Tekil Mesaj gösterimi
Alt 01-31-2008, 04:07   #8
Kullanıcı Adı
dildade
Standart KURAN-I KERİM MEALİ: TEVBE SURESİ
71. Mümin erkeklerle mümin kadınlar da birbirlerinin velileridir. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkorlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, Allah ve Resûlüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah azîzdir, hikmet sahibidir.

İctimai şuur, fertlerin dini ve ahlaki kusurları ve kötülükleri karşısında da duyarlı olmak zorundadır. Nitekim, yukarıdaki ayette, kadın olsun erkek olsun müminlerin, birbirlerine iyiliği emredip kötülükten alıkoymalarının, aralarındaki velayet bağı ve kardeşliğin zaruri bir sonucu olduğuna işaret edilmiştir. Bu görev ve yetki cinsiyet farkı gözetmeden İslam toplumunun bütün fertlerine verilmiştir.


72. Allah, mümin erkeklere ve mümin kadınlara, içinde ebedî kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vâdetti. Allah'ın rızası ise hepsinden büyüktür. İşte büyük kurtuluş da budur.

Allah Teala, iman edip güzel ameller işleyenlere, yukarıdaki ayette ve daha birçok başka ayetlerde çeşitli cennet nimetleri va’detmiştir. Fakat bu ayet Allah rısazının, bütün mükafatlardan daha üstün olduğunu bildirmekte ve böylece dini ve ahlaki vazifelerin en yüksek gayesinin “Allah rızası” olduğunu ortaya koymaktadır. Çünkü, diğer cennet nimetleri daha ziyade bedeni ve hissi taleplerimiz olduğu halde Allah rızası ruhumuzun talebi ve özlemidir.


73. Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü bir varış yeridir!

Resulullah (s.a.), Tebük’de düşmanı beklerken kendisine vahiyler geliyor ve O, savaştan geri kalanları devamlı olarak ayıplıyordu. Celas b. Süveyd adındaki bir münafık dedi ki: “Eğer Muhammed’in kardeşlerimiz için söyledikleri doğru ise, eşeklerden alçak olalım!” Bu sözü işiten Amir b.Kays, derhal cevap verdi: “Muhammed muhakkak doğru söylüyor. Siz ise eşeklerden alçaksınız!” Resulullah Medine’ye dönünce, Amir durumu Peygamber’e arzetti. Celas: “Bana iftira ediyor” diyerek söylediklerini inkar etti. Resulullah her ikisinin de minberin önünde yemin etmelerini emretti. Her ikisinin de minberin önünde yemin etmelerini emretti. Her ikisi de kendilerinin doğru olduklarına dair yemin ettiler. Ancak Amir yeminden sonra ellerini kaldırarak, “ Ya Rab, doğru söyleyeni tasdik, yalancıyı tekzib eden bir ayeti Peygamber’ine gönder” diye dua etti; Resulullah ile diğer müminler de, “Amin” dediler. Hemen aşağıdaki ayet nazil oldu. Celas, suçunu itiraf ve tevbe etti.


74. (Ey Muhammed! O sözleri) söylemediklerine dair Allah'a yemin ediyorlar. Halbuki o küfür sözünü elbette söylediler ve müslüman olduktan sonra kâfir oldular. Başaramadıkları bir şeye (Peygambere suikast yapmaya) de yeltendiler. Ve sırf Allah ve Resûlü kendi lütuflarından onları zenginleştirdiği için öç almaya kalkıştılar. Eğer tevbe ederlerse onlar için daha hayırlı olur. Yüz çevirirlerse Allah onları dünyada da, ahirette de elem verici bir azaba çarptıracaktır. Yeryüzünde onların ne dostu ne de yardımcısı vardır.

Medinelilerin bir kısmı fakir idi. Resulullah geldikten sonra zenginleştiler. Sonra da münafıklar nankörlük edip Peygamber’e kötülük etmeye kalkıştılar.


75. Onlardan kimi de, Eğer Allah lütuf ve kereminden bize verirse, mutlaka sadaka vereceğiz ve elbette biz sâlihlerden olacağız! diye Allah'a and içti.
76. Fakat Allah lütfundan onlara (zenginlik) verince, onda cimrilik edip (Allah'ın emrinden) yüz çevirerek sözlerinden döndüler.
77. Nihayet, Allah'a verdikleri sözden döndüklerinden ve yalan söylediklerinden dolayı Allah, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar onların kalbine nifak (iki yüzlülük) soktu.
78. (Münafıklar), Allah'ın, onların sırrını da fısıltılarını da bildiğini ve gaybları (gizli şeyleri) çok iyi bilen olduğunu hâla anlamadılar mı?
79. Sadakalar hususunda, müminlerden gönüllü verenleri ve güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya, Allah işte onları maskaraya çevirmiştir. Ve onlar için elem verici azap vardır.

Münafıkların reisi Abdullah b. Übeyy, ölüm hastalığına yakalandığı zaman oğlu Abdullah, Resulullah (s.a.)’a gelerek babası için istiğfar etmesini istedi. Abdullah halis bir müslüman olduğu için Resulullah onun hatrını kırmadı ve babasının affı için Allah’a dua etti. Bunun üzerine aşağıdaki ayet nazil oldu.


80. (Ey Muhammed!) Onlar için ister af dile, ister dileme; onlar için yetmiş kez af dilesen de Allah onları asla affetmeyecek. Bu, onların Allah ve Resûlünü inkâr etmelerinden ötürüdür. Allah fâsıklar topluluğunu hidayete erdirmez.

dildade isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla