Müslümanlar olarak hepimiz için zihinsel anlamda, kültürel ve siyasal anlamda yoğun bir hesaplaşma zorunlu hale gelmiştir. Zihinlerimizi baskı altında tutan karanlık ve şovenist kavramların geçerliliklerini sorgulamakta da çok geç kaldığımızı hatırlamalıyız. Tek boyutlu bir teknik uygarlığın, tek boyutlu bir ilerleme yaklaşımının, maddi konfor ve maddi rahatlıktan ibaret bir modernlik anlayışının sömürgesi olmaya devam edemeyiz. Dünyanın, hayatın, siyasetin din’den, ahlaktan bağımsızlaşması demek, insanlık için iyi bir gelecek olmadığına işaret eder. Siyasetin din ve ahlaktan arındırılması bugünün dünyasında görülebileceği üzere siyaseti bir yıkım aracına dönüştürür.