|
|
Yetimlere İyilik
Yetimlere iyilik yap. Rahmetle yanaş ve temiz bir şefkat ile muamele edip herkese toprak ol.
Hadis-i şerifte buyuruldu:
Bir yetim, bir kavim ile beraber, çömleklerinin (yemeklerinin) başına oturursa, şeytan onların tenceresine yaklaşamaz (bereketi artar)”[1] Yine başka bir hadîs-i şerîfte ise şöyle buyurulmaktadır:
“Kim, Müslümanların arasında bir yetimi yemeğine ve içeceğine eklerse (bir yetimi beslerse). Allah o yetimi zengin kılıp (insanlara ihtiyacı olmadığı bir çağa kadar ona bakarsa), elbette o kişinin günahları bağışlanır. Ona cennet vâcib olur. Bağışlanması mümkün olmayan herhangi bir günah işlemiş ise, o hariç.[2]
“Allah kimin iki kerimesini alırsa o kişi sevabını Allah’dan umarak sabrederse, günahları bağışlanır ve onun sevabı cennettir. [3]
Sordular: iki kerimesi ne demektir: Buyurdu: -”İki gözüdür.”
Kızlarının eğitim ve terbiyesinin karşılığı cennettir[4]
Rûhu’l-Beyan Tefsiri Tercümesi- İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri
Dipnotlar
[1] Kenzül-Ummâl: hadis no: 6039
[2] Müsned-i Ahmed, Mevsûâtü’1-hadîs-i şerif. 18353
[3] Müsned-i Ahmed, mevsuatül hadîs-i şerif: 13510
[4] İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri, Fatih Yayınevi: 1/640-641
========== oOo ==========
Ka’b el-Ahbâr Hazretlerine denildi:
-”Ey Ka’b! Bize ölümü anlat!” Buyurdu:
-”Ölüm diken ağacı gibidir. Ademoğlunun içine girer. 0 ağacın her bir dikeni insanın bir damarını tutar. 0 dikenleri insanın bedeninden çıkartmak için çok kuvvetli ve şiddetli bir adam bütün kuvvetiyle onları çekip çıkartmaktadır. 0 dikenlerden koparılan koparılana, içinde kalan kalana. 0 dikenler kendileriyle beraber insanın belki içini dışına getirirler. İşte ölüm budur. Hadis-i şerifte Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri buyurdular:
“Ölüm acısından bir kıl (kadar bir şey) göklerin ve yerin ehlinin üzerine konulsa, hemen hepsi ölürlerdi. Muhakkak ki bunların yetmişi (ölüm acısının yetmiş katı) o günün korkularının yanında daha küçüktür.” [1]
Kaynak : Rûhu’l-Beyan Tefsiri Tercümesi- İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri
[1] İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri, Fatih Yayınevi: 1/691.
========== oOo ==========
Hikâye
Velîlerden biri, İbnî Sina’ya şöyle buyurdu: -”Sen Ömrünü aklî ilimlerde harcadın! Hangi mertebeye ulaştın?” dedi.
-”Ben, günün saatlerinden bir saat buldum ki, o saatte, demir, hamur haline gelmektedir.” O evliyâullah, ona:
-”O saat gelince bana haber ver !” dedi. Denilen saat gelince, İbnî Sîna o velîye bildirdi. O saat gelince, İbnî Sina eline demiri aldı. Hamur gibi yoğurdu. Hamuru delip parmağını içine geçirdi. O istenilen saat geçince, İbnî Sina’nın eli öylece kaldı. Velî ona sordu:
-”Sen şu an parmağını çıkarabilir misin?” dedi. İbni Sina:
-”Hayırl Demirin hamur gibi olduğu saat geçti. Bir daha o saati beklemeliyim” dedi. O velî, İbnî Sina’nın parmağını eline aldı. İbni Sina’nın parmağını hemen çıkarttı verdi. O evliyâullah:
-”Kişiye gereken, ömrünü, fânî ve geçici şeyler ile geçirmemelidir,” dedi.
İbni Sina, vusul yolunda aklın istiklâlini iddia etmişti. Cehennemi boyladı. Yahudiler böylece, Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerine tabi olmaktan kaçındıkları ve onun Allah tarafından getirmiş olduğu Kur’ân-ı Kerim’e inanmadıkları için istiklâli iddia ettiler. Yanıldilar, zarar ettiler, hüsrana uğradılar. Ve böylece, cehalet ve küfür zulmetinde (karanlığında) kaldılar.
Mesnevi de buyruldu:
Ey can, senin gözlerin Fırat ve Ceyhun gibi akmaktadır.
Onlar ki nefislerine zulmedip kendilerini öldürdüler.
Bunlar için ağlama.
Kaynak : Rûhu’l-Beyan Tefsiri Tercümesi- İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri
..
========== oOo ==========
O Gün Kimse Kimsenin Günahını Yüklenemez
İkrime’den rivayet olundu: O buyurdu: Baba (ve anne), kıyamet günü, evladının eteğine yapışır (yalvarır
-”Ey oğlum! Evladım! Ben dünyada senin babandım (annendim). Benim kurtulmam için miskâl habbesi kadar bir haseneye (sevaba) ihtiyacım var. Eğer bana verirsen kurtulurum. Ne dersin der?” Evladı:
-”Senin kendisinden korktuğun şeyden (Cehennem azabından) ben de senin gibi korkmaktayım. Ben sana bir şey veremem!” der. Kişi, oradan eşine gider. Onun eteğine yapışır. Ona:
-”Ey falanca eşim! Ben dünyada senin eşindim,” diye söze başlayıp, dünyada ona yapmış olduğu iyilikleri sayar. Ve sonra da ona şöyle yalvarır:
-”Ben senden bir hasene (sevâb) istiyorum. Ben kurtuluşum senin bana hediye edeceğin bir sevaba bağlıdır. Ne dersin bana sevâb verecek misin?” Eşi:
-”Sana sevabımdan bir şey veremem. Senin kendisinden korktuğun (Cehennem azabından) ben de korkmaktayım,” der. Bundan dolayı Allahü Teâlâ Hazretleri buyurdular:
“Hem günah çeken bir nefis, başkasının günahını çekmeyecek, yükü ağır basan onun yükletilmesine çağirsa da ondan bir şey yüklenilmeyecek, isterse bir yakını olsun! [ 1 ] Yani kimin günahları ağır gelirse, hiç kimse ondan günah yükünden bir şey alıp yüklenmez.
Sadî buyurdu:
Herkes kaçacaktır.
Sanki kendisini öldürecekmişim gibi.
Ey Sadî kimseden ümit bekleme, ameli sâlih işle.“
Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri Tercümesi cilt 1
[1] El-Fatır: 35/18
|