Tekil Mesaj gösterimi
Alt 04-05-2011, 04:15   #24
Kullanıcı Adı
Bilal Baştan
Standart HZ. PEYGAMBER'İN YEDİKLERİ EKMEK
Eldeki vesikalara göre Hz. Peygamber, daima "arpa unu"ndan yapılmış ekmek yemişlerdir. Kepeği iyice ayıklanmış "has un"dan mamul ekmek yememişlerdir. Bilindiği üzere, Asr-ı Saadet dönemi Hicaz bölgesinde buğday, ithal malı ve oldukça pahalı bir gıda maddesidir.

Halkın büyük çoğunluğunun bütçesine ağır gelen bu gıda maddesine ilgi göstermemekle birlikte, Peygamber Efendimiz, lükse karşı kesin tavrını ortaya koymuş ve her hususta olduğu gibi, bu konuda da çevresine karşı örnek olma vasfını korumuştur. Ekonomik sebepler yanında, arpa ekmeğinin doyurucu ve besleyici oluşunun da rolü vardır.

Hz. Peygamber, yemek sırasında meşinden veya bezden yapılmış "yer sofrası" kullanmışlar, masa veya ayaklı sini gibi bir eşya kullanmamışlardır.
Öte yandan sofralarında, çok yemeyi sağlayan salata, turşu, baharat... gibi iştah açıcı yiyecekler bulundurmamışlardır. Peygamber Efendimiz, hiçbir zaman, alışılmışın üzerinde yemeyi de düşünmemişlerdir.

İlk devir metinlerinde, yemek için "iki öğün"den bahsedilmektedir. Bunlardan, sabah yemeği "gadâ", akşam yemeği ise "aşâ" kelimeleri ile ifade edilmiştir. Peygamber Efendimiz, en fazla iki öğün yemek yemişlerdir. İki öğününden biri ise, daima hafif yiyecekler şeklinde olmuştur. Hz. Peygamber'in hafif yiyeceklerini ise "hurma" teşkil etmiştir.

Rasûlullah Efendimiz, akşam öğününün ihmal edilmemesini tavsiye ederek:

"Bir avuç hurma ile de olsa, akşam yemeklerinden vazgeçmeyiniz, zira akşam öğününün ihmali, insanı ihtiyarlatır, bünyeyi yıpratır."

(Tirmizî; IV, 287, nu:1856; İbn Mace, II, 1113, nu:3355) buyurmuşlardır.

Hz. Peygamber bir taraftan: "Ya Rabbi, açlıktan sana sığınırım; o, insanı hareketsiz bırakan ne kötü bir haldir!."

(İbn Sa'd, I, 408-409; Nesaî, VIII, 263; İbn Mace, II, 1113, nu:3354) buyurarak açlığın insan üzerindeki vahim etkisi üzerinde durmuşlar; bir yandan da dengesiz ve aşırı yemenin zararlarına dikkatimizi çekerek:

"İnsanoğlu, midesinden daha kötü bir kap doldurmuş değildir. Esasen insanoğluna, belini doğrultacak kadar, birkaç lokma yemesi yeterlidir. Yok, illa daha fazla yemesi gerekirse, o takdirde, midesinin üçte birini yemekle, üçte birini içecekle doldursun, üçte birini de nefes payı olarak boş bıraksın!"

(İbn Sa'd, I, 410; Müsned, IV, 132; Tirmizî; IV, 590, nu:2380; İbn Mace, II, 1111, nu:2349; el-Müstedrek, IV, 331-332) buyurmuşlardır.

Hz. Âişe (ra) validemiz anlatıyor: "Peygamber Efendimiz'in aile efradı, O'nun hayatının sonuna kadar, üst üste iki öğün, arpa ekmeğini doyuncaya kadar yemediler."

İbn Abbas (ra) anlatıyor: "Peygamber Efendimiz'in arka arkaya birkaç gece hiçbir şey yemeden yattığı olurdu da; O ve hane halkı, akşam sofrasında yiyecek bir şey bulamazlardı, yedikleri ekmek ise arpa ekmeği idi."

Rasûlullah Efendimiz'in yemekte aradığı başlıca özellik, onların, helal ve temiz oluşu, vücuda yarayışlı olup olmayışıdır. Yemek seçme ve yemeğe kusur bulma âdetleri ise kesinlikle yoktur.

Ebû Hureyre (ra) der ki: "Peygamber Efendimiz, hiçbir yemeği katiyyen seçmezlerdi. Önüne konan yemeği, eğer iştahı varsa yer, yoksa yemezlerdi."

Peygamberimiz'in (as), hiçbir yemeğe karşı aşırı düşkünlüğü olmadığı gibi, "canı çekme" diye bir halleri de görülmemiştir."İnsanın, canının çektiği her şeyi yemeye kalkışması israftan sayılır."

Özellikle misafir oldukları sırada, kendilerine takdim edilen yemeklerden dolayı, ev sahibinin gönlünü hoş tutmuşlar ve ikram edilen yemekleri son derece sevdiklerini ifade etmişlerdir.
Hz. Peygamber'in katık olarak yediği yemeklerin bir kısmı şöylece sıralanabilir:

Koyunun ön kolu ve sırt eti, pirzola, kebap, tavuk, toy kuşu, et çorbası, tirit, kabak, zeytin yağı, çökelek, kavun, helva, bal, hurma, pazı, hays, anber balığı.

Daha bir kısım ilavelerin yapılabileceği bu liste, aynı zamanda, Asr-ı Saadet dönemi mutfağı hakkında da bir fikir verecek niteliktedir. Yemeklerinde de sadelik hakimdir. Sadelik ise olgunluğun ifadesidir.
Bilal Baştan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla