|
![]() |
#1 |
![]() Ukba sen laz olduğun için sonra lazca eğitim isteyecek olduğundan Kürt kardeşlerine böyle titriyor olmayasın.........hehehehehe.........KOCAMAN Bİ ŞAKAYDI
Yukarıdaki Ukbadan olan alıntı zaten referandum öncesi hatta daha öncesi S Demirtaşın bir programda yaptığı konuşma ile aynı ifadeler..............Biraz Düşünmek lazım...................sonra yazacağım bişeyler acıktım.............
![]() |
|
![]() |
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
![]() |
#2 | |
![]() Alıntı:
|
||
![]() |
![]() |
![]() |
#3 |
![]() Tabi biz birer karadenizli olarak aslında lazca için mücadele veriyoruz kızım sana söylüyorum gelinim sen anla misali (:
Roman açılımı bile var bir laz açılımı yok şu ülkede ayrıcalıklara hayırr.! (: Şaka bir yana bütün diller öğrenilsin ama önce zulüm ve baskıya fazlasıyla maruz kalan Kürtlere ağırlık verilmeli.. Lazlardan bile çektiklerinin haddi hesabı yoktur Kürtlerin.. Afiyet olsun ![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
#4 |
![]() Konuştuğum birkaç kişiye, Milli Eğitim'in kontrolünde, eğitimin baştan sona Kürtçe olduğu özel okulların açılmasının dil talebini karşılayıp karşılamayacağını sordum. Bunun, çok makul, parlak bir öneri olduğunu söyleyenler olduğu gibi, bu okulları kurmaya kimin gücünün yeteceğini, hangi velinin çocuğunun böyle bir okulda okutmak isteyeceğini soranlar da oldu.
Milli Eğitim'in müfredata, belli sınıflardan sonra seçmeli Kürtçe dersleri koyması fikrine itiraz eden kimseye rastlamadım. Sadece bir vatandaşımız şöyle dedi: "Burada insanlar zaten Kürtçe biliyor. Neden böyle bir ders almaya ihtiyaç hissedilsin ki." Devlet yetkilileri arasında seçmeli Kürtçe önerisine yaklaşım sıcaktı. Ama gördüğüm kadarıyla bölgede, Kürtçe talepleri kadar, Türkçenin öğretilmesi ve Türkçe bilmeden ilkokula başlayan miniklerin akademik başarısıyla ilgili de ciddi sorunlar var. Valinin söylediğine göre, son yıllardaki bütün çabalara rağmen okulöncesi eğitim hâlâ yüzde 25 seviyesinde. Birçok öğrenci, Türkçe verilen bir eğitime bu dili bilmeden başlıyor. Ayrıca tespitlere göre 100 binin üzerinde Türkçe okuryazarlığı olmayan vatandaşımız var sadece Van'da. İnsanlarla iç içe olduğu ve bildiği birazcık Kürtçeyle yer yer konuştuğu için sempatiyle karşılanan valinin bir hastane ziyaretinde yaşadığı tablo sıkıntının boyutunu anlatıyor: Hastaların odasına gidip hal hatır soruyor. Hiçbir tepki almayınca şaşırarak yanındakilere dönüyor. Sonra yanındakiler, valinin geçmiş olsun dileklerini ilettiğini Türkçe söyleyince, hastalar dertlerini anlatmaya başlıyor. İnsanların dile getirdiği temel sorun işsizlik ve geçim sıkıntısı. Bunu aşmanın en kestirme yolu olarak da eğitim görülüyor. Vanlılar, hemşehrileri eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in eğitim alanında yaptıklarına minnettarlar, ama hâlâ çok ihtiyaç var. Devlet ve özel kurumlar bu alanda ne kadar eğilse değer. Kolej ve dershaneler dışında eğitim gönüllüleri 30'dan fazla okuma salonuyla öğrencilere ücretsiz kurs imkânı sunuyor. Sadece bölge dışından değil, maddi imkânı olan bölge insanının da bu projeye sahip çıkması sevindirici. Son okuma salonu, işadamı da olan Ticaret Odası Başkanı Zahir Bey'in katkısıyla açılmış. Anadil konusunda, insanların ortak beklentisi aslında çok basit ve insani: Dillerine, kendilerine saygı duyulması. Yıllarca yürütülen inkâr, yok saymaya, aşağılamaya dayalı yanlış siyasetten sonra bu da en tabii hakları. Anadil konusundaki taleplerin nasıl karşılanacağı konusunda bölge insanı esnek. Makul bir çerçevede konuşarak bu sorunu aşmak mümkün görünüyor. Bu yüzden daha baştan yasakçı bir tavırla ortaya çıkmak sevimsiz ve yersiz. Maalesef, bu konudaki AB kriterleri yine sonraki yazıya kaldı Alıntı |
|
![]() |
![]() |
![]() |
#5 |
![]() Konuştuğum birkaç kişiye, Milli Eğitim'in kontrolünde, eğitimin baştan sona Kürtçe olduğu özel okulların açılmasının dil talebini karşılayıp karşılamayacağını sordum. Bunun, çok makul, parlak bir öneri olduğunu söyleyenler olduğu gibi, bu okulları kurmaya kimin gücünün yeteceğini, hangi velinin çocuğunun böyle bir okulda okutmak isteyeceğini soranlar da oldu.
