İHSAN DAĞI-ZAMAN
Artık günümüzde tek yönlü bağımlılıktan değil, karşılıklı-bağımlılıklardan söz ediyoruz. Kimse tek başına belirleyici değil. Kimse kendisine, kendi çıkarlarına zarar vermeden başkasına zarar veremez halde. Türkiye-ABD ilişkileri de farklı değil. Ama hâlâ bazıları 'soğuk savaş' yıllarında yaşıyor adeta. Türkiye'yi ABD'nin üç kuruşluk yardımına veya askerî hurdasına muhtaç sanıyorlar. Yok, 'ABD bizi cezalandırır, olmadı İsrail bunun hesabını keser'! Maliyetine katlanabilecekler atsın ilk taşı...
Türkiye'ye 'ceza'nın ne üzerinden kesilmesinin beklendiğine özellikle dikkat ediniz: PKK ve Ermeni sorunu. 'Ya PKK'ya karşı verdiği desteği keser, Ermeni soykırım iddialarını Kongre'den geçirirse'! Türkiye'yi 'cezalandırmak' isteyeceklerin bu iki konuyu 'kaşıyacakları' iddiası bu sorunları neden 'bizim' ve 'hemen' çözmemiz gerektiğini de açıklıyor.
KERİM BALCI-ZAMAN
Bizim dış politika anlayışımızda sınırlar vatan denilen toprağın sınırını çizerler ama vatandaşın hayallerini sınırlayamazlar. Bu, coğrafi sınırlar için böyle olduğu gibi tarihî ve hayali sınırlar için de böyledir. Neo-Osmanlıcılık acınacak bir dûn-himmetlik halidir. O sınırları Osmanlı'nın kendisi bile kabullenmemişti; yüz yıl sonra bazı torunlarının o sınırları idealleştirmesi ne acı! Avrasyacılık, Kafkasyacılık, Afro-Avrasyacılık hayallere konulan sınırlara takılmış adlar. Bu sınırlı -her iki anlamda- kavramlarla düşünen kafalar Latin Amerika'yı keşfedemezlerdi. Ya hayali sınırlar? Benim gücüm buna yeter demek, ben bu kadarım demektir. Allah'ın gücü her şeye yeter, ben de O'na kul olmakla her işe talibim demekse gerçek özgürlüğün, kâinata meydan okuyabilmenin unvanıdır.
Zamanla öğrenebilir mi –MEHMET BARLAS-SABAH
Aslında her yanlışlık ABD Başkanı Obama'nın renginden kaynaklanmaktadır.
Bir Amerikan Başkanı beyaz derili de olsa siyah da olsa, Amerika Amerika'dır.
Lula ve onun gibiler bunu bir türlü anlamak istememektedirler.
Onlar için denize petrol kaçıran platformların yarattığı tehdit, Gazze'deki insanların toplama kampı hayatı yaşamasından çok önemlidir.
Ayrıca Ortadoğu'da İsrail'in sahip olduğu nükleer silahlar, İran'ın bu tür silahlara sahip olmayı istemesi kadar tehlikeli değildir.
Lula zamanla bunları öğrenecektir.
O da bir gün hem laikçi, hem solcu, hem cumhuriyetçi olacak ve "Ama İsrail de haklıydı" diye başlayan konuşmalar yapacaktır.
Hatta bir gün İran'da birlikte takas anlaşmasını yaptığı Türkiye Başbakanı Erdoğan'a "Recep Bey" diye hitap ederek ne kadar sosyal demokrat olduğunu da kanıtlayacaktır.
Ama şu andaki görüntüsü pek ümit verici değildir
MAHMUT ÖVÜR-SABAH
CHP Genel Başkanlığı'na Kemal Kılıçdaroğlu'nun gelmesiyle esen rüzgar, klasik CHP siyasetinde bir değişime yol açıp açmayacağı merak ediliyor.
Kurultay konuşması bunun işaretini vermedi ama yine de CHP'lilerde müthiş bir rahatlama ve güven seziliyor. Çok değil iki hafta önce Türkiye'nin temel sorunları etrafında dolaşan CHP'liler bugünlerde o sorunlara "Bir tek biz çözeriz"havasında yaklaşıyor. Kürt sorunu mu? Cevap hazır; "Biz çözeriz… Bu konuda rapor yazmış ve bedel ödemiş bir siyasi partiyiz."
Türban meselesi mi?
"Hiç merak etmeyin, onu da biz çözeriz.
Tartışmanın manası yok. Sessizce hallederiz.
Yeter ki biz iktidara gelelim. Üniversitelerde türban sorunu olmayacak."Tabii aynı cümle içinde "Yanımızda anti faşist mücadeleye katılan kardeşimizin etnik kimliğine hiç bakmadık" veya "Yahu eskiden bu kadar türbanlı yoktu bunlar nereden çıktı?" denilse de bu yaklaşımlar CHP açısından iyi gelişmeler. Şimdi merak edilen "Açılıma lanet" okuyan bir genel başkanlı yönetiminin, bu sorunlara gerçek çözüm üretip üretmeyecekleri.
Merakla bekliyoruz.
SÜLEYMAN YAŞAR-SABAH
AK Parti hükümetleri, kamu harcamalarının bileşimini fakirlerin lehine değiştirdi.
Eğitim ve sağlık harcamaları reel olarak arttırıldı. Cumhuriyet tarihinde ilk defa 2004 yılında eğitim harcamaları savunma harcamalarının üzerine çıktı. Ailelere çocuk başına eğitim yardımı veriliyor.
Özel sektöre yeni eğitim teşvikleri getirildi. Özel üniversite sayısı hızla çoğaltılıyor.
Ayrıca yeni "ulusal istihdam stratejisiyle" iş garantili meslek eğitimi verilecek. Temiz enerjiye yatırımlar artırıldı. Ulaştırma altyapısı duble yollarla, liman, havaalanları ve enerji altyapısı özelleştirilerek, özel finansmanla, yenileniyor. Anlayacağınız Jeffrey Sachs'ın Keynes'e vedanın ardından önerdiği "yeni devlet", dünyada ilk defa Türkiye'de kuruluyor.
|