Tekil Mesaj gösterimi
Alt 01-21-2012, 16:37   #5
Kullanıcı Adı
Yıldırım
Standart
Ermeni kimliği üzerine (7)
“Türk”ten kurtulmak
30 Ocak 2004

Ermeni kimliğinin “Türk”ten azad olmasının görünür iki yolu var. Bunlardan biri,
Türkiye’nin (devlet ve toplum olarak) Ermeni ulusuna karşı empatik bir tutum içine girmesi
ve nihayetinde Ermeni ulusunun acısını paylaştığını belli edecek bir anlayış sergilemesidir.
Bu tutum hemen olmasa da, zaman içinde “Türk” unsurunun Ermeni kimliğinden
uzaklaşmasına yol açabilir.
Ne var ki bu şıkkın gerçekleşmesi şimdilik zor bir olasılık.
İkinci yol ise bizzat Ermeni’nin “Türk”ün etkisini kendi kimliğinden atması.
İlkine göre bu ikincisi, daha bir kendi iradesi ve inisiyatifine bağlı olduğundan,
gerçekleşme ihtimali daha fazla.
Esas olarak tercih edilmesi gereken yol da budur.
***
Ermeni dünyasının bunu nasıl başarabileceği ise tamamiyle mevcut duruma yeni bir
anlayışla bakabilmesiyle ilişkilidir.
1915’e bakmak örneğin...
Ermeni dünyası yaşadığı tarihi dramın gerçekliğinin farkındadır ve bu gerçeklik bugün
dünya ülkelerinin ya da Türkiye’nin kabul edip etmemesiyle değişecek değildir. Onlar
kabul etmese de Ermeni ulusunun vicdanında olan bitenin adı başından beri kazınmıştır.
Dolayısıyla Dünya’dan ne de Türkiye’den bu gerçekliğin tanınmasını beklemek Ermeni
dünyasının yegâne hedefi olamaz.
Gayrı herkesi kendi vicdansızlığıyla başbaşa bırakma zamanı gelip de geçmiştir.
***
Bu gerçekliği kabul edip etmemek esasen herkesin kendi vicdani sorunudur, bu vicdan da
temelini bizatihi insanlık denilen ortaklığımızdan -“İnsan” kimliğimizden- alır.
Dolayısıyla gerçeği kabul edenler, asıl olarak kendi insanlıklarını arındırırlar.
Ermeni kimliğinin sağlığını Fransız’ın, Alman’ın, Amerikalı’nın ve ille de Türk’ün
soykırımı kabul edip etmemesine endeksli bir durumda bırakmak, Ermeni dünyasının artık
terk etmesi gereken bir hatadır. Gayrı bu hatadan uzaklaşmanın ve “Türk”ü Ermeni
kimliğindeki bu etkin rolünden ötelemenin zamanı gelip de geçmiştir.
Ermeni kimliğinin çektiği bunca sancı artık yeterlidir, sancıyı bundan böyle biraz da
insanlık denen aleme terketmek gerekir.
***
Kimliksel dinginliğini “Türk”ün olumsuz ve kayıtsız varlığına kilitleyen Ermeni
dünyasının, tüm ortak performansını dünya üzerinden “Türk”e baskı uygulamaya ve
soykırımı kabul ettirmeye ayırması, ne yazık ki kimliğin uyanışını erteleyen koca bir zaman
kaybından başka bir şey değildir.
Ermeni dünyası, kimliğinin geleceğine bundan böyle, öylesi kavramlar yüklemelidir ki bu
kavramlar bu ulusun körelmiş üretim yeteneğini tekrar fişekleyebilecek iticilikte olsun.
İşte bu nedenle, “Kendi acısını sırtlayacak ve gerekirse mahşere kadar da onuruyla kendisi
taşıyacak” bir anlayışı Ermeni kimliğine hakim kılmak en temel yönelim olmalıdır.
Aksi durumda Ermeni dünyası kendini başkalarının gerçeği kabul edip etmeme insafına
zincirlemiş olur ki...
Bu da gerçek tutsaklığın ta kendisidir.
***
Ermeni dünyasının kendisini “Türk”ten kurtardığında, kimliğinde bir boşluk yaşayacağını
ve özellikle de Diaspora Ermenileri’nin kimliksel çözünürlüğünün hız kazanacağını
sananlar aldanırlar.
Ermeni kimliğinde “Türk”ten geriye kalacak boşluğu dolduracak çok daha yaşamsal bir
olgu sözkonusudur o da bizatihi bağımsız Ermenistan devletinin varlığıdır.
Bundan onbeş yıl önce var olmayan bu yeni heyecan, artık her türlü etkinin ve etkenin
üstünde Ermeni kimliği üzerinde büyük bir rol oynamaya namzettir.
Ermeni dünyasının geleceğini, bu minik ülkenin gelecekteki refahına ve içinde
yaşayanların mutluluğuna endekslemesi aynı zamanda kendi kimliğini rahatsız eden
sancılardan kurtuluşunun da bir işareti olacaktır.
***
Ermeni kimliğinin “Türk”ten kurtuluşunun yolu gayet basittir:
“Türk”le uğraşmamak...
Ermeni kimliğinin yeni cümlelerini arayacağı yeni alan ise artık hazırdır:
Gayrı Ermenistan’la uğraşmak.



Ermeni kimliği üzerine (8)
Ermenistan’la tanışmak
13 Şubat 2004

“Türk”ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermeni’nin Ermenistan’la
kuracağı asil damarında mevcuttur.

Yeter ki bu mevcudiyetin farkında olunsun.
Bu farkındalığın asıl sorumlusu ise Diaspora’ya yayılmış Ermenilerden ziyade Ermenistan
yönetimleridir. Ermenistan hükümetlerinin sorumluluklarının bilincinde olmaları ve
gereğini yerine getirmeleri aslolandır.
***
Ne var ki 12 yıllık bağımsızlık döneminde Diaspora ile Ermenistan ilişkilerine
bakıldığında, Ermenistan hükümetlerinin henüz bu sorumluluğun bilincine yeterince
varmadıkları görülür. Birkaç gösterişli “Pan Armenian Buluşması” dışında işlevsel bir
“Diaspora-Ermenistan buluşması” mekanizması dahi kurulamamıştır.
Ermenistan’ın Diaspora ile ilişkileri bazen Diaspora’nın bazen de Ermenistan’ın
inisiyatifinde ağır aksak yürütülmüş, kalıcı ve daha ziyade Ermenistan merkezli bir
kurumlaşmaya gidilememiştir.
***
Oysa Ermenistan’ın çoktan özel ve çok güçlü bir Diaspora Bakanlığı kurmuş olması
gerekirdi. Bu bakanlık sayesinde de dünyanın en ücra köşelerine dahi dağılmış ve dağılacak
tek Ermeni bireyinin dahi nasıl kucaklanabileceği temel bir kaygıya dönüştürülebilir,
sonrasında bu kaygı doğrultusunda hareket edilir ve buna göre projeler geliştirilebilirdi.
Bunun yapılmamış olması hâlâ büyük bir eksik olarak gözüküyor. Bu kaygısızlığıyla
Ermenistan kendisinin ne denli bir ana kök olduğunun farkında değil ki Diasporadakiler’e
de bunu hissetirebilsin.
Bu da gösteriyor ki Ermenistan elbette layık ama Ermenistan yönetimleri henüz
Diasporalıya layık değil.
***
Ermenistan’ın Diasporalı bireyle kuracağı birebir ilişkinin Diaspora Ermeni’sinin
kimliğinde ve kimliğin yeni cümlelerinin kuruluşunda oynayacağı rol çok büyüktür ve
tartışmasızdır.
Bugün Diaspora’da açık tutulan Ermeni okullarının, dil kurslarının, sosyal ya da kültürel
kurumların ya da diğer tüm kollektif faaliyetlerin yegane amacı Ermeni kimliğini yeni
kuşaklara taşımak, korumak ve mümkünse geliştirmektir. Bu amaç için milyonlarca dolar
harcanır. Sonuçta elde edilen, bilinen ama konuşul(a)mayan bir dil ile arada bir kilisesine
giden ama o kadarla yetinen bir kimliktir.
Oysa diğer taraftan öyle bir gerçek vardır ki bunun gereğini yerine getirmek artık
kaçınılmazdır.
O da Ermenistan’la Diasporalı’nın kuracağı moral diyaloğun bizatihi kendisinin en doğal
okul olduğudur.
***
Diasporalı gencin bu okullarda okumamış, bu kiliselere gitmemiş olsa da bir kez
Ermenistan denilen doğal okulla tanışması kimliği için çok şey ifade eder.
Diaspora gencine on yıllar içinde eğitimle ve kiliseyle verilen Ermeni kimliğiyle, o gencin
Ermenistan’ı bir kez ziyaret ederek edineceği kimlik arasında ikincisinin lehine ağır basan
bir köklülük söz konusudur.
Bu dediğimizin ne denli doğru olup olmadığını denemek o denli pahalı bir şey değildir. Bir
kenara ayırılacak üç beş kuruşla bir gencin yıllık tatilinin 15 gününü Ermenistan
sokaklarında geçirmesi pekala sağlanabilir.
***
Ermenistan’ı ziyaret eden ve öncesinde Ermeni kimliğinden bir hayli de uzak gözüken
gencin, 15-20 günlük bu sürede edinmiş olduğu kimliğin nasıl damardan absorbe edildiği
görülecektir.
Artık o dakikadan itibaren gencin bu kimliğini dünyanın neresinde yaşıyor olursa olsun
unutması bir daha olanaksızdır.
Gayrı o kimlik ona damardan şırıngalanmıştır...
Dolayısıyla gençler için Ermenistan’a özel seyahat turlarının düzenlenmesi birincil
derecede kimlik kazandırıcı faaliyettir. Bu çalışmalar ne pahasına olursa olsun her yerde
yıllık programların başına alınmalıdır.
***
Ermeni kimliğin doğrudan Ermenistan’dan edinilecek cümleleri, kelimelerle
anlatılamayacak denli zengin kazanımlardır.
Bu durum, saksıda yetiştirilmeye çalışılan narin bir bitkinin kendi toprağı, kendi suyu ve
kendi güneşiyle tanışmasına da benzetilebilir.
Denemesi bedavadır... Herkese önerilir.


Konu Yıldırım tarafından (01-21-2012 Saat 16:41 ) değiştirilmiştir..
Yıldırım isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla