaz ile seviyesiz bir üslup ile tartışmaya giren Çamurcu, önce Fethullah Gülen cemaatine ardından da Başbakan Erdoğan’a ağır ithamlarda bulundu. Hararetli geçen twitter tartışmasında Kenan Çamurcu’nun attığı twitler şöyle; Kenan Çamurcu @KenanCamurcu Erdoğan’a Suriye krizini anlattığım bir yıl boyunca Hariri’yi emsal gösterdim. Onun durumuna düşmek istemiyorsa barış yoluna girmeli. Rasih Yılmaz tarafından retweetlendi https://si0.twimg.com/profile_images.../11_normal.JPGKenan Çamurcu @KenanCamurcu Gülencilik aleyhimizde ne iftira, yalan, tezvirat yaparsa yapsın beyhudedir. Yarattıkları fitneyi Allah her defasında başlarına geçiriyor. Rasih Yılmaz tarafından retweetlendi https://si0.twimg.com/profile_images.../11_normal.JPGKenan Çamurcu @KenanCamurcu Gülenciliğin insan kaynağı zaten fazlasıyla amatör, iş yaptıklarını sanarken asıl emellerini her defasında ifşa ediyorlar:) Rasih Yılmaz tarafından retweetlendi https://si0.twimg.com/profile_images.../11_normal.JPGKenan Çamurcu @KenanCamurcu Gülencilerin tipik özelliği yalancılık:) Evet, Suriye krizinden beri televizyonlarda Erdoğan’a Saad Hariri’yi hatırlatıyorum. KENAN ÇAMURCU’YA DAİR http://www.sapitanlar.com/wp-content...cu-300x225.jpg Türkiye’deki İran&Şii Lobisinin baş isimlerinden olan Kenan Çamurcu İran’ın yüzde yüz destek vererek Sünni kesimleri tasfiye ettirdiği Şii milis örgütlerin yoğunlukta olduğu Irak, Afganistan, Lübnan gibi ülkelerde yaşanan gelişmeleri ve tehdit algılamalarını gören, bilen ve duyurmaya çalışan kişi, yazar, düşünür, STK, vakıf, dernek, cemaat ve kanaat önderi başta olmak üzere siyasiler, başbakan, dışişleri bakanı her kim ve kimler varsa hedef tahtasına oturtmaktadır. Ancak dikkat çekici husus en temelde karşı olduğu, geçmişinde demonize ettiği hareketlere yanaşarak ilkeli bir tutum sergilememesidir. Bunun en başında Milli Görüş hareketi yer almaktadır. Siyasi düşüncesi, partilere bakışı ve durduğu yer nokta-i nazara alındığında en temelde Sünni düşüncenin, Milli Görüş hareketinin, geleneksel İslami algılayışın, tarikatların ve sair oluşumların tam karşısında düşmanca bir tavır sergileyen Kenan Çamurcu’nun sırasıyla Saadet Partisi, Anadolu Gençlik Dergisi, Haber 5 ve TV 5 gibi Milli Görüş kuruluşları içinde aktif rol alması lobinin en ciddi sızma hareketi ve atağıdır. İrancı/Şii kimliğinden zerre kadar taviz vermeyen Çamurcu’nun yazdıkları, vurduğu, saldırdığı yerler ve en üst perdede kullandığı tahripkar ve saldırgan metotların AKP karşıtlığı üzerinden olması satır aralarında ve en geniş kapsamda yürüttüğü dezenformasyonın boyutlarının ortalama bir okur tarafından özellikle partici damarı öne çıkanlarca anlaşılmasını engellemektedir. AKP karşıtlığı üzerinden aslında Sünnilik ve Sünni Perspektifi demonize eden yazarın siyasete oynaması, HAS partiye daha yakın durması ve güven telkin etmemesi gibi sebepler Milli Görüş’ün Çamurcu’yu dışlamasıyla neticelenmiştir. Ancak yürüttüğü misyonu şimdi Nurettin Şirin devam ettirmektedir. http://www.sapitanlar.com/index.php/...udan-camurlar/ |
'''doğruysa '''eyer Kenan Çamurcu denilen Müptezelin yüzüne tüküreyim..
Sayın Başbakan Erdoğan bu Mazlum Ümmet için Münafıkların, Kafirlerin ve Kanlı Katil Darbecilerin karşısına çıkmıştır ve HAKKI ve HAKİKATİ SAVUNMAKTADIR... |
Doğru mu ne demek? Üste o twitlerin fotosunu eklemişim. Daha ne istiyorsun? barayev, Kenan Çamurcu da senin gibi İran'cı ama o senden çok daha fanatik bir İran'cıdır. Şu linke de tıklayabilirsiniz: http://sehirmedya.com/genel/kenan-ca...ri-benzetmesi/ |
ben asla şiici veya sünnici ASLA DEĞİLİM ...
ben Müslümanım el-hamdulillah ve Ümmetin bir birine DÜŞÜRÜLMESİNE KARŞIYIM Kenan Çamurcu denilen şirret de Ajan Pravakatördür ve FİTNECİDİR |
O zaman İran'cılık yapmaktan vazgeç!
İran'ı eleştiren herkese ''fitneci'' ve ''mezhepçi'' diye iftira atma!!! |
EVET ben İran İslam Devrimi ve TC Hükümeti SEVDALISIYIM..
