Tekil Mesaj gösterimi
Alt 07-01-2008, 10:25   #80
Kullanıcı Adı
Berika
Standart TÜRKİYE'DE BAŞÖRTÜSÜ YASAĞININ TARİHÇESİ
TÜRK HALKININ VE İNSAN HAKLARI KURULUŞLARININ KONUYA DEĞERLENDİRMESİ



Türkiye’deki yerel koşullar, başörtü kullanmasının başkalarının kendi dini inancına çekme (proselytist) bir etki yapacak nitelikte olmadığını ortaya koymaktadır. Türkiye’de kişilerin dini inançlarının ne olduğunu göstermek için, başını örtmelerine ihtiyaç duymadıkları açıktır. Sivil toplum kuruluşları tarafından yapılan istatistiklerde, Türkiye’de başörtüsü bir ayrım, baskı aracı olarak değerlendirilmediği, farklı giyimdeki bireylerin kamu düzeni bozulmadan aynı ortamlarda bulunup bulunmadıkları incelenmiştir. Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı TESEV’in “Türkiye’de din, toplum ve siyaset”, Liberal Düşünce Topluluğunun “Yasal ve Sosyal Yönleriyle Türkiye’de İfade Özgürlüğü”, Akademik Araştırmalar Merkezi AKART’ın genel çalışması, İstanbul Mülkiyeliler Vakfı Sosyal Araştırmalar Merkezi (İMV-SAM) “Siyasal ve Toplumsal Eğilimler Araştırması’nın Aralık 1997 Raporu”, Milliyet Gazetesi’nin on beş gün devam eden “Türban Dosyası”, Gerçek Hayat dergisinde üç hafta yayımlanan “Başı açıklar anketi” ve Modus Araştırma Merkezi tarafından gerçekleşen “Başörtüsü Mağdurları Anketi”nde konunun bir insan hakkı sorunu olarak görüldüğü halkın %70’inden fazlasının bu yasağın kalkması gerektiği yönünde görüş beyan ettiği ortaya çıkmıştır.



Aynı şekilde yerel ve uluslar arası insan hakları kuruluşları Human Rihts Watch, Eğitimciler Birliği Sendikası, İnsan Hakları Derneği(İHD) ve İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER) ve pek çok sivil toplum kuruluşu bu konunun insan hakkı ihlali teşkil ettiğine ilişkin görüşlerini tekrarlamışlardır.



+ TESEV araştırması, Türk kadınlarının çoğunun örtündüğünü göstermektedir. Sokağa çıktıklarında başını örtmediğini söyleyen kadınların oranı sadece %27.3’tür. Buna karşılık %53.4’ü başörtüsü ve %15.7’si türban taktığını söylemektedir. Ankete cevap veren erkeklerden eşinin başını örtmediğini söyleyenlerin oranı %16. 4’tür. (s. 22)



Görüşülenlerin %76.1’i üniversite öğrencisi kızların isterlerse başlarını örtmelerine izin verilmesi gerektiğine destek verirken, bu görüşe katılmayanlar yaklaşık %16 düzeyindedir. Devlet memuru kadınların isterlerse başlarını örtmelidir” ifadesine katılanların yüzdesi %74.2 olup, katılmayanların yüzdesi 16.0’dır. Türk halkının yarısı (%50.2) dindar insanlara baskı yapıldığını düşünmekte, baskı yapıldığını düşünen %42’nin yaklaşık %65’i türban yasağını örnek olarak vermektedir. Dinin kamu ve siyaset yaşamı üzerinde etkili olmaması gerektiğini düşünenlerin gibi devletin de dini yaşam müdahale etmemesi gerektiğini düşünenlerin çoğunluktadır. (s. 16)



+ Liberal Düşünce Topluluğunun, 3 Aralık 2002 tarihli basın açıklamasında deklare ettiği rapora[1] göre, toplumun yüzde 73’ü Türkiye’de insan hakları ihlallerinin yaygın olduğu kanaatindedir. Toplumun yarıdan fazlası, başörtülüler, kadınlar, dindarlar, eşcinseller ve Kürtlerin baskı gördüğü kanısındadır. (s.2) Toplumun yüzde 70’i üniversitelerde başörtüsünün serbest olması gerektiğini düşünmektedir. (s. 3)



+ Akademik Araştırmalar Merkezi (AKART’ın) araştırmada[2], Türk halkının %86’sı başörtüsü konusunda olumlu görüş bildirmektedir. Halkın üçte ikisi, okul devlet dairesi dahil ayrım yapılmaksızın her yerde başörtüsünün özgürce takabilmesini savunmaktadır.



+ Milliyet Gazetesinin on iki süren “Türban Dosyası” başlıklı yazı dizisindeki araştırma sonucuna göre, Türk kadınların yüzde 64'ü, sokağa çıkarken, evinin dışında başını kapamaktadır. Her 100 evin 77'sinde, başını örten bir kadın vardır. 17 yaşından büyük 22 milyon kadının, yaklaşık üçte ikisi, 14 milyonu, evinden dışarıya çıktığında başını bir giysiyle kapamaktadır.



Başını örten 14 milyon kadının 11 milyonu, başına örttüğü giysiyi "başörtüsü" ya da "eşarp", 800 bini ise "türban" olarak adlandırmaktadır. 2 milyon kadın, "yöresel örtü" ile başını kapattığını, 270 bin kadınımız çarşafla örtündüğünü söylemektedir.



Başını örtenler ve örtmeyenlerin çoğunluğu "türban"ı "sorun olarak" görmemektedir. Yetişkinlerin (42-44 milyon kişinin) en çok 6 milyonu için Türkiye’de "türban sorunu" vardır. (31/05/2003 tarihli Milliyet Gazetesi)



Halkın dörtte üçü, üniversitelerde türban yasağı uygulanmasının karşısındadır. Cinsiyet ve yaş farkı, bu isteğin oranını değiştirememektedir. “Üniversitelerde turban yasağı olmamalıdır” diyenlerin oranı %75. 5’dir.



Devlet dairelerinde çalışan bayanlardan isteyenler başlarını örtmelidir diyenler %62, 6 oranındadır. Üstelik Yüzde % 54.1 “size hizmet veren bir memurun kamu hizmetlisinin (hakim, öğretmen, tapu memuru, polis vs., ) siyasi olarak ne düşündüğünü belli edecek bir görünümde (rozet, işaret, belli bir şapka, türban vs) hizmet vermesinin kendisini sizi rahatsız etmeyeceğini ifade etmektedir.



+ Human Rigts Watch değişik tarihli raporlarında, Türkiye’de başörtüsü nedeniyle bayanların temel haklarını kullanmalarını engellenmesini insan hakkı ihlali olduğunu beyan etmiştir. (Ek 18)



“OSCE İstanbul Zirvesinin Arka Planı” Kasım 1999



Dini hakların kısıtlanmasının (ifade özgürlüğünün daha ileri düzeye gelmesi sonucu) üzücü sonuçları başörtüsü ve türbanı toplum hayatında ve kamusal alanda yasa dışı ilan eden bir kampanya şeklinde tezahür etti. Geçen 3 yılda laiklik adı altında yürütülen işlemler, binlerce bayan öğrencinin yüksek öğretimden çıkarılmasına ya da okula devamlarına ara verilmesine, doktor ve hemşireleri de içeren kamu görevlilerinin işten çıkarılmasıyla sonuçlandı.



  Alıntı ile Cevapla