11-16-2014, 21:10
|
#27
|
|
|
Alıntı:
zülcenaheyn Nickli Üyeden Alıntı
Erdoğan o olaydan sonra genelkurmay başkanına aferin dedi yahu, dün gibi hatırlıyorum...
..
Sevmek ya da saygı duymak.... Ne olursa olsun... Hiçbir T.C. vatandaşı hiçbir zorunluluk altında değildir..
|
Söylediğiniz gibiyse işte o da Uludere Olayı'nın katliam değil kaza olduğunun bir kanıtı olarak görülebilir. Çünkü Erdoğan, o bombalamada öldürülenlerin teröristler olduklarını sanmış ki Genelkurmay Başkanımızı tebrik etmiş. Yoksa, "35 köylü vatandaşımızı öldürmüşsünüz, sizi tebrik ederiz" diyecek hâli yok ya Erdoğan'ın.
O kadar çok zorunlulukları var ki T.C. vatandaşlarının... Erkek olanlarının askerlik çağı geldiğinde askere gitmek zorunlulukları, vergiyi doğuran bir işlemde bulunanlarının vergi vermek zorunlulukları, araba kullanmak isteyenlerin ehliyet almak zorunlulukları... O kadar çok zorunluluklarımız var ki T.C. vatandaşları olarak bizlerin, say say bitmez âdeta.
Daha dün sayılacak bir dönemde T.C. vatandaşı olan küçük çocuklar okullarda, Andımız denilen faşist bildiriyi okumak zorundaydılar, böyle bir zorunlulukları vardı. İşin daha da acısı, o faşist bildiri "Türküm" diye başlıyor ve "Ne mutlu Türküm diyene" sözleriyle bitiyordu ve bu sözleri Türk olmayan T.C. vatandaşları da söylemek zorundaydılar. Benim için sorun yok, ben söylerim; çünkü ben Türküm, Türklüğümle, kültürümle gurur duyuyorum. Ama ya Türk olmayanlar ne yapsınlar? On yıllar boyunca zorla söylettiler; Kürt çocuklarına, Arap çocuklarına, Laz çocuklarlarına, diğer etnik kimliklerden gelen çocuklara Andımız'ı ve "Türküm", "Ne mutlu Türküm diyene" sözlerini.
Hiçbir şey yapmasaydı da Andımız denilen o faşist bildiriyi kaldırması, T.C. vatandaşı küçük çocukları o faşist bildiriyi okumak zorunluluğundan kurtarması bile yeter Erdoğan'a saygı duymak için.
Konu Cihannur tarafından (11-16-2014 Saat 21:19 ) değiştirilmiştir..
|
|
|