Dolayısıyla kimi yargı mensuplarına yönelik olarak verilen dinleme izinlerinde hukuka aykırılığın bulunduğu gerekçesiyle Adalet Bakanlığı aracılığıyla iktidar partisini sorumlu tutmak hukuken isabetli değildir. Çünkü Adalet Bakanı'nın talebi olsa bile telefonların dinlenilmesi konusundaki nihai kararı her zaman hakim vermektedir. Bu biçimdeki yargı kararlarında karşılaşılabilecek hukuka aykırılıkların düzeltilmesi ve mağduriyetlerin telafisi elbette ki zorunludur. Ancak bunlardan iktidarda bulunan partiyi sorumlu tutmak kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı ile izah edilemez. Telefon dinlemelerinde ortaya çıkan aykırılıkları iktidar partisine mal etmek için çok açık delillere ihtiyaç duyulmaktadır. Belki de Başsavcılık bu tür delilleri araştırmak amacıyla inceleme başlatmış olabilir. Bu tür ciddi delillerin olmadığı durumlarda iktidar partisinin yargı kararlarına bağlı olarak gerçekleştirilen telefon dinlemeleri veya girişimlerinden sorumlu tutulması söz konusu edilemez. Telefon dinleme sürecindeki muhtemel hukuka aykırılıkların yine yargı tarafından ayıklanması gerekmektedir. Zaten hukuk devletinde yargısal denetimin varlığı da bunun içindir. Hiçbir somut dayanağı olmaksızın bunlardan iktidardaki partiyi sorumlu tutmak, aslında partinin sorumluluk alanını olması gerekenden çok daha geniş bir alana çekmek anlamına gelir.
|