![]() |
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
http://img393.imageshack.us/img393/2918/1989kb2.jpg
PKK ile Velioğlu Hizbullahını ilintilendirmeye çalışan ve Şeyh Said(r.a.)'yı isyancı olarak niteleyen Star gazetesindeki reportaj... PKK’nın 1984’te başlayan eylemlerinden bugüne kadar on binlerce insan öldü. Başta ‘bir avuç eşkıya’ diyerek küçümsenen PKK giderek uluslararası bağlantıları olan bir ‘güç’ haline geldi. Bu süreçte Kürt sorunuyla ilgili siyasi adımlar atılmadı. ‘Kürt sorunu’ diyebilmek için bile nice zaman geçmesi gerekti. Abdülbaki Erdoğmuş, sorununun başlangıç tarihini 1924’e götürüyor ve çözümün demokrasi ve hukuk devletinin geniş anlamda işletilmesiyle mümkün olacağını söylüyor. İşte HALİME KÖKÇE'nin röportajı KÜRT sorunu ifadesini Başbakan Erdoğan ilk kullandığında tepki toplamıştı. Mahzun Mezopotamya kitabında uzun uzun anlattınız, nedir bu, bir kimlik sorunu mu yoksa ekonomik reformlarla üstesinden gelinebilecek bir sorun mu? Sayın Erdoğan, sorunu adıyla doğru olarak tanımlama cesaretini göstermiştir. Ne yazık ki sonraki gelişmelerle geri adım atılmıştır. Ancak bir şeyi açık konuşmak gerekir. Aydınların, ayrılıkçı Kürtlerin, Kürt milliyetçilerinin, sorunu tanımlamalarında da problem var. Devlet açısından Kürt sorunu, isyan, bölücülük ve terördür. Kürtler için ise, kimlikleriyle ve haklarıyla var olamama sorunudur. Yani size göre Kürt sorunu esas olarak bir kimlik sorunu mu? Kürtlerin kimlik sorunu dediğimizde Kürtlere farklı bir etnik yapının, dilin, yaşam tarzının dayatılması anlaşılmalıdır. Beş bin yıldır aynı coğrafyada Kürt olarak yaşadıktan sonra, sana ‘sen Kürt değilsin Türk oldun. Türkiye’de Türk, Suriye’de Arap, İran’da da Fars oldunuz.’ deniyor. Oysa bir Türk, dünyanın neresine giderse gitsin Türk’tür ve başka bir unsurdan olmak aklına gelmez. Kimlik dayatması işte budur. Sorunun miladı nedir sizce? Mezopotamya’nın beş bin yıllık, Osmanlı’nın da yaklaşık dört yüz yıllık sadık tebaası olan Kürtler, 1924 Anayasası ile yok kabul edilerek artık Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Türkleri sayılmıştır. Bence Kürt kimliği, ilk olarak bu tarihten itibaren sorun olarak Türkiye’nin siyasal gündemine gelmiştir. 1924 Anayasası, Anadolu’daki Müslüman ahaliden bir modern Türk ulusu çıkarma projesidir. Jakoben uygulamalarla birlikte aynı tarihten itibaren özellikle bilim merkezleri olması gereken üniversitelerde, varlıkları milattan önceye dayanan Kürt halkının var olmadığına veya köken itibariyle Türk olduklarına dair, bilimsel gerçeklikten ve dayanaktan uzak çalışmalar başlatılmıştır. Bu uygulamalar, Kürtlerin sisteme entegrasyonu şeklinde değil, asimilasyon yoluyla Türkleştirme ve böylece tarihlerini unutturma amacıyla yapılmıştır. En çok Türkiye kaybetti Artık ‘Kürt realitesi’ diye bir şeyden bahsedilir oldu. Bunun yaraları sarmaya yardımcı olacak bir sürecin başlangıcı olduğunu düşünebilir miyiz? Evet, siyasi parti genel başkanları, Başbakan, hatta Cumhurbaşkanları düzeyinde Kürt gerçeği kabul edilmeye başlanmıştır. Yerleşik iktidar odakları bu realiteye direnişini sürdürse de siyaset, medya, aydın, iş dünyası ve geniş anlamda halk kitlelerinin, devletin Kürtlere yönelik asimilasyoncu uygulamalarından mahcubiyet duymaya başlamıştır. Bu gelişmeleri hayra yormak gerek. Kitapta Osmanlı-Kürt ilişkilerini de uzun uzun anlatıyorsunuz. Sorunsuz bir tablo çıkmış ortaya. Osmanlı’da Kürtler hiç sorun yaşamadı mı? Tanzimat’a kadar, yaklaşık üç yüz yıl, ciddi bir sorun yaşanmamıştır. Kürtler olmuştur. 1516’da Osmanlı Devleti ile yapılan anlaşma sonucu Kürdistan, aşiret dağılımlarına göre değişik bölgelerde oluşturulan emirlikler ve beylikler aracılığıyla merkezî yönetime bağlı, özerk bir şekilde yönetilmiştir. Büyük ölçüde değişime uğramasına rağmen bu durum, 20. yüzyılın başlarına kadar devam etmiştir. Asıl problem, Osmanlı yönetiminin modernleşme ve merkezîleştirme çabalarıyla başlamıştır. Hilafetin kaldırılması önemli bir milattır. Kürtler, Balkan Savaşlarında, daha önce Trablusgarp, Yemen ve daha sonra da 1. Dünya Savaşı’nda Osmanlı’nın bir parçası olarak savaşmışlardır. Bu sadakatin tek nedeni, İslam bağıydı. Jön Türkler hareketiyle Osmanlı’yı saran milliyetçilik Kürtler arasında pek ilgi görmemiştir. Osmanlı’da Kürt sorunu yoktu diyorsunuz ama Şark meselesi diye bir şey var. Bu apayrı bir şey olmasa gerek? ‘Şark meselesi’ vardı fakat Kürtlerle Osmanlı arasındaki sorunlar, halkların yerel feodal yöneticileriyle ilgili yetki alanlarından kaynaklanmıştır. Kürtlükten kaynaklanan bir sorun değildi. Çünkü Osmanlı yönetimindeki milletler; etnik ve dinî yapıları farklı olsa dahi, siyasal anlamı da içeren ümmet üst kimliği altında kendilerini güvende görüyorlardı. Kürtler, Osmanlı’nın dağılma sürecinde bağımsız bir devlet talebinde olmadılar. Bu söylem ne zaman gündemlerine girdi. 1924 Anayasası’ndan itibaren Kürtlerde bir kimlik bilinci ve bağımsız bir devlet arzusu oluşmaya başlamıştır. Ancak Müslüman kimliğin öncelikli olması milliyetçi düşüncenin gelişmesini engellemiştir. Uluslaşma açısından baktığınızda bu bir kayıp gibi görülebilir ama sonuçta bu coğrafyada kaybetmeyen hiçbir millet kalmamıştır. Türkiye de kaybetmiştir. Koskoca Osmanlı’dan kalan küçücük bir coğrafyayı bir kazanım olarak mı göreceğiz? Bence en çok kaybeden Türkiye olmuştur. Türkler aynı zamanda kendi medeniyet tarihlerinden de kopmuşlardır. Koskoca Osmanlı’yı kuran Türkler, şu anda sadece 80 yıllık geçmişleriyle övünen Türkler haline gelmiştir. Bunun nesi kazanımdır? Kürtler devlet olma şansını kaybetmişlerdir ama Türkler de hafızalarını kaybetmişlerdir. Kürtler en sadık milletti Cumhuriyetin ilk yıllarında Şeyh Said ayaklanması dışında da bazı isyanlar olmuş. Oysa 1920’de Meclis’te yetmiş Kürt mebus olduğu biliniyor... 