Evet, yüce bir ahlakla duruşunu netleştirmeyen yürüyüşünü sürdürmeyenin ruhu yorgun, söylemi yavan, zemini kaygandır… Dikkat edilirse yolda dökülenlerin çoğunun nedeni, ahlaki zaafiyetler olduğu görülecektir…
Benliklerimizi okşayan beğenilerin bizi şımartmasından ve şaşırtmasından endişe ediyorum… Kendimizi öncelediğimiz ve sadece kendimizi önemsediğimiz günden beridir ki, ortak mücadele ruhu ve heyecanı zedelenmeye başladı…
Yenilgiden korkmuyorum, acelecilikten doğacak fevriliklerden, olumsuzluklardan oluşacak feverandan çekiniyorum… Uzun soluklu bir seferi sürdürecek sabır ve sebattan yoksun kalmak en ciddi bir tehdittir…
Başaramamak önemli değil, başarının büyüsünün bizi bozmasından kaygılanıyorum… Siyasi başarıların nasıl baş döndürdüğüne, ticari kazanımların baştan çıkarıcı etkilerine az mı tanık olduk?
Büyümenin büyüsünü bozacak tevazu ve teenniye sahip miyiz?
Güzelim değer ve doğrulara yönelik şüphe ve vesveseler salınırken bunu savacak ihlas ve yakini kuşanabildik mi?
Üzerine titrediğimiz ilkeler yeni zamanların gerekliliklerine feda edilirken savunma refleksimizi bilememiz gerekiyor…
Her türlü aracı, alanı, yolu, yöntemi mubah-meşru gören makyavelist, liberalist aklın, anlayışın doğruyu, güzeli, iyiyi öncelemesini ve bunun üzerinde direnmesini beklemek safdillik olur…
Artık akıl, kurnazlıkların, hileciliğin, iş bitiriciliğin aracıdır…
Bilgi “hamd”in, “şükr”ün vesilesi olması gerekirken “gurur”un, “kibr”in nedeni olmaya başlar…
Sermaye, şımarmanın ve sömürünün tetikleyicisi ise o zaman geçmiş kavimlerde refah içinde nimetlerle şımaranların akıbetine bakmak lazım…
Güç ve iktidar, tekebbür ve tahakkümle sonuçlanıyorsa, adalet ve ahlak ayak altı demektir…
Ama tüm olumsuzluklara rağmen, yani ahlaksız bir dünyada ahlaklı yaşamanın imkanı bizdedir…
Bu açıdan bir ahlak yürüyüşü başlatmalıyız… Ya da yürüyen ahlak olmalıyız… Ahlakı ayağa kaldırdığımız zaman nice kapalı kapıların bize açıldığını göreceğiz… Ahlak üzerinden yürekler arası köprüler örülecektir…
Tabii ki, bizim derdimiz ahlakçı olmak değil, ahlaklı olmaktır…
Hem nasıl bir ahlak?
“Amentü” ile formüle edilen esasların oluşturduğu bir ahlak…
Şayet dinamik bir ibadi hayatı kurmaz, üstün bir ahlakı kuşanmaz isek, o zaman hazlarımız ibadetleşmeye başlar, hevanın tutsağı oluruz…
Çıkış yolumuz ise; takva ile tahkim edilmiş yüce ahlaktır…
RAMAZAN KAYAN
|