|
Kaynak biletall.com
Kesinlikle Görmeniz Gereken 15 Osmanlı Eseri
Üç kıta da*600 yıl boyunca*hüküm süren*Osmanlı Devleti, Türk-İslam sanatını geliştirmiş; İran ve Bizans sanatından da etkilenerek kendine özgü bir*sanat geliştirmiştir. dünya sanat tarihinde önemli bir yere sahiptir. Osmanlı Devleti’nin en önemli özelliği gittiği yerlerde kök salarak, yüzyıllar geçse de silinmeyecek izler bırakmasıdır.*Dini ve sivil mimaride Osmanlı mimarisinin en önemli sanatçısı*Mimar Sinan’dır.
Selimiye Camii, Edirne Mimar Sinan’ın ustalık eserim dediği camii 1569 – 1575 yıllarında Sultan II. Selim tarafından yaptırılmıştır. Kurulduğu yerin seçimi taşın zarafeti minaresi süslemesi her şeyiyle bir başyapıt olan camii mutlaka görülmeli.
Süleyman Paşa Medresesi, Bursa Özgün nitelikli ilk Osmanlı medreselerinden biridir Çiniciler Çarşısı olarak kullanılmaktadır. 14. yüzyılda Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Şah tarafından yaptırılmıştır. Avlulu medreselerin ilk örneklerindendir
İshak Paşa Sarayı, Ağrı Osmanlı İmparatorluğu’nın Lale Devri’ndeki son büyük anıtıdır yapımına 1685 te başlanmış. 1784 te tamamlanmıştır. farklı dönem ve kültürlerden izler taşır
Seddülbahir Kalesi, Çanakkale Venedikliler’e karşı savunma amaçlı 1659’da Mimar Mustafa Ağa tarafından inşa edilen kale, tahrip olmuştur tarihte oynadığı önemli rolle, askeri mimarinin önemli örneklerindendir.
İskodra Köprüsü, Bosna-Hersekte 15. yüzyılda Mehmet Buşati Paşa tarafından yaptırılan eser, Kir Nehri’nin iki yakasını birbirine bağlar Osmanlı mimarisidir
Yanbolu Bedesteni, Bulgaristan 5. yüzyılın başlarında Sadrazam Atik Ali Paşa tarafından yaptırılan bedesten, şehrin ortasında yer alır. İnce uzun yapısı ve kubbeleriyle değişik bir yapıdır. Kubbelerinin tepesinde aydınlık fenerleri bulunmaktadır.
Bey Kulesi (Feodalizm Kulesi), Makedonya
Savunma amaçlı yapılan kule 14 metre yüksekliğindedir. 17. yüzyılda yapılan kule üç kattan oluşur. Üsküp merkezdeki en eski yapılardandır hediyelik dükkanı olarak kullanılır.
Alaca İmaret, Yunanistan 1484 te İshak Paşa tarafından yaptırılan imaret, *alaca renkli minaresinden ismini alır. Selanikte kültürel etkinliklerde kullanılır.
Hacı Ahmed Bey Sarayı, Cezayir 1825 ile 1835 te inşa edilen yapı, İslam medeniyeti ve Hacı Ahmed Bey’in kahramanlığından izler taşır. Avrupa saray mimarisinden de esinlenilmiştir, büyük bir bahçe ve fıskiyesi bulunur.
Ahmediye Camii ve Medresesi, Gürcistan
Ahıskada bulunan camii, 250 yıllık bir geçmişe sahiptir İstanbul’daki camiiler örnek alındı camii divan şairlerine ilham olmuş. İçinde başka dini yapılar da vardır Ahıska Kalesi’ndedir Ahıska Beylerbeyi Hacı Ahmed Paşa tarafından yaptırılmış
Bekiriye Camii, Yemen 12. yüzyılda, Osmanlı’nın Yemen’i aldığı ilk dönemde yapılan Bekiriye Camii, mimarisi ve süslemeleriyle dikkat çeker Osmanlı ve Arap mimarisinden farklıdır Tek kubbeli, tek minareli caminin adı camiyi yaptıran Yemen Beylerbeyi Hasanpaşa’nın burada ölen kölesinden gelmektedir.
Kavalalı Mehmet Ali Paşa Camii, Mısır
Osmanlı mimarisinin tüm ihtişamıyla yaptığı Kavalalı Mehmet Ali Paşa Camii, 500 yıl süren Osmanlı hakimiyetinin en güzel yapılarındandır Halen canlıdır Selahaddin Kalesi’nin içerisinde yer alır
Hacı Ömer Külliyesi, Kosova Yüzyıllarca Osmanlı’nın hüküm sürdüğü Kosova’da tarihi geçmişin tapu eserlerindendir 1389 – 1913 yıllarında Osmanlı hakimiyetinde kalan Kosova’da ecdadımızın gönüllerde bıraktığı silinmez eserler bizim için gurur kaynağıdır.
Topkapı Sarayı, İstanbul 400 yıl imparatorluğun idare merkezi olarak kullanıldı, 1478’de Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Saray, idare merkezi olmasının yanında Kutsal Emanetler Dairesi ve önemli bölümleriyle İstanbul’a gelen turistlerin ziyaret etmeden dönmediği bir saraydır.
Eyüp Sultan Türbesi, İstanbuldadır Hz. Muhammed’in sancaktarı olan Ebu Eyyub el-Ensari’nin mezarı fetihten sonra bulunmuş, cami ve türbe 1455 yılında inşa edilmiştir. ziyaretçi akınına uğrayan türbe, İstanbul’un en önemli manevi yapılarından biridir.
Kaynak ensonhaber.com
Dünyanın en büyük Türk İslam mezarlığı: Ahlat
UNESCO Mirası geçici listesindeki dünyanın en büyük Türk İslam Mezarlığı Ahlat Selçuklu Mezarlığı, turistlerden yoğun ilgi görüyor.
Urartular'dan Osmanlı'ya birçok medeniyetin izini taşıyan, ülke ve bölgenin kültür turizminde önemli bir yeri olan Ahlat Selçuklu Mezarlığı, ziyaretçilerini tarihi yolculuğa çıkarıyor. 210 dönümde kurulu Ahlat Mezarlığı'ndaki 8 bin 200 mezar taşı ve üzerilerindeki yazılar, kabartmalar oymalar, ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Dünyadaki üç*"Kubbet-ül İslam"*İslamiyet'in kubbelerinden olan, Türklerin Anadolu'ya giriş kapısı ve* "Anadolu'nun tapusu"*olarak bilinen Ahlat, turizmde mesafe aldı. İl Kültür ve Turizm Müdürü Ramazan Gencan, açıklamasında, Selçuklu Mezarlığı'ndaki 8 bin 200 şahideli, sandukalı ve kurgan tarzında mezarların bulunduğunu söyledi.bunlar mezar değil, abide diyoruz.
Göktürkler'de Orhun Kitabeleri'nden sonra yazılı olan Türk İslam coğrafyasının en önemli eserleri ve
Türk İslam coğrafyası için çok önemli. 8 bin 200 mezarı barındırıyor dünyanın en büyük Türk İslam mezarlığı. Dünyada 3 Kubbet-ül İslam merkezi var. Bunlardan biri de Ahlat ilçesidir. çalışmalarımız son yıllarda Cumhurbaşkanımızın himayesiyle hızlandı. mezar odalarımızın restorasyonlarını yapıyoruz. yer altında kırılmış ve dökülmüş mezar taşlarımızı ayağa kaldırıyoruz. Kırıkları birleştiriyoruz. Mezar taşlarında çevre düzenlemesi yapıyoruz. mezarlığı daha güzel hale getirip turizme kazandırmak için çalışmalarımız devam ediyor." UNESCO Dünya Kültür Mirası geçici listesinde bulunan Ahlat Selçuklu Mezarlığı'nın asıl listeye alınması için çalışmalar devam ediyor
Gencan, şunları dile getirdi:"İnşallah UNESCO'ya alınacak. bu muhteşem eser. Dünyadaki Türk İslam mezarlığının en büyüğü. 8 bin 200 mezarı barındırıyor.
Bu büyüklükte bir alan yok. her geçen gün turizme kazandırılıyor. Ahlat'ın Kentsel Tasarımı çalışması var. Bakanlık çok büyük destek oluyor. Ahlat'ı hak ettiği yere ve o tarihi kimliğine kavuşturacağız tarihi dokuyu görmek isteyenler daha çok gelecek
İlçede çok sayıda tarihi eser var ve Ahlat'ta tamamen Selçuklu mimarisi hakim Bitlis'e gelen herkes önce Ahlat'ı ve mezarlığı görmek istiyor."*dedi."DUYGULANMAMAK MÜMKÜN DEĞİL"
Ailesiyle Antalya'dan Ahlat'a gelen emekli öğretmen Niyazi Yenipazar, Selçuklu mezarlığından çok etkilendi Okulların buraya gezi düzenlesin"Burada tarih açısından duygulanmamak mümkün değil. Taşların üzerindeki işlemeler ahşapta bile yapılacak şeyler değil. O zamanki teknoloji ile zor işlemeler taşın üzerine yapılmış. El emeği ve göz nuru insanların birbirlerine saygısını ortaya koyuyor. Muhteşem bir yer. İnsanların daha uzun süre kalarak rehberle gezmesi gerekiyor."*
Kaynak arkeofili.com
Kars’ta Bir Zamanların İhtişamlı Kenti: Ani
Yüzyıllardır birçok uygarlığa ev sahipliği yapan ve savaşlara tanıklık eden Ani, bir zamanlar bölgenin önemli merkeziydi. “1001 Kilise Şehri” olarak anılan Ani’de, bugüne kadar 40 kilise, şapel ve anıt mezar tespit edildi. Kars’a 48 kilometre uzaklıkta Türkiye-Ermenistan sınırına yakın Arpaçay nehri kenarında bulunan kent, Ermeni Bagratuni hanedanlığında önemli bir güç merkezi olmuştu. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Ani Harabeleri’nin, kalıcı listeye girebilmesi için uğraş veriliyor. Sayısız depreme ve savaşa tanıklık eden kent, 2011’den beri kazı ve restorasyonla ayağa kaldırılıyor. Ani’yi çevreleyen surların iç kısmında, tarihi şehrin geniş bir alana yayılmış Bagratuni Ermenilerinden Bizanslılara, Selçuklulardan Gürcülere ve Osmanlılara kadar birçok kalıntıyı görmek mümkün
Aniyi çevreleyen ve Bagratuni ermenilerinin savunma amaçlı yaptığı surlar, Bagratuni ile Bizans ve Selçuklu arasında kanlı çatışmalara tanık oldu. birçok uygarlığa ev sahipliği yapan Ani, Ermeni mimarisinin seçkin örnekleriyle beraber, Gürcü ve Selçuklu mimarisinden örnekler taşıyor. İpek yolu üzerine kurulması Ani’yi, dönemin zengin kentleri arasına soktu ve önemi artdı.Ani 1319’da depremde ağır hasar görmüş, Timur tarafından tahrip edilmiştir. 1535 Osmanlı-İran savaşında terk edilinceye dek, kentte bir nüfusun barınmış .
1877-78 Osmanlı-Rus savaşında Rusların eline geçen bölge, 1. Dünya Savaşı sonrası Osmanlılar tarafından geri alındı. Ani platosuna kurulan Ermenistan Cumhuriyeti’ne geçti. 1920’de, Kurtuluş Savaşı sırasında Ani son kez el değiştirdi ve Türkiye Cumhuriyeti sınırlarına dahil oldu.
78 hektarlık bir alanı kaplayan ve 4500 metre boyunca surla çevrili kent en parlak dönemini 2. Smpat (977-989) ve oğlu Gagik (989-1020) döneminde yaşadı nüfus 100.000’i geçti .
Kırmızı taşlarla yapılmış*Ani Katedrali’nin 1319 depreminde tavanı, daha sonraki depremde bir başka köşesi yıkılsa da, bugün bile anıtsallığını koruyor. 1001 yılında Ermeni kralı 1. Gagik döneminde tamamlanan kilise, Ani’nin nüfus ve zenginlik bakımından dorukta olduğu döneme tanıklık etti. kilisenin Ermeni mimarı Trdat Bizans döneminde Ayasofya’nın kubbesini tamir etmişti.
Bölgedeki*başka bir kilise ise Ermeni Bagratuni hanedanlığının sanatsal göstergesi Bir zamanlar 19 kemeri ve kubbesi ile bir mimari harikası olan ve yöresel kızıl kahverengi volkanik bazalt taşından yapılan kilisenin kalıntıları bugün iskele ile ayakta kilisenin aynı zamanda İsa’nın gerildiği çarmıhın küçük bir parçasını da barındırdığı söyleniyor.
10. yüzyıl sonlarında kurulan Aziz Gregor Kilisesi 12 kenarlı şapeli ve kubbesi ile hala görkemli. 1900’lerin başında kilisedeki anıt mezarın Bagratuni Ermenilerinden Prens Grigor Pahlavuni’ye ait olduğu sanılıyor. Ani’deki diğer şeyler gibi bu mezar 1990’larda yağmalandı.
kilisenin karşısında kayalara oyulmuş mağaralar*bulunuyor. tarihçiler bunların Ani’den öncesine dayandığını söylüyor. Anide mağaraların mezar ve kilise olarak kullanıldığına işaret eden izler var ve 20. yüzyılda bu*mağaralarda hala insanlar yaşıyordu. Surp Kirkor Kilisesi. 1215’te inşa edilen kilisenin içi İsa ve Aydınlatıcı Grigor freskleriyle süslü. Uzmanlar Ermeni sanatında ayrıntılı fresklere rastlanmadığını kilisedeki fresklerin Gürcü ressamların yaptığını belirtiyor.
Bizanslıları Anadolu’dan çıkaran Selçuklu İmparatorluğu 1000’ yıllarında bölgenyi ele geçirdi. 1072’de Ani’nin yönetimini Kürt kökenli Müslüman Şeddadi hanedanlığı aldı Bu dönemde uçurum kenarındaki Manucehr Camii inşa edildi. 1000’li yıllarda inşa edilen orijinal camiye Bugün ayakta duran minarenin 1000 12 veya 13. yüzyılda eklenmiş Manucehr camii Ermeni Bagratuni hanedanlığına saray olarak yapılıp, sonradan camiye dönüştürülmüş. cami Anadolu’daki ilk Türk camisi
Kaynak divriğiulucamii.com
Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası cami, darüşşifa ve türbeden meydana gelen bir külliyedir. Anadolu Selçuklu Devleti’ne bağlı Mengücek Beyliği inşa edmiştir. Ulu Cami, Süleyman Şah’ın oğlu Ahmet Şah tarafından; Darüşşifa ise eşi Melike Turan Melek tarafından yaptırılmıştır. 1228 de başlanıp 1243 de tamamlanan yapının Baş Mimarı Ahlatlı Hürrem Şah'tır. kapılar ve sütunlar olmak üzere, külliyenin bir çok yerinde, Ahlatlı ve Tiflisli ustaların taş işçiliğinin en nadide ve en ince örneklerini yansıtan motifler tüm dünyanın ilgisini çekmektedir. eseri özgün kılan bir özellik de, uzaktan bakıldığında simetrik olduğu düşünülen, fakat özünde asimetrik olan bezemelerdeki on binlerce motifin hiç birinin bir daha kendini tekrar etmemesi; kâinattaki farklı varlıkların muhteşem bir ahenk ve denge içerisinde olduklarının taşa nakşedilerek gözler önüne serilmesidir.
Mimari üslubu, süsleme ve örtü sistemleriyle önem kazanan şaheser, dünyada, görülmeye değer eserler listesindedir büyüleyici eseri anlatmaya sözler yetersizdir Evliya Çelebi yüzyıllar önce şöyle ifade eder Methinde diller kısır, kalem kırıktır". Görenleri kendisine hayran bırakan muhteşem abide eseri, sanat tarihçileri "Divriği mucizesi", "Anadolu’nun Elhamrası" gibi ifadelerle tanımlar. 1985 te UNESCO tarafından "Dünya Kültür Mirası" listesine alınan, İslam mimarisinin başyapıtı, Cumhurbaşkanlığı makamı korumasında
Kaynak vikipedi.com
Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası
Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası,*Sivas'ın* Divriği*ilçesindeki tarihi cami ve hastanedir Cami 1228–29 da*Mengücekli*beyi*Ahmed Şah* tarafından; Dârüşşifa ise aynı tarihte, Erzincan beyi*Fahreddin Behramşah’ın kızı Turan Melek tarafından Ahlatlı*Hürrem Şah*adlı bir mimara yaptırılmıştır.*giriş ile birlikte dört eyvandan oluşur. Darüşşifanın kuzeydoğu köşesinde türbe yer alır. Divriği Ulu Cami 1985 te*UNESCO Dünya Miras Listesine*alınmıştır.
kubbesine geçişte yelpaze biçimli Türk üçgenleri kullanılmıştır. Camide Selçukluların avlulu plan tipi, ve Emevi plan tipini görmek mümkündür.
Plan tipi ve süsleme olarak benzersiz bir eserdir. İki başlı kartal motifini Alaaddin Keykubad’ın arması çift başlı kartal ile Ahmet Şahın arması doğan motifi bulunur. ahşap hünkar mahfili Anadolu’daki en erken örneklerdendir. Abanoz ağacından minber, kabartma sülus yazıları ve yıldız motifleri büyük bir özenle yapılmıştır. mihrabı da önemlidir. Divriği Ulu Cami ve Dârüşşifası, Selçuklu döneminde küçük sayılabilecek yapılardan biri olmasına karşın, dikkat çekicidir. yapı Selçuklu ve Mengüceklilerde ekip çalışması ve kalite anlayışına önemli bir örnektir.
Caminin girişinde ikindi güneşi düştüğünde gölgelerden oluşmuş, ayakta duran, bir erkek silüeti belirir. silüetin önünde dikdörtgene benzer bir gölge daha vardır. gölgelerin Kur'an okuyan ve namaz kılan bir adam olduğuna inanılır.
Evliya Çelebi*bu eser için şöyle demiştir: "Üstad, mermer camiye öyle emek sarf edip, kapı ve duvarları öyle nakış eylemiş ki, methinde diller kısır, kalem kırıktır."
|