![]() |
#14 |
![]() 5- İMAMET
Cemâat Cemaat, sünnet-i müekkededir. Mütûn´de, Hulâsa1 da, Mu-hiyt´dc ve Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir. el-Ğâyede: «Âlimlerimizin âmmesi, gerçekten cemaat, vacîb-tir, dediler.» denilmiştir. Müfîd´de ve onun tesmiyesinde : «Cemaat, sünnetle vacib olduğu için sünnettir.» denilmiştir. Bedâi´de : «Cemaat, akıllı, erginlik çağma gelmiş, cema(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)atle namaz kılmaya —zahmetsiz— gücü yeten erkekler üzerine va-cibtir.» denilmiştir. Bir kimse, cemaate yetişemediği zaman, başka bir nıescid ara(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ması gerekmez. Bu hususta ihtilaf yoktur. Ancak, cemaatle namaz kılmak için, başka bir mescide gitmek daha güzeldir. Cemaate yetişemiyen kimsenin, namazı, kendi kavminin mahallesinin mescidinde kılması en güzelidir. Kudûrî: «Cemaate yetişemiyen kimse, ehiini toplayıp, namazı onlarla beraber kılar.» demiştir. Şemsü´l-Eimme de : «Zamanımızda evlâ olan, kişinin kav(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)minin mescidine girmediği zaman ailesi fertleri ile cemâat olması eğer girer ise, namazını orada kılmasıdır.» demiştir. Cemaat, bazıözürlerle düşer : Hastaya, kötürüme, topala, eli - ayağı çaprazvari kesilmiş olan kimseye; ayağı kesilmiş olana, yürümeye gücü yetmeyen felçliye, aciz olan ihtiyara ve E´bû Hatiife CR.A.) indinde kör olana, cemaat vacib olamaz. Sahih kavle göre, cemaat; yağmur çamur, şiddetli soğuk ve fazla karanlık sebebiyle de düşer. Tebytn´de de böyledir. Karanlık gecede, esen rüzgar sebebiyle de cemaate gidü-meyebilir. Fakat, gündüz esen rüzgar özür değildir. Bir kimsenin, büyük ve küçük abdestinin veya bunlardan bi(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rinin daralması; cemaatle namaz kılmaya çıkarsa, borçlu olduğu kimsenin kendisini hapsetme tehlikesi; setere ( = yolculuğa) çık(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ması, seferde namaz kılıncaya kadar kafilenin kaybolacağından korkması, hasta olan bir kimseye bakmakta olması; malının kay(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)bolacağından korkması; yemek hazır olup, namaz kılana kadar nefsinin onu arzu etmesi; yemek vaktinin dışında da, hazır olan yemeği canının çok istemesi, cemaate gitme vazifesini düşürür. Sirâcü´l - Vehhâc´da da böyledir. Belli bir imâmı olan ve belli bir cemaatı bulunan bir mahalle camiinde cemaatle namaz kıldıktan sonra, ikinci defa ezan okuyarak orada tekrar cemaatle namaz kılmak mühab olmaz. Fakat, ezan okumadan cemaatle namaz kılmak, icmaen mubah o-lur. Bu konuda, yol üzerindeki mescidin hükümü de aynıdır. Şerhü´il - Mecmu´da da böyledir. Cemaat olabilmek için, iki kişinin bir arada obnası gere(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)kir. İkinci kişi, akılı bir çocukda olabilir. Sirâcıyyede.de böy(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ledir. Bir topluluğun, birbirlerini çağırarak, bir araya gelip, nafile bir namazı cemaatle kumaları mekruhtur. Sadrii´ş - Şehid´in, eİ - Asi isimli kitabında : «Mahalle mesci(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dinde ezansız ve kametsiz, cemaatle nafile namaz kılmak mekruh olmaz» denilmiştir. Şemsül - Eimtne Halvâıfl ise : «... imâmdan başka üç kişi olursa, biî-Mifak mekruh olmaz.» demiştir Fakat, dört kişinin nafileyi cemaatle kılmaları, Esahh olan kavle göre mekruhtur. Hulâsa´da da böyledir. [35] İmamete Kimin Daha Çok Hak Sahibi Olduğu Namazla ilgili hükümleri en iyi bilen kimsenin, imamete geçmesi evladır. Muzmarât´ta da böyledir. Zahir rivayet de budur. Bahrü´r - Râik´ta da böyledir. Bu hüküm, namazla ilgiii hükümle(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rin en iyi bilen kimsenin, sünnet yerini bulacak kadar Kur´ân oku(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mayı bilmesi halindedir. Teby´n´de de böyledir. Ve bu kimse, din(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)den (—amelindeki noksanlıktan dolayı) ta´n olunmaz, (ayıplanmaz) Kifâye´de ve Nitoâye´de de böyledir. İmâm olan kimse, başkaları haramdan daha fazla sakınmakta ise zahiri kötülüklerden kaçmahdir. Muhiyt´te ve Zâbidî´de de böyledir. Bir kimse, namazla ilgili bilgilerde mütebahhir olur, fakat başka bilgilerden nasibsiz bulunursa; bu kimse, — başka sahada daha çok bilgi sahibi olan kimselere göre imamlığa daha evlâ(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dır; daha layıktır. Hulâsa´da da böyledir. İlimde müsavi olan kimseler arasında, imamlığa daha eh(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)il o´an, kıraat Kur´an okuma) ilmini daha iyi bilen ve daha gü(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)zel Kur´an okuyan kimsedir. Bu kimse, Kur´an okuma esnasında durulacak yerde durur, geçiüecek yerde geçer; kelimelerin şed(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)desini, tahfifini ve kıraatle, ilgili diğer hususları bilir. K´fâye´de de böyledir. İmâm olacak kimseler, kıraat hususunda da müsavi olur(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)larsa, aralarında, haramdan en çok kaçınan kimse imâm o!ur. Bun(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)da eşit iseler, en yaşlı olanları olur. Hidâye´de de böyledir. İmâm olacak kimseler, bu hususlarda da müsavi iseler, ahlâkı en iyi olan, hangisi ise, o imâm olur. Bunda da eşit iseler, soyu sopu iyi olan imâm olur. Bu durumda da eşitlik varsa, yüzü güzel olan imâm olur. Fethü´l : Kadir´de de.böyledir. İmâm olacak kimseler, bütün bu hususlarda müsavi iseler, daha çok gece namazı — krlmiş — olanlar imâm olmaya hak kazanmış olur. Kâfi´de de böyledir. Bu hususta da eşitlik varsa, neseb yönünden şerefli olan imâm olur. Fethü´l - Kadir´de de böyledir. En mükemmel imâm, en faziletli kimsedir. Çünkü, maksud olan, cemaatin çok olması ve imâm olan kimseye insanların ço(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ğunun rağbet etmesidir. Tebylh´de de böyledir. Yukarıda saydığımız vasıfların hepsi de iki kişide eşit-ola(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rak bulunursa, hangisinin imamlık yapacağı Kur´a ile tesbit edilir; veva imâm cemaat tarafından seçilir. Hulâsa´da da böyledir. Ziyafet verilen bir evdeki cemaate ev sahibinin imamlık yapması daha uygundur. Ancak, burada sultan veya kâdi (=hâ-kim1 bulunmakta ise, onlar imânı olurlar. Hükümdar varsa onun veya ev sahibinin, misafirlerinden her(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)hangi birini imamlık için öne geçirmiş olmaları halinde, bu kim(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)senin tekbir alıp namaza başlaması efdâldir. Misafirlerden birinin, kendi başına ileri geçip namaz kıldırması da caizdir. Bir evde, o evde oturan kiracı, o evin sahibi ve misafir olan kişiler bulunmakta olsa; imamlık için izin vermeye ve kendi(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)sinden izin istenilmeye hak sahibi olan, o evde oturan kiracıdır. Tatarhâniyye´de de böyledir. Keza, öndüç alman imameti, ödünç verene göre, daha evladır. Siracü´l - Vehhâc´da da böyledir. Mahallenin imamından daha ehil bir kimse, o mahallenin mescidine girmiş olsa, mahallenin imamının namaz kıldırması diğer kimsenin kıldırmasından daha evladır. Kunye´de de böy(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ledir. = Ahras ( = dilsiz) bir kimse, diğer dilsiz kimselere imamlık yapmış olsa, hepsinin de namazları caiz olur. - Âlimlerimiz: «Bazı yerlerde, ümmî´nin imamlığı caiz de(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ğildir» demişledir. Şeyhü´l- İslâm, Kitâbü´s-Salât Şerhinde : «Ahras (= dit siz) iîe ümmî (sokuma yazma bilmeyen, cahil) bir arada bulunduk(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ları sırada, namaz kılmak isteseler, ümmî´nin imamlık yapması da(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ha uygundur. Bu durumda, ikisinin de namazlarının caiz olduğu hu(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)susunda ihtilaf yoktur.» demiştir. Tatarhâniyye´de de böyledir. Menyetü´I - Musallî´de : «Cünüplükten teyemmüm etmiş olan kimsenin imamlığı, hadesten ( = abdestsizlikten) teyem müm etmiş olan kimsenin imamlığından daha evladır » denilmiştir Nehrül - Fâık´ta da da böyledir. Mescidin dışında bir topluluk, içinde de bir topluluk oturmakta iken, müezzin kamet getirse ve bunun üzerine dışardaki cemaaten biri kalkıp imâm oiur; aynı şekilde, içerdeki topluluktan da biri kalkıp imâm olur ve namaz kıldırmaya başlarsa, namaza önce baş-hyaîıa uyup, namaz kılmakta kerahat yoktur. Hulâsa´da da böv ledir. Fıkhi bilgi ve sâlih olma bakımından müsavi fakat Kur´an okuma bakımından biri diğerinden daha üstün olan iki kişiden, iyi okuyamıyam, cemaatin imamlığa geçirmesi doğru değildir, şüphesiz ki, böyle yapan cemaat, bir kötülük yapmış olur. Cemaatin bir kısmı iyi okuyanı, bir kısmı da diğerini seçerse, bu durumda, seçenlerin sayısının çok olduğu tarafa itibâr edilir! Siracü´l - Vehhâc´da da böyledir. Bir mahallede imamlık yapmaya elverişli sadece bir kişi bulunsa, illâ da onun imâm olması gerekmez. O kimse, bu mahal(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lenin imamlığını terketmekle de günahkar olmaz. Gunve´de de böv-ledir. [36] Başkasına İmâm Olması Caiz Olan Ve Olmayan Kimseler MürgSnânî: «Heva ve bid´at sahibi olan kimsenin arkasın(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)da, namaz kılmak caizdir. Rafızî´nin cüheminin, kaderenin müşebbehenin ve Kur´ân ya(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ratılmıştır, diyenin arkasında, namaz kılmak caiz değildir. Yalnız, hevâ ve bid´at sahibi olan kimse, bu hallerinden dolayı kâfir olmuyorsa, arkasında namaz kılmak maal - kerâhe (=mekruh olmakla beraber´ caiz olur; aksi taktirde caiz olmaz.» demiştir. Tebyin´de ve Hulâsa´da da böyledir. Sahih olan da budur. Bedai´de de böyledir. Mi´râcı inkar eden kimseye bakılır; eğer o kimse, esrâ´yı ya(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ni Mescid-i Haram´dan (Mekke´den) Mescid-i Aksa´yâ (Kudüs´e? ka(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dar olan bölümü inkar ediyorsa kâfir olur; ancak, Beyt-i mukad(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)desten sonrasını inkâr ediyorsa, kâfir olmaz. Bid´at sahibinin veya fasıkın ardında namaz kılan kimse, cema(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)at sevabını alır. Fakat, bu sevap, mütteki bir kimsenin ardında kı(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lan namazın sevabı kadar olamaz. Hulâsa´da da böyledir. Şaf´i mezhebinden olan bir imâma uymak, muhakkak ki sahihtir. Ancak —arkasında, Hanefi mezhebinden olan bir kimsenin namaz kılma ihtimali olan— Şafi´î bir imâm ihtilaflı yerlerden sa(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)kınmalıdır. Meselâ : Bir yerinden kan çıkınca abdest almalı; kıble istikâmetinden fazla dönmemen ve bunlar gibi diğer ihtilafı husus(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lara dikkat etmelidir. Nîhâye´de ve Klfâye´nin Vitr Babı´nda da böyledir. Namaz kılan kimsenin, batıya yönelmesi fahiş bir hatadır. Fetâvâyî Kadihân´da da böyledir. Kendisine, Hanefi mezhebinden bir kimsenin uymakta ol(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)duğu Şafi´î imâm, inancında (amelinde) mütaasıb, şüpheci olmama(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lı; az olan ve durgun bulunan bir sudan abdest almamış olmalı; el-bisesine bulaşmış olan meniyi yaş ise yıkamış kuru ise ovala-lamış olmalı; vitrin arasını kesmemeli; geçmiş namazların kazasında tertibe riâyet etmeli; başının dörtte birini meshetmeli ve benzeri husus´ara riâyet etmelidir. Nlhftye´de ve Kifâye´nin Vitir Babı´nda da böyledir. Bu durumdaki Şafi´î imâm, içine pislik düşmüş bulunan az bir suda abdest almaz. Fetevâyî Kâdıhân´da da böyledir. Bu imâm, mâ-i müste´meîle (kullanılmış su ile) de ab(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dest almaz. Sîrâciyye´de de böyledir. İmâm Tlmurtâşî´nin zikrettiğine göre, Şeyhü´l - İslam Hâ-herzâde: «Aslında, bu imâmın, bu gibi durumlarını bilmeyen bir kim(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)senin, bu imâma uyması caizdir fakat mekruhtur.» demiştir. Kifâ-ye´de ve Nihâye´de de böyledir. Şâfi´î bir imâma uyanHanefi bir kimse, imâmın — Şâfi´î mezhebine göre namazını ifsad eden bir halini bilse ve fakat imâm bu durumu bilmemekte olsa, âlimlerin kavillerine göre, na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mazı caiz olur; bazıları ise «caiz olmaz» demişlerdir. Sahih olan ise birinci kavildir. Meselâ: Şâfi´î imâmın kadına dokunması, zekere (tenasül uzvuna) dokunması ve benzeri durumlar gibi... Bu durumda, muktedinin görüşü, (rey´i, mezhebi) imâmın na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mazının caiz olduğu şekilde ise, kendi görüşüne (mezhebine) itibar olunur ve o kimsenin namazının, caiz olduğunu söylemek gerekir. Tebyin´de de böyledir. Fazlî : «İmâm Ebû Yûsuf (R.A.) ve İmâm Muhammed (R.´in görüşlerine göre, Hanefi mezhebinden oüan bir kimsenin, vi(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)tir namazında da Şâfi´î bir imâma uyması sahihtir.» demiştir. Hulâ-sa´da da böyledir. İmâm Ebû Hanife (R.A.) ve İmâm Yûsuf (R.A.) a göre, teyemmümle namaz kılan kimsenin, abdest almış olan kimseye imâm olması caizdir. Hîdâye´de de böyledir. Şeyü´l - İslâm; «Bu durum, abdestli olarak namaz kılan kimselerin yanında, su bulunmadığı zamandır. Eğer, abdest alan kimselerin, yanında su varsa, bu durumda, teyemmümlü olan kimsenin imamlığı caiz olmaz» demiştir. Nihâye´de de böyledir. Cenaze namazında, abdesti olan kimsenin, teyemmümlü olan imâma uymasında, hiçbir ihtilaf yoktur. Hulâsa´da da böy(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ledir. Özürlü bir kimsenin, özürlü diğer bir kimseye uyması, ö-zürleri aynı olduğu takdirde caizdir; özürleri aynı değilse caiz de(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ğildir. Tebyin´de de böyledir. Yellenen kimselerde, idrarını tutamıyan kimselerin ar(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)kalarında namaz kılmak caiz değildir. Bahrü´r - Râik´ta da böy(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ledir. İdrarını tutamıyan bir kimse hem yellenen hem de ya(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rası bulunan bir kimseye uyamaz. Çünkü, bu durumda, mukte-dîniiı Özrü bir, imâmın özrü ise, iki olmaktadır. Cevheretü*n -Meyyire´de de böyledir. Temiz olan bir kimse, idrarını tutmıyan kimseye uyamaz. Temiz kadınlar da, kendisinden istihâza kanı gelen kadınlara uya- r mazlar. Bu hüküm, hadesin abdeste yakın olduğu zamandadır. Zâhidi´de de böyledir. Abdest alırken ayaklarım yıkamış bulunan bir kimse, mestleri üzerine meslietmiş olan kimseye veya yarası üzerine mes~ hetmiş bulunan kimseye uyabilir. Keza, neşterle kan aldırmış o-lan kimseye, sağlam kimseler, — kanın çıkmasından emin iseler uyabilirler. Hayvanına binmiş olan bir kimse, kendisi gibi hayvan(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)larına binmiş olan ve yakınında bulunan kimselere imâm olabilir; bunlar namazlarını imâ ile kılarlar. Çıplak olan bir kimse de, çıp(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lak olan diğer kimselere imamlık yapabilir. Hulâsa´da da böyledir. Ef´dal olan ise, çıplakların, tek tek ve birbirlerine uzak yerlerde oturup, namazı imâ ile kılmalarıdır. Bunlar şayet, cema(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)atle namaz kılacaklarsa, kadınlar gibi imâm aralarında durur. Cevheretü´n - Neyyire´de de böyledir. Bu durumda, imâmın, ce(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)maatin önür.de durması da caiz olur. Nihâye´de de böyledir. Çıplakların cemaatle namaz kı´malan mekruhtur. Cev-heretü´n - Nteyyire´de ye Sirâcü´î - Vehhâc´da da böyledir. Ayakta durarak namaz kılan kimsenin, oturduğu yerde, rük-û´lu ve secdeli namaz kılan bir kimseye uyması caizdir. Rükû´ ve secde ile namaz kılan kimseler, imâ ile namaza kılan kimseye uymazlar. Fetâvâyfi Kadîhân´da da böyledir. Oturan kimsenin imamlığının olduğu gibi, kamburun da, ayakta imamlık etmesi caizdir. Zehıyre´de ve Tatarhâniyye´de de böyledir. Kamburun ayakta durma hâli ile rükû´ hali farklı ise, imâ-metli itifakla caizdir. Bu iki hali arasında fark yoksa, tmâm-ı A´zam (R.A. ve İmâm Yûsuf (R.A.) ´a göre, yine namazı caizdir. Âlimlerin ammesi, bu kavli almışlardır. Bu kavle, İmâm Muhammed (R.A.) muhaliftir. Kîfâye´de de böyledir. Ayağı aksak olan imâmın ayağının bir kısmına basıp ayakta durarak imamlık yapması caizdir. Fakat, bu durumda, sağlam olan bir kimsenin imamlık yapması evladır. Tebyin´de de böyledir. Nafile namaz kıTmaktâ olan bir kimse, farz namaz kılanın arkasında kılabilir. HSdâye´de de böyledir. Ancak, bu kimse, son iki rek´atte kur´ân okumaz. Câmiu 1 - Cevâmİ´den naklen Tatarîıâniy-ye´de de böyledir. Farz kılan bir kimseye uyup, nafile kılmakta olan kimse, namazını bozsa, sonra yine o şahsa uyarak, bozduğu namazın kaza(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)sına niyyet etse, bize göre, bu kazası caiz olur. Kâfi´de de böyledir. Mecnûna ve sarhoşa uymak caiz olmaz. Cinnet getirip, son(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ra da iyleşen kiseye, bu iylik zamanında iktida etmek (=uymak) caiz olur. Fetâvâyi Kâdihan´da da böyledir. Fakih, zahiri1 rivayetlerde: «Cinnetten kurtulmuş olan kimsenin, bilinen bir zamanda iyileşmiş olması ile başka bir za(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)manda iyleşmiş olması arasında bir fark yoktur. İyleşmiş olduğu zamanda, sağlam kimse durumundadır. Biz de bu görüşü alırız.» demiştir. Tatarhânflyye´de de böyledir. Mukîmin misafire, vaktin içinde olsun, dışnda olsun uy(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ması caizdir. Misafirin yerliye uyması ise, vaktin içinde olursa caiz olur; dışında olursa caiz olmaz. Mukîm (=yerli> ikindi namazının iki rek´atini kılınca güneş batsa ve bu sırada bir misafir gelip ona iktidâ etmiş =-uymuş) olsa, bu misafirin, o mukime uyması sahih olmaz. Öğle namazım iki rek´at kılan kimsenin, öğleden önce dört rek´at namaz kılan kimseye uyması caiz olur. Hulâsa´da da böy(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ledir. A´râbi´nin âmânın, kölenin veled-i zinanın, fasikın imamet(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)leri caizdir. Hulâsa´da da böyledir. Ancak, bu gibi kimselerin imam(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lık yapmaları mekruhtur. Mütûn´de de böyledir. —Kadına da imamlık yapmaya niyyet etmesi halinde, erke(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ğin kadına imameti caizdir. Ancak, imam havlette (=kadınla tek başlarına kapalı bir yerde) olmaması lâzımdır. Fakat, imâm halvette olup, kendisine uyan kadınların tamamına veya bir kısmına mahrem ise, bu durumda bu şahsın imameti, yine caizdir fakat mekruhtur. Tahâvî şerhi´nden naklen NShâye´de de böyledir. Kadınların cum´a namazında, imâm, kadınlara imamete niyyet etmemiş olsa bile erkeğe uyması caizdir, Bayram namaz(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ları için de hüküm aynıdır. Sahih olan da budur. Hulâsa´da da böy(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ledir. Erkeğin kadına uvması caiz değildir. Hidâye´de de böyle(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dir. Kadının kadınlara, farz olsun nafile olsun, bütün namaz(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)larda, imâm olması mekruhtur. Cenaze namazı, bu hükümden müs(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)tesnadır. Nfihâye´de de böyledir. Şayet, kadın imâm olursa, kendisine uyan kadınların orta(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)larında durur. Aslında, böyîe, ortalarında durması da kerâhati gi-dermez. Bu durumda, imâm olan kadın öne geçse bile namazları bo(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)zulmaz. Cevheretü´n - Neyy&re´de de böyledir. Kadınların, tek tek namaz kılmaları daha efdâldır. Hulâsa(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)da da böyledir. Kadınların önlerine geçmesi halinde, hünsa-i müşkil´in ka(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dınlara imameti caizdir. Hünsâ-i müşkil kadınların arasında dururur ve imâm da erkek olursa, hünsâ´nm erkek olma ihtimali bulun(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)duğu için — namazı bozulur. Serâhsî´nin Muhiyt´irude de böyledir. Hünsâ´nm, erkeklere imâm olması caiz değildir. Mürahik sabinin, kendisi gibi sâbîlere imameti caizdir. Hu-îâsâ´da da böyledir. Belh îmâmlarmin kavline göre, çocuklara (=sabilere* teravih namazında ve mutlak sünnetlerde iktida etmek (=uymak) sahihtir. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir. Muhtar olan kavil, çocukların bütün namazlarda imamlık(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)larının caiz olmamasıdır. Hidâye´de de böyledir. Sahih olari da budur. Muhıyt´ta da böyledir. Ammenin kavli de budur; zahirü´r rivâyet´de budur. Bahrür - Râık´ta da böyledir. Okuyabilen bir kimseye uyma imkânı olan ahrasın = dil(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)sizin) yalnız başına kıldığı namazı da caizdir. Tatarhâniyye´de de böyledir. Ümmînin diğer ümmîlere imameti caizdir. Slrâciyye´de de böyledir. Bir, ümmî, ümmî olanlarla güzel Kur´ân okuyabilenlere imâm olmuş olsa, İmâm-i A´zam Ebû Hanife (R JU ´ye göre hepsinin de namazı fasid olur. Diğer imamlar ise: «Secde kârinin (=Kur´ân okuyanın) namazı fasid olur.» demişlerdir. Mecma´ul - Bahreyn Şerhi´nde de böyledir. «Ümmi namaza başladıktan sonra, Kur´ân okuyabilen bir kimse gelse ümmî´nin namazı bozulur.» denilmiştir. Kerhî ise; «Bu durumda, ümmînin namazı bozulmaz.» demiştir. Güzel Kur´ân okuyabilen bir kimse var iken, ümmînin, ona uy(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)madan namaz kılması hususunda ihtilaf vardır. Esahh olan kavil ise, o ümmî´nin namazının caiz olmayışıdır. Mescidin kapısında veya yanında, güzel Kur´ân okuyabilen birisi varken, bir ümmînin yalnız başına mescidin içinde namaz kılması, caizdir ve bu hususta ihtilaf yoktur. Güzel Kur´ân okuyan kimse ile ümmînin kılmakta oldukları na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)maz başka başka namazlar ise, ümmînin yalnız başına namaz kıl(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ması caizdir. Bu durumda ümmi, güzel Kur´ân okuyanın namazını