Bir zamanlar çirkinlik ve edepsizlik karşısında tavrı sert ve net olan insanlara bu gün her fırsatta “bunda ne var ki?” telkinleri habire tekrarlanıyor… Bu da olumsuz etkilerini göstermeye başladı… Artık en hayasız söylem ve görüntüler toplum nazarında sıradanlaşmaya başladı… Günahın estetize edildiği günlerden geçiyoruz… Öyle ki, “günahtan sakınmak” yadırganır oldu…
Değerlerini koruyan ve günahlardan korunan kişiler dışlanır oldu…
Haya, ar, çekinme, utanma duyguları tarumar oluyor…
Toplumsal denetim tahrip edildikçe başıboşluk ortamında bireyci, özgürlükçü çıkışlar yeni fırsatlara kapı aralıyor… Herkesin “kendi özel”i, “kişisel dokunulmazlığı” kutsanıyor… Yolsuzluk, arsızlık, haksızlık, ahlaksızlık, sahtekarlık, riyakarlık sınır tanımıyor… Herkesin yaptığı yanına kar kalıyor… Kimse kimseye müdahil değil…
Toplumsal denetimin kalan kırıntıları da “mahalle baskısı” yaygaraları ile yok ediliyor ve bununla duyarlı Müslümanlar baskı altında tutuluyor…
Herkesin gözü önünde işlenen cürüm, cinayet, tecavüz ve talan yaygınlaşırken, kimse oralı değil! Herkes kendince tedbirli(!)… “Başıma iş açmayayım” felsefesi geçer kural…
Hani, eskiden “ya büyükler görürse” endişesi, caydırıcı bir faktördü… Şimdi büyükleri kim tanır? Kim takar?
Toplum “emri bil maruf nehyi anil münker” sorumluluğundan uzaklaşınca bu defa “bireysel özgürlüklerin tadını çıkarma”ya başlar insanlar…
O zaman görün bakalım, gençliği polisiye tedbirlerle terbiye edebilecek misiniz? Kent yaşamının büyülü atmosferinde gözden uzak ortamlarında yaşamın tadını çıkaranlara ne yapabilir siniz?
İç karartıcı, yüz kızartıcı fotoğraflar psikolojimizi bozsa da zamanla bizi de buna alıştıracaklar gibi…
Bilmem ilginizi çekiyor mu? Şiddetten , ahlaki yozlaşmadan nefret ettiğini söyleyenler bile, bu zararları içeren dizi ve programları heyecan ve merakla izlemiyorlar mı? Dizilerden başını kaldırıp olup-biteni sorgulamayan Müslümanları neyi, nasıl dizginleyebileceklerdir? Hangi kötülüğe, nasıl “hayır” diyebilecekler?
Sessizlik sarmalında, seyir kültürüne kendilerini terk edenler; kime, hangi değeri ve doğruyu sunabilecekler?
Ortada görülen, ürkütücü bir “sessizlik sendromu”dur… İçe kapanmanın, alandan çekilmenin hazin sonucudur… Belki de bunun adı: “haksızlık karşısında susmak
RAMAZAN KAYAN
|