FİTNECİLERİN HASMIYIM....... |
@barayev,
Sen koyu bir İran'cısın. ALLAH (c.c.) sahte vahdetçi rafizilerin şerlerinden, Ümmeti Muhammedi korusun. Kenan Çamurcu gibi İran şebbihalarını da ALLAH'a haval ediyoruz. |
İran İslam Devletini ve TC HÜKÜMETİNİ SEVİYORUM.
|
TÜRKİYE’DE İRAN/ŞİA LOBİSİ – 4 (KENAN ÇAMURCU) İRAN ANALİZ ÖZEL / Türkiye’de doğru, yanlış her şart ve durum altında İran’a, Humeyni’ye ve Şiiliğe dair ne varsa şiddetle ve savunmacı refleksle hareket eden, Beykoz belediyesindeki danışmanlık makamından ve çeşitli ihalelerden uzaklaştırıldığından dolayı ciddi şekilde AKP düşmanı haline gelen, nerdeyse kullandığı her paragrafta hakareti de aşan ifadeler kullanarak saldıran Kenan Çamurcu adlı İran Lobisi’nin önemli bir simasını ele alıyoruz. Daha çok İranlı yazarların kitaplarını çeviren Kenan Çamurcu, Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere özellikle belediyelerin kültür daire başkanlıkları ve yayımları üzerinde bir dönem ciddi etkinlik sağladığını, uluslararası konferanslarda kendi düşüncesiyle paralellik arz eden ve bir klişe olmaktan öteye gitmeyen İranlı, Şii entelektüelleri Türkiye’ye tanıttığını hatırlatmak istiyoruz. Siyasi anlayışı itibariyle kayda değer bir duruş sahibi olmayan bu şahıs dağıtıcılığı yaptığı Milli Gazete üzerinden 2003 sonrası süreçte özellikle Milli Görüş Hareketinin basılı-yazılı medyasında AKP karşıtlığı bağlamında en azından dişe dokunur eleştiriler getirebilmesi, bunu pazarlayabilme yeteneği sayesinde pirim yapması itibariyle yeniden yer edinmeye başlamıştır. Bir ara siyasi çıkar uğruna bir ilden Saadet Partisi başkan adayı olmaya çalışmışsa da teşkilat içi güç dengeleri sebebiyle engellenmiştir. Bir süre sonra Anadolu Gençlik Dergisinde yazılar yazmaya başlamış, sonrasında TV 5 adlı televizyon kanalında propagandadan ileri gitmeyen programlar yapmıştır. Çıkardığı kişilerin yarısından fazlasının Türkiye’de İran ve Şiiliğe yakın kişiler olduğu gözlerden kaçmamıştır. Milli Gazete üzerinden Ebubekir Sifil, Mehmet Şevket Eygi ve benzeri çizgideki entelektüel ve ilmi derinliği olan, Sünni aidiyetleri güçlü olan ve İran-Şii tehdidini bilimsel düzlemde tartışarak kamuoyunu bilgilendirici makale yazarlarına şiddetli ve gayri ahlaki bir şekilde saldırmıştır. Yine İran’ın bölgesel, küresel denklemde İslam dünyası için ne tür tehditler içerdiği, bunun tarihsel, konjonktürel açıdan ele alındığı makaleleri kaleme alan her site, gazete, medya kuruluşu, yazar ve oluşum Kenan Çamurcu tarafından hedef alınmıştır, alınmaya devam etmektedir. Siyasi düşüncesi, partilere bakışı ve durduğu yer nokta-i nazara alındığında en temelde Sünni düşüncenin, Milli Görüş hareketinin, geleneksel İslami algılayışın, tarikatların ve sair oluşumların tam karşısında düşmanca bir tavır sergileyen Kenan Çamurcu zikzaklarla dolu bir hayat sürecinde nerdeyse hayat hikayesini anlattığı birçok şeyden taviz vermiş ancak sadece İrancı/Şii kimliğinden zerre kadar taviz vermemiştir. Çamurcu’nun yazdıkları, bilgi olarak verdiği tenakuzlar, vurduğu, saldırdığı yerler ve en üst perdede kullandığı takiyyeci, tahripkar ve saldırgan metotlar dikkatle incelenmelidir. Bunların hepsi bir bütün olarak alındığında Çamurcu’nun yazdıklarını yüzde yüz Farsça yayın yapan ve Şii mezhebinin hükümferma olduğu İran İslam Cumhuriyeti devletinin resmi veya gayri resmi söylediklerinin Türkçe çevirisinden başka bir şey olmadığı gözlemlenmektedir. Örneğin Irak’taki hadiselere dair, oradaki direniş mefhumu ve siyasi yapıya dair Kenan Çamurcu’nun ne yazdığını, ne düşündüğünü sorgulamadan önce İran merkezli veya Şii kaynaklı medya kuruluşlarında yazılanlara göz atmak sorulara cevap niteliği taşıyacaktır. Tamamen Sünni düşmanlığı üzerine kurulu el Belağe, Buratha adlı sitede yazılanlar, Keyhan ve Hizbullah’ın yayın organları el Menar, el İntikad’da dile getirilenler Kenan Çamurcu tarafından biraz allanıp pullanarak Türkçe servis edilmektedir. Yine örnek vermek gerekirse Yemen’deki hadiseler ve Husi terörüne dair Çamurcu’nun ne yazdığından önce Husilerin resmi internet sitesi el Minber’e, yine Irak’ta Sünnilere karşı etnik temizlik operasyonları yapan el Hekim grubuna bağlı yayın organlarının ve elbette İran resmi haber ajansı, el Menar, el Alem ve Press Tv’nin ne dediklerine bakmak gerekmektedir. Sonrasında karşımızda mezkur yabancı sitelerin derlemesinden ortaya bir makale çıkmaktadır! Altında ise imza Kenan Çamurcu diye yer almaktadır! Bir diğer örnek ise Bahreyn’dir. Ülkede masum halka saldıran, polisleri ezerek öldüren, hastanelere Sünni yaralıları bile almayan, Asya kökenli işçilerden onlarcasını tartaklayarak öldüren darp eden, sokakları ve caddeleri ayırarak ülkede kaos estiren, tamamen İran destekli Şii isyanı karşısında yaşanan hadiselere dair Kenan Çamurcu’nun ne düşündüğünün bir anlamı yok. Zira İran ve Şii kaynaklı medyaya iki üç dakika göz atıldığında bunların aynısının Türkçe ifade edilmekten başka bir şey olmadığı görülecektir. Bu zatın gitgellerle dolu hayatına, ilişkilerine, hızlı yükselişine, İslami camia içindeki yerine, hırslarına ve yapmak istediklerine dair dosyamıza devam edeceğiz… İran Analiz http://irananaliz.wordpress.com/2009...kenan-camurcu/ |
TÜRKİYE’DE İRAN/ŞİA LOBİSİ – 5 (KENAN ÇAMURCU) İRAN ANALİZ ÖZEL /Türkiye’deki İran&Şii Lobisini tanıtmaya matuf olarak yayımladığımız dosyanın Kenan Çamurcu ile ilgili kısmının ikincisi ile karşınızdayız. Yazılan bilgiler tamamen araştırmalara, belgelere ve ilgili şahsın düşünce dünyasının yansıdığı dergiler, kitaplar, makaleler, katıldığı konferanslar, sempozyumlar, paneller, çıktığı veya düzenlediği televizyon programları, yurt dışı temasları ve görüştüğü kişiler, temsilciler, kuruluşlar ile bunların basına yansıyan kısımlarından derlenmiştir. Yani bu dosya bir nevi yazarın otobiyografisi niteliğinde olup farklı bir yönden kendisini şahsiyet analizine tabi tutmaktan ibarettir. Türkiye’deki önde gelen lobilerden birisi olan İran&Şii lobisi mensuplarının kendi kimliklerini alenen ortaya koymaları, düşüncelerini hayatları ve eylemleri ile yansıtmaları gayet normal karşılanabilir; zira herkes kendi düşüncesini meşru ölçülerde ifade edebilir. Bu ilkeyi temel edinen İran Analiz sitesi prensipli yayın çizgisi doğrultusunda dosyanın ilgili kısımlarında tamamen bu lobi mensuplarının kendi ağızlarından ve yaptıklarından derlediği, ilişkiler ağını ortaya koyduğu bilgileri kamuoyu ile paylaşmaktadır. Hakaret, yalan, ilzam etme veya olmayanı varmış gibi kara propaganda araçlarına tevessül etmeden hakikatı ortaya koyma ilkeleriyle hareket edilmektedir. Türkiye’deki İran ve Şia lobisinin önemli isimlerinden biri olan Kenan Çamurcu İran’ın yüzde yüz destek vererek Sünni kesimleri tasfiye ettirdiği Şii milis örgütlerin yoğunlukta olduğu Irak, Afganistan, Lübnan gibi ülkelerde yaşanan gelişmeleri ve tehdit algılamalarını gören, bilen ve duyurmaya çalışan kişi, yazar, düşünür, STK, vakıf, dernek, cemaat ve kanaat önderi başta olmak üzere siyasiler, başbakan, dışişleri bakanı her kim ve kimler varsa hedef tahtasına oturtmaktadır. Ancak dikkat çekici husus en temelde karşı olduğu, geçmişinde demonize ettiği hareketlere yanaşarak ilkeli bir tutum sergilememesidir. Bunun en başında Milli Görüş hareketi yer almaktadır. Siyasi düşüncesi, partilere bakışı ve durduğu yer nokta-i nazara alındığında en temelde Sünni düşüncenin, Milli Görüş hareketinin, geleneksel İslami algılayışın, tarikatların ve sair oluşumların tam karşısında düşmanca bir tavır sergileyen Kenan Çamurcu’nun sırasıyla Saadet Partisi, Anadolu Gençlik Dergisi, Haber 5 ve TV 5 gibi Milli Görüş kuruluşları içinde aktif rol alması lobinin en ciddi sızma hareketi ve atağıdır. İrancı/Şii kimliğinden zerre kadar taviz vermeyen Çamurcu’nun yazdıkları, vurduğu, saldırdığı yerler ve en üst perdede kullandığı tahripkar ve saldırgan metotların AKP karşıtlığı üzerinden olması satır aralarında ve en geniş kapsamda yürüttüğü dezenformasyonın boyutlarının ortalama bir okur tarafından özellikle partici damarı öne çıkanlarca anlaşılmasını engellemektedir. AKP karşıtlığı üzerinden aslında Sünnilik ve Sünni Perspektifi demonize eden yazarın siyasete oynaması, HAS partiye daha yakın durması ve güven telkin etmemesi gibi sebepler Milli Görüş’ün Çamurcu’yu dışlamasıyla neticelenmiştir. Ancak yürüttüğü misyonu şimdi Nurettin Şirin devam ettirmektedir. Siyasi bakış açısını tartışmaktan ziyade mezkur şahsın öne çıkan yönlerinden en göze çarpanlarına değinmek istiyoruz. Bunların en önemlisi 2006 yılında İstanbul’da düzenlenen ve bulunduğu ülkelerdeki Sünni direniş kesimlerini temsil eden önderlerin katıldığı Küresel Saldırganlığa