Tekil Mesaj gösterimi
Alt 05-26-2018, 07:10   #3
Kullanıcı Adı
murataltug1985
Standart
Kaynak osmanlı hikayeleri android programı

Osmanlı çeşmeleri

*İstanbul`da belediye işlerinden biri de su sorunuydu. Sultan Süleyman, Kırkçeşme sularını İstanbul`a getirttiği zaman milletin yüzü güldü. Her tarafta çeşmeler yapıldı. Ebussuud Efendi yöresinden bulduğu suyu Turunçluk suyu ile birleştirdi, bir çeşme yaptırmaya karar verdi. çalışma başladı. Su yollarının onarımı için Mısır`dan hamallar getirildi. Sular İstanbul`a dağıtılacaktı. Sultan Süleyman dönemine kadar çeşme suyu boşa akardı. Gece gündüz akan çeşmelerden dolayı sokaklar bataklık haline gelirdi. Sonunda sokaklar çamurdan kurtarıldı ve suların boşa akmasına engellendi. artan suyu isteyenler hayrat çeşmeler yaptırarak akıtırdı. muslukların icadı birçoklarının işine gelmedi
*Bazı mahallelerde imam ve cemaat: "Akan su bahçelerimize verilmiştir. Yabana akarsa aksın. Burma lüleye rızamız yoktur" dediler, burma lüleleri kaldırmaya çalıştılar. en ileri gidenler sipahilerdi. Sultan Süleyman İstanbul kadısına şu hükmü yazdı: "Çeşmelere burma lüle takıldığından lüleyi ufaltan sipahi ve kullarım taifesi kapıma arz eyleyesin. ehl-i cihetten ise cihetten başka tarafa veresin. şehirli halkından ise muhkem hakkından geldikten sonra cezasını aldırasın. yabana akmak açık koyanların haklarından gelesin. İstanbul çeşmeleri iki sınıftı. Biri at sakalarına, biri mahallelere mahsustu. At sakalarının, mahallelere ayrılan çeşmeden su almaları yasaktı. buna uyulmazdı. At sakaları mahalle çeşmelesinden su alır, halka satardı.

*Mahalle halkı bahçelerini sulamak için geceleri çeşmeleri mahsus açık bırakırdı. Hamamcılar ve halk anahtar edinirler, geceleyin su yolu kapı ve bacaları açarlar, belirlenenden fazla su almaya çalışırlardı. Mahalle halkı dilekçe sunup olayları şikayet ederdi. At sakalarının hukukuna bazen arka sakaları tecavüz ederler, onlara ait çeşmelerden su alırdı. Divan-ı Hümayunda at sakaları üstündü. At sakaları İstanbul`un fethinden beri, yangında su taşırlardı. İstanbul`da sık sık çıkan yangınlarda kiminin atı, ve eşeği ölürdü. at sakalarını korumayı Divan-ı Hümayun görev Divan-ı Hümayun`un özel çeşme yaptırılmasına izin vermesi yolsuzluklara neden oldu. Bazıları, hayrat olmak üzere çeşme yaptırmak bahanesiyle su alır evlerinde yaptırdıkları hamam ve şadırvanlarda kullanırlardı. *yolsuzluğa kazasker, Galata emini, defterdar, nişancı, gibi üst düzeyde cesaret ederdi. Sokullu`nun sadrazamlığında bu tutum şikayet edildi. Sokullu saraya arzetti. İkinci Selim: "Sıradan insanlar aracılığıyla denetleyip suyu emr-i şerifimle mi almışlardır? Yoksa dışarıdaki suyu şehir suyuna katıp evlerine mi almışlardır? konusunda araştırma yapılmasını emretti

Osmanlı donanması ve gelibolu

Osmanlılar Orhan Gazi devrinde donanma kurdular. denizcilik tecrübeleri olmadığı halde, küçük gemilerle Marmara’ ya açıldılar. donanma, Marmara denizinde faaliyet gösterdi Bizanslılar’la muhatap oldu. Akça Koca’nın komutanlarından Karamürsel Bey, İzmit Körfezi’nin güneyini zaptetti ve tersane kurdu hafif ve süratli gemiler ile Bizans donanmasının taarruzlarını durdurdu. Karamürsel ismi verilen teknelerin yenileri yapıldı isim şimdiki sahil güvenlik teknelerinede verildi Orhan Gazi küçük donanması ile Bizansa başarısız bir sefer yaptı 1354 de Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa Çanakkale Boğazı’nı geçerken ağaç kütüklerini dana derileri ile bağlayarak yaptıkları salları kullandılar küçük de olsa Osmanlılar’ın elinde gemiler mevcuttu.Süleyman Paşa Gelibolu’yu fethederek Osmanlı donanmasına üs yaptı.

