|
|
|
|
#1 |
|
Her yokuşun bir inişi ve her zorluğun bir çözümü vardır
Aziz dost ! Zorluklar karşısında ümitsizliğe kapılma çünkü her şeyin bir sırası vardır. Açlıktan sonra tokluk uykusuzluktan sonra uyku hastalıktan sonra sağlık vardır!.. Elbette ki; Sefere çıkan bir gün dönecek uzakta olan gelecek kaybolan bulunacak. Ve karanlık bir gün aydınlıkla son bulacaktır... Çünkü; Her yokuşun bir inişi her zorluğun bir çözümü vardır!.. Aziz dost !.. Müjdeler olsun; geceyi kovalayan bir gündüz var karanlığı kovalayan.. Dağların tepelerin üzerinde derelerin vadilerin arasında beliren bir ışık var !.. Müjdeler olsun; Sıkıntıdan sonra gelen onu unutturan Belki yarından daha yakın olan bir ferahlık var !.. Çünkü; Her yokuşun bir inişi her zorluğun bir çözümü vardır!.. Uçsuz bucaksız çölü ve engin denizleri görürsen bilki; Onun ötesinde kıyısında yeşil vâhalar... şırıl şırıl akan sular vardır!.. Sürekli çekilen bir ipi görürsen bil ki; Bir gün gelecek o ip kopacaktır !.. Çünkü; her göz yaşından sonra bir gülümseme her korkudan sonra bir güven ve her ürkeklikten sonra bir durulma vardır !.. Aziz dost !.. Tarihin derinliklerine dön ve unutma; ateş bile Hz. İbrahim’i yakmamış… Çünkü ilâhî kudret ona bir serinleme penceresi açmıştı!.. Ateş onu yakacağı yerde onu serinletmişti!.. Deniz bile Hz. Mûsâ’yı ve beraberindekileri boğmamış… Çünkü ilâhî güç onları yalnız bırakmamıştı !.. Yılan bile azılı düşmanlar bile Sevgili Rasule ve mağara arkadaşına zarar vermemiş… Çünkü; “korkma Allah bizimle beraberdir” inancı Onların tek güvencesi olmuştu !.. İnsan vardır; zamanın kölesi olmuş.. Sıkıntıdan uğursuzluktan başka bir şey göremez olmuş… Çünkü o yalnız odanın duvarlarına ya da evin kapısına bakmıştır… Oysa; duvarların ötesine bakıverse... Surların dışını düşünebilse... Görebilse... “Gün doğmadan neler doğar”ı kavrayabilse; zindan bile onun için bahar olur. Çünkü o zaman bilir ki; her yokuşun bir inişi her zorluğun bir çözümü vardır!.. Şu halde aziz dost !.. Sıkıntıların arasında karanlıkların içinde kendi kendini hapsetme !.. İçinde bulunduğun zor ortama kendi kendini mahkum etme !.. Günler geçicidir zaman değişkendir.Geceler hep gündüzlere gebedir. Gelecek ise gizlidir. Onu bilen ve yöneten yüce Allah vardır!.. Ola ki yakında O Mutlu bir ortam yaratacaktır. Çünkü inanmalısın ki; her yokuşun bir inişi ve her zorluğun bir çözümü vardır ! iktibas
|
|
|
|
|
|
|
| Sayfayı E-Mail olarak gönder |
|
|
#2 |
![]() |
|
|
|
|
|
|
#3 |
![]() Nice mevsimler geçti hasretinin üstünden, Ben hâlâ bıraktığın hazanda kaldım. Seneler geçti dinmedi yaşlar gözümden, Ben hâlâ bıraktığın hüzünde kaldım. Ömre bedel ne anlar yaşadı insanlar, Ben hâlâ o mahzun bakışta kaldım. Nice yangınları söndürdü rüzgârlar, Ben hâlâ o sönmeyen yanışta kaldım. Seynur İnal |
|
|
|
|
|
|
#4 |
![]() İçimde bir sızı… Kırılan vazom değil derdim yitmeye başlayan çiçeğim... Kırgınlığım yollara değil yolda sendeleyen benliğime.. Nemrutluların yaktığı ateşin yananı olmaktan değil ızdırabım, Sevdalı denizlerde bir damla olamamamdan... Kırılışlarımı uzatıyor boş kalışlarım avuçlarıma, Hissedebildiğim kadar soluduğumdan mıdır.. Nefessiz kalışlarım…? Ağırlaşan ceset kokusu içinde bir sızı, Bir bilinmezlik destanı,belki de tek bir hece, Cümlelerimde bir harf eksik belki de... Ya da cümlelerime son mührü noktayı koyamıyorum. Uyanışlarım oluyor sırtımda uykuya dalan her ses, Yalnızlığıma ses etmiyorum,”sus”oluyorum sızımda... Meryem’ in sukutunu dost tutuyorum, Hurma kütüğünün gözyaşları oluyorum... Güle meftun bulutun yalnızlığı muhatap gözlerime, Kelal_i dille adımlıyorum yolları... Alıntı |
|
|
|
|
|
|
#5 |
![]() Karpuzu severiz... İçimizi serinletir... Siyah çekirdekleri var diye onu yemekten vazgeçmeyiz... Asıl olan çekirdekleri yutmadan, ellerimizi kirletmeden karpuzu yeme becerisini gösterip içimizi serinletmek... Hayatı da seviyoruz... Eğer içimize serinlik (Huzur) istiyorsak. Hayatında siyah çekirdeklerini ayıklamasını bilmek gerek... |
|
|
|
|
|
|
#6 |
|
Yazık ki akşam oldu biz yine yalnız kaldık
Bir kıyısı görünmez denize daldık Bir gemiye binmişiz bulanık bir gecede ALLAH'ın denizinde ALLAH'tan uzak kaldık... Mevlana Hz. |
|
|
|
|
|
|
#7 |
|
|
|
|
|
|
#8 |
![]() Gülen insanlara bayılırım Öyle kocaman, yürekten, gözleriyle gülen insanlara… Bazılarının göbekleri oynar yerinden, çınlar sesleri, otuz iki diş ortadadır en olduğu haliyle Göz kenarları kırışır bazılarının ya da burun kenarlarında gülmekten oluşmuş izler vardır Ne kadar derin o kadar içten çizgilerdir Kimi sakin güler, içine nane ferahlığı doldurur insanın Gözler eşlik etmeden olur mu? Göz bebekleri cam olur parlar Gürültüsüz patırtısız gülerler, sakin bir derenin içini serinleten tatlı berrak suyu gibi Bir çocuğun kahkahasında yüzü parıldayan, istem dışı onunla gülümseyenleri hemen fark ederim Kendiliğinden gelir o gülümseme Bir kedinin, sineği kovalarken ortaya çıkan komik hallerine gülümseyenlerle gözgöze gelirim hemen Ben insanı gülüşünden tanırım Ben samimiyeti dudak kıvrımından yakalarım Dudağı yukarı bükülüp, gözü donanlardan kaçarım Sunidir oluşları Onlar da yakalarlar kendilerini bir gün aynada Mutlak bu Şimdilik orada durmam ben Duramam Gülmeyen her insan çirkindir Her gülen dünya güzeli… Ben isterim ki kendi gülüşüyle dünyayı yıkayan, karanlığı yıkan aydınlık yüzler olsun hep Çünkü yaşamak ağız dolusu gülmektir Çünkü gülmek dünyaya hayat vermektir yüzünüzden gülücükler eksik olmasın sevgiyle kalın =) |
|
|
|
|
|
|
#9 |
|
Susunca, kelimeler secdeye kapandı.
Her şey kendi derinliğine vardı… Sükutunu kınından çekme! dilin dağılır..! Cemil Meriç |
|
|
|
|
|
|
#10 |
|
Ey Yusuf
Onbir yıldızı güneşi ve ayı perde ettin gözlerine Geceler seyre daldı ay ışığında gezinen rüyanı Yorum babandan geldi umut gülümserken yüzüne Ve yüzün güneşlendi babanın sözlerinde Ey oğul “Şeytan insan için apacık bir düşmandır” bilesin Bilesin ki İbrahim ve İshak gibi ALLAH seni seçecek Gün şavkını vururken herkes secdeye gelecek Onlar ki üşümediler seni derin kuyuya atarken Onlar ki düşünmediler geçmişini yok edip geleceğini çalarken Ölüm gözlerinde kaybolmuş yanık kokulu zaman külüydü Gömleğindeki kan yalan babandaki sabır sevginin gücüydü Ey Yusuf Kardeşlerin seni mahkûm etti sancılı bekleyişlere Birkaç dirhemlik maldan öte değildin artık Esir düştün köle oldun satıldın Mısır pazarlarında Gözlerinin feri düştü hükümsüz akan Nil suyuna Bir kadının sözlerinde leyl-i gecelerde düştün zindanlara Rüyalar perde oldu göz kıyılarındaki gelecek yaşamına Nice kadınlar bir bıçaklık yaşam sundu güzelliğin karşısında Ve büyülendi Züleyha rüzgâr giyinmiş zamanlarda Ey Züleyha Kalbinin acılarını akıtma ruhunun ırmağına Vahayı terk et değmesin saçların ağustos sıcağına Terlemesin gözlerime değen nur kokulu avuçların Kelamın hükümsüz kalmasın sözcükler arasında Yakup karanlığında dem aldı sevgilerin en güzeli Mısır’ın ruhu döküldü şaha vuran Nil sularına Çığlıksız ter döktü bedenler Yusuf’un huzurunda Diz çöktü kardeşler arsız bakışların gölgesinde Gözleri ağardı Yakup’un vahanın siluetinde “Ah Yusuf’a olan tasam” dedi gök kubbenin altında Yusuf’un kokusu sarmıştı Mısır’ın dört yanını Ve Yakup gömleğinde bulmuştu gözlerinin ferini Ey Yusuf Leyl-i gecelerde hüküm sürdü Züleyha’nın sevdası Sözlerinden önce yüzün gül açtı karanlık yüreklerde Gelecek zamanlara yazıldı sözlerin alacası Leyl-i gecelerde Yusuf Züleyha’ya sevdalandı iktibas |
|
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|