Vakit sonbahar. Yapraklar sararmaya, güller kurumaya döndü. Fırsat bu fırsattır diyerek ve içinizden gelerek ilk gördüğünüz gülü derin derin koklayın...
En son ne zaman yağmur altında yürüdünüz sahi? Hastalanma telaşını bir kenara iterek yağacak ilk yağmurda kendinizi sokağa atın ve sırıl sıklam olana kadar yağmur altında yürüyün...
Bırakınız sivri akıllılar nezle ve grip ihtimalini düşünüp hayatı camların dışından seyretsinler; siz bu konuda yarı deli olun ve hayatı içinden fethedin.
Bir sabah vakti ve akşam üzeri erkence davranın. Sevdiğiniz insanı yanınıza alarak güneşin doğuşunu, ya da hayata pembe öpücükler serpiştirerek denize gömülüşünü seyredin...
Herhangi bir parka gidin, takım elbisenize, kravatınıza aldırmadan çimlerin üzerine yatıp yuvarlanın...
Zaman zaman bir fidan dikin...
Çocuklarınızla, torunlarınızla, yeğenlerinizle alt alta, üst üste güreşin, yaşıyor olmanın nimetlerini derinden hissedin...
Yine çocuklarınızla, torunlarınızla, yeğenlerinizle müsait bir alana giderek uçurtma uçurun...
Sizden beklemediği bir miktar vererek avuç açan bir garibanı sevindirin...
Bir gün kendi yaşınızda bir çocuğa rastlayıp oynamak amacıyla cebinizde iki misket taşıyın...
Dua etmek için camie gitmeyi filan beklemeyin, aklınıza estiği yerde içinize çekilip dua edin...
Bir düşünün bakalım: En son ne zaman çocuklarınıza, yahut torunlarınıza bir hikâye anlattınız?.. Belki de bunu yapmanın tam sırasıdır.
Bugün iş çıkışı bir çiçekçiye uğrayın, sevdiğiniz insanın çok sevdiği çiçeklerden küçük bir demet yaptırın ve onu kendisine verirken göz bebeklerine bakarak, “Seni seviyorum bir tanem” deyin.
Yarın sabah aynaya gülümseyin, sizi seçip dünyaya gönderene şükredin...
•
Bunlar bazılarınıza göre, eminim “fazla duygusal” şeyler...
Sırtüstü çimlere uzanıp bulut karmaşasından şekiller üretmek, durup güller koklamak, çocuklarla, torunlarla güreşmek, sevgiliye gül götürmek, kulağına aşk sözcükleri fısıldamak, fidan dikmek bana göre değil, diye düşünebilirsiniz.
“Yavuz Bahadıroğlu’nun tuzu kuru ki, çiçeklerden böceklerden dem vuruyor; oysa benim bunlara ayıracak vaktim yok” da diyebilirsiniz.
Ömrünüz boyunca “küresel ısınma”, “global ekonomik kriz”, “Ergenekon Davası”, “Aktütün baskını”, “Erdoğan-Baykal kavgası”nı konuşabilirsiniz.
Peki, ne zaman yaşayacaksınız?
YAVUZ BAHADIROĞLU
|