Tekil Mesaj gösterimi
Alt 02-16-2009, 16:34   #7
Kullanıcı Adı
Alem_i Ervah
Standart
İmâma Tabi Olunacak Ve Olunmayacak Yerler

Bir kimse, imâma teşehhüd´de yetiştiği zaman, imâm, muktedî teşehhüdü (=et-Tahiyyat´ı) okumayı bitirmeden ayağa kalkarsa veya namazın sonunda, muktedî et Tahiyyât´ı okumayı bitirmeden imâm selam verirse, bu durumda muhtar olan görüş, muktedînin imâma uymaması ve teşehhüdü tamamlaması d ir,

Fakat, bu durumda, muktedînin teşehhüdü tamamlama(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ması da caizdir.

İmâm, muktedî teşehhüdü tamamlamadan önce konuş(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)muş olsa, bu durumda muktedî, —imâmın selam verdiği zamanda olduğu gibi teşehhüdünü tamamlar.

Muktedî, teşehhüdünü bitirmeden önce, imâm kasden ab-destini bozmuş olsa/bu durumda, muktedînin namazı bozulmuş olur. Hulâsa´da da böyledir.

Birinci ka´dede, imâm teşehhüdünü okuyup, üçüncü rek´-ate kalkmış bulunsa, arkasında bulunanlardan bazıları da teşeh(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)hüdü okumayı unutmuş ve ayağa kalkmış olsalar, dönüp yeniden teşehhüdü okurlar ve imâma bundan sonra tabi olurlar. Üçüncü rek´ate yetişemiyeceklerinden korksalar biîe, böyle yaparlar. Ki-. fâye´de de böyledir.

Muktedî, teşehhüdden sonra veya salavâtlardan önce o-kunan duaları okumadan imâm selam verecek olsa, bu durumda muktedî, o duaları okumayı terk eder ve imâmla birlikte se(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lam verir.

Muktedî, teşbihlerini üçer defa söylemeden önce, imâm başım rükû´dan veya secdeden kaldırmış olsa, bu durumlarda muktedî, imâma tabi olur. Fetâvâyi Kadîhân´da da böyledir.

Muktedî, imâmdan Önce başını rükûdan veya secdeden kaldırmış olsa, geri döner. Ve bu, iki rükû´ veya iki secde olmuş olmaz. Hulâsa´da da böyledir.

îmâm secdeyi fazla uzatmış olduğundan, muktedî ba(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)şını kaldırsa ve ikinci secde zannı ile de imâmla birlikte tekrar secde etse; birinci secdeye niyyet etmiş olsa da, olmasa da, yap(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)tığı bu secde, birinci secdeden olur. Keza, bu durumda, ikinci sec(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)deye niyyet etse de imâma tâbi olsa, bu secdesi de ikinci secdeden olur. Bu secde de imâma iştirak etmesi caiz olur. Tebyîn´de de böyledir.

Muktedî´nin,,imam alnım yere koymadan, basını ikinci secdeden kaldırması caiz olmaz. Bu muktedî´nin, o secdeyi yeniden yapması gerekir. Eğer, o secdeyi iade edip yeniden yapmaz ise, namaz bozulmuş olur. Fetâvâyî Kâdİhan´da da böyledir.

Muktedî birinci secdeyi uzatsa da; imâm ikinci sec(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)deyi yapsa, muktedî başmı kaldırsa ve imâmı birinci secdede zan(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)nederek, ikinci defa secdeye varsa, bu secdesi ikinci secdeden olur. İkinci defa secdeye varırken, birinci secdeye niyyet etmiş ol(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)sa bile, bu hüküm değişmez. Çünkü, bu durumda niyyet, yerine isabet ermemiş olmaktadır. O kimsenin fiiline ve imâmın fiiline i´tibâr olunmaz, Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Şu beş şeyi imâm terk ederse, muktedî de imâma tabi olur ve bu beş şeyi terk eder :

1- Bayram tekbirleri,

2- Birinci oturuş,

3 - Tilâvet Secdesi,

4- Sehiv Secdesi,

5 - Kunut.

îmâm, kunutu, bir rüknün fevt olmasından korktuğu zaman terkedebilir. Eğer böyle bir korkusu olmazsa, kunut eder ve son ra rükû´a varır. Hulâsa´da da böyledir.

1- îmâmin namazda fazla secde yapması,

2- Bayram tekbirlerini, sahâbîlerin kavillerinde bulunan miktardan daha fazla getirmesi.