Karşı Hamle: Irak’ın Zaferi adlı konferansı olmuştur. Özellikle Irak’tan katılanların Amerikan-İran işbirliğinin ve direnişe en büyük darbe vurarak Sünni camileri, imamları ve medeniyet eserlerini yok eden İran uydusu Şii terör örgütlerinin ifşa edilmesi Çamurcu ve lobiyi alarma geçirmiştir. Bununla ilgili olarak hemen karapropagandaya başvuruldu. Ehli Sünnet kesimlerin temsilcilerinin katıldığı Lübnan, Somali, Irak, Afganistan, Sudan, Pakistan, Yemen vs birçok ülkeden katılımcının olduğu bu konferans öncesinde İran ve Şii kesimlerden ciddi yaygaralar çıktı. Kendisini açıkça İslam ve Direniş karşıtı oluşumlara karşı mücadeleye adadığını deklare eden Beyrut Merkezli Küresel Saldırganlığa Karşı Hamle adlı teşkilatın organize ettiği bu teşkilatın Türkiye’den kimseyle irtibata geçmediği, dahası tek bir resmi veya yarı-resmi kuruluşların dahi programa katılmadığı ortaya çıktı. (Buna rağmen basına yansığı kadarıyla Irak’ın Zaferi konulu programda videolar, belgeler ve açıkça Irak içinde yüzbinlerce Sünni müslümanın çok net bir şekilde Bedir Tugayları, Mehdi Ordusu, Irak Hizbullahı başta olmak üzere İran destekli Şii terör örgütlerince vahşi şekilde katletildiği deklare edildi.) Türkiye’de belki ilk defa bu kadar açık, sert ve gayet alenen deklare edilen Safavi İran terimlerinin telaffuz edildiği bu konferans İran’ın rejim olarak ve Şii tehdidinin gerçek boyutunu gözler önüne serdi. Bundan elbette İran&Şii lobisi ve önde gelen isimlerinden birisi olan Kenan Çamurcu gibi şahıslar dehşete kapıldı ve hızla kamuoyunu yöneltmeye itti. Bu doğrultuda Milliyet gazetesi başta olmak üzere anti-İslamcı basın-yayın organlarına malzeme vererek enteresan bir ittifak ortaya konuldu.Bunun en başında konferansın “Taliban Konferansı”, el Kaide Konferansı olduğu iddiası ortaya atıldı. Oysa konferans katılımcılarının el Kaide’nin Irak direnişi tarafından bir Amerika-İran projesi olduğunu, direnişe ciddi darbe vurarak şüpheli planların uygulanmasında taşeron olduklarını ifade ettikleri gerçeğini elbette İran&Şii lobisi ve Kenan Çamurcu kesinlikle dile getirmedi. Neredeyse her üç makelesinden birinde Talibanlaşma, Taliban mantığı gibi Taliban düşmanlığını alenen ortaya koyan Çamurcu bu konferans vesilesiyle Taliban’ın tasfiye edilmesinde Amerikan işgalcilerine en büyük hizmeti veren ve bunu Bağdat işgalinde de açıkça ortaya koyan İran rejimi ile çalıştığını kanıtlamış oldu. Öte yandan toplantıya katılan Adnan Duleymi, Şeyh Haris ed Dari gibi Sünni liderleri gözden düşürmek için çirkin ithamlar yaparak bunları komik bir şekilde Saddamcı, Baasçı vs yaftalarla isimlendirdi. Ancak zaman geçince bu kişilerin Saddam tarafından sürgüne gönderildiği, bir numaralı Baas düşmanı oldukları ortaya çıkınca bu yalanlar da anlaşıldı. Yine Şeyh ed Dari’nin başını çektiği Irak Müslüman Alimler Heyeti adlı direnişin mercisi olan bir kurumun lider kadrosunu, mensuplarını ve alimlerini hedef alıp tasfiye etmede birinci sırayı Kenan Çamurcu’nun iftiharla savunduğu Şii terör örgütleri, partileri (Mukteda Sadr, el Hakim, Sistani, Maliki, Bedir Tugayları, İran Kudüs Tugayları vs) yer almakta, Amerikan işgalcileri bile kamuoyunu galeyana getirmemek için mezkur örgüte bu denli basit, yavan ve geçersiz iddialarla saldırmamaktaydı. Ancak en tehlikeli, sinsi ve düşündürücü bir saldırı Kenan Çamurcu ve İrancı kesimler tarafından bünyesinde belli başlı birçok İslami camiayı barındıran Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı’na karşılık yapıldı. Her ne kadar TGTV adlı kurumun son dönemde iktidardaki partiyi destekler mahiyetteki siyasi adımları attığı yönünde eleştiriler olsa da da bünyesinde Milli Görüş başta olmak üzere birçok müslüman camiayı barındırıyor olması aslında birçok camianın hedef tahtasına oturtulduğunu gösteriyor. Dahası bir dönem ciddi teveccüh gördüğü basın-yayın-televizyonlarda boy gösterdiği Milli Görüş hareketinin önemli isimlerinden Recai Kutan başta olmak üzere yüzün üzerinde önemli şahsiyet bu teşkilatın kurucusu olarak yazılıyor internet sitesinde. Yazısında şunları söylüyor Çamurcu “TGTV, Kasım 2006’da İstanbul’da gerçekleştirilen ve Iraklı Şiilerin çağrılmadığı Sünni toplantısını düzenleyen örgüttür ve konu bu yönüyle sorgulandığında düpedüz tüymüş, ortadan kaybolmuştur.” Oysa bu vakfın tüm görüşmeleri, resmi açıklamaları, küçük ziyaretleri bile internet sitelerinde yayımlanırken, hadi olmadı Çeçenistan’a giden başkanı Av. Necati Ceylan’da olduğu gibi olmadı bir şekilde duyulurken nasıl oluyor da Çamurcu böylesi bir yazı yazıyor? İşte sorulması ve sorgulanması gereken önemli bir nokta? Yoksa Nasrullah’ın yerini İsrail’e bildiren şahıs diye Ahmet Davutoğlu’na ve belirli kesimlere iftira atarken Çamurcu’nun aldığı istihbarat ile TGTV’ye dair ileri sürdüğü yukarıdaki uyduruk metnin kaynağı da aynı yer mi???? BÜYÜK İHTİMAL KAYNAK AYNI; ANCAK ASLI ASTARI OLMASA BİLE SİNSİ VE BÖLGEDE HİZİPÇİ AYRIŞMAYI DERİNLEŞTİREN BÜYÜK PROJEYE HİZMET EDEN BU YAZILAR TERCÜMELERE YASLANMAK ZORUNDA KALAN İNSANLARI HEDEF ALIYOR… Belki ilk defa kamuoyuna yansıyacak Kenan Çamurcu’nun gerçek yüzüne, hayatının gel gitlerine ve psikolojisine dair ciddi bir bilgi yer aldı…O da 2004 yılında düzenlenecek olan ve Çamurcu’nun BOP, ılımlı İslam diye saldırdığı TGTV toplantısı öncesinde çok enteresan şeylerin yaşandığıydı. Bu bilgi; muhatabı ve yazının konusu olan şahsın kamuoyuna dürüst bir şekilde açıklaması gereken bir bilgiydi. Cevabını gayet iyi bilen Çamurcu konferans üzerinden (tartışılması ve ilişkileri elbette konuşulması gereken bir konferanstır bu) Türkiye’deki irili ufaklı müslüman camianın tamamına yakının içinde yer aldığı TGTV’yi günah keçisi ilan ediyor, vurdukça vuruyordu. Çamurcu TGTV veya herhangi bir teşkilat hakkında “masumiyet” mefhumunu temel baz kabul ederek yazılar kaleme almaktadır. Oysa bu dosyamızı kaleme almaya iten saik tam da kendisinin kullandığı bu “masumiyet” sıfatını ve terimini tıpkı yüzlerce makalesinde olduğu gibi maslahat-ı şahsiyesine hizmet edecek şekilde kullandığını gözler önüne sermeye matufdur! Ancak TGTV adlı kuruluşa saldırırken olayın arka planında farklı şeylerin olduğu bilgisi bilerek gizleniyor. Zira kendi sitesinde özgeçmişinde TGTV’nin bir kurultayını kendisinin yaptığını yazan Çamurcu’nun 2005 yılında yapılan ve yine kendisinin sonrasında saldırdığı İslam Dünyası STK’ları Konferansı’nın ihalesine girdiği yönünde haberler var! Yani Kenan ÇAMURCU tıpkı geçmişte olduğu gibi 2005 yılında da oldukça büyük katılımla yapılan Uluslararası İslam Dünyası STK’ları Konferansını yapmak istemiş; ancak reddedilmiş! Böyle olunca işin arkasında aslında ideolojik sebepler olsa bile maddi ve kişisel sebeplerin de bulunabileceği gözlerden ırak tutulmamalı. Aslında yazar salt belirli derneklere, vakıflara veya kesimlere saldırırken bunu gayet bilinçli bir şekilde yapmaktadır. Ancak durdukları yer itibariyle sağlam bir duruş sergilememeleri nedeniyle TGTV gibi kurumların yıpratılması ve yazarın yazısını biraz daha kabullenebilir kılması mümkün oluyor. Ancak yazar bununla da yetinmiyor. Kendisini ve sahip olduğu zihniyeti ürküten, dehşete düşüren Ebubekir Sifil hocaefendiye, onun üzerinden Milli Gazete, Milli Görüşe ve temsil ettiği Ehli Sünnet vel Cemaat dünya görüşüne de alenen saldırıyor. İşte önemli ve kesinlikle üzerine gidilmesi gereken bir mesele tam da budur.. Ne yazıkki bir zihin kırılması ile karşı karşıya bulunduğumuz bir dönemde böylesi şahsiyetler Türkiye’deki müslüman camiada hiç bir şekilde layık olmadıkları şekilde takdir görmektedirler. Bunu Milli Görüş hareketine bağlı medya kuruluşlarının yapması ise anlaşılacak bir şey değil… Yazarın kendi yazdıkları, söyledikleri ve yaptıkları üzerinden sadece küçük bir araştırmıyla ortaya konulan bilgiler gerçekten ne tür bir zihniyet yapısı ve şahsiyet olduğunu göstermektedir. Değerli kamuoyunu özellikle Milli Görüş camiasını bu şahsın TV5′te yaptığı program esnasında hangi konukları çağırdığını ve hangi konuları tartıştığını hatırlamalarını, araştırmalarını rica ediyoruz. Aradaki ilişkilere çok güzel bir örnek hatırlatma olması hasebiyle Caferilerin lideri olan Selahaddin Özgündüz’ün çağrıldığı gözlerden kaçmamalı… Son http://irananaliz.wordpress.com/2009...kenan-camurcu/ |
özgür suriye sende koyu bir mezhepçisin
çünkü senden aynı performansı arabistan için katar için göremiyoruz eminim beşşar iti sünni olaydı sen yine sesini çıkarmaz beşşarı düşürmeye çalışanları irancılıkla suçlardın |
foruma takilmayali cok enteresan arkadaslar gelmis ama tartisma konulari yine degismemis.. yani isimler degismis, konular ayni.. iran-türkiye-mezhep-gülen-cemaat..
size kolay gelsin arkadaslar.. |
@Hür Beyan Kardeşim ne alakası var? Suudi Arabistan'da ve Katar'da katliam mı var? Veya Suud halkı, Suud Kralı'na karşı ayaklanmış mı? Veya Katar halkı? Yani ekma ile armudu birbirine karıştırma... Suud halkı, Suud yönetiminden memnunsa biz ne yapabiliriz ? İran'da da birçok insan İran rejiminden memnun değil ama İran yönetimi, Suriye rejimi gibi katliam yapmıyor... İran halkı, İran rejimine, Suud halkı, Suud Kralı'na ve Katar halkı, Katar Emiri'ne karşı ayaklanırsa onları da destekleriz. |
Suriye dersleri Suriye konusunda Türkiye'nin izlediği politikayı eleştirenlerin hepsinin başta, ortada veya sonuçta en iştahla başvurdukları yol bu işten Türkiye'nin ne kadar zararlı çıktığı veya çıkacağını göstermeye çalışmaları oluyor. Türkiye'yi NATO veya Batılı güçlerin işgalci heveslerini gerçekleştirmek gibi suçlamalarla ve dolayısıyla sözümona "etik" gerekçelerle eleştirmekle başlayıp kısa sürede bu "çıkar" hesaplarına saplanıp kalıyorlar. Çıkar siyasetine dönüldüğünde en fazla vurgulanan konulardan biri "Esed'in veya Baas rejiminin yıkılamazlığı" oluyor. Bu da kuşkusuz ayrı bir itikadi sorun ama şimdilik onu geçelim. Söylenen şey: Baas rejimi yıkılamayacağına göre Türkiye'nin bu duruma biat etmekten ve bu rejimin yaptıklarına sessiz kalmaktan başka çaresi de yok daha akıllıca bir siyaset seçeneği de. Türkiye'ye telkin ettikleri şey kelimenin tam anlamıyla şahsiyetsiz çıkar politikası. NATO veya ABD karşıtlığı gibi ideolojik bir noktadan başlayıp bu tipik ABD pragmatizmi ile bitirmek de apayrı bir tuhaflık, onu da geçelim. Bu esnada Esed'i yıkılamaz kılan en önemli desteklerin de Çin, Rusya ve İran'dan geldiğinin söylenmesi ihmal edilmiyor. NATO'nun lanetlik bir şey olduğunu kolay anlıyoruz da, NATO karşısında yer alan bir Rusya'nın nasıl bir hayrı temsil ettiğini doğrusu hiç bir zaman anlamış değilim. Sohbet ettiğimiz bir İranlı diplomat bana uzun uzun Suriye'ye karşı Amerika'nın yanında yer almanın "Müslümanları bırakıp kafirleri dost edinmek" olarak İslam'la bağdaşmadığını anlattı. Kendisine Suriye'ye veya İran'a karşı ABD'yi tutmak gibi bir eğilimin Türkiye'deki hiç bir siyasi eğilimde (ne iktidarında ne muhalefetinde) asa olamayacağını anlattım. Ama kapı gibi bir Rusya, Çin, İran, Suriye ittifakı ortadayken bu karşılaştırmayı nasıl yapabildiğini sormayı da ihmal etmedim. ABD emperyalizmine veya siyonizme karşı bir ittifakın her gün onlarca Müslümanın hayatına, onuruna, haysiyetine tecavüz ediyor olmasının hiç bir vicdanda karşılığı yok. Türkiye'yi Suriye konusunda Batılı ülkelerin peşine takılmış veya onların istediğini yapıyor gibi göstermeye çalışıyorlar. Bunu yaparken tabii ki bütün verileri, haberleri, bilgileri çarpıtıyorlar. Bir defa şu anda Suriye'deki insani drama karşı bütün dünyayı ayağa kaldırmaya çalışan Türkiye'dir. Olup bitenlere karşı tamamen pragmatist bir ikiyüzlülükle sessiz kalan bilhassa Batılı ülkeleri herekete geçirmeye çalışan da Türkiye. Batılı ülkelerin, her zamanki, gibi doğrudan çıkarları olmayan hususlarda ne insan hakları ihlalleri, ne işkenceler, ne katliamlar umurlarında değil. Nasılsa ölenler Müslüman ve nasılsa İsrail'e ve batılı çıkarlara en ufak bir zararı yok bu olup bitenlerin. Esedler 67'den beri kitleler halinde kendi insanını öldürüyor. Şubat 1982'de bir hafta içinde Hama'da 35 bin insanını öldürdü de kim ne dedi ona? Bu olaydan dolayı herhangi bir uluslararası yaptırıma, ambargoya veya takibata konu mu oldu? 70'ten beri kendi ülkesinde en ufak bir muhalif sese fırsat tanımamış, muhalefeti hemen zindanlara tıkmış, orda türlü türlü işkencelere maruz bırakmış büyük kısmını yok etmiş. Bu zindanlarda yapılanlara dair en ufak bir kesiti dinlediğinizde insanlığınızdan utanırsınız. İnsan hakları örgütlerinin doğrudan tanıklara dayanarak kaydettikleri sayısız hikayenin hiç biri Batılı ülkelerde vicdanları harekete geçirmedi. Çünkü Esed rejimi bu ülkelerin mutabık oldukları Ordadoğu düzeni içinde önemli bir denge unsuru ve onu kimse hareket ettirmek istemiyor. Bugün ABD ve İsrail için Esed rejimine karşı muhalif sesler sadece yaptıklarının artık savunulamaz olduğu bilindiğinden duyuluyor ama