Yargı’da yıllarca nasıl bir sol ideolojik(hatta mezhepçi) kadrolaşmanın yapıldığını herkes biliyor. Yargı reformu için ayrı bir meşruiyet gerekçesine ihtiyaç yok.Her şey ortada.Danıştay’ın bazı kararlarının mercek altına alınıp incelenmesi bile hukukun nasıl ikinci, üçüncü plana itildiğini göstermeye kafidir.
Her kararname döneminde millete bağırsak düğümlenmesine benzer krizler yaşatarak –HSYK nun- yapısını, konumunu teşhir etmek, gereği yapılmadığı müddetçe hiç bir anlam ifade etmiyor. Bir HSYK üyesinin, bir Ergenekon sanığı ile sıra dışı dostluğu ortaya çıkmadı mı? Kent otel toplantılarına katıldığını aynı kişi kendi ağzından ikrar etmedi mi? O toplantılara katıldığı için yargılanan onlarca insan var. Yaz kararnamesinde HSYK nın ETÖ davasının gidişatına tesir edecek değişiklikler için gösterdiği çaba , gazetelere, TV lere yansıyan açıklamalar hala arşivlerde duruyor. Bütün bunlar Yargı’ya neşter vurmak için kafi değil mi?
|