3- Cenaze namazında beş defa tekbir alması,

4- Unutarak, fazla rek´ate kalkması. Kerderî´nin Vecîzi´nde de böyledir.

İmâm, şayet fazla rek´ati, secde ile kayıtlamamış olursa, geri dönüp selam verir. Bü durumda, muktedî de imâmla birlikte selam verir. Fakat, eğer imâm beşinci yani fazla rek´ati secde ile kayıtlamış olursa, muktedî kendi başına selam verir.

îmâm, son oturuşta oturmayıp, fazla rek´ate kalkarsa, muktedî teşehhüdü okur ve selam verir. Fakat imâm, kalktığı fazla rek´atm secdesini yaparsa, hepsinin de namazı bozulur. Hulâsa´da da böyledir.

Şu dokuz şeyi imâm terketse bile, muktedî bunlan yapar:

1- İmâm, tahrîmede (=iftitâh tekbirinde) ellerini kaldır(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mayı terkederse,

2- İmâm, senâ´yı (=Sübhâneke´yi okumayı) terkederse; bu durumda imâm ister Fâtihâ´da olsun, ister zamm-ı sûre´de ol(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)sun, muktedî, sübhânekeyi okur. İmâm Muhammed (R.A.), ikinci

şıkka muhaliftir

3- îmâm, rükû´ tekbirini terkederse,

4- İmâm, secdelerin tekbirlerini terkederse,

5- İmâm, rükû´ ve secdelerin tekbirini terk ederse,

6- îmâm, «semi´ALLAHü Iimen hamideh» demeyi terk ederse,

7- îmâm, et-Tahiyyatü´yü okumayı terk ederse,

8- îmâm, selam vermeyi terk ederse,

9- îmâm, teşrik tekbirlerini terk ederse,

muktedî, bunların hepsini de yapar; yani, bunları terk etmekte imâma uymaz . Vecîzü´ft-Kerderî´de de böyledir.

Muktedî, imâmdan önce secde etmiş olsa da, imâm da ona yetişmiş bulunsa, bu caiz olur. Fakat böyie yapmak, muktedî için mekruh olur. Muhıyt´te de böyledir. [40]



Mesûk :


Mesbûk : İmâma birinci rek´atte yetişemeyen kimsedir. Mesbûk hakkında pek çok hükümler vardır. Eahrü´r-Râık´ta da böyledir.

Mesbûk, imâma, açıktan okunan rek´atte yetişirse, sena´-yi {= sübhâneke´yi) okumaz. Hulâsa´da da böyledir. Sahih olan da budur. Tecnîs´de de böyledir. Esahh olan kavil de budur. Vecî-zül-Kerderî´de de böyledir. Bu hükümde, mesbûk´un imâma yakın olması iîe uzak bulunması veya imâmın kıraatini işitmemesi mü(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)savidir. Hulâsa´da da bbyledir.

Ancak, bu durumda mesbûk yetişemediği rek´ati kılmaya kalktığı zaman, sübhaneke´yi okur ve kıraat için eûzü-besmele´yi çeker. Fetâvâyi Kâdîhân´da, Hulâsa´da ve Zâhiriyye´de de böyle(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dir.

Mesbûk, imâma gizli okunan rekatte yetişmiş olursa, se-nâ´yı t= sübhaneke´yi) okur.

îmâma uyan kimse, imâm okumaya başlayınca susar, sübha(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)neke´yi okumaz. Sahih olan budur. Tatarhâniyye´de de böyledir.

İmâma rükûda veya secdelerde yetişen kimse, taharri eder yani araştırır. Eğer, senayı okuyunca, rükû´a veya secdeye ye(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)tişeceğine kanâat getirirse, sübhaneke´yi ayakta okur. Bu kanâate varmazsa, senayı okumayı terk eder ve imâma tâbi olur.

Mesbûk, imâma, rükû´da veya secdede yetişemezse, bunla(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rı yapmaz.

îmâma, oturuş esnasında yetişen bir kimse, sübhaneke´(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)yi okumaz, hemen tekbîr alır, sonra da eğilerek oturur. Bahrti´r-Râik´ta da böyledir.

Mesbûk, yetişebildiği rek´atleri imâmla birlikte kılar; son(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ra da yetişemediği rek´atleri —tek başına— kaza eder. Serahsî´nin Mumyt´inde de böyledir.

«Mesbûk, önce, yetişemediği rek´atleri kaza etmeye baş(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)larsa namazı fasid olur.» denilmiştir. Sahih olan da budur. Zâhi(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)riyye´de de böyledir.

Camii Fetavâ´da : «Önce yetişemediği rek´atleri kaza etme(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)si müteahhirîn´den bazılarına göre caizdir. Fetva da bunun üzeri(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)nedir.» denilmiştir. Sözün açığı ise, bu halin namazı bozduğudur. Bahrü´r - Râık´ta da böyledir.

Mesbûk, —bazı yerler müstesna teşehhüdden sonra ve selamdan önce kalkmaz.

Şu hallerde mesbûk, teşehhüdden sonra ve selamdan ön(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ce kalkabilir :

Meshetmiş olan mesbûk, mesh müddetinin çıkmasından korktuğu zaman,

Özür sahibi bir mesbûk, vaktin çıkmasından korktuğu /aman,

Mesbûk, cum´ada- ikindi vaktinin girmesinden korktuğu zaman,

Bayram namazlarında, Öğîe vaktinin girmesinden kork(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)tuğu zaman,

Sabah namazında, güneşin doğmasından korktuğu za(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)man,

Kendisine hades sebkat edeceğinden yâni abdestinin bo(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)zulacağından korktuğu zaman, imâmın namazı bitirmesini ve sehiv secdesini beklemez. Fakat, vaktin çıkması iîe namaz bozulmaya-caksa, mesbûk imâma tabi olur.

Mesbûk, imâmın selam vermesini beklediği takdirde, in(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)sanların önünden geçmesinden korkarsa, yine teşehhüdden sonra kalkabilir. Vecîzüll-Kerderî´de de böyledir.

Saydığımız bu hallerin dışında da mesbûk, teşehhüd mik(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)tarı oturduktan sonra kalkmış olsa, bu durumda da namazı caiz olur ve fakat bu namaz kerâhat-ı tahrîmiyye ile mekruh olur. Fethü´î-Kadîr´de de böyledir.

Mesbûkun, teşehhüd miktarı oturmadan kalkması caiz ol(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)maz. Mesbûk, namazdaki noksanlarını tamamladıktan sonra, imâm henüz sedam vermemişse, mesbûk selamda imâma tabî olur. Ba(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)zdan´: «Bu durumda, mesbûk´un namazı fasid olur.» demişlerse de; bazıları da: «...fasid olmaz.» demişlerdir. Fetva da «fasid ol(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)maması» üzerinedir. Hulâsa´da da böyledir.

Mesbûk, imâmı bekler; imâm iki tarafına selam verme(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)den, yetişemediği rek´atleri kaza etmek için kalkmaz. Bahrür-Râik´ta da böyledir.

Mesbûk, imâm devamında nafile bir namaz olan, bir na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mazı kıldırmakta ise, imâm ayağa kalkana kadar bekler. Veya bu namazın devamında nafile bir namaz yoksa, mesbûk imâm mihrab-dan dönene kadar veya yerinden ayrılana kadar veyahut da bir miktar vakit geçene kadar bekler. Ki şayet, sehiv secdesi varsa, imâmla birlikte onu yapsın. Timurtâşî´de de böyledir.

Bazı rek´atlere yetişemeyen veya imâma son teşehhüdde yetişmiş bulunan mesbûk, teşehhüdü tamamlayınca, ondan sonra(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ki dualarla meşgul olmaz.

Mesbûk, bundan sonra ne yapar, ne söyler? Bu hususta, Îbnü´s-Şücâ´ şöyle demiştir: «Mesbûk, bu durumda, teşehhüdü tlekrar eder, yaafi, tekrar tekrar «eşhedü enlâ iiîâhe illALLAH» der.» demiştir. Muhtar olanda budur. Gıyâsiyye´de de böyledir.

Bu durumda sahih olan, mesbûk´un imâm selam verin(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ceye kadar, teşehhüdde teressül etmesi, yanî, yavaş yavaş, harfle(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rinin mahreçlerine, medlerine riayet ederek onu ©kumaşıdır. Ve-dzü´l Kerderî´de, Fetâvâyi Kâdîhân´da, Hulâsa´da ve Fethül-Kadîr-de de boyladir.

Mesbûk, unutarak imâmla birlikte veya imâmdan önce selam vermiş olursa, sehiv secdesi yapmaz.

Fakat, eğer bu şeklîde imâmdan sonra selam verirse, sehiv secdesi yapar. Yani, ona sehiv secdesi lazım olur. Zahîriyye´de de böyledir. Muhtar olan da budur. Cevahirü´l-Ahlâtî´de de böyledir.

Eğer mesbûk, imamla biriikte selam vermenin kendisine îâzım olduğu zannı ile, onunla beraber selam vermiş olursa, bu sclam kasden verilmiş bir selam olduğundan dolayı, masbûkun na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mazını ifsat eder. Zahireyye´de de böyledir.

Mesbûk olan bir kimse, unutarak, imâmla birlikte selam verir ve namazım bozuldu zannı ile —tekrar— tekbir alıp nama(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)zına devam ederse, o mesbûk namazdan çıkmış olur. Münferîd (=yalnız basma namaz kılan kimSe) bunun hilafınadır. Münferîd, şüpheye düştüğü zaman, tekbir alır ve niyyet eyliyerek namazına devam eder. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Mesbûk, kazaya kalan rek´atleri kılarken, önce kırâaatîi olan rek´atleri kaza eder.

Hatta mesbûk, akşam namazının son bir rek´atine yetişmiş olsa, yetişemediği iki rek´ati kılarken, oturmakla onların ara(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)larını ayırır. Bu şekilde, akşam namazındaüç defa oturmuş dur. Ve, yetişemediği için kaza ettiği her rek´atte, Fatihayı ve zamm-ı sureyi okur. Bu rek´atierden birinde, kıraati terk etmiş olsa, namazı bozulur.

Mesbûk, dört rek´atli namazlarda, son bir rek´ate yetiş(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)miş olsa, imâmdan sonra kıldığı ilk rek´atte FâtÜıâ ve zamm-ı sû(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)re kouması gerekir. Sonra .oturur ve teşehhüdü okur. Sonra kalkar ve bu rek´atte de Fâtihâ ve zammı sûre okur. Bundan sonraki rek´(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)atte ise muhayyerdir. Dilerse kıraatte bulunur; dilerse bulunmaz. Efdal olan ise kıraat etmesidir. Hulâsa´da da böyledir.

Mesbûk, dört rek´atli namazlarda, iki rek´ate yetişmiş olursa, yalnız kıldığı ifei rek´ati kıraatle kılar. Şayet, bunların birinde kıraati terk ederse, namazı fasid olur.

Hatta, imâm, ilk iki rek´atin kıraatini son iki rek´atte okur(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ken, mesbûk kendisine yetişmiş ve uymuş olsa, bu durumda bile, yetişemediği iki rek´ati kılmaya kalkınca, yine kıraat eder. Eğer kıraati terk edecek olursa, namazı fasid olur. Vecîzü´I-Kerderî´de de böyledir.

Mesbûk, yetişemediği rek´atleri kılarken, Münferîd gibidir.

Ancak, şu dört hususta mesbûk, münferîd ( = namazı tek başi-ruı kılan kimse´ gibi değildir :

1- Bu durumda, ne mesbûk başka bir imâma´ uyabilir; ne de mesbûk´a uyulabiJir. Bunlar caiz değildir.

Mesbûk, diğer bir mesbûk´a uymuş olduğunda, okusa da oku-znasa da uyan mesbûk´un namazı fasid olur; imâm olanın namazı(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)na ise, bir şey olmaz. Bahrür-RâıVla da böyledir.

Aynı halde olan iki mesbûk´tan birisi, yetişenıeyip kazaya bıraktığı miktarın kaç rek´at olduğunu unutmuş olsa da, diğer mes-bûka uymadan, onun yaptığım yapsa namazı sahih olur. Hulâsa´-da da böyledir.

Mesbûk, secde eden imâma, sehiv secdesi yapıyor zannı ile, o secdede tâbi olsa, sonradan da onun sehiv secdesi olmadığı(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)nı anlasa, bu husustaki iki rivayetten meşhur olanı, bu mesbûkun r\mnsmniT% bozulmuş olduğudur. Çünkü, münferid yerinde iken, iktidâ etmiş olmaktadır. Fakîh Ebûll-Leys ise : «Bu zamanda, bu halden dolayı namaz bozulmaz.» demiştir.

Fakat, mesbûk bu durumda, o secdenin sehiv secdesi oldu(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ğunu anlamazsa, namazı fesada gitmez. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir. Muhtar olan da budur ve fetva da buna göre verilir. Ka(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)bul edilmiş o´an da budur. Guyasiyye´de de böyledir.

İmâm beşinci rek´ate kalkmış, mesbûk da bu halde imâ(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ma uymuş olsa, eğer imâm dördüncü rek´atin başmda oturmuş ise, mesbûkun namazı fesada gitmiştir; eğer imânı oturmamışsa, imâm beşinci rek´ati secde ile kayıtlamadıkça, mesbûkun namazı fesada gitmez. Bu durumda imâm, besinci rek´ati secde ile kayıtlayınca, hepsinin namazı da fesada gider. .Fetevâyi Kâdîhân´da da böyle(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dir.

2- Mesbûk, kılmakta olduğu namazı kesmek niyyeti ile yeni(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)den tekbir alsa, katiyyetle —önceki namazı bozmuş ve yeni bir namaza başlamış olur. Münferîd ise böyle değildir.

3- Mesbûk, kılmadığı rek´atleri kılmak için ayağa kalkmış olsa, imâmın da üzerinde o namaza başlamadan önce sehiv secdesi bulunsa da, ondan dolayı secde etse; mesbûk, kıldığı rek´ati secde ile kayıtlamadan önce, döner ve ijnâmla birîikte o secdeleri yapar. Eğer dönmez ise, namazının sonunda, o sehiv secdelerini yapması lâzım gelir. Münferîd ise, bunun hilafına, başkasının sehvinden dolayı secde etmez.

4- Mesbûkun, teşrik tekbirlerini getireceği hususunda itti(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)fak vardır. İmâm Ebû Hanîfe (R.AJ ´ye göre, münferîd bu tekbir(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)leri getirmez. Fethü´I-Kadîr´de de böyledir.

Mesbûk, sehiv secdelerinde, imâma tabi olur; selam da tabi olmaz. Teşrik tekbffcrüerinde ve telbiyede de tabi olmaz.

Mesbûk, selamda ve telbiyede imâma tabi olursa, yani bu hal(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lerde ona uyarsa, namazı bozulur. Eğer tekbirde, mesbûk oldu(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ğunu bildiği bir imâma tabi olursa namazı bozulmaz. Şemsül-Eim-nre Serâhsî bu görüşe meyletmiştir. Burada tekbirden murat, teş(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rik tekbirleridir. Bahrü´r-Râik´ta da böyledir.

İmâm, tilavet secdesini hatırlar ve onu kaza etmek için dönerse, eğer mesbûk rekatinü secde ile kayıtlamamişsa, öylece bırakır ve imâma tabolarak, tilavet secdesini yapar.

Mesbûk, sonra kazasına devam etmek için kalkar. Eğer dönüp imâmla birlikte o secdeyi yapmazsa, mesbûkun namazı fesada gi(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)der.

Ve eğer mesbûk, rek´atini secde ile kayıtladıktan sonra, imâ(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ma tabi olursa, bir rivayete göre namazı fasid olur; diğer bir riva(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)yete göre ise, imâma tabi olmazsa, namazı fasid olur. Asi isimli ki-tabda ise : «Namazı fasid olur.» rivayeti vardır. Bu husus, Fethül-Kadîr´de, Bedâi´de, Tatarhânivye´de, Tahâvî´de, Muzmarât´ta, Se-rahsî´nih Mebsût Şerhi´nde, Sirâcü´l-Vehhâc´da ve Hıüâsa´da da böyledir.

İmâm, tilavet secdesini iade etmemiş olsa, mesbûkun na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mazı sahihtir. Bu durumda mesbûk için lâzım olan namazının, ka(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)zaya kalan kısmını tamamlamaktır. Tatarhânivye´de de böyledir.

İmâm, secdemi sulbiyeyi (=namazın unutmuş bulun(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)duğu secdesini) hatırlasa ve onu yapmak için dönse, mesbûk. da ona tabi olur. Mesbûk, bu durumda imâma tabi olmazsa, namazı bozulur.

Eğer mesbûk, rek´atini secde ile kayıtlamış olursa, bütün ri-vâyetlsrde namazı bozulur; dönsün veya dönmesin fark etmez.

Bu hususta asîolan : Mesbûk, infirâd ( = tek başına olma) ye(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rimle imâma uymuş veya iktfdâ ( = imâma uyma) yerinde infîrad eylemişse namazı bozulur. [41]
Alem_i Ervah isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla