Rica ederim efendim....sizsiz bu bölüm yürümüyor..
Nedir işin aslı?
Baykal, beklemediği bir emr-i vaki ile karşılaştı ve bozuntuya vurmadan bir çarşaflıya rozet taktı.
Hepsi bu kadar yahu!
Ne bir açılım yaptı, ne farklı bir şey söyledi, ne de ileriye dönük yararlı bir söz verdi.
Baykal, o bildik Baykal’dı.
Her meseleyi konuşur konuşur, cılkını çıkarır, sonra da çürümüş bir sakız gibi atar ağzından ve unutur gider.
Baykal hangi konuyu almış da sonuna kadar götürmüş ki!
Bunlar bildik manzaralar. Onu ciddiye alıp da konuşmak, yazmak boş işlerle uğraşmaktır.
Eskilerin ifadesiyle “abesle iştiğal.”
Esad Erbilî’nin (ks) dediği gibi “mü’min-i kâmil, hak ile şâğil, batıldan gâfil” olmalı. Allah Teâlâ sevmez lağıv ve malayani ile meşgul olanları.
Ne demek mi?
Ne dinine, ne de dünyasına yaramayan boş sözler ve işler demektir lağıv ve malayani.
Eskiler, “bir insanı Allah Teâlâ’nın sevmediğinin alameti, boş söz ve işlerle meşgul olmasıdır” derlerdi.
Ne kadar doğru değil mi?
Zaman en büyük sermayedir, kaybı telafisiz en büyük nimet.
Siz bırakın Baykal’la uğraşmayı. Ne Baykal, ne de CHP iflah olmaz.
Onlar evliya bedduası almışlardır. Mümkün değil iflah olmazlar.
Zaten Baykal da bir söz vermiyor, bir va’d etmiyor ki başörtülülere.
Biz niye kendi kendimize çalıp söylüyor, gelin güvey oluyoruz ki?!
Ben bunları yazarken bile kendimi kınıyorum doğrusu.
Estağfirullahel azîm…
CEMAL NAR
|