bitirmesini beklemez. Bu hususta ittifak vardır. îmâm Timurtâşî: «Gece gündüz çalışarak, namazı caiz ola(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)cak miktarda Kur´ân okumayı öğrenmesi, ümrnîye vacib olur. Ümmî kıraatte kusur ederse, ALLAH indinde mazur sayılmaz.» demiştir. Nihâye´de de böyledir, 0 Kur´ân okuyabilen kimsenin, ümmîye ve ahrasa uyması caiz olmaz. Ümmînin, ahrasa uyması da caiz değildir. Elbiseli bir kimsenin, çıplak bir kimseye uyması da caiz değil(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dir. İmama sonradan yetişen bir kimsenin, yetişmediği rek´atleri tamamlamak üzere kalktığı zaman, kendi durumunda, olan kimse(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lere uyması caiz değildir. Fetâvâyî Kâdihân´da da böyledir. Lâhık (— imâma uyduktan sonra, bazı sebeplerle ondan ay(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)rılan ve sonra yine ona uyan kimse), bir başka lâhık´a; bir şeye bin-ili olmayan, binili olana uyamaz. Huîâsa´da da böyledir. Öğleyi kılan, ikindiyi kılana; bu günün öğlesini kılan, dün(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)kü öğleyi kılana, cum´ayı kılan öğleyi kılana ve bu saydıklarımızın tersini yapanlar, birbirlerine uyamazîar. Farz kılan, nafile kılana; nezreden nezredene uymaz. Yalnız, birbirlerine uymayı nezredenler, uyabilirler ve bu hâl sahih olur. Kılmakta olduğu nafile namazı bozan bir kimse, nafilesini bo(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)zan diğer bir kimseye uyamaz. Ancak, aynı nafileyi bozmuş olurlar ve sonra da biri diğerine iktida etmiş bulunurlarsa bu caiz ve sahih Yemin eden, yemin edene uyabilir. Nezreden, yemin edene uya-elbisellerin ise namazları caiz değildir. Bu, bü-icma böyledir, Hulâ-sa´da da böyledir. Çıplak bir kimse, çıplak kimselere elbiseli kimselere imâm olduğu zaman, çıplak imâmın ve çıplak cemaatin namazları caizdir; elbiselilerin ise namazları caiz değildir. Bu, bil-icmâ´ böyledir. Hul-âsa´da da böyledir. Elbisesinde necaset bulunduğu halde, onu yıkamaya Özrü bulunan sahih bir kimsenin, devamlı özrü bulunan bir kimseye uy(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ması caiz değildir. Tatarhâniyye´de de böyledir. Pelteğin (—bazı harfleri okuyamryamn> imamlığı caiz ol(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)maz. Ancak, kendisi gibi pelteklere imamlık yapması caizdir. Pelteğin okuyamadığı harflerini okuyabilen bir kimse bulunursa, imâm olan pelteğin de diğerlerinin de namazları fesada gider. Yer(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lerinin dışında duran, yerlerinde durana uyamaz. Namazda çok tenahnuh eden öksürük gibi yapan,) temteme eden ( = dilini te harfine alıştırıp te... te... te... deyip duran), veya fe´fee yapan fe, fe fe... deyip duran) kimseler, imamlık yapmaz(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)lar. Harflerin bazılarını ancak zorlukla çıkarabilen bir kimse, eğer temteme´si ve fe´fee´si yoksa ve zorluk çektiği harfleri de çikarabili-yorsa, o kimsenin imâm olmasında kerahat yoktur. Muhıyt´in Zelle-tü´İ - Kâri Bölümü´nde de böyledir. Kârî (= güzel Kur´ân okuyan kimse,) ümmîye uyduğu za(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)man, namaza başlamış olmaz. Ancak, kıldığı namaz nafile bir na(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)maz olursa, kazası icabetmez. Sahih olan budur. Ümmîye uymakla namazı bozulan kimsenin durumu ile; bir erkeğin, kadına, çocuğa, abdestsize, cünübe uyması ile namazın bo(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)zulması durumu, aynıdır. Bu meselede aslolan: İmâmın hali, müktedînin hali gibi veya ondan daha üstünse, hepsinin de namazı caizdir. Ancak, imâmın ha(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)li, müktedînin halinden aşağı ise, bu durumda, imâmın namazı ca(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)izdir; fakat, cemaatin namazı caiz değildir. Afuhiyt´te de böyledir. Ancak, imâm ümmî muktedî kârî (—Kur´ân okuyabilen> ise veya imâm ahras ( = dilsiz), muktedî ümmî ise, bu durumda, im(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)âmın da namazı sahih olmaz. Fetâvâyi Kâdİhan´da da böyledir. Faldh Ebû Abdullah el - Cürcânî: «...Bu durumda, ancak ümmînin ve ahrasın namazları, Elbû Hanife (R.A.) ye göre bozulur. Diğer iki imamımızın kavillerine göre ise; ümmî eğer arkasında kâ-ri´nin bulunduğunu bilirse, namazı bozulur; fakat bu durumu bil(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)mezse namazı sahihtir.» demiştir. Zahirü´r - rivâyedeise: «...bilme hali ile bilmeme hail arasında bir fark yoktur.» denilmiştir. Nihâye´de de böyledir. İki kişi, birbirine imâm olmak niyetiyle, aynı anda namaza başlasalar, ikisinin namazları da caiz olur. Ancak, namaza birbirine uymak niyyeti ile başlarsa, ikisinin namazları da fasid olur. Serâh-sî´nin Muhıyt´inde de böyledir. Üzerinde, elbisesi ile Örtülmüş resim bulunan bir erkeğin, başka kimselere imâm olmasında bir beis yoktur. Keza, parmağındaki yüzükte veya cebindeki parada, küçük re(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)sim bulunan kimsenin, bu resimlerle namaz kılmasında da bir beis yoktur. Çünkü bunlar, küçük resimlerdir. Fetâvâyi Kâdihan´da da böyledir. Kendi mahallesine imâm olabilecek bir kimse başka bir mahalleye imâm olmuş olursa, o kimsenin, ramazanda´, yatsının vak(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ti girmeden önce, imâm olduğu mahalleye gitmesi uygun olur. Yatsının vakti girdikten sonra, imâm olduğu mahalleye gitmiş olması mekruhtur. Hulâsa´da da böyledir. Fâsık bir kimse, cum´ada imâm olsa da, cemaatin ona mani olmaya gücü yetmese, bazılarının kavline göre; cum´ada ona uymak ve onun yüzünden cum´ayı terk etmemek gerekir. Cum´a nama(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)zından başka namazlarda, ona uymayıp, başka bir mescide gitmeye cevaz vardır. Zahîrîyye´de de böyledir. Bir kimse, kendisinden hoşnut olmayan bir cemaate imâm olsa, eğer bu hoşnutsuzluk imâmın fesadından veya kendisinden da(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ha evla bir imâmın mevcudiyeti sebebinden kaynaklanıyorsa, o kim(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)senin, — bu cemâate — imamlık yapması mekruhtur. Fakat, aynı imâm imamlığa daha müstehak ise, — imamlığı — mekruh olmaz. Muhıyt´te de böyledir. İmâmın namazı uzatması mekruhtur. Tebyin´de de böy(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ledir. İmâmın, sünnet olan miktardan fazla namazı uzatmaması ve cemaatin haline riayet etmesi münasip olur. Cevheretü´n -Ney-yire´de de böyledir. Bir kavme, bir aylığına imâm olan bir kimse, bu müddet dolduktan sonra: «Ben mecusî idim.» dese, o kimsenin sözü kabul edilmez; müslüman olmaya zorlanır ve ona iyice bir dayak atı´ır. O kavmin kılmış bulunduğu namazlar, caizdir. Keza, bir kimse : «Ben size uzun müddet abdestsiz namaz kıl(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)dırdım.» dese, o kimsenin de sözü kabul edilmez. O kimsenin cinnet getirmiş olması veya bu sözü ve ramdan söylemiş bulunması muh(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)temeldir. O adamın arkasında namaz kılmış olanlar, ihtiyaten bu namazlarını iade ederler. Keza, bu imâm: « elbisemde pislik vardı.» dese, yine yukarıda(Uygunsuz kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)ki gibi davranıhr. Hulâsa´da da böyledir. [37] |
|
![]() |
![]() |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
|
|