CHP: Yurt dışında saldırganlık ve maceracılıkta şampiyon
Kıbrıs da barışçı çözüme karşı ana siyasi muhalefet Türkiye'de CHP'dir. 2004'e dönersek, BM planının ve birleşik Kıbrıs için referandumunun AK Parti hükümetince desteklenmesi sorunun çözümü için diplomatik bir hamleydi. Fakat Baykal plana katı bir şekilde karşı çıktı. Çünkü sorunun çözümsüz kalmasını tercih ediyordu; bunu adadaki Türk sosyal demokratları ile arasının açılmasını dahi göze alarak yaptı.
Kuzey Irak konusunda, CHP bölgedeki ABD ve yerel Kürt güçleri ile sıcak çatışma anlamına bile gelse, uzun süredir bölgeye asker konuşlandırılmasını önermektedir. Seçimler yaklaştığı sırada, 2007 yılının ilk yarısında böyle bir adımın kargaşa yaratacağı belli olmasına rağmen, Baykal konuyla ilgili baskısını artırdı. 2007 Ekiminde hükümet, Türk topraklarından PKK saldırılarını bertaraf etmek için Kuzey Irak'a askeri bölüklerin yerleştirilmesi kararı aldı. Bu hareketin siyasi ve askeri başarısı için en önemli koşul, sınır ötesi operasyonun sınırlarının çok dikkatli belirlenmesi ve hedefin kesinlikle PKK ile sınırlı tutulması idi. Fakat konu Meclis'te tartışıldığında, CHP sözcüsü partisinin saldırgan çizgisinden ayrılmak için hiçbir sebep görmedi: 'Sayın Başbakan... muhtemel sınır ötesi harekâtın hedefinin 'sadece ve sadece terör örgütü' olduğu hususu(nu söyledi)... Harekâtın temel hedefi, sadece yakalayabildiğiniz PKK'lıları etkisiz hâle getirmek değildir... iş bununla bitmiyor... harekâtın... ana hedefi... PKK'yı himaye eden Kuzey Irak'taki siyasi otoriteye (Barzani) bu himayenin çok ağır bir bedeli olacağını göstermek (olmalıdır)... (15).
AK Parti'nin yasaklanması
CHP'nin ana taktiği sürekli olarak Türkiye'nin İslami kurallarına dayalı bir devlet tehdidi ile karşı karşıya olduğunu, ki bu Türklerin Orta Çağda bile yaşamadığı bir durumdur, ve AK Parti'nin bunu gerçekleştirmek istediğinin altını çizmesidir. CHP bu iddiasının en önemli delili olarak da AK Parti'nin üniversitelerde başörtüsü giyme yasağının kaldırılması teklifini göstermektedir.
Bu yıl Şubat ayında, Meclisin 411 milletvekili üniversiteli kadınlara bu konuda seçme özgürlüğü imkânı sağlayan anayasal değişiklikleri onayladı ve CHP Anayasa Mahkemesi'ne bu değişikliklerin iptal edilmesi için dilekçe verdi. Mahkeme CHP'nin talebi doğrultusunda karar aldı. Mart ayında Başsavcı AK Partinin kapatılması ve Başbakan Erdoğan'ın 5 yıl süreyle siyaset yapmasının yasaklanmasını isteyen bir iddianame hazırladı. Tüm bu olanları Baykal büyük bir zafer olarak karşıladı.
Bu iddianamenin verilmesinden kısa bir süre sonra, ideolojik taraflılığı nedeniyle çok fazla eleştiri toplayan iddianame hakkındaki görüşlerini Baykal şöyle açıkladı: 'Çok objektif ve sorumluluk sınırları içinde hazırlanmış çok iyi bir iddianamedir' (16). Baykal ayrıca Mahkemenin ne şekilde karar alması gerektiği konusunda da fikirlerini açıkça dile getirdi: 'Yargının görevini yapması engellenirse din istismarı engellenemez ve kaos ortaya çıkar' (17). Başbakan Erdoğan için istenen ceza hakkında ise şunları söyledi : 'Gerçek bir yerde ortaya çıkar üstün gelecek hükmü yersin' (18).
Çok sayıda AB liderinin son seçimde oyların yüzde 47'sini kazanmış bir partinin kapatılmasının ve Başbakanın siyasi olarak yasaklanmasının kabul edilemez olduğunu belirtmesine Baykal'ın tepkisi şu şekilde oldu: 'Türkiye'nin AB ile ilişkilerine en büyük darbeyi vuran, zarar getiren, AB adına gelip Türkiye'de uluorta, patavatsızca konuşan siyaset adamlarıdır. AB yöneticilerinin bir an önce bu konuyu ciddiye alarak, ne söylediğini bilmez insanlara, Türkiye'yi anlatmaları gerekmektedir' (19). Baykal'ın buyruğuna göre ne hakkında konuşmaları konusunda talimat alması gereken politikacılar AB Komisyon Başkanı Jose Barosso ve AB'nin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn'den başkaları değildir.
Bazı AB liderlerinin AK Parti'nin yasaklanmasına ilişkin demokratik bir bakış açısı ile yaptıkları eleştirilere diğer bir cevap olarak Baykal basitçe şöyle dedi: 'AB adına konuşanlar demokrasi ukalası' (20). Nihayet Olli Rehn 'demokratik laiklik' anlayışı üzerinde bir uzlaşma ima ettiğinde, Baykal'ın yanıtı şöyle oldu: 'Demokratik laiklik söylemleri, laiklikten vazgeçme arzusunun bir yansımasıdır' (21).
KAYNAKLAR:
(1) - Nokta, 29.3. 2007
(2) - Zaman, 1.6. 2006
(3) - Hürriyet, 9.9.2006
(4) - Zaman, 4.10.2006
(5) - Zaman, 19.3.2007
(6) - Milliyet, 28.4.2007
(7) - İsmet Berkan, Radikal, 4-11. 04. 2008
(8) - Hürriyet, 7.2.08
(9) - Vakit, 23.3.2008
(1 0 ) - Taraf, 11.4.2008
(11) - Zaman, 14.4.2007
(12) -TBMM Genel Kurul tutanakları, 20.02.2008, CHP, İsa Gök.
(13) - TBMM Genel Kurul tutanakları, 30.1.2008, CHP, Rahmi Güner.
(14) - Star, 1.12.2006
(15) - TBMM Genel Kurul tutanakları, 17.10.2007, CHP, Şükrü Elekdağ
(16) - Zaman, 18.3.2008
(17) - Hürriyet, 4.4.2008
(18) - Taraf, 15.6.2008
(19) - Milliyet, 7.5.2008
(20) - Radikal, 12.5.2008
(21) - Hürriyet, 19.5.2008
Haluk Özdalga / Ankara Milletvekili - 23 Temmuz 2008