Tekil Mesaj gösterimi
Alt 09-28-2009, 16:36   #130
Kullanıcı Adı
Fasl-ı Gül
Standart
Doğrudan siyasi içerikli değil bu paragraflar ama "eğitim"de siyasilerin gözden geçirmesi gereken temel konulardan biri ise burada olmalı bu satırlar:

Yenişafak-Yusuf KAPLAN- Çocuklarımızı "öldürüyorlar" bayım

"Biz bize gelelim… Ve başımıza nasıl bir taş düştüğünü görelim… Davud-u Kayserî, Kadı Burhaneddin, Molla Gurani, Molla Fenarî, Gazâlî, Yunus, Mevlânâ, Merâğî, Itrî, Fuzûlî, Bâkî, Şeyh Galip, Levnî, Karahisârî, Taşköprülüzâde, Kâtip Çelebi kimdir acaba? Ne söyler bize bu kurucu figürler bugün? Ne anlam ifade eder yarınımız için? Çocuklarımızı geçtik; elitlerimiz, aydınlarımız, yazarlarımız için hangi rüyalara, ideallere, ufuklara, yaratıcı atılımlara kaynaklık eder, etmiştir, edebilmiştir acaba?

Kurucu figürlerini tanımayan, onlarla aynı rüyaları paylaşamayan, onların hayallerini, heyecanlarını, coşkularını, ideallerini, çilelerini yaşayamayan, hissedemeyen, soluyamayan, yeni hayallere, rüyalara, coşkulara, ideallere dönüştüremeyen kuşaklar, kendilerini tanıyabilirler mi, dünyayı, dünyanın başka kültürlerini tanıyabilirler mi?
Eğitim sistemimiz, sömürgecilerin yapamayacağı kadar tahribat yapıyor… Kültür hayatımız,medya dünyamız kendi kültürümüze, sanatımıza, düşünce dünyamıza o kadar yabancı, o kadar ilgisiz, o kadar kör ve duyarsız ki, insanın çıldırırcasına haykırası geliyor, "durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak" diye…
Bizim etik, estetik ve adalet ilkeleri üzerinden insanlığa sunduğumuz görkemli ama bir o kadar da mütevazı; gittiği her yere ruh götüren, hayat bahşeden; yüzyıllarca hem zamanı, hem mekânı fetheden kurucu figürlerimizin inşa ettikleri kendi gök kubbemizi tanımadan, yaşamadan ve yaşatmadan geleceğe ne söyleyebiliriz ki biz? Geleceğimizi nasıl teminat altına alabiliriz ki? Çocuklarımızın ideallerinin, ruhlarının, rüyalarının ve hayallerinin öldürülmesini nasıl önleyebiliriz ki?
Kendi hayallerini kuramayanlar, başkalarının hayallerini yaşamaktan, dolayısıyla yok olmaktan kurtulamazlar… "

En önemli konu bu işte.. KEndi köklerinden beslenebilmek ve değerlerimizi bilmek.. Ve gerektiğinde değerler üretebilmek.. Bunun yolu ise değerlerimizin düşünce yapılarını, zihin örgülerini çözebilmekten geçiyor.

Kendimizi bulabilmemiz, kendimize gelebilmemizin elzem yolu bu.

Çocuklarımızın kendi ayakları üstünde durabilmelerinin yoluda buradan geçiyor. Geçmişlerini öğrenebilmeleri ve kendilerini köklü geçmişin bir dalına ait hissetmeleri.
Eğitim sistemiz bu hakikatleri öğrencilerin zihnine nakışlayabilecek nitelikte mi peki? Hangi ulvi değerleri tanıyor çocuklarımız, ya da bizler? Eğer sistemde eksiklik varsa bu eksiği yamalayacak güçte miyiz bizler?
Okumalı ve düşünmeliyiz..

Biz geçmişimizden koptukça rüzgarın hakimiyeti kaçınılmaz olacaktır..
Fasl-ı Gül isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla