Siyaset Forum - Siyasetin Kalbi
Star ve HaberTurk "Star" ve "HaberTurk" gazetesi köşe yazıları.



 
Stil
Seçenekler
 
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
Alt 05-17-2009, 08:43   #1
Kullanıcı Adı
Ertuğrul ÖZGÜL
Standart "Milli Kurtuluş Savaşı anti-emperyalist miydi?" Mehmet ALTAN
15 Mayıs 1919 İzmir’in işgali...

Aradan doksan yıl geçmiş. Baktım Yunanistan’da Kathimerini Gazetesi ‘Yunan askerlerinin İzmir’e yollanması doğru muydu’ tartışması başlatmış.

Kathimerini Gazetesi anketinde ‘Venizelos’un Yunan askerini Anadolu’ya göndermesi doğru bir karar mıydı? Yunan askerinin sadece Ege sahillerinde kalmak yerine iç Anadolu’ya kadar ilerlemesi doğru muydu? Yenilgiden kaçınılabilir miydi’ sorularını soruyormuş...

Haberi veren Yorgo Kırbaki tartışmaya 15 günde 250’den fazla tarihçi, yazar ve okuyucu katıldığını söylüyor.

* * *

Acaba biz de, doksan yıl önceki bu duruma, ‘resmi tarih tezi’ dışında, daha farklı bir yaklaşımla bakabilir miyiz?

İdris Küçükömer, Milli Kurtuluş Savaşı’nın bize söylendiği gibi ‘antiemperyalist’ bir nitelik taşımadığını, Yunanlılara karşı bir savaş olduğunu söyler...

Bu düşüncesini de şöyle açıklar:

‘Birinci Dünya Savaşı sonunda görüldü ki, İngiliz, Fransız ve İtalyanlar arasında da çelişkiler var. Homojen değildir hiçbir ülke... Çelişkiler ağı devamlı vardır. Bizim için bundan da önemlisi, İngiltere’nin kendi içindeki çelişkilerdir.

Bir yanda Lloyd George’un desteklediği Yunanlılar, öte yanda ise, Lord Curzon ile askeri çevrelerin taraftar olduğu Kemalistler arasında bir savaş verilmiştir.

İngiliz İmparatorluğu’nu savunmak ve geliştirmek için farklı stratejiler söz konusuydu.

Bu, onun içindir ki antiemperyalist bir savaş değildi. Savaş, Rus-İngiliz ilişkilerinin yumuşaması ve Yunanlıların kısmi yalnızlıkları içinde yapılacaktı.’

* * *

İdris Küçükömer, 28 Ekim 1973 tarihinde yayınlanan bu tezini, bir sonraki hafta şöyle açar:

‘Geleceğin doğru değerlendirilmesi, kuşkusuz geçmişin çok iyi değerlendirilmesine yakından bağlıdır.

Geçmişe bakarken şunlar karşımıza çıkıyor:

- Kurtuluş Savaşı antiemperyalist değildir; Yunanlılara karşı bir savaştır.

Büyük sorunları olan Rusya ile İngiltere arasında zımni bir yumuşama ve anlaşmanın var olduğunu, öteki Batılılar arasında çelişmeler bulunduğunu, hatta o sırada dünyanın bir numaralı emperyalist devleti olan İngiltere’nin kendi iç çelişkileri içinde birçok kanatlarının belirdiğini ve bu kanatlardan önemli bir grubun Anadolu’da bir Türk Devleti kurulmasından yana oldu(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ğunu kabul ettiğim içindir ki, bu iddiayı öne sürdüm.

Konu tartışmalı, gerçek belirlenmelidir.

Lozan’da karşımıza Yunanlılar değil, Batılıların çıktığı söylenebilir.

Lozan’daki meselelere dikkatle bakacak olursak burada, Anadolu’daki Misak-ı Milli’den biraz fazla, biraz geri bir anlaşma zemininin önceden adeta konvansiyonel olarak varlığını görürüz.

Kaldı ki Lozan Anlaşması da tartışılabilir ve tartışılacaktır.

Türkiye’nin tarihi zaten bir gün yeniden yazılacaktır.’

* * *

İdris Küçükömer’in bunları söylemesinden tam beş yıl sonra, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi tarafından yayınlanan Ömer Kürkçüoğlu’nun ‘Türk-İngiliz İlişkileri 1919-1926)’ konulu doçentlik tezi, bu savlara yeni bir ışık tuttu.

Kürkçüoğlu, bir yıl boyunca, Oxford, İngiliz Parlamentosu ve Dışişleri Bakanlığı belgeleri üzerinde çalışarak tezini hazırladı.

Tezin 138. sayfasında, İngiltere’nin Büyük Taarruz’dan önce, ‘14 Nisan 1921’de, Türk-Yunan Savaşı’nda kesin tarafsızlığını belirten notasını Yunan hükümetine bildirdiği’ belirtiliyor.

Gene aynı sayfanın üç nolu dipnotu aynen şöyle: ‘13 Nisan 1921’de Avam Kamarası’nda Sir C. Townshend, İngiltere’nin Türk Milliyetçi Kuvvetleri’yle savaş halinde olup olmadığını Başbakan’a sordu.

Hükümet adına cevap veren Mr. Harmsworth bir barış antlaşması onaylanıncaya kadar teknik yönden ortada savaş halinin bulunduğunu fakat mevcut Türk-Yunan çatışması karşısında İngiliz tutumunun tarafsızlık olduğunu söyledi.’

Her defasında belirttiğimiz gibi, ‘yalanları ve yanlışları’ doğru diye bellediğimiz ve bunları tartışmadığımız vakit, Türkiye’nin kendi zaaflarını tespit etmesi mümkün değil. Örneğin, Ömer Kürkçüoğlu tezinin önsözünde şöyle diyor: ‘Lozan Barış Konferansı’nda da Türkiye, İngiltere’nin en ilgilendiği iki konudan biri olan Boğazlar konusunda, İngiltere’nin tezine çok yakın bir görüşü benimsemiştir.

Musul konusunda da İngiltere’yle bir kopmaya gitmedi ve 1926 yılında, İngiltere’den yana bir çözümü kabul etti.’ Zaten kitapta da, Sevr’den Lozan’a giden süreç İngiliz resmi belgeleriyle anlatılıyor...

* * *

Yunanlıların komplekssizce tartıştığını görünce...

Bizde de ortaya çıkan ‘domuz gribi’ ve Ankara’daki ‘kongre savaşlarını’ bir yana bırakıp, aynı olgunluğa ulaşıp ulaşmadığımızı merak ettim...

Aradan geçen doksan yıla rağmen hala ‘resmi tarih’in dediği dedik, çaldığı düdük mü?

Yoksa aklın ışığında farklı yaklaşımlara da yer var mı?

O toplumsal olgunluğa eriştik mi, erişmedik mi?


star

 

Ertuğrul ÖZGÜL isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş
Sayfayı E-Mail olarak gönder
 


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı




2007-2026 © Siyaset Forum lisanslı bir markadır tüm içerik hakları saklıdır ve izinsiz kopyalanamaz, dağıtılamaz.

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.
5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi ve görüşlerinizi " iletişim " adresinden bize gönderirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır.


Bulut Sunucu Hosting ve Alan adı