Mevzuya iki açıdan yaklaşmamız gerek.
Birincisi açıdan bakarsak olumlu bulabiliriz. Bildiğiniz üzere Avrupa ülkeleri gerek ekonomik,gerek eğitim,gerekse ilim açısından ileri düzeydeki ülkelerdir. Misal vereyim,demokrasi olarak bir Avrupa ülkesinde Darbe,Parti kapatma gibi olaylar normal dışı görülür. demokrasi açısından ileri bir seviyeye ulaşmışlardır. Yok Başörtüsü siyasi simgedir, dini simgeler Kamu'da yer alamaz gibi kurallarıda yoktur.Bunlar aşılmıştır. Ya da bir genelkurmay başkanı'nın kürsüye vurarak halka hüküm verme olanağı yoktur.Ülkelerin ekonomik durumu genelden bakılınca çok iyidir. Örneğin Avrupa'daki bir işçinin ev alması, Türkiye'deki bir işçi kadar güç değildir. Avrupa birliğine girdiğimizi hesaba katar isek onların bu tip uygulamaları ile gelişebiliriz.
İkinci açıdan bakılınca kesinlikle olumsuz buluruz. Biliyorsunuz ki, ülkemizde kültür yozlaşması mevcut. Gerek Televizyon programlarından,gerek dizi ve filmlerden Avrupayi kültürü bir empoze çabası,Çocukların,gençlerin bu kültürü doğal görme çabası var. Bildiğiniz üzere,Bu çabanın ne kaynaklı olduğuna dair kesin bir bilgi yok. Sorun genelden. Örneğin Avrupa'daki bir aile yapısı Türk gelenek ve göreneklerine oldukça ters olabilir.Şimdi ülkemizdeki bu çabaları gördükçe Avrupa birliğine girdiğimizi hesaba katarsak hiçde olumlu sonuçlar doğurmayacağını görmek içten bile değil. Kültür,tersine çevrilirken "biz artık avrupalıyız" cümlesiyle kamufle edilecektir. Geçen gün haberlerde geçen bir konu olarak Avrupada yayıllanan Türk dizilerinin avrupa halkında bozulan aile yapılarının düzeltilmesini hatırlattığı geçti. Ne kadar ilginç,biz dizilerimizden şikayetçiyken onlar aile yapılarına imreniyorlar. Bu da Avrupanın bozulan toplum yapısını gösterebilecek önemli bir örnek.
Recep Tayyip Erdoğan'ın Avrupa birliği politikasını eleştirenlere açıkçası şaşıyorum. Recep Tayyip Erdoğan'da, Avrupa birliğine girmeyeceğimizi biliyor. Önceki adı Hristiyan birliği olan ve Merkel'in üstüne basa basa Türkiye'nin Avrupa birliğinde yeri yoktur açıklamaları ve bunun gibi girme konusunda pek çok örneği olan bir birlikteki kültür yozlaşmasının bizden daha çok farkında. Avrupa birliğindeki bazı ülkelerin desteğine bakmayın, temelde AB üyesi olursak nüfusumuz kadar temsilci göndereceğimiz Ab meclisinde hakim olmamızdan korkuyorlar. Yani Ab'ye giren yok. Sayın Başbakanımızın Avrupa birliği politikası yalnızca stratejiktir. Tayyip Erdoğan'ın yaptığı tek şey, Avrupa birliği müzakereleri adı altında Avrupa'dan demokrasilerini almaktır. İlk paragraftada belirttiğim gibi, Avrupa'da olan olumlu demokratik uygulamaları ülkemize taşımaktır amaç. Yani, "Darbelere neden karşı çıkıyorsun,başörtülüyü neden kamuya sokmaya çalışıyorsun,neden çeşitli açılımlar yapıyorsun" gibi sorulara Avrupa birliğine girme çabası cevabı vermektir. Bu da başbakanın siyasi zekasının ne kadar ileri seviyede olduğunu gösterir.
Gerekli mi gereksiz mi? Orası ayrı bir konu. Avrupa birliğinin üye ülkeleri için belirli standartları vardır. Bu standartlarda ekonomik olarak matematiksel açıdan belirli bir olgunluğa ve istikrara ulaşmak gerekiyor. Aynı şey sosyal hayattaki demokrasi açısındanda geçerli. Örneğin belirttiğim gibi darbe mevzuları,insan haklarına yaklaşımlar gibi konularda da belirli standartları aşmak gerekli. Türkiye ülke olarak zaten bu olgunluğa eriştiğinde,ekonomisi tam manasıyla gelişip güçlendiğinde,demokratik hayat belirginleştiğinde zaten Türkiye'nin bir birliğe ihtiyacı olur mu olmaz mı orası şahsi düşünceye göre belirlenir. Hiç bir birliğe üye olmadan,demokratik olgunluğa ulaşmadan ve yeterince güçlü bir ekonomiye sahip olmadan dünyada söz sahibi bir ülkeyiz,dünya basınını oldukça meşgul eden bir ülkeyiz. Türkiye'yi düşman gören devletler bir de bu birliğe girmemizi ne derece destekler orasına siz karar verin.
__________________
Konu .:Ay_Yıldız:. tarafından (06-12-2010 Saat 22:29 ) değiştirilmiştir..
|