1921 Koçgiri olayları dışında Kürt kaynaklı ciddi bir olay yaşanmamıştır. Çünkü Mustafa Kemal Paşa, Kürtlerin Osmanlı’ya ve Halife’ye sadakatle bağlı olduklarını bildiği için İslam vurgusunu sık sık yaparak Kürtleri tutmaya çalışıyordu. Kürtler, Cumhuriyeti Osmanlı gibi çoğulcu bir proje olarak gördükleri için destek vermişlerdi. Oysa Cumhuriyeti kuran elit kadro konuşarak, tartışarak, ikna ederek toplumu modernleştirmenin mümkün olmayacağını, Anadolu halkını ancak zorla değiştirelebileceğini düşünüyordu. Harften kılık kıyafete kadar toplumu baştan aşağı ve hızlı bir şekilde değiştirecek girişimlerde bulunuldu. Yaşanan olaylar malum, Takrir-i Sükûn, İstiklal Mahkemeleri, idamlar, sürgünler... İşte Kürtlerin itirazı bu süreçle birlikte gelmiştir. Milli Mücadele henüz başlatılmadan önce, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının kafasında modern ulus-devlet projesi vardı. Cumhuriyetin kuruluş tarihine kadar, dini kesimler ve Kürtlere karşı takiyye yapıldığı anlaşılmaktadır. Dışlama sistematik hal aldı Osmanlı bakiyesi topraklarda, parçalanma kábusu yaşayan Mustafa Kemal ve arkadaşları için belki de ulus-devlet kaçınılmaz bir model olarak ortaya çıkmıştır. Bu gerçeği de hesaba katmak gerekmez mi? Bu gerçeği elbette görmezden gelemeyiz. Balkanlar, Orta Doğu ve Afrika hükümranlığını kaybeden ve Anadolu topraklarına sıkışıp kalan Türkiye, Cumhuriyet Devleti ile ayakta kalmayı başarmıştır. Ancak resmî ideoloji, devletin resmî kimliğini etnik bir kavram olan Türklük üzerine kurunca, Kürtler kendi topraklarında yok olma tehlikesiyle karşılaştılar. Tanzimat’la, Kürtlere karşı başlayan dışlama ve yabancılaştırma politikaları Cumhuriyet ile birlikte sistematik ve yasal bir hále dönüşmüştür. Biraz da Kürt sorununun güncel başlıklarını konuşalım. Hizbullah ve PKK ve bu iki örgütün birbiriyle ilişkisi... Bence Hizbullah PKK’ye can vermiş, toplumu PKK’ye daha çok yakınlaştırmıştır. Çünkü faili meçhul cinayetlerin muhatabı, Kürt iş adamları, aydınları, İslamcı bilinen kişiler, medrese mollaları ya da sıradan sivil insanlardır. PKK ile çatışmaya giriyordu fakat asıl işlevi, faili meçhul cinayetler, sokak ortasındaki infazlar, gasp ve haraç gibi sayısız yasa dışı eylemler için taşeron olmaktı. İşin ilginç tarafı, bu örgüt ile ilgili tatmin edici bir resmî bilgilendirme de söz konusu olmadı. PKK tabanının desteğiyle siyaset yapanların bile ciddi anlamda bu örgütü sorgulamadıkları gerçeği, bu işin bağlantılarının çok daha derinden olduğunu gösteriyor. Irak’ın işgalinden sonra Kürt meselesi daha da uluslararası bir boyut kazandı. Irak’ın kuzeyinde oluşan yeni yapı ve Talabani ve Barzani’ye nasıl bakıyorsunuz? Mesut Barzani ve Celal Talabani’nin, Irak’ın işgalinin kolaylaştırılmasında oynadıkları rol malum. Bunun başlıca nedeni, Kürtlerin, ABD’nin Irak’ı işgal etmesinden sonra bağımsız bir devlet kurma veya en azından statülerini yükseltme beklentileriydi. Fakat ABD, ilk defa bugün ve Kürtlerle bu bölgeye gelmiş değildir. Bölge devletlerinin bağımsız bir Kürt devletine veya federal yapıya karşı olmaları, Kürt liderlerinin işgalcilerle iş birliği içinde olmalarından değil; böldükleri, yok saydıkları Kürtlerin, kendi kimlikleriyle yeniden bu coğrafyanın temel ve etkin bir öğesi olarak ortaya çıkmalarından dolayıdır. Kürtlerin yaşadıkları ekonomik, kültürel, sosyal ve siyasal sorunlar emperyalistler için kolayca kullanılabilir bir fırsat olmuştur. Ancak, bunun sorumlusu da asla tek başına Kürtler değildir. Türkiye yakın zamanda Talabani’yi ağırladı. Bu, bir tutum değişikliğinin işareti mutlaka. Ne tür gelişmelere bekleyebiliriz? ABD baskısıyla tutum değişikliklerini samimi ve yararlı bulmuyorum. Önemli olan Türkiye’nin tarihsel misyonunu ve bölge gerçekliğini kabul etmesidir. ABD bölgede ebedi kalıcı değildir. Ancak Türkler, Kürtler ve diğerleri hep burada olacaklardır. Kürtlersiz bu bölgede barış tesis edilemeyeceğine göre Talabani ve Barzani ile diyalog kaçınılmazdır. AK Parti fırsatı kaçırmamalı Özellikle 22 Temmuz seçimlerinden sonra Güneydoğu’da dengelerin değişmekte olduğuna dair bir kanaat yaygınlaşmıştı. Kürt halkının PKK’ya desteğinde bir değişiklik var mı? 2007’de Kürtler, AK Parti’ye verdikleri oylarla sorunun çözüm adresini göstererek, ayrılıkçı unsurlarla aralarına bir mesafe koyduklarını gösterdiler. AK Parti’ye tarihî bir görev düşmektedir. Son yıllardaki sınırlı gelişmeler, Kürt sorununu çözmeye yeterli değildir. Herhalde Kürt meselesi sonsuza kadar çözümsüz kalamaz. Türkiye’nin bütünlüğü ve kalıcı barışı, ancak bu meselenin çözümü ile mümkündür. Kaldı ki bölge barışı da Kürt meselesi ile yakından ilgilidir. Kürtlerin siyasal talepleri, siyasal alana taşındığı ve ifade edilebildiği ölçüde ılımlaşır ve karşılık bulur. Kürtler; ülkelerini, bayraklarını, vatanlarını Kürt olarak sevmek istiyor. Bunun gereğinin yapılmasını talep ediyor. Peki, ülkesini, vatanını sevmek için Türk olmak mı gerekiyor? Yerel seçimler yaklaşıyor. AK Parti davası bölge halkını nasıl etkiler? Demokratik yollarla ve millet iradesiyle iktidar olmuş bir partiyi siyasetin dışına çıkarmak yargının işi değil, siyasetin işi olmalıydı. Muhalefetin demokrasi dışı arayışları toplumsal tepkiye yol açmakta. Bölge halkının demokratik duyarlılığı en üst seviyededir ve yerel seçimlerde oe demokrasiden ve sivil siyasetten yana tavır alacaklardır. AK Parti, son MKYK toplantısında yeni anayasa için hazırlıkların kararlılıkla devam edeceği kararı aldı. ‘Kürt sorunu’ yeni anayasa ile çözülebilir mi? Yeni anayasada ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.’ ifadesi yerine, ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan Türkler, Kürtler ve diğer etnik ve inanç gruplarının hepsi aynı milletin unsurlarıdır.’ şeklinde bir ifade koyarak kesin bir çözümün tescili söz konusu olabilir. Ayrıca, Irkçılığı çağrıştıran ifadeler anayasa metninden çıkarılarak yeni düzenlemelerle tarih yazabilir. Abdulbaki Erdoğmuş KiMDiR... Abdulbaki Erdoğmuş 1999 seçimlerinde ANAP’tan Diyarbakır Milletvekili seçilmiş, ANAP Genel Başkan Yardımcılığı yapmış, 2005’e kadar da ANAP Merkez Karar Yürütme Kurulu üyeliğini devam ettirmiştir. Erdoğmuş’un büyük dedesi, 1850-1924 yılları arasında Genç yöresinde yaşamış, halk arasında ‘Hafız Efendi’ diye anılan, Hunçuk aşireti başta olmak üzere yöre halkının dini lideri konumunda olan Hasan Fehmi Efendi’dir. Hafız Efendi, Birinci Dünya Savaşı yıllarında aşiretleri ve yöre halkını Rus işgaline karşı direnişe ve savaşa çağırmasıyla da bilinen bir isim. Abdülbaki Erdoğmuş’un babası merhum Seyda Molla Mehdi Efendi de İslami ilimler alanında bölgede tanınmış ve yetkin şahsiyetlerdendir. ‘Seyh Said İsyanı’nın bastırılması sürecinde en ağır bedelleri ödeyen Hunçuk aşiretindedir. Elips Yayınları’dan çıkan ‘Mahzun Mezopotamya’ kitabı, Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu’nun, Abdülbaki Erdoğmuş ile Kürt meselesi üzerine yaptığı bir nehir söyleşidir. Şeyh Said’in hedefi bağımsız Kürdistan değildi Şeyh Said ayaklanması, sonuçları itibariyle bağımsız Kürdistan hedefine dönüşse de, başlangıçta böyle bir hedef söz konusu değildi. Ayaklanmanın en temel nedenlerinden biri hilafetin kaldırılmasıdır. Milli Mücadele döneminde Mustafa Kemal, Türkleri ve Kürtleri ‘anasır-ı İslam’ın iki kardeş milleti olarak tanımlamıştı. 1916’da Kürt beylerine mektup yazarak harekete aktif katılmalarını istemiştir. 1919’da Erzurum ve Sivas Kongrelerinde Kürtler geniş çaplı temsil edilmişlerdi. Kürtlerin bu desteğine karşılık 29 Ekim 1919’da Amasya’da yapılan görüşmelerde ve imzalanan protokollerde ‘Kürtlerin serbestçe gelişmesinin sağlanacağı’ ifade edilmiş, ‘ırkî ve içtimaî’ haklarının tanınacağı taahhüt altına alınmıştı. M. Kemal Paşa, bazı Kürt bey ve ağalarına gönderdiği telgraflarda ‘Sizler gibi dindar ve namuslu büyükler oldukça Türk ve Kürt birbirinden ayrılmaz iki öz kardeş olarak yaşayacaktır.’ diyerek ortak devlet ve ortak kadere vurgu yapıyordu. ‘Bu Kürtler de nerden çıktı?’ diye soranlara Milli Mücadele yıllarına bakmalarını öneririm. tevhidhaber STAR |
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
bize şeyh saidi hem kürt isyancı irticacı olarak tanıttılar
|
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
Alıntı:
|
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
evet vahdettin ingilizlere sığınmış bir vatan haini abdulhamit han metreslerle gönül eğlendiren bir kişilik şeyh said irticacı.bunların günahlarını nasıl ödeyecek bu öğreticiler bilmiyorum :o
|
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
Bize de Şey Said ve Said Nursi Hazretlerini birbirine harmanlayıp öyle tanıttılar ;)
|
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan mıydı değilmiydi bilemem.AMa eğer başarılı olsaydı bal gibi de yeni devlet kuracaktı...
Adam İngilizlerden gazı alıp isyan etmiş...Sayısız canın gitmesine sebep olmuş. ŞEyh Said'in nesini savunuyorsunuz ??? >:( |
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
Şey Said Hazretleri kesinlikle Kürtçü mürtçü değildir. Bu haberi açtığın için çok teşekkür ediyorum Hüdaverdi. Gençler bir çok şeyi yanlış biliyor... Yalan Söyleyen Tarih, kusmaya ve zihinleri kirletmeye devam ediyor. Arkadaşlar bu tip konularda 'resmi tarih' e inanmak yerine çeşitli kaynaklardan bilgi edinmekte fayda var. Çünkü o resmi tarih bu CHP zihniyeti tarafından yazılmıştır.
