Üstelik statükoya demirleyen, değişime direnen CHP'ye benzemekle AK Parti'yi değişimin öncülüğü rolünde iyice yalnız bırakıyorlar. Bu anlamda ikisinin de AK Parti'den oy çalması neredeyse imkânsız. Rakipleri AK Parti değil, birbirleri. Bu kadar birbirine benzeyen iki hareketten birisi diğerini yutacak. Tıpkı ANAP ve DYP gibi.
Bu çerçevede anayasa tartışmaları MHP için gelecek seçimler öncesi son fırsat; ya anayasanın değiştirilmesine direnerek CHP'nin saflarında yer alacak, ona biraz daha yakınlaşacak, ya da sürece destek vererek CHP'ye benzemekten kurtulacaklar.
Üç yıldır yazıyorum; MHP'nin AK Parti'ye alternatif olması mümkün. Çünkü, bir gün AK Parti seçmeni alternatif aradığında bunun için 'sol' veya Kemalist partilere değil, geniş anlamda 'sağ-muhafazakâr' seçeneklere bakacak. MHP 'öte taraf'a yanaşarak bu imkânı ve ihtimali ortadan kaldırıyor, kendini yanlış yerde konumlandırıyor. 'Muhafazakâr-demokrat' AK Parti'ye karşı 'milliyetçi-demokrat' bir kimlik oluşturabilen bir MHP iktidar alternatifi olabilir(di). Ama bunu ısrarla yapmıyor, tam aksine laik-otoriter-statükocu ve ulusalcı bir kimliğe savruluyor.
MHP'nin yapması gereken, cumhurbaşkanı seçimi sürecinde olduğu gibi kendini büyük çoğunluğun yanında konumlandırması. Geleneksel çizgisindeki 'toplumsal çevreyi temsil eden' bir MHP Kemalist bürokrasiye, laikçi kentlilere ve statükocu CHP'ye yanaşan bir partiden siyaseten daha doğru yerde durur. Devlet Bahçeli partisini, 'baba-dede yadigârı CHP'ye benzetmekte bir beis görmeyebilir, ama Türkiye'nin iki CHP'ye ihtiyacı yok ki...
|