Yorumumu yazdıktan sonra acaba kırbacı yiyenler için ne değişecek demiştim ki aklıma Engin NOYAN'ın sohbetinden bir bölüm geldi aklıma: Bir kısım kişilerde kul korkusu ALLAH korkusundan daha üstün geldiğinden İsraildeki soykırıma ses çıkaramıyor" demişti. Şimdi konuya uyarlarsak, diyelim ki bu kırbaçlananlar bir daha alkol almadı. Ama bunu neden yapmış olacak? Allah korkusu ile mi yoksa KUL KORKUSU ile mi?Allah'ın gösterdiği toleransı, merhameti kullar göstermiyor ne yazık ki.
Yine Engin NOYAN'ın sohbetindeki en etkileyici kısımla bitireyim sözümü:
Doğruca Firavun'a gidin;
çünkü o gerçekten her türlü ölçüyü aştı/azdı!
Ona yumuşak bir söz söyleyin
- ola ki düşünüp ders alır ya da derin bir korku/haşyet duyar!
(20 TâHâ 43-44)
"Âlemlerin Rabbi Yüce Allah, azze ve celle, geleceği bütünüyle bildiğine göre, yukarıda, “ola ki (le‘allehû) düşünüp ders alır ya da derin bir korku/haşyet duyar!” şeklinde, olabilirlik üslubu içinde geçen ifâdeler, açıktır ki, Firavun'un tepkileri konusunda Âlemlerin Rabbi Yüce Allah, azze ve celle, adına bir “şüphe”yi ya da “belirsizliği” îma etmemekte, fakat sadece mesajı taşıyana, günahkâra hitâb tarzını belirlerken, kendi adına aklında tutması gereken ihtimalleri işâret etmektedir. Yani, Hz. Mûsâ'ya (a.s.), Firavun'a hitab ederken, onun aklını başına getirecek ya da en azından onun gözünü yıldıracak bir üslup seçmesi öğütlenmektedir (Râzî). Öte yandan, her Kur’ânî anlatım değişmeyen bir Hakîkati ya da Hakîkatleri ortaya çıkarmak, yahut insan davranışlarıyla ilgili evrensel bir ilkeye açıklık kazandırmak amacını taşıdığına göre, açıktır ki, Âlemlerin Rabbi Yüce Allah’ın, azze ve celle, Hz. Mûsâ'ya (a.s.) belirli bir günahkâr için verdiği emir bütün çağlar için ve bütün tebliğ çabaları için geçerlidir."
|