Osmanlılar’ın Rumeliye adım atması Avrupa’nın dikkatini çekti Rumeli’deki ilk fethi vur kaç şeklinde değerlendirip tepki göstermediler. Osmanlılar’ın fethettikleri yerlere Anadolu’ dan göçmenlerinin yerleşmesi Avrupa’yı ve Bizans’ı telaşlandırdı, Orhan Gazi devrinde Haçlılar, Türklere karşı çeşitli tedbirler düşündü İzmir limanındaki donanmaları Anadolu kıyılarındaki halka eziyet etti. Osmanlı üzerine Haçlı Seferi düzenlendi. Kadırgalarla Gelibolu’ya saldırdılar. Yeterli donanmaya ve denizcilere sahip olmayan Osmanlılar mağlup oldular. elden çıkan Gelibolu 1376’ya kadar Bizans’ın elinde kaldı.

Sultan ahmedin hediyesi

Sultan Ahmed, Şeyhi Aziz Mahmud`a hediye sunmak istiyordu. uygun gördüğü bir hediyeyi Aziz Hüdayi Hazretlerine gönderdi. Şeyh Hazretleri kabul etmedi. Evliyanın hediye kabul etmezdi. dünya malına onların nazarlarında değer taşımazdı Sultan Ahmed şeyhinin kabul etmediği hediyeyi devrin evliyasından Abdülmecid Sivasî`ye gönderdi ve o kabul etti. Kendisine,ı hediyeyi Aziz Mahmud Hüdayi`nin kabul etmediği hatırlatıldı. Sivasi Hazretleri büyüklere yakışır bir tutum ortaya koydu: "Hüdayi Hazretleri bir karga değildir ki leşi kabul etsin" dedi. Aziz Mahmud Hüdayi`ye "Sizin kabul etmediğiniz hediyeyi Şeyh Sivasî kabul etti" dediler. Şu cevabı verdi: "Onun için mahzuru yoktur. Çünkü o öyle büyük bir ummandır ki bir parçacık çamurun kendini bulandırmayacağını bilir

Hollandadan borç

1787`de boş bir hazine ile savaşa başlayan Osmanlı devleti savaş masrafları için toplantılar yapmış sonuç alınamamıştı. borçlanma gündeme gelmişti. Ancak mesele gizli tutulmak zorundaydı. Çünkü mâlî sıkıntıyı düşmanların öğrenmesi Osmanlı devletini zora sokabilirdi. mesele Padişah`a arz olundu. Padişah Şeyhülislam`la görüşülmesini emrediyordu. Osmanlı Devletinde dışardan borç daha önce alınmamışdı. Kaymakam Mustafa Paşa kıyafet değiştirip Şeyhülislam Mehmet Kamil Efendiye dış borç konusunda fikrini sordu. Şeyhülislam yabancı ülkeden borçlanma nın mekruh olduğunu ancak mevcut şartlar altında yapılması gerek tiğini bildirdi

Hollanda`dan borç alınması tasarlandı 1788`de Kaymakam Mustafa Paşa padişah`a arz tezkiresinde ordunun masrafları için 12.000 kese ve donanmanın için de bir miktar olmak üzere
25.000 kese istedi Hollanda elçisiyle ne kadar paraya ihtiyaç duyulduğu, ne kadar faiz teklif edildiği, teminatı gibi konular görüşüldü görüşmenin ardından Aralık 1788`de Osmanlı hükümeti Hollanda Elçisi`ne ödeme planı takdim etmişti. paranın alındığı tarihten itibaren üç sene boyunca faiz ödenmesi, üç senenin sonunda, belirlenen 8 Osmanlı iskelesinin her birinden senede altışar bin buğday, yıllık 900 keseden fazla Yenişehir cizyesi, her yıl Selanik, Siroz, Yenişehir ve İzmir iskelelerinden pamuk ve Selanik`ten yün verilerek ödemenin taksit taksit yapılması öngörülmekte idi.

Vakıflar

Zenbilli Ali Efendi ve bazı İslam hu*kukçuları vakıfların meşrûiyetini tartışınca, bunlara Hanefi Hukukçusu Seyyid Hamevî de katılmıştır. II. Selim devrinde Mısır`da yaşayan âlimin, Osmanlı padişahlarının önemli eserleri olan vakıflar hakkında yazmış olduğu "Es’ilet`ül-Hanefiyye eserinde şöyle diyor:"Şafiî hukukçusu İbn-i Ebi tahsisat için vakıflara fetva vermiştir. Malikî, Hanbelî ve Hanefî hukukçuları uvafakat etmiştir. Eyyubî devlet adamı Nureddin Eş-Şehîd, beytülmala ait araziyi, Şam`da hayır cihet*lerine tahsis etmiştir. Selahaddin Eyyubî Kudüs, Şam ve Mısır`da vakıflar yapmışlardır. daha sonra gelen Türk ve Çerkez Sultanları buna uymuşlardır. Nihâyet saltanat ve devlet, ZAMANIN EN ÂDİL HÜKÜMDARLARI OSMANLI PADİŞAHLARINA geçmiştir. OSMANLI PADİŞAHLARI, EHL-İ KEŞİF VE İRFANIN KİTAPLARINDA SAHABEDEN SONRA EN ÂDİL HÜKÜMLARDARLAR olarak vasıflandırılmışlardır.
murataltug1985 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla