İşte o müthiş söz: "Yeryüzünde karşılaştığınız veya gördüğünüz tüm fenalıkların, kötülüklerin oluşmasının sebebi üçtür. Bunlar:
1. Haksız kazanç elde etmek,
2. Gerekli olan yerlere harcama yapmamak,
3. Gereksiz yerlere ise harcama yapmak."
Köyden şehre, mahalleden başkente, gecekondudan villaya kadar yaşanan hayatta tarifi mümkün olmayacak derecede israf söz konusudur. Tüketim ekonomisinde israf tavan yapmıştır.
Bu noktaya elbette birden gelinmedi. Toplumun içinde bulunduğu iki temel buhran-krizin fark edilememesi, nice nice krizlerin oluşmasına sebep oldu. Kıyamete kadar devam edecek iki temel buhran vardır. Bunlar iman ve ahlak buhranıdır. Diğer buhranlar, krizler, bu iki temel buhranın neticesidir.
Etrafımıza baktığımız zaman, toplum, yiyenler, yarışanlar, sevişenler ve içenlerin ağır bastığı bir toplum olmuştur. Kafalar, kalpler ve mideler Allah'ın ayetleri ile adeta savaşmaktadır. Son üç asırdır ve bilakis cumhuriyet döneminde ekonomi ve teknolojinin başını Müslümanlar çekmedi. Sadece tüketime mahkûm edildi.
İhtiyaç maddelerinin üretilmesi yerine, gereksiz ve faydasız şeyler üretildi. Çünkü üretimin başında bulunan zihniyetin, ahiret kaygısı, hesap verme diye bir düşüncesi yoktu.
Üretimde bilgilendirici reklâmlar yerine, yanıltıcı, abartıcı reklâmlar, toplumun iştahını kabarttı. Bir insanın cebinde birden fazla kredi kartı taşınmaya başladı. İnsanı yönetmek kadar, ekonomik yapının yöneltilmesinin önemi gözardı edildi. Ekonominin, ahlaki yapısı, Yaratan ile bağlantısı, maksat ve hedefi belirtilmediğinde, insanlık için büyük bir fitne olur. Ahlak, hukuk ve ekonomi değerlerinin kaynağı öncelikle vahiy ve vahyin gölgesinde iş yapacak olan akıldır.
Şu gerçek hiçbir zaman gözardı edilmemelidir. Allah'ın ayetleri (yasaları), toplumun davranışlarına göre tecelli eder. Buna sadece bir tane örnek verip, mesajımı noktalamak istiyorum:
"Peygamberleri onlara apaçık bilgiler getirince, onlar (inkârcılar), kendilerinde bulunan beşeri bilgiye (sanat, felsefe, teknoloji) güvendiler, onu alaya aldılar. Alaya aldıkları şey kendilerini boğuverdi." (Mümin sûresi/83)
ABDULLAH BÜYÜK
|