gerçekten gitmesi doğrultusunda hiç bir şey yaptıkları da yok. Esed rejiminin gerçekten gitmesini istedikleri de yok. Çünkü tasarladıkları Ortadoğu için Esed rejimine bir alternatifleri yok. Bu bağlamda Türkiye'nin siyaseti onları baskı altında tuttuğu için rahatsızlık bile veriyor. Türkiye'yi bu süreçte yalnız bırakıyorlar çünkü onların istedikleri Suriye ile Türkiye'nin süreç içinde önünü açıyor olduğu Suriye arasında dağlar kadar fark var. Mevcut muhalefet, en kötü haliyle bile, başarılı olduğunda İsrail ile ilişkilerini Esed rejimi gibi sürdürmeyecektir, en azından Golan'ı daha güçlü bir biçimde isteyecek, Lübnan'da İsrail lehine Suriye'nin sürdürdüğü dengeyi rahatsız edecektir. Bu arada Suriye rejimiyle ilgili eleştiriler veya siyaset karşısında hemen Suudi Arabistan'ın veya diğer Körfez ülkelerininn demokratik olmayan rejimleri öne sürülmüyor mu? Sanırsınız, Türkiye bölgedeki bütün rejimlerin demokratikleşmesini birinci öncelikli hedefleri arasına koymuş, herkesin rejimine ayar veriyor da Suriye ile sorunu da burdan çıkıyor. Doğrusu cevaplamaya değmez bir muğalata bu. Ama yine de söyleyelim. Türkiye'nin Suriye ile olan sorunu Suriye'nin rejiminden kaynaklanmadı. Evet Suriye rejimine nihai olarak razı gelmek mümkün değil, ama halkı ona itiraz etmedikçe kimsenin yapacağı bir şey yoktur. Suriye rejimi düne kadar aynı rejimdi ve Türkiye'nin bu rejimle bir sorunu yoktu. Yine olmayabilirdi. Üstelik bütün Batılı ülkeler Suriye'ye karşı yaptırımlar uygulamaktan bahsederken Türkiye eksen kayması eleştirilerini göze alarak Suriye'ye adeta kalkan oluşturuyordu. Sözkonusu olan kimsenin rejiminin ne olduğu değil ki... Sözkonusu olan basitçe ve tek kelimeyle sivil halka yönelik katliam, kendi halkına karşı savaş. Suudi Arabistan'da Allah muhafaza aynı türden olaylar olsa, tavrımızın başka türlü olacağını kim söylüyor? Suriye kendi ülkesindeki gösterilere ve proteestolara karşı başka türlü davranabilirdi. Halkı şiddetle bastırmak, halkına karşı savaş açmak yerine onları bilgece bir olgunlukla karşılayabilirdi. Böyle olması kesinlikle hem Esed rejimi için çok daha iyi olurdu hem de Türkiye için. Oysa Esed bu yaklaşımıyla hem kendi meşruiyetini yitirdi hem de Türkiye'ye sonuçta elbettteki kendi zararına olacak şekilde bir siyaset izlemekten başka bir seçenek bırakmadı. Yasin Aktay - Yeni Şafak http://yenisafak.com.tr/yazarlar/?i=32455&y=YasinAktay |
bende bu çamuru ölümle tehdit ettim...
|
Çamur mu toprakmı neyse kendine başka bir kum yığını bul sen kim Başbakanı tehdit kim.....
|
Türkiyenin BAASÇILARI olan CHP ve Darbeciler KATLİAM için FIRSAT kolluyor bu Kanlı Zalimlere karşı UYANIK olalım ve Bir birimizi hedef etmeyelim çünkü Gavurun sünni, şia ,vahhabi diye ayırdığı hiç yoktur...
Müslümanlar kardeştir.. çamur gibilerde FİTNECİ ... |
ALLAH'ın laneti Beşşar Esed kafirinin , bu kafirin sadık askerlerinin ve İran Şia Cumhuriyeti'nin pis çıkarları gereği Türkiye'de Beşşar Esed'i desteklemeye ve Beşşar Esed'in progopandasını yapmaya devam eden hainlerin üzerine olsun. Amin. |
@barayev
Kenan Çamurcu gibi senin de böyle teröristlerle çekilmiş fotoğrafların var mı ? Türkiye'deki İran-Şia lobisinin önde gelen isimlerinden olan Kenan Çamurcu, ''Mehdi Ordusu'' isimli şii terör örgütünün lideri olan Mukteda Sadr ile birlikteyken... http://img827.imageshack.us/img827/3...mvciaa8syp.jpg Not: Bu fotoğraf yenidir ve Irak'ta çekilmiştir |
fotomontaj veya MOSSADIN Belgeleriyle AKIL çelmeye uğraşma...
Kenan Çamur belki de MOSSAD AJANIDIR DİKKAT ET... Ajanlar,Hainler ve Küfr ehli her kılığa giren Şeytani kimselerdir tıpkı Müslüm Gündüz, Ali Kalkancı,Kadir Mısıroğlu vb gibi.. |
Hain İran'cı o fotoğraf fotomontaj değil. Ben o fotoğrafı bizzat Kenan Çamurcu'nun twitter sayfasından kopyaladım. Ayrıca neden Kenan Çamurcu'yu savunmaya çalıştın ki ? ??? |
Kenan Çamucu MOSSAD AJANIDIR DİKKAT diyorum sende bana Kenanı niye savunuyorsun diyorsun ? İNSAFIN DA MERHAMETİNDE YOK OLMUŞ SENİN.
Ajanlar her yere ve her kılığa girerler ,her sakallı Dedeniz değildir yani... |
O fotoğrafın fotomontaj olduğunu ima eden sen değil miydin ? |
olabilir demeye getirdim ki İnternette bu tarz şeyler Çoktur..
İnternet FİTNEDİR, YALANDIR onun için. Ben Müslümanlar heder olmasın istiyorum, başka bi derdim ve sıkıntım asla yoktur.. |
|
özgür BAASÇI...
boşuna debelenme Kardeşler arasına FİTNE sokamıyacaksın ve bizi bir birimize DÜŞÜREMİYECEKSİNİZ... |
Ne oldu ? Şimdi de Türkiye'deki İran-Şii lobisinin önde gelen isimlerinden olan Kenan Çamurcu ''kardeşin'' mi oldu ey sahte ''vahdetçi'' İran'cı hain ? İşte gerçek yüzünü böyle deşifre ettin. Senin çok sevdiğin İran Şia Cumhuriyeti, Suriye'deki Baas rejimine destek veriyor sen ise hedef şaşırtmak için utanmadan bana ''Baasçı'' diyorsun. PKK da , İsrail de , İran Şia Cumhuriyeti de , ergenekoncular da ve CeHaPe lideri Kılıçdaroğlu da Beşşar Esed'e ve İslam düşmanı Nusayri-Baas rejimine destek veriyorlar. Sen de kendini ve İran Şia Cumhuriyeti'ni temize çıkartmak için Türkiye'deki İran-Şia lobisinin önde gelen isimlerinden olan Kenan Çamurcu'nun yaptığı gibi etrafa çamur atıp duruyorsun!.. Suriye'deki İslam düşmanı Nusayri-Baas rejimini senin çok sevdiğin ve yalanlarla yalakalığını yaptığın İran Şia Cumhuriyeti destekliyor anladın mı İran'cı herif ? Senin amacını da çok iyi biliyorum. İran'cılık ve İran progopandası yaparak Türkiye'nin önünü kesmeye çalışıyorsun. Şah İsmail'in ve yandaşlarının Osmanlı'ya karşı yüklendikleri hain misyonu senin gibi İran'cılar bugün devam ettiriyor. Sen de Şah İsmail gibi zavallı bir piyonsun, haçlıların piyonu!.. Sen İsrail'in ve haçlıların taşeronluğunu yapıyorsun barayev!.. |
o kimmiş te başbakanımızı tehdit edecek yahu :)
|
ögür Bassçı..
Ben Allah a YEMİN ediyorum ki Aynen burada Göründüğüm gibiyim ve SAMİYİM.. İki yüzlülük edip insanları kandırmak kadar ALÇAK bi seviye yoktur. İmam-ı Humeyni... |
Senin gibi takiyyeci İran'cılara aldanacak değilim. Sen de çok sevdiğin Humeyni gibi takiyyecisin!.. Sen iftiracı münafığın tekisin. Eğer ALLAH'tan korksaydın bana haince iftiralar atamazdın!.. Gerçek Baasçı hainlere gıkını çıkartamayan sen, bana ise utanmadan ''baasçı'' diyerek saldırıyorsun!.. Çünkü ben İran Şia Cumhuriyeti'ni Suriye'deki İslam düşmanı Nusayri-Baas rejimine verdiği destekten dolayı eleştiriyorum. Sen Suriye'deki İslam düşmanı Nusayri-Baas rejimine doğruduan sahip çıkmaya cesaret edemediğin için bana saldırarak kara progopandanı yapmaya çalışıyorsun. |
özgür Baasçı ...
Evet ben BAASÇI rejime destek çıkmıyorum çünkü olayların ardında ne olduğunu Bilemiyorum... Beşar Esedin Avrupada ikamet eden Amcasının Avrupa ile anlaşarak Beşara KUMPAS kurmadığına emin değilim, Beşar Esed Babası tarafından Başkanlığa davet edildiğinde bile istememişti de babasının zoruyla kabul etmek zorunda kaldığını biliyorum... Suriyeye Abd, Avrupa ve İsrailin KOMPLOSU olma ihtimali çok yüksektir. TC Hükümeti de buna ister istemez de olsa kısmen alet olduğunu ve olmaya da mecbur edildiğine inanıyorum.... HAÇLILAR ORDATOĞUYU yeniden belirlemeye çalışıyorlar Allah Türkiyenin de Yardımcısı olsun. |
Suriye'de o kadar kanları akan müslümanlar, Hama kasabı Rıfat Esed'in Suriye'nin başına geçmesine razı olacaklarını mı zannediyorsun ? İran'cı barayev, senin burada ortaya attığın o vesveseyi insanları korkutmak ve Beşşar Esed'e razı etmek amacıyla ileri sürenler, Baasçılar ve Beşşar Esed destekçileridir. Sen bir İran'cı olduğun için sinsice, Suriye'deki İslam düşmanı Nusayri-Baas rejiminin progopandasını yapıyorsun sonra da utanmadan başkalarına ''baasçı'' diyorsun!.. |
Rifat Esed Haçlı Avrupasının, İsrailin ve Abd nin İŞİNE gelir çünkü onların onayını almıştır...
Rıfat Esedin başa geçmesi İran ile Türkiyenin İŞİNE GELMEZ.... |
İnsanlar Beşşar Esed'in amcası Rıfat Esed'in ,tıpkı yeğeni Beşşar Esed gibi, katil ve hain birisi olduğunu çok iyi biliyorlar. Rıfat Esed dediğin adam zaten Nusayri'dir ve yurtdışında yaşamaktadır. Bu adam Suriye'nin başına geçemez. Dediğim gibi o ileri sürdüğün vesvese Baasçıların progopandasıdır. |
All times are GMT +3. The time now is 04:03. |
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.
Siyaset Forum 2007-2025