Ancak insanlar son peygamberden sonra da yoldan sapmalar yaşamış. Ancak, hiçbir sapma modern diye tanımlanan batı modernitesinin yaptığı sapmayı aşamamıştır. Batı aydınlanması diye de tanımlanan modern dönemden önceki sapmalar; Allah’ı veya dini inançları toptan reddetme yerine, kendi çıkarlarına uygun bir yorumunu savunarak doğru yolda olduklarına inanırlardı. Çoğu kez de yaptıkları işin meşru olmadığı şüphesini derinden duyarak pişmanlıklara kapı aralarlardı. Ancak batı modernitesi sonrası ise; insanlık yeni bir duruma evrildi. Bizzat Allah inancı ile birlikte Allah’ın varlığı konusunda da şüpheler oluşturarak tanrısız bir dünya kurgulandı. İşin insani boyutu açısından bakıldığında son peygamber ve vahiy gönderilmiş, vahiy ise, bir kitap (Kur’an) olarak elimizde bulunmaktadır. Fakat insanlığın karşı karşıya kaldığı durum gerçekten çok trajik; kendi velinimetini; yani yaratıcısını yok sayarak yeni bir dünya kurma oynaşında bulunmaktadır.
Batı dünyası ve kültürü bu durumda! Peki, İslam coğrafyasında durum ne âlemde acaba?
İslam coğrafyası, özellikle Osmanlının gerilemesi ile birlikte siyasi üstünlüğünü da kaybederek derin bir mağlubiyet psikolojisine yakalandı. İbn-i Haldun’un belirttiği gibi: ‘Mağluplar, galiplerini taklit ederler’ ilkesince körcesine bir batı taklitçiliği başladı. Yönetimlere ve siyasi erke bu batıcı kültürü benimseyenler geçti. Ve geçmişe ait ne varsa ona yönelik bir düşmanlık psikolojisi ile saldırı başladı. İslam ve Müslümanlığa yönetim ve iktisat alanlarında geçit verilmedi. 20. Yüzyılın ilk yarısına kadar böyle devam etti. Daha sonra demokrasiye geçiş süreçleri başladı. Kaba bir din düşmanlığı daha rafine hale getirilerek devam ettirildi. Ancak, millette de derin bir uyanış başlamıştı. Bu uyanış, milletin kendi düşüncelerine ait veya saygısını belirtmekten uzak durmayanlara iktidar yolunu açtı. İslam coğrafyasının birçok yerinde İslami muhalefet çabaları cidden güçlendi, bazı yerlerde de iktidara ortak oldu. Bütün bu gelişmeler iyi olmakla birlikte, yaşanan derin mağlubiyet psikolojisi ve dini bilgiyi elde etmede modern kültürün dayatması altında bulunması en önemli engel olarak tarihe adını yazdırdı.
ABDULAZİZ TANTİK
|