Milli Eğitim'in müfredata, belli sınıflardan sonra seçmeli Kürtçe dersleri koyması fikrine itiraz eden kimseye rastlamadım. Sadece bir vatandaşımız şöyle dedi: "Burada insanlar zaten Kürtçe biliyor. Neden böyle bir ders almaya ihtiyaç hissedilsin ki." Devlet yetkilileri arasında seçmeli Kürtçe önerisine yaklaşım sıcaktı. Ama gördüğüm kadarıyla bölgede, Kürtçe talepleri kadar, Türkçenin öğretilmesi ve Türkçe bilmeden ilkokula başlayan miniklerin akademik başarısıyla ilgili de ciddi sorunlar var. Valinin söylediğine göre, son yıllardaki bütün çabalara rağmen okulöncesi eğitim hâlâ yüzde 25 seviyesinde. Birçok öğrenci, Türkçe verilen bir eğitime bu dili bilmeden başlıyor. Ayrıca tespitlere göre 100 binin üzerinde Türkçe okuryazarlığı olmayan vatandaşımız var sadece Van'da. İnsanlarla iç içe olduğu ve bildiği birazcık Kürtçeyle yer yer konuştuğu için sempatiyle karşılanan valinin bir hastane ziyaretinde yaşadığı tablo sıkıntının boyutunu anlatıyor: Hastaların odasına gidip hal hatır soruyor. Hiçbir tepki almayınca şaşırarak yanındakilere dönüyor. Sonra yanındakiler, valinin geçmiş olsun dileklerini ilettiğini Türkçe söyleyince, hastalar dertlerini anlatmaya başlıyor. İnsanların dile getirdiği temel sorun işsizlik ve geçim sıkıntısı. Bunu aşmanın en kestirme yolu olarak da eğitim görülüyor. Vanlılar, hemşehrileri eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in eğitim alanında yaptıklarına minnettarlar, ama hâlâ çok ihtiyaç var. Devlet ve özel kurumlar bu alanda ne kadar eğilse değer. Kolej ve dershaneler dışında eğitim gönüllüleri 30'dan fazla okuma salonuyla öğrencilere ücretsiz kurs imkânı sunuyor. Sadece bölge dışından değil, maddi imkânı olan bölge insanının da bu projeye sahip çıkması sevindirici. Son okuma salonu, işadamı da olan Ticaret Odası Başkanı Zahir Bey'in katkısıyla açılmış. Anadil konusunda, insanların ortak beklentisi aslında çok basit ve insani: Dillerine, kendilerine saygı duyulması. Yıllarca yürütülen inkâr, yok saymaya, aşağılamaya dayalı yanlış siyasetten sonra bu da en tabii hakları. Anadil konusundaki taleplerin nasıl karşılanacağı konusunda bölge insanı esnek. Makul bir çerçevede konuşarak bu sorunu aşmak mümkün görünüyor. Bu yüzden daha baştan yasakçı bir tavırla ortaya çıkmak sevimsiz ve yersiz. Maalesef, bu konudaki AB kriterleri yine sonraki yazıya kaldı Alıntı |
|
![]() |
![]() |
![]() |
#6 |
![]() Dil, düşüncenin evidir. Türkçe bizim evimiz, yurdumuz, onurumuz. Üstelik resmî dilimiz. Peki neden Kürtçenin özgürce öğretilmesini temel düstur edinen Özgür Gündem'in Türkçesi, Kürtçenin kullanımına karşı çıkan Yeni Çağ'ın, Orta Doğu'nun Türkçesinden daha zengin ve daha ileri? Dil, yaşayan bir organizmadır. Türkçeyi kim geliştiriyor?
Kimsenin resmî dilin yanında ikinci bir resmî dili savunduğu yok. Böyle bir talebi bugüne kadar hiç kimse dile getirmediğine göre resmî dil tartışması yapmıyoruz demektir. Türkçeyi savunalım ve geliştirelim. Bunun yolu Kürtçenin kullanımını sınırlamaktan mı geçiyor? Türkçe bu kadar savunmasız ve zavallı mı? Kürtler kadar Türkçeye emek harcamayanların Kürtçeye karşı çıkmaları 'Küçük Türkiye milliyetçiliği' bağnazlığına saplanıp kalmaktan başka bir anlam taşımıyor. Akşamları sürekli bu konular ile alakalı tartışmaları pür dikkat takip ediyorum ama hala kafamda canlanan bir durağanlık yok . Muhammed kardeşimizin paylaşmış olduğu Mümtezar Türköneye ait bu yazı yine kafamı karıştırdı. Bdp 'nin veya kürt halkının gerçekten resmi dilin Türkçe olmasının yanında Kürtçe dilinin ikinci resmi dil olmasını istemiyormu , bunun orta yolu nasıl bulunacak kim neyi istiyor hassasiyetlerimiz nelerdir bunları ne zaman tam anlamı ile ortaya koyacağız. |
|
![]() |
![]() |
![]() |
#7 | |
![]() Alıntı:
Ne yaptı Osmanlı? Tanzimat fermanıyla tamamen eşit haklar verdi. Bizlerin içinde bazı sesler çıktı. Denildi ki kafirle müslüman nasıl bir olur? Gayri müslimler ise yapılan yenlikleri olumlu karşılamakla birlikte yeterli görmediler. Sonra ne istediler? İç işlerimizde bağımsız, dış işlerimizde Osmanlıya bağımlı olalım dediler. Yani özerklik istediler. Ya daha sonra? Sonra da bağımsızlık için ayaklandılar. Osmanlı'yı en zayıf anında yakalayıp devleti böldüler. Biz şimdi özgürlüğü eşitliği, dili, kültürü bir kenara bırakalım. Önce şu karanlık güçlerin, sadece petrol olan bölgelere özgürlük getirenlerin, Eşref Bitlis'i öldürenlerin oyunlarını bir bozalım. Ondan sonrası çorap söküğü gibi gelir. |
||
![]() |
![]() |
![]() |
#8 |
![]() Ukba abi düşünce bana açıkçası pek akıl karı gelmedi.
Elin kürtçesi ne diye benim oğluma zorla öğretiyorsun der adam. Haklımıdır.Haklıdır.Biz her türlü dayatmaya karşıyız. Kürtçe zorunlu ders olursa. Laz da lazcayı ister. Zaza da zazacayı o zaman dil okulları açsınlar hepsini öğretsinler. Yada matematik,kimya,geometri,tarih ve edebiyat gibi dersleri kaldırsınlar. Hiç makul gelmedi. Lazlar Kürtler kadar çekmemiş veya haksızlığa maruz kalmamış olabilir. Fakat bunu zazalar içinde diyemeyiz. Çünkü Dersim Katliamını hatırlatırım. Dersimdekiler zazadır.Bingöl Tunceli vs vs. daha bir çok ilde yapılan katliam ve haksızlıklar,Kürtler kadar zazaları da etkiledi onlarda çekti. Hem kalkıpta lazlar çekmedi onları salla gitsin demek bu sefer ileride bir laz sorunu getirir. Çerkezler veya boşnaklar çekmedi onların haklarını salla gitsin önemli olan kürtlerdir dersen kürtleri kazanırsın ama çerkez ve boşnakları kaybedersin. Konu El Emin tarafından (10-06-2010 Saat 18:28 ) değiştirilmiştir.. |
|
![]() |
![]() |
![]() |
#9 |
![]() Kürtlerin ilerde bağımsızlığını ilan etmesinden korkuyorsak onları baskı ve gözetim altında tutmamız gerekiyor...
O halde ne yapacağız..? Bu korkumuzla yüzleşmemek için bu çağ dışı uygulamalara devam mı edeceğiz..? Yani arkadaşlar o zaman hükümet yeni bir kürt sorunu dosyası hazırlasın kuzey ırakta Kürdistan devleti kurulsun hepsini oraya postalayalım.. Bu korkuyu yaşayanlar için bunun başka alternatifi yok.. Kürtlerin çoğunluğun'un bu vatanla sorunları yok onun için onlara dil,kültür vs gibi hakları verilince bağımsızlık ilan etmezler merak buyurmayın... |
|
![]() |
![]() |
![]() |
#10 |
![]() Ne yaptı Osmanlı? Tanzimat fermanıyla tamamen eşit haklar verdi. Bizlerin içinde bazı sesler çıktı. Denildi ki kafirle müslüman nasıl bir olur? Gayri müslimler ise yapılan yenlikleri olumlu karşılamakla birlikte yeterli görmediler. Sonra ne istediler? İç işlerimizde bağımsız, dış işlerimizde Osmanlıya bağımlı olalım dediler. Yani özerklik istediler. Ya daha sonra? Sonra da bağımsızlık için ayaklandılar. Osmanlı'yı en zayıf anında yakalayıp devleti böldüler.
Depare ve Muhammet kardeşim . Kara Eşref kardeşimizin ifadelerinde bir şey anlıyorum. Bir çok halkın hissiyatıda bu yönde gibi. Orta da bir tür kültürel hak talebleri olmuş olsada perdenin diğer tarafında bunların kürtlerin birinci dereceden tercihleri değil ülkemizde sinsi planlar içerisinde olanların planları olabileceğini ve ardı arkası kesilmeyecek bir fenomenin içine bizi sürükleme gayretleri gibi gözüküyor olması endişe verici. Şimdi her alanda gelişme sağlanırken kürtlerin veya onların uzantısı olan sivil ve siyasi hareketlerin talebleri hiçmi dikkate alınmayacak dilinin kültürünün ve yerel mekanların güçlendirilmesi gibi arzular sürekli gelecekte tehdit unsuru olabilir diye engellenecekmidir. Bu hakların verilmesi silahlı mücadelenin bir kazanımıdır diye anlayış ülkemizde gelişirse devletten her tür hak talep edenlere silahlı örgütler örnek olabilirmi yani yarın Aleviler cıkıp bizim de haklarımız var insani ve bireysel olarak talep ettiğimiz şeyler var sunni bir devlet anlayışı olamaz diyerek farklı mücadelelere girerlerse bunun adı ne olacak. Kısacası devlet uzun süredir mağdur oluşturdu. Demokratik olarak mücadele edenler haklarını bir yönü ile alabiliyor olsada mücadele içerisinde olanların çok defa karşılıksız kaldığı söylenir. Kürtlere geçmişte asimilasyon politikaları uygunlamış derin yapılar ile müdahale edilerei faili mechul cinayetler vasıtası ile devletine düşman üretilmiş. Ama bugün bunlardan söz etmek mümkün değildir. O halde geçmişe göre çok daha fazla haklara sahip olan kürt kardeşlerimizin yarın çok daha geniş haklara sahip olmaması imkansız değil. Ama Türk milletinin hassasiyetleri bu ivmelere ne zaman ne kadar yol verir bilemiyorum. Gerçekten dil ve kültürel haklar yerel yönetimlerin güçlendirilmesi bizi bölünmeye kadar taşıyabilirmi . Bu millet bu badireyi atlatabilecekmi acaba Türk milleti olarak bizlermi çok vesveseliyiz yoksa hakikaten bu demokratik hakların arkasında yine fitne sahiblerinin oyunlarımı var. Bu konuda çok acizim. |
|
![]() |
![]() |
![]() |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
|
|