Tekil Mesaj gösterimi
Alt 07-01-2008, 10:26   #82
Kullanıcı Adı
Berika
Standart TÜRKİYE'DE BAŞÖRTÜSÜ YASAĞININ TARİHÇESİ
SONUÇ VE GENEL DEĞERLENDİRME



Yetişkin bir insanın en doğal haklarından bir tanesi, nasıl giyineceğine kendisinin karar vermesidir. Yedi yaşındaki bir kız çocuğunun bile giyim zevki varken, seneler önce kendi kararlarını kendi verme kabiliyetini kazanmış, reşit bir bayana nerede başını örtebilip nerede açması gerektiğinin söylenmesi ve aksi hareket halinde diğer haklarının elinden alınması, kadınlık onurunu zedeleyen bir durumdur. Başörtüsü yasağı aslında tamamıyla kadınları hedefleyen çok ağır bir ayrımcılıktır. İsteyen kendi inançları doğrultusunda istediği kılığı tercih etmelidir.



Dini inancından dolayı ayrımcılığa maruz kalan bayanlar, aslında kadın olmalarından dolayı da ayrımcılığa uğramaktadır. Eğitim hakkı kısıtlanan, çalışma imkanları ellerinden alınan bayanlar, eğer erkek olsalardı, düşünce ve inançları ne olursa olsun herhangi bir müdahale ile karşılaşmayacaklardır. Bu durumda, aslında Türkiye’de cinsiyet ayrımcılığı yapılmaktadır. Kadınlar yaşları, konumları ne olursa olsun aciz, daha kıyafet biçiminin ne olacağına kendisi karar vermeyen, saçlarını örtüp açmasına başkalarının karar verme hakkının bulunduğu ikinci sınıf insan konumunda değerlendirilmekte, kendi kıyafetleri konusunda verilen kararlara uymadıkları için cezalandırılmaktadırlar. Gerekçe olarak üçüncü kişileri hakları gösterilmektedir. Kimsenin sadece görünüş biçimiyle diğer insanların haklarını olumsuz etkileyemeyeceği gerçeği önemsenmemektedir.



Tüm insanlar kıyafetleri ve cinsiyetlerine olursa olsun, doğdukları anda temel insan haklarına sahiptirler. Hangi hakkı ne zaman ve nerede kullanabilecekleri kendi takdirlerindedir. Haklarının kısıtlanması ancak Anayasa öngörülen usullere bağlıdır. Açık bir yasa yada Anayasa maddesi olmadan, sadece keyfi yorumlarla kısıtlanamaz. Sadece yargı kararlarındaki yorumlar yasağın yasal temelleri olarak değerlendirilemez.



Türkiye’de bir bayan zaten en doğal haklarından birisini kullanıp kıyafetini belirlerken, insanlığından ve insan olmasının gerektirdiği temel haklarından feragat etmez. Bir temel hakkın kullanımı diğerinden feragat etmeyi gerektirmez. Bireyler, birbirinden bağlantısız iki haktan birisini tercih etmek zorunda bırakılamaz. Kişi yaşam hakkını kullanırken, işkence görmeme hakkından vazgeçmiş sayılamaz.



Demokratik sistemin korunması, on binlerce kadını eğitimsiz bırakarak hayatın kıyısına atılması ile zorla başlarını açtırarak kendi kendileri ile çelişen psikolojisi bozulmuş, kişiliği zedelenmiş insanlar oluşturarak sağlanamaz. Hedeflenen amaç insanları sahip oldukları eğitim hakkı ya da din özgürlüğü gereği kullandığı başörtüsü arasında seçim yapmaya zorlamak olmamalıdır.



Zira eğer sadece başını örttüğü için eğitim hakkını kullanmayan bir öğrenciye gerçekleştirilen müdahalenin demokratik bir toplumda doğru olduğu kabul edilirse, başını açmadığı için öğrencisini anfiye kilitleten öğretim görevlisinin de doğru yaptığını kabul etmek gerekecektir. Soyut varsayımlarla hak ihlallerine mazur gösterilmesi halinde, her davranışa bir mazeret bulmak mümkündür.



Bu noktada somut örnekleriyle ifade edilmeye çalışıldığı üzere, bayanların din ve vicdan özgürlükleri ile eğitim, çalışma, insan gibi yaşama haklarından birisini tercih etmek zorunda bırakılmaları insan hakkı ihlalidir. Türkiye de bu ihlal 1998 yılından itibaren sistematik olarak sürekli gerçekleştirilmektedir. Binlerce genç, mevcut yasak yüzünden okulu bırakmak zorunda kalmış, pek çoğu evlerine çekilmiş, bir kısmı yurtdışına giderek ailelerinden ve arkadaşlarından kopmak zorunda kalmışlardır. Binlerce bayan geçimini temin edemez duruma getirilmiştir. Bir kişiyi öldürmek ile geleceğini elinden almak arasında bir fark yoktur. Bu nedenle Hukukçular olarak, Türkiye’deki mevcut uygulamaya ilişkin değerlendirmemizi tarafınıza bildirme ihtiyacı hasıl olmuştur.
Kaynak: Umran dergisi
  Alıntı ile Cevapla