Şeyh Said silahlı bir isyana kalkışmayı düşünmüyordu. Milletimizin değerlerine aykırı olduğunu gördüğü bir takım uygulamaları Ankara hükümetine bildirmeyi ve ikaz etmeyi düşünüyordu. Ancak hemen yanı başındaki Kasım'ın ispiyonculuğu sonucunda bu fırsatı kaçırmayan Ankara Hükümeti olayı komploya dönüştürdü. Şey Said Efendi bir düğünde bulunduğu sırada, jandarmalar düğün evinde kaçaklar olduğu iddiasıyla eve baskın verdi. Şey Said'in "düğün dağılsın onları size ben teslim edeceğim" açıklamasına rağmen jandarma birliğinin eve ateş açması sonucu önü alınamayan isyan başlamış oldu... Tek emeli masonik düzenin Türkiye'ye yerleşmesini önlemek olan Şey Said Efendi'yi bile bile isyana zorladılar. Çünkü CHP'nin karşısında, o günün AK Parti'si olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası vardı. Olayı, bu partinin üzerine yıkarak, partiyi kapattılar ve CHP'nin önünü açtılar. İşte o gün bugündür memleket sürünüyor... |
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
Arkadaşlar ben ne olursa olsun Şeyh/Kürt Sait'in 15 ilde bastırılamayan bir isyan başlattığını ve eğer bu isyan başarılı olsa Kürttlerin önderliğinde bir devlet kuracağını biliyorum okuduklarımdan...
|
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
Alıntı:
Biz bugün ne için mücadele veriyorsak, Şeyh Said' de onun için mücadele veriyordu. Irkının Kürt olmasının konuyla alakası yok |
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
Alıntı:
|
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
Alıntı:
|
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
[b]Şeyh Said'in çıkartacağı SİLAHLI İSYAN'A Bediüzzaman Said Nursi'ninde katılmasını teklif ediyor. Said Nursi'nin ona cevabı 'Altıyüz sene İslamiyetin bayraktarlığını yapmış bu milletin torunlarına kılıç çekilmez' oluyor :-*
Bunu kitaplardada gördüm gibi hatırlıyorum. Şimdi bir arama yaptım bakın ---> http://64.233.183.104/search?q=cache...lnk&cd=1&gl=tr Bu gerçeğide ekleyerek düşünelim. |
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
Alıntı:
|
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
vahdettinle abdülhamitle seyh saidi lütfen kıyaslamayın....
Ben çok kitap okudum çoğu konuda fikirler edindim ama şayh said hakkında fikrim değişmedi.... Din adı altında neler yaptığı belli kusurabakmayın..benim gözümde vatan haini... |
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
Alıntı:
Şimdi burda mavera nın ara sıra dediği gibi doğrucu davutluğun lüzumu yok.. Safımızı sıkı tutalım arkadaşlar. Ecdadımıza yapılan bu hakarete kanmayalım |
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
Alıntı:
Tüylerim diken diken oldu. Gidiyorum gerçekten gidiyorum. Çok yazık (Kızgınlığım geçince gelirim ;) |
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
Alıntı:
Ne diyelim yalan söyleyen tarih utansin ;) |
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
http://www.mustafaislamoglu.com/maka...&Makale_id=683
bu bir fikir olabilir size sn .... burada saeyh said'in ingilizlerle baglantıları yazıyor ... tarihimiz bunu ne kadar dogru aktardıysa ayaklanmayıda o kadar dogru aktarmıştır... |
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
Alıntı:
|
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
-benim anladıgım kadarıyla ve savunacagım tarafıyla seyh said;
*güneydogu bölgesinde halkın sevdigi,saydıgı ve adı üstünde seyh diye andıgı (seyh=dini önder diye tanımlayayım) kendi halinde yasayan insanlara islamiyeti anlatmaya calısan vs bir zat *amacı ise;o zaman ki hükümetin uygulamaya koydugu;kılık kıyafet yasasıyla sarık ve cübbenin yasaklanması,kur'an ögrenilmesini ve ögretilmesinin yasaklanması vs din cercevesi gelen yasaklara karsı yapılan SİLAHSIZ bir eylem yaparak hükümeti bu yanlıştan cevirmek,silahsız baslayan bu eylem daha sonra askerlerin müdahelesi ile silahlı hale dönüşmüştür.dikkat ettiyseniz seyh said'in insanları katletdiği yazılmamıstır peki eger isteseydi 47 kişiyle 10 tane asker öldüremezmiydi ??? cok okuyup iyi düşünmek gerek tarihi hadiseleri... *said nursi'yle baglantısı ise,kendisi de kürt kökenli olan said nursi son yüzyıl'ın en büyük din alimlerinden olması ve seyh said'in de bu eylemi din için yapacagı için öncelikle yardım ve akıl istemesi gereken kişi said nursi oldugu için onunla irtibata gecmiştir... |
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
Alıntı:
Bir söz vardır..Fıkrınızı değil ama fikrinizi ifade edebilme özgürlüğünüzü sonuna kadar savunuyorum diye :) |
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
Alıntı:
Fikiınizi değil ama fikrinizi ifade edebilme özgürlüğünüzü sonuna kadar savunuyorum... Kızgınlığım size değil 'Yalan Söyleyen Tarih' e... |
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
Mustafa İslamoğlu:
"78 yıl geçmiş olmasına rağmen, hâlâ ilgili arşivler kamuoyuna açılmamıştır. Gidin sorun isterseniz, eğer resmi ideolojiye iman etmiş bir "yeminli tercüman" değilseniz, size verecekleri tek cevap vardır: "Tasnif dışı". Ne demekse? "Yassak hemşerim"in adını "tasnif dışı" koymuşlar. Anladık "para iman ve günah gizlidir" de, bu kadar da gizli olmaz ki canım. Hem o dediğiniz, "tevbe edince Allah affeder" diye bireylerin günahı için geçerlidir. İyi de, devletin ruhu yok ki ahirete gitsin. O tevbe edecekse bu dünyada edecek. Benim "arşivler açılsın" talebimden vazgeçmem gerçeği öğrenmekten vazgeçmem anlamına gelmiyor. Bu, biraz "nasıl olsa arşivler çoktan steril hale getirilmiştir" diye düşünmemden kaynaklanıyorsa, biraz da alternatif kaynakların varlığını bilmemden kaynaklanıyor. Mesela "gizli İngiliz arşivleri" gibi." Biz devekuşu gibi yapsak da gerçekler yok olmaz ki... asimov çok teşekkür ediyorum. Olayın İngiliz Bağlantısı Nedir?.. http://www.mustafaislamoglu.com/maka...&Makale_id=683 Mustafa İslamoğlu - Şey Said Ayaklanması (Denge Yayınları 1991) kitabı.. mavera, Mustafa İslamoğlu'na güvenirim ve öğrenmek istiyorum diyordun ya |
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
devlet hata yapmış olabilir.Adamın damarına basmış olabilir.Ama hak savunmak için silaha sarılmak gerekmiyor...
HEle Said NUrsi hz dediği gibi ''Altıyüz sene İslamiyetin bayraktarlığını yapmış bu milletin torunlarına ' asla...! ŞEyh Said i bugün kimler savunuyor? youtube ye 'şeyh said' yazın,videoları izleyin...PKk lılar savunuyor...! |
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
Alıntı:
|
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
İstiklal Mahkemelerinde yargılanırken ben onun oyununa geldim diyerek birbirini satmış olan topluluğu kurmuş , İngiliz oyunuyla kardeşi kardeşe vurdurmuş bir vatan hainidir ...
|
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
Alıntı:
|
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
asıl amaç kürdistan değilmiş.
dtp ve pkk nın ortaklaşa düzenledikleri POLİSİMİZE alçakça saldırdıkları mitinglerde,şeyh said ve saidi nursi fotoğrafları açmalarıda bence çok masumane.ordakilerin kürdistanla ne alakası olabilirki,DİMİ AMA?????:d:d:d:d |
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
Alıntı:
Şeyh Said kimdir,neyin nesidir hala anlamış değilim ama Bediüzzaman Said Nursi efendiyi araştırmanızı,okumanızı tavsiye ederim,okucak vaktiniz yok ise en azından youtube'deki 4 parçalık videoyu izleyebilirsin :-* |
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
Alıntı:
|
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
Gidin Uğur Mumcunun Kürt - İslam Ayaklanması kitabını okuyun. Uğur Mumcu belgelere dayandırmış sonrada gidip hayatta kalan torunuyla konuşmuş , yaptığı röportajı yayınlamış ...
PKK nın sahip çıktığı adamı burada yüceltmeyin ... |
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
Alıntı:
|
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
Alıntı:
|
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
Alıntı:
Şey Said'in yaşadığı yörenin halkından bahsediyorum. Karadenizli de olabilirdi... Ama sizin gibi faşizan zihniyetler Koca bir Güneydoğu'yu Pkk gibi görerse bu ülke daha çok çeker. |
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
Alıntı:
ben karadenizliyim birader.ve hiç bir zaman bu tip insanlardan hoşlanmadım.ve yöremdeki hiç bi insanında hoşlandığını zannetmiyorum..klasik bir komünist jargonuyla konuşuyosun.beğenmediğin herkesi faşistlikle suçluyosun.artık bu jargonla konuşmayı bırakın.millet sizin gibilere hiç bir zaman teveccüh göstermiyo.zaten kullanıcı adında buram buram anarşi kokuyor. benim zihniyetim yüzünden bu ülke çekmedi.senin gibi özgürlük martavalları okuyanlar yüzünden bu ülke çok çekti.koca bir güneydoğuyu pkk gibi görüyosun demişsin.evet azda olsa vatanına milletine bağlı olanlar vardır.ama çoğunluğu dtp yye yani pkk ya oy veriyor.AKPARTİ YE oy verenlerinde hangi vekillere hangi aşiret ağalarına oy verdiğini çok iyi biliyoruz.bu ülkenin milli eğitim bakanı olan bir şahıs milliyetçi gençleri hayvanlar olarak gördüğünü beyan etti.RECEP TAYYİP ERDĞAN ın halkın gözündeki imajını yavaş yavaş bitiriyo böle bakanlar.şahsen benim gözümde bitmiştir. özgürlük özgürlük diye diye binlerce mehmetçiğin kanını döktünüz.301 kalksın özgürlük olsun dediniz.SİZ ÖZGÜR OLASINIZ DİYE KAN DÖKEN ATALARINIZA KATİL DİYEBİLMEK NE ZAMANDAN BERİ ÖZGÜRLÜK OLMUŞ... |
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
Bende Karadenizliyim... Bu tip insan dediğin kişi yörede sevilip sayılan bir İslam Alimidir...
Silah, Bayrak ve Kur'an'ı üstüste koyup bunların üzerine vatan millet yemini yapan gençlerin cahil ve şuursuz olduğunu düşünüyorum. Bu tavırları kendilerinden çok, ülkenin sağduyulu vatansever insanlarına zarar veriyor. Kullanıcı adımı yanlış okumuşsun. |
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
Sevgili akpartiforum üye ve yöneticileri böylesi zor ve tehlikeli günlerde böyle konuların açılması ve böyle konulara akpartiforum üye ve yöneticilerinin ilgi duyması çok tehlikeli bir davranıştır.Şeyh said isyancı bir kimliktir.Bu ismin ve amaçlarının burada reklam yapılması hiçmi hiç doğru değildir.Bizler Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün gösterdiği çağdaş yolda ilerlemeliyiz.İsyancıların açmış olduğu çukurlarda boğulmamalıyız.Akpartimize zarar vermek isteyenlerin bu isyancıları savunduğunu düşünüyorum.
|
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
Alıntı:
|
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
Alıntı:
SAYGILAR |
Şeyh Said'in Amacı Kürdistan Değildi
Alıntı:
Söylediğiniz sözü kulağınız duysun!.. |
| All times are GMT +3. The time now is 09:06. |
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
Siyaset Forum 2007-2026